30 Eylül 2018 Pazar

EYLÜL 2018 ENFLASYON ORANLARI

 Önnot: Bu paylaşım 2 ekim tarihinde Eylül ayı enflasyon senaryoları üzerine  yazılmıştır, Eylül 2018 Enflasyonu ve Muhtemel etkileri için şu paylaşımı okuyabilirsiniz.Eylül 2018 Enflasyon Rakamları ve Muhtemel Etkileri 

2018 Eylül ayı enflasyonu önümüzdeki çarşamba günü açıklanacak. ( 3 Ekim 2018) Geçtiğimiz Ağustos ayındaki kur şokunun etkisini Eylül ayı itibariyle görmeye başlayacağımız için Eylül ayı enflasyon beklentileri son derece olumsuz, son zamanlarda gördüğümüz en yüksek enflasyon ile Eylül ayında karşılaşacağımız tahmin ediliyor. İnvesting'e göre eylül ayı enflasyon beklenti(Tüfe) %3.6, bir önceki sene Eylül enflasyonu %0.65 olduğu için yıllık enflasyonumuzun %21 olması bekleniyor, ben de bu beklenti üzerine yorum yaptım.

29 Eylül 2018 Cumartesi

İTALYA'DA NELER OLUYOR

 Dün İtalya hükumetinin gelecek yıl için %2.4 bütçe açığı planı üzerine İtalya'da ve Avrupa'da sert satışlar yaşandı, İtalyan hükumeti ile Avrupa arasında gerginlik ihtimali fiyatlanmaya başladı, sürtüşmenin temelinde İtalya'nın yeni hükumetinin daha önce verilmiş olan sözleri tutmaması yatıyor.

28 Eylül 2018 Cuma

BORSALARDA YAKIN ZAMANDA DÜZELTME GELECEK Mİ?

 Daha önce dünya borsalarının ne durumda olduğu ile ilgili birkaç paylaşımda bulunmuştum, paylaşımların ana teması fiyatlamaların ne kadar uç noktalarda olduğunu göstermek içindi, bu paylaşım daha önceki üç paylaşımın devamıdır. Bir borsa krizine yakın mıyız?

27 Eylül 2018 Perşembe

FED'İN 2019 BEKLENTİLERİ

 Dün gece Fed'in merakla beklenen Eylül-2018 toplantısı sona erdi, Fed çok uzun zamandan beri sürpriz yapmadığı için merakla beklenen nokta alınacak karar değil, yapılacak olan açıklamalardı. Fed başkanı Powell basın toplantısında dengeli bir dil kullanmaya çalıştı. Daha önce de yazmıştım; dünya üzerindeki en büyük beş merkez bankasından İngiltere Merkez Bankası nispeten küçük bir ekonomiyi temsil ediyor, Japonya Merkez Bankası Japonya'nın sorunları çözmede yetersiz, Çin Merkez Bankası ise küresel bir aktör olmak konusunda zayıf merkez bankalarıdır; geriye sadece Avrupa ve Amerika merkez bankaları kalıyor, Avrupa Merkez Bankası birçok ülkenin ortak çıkarını koruduğu için Abd'e göre nispeten pasif kalıyor ve sonuç olarak da Abd'nin merkez bankası küresel ekonomiyi kuvvetli şekilde yönlendiriyor o yüzden Fed'in kararları sadece Abd'i değil bütün dünyayı bir miktarda etkiliyor.

25 Eylül 2018 Salı

ASGARİ ÜCRET 2019'DA NE OLACAK

 2019 Yılı asgari ücret ne kadar olacak tartışmaları başladı, bir tarafta reel sektörün sıkıntıları diğer tarafta ise asgari ücretin belirleneceği zamanın seçim dönemi olması sebebiyle 2019 yılı asgari ücret tahminleri hakkında birçok senaryo var. Asgari ücret,  25-31 Aralık arasında net olarak belirlenecek.

24 Eylül 2018 Pazartesi

FED'İN EYLÜL TOPLANTISI NEDEN ÇOK ÖNEMLİ

 Son zamanların en önemli Fed toplantısı yarın başlayacak.(Toplantı 26 Eylül'de sona eriyor.) Yarın başlayacak Fed toplantısı önemli kılan sebep alınacak kararlar değil, Fed yöneticileri aylar öncesinden alacakları kararları piyasa ile paylaşırlar ve piyasa da Fed'in atacağı adımı öncesinden net olarak tahmin eder o yüzden Fed'in çarşamba günü 25 baz puan (%0,25) faiz artırımına kesin gözüyle bakılıyor.

22 Eylül 2018 Cumartesi

EN AZ ÜÇ ÇOCUK SÖYLEMİ HATALI MI

 Ülkemizde son yıllarda ara ara en az üç çocuk söylemi tartışma konusu oluyor, özellikle toplumda çok uzun yıllardan beri işsizlik problemi varken bu söylem daha da tepki çekiyor. Peki gerçekten üç çocuk hatalı bir proje mi? Prensip gereği politikaya değinmek istemediğim için soruyu biraz daha doğru sorayım; Türkiye gerçekten de demografik sorunlara mı sürükleniyor?

21 Eylül 2018 Cuma

TÜRK EKONOMİSİ EN KÖTÜYÜ GÖRDÜ MÜ

Son günlerde Türk Lirası ve Borsa İstanbul'da iyimser fiyatlamalar söz konusu, Türk Lirası en azından normal para birimleri kadar oynak bir görünüme döndü, yakın zamanda günlük ortalama oynaklık %3 civarlarına yükselmişti, yine Türk Lirası bir miktar değerlendi; Borsa İstanbul 97 bin seviyesini kırdı ve 100 bin tekrardan söz konusu oldu.


Bu durumun gerçekleşmesini eylül ayı faiz artırımı ve yeni ekonomi planına bağlayanlar var, etkisi inkar edilemezse de bu durumu bu iki gerekçeye bağlamak hatalı olur çünkü sadece Türkiye'de değil bütün gelişmekte olan ülkelerde benzer bir durum var. Cevabını bulmamız gereken soru şu Türkiye ve daha geniş perspektifte gelişmekte olan ülkeler en kötüyü gördü mü? Yoksa bu ölü kedi sıçraması mı?

MERKEZ BANKASI DÖVİZ REZERVLERİ EYLÜL 2018

 Her perşembe günü açıklanan merkez bankası döviz rezervi(brüt) bu hafta 68 milyar dolar seviyesine gerilemiş, altın rezervi ise 19 milyar dolar seviyelerine yaklaşmış.(her iki rakamı da yuvarladım) Toplam merkez bankası döviz+altın rezervi ise 88 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiş.

 Geçen sene eylül ayında toplam rezerv 112 milyar dolar seviyesindeydi ciddi şekilde azalma var.

20 Eylül 2018 Perşembe

OLUMLU VE OLUMSUZ YÖNLERİYLE YENİ EKONOMİ PROGRAMI

 Piyasanın çok uzun zamandan beri beklediği yeni orta vadeli program(ovp) bugün açıklandı, açıklamadan hemen önce ovp yerine programa ''Yeni Ekonomi Programı'' ismi konuldu.

 Program açıklanmadan önce piyasada çok kuvvetli olumlu beklenti oluşmuştu, program piyasayı tam olarak tatmin etmedi ama tepki çekecek kadar olumsuz bir program da açıklandı diyemeyiz. Programı inceleyince;

19 Eylül 2018 Çarşamba

2020 YILINDA KÜRESEL KRİZ Mİ ÇIKACAK

 Kriz kahini olarak ünlenmiş ekonomist Nouriel Roubini gelecek finansal krizin 2020 yılında gerçekleşeceğini ifade etti, kendisi genelde olumsuz bakış açısı ile ünlü bir ekonomist olsa da 2008 Krizi'ndeki başarılı tahminleriyle küresel ün kazandı.

 N. Roubini 10 madde sayıp bunlar gerekçesiyle 2020'de finansal kriz beklediğini açıkladı, maddeleri incelersek;

TİCARET SAVAŞLARINDA SON DURUM

 Dün ticaret savaşlarında yeni bir aşama kaydedildi. Abd, Çin'den ithal edilen 200 milyar dolar değerinde ürüne ek vergi getirdi, vergi oranı şu an %10 ileride ise %25'e yükseltilecek. Bu duruma Çin de mütekabiliyet esasınca 60 milyar dolar değerinde Abd'den ithal edilen ürünün ek vergi getirerek cevap verdi.

