11 Eylül 2018 Salı

2018 YILI EYLÜL-ARALIK DÖNEMİ TÜRKİYE'Yİ ETKİLEYECEK GELİŞMELER(MERKEZ BANKALARININ KARARLARI)

 2018 yılının ilk yarısı sona erdi fakat  yılın kalan kısmında ise Türkiye'yi zorlaması muhtemel birçok gelişme var. Ticaret Savaşları , gelişmekte olan ülkelerde çıkabilecek muhtemel problemler ,borsalarda ortaya çıkabilecek muhtemel sorunlar ,varlık alım programlarının sonlandırılması sonucu ortaya çıkabilecek muhtemel sorunlar , Çin'in borcu vb. birçok küresel çapta büyük problemlere sebep olabilecek senaryo mevcut ama bu paylaşım ihtimaller üzerine değil kesinlikle yaşanması beklenen  gelişmeler hakkında.

  Türkiye'nin önümüzdeki aylarda yüzleşeceği sorunlar;

1. Fed ve Merkez bankalarının faiz artırım kararları: 

 Fed'in bu sene sonuna kadar iki defa faiz artırması bekleniyor, Fed'in bu kararından vazgeçmesi çok zor çünkü geçen sene faiz artırımı için yeterli veriler yokken bu sene ise  faiz artırımlarını hızlandırmayı gerektirecek şartlar altında bile Fed programından sapmadı, bunun sebebi eski Fed başkanı Bernanke'nin başlattığı ve son iki başkanın da sürdürdüğü fed iletişim politikasıdır. 


 Fed, son derece öngörülebilir, şeffaf kararlar alıyor ve programından sapması gereken şartlarda bile bu tavırdan sapmıyor bunun bazen olumsuz etkisi olsa da çoğu zaman Fed bu politikanın ciddi faydasını görüyor; Fed, sadece sözlü yönlendirme ile piyasada ciddi etkiler oluşturabiliyor; bu konuda dünyada Fed ciddi şekilde ayrışmış durumda o yüzden Fed, bir politika değişikliği yapacaksa bunu en az birkaç ay önce piyasa ile paylaşır.

  fed'in faiz konusunda çok geniş imkanları da yok, Abd'de ciddi bir enflasyon oluşmuş durumda, veriler bunun daha da artacağı yönünde yani piyasa yönlendirme dışında Fed'in fiyat istikrarı için bile olsa faiz adımları atması gerekecektir.

  Fed'in açıklamalarına göre Fed, bu sene sonuna kadar iki, gelecek sene  üç adet faiz artırımı yapacak yani Fed 2019'un sonuna kadar 125 baş puan faiz artırımı yapması bekleniyor fakat bunun bize yansıması doğrudan 125 puan olmuyor.

 Basitçe ifade edersek;  Abd'nin kredi notu, üç derecelendirme kurumundan ikisine göre En yüksek seviyede ve aşağı doğru her kademede yatırımcıların getiri talebi artıyor yani bizim kredi notlarımız ne kadar düşükse Fed'in faizlerinden o kadar fazla olumsuz etkileniyoruz.

  Fed'in kendi faizi dışında Libor faizi de(bankalar arası dolar faizi) önemli. Türkiye, yurt dışından borçlanınca bu faize muhatap oluyor, şu an libor %2.8 seviyesinde son bir yılda Fed'in her faiz artırımı liboru,  fed artırımından %50-100 fazla yükseltmiş, yani aynı trend devam ederse gelecek sene sonuna kadar Fed'in 125 baz puan faiz artırımı liboru 180-250 baz puan artırabilir.

  Fed'in faizleri kadar Abd'nin borçlanması da bizi ilgilendiriyor çünkü son bir yılda Abd, yeni vergi kanunu sebebiyle geçmiş senelere göre daha fazla borçlanıyor, bu da hem Abd tahvillerinin getirisi artırıyor hem de biz ve bize benzer ülkelere akan fonları azaltıyor.

Fed'in şu an faiz artırımlarından Abd'de ya da dünyada ciddi bir kriz/kriz ortamı çıkmadan vazgeçmesi pek mümkün değil. Peki pragmatist olarak bakınca Abd'de kriz bizim ya da dünyanın çıkarına mıdır? hayır.

1. Abd ya da gelişmiş ülkelerde kriz çıkınca kimse Abd'de kriz çıktı diye Türkiye'ye gelmez tam aksine güvenli limanlara para akışı olur.(Risk iştahının abartılı şekilde düşmesi) Bunun da en fazla zararını biz görürüz.

