27 Kasım 2020 Cuma

Merkez Bankası Net Döviz Rezervi Kasım 2020

Merkez Bankası Net Döviz Rezervi Kasım 2020


  Bir önceki hafta Merkez Bankası net döviz rezervi 16.4 milyar dolardı.(13 Kasım ) Bu hafta açıklanan son veriye göre Merkez Bankası Net Döviz Rezervi 18,5 milyar dolara yükselmiş.( 20 Kasım 2020 tarihi  itibariyle Merkez Bankası net döviz rezervi)


 Merkez Bankasının döviz rezervleri ile beraber swap stoku da artık sık sık sorulmaya başladı. İki verinin açıklanma tarihleri uyuşmuyor fakat fikir vermesi açısından Ekim ayında merkez bankasının toplam swap yükümlülüğü 66,8 milyar dolardı. (
Merkez Bankası swap işlemleri ne anlama geliyor)



Merkez Bankası net döviz rezervi(Aylara Göre)




Merkez bankasının net döviz rezervlerinin değişimi ise şu şekilde olmuş;


Zorunlu Karşılıklar Nedir

 Zorunlu Karşılıklar Nedir

 
Ekleme:TCMB zorunlu karşılıkları hem TL hem de döviz için artırdı. Daha önemlisi zorunlu karşılıklar için kredi verme koşulları kaldırıldı. Hatırlatmak gerekirse TCMB uzun zamandır zorunlu karşılıkları bankaların verdiği kredileri baz alan kıstaslara göre belirleyerek bankaları daha fazla kredi vermeye teşvik ediyordu; bu türlü bir kural hem piyasaya olumlu bir mesaj değildi (Dünyada örneği varsa ben bilmiyorum.) hem de bankaları kredi verirken  müşteri riskine yaklaşımını etkileme potansiyeline sahipti. TCMB'nin son zorunlu karşılık kararı hem normalleşme adımlarının bir yenisi oldu hem de son zamanlarda gerçekleşen sıkılaşmanın bir parçası oldu. (TCMB vadelere göre zorunlu karşılıkları bir tık daha artırdı.)

  Yakın zamanda aktif rasyosunun kaldırılması, faiz artırımı ve benzeri sıkılaşma adımlarına şahitlik etmiştik bir taraftan bu türlü kararlar alıp öte taraftan zorunlu karşılıklarla ekstra kredi vermeyi teşvik etme tutarsız yorumlanabilecek bir görünümdü. 



  munzam karşılıklar nedir hatırlatmak gerekirse;

 Zorunlu karşılık ( Munzam Karşılık ); mevduat toplama hakkına sahip bankaların toplandıkları mevduatlara karşılık merkez bankasında tutmak zorunda oldukları mevduatların oranıdır. Merkez Bankaları para politikalarını uygular iken politika faizinden sonra en etkin kullandıkları politika aracı zorunlu karşılıklardır.

26 Kasım 2020 Perşembe

Çin Ekonomisi

Çin'de ilginç temerrütler yaşanıyor, daha önce Çin'deki anormal borçluluk hakkında yazılar yazmıştım ve bu ivmenin hep devam edeceği beklentisi geçmişte Çinlileri sürekli olarak aşırı borçlanmaya teşvik etmişti. (Ne de olsa gelirler artacak.) Çin ekonomisinin son yıllarda sürekli olarak yavaşlayan büyüme ivmesi sebebiyle borçluluk Çin ekonomisi önündeki en büyük sorunlardan biri ve Covid-19 salgını ile dünya ekonomisinin yaşadığı şok doğal olarak Çin'i de etkiliyor.


 Küresel kriz sonrası sadece Çin'de değil, bütün dünyada ekonomi yönetimleri yaşanan yaşanan krizin iflas furyasına sebebiyet vermemesi için önemli teşvikler sağladılar ve finansal şartlar şu an bütün dünyada son derece destekleyici fakat Çin'deki yüksek borçluluk ( IIF verilerine göre 2020'nin 2. çeyreğinden Çin'de toplam borçluluğun milli hasılaya oranı %320 civarında.) ve şeffafiyet sorunu sebebiyle önemli temerrütler( Yükümlülüğün zamanında yerine getirilememesi) yaşanıyor. Yaşanan temerrütler Çin varlıklarına bakışı etkileyecek noktaya ulaştığı için Çin'de birçok şirket şu an borçlanmaya çıkamıyor veya çıkmamayı tercih ediyor. 