 Abd ya da daha doğrusu Trump; Çin'i vergi adımına karşılık vermemesi için tehdit etmişti, aksi durumda 267 milyar dolar değerinde(Çin'in ek vergi tarifesine uğramamış geriye kalan bütün ithalatı) ürünü kapsayan yeni bir vergilendirme paketi daha hazırlayacaklarını belirtmişti. Çin'in 60 milyar dolar değerindeki ürüne uygulayacağı yeni vergi ile Trump'ın tehdidinin ciddiye alınmadığı sonucu da çıkar, tam aksine Çin'in yumuşak cevap verdiği anlamına da gelir.

  Bu adımlardan ne tür anlamlar çıkarabiliriz?

YENİ OVP BAŞARILI OLABİLECEK Mİ

 Son yılların en önemli orta vadeli programı(ovp) önümüzdeki Perşembe günü açıklanacak. Türkiye'de daha önce defalarca ovp açıklandı, ekonominin ne iyi gününde ne de kötü gününde hedefler konusunda çok başarılı olmuş bir ovp yok; bu durumun yatırımcılar, ekonomi yönetimi, ekonomistler için çok ciddi sorun olduğuna da pek şahit olmadık yani ülkece planlama konusunda zayıfız ve bu durumu sorun da etmiyoruz.

  Ovp'lerin hedef tutturmada başarısızlığı sebebiyle uzun yıllardan beri Türk varlıkları üzerinde çok önemli bir fiyatlama etkisi yoktu fakat önümüzdeki perşembe günü açıklanacak ovp daha önceki ovp'lerden farklı  olacak.

18 Eylül 2018 Salı

TCMB GERÇEKTEN 118 TON ALTIN SATTI MI

 Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası rezervindeki altının yakın zamanda 118 ton altın azalması hem Türkiye'de hem de dünyada ciddi şekilde ilgi çekti, haziranın ortasından bugüne merkez bankası 118 ton altın rezervi azalmış. Bu durumun bu kadar ciddi etki uyandırmasında ''118 ton'' ifadesinin sansasyonel büyüklüğü de ciddi şekilde etkili oldu, kur şoku yaşanan bir ülkede ''TCMB yakın zamanda 5 milyar dolar rezerv sattı.'' şeklinde bir haber bu kadar çok dikkat çekmezdi ki 118 ton altın, 5 milyar dolar değerinde bile değildir. 

  Bu satışın sebebi sadece döviz şoku da değildir, TCMB'i altın satmaya(118 ton satış yok.) iten sebep bir miktar teknik bir hata sonucu ve bu hatayı sadece TCMB değil, dünyadaki birçok merkez bankası da geçen sene yaptı.

17 Eylül 2018 Pazartesi

EKİM AYINDA TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN ÖNEMLİ GELİŞMELER

 Eylül ayının sonlarına yaklaşıyoruz, önümüzdeki ay Türkiye için son derece önemli bir ay çünkü önümüzde birçok önemli gelişme var. Geçtiğimiz mayıs ayı Türkiye'de olumsuz algının çok ciddi şekilde kuvvetlendiği ay idi, önümüzdeki ay da hem içeride hem de dışarıda gerçekleşecek gelişmelerle mayıs ayına son derece benziyor.

16 Eylül 2018 Pazar

ABD ÇİN'E EKONOMİK SEBEPLERLE Mİ TİCARET SAVAŞI AÇTI YOKSA POLİTİK Mİ

 Geçen hafta Abd Başkanı Trump'ın Çin'den ithal edilen 200 milyar dolar değerinde ürüne ek vergi getireceğine dair  açıklamaları olmuştu. Trump, Çin'den ithal edilen 200 milyar dolar değerindeki ürüne ek vergi getirileceğini ve Çin'in bu adıma karşı misillemesi olursa  Çin'den ithal edilen bütün ürünlere ek vergi getirileceğini belirtti. Bugün uluslararası saygın haber kaynaklarında çıkan habere göre; Trump, Çin'e getirilecek yeni 200 milyar dolar değerindeki ürünü kapsayan yaptırımı Pazartesi ya da Salı günü açıklayacak.

  Abd, Çin'e karşı ilk yaptırımı 50 milyar dolar değerinde ürünü kapsıyordu. Abd(Trump), Çin'i bu yaptırıma Karşılık vermemeleri konusunda tehdit etmişti ve eğer  misilleme olursa Çin'e 200 milyar dolar değerinde ürünü kapsayan ek vergi uygulayacaklarını ifade etmişti. Çin, Abd tehdidine rağmen mütekabiliyet esasına göre  Abd'den ithal edilen 50 milyar dolar değerinde ürüne ek vergi uygulamıştı, Abd ise bahsettiği 200 milyar dolar değerinde ürüne bugün ya da yarın ek vergi açıklanması bekleniyor.

  Daha önce başka paylaşımlarda Abd'nin Çin ile ikili ticaretinin sürdürülemez noktalara ulaştığını ve bunun için bir adım atması gerektiğini, Çin'in ise buna karşı çok haklı itirazları olduğunu yazmıştım ama Abd'nin attığı adımları sadece ekonomik  gerekçelere bağlamak zor hatta imkansız.

ÇİN SÖMÜRGECİ Mİ YOKSA YARDIMSEVER Mİ

Son zamanlarda Türkiye ile Çin'in politik yakınlaşmasını görüyoruz,bu yakınlaşmanın ana sebebi ise Türkiye'nin son zamanlarda yaşadığı sorunlara Çin'den ekonomik destek geleceği beklentisi ki Çinli yetkililerden de buna yönelik demeçler geliyor.

Türkiye ile Çin'in ortak para kullanacağından bile bahseden söylentilerin ( Türkiye ile Çin ortak para birimi kullanabilir mi? ) olduğu şu dönemde Türkiye'nin üzerinde durması gereken önemli bir nokta var; Çin çok yardımsever bir ülke mi yoksa sömürgeci mi?

Sömürgecilik deyince ilk akla Afrika geliyor.Çin- Afrika ilişkilerini inceleyelim.

2002'de Çin- Afrika ikili ticareti yıllık 10 milyar dolar civarında iken geçen sene bu rakam 170 milyar dolar oldu.

15 Eylül 2018 Cumartesi

BORSALARDA BALON VAR MI



 Şu iki paylaşımda ;
1.Borsalar bir çöküş yaşar mı?
2.Abd borsaları nereye gidiyor?

S&P 500'deki fiyatlamaların tuhaflaştığını ve bu duruma denk rakamları sadece krizlerde gördüğümüzü açıklamıştım. Bu durumun büyük bir kriz doğurabileceğini ya da birçok balon gibi bir kriz ile patlayabileceğini anlatmaya çalışmıştım.


Abd borsalarında balon varsa bu balon ne zaman patlar?

KARŞILIĞI OLAN PARA BİRİMİ

 Toplumumuzda çok yaygın olarak kabul görmüş hatalı bir inanış var. Bazı paraların ya da Türk lirasının karşılıklı/karşılıksız basılması... Merkez bankasının rezervinde para arzını karşılayacak kadar altın bulunursa paranın karşılıklı olduğu aksi durumda piyasadaki paranın karşılıksız olduğu gibi bir bilgi doğru olarak kabul edilir.

  Gerçek şudur ki Türkiye'de ve dünyadaki para arzının altın karşılığı yoktur. Bir para biriminin karşılığı üzerindeki merkez bankası başkanının imzasıdır, başkanın imzası ile merkez bankaları elinizdeki paranın karşılığı olan değeri size iade edebileceğini ifade eder, bunun inandırıcılığı da paranın değerini doğrudan etkiler. Merkez bankalarının altın karşılığı para basmayı sona erdirmesi hatalı mıdır? Bu sorunun cevabını bulmak için özetle insanlığın para serüvenine bakmak lazım.

14 Eylül 2018 Cuma

OLUMLU VE OLUMSUZ YÖNLERİYLE MERKEZ BANKASININ FAİZ KARARI

  Merkez bankası dün piyasanın çok da beklemediği(+700 puan beklenti ifade eden kurumlar bile vardı.) bir kararla 625 puan faiz artırım kararı aldı, bununla beraber acil durumlarda kullanılmaya başlayan Geç Likidite Penceresini(GLP) de 625 puan yukarı çekerek faiz oranları %24'e, GLP faizini ise %27'e çekti.

13 Eylül 2018 Perşembe

ABD BORSALARI NEREYE GİDİYOR?


   Abd, borsaları halen rekordan rekora koşuyor, şu paylaşımda (Borsalar büyük bir çöküş yaşar mı?) bu yükselişe karşı bazı noktalara dikkat çekmiştim, bu paylaşım linkin devamıdır.

