25 Eylül 2020 Cuma

İkiz Açık nedir

  İkiz açık hipotezi bir ülkedeki cari açığın bütçe açığını, bütçe açığının ise cari açığı beslemesini açıklayan bir teoridir. İkiz Açık veya Üçüz Açık Teorisi, Türkiye'de bütçe açığının artmaya başladığı her dönem gündeme gelir. Çok basit şekilde ifade etmek gerekirse hipoteze göre ülkedeki özel kesim tasarrufları ile yatırımları farkına kamu gelir gideri arasındaki fark eklenirse çıkan değerin cari dengeye eşit olması gerektiği ifade edilir daha da basitçe bir ülkede iç ekonomik denge ne kadar açılırsa bunun finansmanı dış kaynaklı olacağı için dış ekonomik denge de o kadar açık verecektir. 


 Örneğin bir ülkede bütçe açığı arttıkça ülkede yeterli tasarruf yoksa  bunun finansmanında dış kaynakların payı artacaktır; kamu dış kaynak kullanmazsa bile ülkedeki tasarrufların önemli kısmını kullanacağı için özel sektör buna mecbur kalacaktır daha sonra ise cari açık sebebiyle iç denge bozulacak ve daha çok bütçe açığı ihtiyacı ortaya çıkacaktır ve bu döngüsel olarak devam edecektir. İkiz açık teorisi örneğin ABD ekonomi üzerinde test edilirse doğrulanabilmektedir.

 İkiz açık hipotezi bütçe dengemizin bozulduğu dönemlerde sık sık gündeme geliyor olsa da bu hipotezin Türkiye'de çalıştığını iddia etmez zor. Türkiye'de bir birini besleyen cari açık, bütçe açığı döngüsünden pek söz edemiyoruz hatta Türkiye örneğinde cari açık ile bütçe açığı arasında ters korelasyondan bahsetmek bile mümkün.


Türkiye'nin cari açık problemi


 Cari açık için Türkiye'nin kronik sorunu diyebiliriz. Saygın basın kuruluşları bile cari dengemiz açık vermediği dönemler ''Cari açık fazla verdi.'' manşeti ile haber geçebilmektedir. Küresel şartlar da son derece önemli olsa da bir ülkede cari açığın milli hasılaya oranı %3'leri aşması rahatsız edicidir; %5'ler ise sorun ifade eder diyebiliriz. Türkiye ekonomisi ideal veya idealin üzerinde büyüme gösterirken sürekli olarak cari açık vermektedir; rahatsız edici seviyede cari açık vermediğimiz dönemlerde ise bu defa büyüme performansı tatmin edici olmamaktadır.


ikiz açık nedir
2020 yılı için Temmuz ayı verisi kullanıldı


   2020 yılı Temmuz ayında cari açık yaklaşık 15 milyar dolar civarında ve cari açık milli hasılanın %2'sine denk geliyor. TCMB beklenti anketine göre sene sonuna kadar bu rakamı 22 milyar dolar civarına ve mili hasılanın %3'ten fazlasına yükselmesi bekleniyor.


ikiz açık nedir
2020 yılı için Temmuz verisi alındı

 2020 yılında cari açığın sorun oluşturmasının sebebi bu açığın finansman şartlarının bu sene daha zorlayıcı olmasıdır Cari dengemize önemli katkı veren Turizm 2020 yılında bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de büyük yara aldı; Türkiye'den çıkan sıcak para son yıllardaki en yüksek rakama ulaştı bu da miktarsal olarak daha az bir rakamı ifade ediyor olsa da cari açığın ekonomi üzerinde sorun yaşatmasına sebebiyet veriyor.


 Cari açık için ülkenin yıllık yeni borçlanması tabirini kullanabiliriz ve Türkiye ekonomisi üzerindeki dış borçluluk sorununun kaynağı bu açıktır. Cari açık, dış borçluluğun artmasına sebebiyet verirken dış borçlarda sürekli olarak ekonomi üzerinde kur baskısına sebebiyet vermektedir.