 Çinli kamuya ait otomotiv şirketi Brilliance'ın 150 milyon civarında bir kupon ödemesi Ekim ayında temerrüte düşmüştü, kamuya ait bir şirketin temerrüte düşmesi zaten ciddi bir sorun ama piyasaları asıl rahatsız eden temerrüt Yongcheng'ten geldi. 

25 Kasım 2020 Çarşamba

2021 Türkiye ekonomisi

  2020 yılının sonuna geliyoruz, 2021 Türkiye ekonomisi senaryoları da yayınlanmaya başladı. 2020 yılı küresel salgın sebebiyle hem Türkiye hem de dünya ekonomisi için zorlayıcı bir yıl oldu ve uzun süre aşı bulunacak, dertler bitecek haberlerine şahitlik etmiştik fakat Covid-19 aşıları beklenenden de daha başarılı olarak geliştirildiği halde şu an aşının bulunmasının küresel salgını ve bunun ekonomik sonuçlarını tamamen ortadan kaldırmayacağını görüyoruz.


 2021 yılına ciddi belirsizliklerle giriyoruz, Covid-19 aşıları büyük ihtimal gelecek ay piyasalara sürülmeye başlayacak fakat salgının geldiği nokta bu gelişmenin olumlu etkilerini sınırlıyor. Avrupa ve Kuzey Amerika'da günlük vaka sayısı 200'er binlere yaklaşıyor. Dünyada sağlık sisteminin bir sene içinde Covid-19 hastalığını daha iyi tanımaya başlaması sebebiyle ikinci dalgada oransal olarak daha az ölümle karşılaşıyoruz fakat rakamlara bakınca ikinci dalgadaki ölüm sayıları geçen sene bütün dünyanın kapandığı döneme yaklaşmış durumda. Bu durum aşı iyimserliğini sınırlıyor.


 Türkiye'ye dönersek 2020'de yaşanan sıkıntıları çok geniş olarak değerlendirebiliriz ama çok kısa bir özetle yaşanan ekonomik sorunu yükümlülüklerde bir değişim yok iken gelirlerin anormal şekilde azalması olarak özetleyebiliriz. Türkiye'nin en önemli döviz geliri turizm sektörüdür. 2020 yılında sektörün Türkiye'de ve dünyada %70-80 daralması bekleniyor. Başta Avrupa olmak üzere dünya ekonomisinin salgında aldığı yara sebebiyle Türk Lirasında belirgin bir zayıflamaya rağmen ihracat gelirlerimiz bundan yeterli olarak yararlanamadı yine 2020'de sıcak para girişine de ne yazık ki şahitlik edemedik ki aksine ciddi bir çıkış oldu. Toparlamak gerekirse Türkiye'de yükümlülükler ( kime ait olduğu çok önemli değil) miktarsal olarak gerilemiş olsa da yükümlülüklerin ekonomi üzerindeki asıl yükünü gösteren borcun milli hasılaya oranında önemli bir değişim olmadı, diğer taraftan döviz gelirleri ise belirgin şekilde azaldı.

24 Kasım 2020 Salı

RCEP nedir

  Türkiye'de ekonomi gündeminin çok yoğun olduğu şu günlerde dünyada da çok önemli olaylar oluyor. Geçtiğimiz günlerde ASEAN ülkeleri ve Avustralya, Japonya, Yeni Zellanda ve Güney Kore arasında serbest ticaret anlaşması imzalandı. Anlaşmanın iki yıl içinde yürürlüğe girmesi bekleniyor.


 Bölgesel kapsamlı ekonomik ortaklık (RCEP) anlaşması sonrası Asya'da dünyanın en büyük ekonomik bloku kuruldu. Anlaşmaya karar veren 15 ülke dünya ekonomisinin %30'una denk büyüklüğe sahip. Anlaşma Hindistan dışında bütün büyük Asya ekonomilerini kapsıyor.


 Hindistan, anlaşmanın kendinin aleyhine olabileceği çekincesi ile anlaşmadan çekilmişti; Hindistan'ın iddiası Çin'in anlaşma sonrası birçok pazarında damping yapabilecek olmasıydı fakat diğer ülkelerin anlaşmaya varması sonrası Hindistan'ın bu birliğe uzak kalabilmesi çok kolay olmayacak.