12 Eylül 2018 Çarşamba

VARLIK ALIM PROGRAMLARININ SONLANDIRILMASI

Şu paylaşımda 2018 YILI EYLÜL-ARALIK DÖNEMİ TÜRKİYE'Yİ ETKİLEYECEK GELİŞMELER(MERKEZ BANKALARININ KARARLARI) Türkiye'yi yakın zamanda etkileyecek, planlanmış gelişmeleri yazmaya başlamıştım, bu paylaşım linkini verdiğim paylaşımın devamıdır.

2018'in kalan kısmına hatta önümüzdeki senelere damga vuracak en önemli olay varlık alım programlarının sonlandırılması olacak.

11 Eylül 2018 Salı

2018 YILI EYLÜL-ARALIK DÖNEMİ TÜRKİYE'Yİ ETKİLEYECEK GELİŞMELER(MERKEZ BANKALARININ KARARLARI)

 2018 yılının ilk yarısı sona erdi fakat  yılın kalan kısmında ise Türkiye'yi zorlaması muhtemel birçok gelişme var. Ticaret Savaşları , gelişmekte olan ülkelerde çıkabilecek muhtemel problemler ,borsalarda ortaya çıkabilecek muhtemel sorunlar ,varlık alım programlarının sonlandırılması sonucu ortaya çıkabilecek muhtemel sorunlar , Çin'in borcu vb. birçok küresel çapta büyük problemlere sebep olabilecek senaryo mevcut ama bu paylaşım ihtimaller üzerine değil kesinlikle yaşanması beklenen  gelişmeler hakkında.

  Türkiye'nin önümüzdeki aylarda yüzleşeceği sorunlar;

1. Fed ve Merkez bankalarının faiz artırım kararları: 

 Fed'in bu sene sonuna kadar iki defa faiz artırması bekleniyor, Fed'in bu kararından vazgeçmesi çok zor çünkü geçen sene faiz artırımı için yeterli veriler yokken bu sene ise  faiz artırımlarını hızlandırmayı gerektirecek şartlar altında bile Fed programından sapmadı, bunun sebebi eski Fed başkanı Bernanke'nin başlattığı ve son iki başkanın da sürdürdüğü fed iletişim politikasıdır. 

10 Eylül 2018 Pazartesi

REEL BÜYÜME VE NOMİNAL BÜYÜME NEDİR?

  Tüik, bugün 2018 ikinci çeyrek büyümesini açıkladı. Bu rakamların doğru olmadığına dair sık sık şüpheler dile getiriliyor.Öncelikle büyüme nedir, tanımlayalım. 

TÜRKİYE'NİN TARIM ve HAYVANCILIK PROBLEMİ

 Türkiye'de yakın zamanda tarım sektöründeki problemler geçmiş dönemlere göre bayağı arttı. Özellikle hayvancılık çok ciddi sorunlarla yüzleşiyor.

  Durumu rakamlarla ifade edersek;


 2002 yılında Türkiye'deki büyükbaş hayvan sayısı 10 milyon, küçükbaş hayvan sayısı ise 32 milyon civarındaymış.

9 Eylül 2018 Pazar

MERKEZ BANKASI HEDEFLEDİĞİ ENFLASYONA NASIL ULAŞABİLİR

 13 Eylül günü merkez bankası faiz konusunda yine zor bir karar verecek ne yazık ki merkezin atacağı her adımın ciddi maliyeti var yani tercihler kötü ile daha kötü arasında.

  Öncelikle şu (Türkiye'nin enflasyon sorunu) paylaşımda uzunca anlatmıştım, Türkiye'nin enflasyon problemi yapısal bir problemdir ve çözümü (Türkiye'nin enflasyon sorunu nasıl çözülür) yapısal reformlarla olur. Bu paylaşımda anlattığım şey para politikasıyla hedef enflasyona nasıl ulaşılır.

  Türkiye'de şu an enflasyon %18 civarında, enflasyon problemini çözmek için ilk yapılması gereken şey hedef enflasyon belirlenmesidir, amaçlanan enflasyon ne kadar zorsa bu amaca ulaşmanın maliyeti o kadar artar.

8 Eylül 2018 Cumartesi

TİCARET SAVAŞLARINDA ÇİN NEDEN FEDAKARLIK YAPAMAZ

Şu paylaşımda ( Abd, neden Çin'e ticari savaş açtı? ) Ticaret savaşlarının nedenleri ve Abd'nin neden böyle bir adım attığını/atmak zorunda kaldığını anlatmıştım. Bu paylaşım ise Çin'in neden mevcut düzeni devam ettirmek istediği ya da ettirmek zorunda olduğu ile alakalı.


Çin, ticaret savaşları olmasa bile zor bir dönem yaşıyor. Çin ekonomisi çok uzun yıllardan beri çift haneli rakamlarla büyüyordu, istisnai dönemlerde (krizler, resesyonlar) bu rakamları tutturamazsa krizin ardında farkı kapatan büyümeler gerçekleştiriyordu.


2008 Krizi sonrası Çin bu özelliğini kaybetti fakat çok uzun zamanlardan beri çok yüksek büyümeler gerçekleştirdiği için ülke, şirketler, halk buna göre borçlanmaya alışıktı ve geçmişten gelen yüksek borç yükü vardı. Nispeten zayıf büyümeler hem mevcut borçların ekonomi üzerindeki yükünü artırdı hem de dönem hatalı borçlanmaya çok uygundu.( Bolluk Dönemi/Varlık Alım Programları)

ABD NEDEN ÇİN'E TİCARET SAVAŞI AÇTI?

 Dün (7 Eylül 2018) Abd'den, Çin'den ithal edilen  200 milyar dolarlık ürüne ek vergi konulup konulmayacağı hakkında haber bekleniyordu. (Abd'nin Çin'den alınan 200 milyar dolarlık ürüne vergi planı )Açıklama Başkan Trump'tan geldi ;Trump, Abd'nin bu adımı atacağına yönelik bilgi verdi ve Çin'in bu adıma karşılık vermesi durumunda, 267 milyar dolarlık Çin'den ithal edilen ürünlere yönelik yeni bir paket hazırlığının da başladığını bildirdi.(Çin'den ithal edilen bütün ürünlere vergi getirilecek anlamına gelir.)

  Biraz daha geçmişe gidersek Abd, ilk adım olarak 50 milyar dolar değerinde Çin'den ithal edilen ürüne vergi getirmişti ve Çin'i hali hazırda Abd'nin  ikili ticarette dezavantajlı olması sebebiyle karşılık vermemesi için uyarmıştı. Çin'den misilleme gelmişti. (50 milyar dolarlık ürünü kapsayan bir paket)

  Abd daha doğrusu Trump, bu paket uygulanırsa Çin'e 200 milyar dolarlık bir paketle misilleme yapılacağını belirtmişti, Çin'den ise 60 milyar dolarlık bir paket tehdidi gelmişti.

  Abd ya da Trump, bugün 200 milyar konusunda ciddi olduğunu belirtti ve eğer Çin'den bir misilleme gelirse Çin'den alınan bütün ürünlere karşı vergi getirileceğini belirtti, Çin'in elinde ise böyle bir koz yok,alternatif adımlar atmak zorunda.

 Abd, neden Çin ile ticari sorunlar yaşıyor?

 Abd, çok uzun yıllardan beri Çin'e karşı ticari açık veriyor hatta denebilir ki Çin tarafından sömürülüyor.

Abd'nin Çin'e karşı son beş yıldaki Ticari Açığı;

2017 yılı 376 milyar dolar
2016 yılı 366 milyar dolar
2015 yılı 388 milyar dolar
2014 yılı 363 milyar dolar
2013 yılı 327 milyar dolar

  Bu beş senede Abd'nin Çin'e karşı ticaret açığı toplam ticaret açığında %40-50'lik bölümü temsil etti. Çin'in dünya ekonomisindeki büyüklüğünü göz önünde bulundurursak bu kabul edilebilir rakamın üç katı.

  Çin, açısından bakınca ise son senelerdeki ticari fazlasının %80-120'si gibi rakamlar görüyoruz yani toplumumuzda çok büyük üretim ülkesi olarak anılan Çin aslında Abd olmazsa o kadar da büyük bir üretim ülkesi değil, hatta yakın zamanda kadar(2013 öncesi) Abd, dışındaki dünyaya karşı ticari fazlası bile yoktu.