Türkiye'de Bütçe dengesi

Merkez Bankası Net Döviz Rezervi Eylül 2020

Merkez Bankası Net Döviz Rezervi Eylül 2020


  Bir önceki hafta Merkez Bankası net döviz rezervi 20.3 milyar dolardı.(11 Eylül ) Bu hafta açıklanan son veriye göre Merkez Bankası Net Döviz Rezervi 18.8 milyar dolara gerilemiş.( 18 Eylül 2020 tarihi  itibariyle Merkez Bankası net döviz rezervi)


 Merkez Bankasının döviz rezervleri ile beraber swap stoku da artık sık sık sorulmaya başladı. İki verinin açıklanma tarihleri uyuşmuyor fakat fikir vermesi açısından Temmuz ayında merkez bankasının toplam swap yükümlülüğü 58.2 milyar dolardı. (
Merkez Bankası swap işlemleri ne anlama geliyor)



Merkez Bankası net döviz rezervi(Aylara Göre)




Merkez bankasının net döviz rezervlerinin değişimi ise şu şekilde olmuş;


BDDK Swap işlemleri Kararı

Ekleme: BDDK yabancıların kısa vadede Türk Lirası lehine pozisyon almasını zorlaştırdığı karar gevşetildi. Alınan kararla vadesi 7 güne kadar olan TL satım işlemlerinin (swap, opsiyon vs.) limiti öz kaynakların %1'inden %2'sine; vadesi 30 güne kadar olan TL satım işlemlerinin limiti %2'den %5'e; vadesi 1 yıla kadar olan TL satım işlemlerinin limiti %10'dan %20'e yükseltildi.

 Daha önce konu hakkında yazdığım yazıyı eklemelerle düzeltmek mümkün olmadığı için yazıyı baştan yazdım. Bilindiği üzere TCMB bugün vadede hem TL satım hem de TL alım işlemleri için daha önce aldığı kararları gevşetti.


 Kararın vadede TL alım kısmı sebebiyle bütün Türkiye zaten ''Swap'' kavramını öğrendi. Ara sıra Londra'da TL borçlanıp döviz alanların piyasalarda büyük hareketlenmelere yol açması ilginç fiyatlamaları beraberinde getiriyordu. TL'nin değerini korumak amacıyla yabancıların Türk Lirasına ulaşımı neden kısıtlanır? Bunun etkileri nedir sorusu için yazının sonunda bir link mevcut ondan yararlanabilirsiniz.

BDDK Yabancılara Türk Lirası Likiditesini Kısıtlaması

 BDDK, 2018'in Ağustos ayı ile birlikte başlayan ve aşama aşama artan yabancılara TL kısıtlaması kararlarını yaklaşık iki sene sonra gevşetmeye başladı. Bugün alınan kararla BDDK bankaların yabancılara TL sağladığı swap, opsiyon ve benzeri  işlemlerinin limitini bankaların öz kaynaklarının %1'inden %10'una yükseltti. Bununla beraber uzun zaman önce alınan yabancıların TL'deki değerlenmeden kısa vadede nemalanmasını zorlaştıran (Karar aralık 2019'da alınıştı.) sınırlamalar da gevşetildi yani yabancılar kısa vadede de TL'nin değerlenmesine daha rahat oynayabilecekler.