 Anlaşma birçok açıdan yenilikler barındırıyor. Öncelikle hem politik hem de ekonomik olarak çok sorunlu birçok ülke bir araya gelmiş durumda yine geçmişte gördüğümüz blokların aksine çok farklı ekonomik seviyede ülkeler ilk defa bu kadar büyük bir ekonomik blok haline geldiler. Çin ironik bir şekilde anlaşmayı ''Çok taraflılık ve serbest ticaret zaferi'' olarak ilan etti.


 RCEP ile Çin-Japonya-Güney Kore gibi çok önemli ülkelerde ilk defa serbest ticaret anlaşması imzalanmış oldu. 


RCEP taraflara ne türlü yenilikler sunuyor

rcep

 RCEP ile anlaşma tarafı 15 ülkede üretilen bütün mallar hangi ülkede üretilirse üretilsin veya hangi konumdan hareket ederse etsin tek bir evrakla üye ülke malı olarak değerlendirilecek ve serbestçe hareket edebilecek. Son zamanlarda Çin'in üretim merkezi olması, tedarik zincirlerindeki kilit konumu küresel salgın sonrası ciddi zorluklarla karşılaşması önemli bir hikaye idi ama RCEP, Çin'in dünya üretiminde ağırlığına büyük bir destek veriyor. Ayrıca Avustralya, Güney Kore, Japonya gibi çok önemli ABD/Batı müttefiklerinin Çin için son derece stratejik bir anlaşmada yer alması politik bir Çin zaferidir yorumu hatalı olmayabilir tabii ki bu anlaşmaya Trump'ın mirası da diyebiliriz. Trump'ın sadece Amerika çıkarını önceleyen müttefik ülkeleri bile tehdit eden ticaret politikaları birçok önemli müttefik ülkeyi alternatifleri değerlendirmeye teşvik etti.

Aktif rasyosu nedir

 BDDK bugün aldığı kararla aktif rasyosu uygulamasının 31 Aralık itibariyle uygulamadan kaldırılacağını açıkladı. Uzun süredir aktif rasyo uygulamasının kaldırılacağı söylentileri mevcuttu ve bugün alınan kararla söylentiler doğru çıktı.

Aktif rasyo nedir

23 Kasım 2020 Pazartesi

2020 Türkiye Ekonomisi

Türk varlıkları uzun süredir ''Normalleşme'' söyleminin etkisinde, iki hafta önce Merkez Bankası Başkanı Uysal'ın görevden alınması ve ardından gelen ekonomi yönetiminde değişim sonrası ekonomi politikalarında ciddi yenilik mesajları veriliyor. Bu değişim mesajlarına yatırımcıların verdiği tepkiler ise çok uç noktalarda yorumu yapabiliriz. 


 Son iki haftada neredeyse bütün saygın kurumların Türk varlıkları açısından olumlu raporlarına şahit olduk ki Türk varlıklarına karşı bu kadar fazla sayıda olumlu raporun kısa bir sürede yayınlanmasına en son ne zaman şahit olduğumuzu hatırlamıyorum bile... 2020 yılı Türkiye için sıcak para açısından olumlu bir yıl olmuyor hatta emsalimiz ülkeler için olumlu dönemlerde bile Türkiye'den sıcak para çıkışlarını görmüştük, borsanın bir önceki rekor döneminde bile yerliler alırken yabancılar bunu çıkış için fırsat olarak değerlendiriyordu fakat bu bakış açısına rağmen son bir haftada 2017 yılından beri en güçlü yabancı ilgisine şahit olduk; geçen hafta açıklanan veride (Bir önceki haftanın verisi) 1 milyar dolara yakın yabancı girişi gördük ve Türk varlıklarındaki geçen hafta gördüğümüz fiyatlamalar bu ilginin devam etmiş olabileceğini gösteriyor. @507 bu rakama swapların dahil olmadığını ve swaplar dahil edilince çok daha büyük bir rakamla karşı karşıya olduğumuzu ifade ediyor.(Tahminen 5 milyar dolardan söz ediyor olabiliriz.