Abd, neden mevcut duruma itiraz ediyor?
 1. Abd, sadece Çin'e değil bütün dünya ile arasındaki haksız ticaret ilişkisine itiraz ediyor (Avrupa, Meksika, Kanada ile de benzer  sorunlar yaşıyor.) çünkü ideolojik sebeplerle(kapitalizm, küreselleşme vs.) çok uzun yıllar boyunca dünya ile arasındaki haksız rekabete karşı itiraz etmedi ve dünya bu normal üzerine bir statüko kurdu, dünyanın hiçbir ülkesi bu statükonun bozulmasına hazır değil fakat diğer taraftan Abd ekonomisi için de mevcut durumu sürdürebilir değil, Abd bugün mevcut durumu düzeltmese hem kendini hem de dünyayı çok ciddi zorluklara sürükleyecek. sorunun temelinde ise ''borçluluk'' var ve Abd'nin borçluluğunun ana sebebi dünyaya karşı verilen abartılı ticaret açıklarıdır.(Ticaret açığı pratikte borçlanma demektir.) Şurada   ( Abd ve dünya ekonomisindeki borçluluğun sürdürülemez seviyeye gelmesi ) Abd'nin  mevcut borçluluğunu neden sürdüremeyeceği uzunca anlattım. Abd'nin ticaret savaşları başlatmasında asıl sebep Trump meczubu değil, ekonomik durumunun borçluluğu sürdüremez hale gelmesidir. Kısacası Abd'nin dünya ile ciddi problemleri var ama Çin ile durum apayrı boyutlara ulaşmış.

  Diğer taraftan Abd'e şu eleştiri getirilebilir, bu sistemi kuran ve dünyaya yayan kendileridir itiraz etmeleri Mcdonald's'ta coco-cola içerken iphone'undan instangram'a selfie yükleyen Lenin gibi bir garabet.

2.  Çin, mevcut ticari avantajını dünyanın geri kalanı gibi elde etmedi, Mesela bir Almanya, Bir Japonya asla olmadı. Çin,  80'lerden beri  abartılı büyüme rakamlarına rağmen devamlı para biriminin değerini düşürerek rekabet gücünü korudu ve tabii geriye kalan dünyada da çok ciddi sorunlar yaşattı.

  bugün Çin halkı müreffeh bir halk değilse bunun tek sebebi yönetimin para politikasıdır, yine Çin halkının hak ettiği refahı yaşamaması da dünya için problemdir. Nasıl diye sorarsanız.

A ülkesi, B ülkesine ürün satıyorsa B ülkesi zenginleşir ve A ülkesinden daha fazla ürün almaya başlar ve A'dan gelen para A'ya geri döner. B, zenginleşir, A daha cazip ürüne ulaşır.

B, A'ya sadece ucuz olduğu ürün satıyorsa bir süre sonra bu avantajını kaybetmek zorundadır çünkü halkı zenginleşecektir.(işçilik maliyeti artacak) zaten zamanla A'dan alacağı ürün de artınca ekonomiler dengelenecektir.

Ama B, halkı için değil de devletinin gücü için çabalayan bir sistem tarafından yönetiliyorsa ve bu ucuz maliyet gücünü kaybetmemek için devamlı olarak parasını değersizleştiriyorsa  B'ye akan para geri dönmeyecektir, iki ülke arasında ticaret açığı varsa açık veren ülke pratikte borçlanıyordur ve bahsettiğimiz B'yi birileri durdurmasa sistem sürdürülemez seviyeye gelinceye kadar B dünyayı borçlu hale getirecektir. verdiğim linkte Abd'i ve dünyayı kim borçlandırıyor bir de bu açıdan bakmak lazım.

  B'yi yani Çin'i kim durduracak diyorsanız o ülke Abd değil, ucuz işçi avantajını ekonominin dışına çıkarmak için çalışmalar başlatmış ve bu konu da adımlar atmış olan Almanya'dır.(ironik olarak dünyada gerçek- ucuz mal üreterek değil- ticari fazla veren ülke olmalarına rağmen) buna da Endüstri 4.0 diyoruz.

3. Abd, için mevcut sistemin düzeltilmesi haklıdır, şarttır ama yapılan hamlelerde Trump'ın popülizm peşinde koşuyor olmasının da etkisi kesinlikle var.

  Bu paylaşım Abd'nin mevcut çıkar çatışmasında haklı olduğu yanları da  kapsadı, Çin neden haklı ya da neden mevcut statükodan vazgeçemez onu da başka bir paylaşımda anlatıp buraya ekleyeceğim.

 Düzeltme: ''A'' ve ''B'' ülkeleri örneği anladığım kadarıyla yeterince açık değil.

 Çin, Abd'e 80'lerden beri ciddi ticaret fazlası veriyor, bu durum Abd'nin aleyhinedir çünkü ticaret açığı olan ülke pratikte borçlanıyor demektir.

  Çin'in Abd'e ticaret fazlası vermesinin sonucu  ekonomik büyüme  ile beraber refahının da artması gerekirdi ve böylece Çin ekonomisi büyüyecek ve büyüdüğü oranda daha fazla tüketecekti.

  Çin'in refahı arttıkça tüketimi de artsaydı böylece hem Abd'e karşı fiyat rekabeti gücünü zamanla kaybedecekti hem de Abd'den ithalatı artacaktı.(daha fazla tüketim) Bir noktadan sonra illa ki ikili ilişkide daha karlı olan bir ülke olsa da durum bir tarafın diğer tarafı sömürmesi gibi bir durum olmayacaktı. Abd'nin verdiği ticaret açıkları ise ileride artan ticaret hacmi sebebiyle problem olmaktan çıkacaktı.

  Çin'in parasını manipüle etmesi ise bu doğal dengelenmeyi engelliyor. Abd'nin devamlı borçlanması ise sürdürülemez noktalara ulaştı. 2019 Ekonomik Krizi

Ekleme: Çin neden Abd'nin isteklerine olumlu cevap veremez.

7 Eylül 2018 Cuma

2019 EKONOMİK KRİZİ

 2019 yılının global bir kriz yılı olma ihtimali var ve önlem alınmazsa bu kriz tarihin en büyük krizi olabilir. Yakın tarihte yaşadığımız küresel ekonomik krizler şunlardı.

1974-  Birinci Petrol Krizi
1979-  İkinci Petrol Krizi
1987-  Kara Pazartesi
1997-  Asya Mali Krizi/ Dot Com Krizi
2008- Finansal Kriz
2018/2019- ....

  Görüldüğü gibi son 30 senede her krizin ardından yaklaşık 10. senede diğer kriz başlamış. 

Bütün krizler aşağı yukarı aynı şekilde ortaya çıktı.

- Kriz için yeterli süre geçti. (10 yıl)
- Dünyada işler çok iyi gitmeye başladı.
- Rekorlar kırıldı.
- Çok hızlı şekilde kötüye gidiş.
- Boom...

 Bugün de global ölçekte büyük riskler mevcut ve son küresel krizin 10. senesi dolmuş durumda, şu paylaşımda ( link ) nispeten küçük bir riski yazdım, daha büyük riskleri de yazacağım. Bu paylaşım bir ekonomik krizi çıkaracak sebeplerden çok bir kriz durumunda dünyanın ne yapacağı ya da yapamayacağı hakkında...

  Öncelikle bir krizde dünyanın ne yapacağına Fed'in muhtemel politikaları üzerinden cevap aramak gerekir; Dünya'da 5 adet çok güçlü merkez bankası var. Bunlar Abd, Avrupa, Çin, Japonya, İngiltere merkez bankalarıdır. Bu beş merkez bankasından Çin Merkez Bankasının etkisi politikaları yüzünden nispeten zayıf;  İngiltere Merkez Bankası nispeten küçük, Japon Merkez Bankası ise kendi ülkesinin problemlerini bile çözmekte yetersiz kalıyor;  geriye kalan İki büyük merkez bankası, Fed ve Ecb.

  Avrupa Merkez Bankası birçok ayrı ulusun çıkarlarını temsil ettiği için nispeten pasif kalmak zorunda kalıyor o yüzden küresel anlamda en güçlü ve küresel trend oluşturan merkez bankası çok uzun yıllardan beri Abd Merkez Bankası.(Fed)

Son 30 yılda Fed'in krizlerle nasıl baş ettiğine bakalım.


Şu paylaşımda (Varlık alım programlarıdaha kapsamlı anlatmıştım.Abd ve benzeri ekonomiler krizlerden para politikasını gevşeterek  çıkarlar.

1979 Opec Krizi ve farklı etkiler sebebiyle(Enflasyonun da etkisi büyük) Fed faiz oranını %20'e çekiyor, ardından %6'nın altına kadar gevşiyor. Enflasyon etkisinden dolayı bu dönem bize net bir bilgi veremiyor.