 BDDK yeni kararıyla; 

  • Vadesi 7 güne kadar olan vadede TL satım işlemlerinin limiti (Swap opsiyon vs.) öz kaynakların %1'inden %2'sine,
  • Vadesi 30 güne kadar olan vadede TL satım işlemlerinin limiti (Swap opsiyon vs.) öz kaynakların %2'sinden %5'ine,
  • Vadesi 1 yıla kadar olan vadede TL satım işlemlerinin limiti (Swap opsiyon vs.) öz kaynakların %10'undan %20'sine,
yükseltildi. BDDK'nın yabancıların TL'deki değerlenmelerden neden kısa süreli yararlanmamasını istemediğini ve bunun muhtemel etkilerini şurada yazmıştım. Yazının sonuna eklediğim linkte yazmıştım yine BDDK'nın yabancıların TL borçlanmasını uzun süredir niye zorlaştırdığını ve bunun sonuçlarını alttaki makalede açıklamaya çalışmıştım.



BDDK neden yabancılar Türk Lirasına ulaşmasını engelliyor


 Türk Lirasının üzerinde yüksek dış borçluluk, zayıf döviz rezervi kaynaklı baskı mevcuttur fakat bu doğal baskının dışında geçmişte Türk Lirasının çok fazla değer kaybetmesinde spekülatörlerin de önemli katkısı vardı ve 2018 yazından başlamak üzere alınan önlemlerle bu faktör bazı olumsuz etkilere de yol açması pahasına zayıflatıldı.


 Bizim kur olarak takip ettiğimiz rakamlar aslında piyasadaki Türk Lirası-Döviz arz talep dengesini ifade eder ve Merkez Bankası'nın görevlerinden biri bu dengeyi yönetmektir. Piyasada dövize olan talep artınca doğal olarak Türk Lirası değer kaybeder ve piyasanın ihtiyaç duyduğu dövizi sağlayacak son merci Merkez Bankası'dır. Merkez Bankası bir taraftan piyasanın döviz talebini karşılar iken diğer yandan Merkez Bankası'nın döviz rezervindeki değişiklikler de kendi başına piyasadaki döviz talebini etkileyen önemli bir faktördür daha açık ifadeyle Merkez Bankası piyasanın döviz talebini karşılar iken rezervlerini ciddi şekilde zayıflatırsa bu durumun dövize talebi daha da artırması ve bir kısır döngü oluşturması beklenir yani Merkez Bankası  piyasanın döviz talebini karşılarken  döviz rezervini de çok fazla zayıflatmamalıdır.

24 Eylül 2020 Perşembe

Altın fiyatları ne olur

 Yatırımcıların Türk Lirasına odaklandığı şu günlerde altın büyük bir düşüş yaşıyor. Yakın zamana kadar 2.000 doları zorlayan ons altın bu yazı yazılırken 1.850 dolar civarına gerilemişti. Altın neden büyük düşüş yaşadı sorusuna cevap vermek gerekirse;


  • Altını pozitif etkileyen beklentilerin  zayıflaması

 Geçen hafta FED'in yeni ortalama enflasyon hedefinin son zamanlarda alınan en radikal kararlardan biri olduğuna dair birkaç yazı yazmıştım; bu kararın doğal sonucu daha az reel/nominal getiri ve daha çok enflasyondur ki bu durumdan en fazla fayda sağlaması beklenen varlık altın olabilirdi. FED Başkanı Powell'ın Jackson Hole toplantısı sonrası altında bir yükseliş eğilimi gördük ama daha sonra gelen açıklamalar sonrası FED'in radikal ortalama enflasyon hedefi kararının gerçekten piyasa realitesine bir yenilik katıp katmadığı tartışılmaya başladı ki son durumda belirsizliklerle beraber FED'in aldığı kararın piyasalar için çok da önemli olmadığı fiyatlanıyor. (FED'in ortalama enflasyon hedeflemesi kararı) Bu da altın için olumsuz oldu.