 Konu dışı ama eklemek de fayda olduğunu düşünüyorum; bir yatırımcı piyasanın bir konudaki yazdığı hikayeye inanmıyorsa bile piyasanın inancını önemsemesi önemli olabilir. Somut ifade etmek gerekirse bütün kurumlar Türk varlıkları açısından olumlu bir hikaye yazarken yerliler bu hikayeye pek de inanmadı. Aynı hafta içinde son birkaç yıldaki en büyük yabancı girişi ile döviz tevdiat hesaplarında yeni rekora şahitlik ettik. Piyasadaki güçlü beklentiler bazen çok ciddi şekilde yanılmıyor mu? Tabii ki yanılıyor fakat bu çok sık da olan bir şey değil. (Kendini gerçekleştiren kehanet) Yarın dolar/tl 8.5'e dönerse bile bu gerçek değişmeyecek.


Türkiye'nin döviz rezervleri

20 Kasım 2020 Cuma

Neye yatırım yapmalı

Ekonomik krizde neye yatırım yapılır


Giriş Notu: Bu yazıyı 2018'de ekonomik krizde neye yatırım yapılır , resesyondan neye yatırım yapılır gibi soruların sıklıkla sorulması üzerine 2008 özelinde geçmiş krizlerde yatırımcıların neye yatırım yaptığı, geçmişte kriz dönemlerinde piyasaları etkileyen dinamiklerin ne olduğu konuları hakkında yazmıştım. 2020'de krizin başlaması ile ekonomik krizde neye yatırım yapılır sorusu geçmişte kalan bir konudan çok güncel bir konuya dönüştü ve daha çok güncel olarak piyasalarda neler oluyor sorusuna cevap arayanların ulaştığı bir yazıya dönüştü. Ben de bu yazıda güncel olarak piyasada gerçekleşen gelişmeleri paylaşıyorum. 

Bu paylaşımda neler var:




  • TCMB beklenen kararını verdi
  • TCMB'den önemli karar
  • Türkiye normalleşme gündemine geri mi dönüyor
  • Biden ABD'nin yeni başkanı olmaya son derece yakın
  • Deflasyon senaryoları ve altın fiyatları
  • Türk Lirasında Ayrışma, Avrupa'da önemli karar


(20.11.20)

TCMB faiz kararı

Merkez Bankası beklenen faiz kararını verdi. Merkez Bankası uzun zamandır beklentiler doğrultusunda bir faiz artırımı yapacağını ima etmesine rağmen karar anına kadar piyasada ''şüpheler'' tamamen ortadan kalmamıştı fakat Merkez Bankası beklentiler doğrultusunda 475 puan faiz artırımı gerçekleştirdi. Karar sonrası dünya borsaları için çok da iyi bir gün geçmiyor olduğu halde Bist rekor kırdı ki normal şartlar altında faiz artışlarının borsayı  olumsuz etkilemesi beklenir ama dün tam aksi bir senaryo gördük. Borsada artış bugün de devam ediyor yine faiz artışı uzun zamandır satın alınan bir beklenti olduğu halde karar sonrası Türk Lirasında güçlü bir değerlenme gördük özetle piyasa Merkez Bankası'nın kararını beğendi.


 Merkez Bankası'nın piyasayı bu kadar fazla memnun eden kararına gelince ifade ettiğim gibi TCMB 475 baz puan faiz artışı yaptı; bu olayı değerlendirirken iki farklı pencereden bakmak doğru olabilir. TCMB bazı yatırımcılara 475 baz puan faiz artışı yaptı dersek hatalı olmaz çünkü birçok yatırımcı doğal olarak ağırlıklı ortalama fonlama nedir, geç likidite nedir bilmez veya bilmek istemez benim takip ettiğim birçok kaynakta Türkiye'de politika faizi %10,25'te gösteriliyordu ama politika faizinin Türkiye'de piyasa şartlarını pek yansıtmadığı belirtilmiyordu ki belirtilmesi de bizim için çok olumlu bir referans olur mu tartışılır. Bahsettiğim kaynaklardan beslenen birçok yatırımcı için alınan karar realitede olandan çok çok daha büyük bir faiz artışı...Üstelik kanıtlayamam ama okuduğum bazı rapor/analizlerdeki cehalet şovları sebebiyle eminim ki Türkiye'de politika faizinin bir süredir piyasa şartlarını yansıtmadığından habersiz saygın, büyük kurumlar da var. (Subjektif fikir)