Opec Krizi sonrası piyasayı desteklemeye yeterli gelen Fed faiz oranı= %6

 %6 seviyesinden sonra Fed Sıkılaşıyor ve bir sonraki kriz ortamına(Kara Pazartesi) sebebiyet veren Fed faiz oranı = %10

Kara Pazartesi sonrası Fed gevşiyor ve bu defa piyasanın yeterli destek bulduğu faiz oranı=%3(bir önce krizde %6 yeterli olmuştu.)

Fed'in bir sonraki krizi(Dot Cot Krizi) tetiklediği faiz oranı=%6(Daha önceki kriz  %10 faiz oranında Çıkmıştı)

Dot Com Krizi sonrası Fed gevşiyor, Bu defa piyasanın yeterli destek bulduğu oran= %1(daha önce %3 yeterli olmuştu) 

Fed'in bir sonraki krizi tetiklediği (Finansal Kriz ) faiz oranı ise %5



 Finansal kriz, sonrası Fed faizleri %0'a kadar düşüyor ama aslında varlık alım programının etkisiyle efektif Fed faiz oranı -%3'e kadar düştü.(Gölge Faiz oranı nedir?-link

 Özetle 30 sene içinde Fed'in piyasayı desteklemek için faizleri düşürdüğü en düşük seviyeler her kriz sonrası düştü.(%6, %3, %1 ,-%3)

  Yine Krize  sebebiyet verebilecek faiz oranları da devamlı olarak düştü. ( %20, %10 , % 6 , %5)

  Basitçe ifade edersek Abd'de ekonomi çok uzun senelerdir daha fazla desteğe ihtiyaç duymuş, her krizden sonra daha fazla borçlanmış  ama borçlanma sonrası asla daha önceki borçluluk seviyelerine ise dönememiş.

 Üstelik Saydığım krizlerin hiçbiri ile 2008 krizi veya varlık alım programları çözümüyle kıyaslanamaz. Bunun anlamı şudur; Bir şeyler yapılmazsa gelecek büyük krizde Abd ekonomisin toparlanmak için ihtiyaç duyacağı Fed faiz oranı negatif %5-10 arası bir rakam ! ve muhtemel toparlanma fed faizlerinin %0'a ulaşmasından önce zirvesine ulaşacak. Bu rakamlar belki çok tuhaf ama 10-15 seneden bu güne bakınca bu günün rakamları da çok tuhaf.

Abd'de durum böyle iken dünyada durum nasıl?

Avrupa : Parasal genişleme devam ediyor, 2008 sonrası basılan Avro'nun değeri +3 trilyon dolar, en az birkaç sene sonra bu paralar geri çekilecek. Ecb faiz oranı negatif.

Japonya: Parasal genişleme devam ediyor, 2008 sonrası basılan Yen miktarı 3 trilyon dolardan fazla; Boj, faiz oranı negatif. 30 senedir gevşek para politikası izliyorlar, tahminim bir 30 sene daha böyle devam ederler.

İngiltere: Parasal genişleme devam ediyor, 2008 sonrası basılan paund miktarı 1 trilyon dolardan fazla, Boe faiz oranı %0,75 . Parasal sıkılaşma için henüz net bir tarih yok ama yakın görülmüyor.

 Abd, Bir krize hazır olmaya çok çok uzak, geriye kalan büyük ülkeler ise Abd'e bile en az 3-5 sene uzaklar.

  Sonuç olarak dünya muhtemel büyük bir ekonomik krize kesinlikle hazır değil, bu sebepten dolayı bir sonraki ekonomik kriz daha geç gelmeli ve Dünya ekonomisi ise merkez bankalarına en azından 2008'de olduğu kadar esneme payı sağlamalı. Aksi durumda bir sonraki kriz tarihin gördüğü en ağır kriz olma riski barındırıyor.(Dünya henüz 2008'in yaralarını tam sarmış değil)

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN KÜRESEL EKONOMİK KRİZ TETİKLEME İHTİMALİ

 Mayıs ayında Arjantin'den başlayıp Türkiye'yi etkisi altına alan ardından Güney Afrika Cumhuriyeti'ne de sirayet eden sorunların daha ne kadar ciddi sorunlara sebep olabileceği ciddi şekilde  tartışılıyor.

  Normalde bu üç ülkedeki sıkıntıların küresel ölçekte bir etki oluşturmaması gerekir, üç ülkeden ekonomik anlamdan en büyük ülke Türkiye'nin dış dünya ile ekonomik ilişkileri incelersek;

 Türkiye, Avrupa'ya entegre bir ekonomi ithalat, ihracat , dış yatırım , dış finansman konusunda tamamen Avrupa ile bütünleşmiş durumda; Türkiye'de bir kriz çıkarsa Avrupa şüphesiz ki zarar görecektir ama muhtemel bir Türkiye Krizi, Avrupa'da kriz çıkaracak kadar problem üretebilecek risk barındırmıyor. 

 Abd, Çin, Japonya ile büyük miktarda ticaret hacmimiz var ama bu üç ülkenin ekonomilerine oranla Türkiye ile ekonomik ilişkileri çok büyük rakamlar değil.

  Rusya ve İran , Türkiye'nin ana enerji tedarikçileri ama bu iki ülke hali hazırda zaten senelerdir krizde ve Türkiye'nin bu iki ülkedeki krizi derinleştirmesi dünya ekonomisi için ekstra bir risk oluşturmuyor.

  Diğer ekonomik partnerlerimiz ise genelde Orta Doğu ve Orta Asya ülkeleri bu ülkelerinde küresel bir problem üretecek kapasiteleri yok.

  Sorun yaşayan diğer gelişmekte olan ülkeler olan Arjantin ve Güney Afrika Cumhuriyeti' nin toplam ekonomik büyüklüğü Türkiye kadar bile değil, etkileri son derece kısıtlı.

  Bu realiteye rağmen mevcut durum devam ederse bu üç ülke küresel bir kriz doğurabilecek bir hal aldılar. Bahsettiğim üç ülke ile ekonomik ilişkileri son derece sınırlı olan Brezilya, Hindistan, Meksika, Endonezya( 7 trilyon dolarlık milli hasılayı temsil ediyorlar.) gibi ülkelerde ciddi problemler ortaya çıkmaya başladı, Rusya, Ukrayna İşgali sonrası zaten toparlanamamıştı ama ekonomisini dış etkilerden mümkün oldukça sınırlı etkilenecek bir durumu getirmişti; Abd kongresi 2016 Başkanlık Seçimi'ne müdahale etmesi sebebiyle Rusya'ya çok daha büyük yaptırımlar uygulamaya hazırlanıyor ki uygulanması halinde Rusya'nın senelerdir uyguladığı bütün önlemler anlamsız olacak.

   Brezilya, Hindistan, Meksika  vs. neden ekonomik olarak çok sınırlı bağ içinde olduğu Arjantin-Türkiye- G. Afrika üçlüsünden etkileniyor?

1. Gelişmekte olan ülkelerde istisnasız her ülke az ya da çok küresel bolluk döneminde ciddi hatalar yaptılar. (küresel Bolluk Dönemi/ Varlık Alım Programları ) o yüzden şu an tamamen farklı sebeplerden dolayı olumsuz fiyatlanıyor olsalar da yatırımcıların zihninde gelişmekte olan ülkeler hakkındaki algı ciddi şekilde bozuldu. 

(şu iki paylaşımda durumu uzunca anlattım.

2. Herhangi bir gelişmekte olan ülkeden çıkmak isteyen yatırımcı bunu fon yöneticisine bildirince fon yöneticisi bu parayı eğer yatırımcının yatırım yaptığı ülkeden çıkaramazsa( sığ piyasa, uygun olmayan fiyat vb. sebepler) bunu alternatif piyasalardan sağlar, ilk ihtimal benzer yapıdaki ekonomilerdir.

  Hindistan, Brezilya, Meksika, Endonezya nispeten büyük ekonomiler; Asıl büyük risk ise Çin ! Çin, Hiçbir etki olmadan bile küresel büyük bir kriz yaşatacak bir potansiyel barındırıyor.(Bu konuda bir makale yazmayı planlıyorum.) Çin'in borcu şu an dünyada büyük bir kriz çıkarabilecek en ciddi risklerden ve diğer risklerin hepsi de bir şekilde Çin'e temas ediyor. Bütün gelişmekte olan ülkeler ciddi sıkıntılar yaşarken bu durumundan Çin'in nasip almaması çok iyimser bir bakış açısı olur.