2. Şu an dünyada bir krize karşı en hazırlıklı büyük ülke abd'dir ve Abd, en az 3-5 sene içinde çıkacak büyük bir krize hazırlıklı değil, diğer ülkelerde durum daha da riskli. sebebini 2019 Ekonomik Krizi paylaşımında anlattım.

  Ancak ''ne öldürür ne güldürür'' bir kriz bizim için  nispeten uygun şartlara sebep olabilir.

  Abd, Dışında çok ciddi faiz artırımı yapması beklenen büyük merkez bankası yok.

  İngiltere merkez bankası %0,75 faiz uyguluyor ama çok çok yavaş faiz artırımına gidiyor ve BREXİT öncesi de İngiltere'den çok kuvvetli bir etki, hamle beklemek çok mümkün değil.

  Japonya, 30 senedir gevşek para politikası uyguluyor ve bundan vazgeçmesi pek mümkün görülmüyor.

  Zaten İngiltere ve Japonya'nın da dünya üzerinde etkisi bir miktar sınırlı; Küresel ekonomiyi Fed ve ECB yönlendiriyor.

  Avrupa'daki durum orta vadede gözlerin Avrupa'ya yöneleceği işaretleri veriyor. Daha Önce şu paylaşımda Avrasya Para Birimi basitçe Avrupa'nın verimli ve verimsiz ekonomilerinin (Genelde verimli ekonomiler kuzeyde, Verimsizler ise güneyde toplanmış durumda) ''Avro Birliği'' kurulduğundan beri uyum sağlayamadıklarını açıklamıştım.

  Ekleme: Ecb neden varlık alım programını sonlandırma konusunda zorlanacak?

  Bu konu ile ilgili başka bir paylaşım yapmayı planlıyorum fakat çok kısa olarak söylersek sorun şu: güney ülkelerinin ekonomileri ortak para biriminden zarar görüyor, zayıflıyor; kuzey ülkeleri ise güneyin zafiyetini yükleniyor, potansiyelini gerçekleştiremiyorlar.

 Şu an ise kuzeydeki ülkelerin artık daha sıkı para politikasına ihtiyacı varken(Almanya'da makul bir enflasyon var, büyüme potansiyeli doğrultusunda bir büyüme gerçekleşiyor.) güneydeki ülkelerin ise hala ciddi şekilde desteğe ihtiyaçları var ve Özellikle İtalya'daki popülist hükumet kendisinden çok söz ettireceğe benziyor, şimdiden AB bütçesini reddetmekten bahsederek  işe koyulmuş gibi...

  İtalya'ya rağmen 2019'un ortası ya da sonları gibi Avrupa'nın da  faizlerde normalleşmeye gitmesi konuşulacak gibi duruyor çünkü normalleşmeden öte enflasyon gereği için bile adımlar atmaları gerekecek.

  Bizim için bir diğer problem ise risk iştahının küresel olarak azalması, risk iştahı azalınca gelişmekte olan ülkelerdeki fonlar da azalıyor ki şu an büyük küçük her ülkede ciddi şekilde finansman ihtiyacı var.

 Piyasalardaki dolaşan para azaldıkça bu durum bize ya da benzerlerimize piyasanın daha fazla faiz talebi olarak dönüyor, Bir ülkede piyasa memnun edilirse bu defa para o ülkeye yöneldiği için diğer ülkelerde finansman ihtiyacı kuvvetleniyor ve diğer ülkelerinde benzer adım atması gerekiyor, o adım atılınca da ilk faiz adımı atan ülkenin faiz hamlesinin etkisi azalıyor ve yeni faiz talebi... Son aylarda piyasa şoklarının nasıl ülke ülke gezdiğini takip ederek gelişmekte olan ülkelerin nasıl altta kalanın canı çıksın oynadığını görebilirsiniz.

  Türkiye açısından bakınca küresel faizler konusunda yapabileceğimiz bir şey yok ama bizim kontrolümüz ve etkimiz altında olan cds, enflasyon gibi faizleri çok ciddi şekilde olumsuz etkileyen faktörlerde sağlayacağımız nispi bir iyileşmeyle bile önümüzdeki iki senenin faiz artırımlarını-bugüne göre- minimize edebiliriz.( Türkiye'de enflasyon sorunu)

  Bu paylaşım sadece Önümüzdeki aylardaki ve 2019'daki -şimdilik- belirlenmiş faiz kararlarıyla alakalı oldu, bunun dışında da daha birçok gerçekleşmesi programlanmış faktör var, onları da bir/birkaç paylaşımda açıklayıp buraya ekleyeceğim. 



 Ekleme: 1. Varlık alım Programlarının sonlandırılması

                        2.Abd'nin İran yaptırımlarının Türkiye'ye Etkisi