  Şu an gelişmekte olan ülkeler için oluşan olumsuz koşulların en önemli sebebi Fed politikaları, Fed üyeleri, gelişmekte olan ülkelerden yayılabilecek problemlerin Abd'i etkileme ihtimali üzerine yorumlar yapmaya başladı. (link

  Şu an gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisi üzerinde ciddi bir risk oluşturduğu  görüşünün savunucusu çok çok az, yine dünyanın birçok ülkesinin uğraştığı kendi problemleri var.; Mesela Abd'de enflasyon ciddi rakamlara ulaştı, Avrupa halen varlık alım programını sonlandıramadı vs.

  Gelişmiş dünyada, gelişmekte olan ülkelerin problemine bakış şu an çok sığ... Onların fırlattıkları bumerangın geçtiği her yeri yakıp (varlık alım programları ) sorunsuz şekilde onlara döneceği senaryosu fazlasıyla iyimser; aynen bu senenin gelişmekte olan ülkelerin altın senesi olacağı, son krizin üstünden on sene geçmesine rağmen parasal genişlemenin devam ediyor oluşunun sorun çıkarmayacağı, dünyada son on yılda toplam borcun %50 civarında artması ve bu rakamın dünya ekonomisinin neredeyse üç katı olmasına rağmen borçluluğun sorunsuz sürdürüleceği senaryoları gibi..

  Gelişmekte olan ülkelerdeki problem şu an küçük ve çözülmesi bütün insanlığın faydasınadır, sorunun büyümesi ve küresel bir krize sebep olması durumunda bu konuda yapılabilecek şeyler son derece kısıtlı. Küresel bir krize müdahale etmek neden çok zor olduğunu başka bir paylaşımda açıklamaya çalışıp buraya link bırakacağım.

Ekleme: 2019 Küresel Krizi 
       
                     2019 Ekonomik kriz senesi mi?

6 Eylül 2018 Perşembe

2019 GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER KRİZİ

 Şu paylaşımda ( 2019 Gelişmekte olan ülkeler için kriz senesi mi olacak? ) basitçe gelişmekte olan ülkelerde nasıl oldu birden bire görünümün değiştiğini ve neden ciddi riskler oluştuğunu anlatmaya çalışmıştım. Bu paylaşımda ise durumu biraz daha somut anlatmaya çalışacağım.

   Verdiğim linkte gelişmekte olan ülkelerin finans dışı özel şirketlerinin nasıl hatalı borçlandığını anlatmıştım;  Financial Times'ta yazan yazarlar Susan Lund ve Eckart Windhagen'ın verdiği bilgiye göre 2008 Krizi sonrası finans dışı firmaların ihraç ettiği tahviller üç kat artmış; bu artışın 2/3'ü gelişmekte ülkelerin firmaları tarafından gerçekleşmiş. Bu yazarlara göre bu tahvillerin temerrüt riski %25 ve Fed, 200 baz puan(8 adet faiz artırımı) faiz artırsa bu risk %40 olacak. 

  Fed, 2019 sonuna kadar 5 adet faiz artırımı sözü vermiş durumda ki son senelerde olumlu ya da olumsuz hiçbir durumda planlarından sapmıyorlar. Peki 2019 sonunda Fed 5 adet faiz artırımı yaparsa(nötr faiz oranına ulaşacak-nötr faiz oranı nedir? ) faiz artırımları kesin sona erecek mi? %4 büyümüş(kapasitesinin iki katı) , senenin sonu gelmeden enflasyon hedefinden 1 puan uzaklaşmış bir Abd ekonomisi bize bu konuda güvence vermiyor.

 Sadece özel şirketlerin değil, gelişmekte olan ülkelerde hane halkı ve kamunun da ciddi borcu var. Bu sene kabaca 900 milyar dolar, gelecek sene 1 trilyon dolar, ondan sonraki sene ise 1.2 trilyon dolar civarında tahvilin vadesi dolacak. Bu rakamların çok büyük kısmı tekrar borçlanarak ödenecek, sadece üç sene önce bu rakamlar 500 milyar dolar civarındaydı.Kısacası gelişmekte olan ülkelerde çok yüksek miktarda dış borç ihtiyacı var,  bu dönemde Gelişmekte olan ülkelerin ne tür sıkıntıları var?

1. Küresel olarak risk iştahı azalıyor:

  Temmuz ayında gelişmekte olan ülkelere üç aylık fon girişi sıfırlandı; yani mayıs-temmuz dönemi gelişmekte olan ülkelere giren para çıkan paraya eşit, trend daha kötüye gidişi gösteriyor.(Sadece ocakta 80 milyar dolar giriş olmuştu.) Risk iştahı azalıyor çünkü;
a- Paranın kendisi azalıyor; temmuz ayı ile beraber küresel likidite zirveden döndü, önümüzdeki uzun yıllar boyunca bu azalış devam edecek.
b- Gelişmekte olan piyasalar güven vermiyor;  borsaları,para birimleri vs. sık sık şok yaşıyorlar.
c-Alternatif getiriler arttı; Abd hazinesi son iki senedir yeni vergi kanunu sebebiyle abartılı derecede borçlanıyor.-(Daha çok güvenilir tahvil arzı) Yine dünyada kredi notu AAA+ olan onlarca şirket finansmana talep artması sebebiyle daha yüksek faizle borçlanıyor, yani çok daha az riskle de gelişmekte olan piyasaların vaat ettiği getiriye ulaşmak mümkün olmaya başladı.

  Bu durumda şuna sebep oluyor; risk iştahı olan para azalıyor, talep eden de artıyor, bu paraya ulaşmak için verilen faiz de doğal olarak artıyor. A ülkesi faiz artırınca sınırlı para oraya yöneliyor, B ülkesi ise daha çok faiz artırmak durumunda kalıyor, B artırınca gözler tekrar A'ya dönüyor; basitçe gelişmekte olan ülkeler altta kalanın canı çıksın oynuyorlar, Artırdıkları faiz onlara dolaylı olarak tekrardan faiz artırımı ihtiyacı olarak dönüyor.

2. Küresel Para arzı azalıyor: 

Temmuz 2018'de küresel para arzı( parasal genişleme nedir? ) zirveden döndü.(Avro/dolar kurunun düşmesi sebebiyle basılan avro, piyasadan çekilen doları karşılamadı.) Önümüzdeki ay Abd(Fed), aylık geri çektiği doları 50 milyar dolara yükseltecek ve artık bu seviyeyi koruyacak.-Şu an aylık 40 milyar dolar- Avrupa ise para basımını yarı yarıya düşürecek,bugünün kuru ile basılan para 17-18 milyar dolar seviyesine düşecek,para arzının azalması hızlanacak; Sene sonunda Avrupa para basmayı sonlandıracak ve para arzının azalması çok kuvvetli şekilde hızlanacak.

  Özetle paraya ihtiyaç artarken paranın kendisi azalıyor.

3.Paranın Maliyeti Artıyor: 

 Abd, faiz artırımına devam ediyor, Abd dışında Abd doları maliyeti diyebileceğimiz libor faizi şu an yıllık %2.8 seviyesinde.

   Fed'in her faiz artırımına, libor %50-100 arası fazladan tepki veriyor yani Fed, 0,25 artırım yaparken genelde libor 0,4-0,5 civarında artıyor. Sene sonuna kadar fed, iki adet daha faiz artırımı yapacak. libor faizi son bir sene de arttığı gibi artarsa sene sonu %3,5-4 arası libor görülebilir.Gelecek sene için ise Fed'in üç adet faiz artırımı sözü var.

  - Para arzı azaldıkça libor faizinin artışının kuvvetlenmesi gerekir.
  -Avrupa'da enflasyon çok şirin rakamlardan uzaklaşmaya başladı, ileride Avrupa, enflasyondan kaçınmak için faiz artırımına gitmesi gerekecektir.

4. Enflasyon: Enflasyon küresel olarak artıyor, enflasyonun en önemli sebepleri olan Enerji ve Petrol fiyatların artması bekleniyor. Abd'nin İran yaptırımları bu rakamları çok anormal rakamlara yükseltebilir, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi var ki bu durum petrol fiyatlarını rekorlara taşır, bunlar hiç hesaba katılmadan bile Petrol fiyatları 80-100 bandını zorluyor.

Bütün gelişmekte olan ülkelerin para birimi değer kaybediyor ve tabii ki gelişmekte olan ülkelerde enflasyon artıyor.Bu durum;

- Gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinin daha fazla değer kaybetmesini ve borçlarının yerel para birimi bazında artmasını sağlıyor.
- Gelişmekte olan ülkeleri finansman cezbetme dışında kendi ekonomik dengeleri sebebiyle de faiz artırımı yapmaya zorluyor.
-  Gelişmekte olan ülkeleri daha da riskli hale getiriyor.

5. Yükselen Risk: 

 Beklentiler bozulması sebebiyle gelişmekte olan ülkelerde her varlıkta olumsuz fiyatlama görülüyor; mesela ticari ilişkileri son derece kısıtlı olan Türkiye ve Arjantin bir birlerinin kötü fiyatlanmasına sebep oluyor, Gözler bu ikilide olduğu için diğer ülkelerdeki kötü durum yeterince dikkat çekmiyor ama Brezilya, Hindistan, G.Afrika, Endonezya Ve Rusya'da da çok kötü fiyatlama var. Risk arttıkça Yerel para birimi değer kaybediyor, finansman maliyeti(cds) artıyor, ülkelerden fon çıkışı oluyor; bu durumlar gerçekleştikçe de risk daha da yükseliyor.

  İmf' nin müdahalesine rağmen Arjantin'in toparlanmaması, gelişmekte olan ülkelerde toplu bir iyileşme olmadığı müddetçe bu sıkıntıların çok kolay çözülmeyeceğini gösteriyor.

6. Küresel Risklerin Artması:

  Gelişmekte olan ülkeler çok ciddi şekilde sorun yaşadığı bu dönemde her biri küresel krize sebep olabilecek onlarca potansiyel ''Siyah kuğu''muz(Beklenmeyen Kriz) var.

-Trump Çin,Avrupa,Meksika Ve Kanada ile ticaret savaşı veriyor.
- Trump, İran'a küresel petrol krizine sebep olabilecek yaptırımlar uyguluyor, savaş riski bile var.
-Türkiye ile Abd ciddi gerginlikler yaşayabilir.
- Çin'in borçları Abd etkisiyle ya da Abd'siz küresel kriz riski oluşturmuş durumda.
- Rusya'ya daha öncekilere göre çok daha ciddi yaptırımlar söz konusu olabilir.
- saydığım risklerin çoğu doğrudan ya da dolaylı olarak Abd Başkanı Trump ile alakalı, Trump'ın azledilebilir, Trump'sız bir Abd'de doların aşırı değerlenme riski var.(Abd, dolarının aşırı değerlenmemesinde çok ciddi şekilde Trump etkisi var.)

  Bütün bu sebepleri bir arada düşününce bu sene ve önümüzdeki seneler gelişmekte olan ülkeler için çok ciddi şekilde zorlu geçecek.

  Bu durumun küresel etkilerini ise başka bir paylaşım olarak yazıp buraya ekleyeceğim.


Ekleme: GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN KÜRESEL EKONOMİK KRİZ TETİKLEME İHTİMALİ

2019 GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER İÇİN KRİZ SENESİ Mİ OLACAK

 Son zamanlarda uluslararası ekonomi kanallarında en fazla tartışılan konu ''Gelişmekte Olan Ülkeler krize mi girecek ?'' öncelikle konuya girmeden şuna cevap vermeye çalışalım; buraya nasıl geldik?

  2011-2018 yılları arasında hem dünya hem de gelişmekte olan ülkeler tarihte görülmemiş bir rahatlık dönemi yaşadı. (Varlık alım programları paylaşımında bu rahatlık dönemini uzunca anlattım;eğer okumadıysanız okumanızı kuvvetle tavsiye ederim. link )

 Trilyonlarca dolar gelişmekte olan ülkelere çok çok düşük maliyetlerle aktı ama bu durumun çok ciddi yan etkileri oldu.

1. Abd ilk parasal genişlemeyi 2008'de gerçekleştirdi ve 2010 civarında normalleşecekti, basılan para 800 milyar dolar civarındaydı.

  Parasal genişleme(4. Parasal genişleme) 2014'ün sonlarına doğru bitti ve basılmış para 3.5 trilyon dolar civarındaydı !

  İlk bakışta facia olarak yorumlanabilecek bu parasal genişleme dört büyük merkez bankası(Fed, Ecb, Boj, Boe) tarafından gerçekleştirilen hem miktar(Temsil edilen ekonomiye oranla) hem de süre açısından en başarılı parasal genişleme, diğerlerinin ne kadar az başarılı olduğunu anlatmaya bile gerek yok.

  Bu durum devletlerin,bankalar özellikle de özel şirketlerin  öngörüsüz ve lüzumsuzca aşırı borçlanmasına sebep oldu çünkü borçlanmak çok ucuzdu ve olumsuz/temkinli bakış açısı ısrarla haksız çıkıyordu.

2. 2008 Krizi'nin ne kadar ağır bir kriz olduğu krizden belli bir süre sonra netleşmeye başladı, önlemler ise gerçekten çok büyük hamlelerdi. Ekonominin her şeyin faydası ve zararı vardır, 2008 Krizi için alınan önlem ise devasa bir para basımı oldu.(10 trilyon $ değerinde para) Normalde bu kadar devasa paraya piyasaların vermeleri beklenen tepkiler görülmedi, klasik modeller işlemedi, en temel iktisat teorileri hatalı sonuçlar verdi. Ekonomistler de bu duruma yeni bir isim buldular. ''Yeni Normal''

  Yeni normal nedir?

  2011-2018 arasında yaşanan anormal döneme verilen ad. Bankaya borç veriyorsunuz, banka buna karşılık sizden para istiyor.( Avrupa ve Japonya'da negatif faiz devam ediyor.) Enflasyon insanlığı terk etti ve bir daha geri dönmeyecek, canınız istediği kadar para basın... ( ama çok da şey etmeyin. ) O güzel büyüme oranları, o güzel atlarına binip gittiler... Büyümenin küçüğüne , enflasyonun azına kaldık...

  Ciddi bir şeyler de yazmak isterdim ama mantıki bir alt yapısı olmayan anormalliği açıklamak, açıklamaya çalışmak yerine bunun normal olduğunu iddia eden bir yaklaşım.

  Tabii çok da ciddi destek buldu, uyuşturucu müptelasına (ucuz ve düşük kredi) uyuşturucunun faydalarını anlatan bir sahtekar nasıl itibar görecekse mevcut durumun normal olduğunu iddia eden bu ekonomistlerin fikirleri de ciddiye alındı.

  Peki ardından ne oldu, yatırımcıların cebi para doldu(Basılan tirlyonlarca para)... Borsalar şişti de şişti, emtialar da öyle... Emlak fiyatları da... Piyasa baktı ki şişecek bir şey pek kalmadı, şişirebileceği varlıklar üretti, ( kripto paralar )  onları da şişirdi çok güzel bir dönemdi çünkü herhangi bir şey zarar edemezdi, genelde zarar en karlı yatırımı bulamamaktı.

  Bugün fikirlerini okuduğumuz, televizyonlarda denk geldiğimiz yatırım danışmanları, fon yöneticileri çoğu her şeyin fiyatının artmadığı herhangi bir dönem görmüş değiller.( 35 yaşından genç olanlar 2008 krizinden sonra işe başladılar. )

  Özellikle kamu da ya da bankalarda bu deliliği görecek ve biraz daha geride bekleyecek bir kesim vardı ama özel şirketlerdi durum çok tuhaf noktalara gitti.

  Aklı başında ekonomistler bu dönemi ''Everything Bubble (Her şeyin Balonu)'' olarak isimlendirdi, iktisat da Bambu Ağacı(7 sene toprak altında bekler ve 8. sene onlarca metre boy atar.) gibi toprağın altında kin biriktirdi.Şimdi normal ekonomi teorilerine döndük ama ekonomiler asıl normale adapte olmaya zorlanıyor.

  Üstelik miyop bakış sadece şirketlerde de değildi, sene başı bütün saygın kurumlara göre bu sene gelişmekte olan ülkelerin zirve senesi olacaktı.(Yaz sonuna kadar) Sıkıntıların başladığı mayıs ayından bir aya öncesi bile birçok ülkeden faiz indirimi bekleniyordu. Gelinen durum şu;

-Faizler normalleşecek.
-Basılan para geri toplanacak.
-balonlar sönecek.
- Borçlanmalar(hem gop'ta hem de küresel) normalleşecek.

Peki bunu bir süreç olarak düşünsek sürecin daha neresindeyiz %5 en fazla %10..

Bunların her biri ciddi şekilde gelişmekte olan ülkeleri tehdit ediyor, bunların yanın da bir de her gün yeni bir problem başlatan Trump sorunu var. (ticaret savaşları, İran yaptırımları, Türkiye ile gerginlik , Avrupa ile ticaret gerginliği, Meksika, Kanada vs. vs.)

 Bu durumda önümüzdeki seneler boyunca küresel normalleşmenin çok da kolay olmayacağını gösteriyor.

  Gelişmekte olan ülkelerin yaşadığı sorun basitçe bu, bu durumu bir de somut şekilde anlatmaya çalışacağım başka bir paylaşım olacak, onu da buraya ekleyeceğim.

Ekleme: 2019 Gelişmekte Olan Ülkeler Krizi

VARLIK ALIM PROGRAMLARI

 2008 Krizi sonrası küresel olarak büyük merkez bankalarının( Abd, Avrupa, Japonya, İngiltere ) gerçekleştirdiği parasal genişleme  ''Varlık Alım Programları'' olarak anıldı.(Ya da teknik adıyla QE) 

  Parasal genişleme ekonominin döngüsel olarak gerçekleştirdiği basit bir işlem olsa da ( 2008 Krizi nasıl bir krizdi anlamak için bu paylaşımı okumanızı tavsiye ederim. ) 2008 Krizi sonrası gerçekleşen parasal genişleme  öncekilerden kesinlikle ayrışır, Modern tarihin en büyük para basma faaliyeti gerçekleşti; ekonominin son on senesi ve bugünü hatta öngörüde bulunacaksanız gelecek 7-10 seneyi anlamak için parasal genişlemenin ne olduğunu bilmek şart.

 Öncelikle konuyu anlamak için rezerv para sahibi olmak ile olmamak arasındaki farkı anlamak lazım. Normalde enflasyonu(şu iki paylaşımda basitçe anlatmaya çalıştım: Enflasyon nedir-1 , Enflasyon nedir-2 ) anlatırken şöyle basit bir benzetme kullanırız:

 Piyasada 100 birim ürün var, 100 birim de para var. 

1 birim ürün= 1 birim para

Piyasaya 100 birim daha para enjekte  edilirse(neden,nasıl olduğunu linkte anlattım.) insanlar iki kat tüketemezler , ürünlerin fiyatı iki kat artar. Aksi durumda devletler devamlı para üretir ve bu parayla halkın tüketim yapmasını sağlarlardı.

  Bu durumun küçük de olsa bir istisnası var. Para birimi rezerv para olan (Dolar , Avro , Yen , Paund vs. ) ülkelerin parasına ülke dışından da talep olduğu için para basma işlemi doğrudan enflasyona sebep olmayabilir. İşlem şöyledir; Merkez bankası parayı basar, faiz oranlarını düşürme, düşen maliyet sebebiyle dış kaynaklı finansman talebi vb. etkiler sebebiyle para ülkeyi terk eder.(Bu döngüyü sağlayacak seviyede/hızda para basılır) Kısacası enflasyon üretmeyecek şekilde para basmak bazı ülkeler için bir miktar mümkündür fakat bir şekilde yurt dışına çıkması sağlanan para, yurduna dönerse enflasyon  patlar; bu sebeple de rezerv para sahibi her ülke için ülke dışında dolaşan para ciddi bir ekonomik risk unsurudur ve para basmayı gerektiren sebepler ortadan kalkınca o parayı ülkeye geri çekip imha etmek isterler/ imha ederler.

  Bu durumdan dolayı birçok ülkede işler kötüye gidince ekonomiyi yönetimi sıkı para politikası uygulayarak ekonomide dengeleme sağlamak isterken Abd , Avrupa , Japonya vs. tam aksine işler kötüye giderken para politikasını gevşeterek tüketimi teşvik ederek sıkıntıdan çıkmaya çalışırlar.

Peki 2008 krizinde ne oldu? 2008'de parasal gevşemenin diğerlerinden farkı ne?

  2008 Krizi'nin başlamasından (lehman Brothers'ın iflası) hemen sonra kongrede Fed başkanı Bernanke'nin-ekonomik krizler hakkında dünyadaki en saygın akademisyenlerden- kullandığı ifade aynen şudur; ''hızlı ve cesur bir şekilde harekete geçmezsek 1929'dan(Büyük Buhran) çok daha büyük bir kriz yaşayacağız ve Hemen bir adım atmazsak Pazartesi bir ekonomimiz olmayacak.''

Basitçe Durum Şuydu;
 Lehman Brothers, Beklenmedik şekilde iflasa terk edilince inanılmaz bir şok ortaya çıktı ve Abd'de bankalar zaten zor durumdaydı, üstüne batış diğer bankalara da sıçrayacak korkusuyla müşteriler hızla paralarını bankalardan çekmeye başladılar.- Bankacılık güvene dayalıdır, dünyanın en iyi bankası bile müşterinin güvenini kaybederse birkaç gün içinde batar- Bu  kadar güçlü bir hareket sebebiyle Abd ve dünyada para kıtlığı ortaya çıktı.

 Bernanke, 2008 Krizi'ni atlatmak için bankalara devasa likidite sağlanmasını ve parasal genişlemeyi tercih etti, normalde parasal genişleme şudur?


 Merkez bankası, para basarak devletin kısa vadeli tahvillerini satın alır ve faizler düşer. Para da dolaylı olarak halka ulaşır. Para politikasını kontrol eden merkez bankası marifetiyle bu para için ülkede cazip getiri sunulmaz ki para ülkeyi terk etsin. Kısa vadeli tahviller yetmezse uzun vadeli tahviller ile bu işlem sağlanırdı.

Abd'de , Parasal genişleme 2008'de başladı; 800 milyar dolarlık bir programdı, 2010'da bitmesi düşünülüyordu. Program 2014'te sona erdi, basılan para ise 3.5 trilyon dolar civarında bir paraydı.

Dünyada ise toplam basılan para 10 trilyon doların üstünde; 2008-2018 arasında dünyada dolaşımdaki toplam para üç katına çıktı. Abd, 2017'de bastığı parayı geri çekmeye başladı, diğer üç ülke ise halen para basmaya devam ediyor.


  İşler kontrolden çıksa ve bu para ülkelerine hızla dönse bahsettiğimiz dünya ekonomisinin lokomotifi ülkelerde hiper enflasyon(+%50) kaçınılmaz; yine bu sene dünyanın birçok yerine görünen ekonomik sıkıntılarda dünyada dolaşan trilyonlarca dolarlık paranın oluşturduğu balonların etkisi büyük.

  Abd, 2008'de başladığı ve 2010'da sona erdirmeyi plandığı QE1 programından sonra 3 defa daha para genişlemeye gitmişti, basılan paraların geri çekilmesi planları da beklenenden çok sonra başladı. Tuhaf olarak da bu dönemde basılan bu kadar paraya rağmen küresel enflasyon ortaya çıkmadı, bu da küresel anlamda ekonomist,yatırımcı ve ekonomiyi yönetenlerin realiteden kopmasına sebep oldu.

  Geçen seneye kadar bu durum ''YENİ NORMAL''  diye açıklanmaya çalışıyordu, yani bildiğimiz en temel, klasik iktisat teorileri bile demode kalmıştı ve dünya ekonomisi gelişen teknoloji,ulaşım vs. sayesinde eskiye göre çok daha zor enflasyon üretebilir hale gelmişti.

  Bu kabulle hareket eden ya da alınan riskin büyüklüğünü görmeyen birçok ülke,şirket, kişi büyük hatalar yaptı; Özellikle Gelişmekte olan piyasalarda risk çok yüksek çünkü bahsettiğim trilyonlarca dolar gelişmekte olan ülkelere ucuz kredi olarak aktı, şimdi ise bu paraların ödenme vakti... Borcu alan devletler,şirketler,kişiler bu anormal durumun bir gün sona ermek zorunda olduğunu fark etmekte geciktiler ve hazırlıksız birçok devlet,şirket,kişi ciddi zorluklarla yüzleşiyor/yüzleşecek.

 Parasal genişleme Abd'de geçen sene sona erdi, diğer ülkelerde yakın zamanda sona erecek ama basılan paraların geri çekilmesi ise uzun yıllar sürecek. Görünen o ki önümüzdeki 5-10 sene de parasal genişlemeden sık sık söz edeceğiz.

Türkiye'nin kronik enflasyon sorunu neden geçen seneye kadar ciddi sorun  çıkarmadığını varlık alım programları ile beraber düşünmek gerekir.

Ekleme: Varlık Alım Programlarının Abd ekonomisini sürüklediği durum

Ekleme-2:varlık alım programlarının sonlandırılması