 Altını hatta daha geniş çerçevede piyasaları olumsuz etkileyen bir diğer önemli gelişme ise ABD'de demokrat ve cumhuriyetçiler coronavirüs salgını için ikinci destek paketinde anlaşamamaları oldu. Şu an ABD borsaları düşüşe geçince çok sürpriz ! olarak taraflar yeniden görüşmeye başlamış olsalar da iki tarafın anlaşması çok olası değil. Kişisel fikrim demokratlar bundan nemalanıyorlar da çünkü hem  Trump'ın seçim öncesi alelade ifadesiyle insanların cebine para koymasını engelliyorlar hem de bunun siyasi yükünü cumhuriyetçilere yüklüyor olabilirler; bu tarafı beni çok da ilgilendirmez ama ABD'de destek paketinin henüz çıkmaması piyasaları son derece fazla etkiliyor; özellikle de altını...

 Daha önce konu hakkında yazılar yazmıştım ama tekrarlamak istiyorum; şu an tarihi bir krizde olsak da Amerikalıların çok büyük bir kısmı bu kriz sebebiyle gelir kaybına uğramadı hatta gelirleri arttı. Alttaki grafik Amerikalıların kişisel reel gelirlerini gösteriyor, krizle beraber gelirlerde çok ciddi bir artış var.

altın daha yükselir mi


Muhtemel Büyük İstanbul Depreminin Ekonomik Etkileri

 Elazığ'da yaşanan 6.8 büyüklüğündeki deprem bütün Türkiye'ye yeniden deprem acısı yaşattı ve doğal olarak yeniden muhtemel Büyük İstanbul depremi ve sonrası olabilecek senaryoları akla getirdi. İnsan hayatının söz konusu olduğu bir konuda ekonomiden bahsetmek biraz rahatsız edici ama sonuç olarak Muhtemel büyük İstanbul depreminin ekonomik etkilerinin de konuşulması şart. Depremler çok büyük belirsizlik içeren bir konu olduğu olduğu için doğal olarak ekonomik risk olarak değerlendirilmiyor ama bilim adamlarının çok uzak olmayan bir gelecekte büyük İstanbul depreminin kaçınılmaz olduğunu belirtmesi ve bu depremin Türk ekonomisi üzerinde oluşturabileceği orantısız riski düşününce aslında deprem Türkiye'nin hızla hazırlıklarını yapması gereken bir risk olarak ortaya çıkıyor.

 Üzerinden uzun zaman geçmiş olsa da 99 Depremi ve sebep olduğu ekonomik yıkımın hatıraları halen taze... 99 Depremi yaklaşık 20 bin vatandaşımızı aramızdan alırken kabaca 300 bin konutun ve 50 bin iş yerinin ağır hasar görmesine sebep olmuştu. 99 Depreminin maliyeti o günün parasıyla 10-15 milyar dolardı ki bu Türk ekonomisinin %4-6'sına denk gelmekteydi ! Gölcük depremi sonrası Türkiye ekonomisi bir türlü toparlanamadı ve bu deprem 2001 Krizinin de en temel sebepleri arasındadır.


olası istanbul depreminin ekonomik etkileri
Gölcük depremi maliyeti

 İstanbul Depremi neden çok ciddi risk



Neye yatırım yapmalı

Ekonomik krizde neye yatırım yapılır


Giriş Notu: Bu yazıyı 2018'de ekonomik krizde neye yatırım yapılır , resesyondan neye yatırım yapılır gibi soruların sıklıkla sorulması üzerine 2008 özelinde geçmiş krizlerde yatırımcıların neye yatırım yaptığı, geçmişte kriz dönemlerinde piyasaları etkileyen dinamiklerin ne olduğu konuları hakkında yazmıştım. 2020'de krizin başlaması ile ekonomik krizde neye yatırım yapılır sorusu geçmişte kalan bir konudan çok güncel bir konuya dönüştü ve daha çok güncel olarak piyasalarda neler oluyor sorusuna cevap arayanların ulaştığı bir yazıya dönüştü. Ben de bu yazıda güncel olarak piyasada gerçekleşen gelişmeleri paylaşıyorum. Bunun dışında resesyonda neye yatırım yapılır gibi genellemeci bir sorunun net bir cevabı olamaz, geçmiş yazıyı neden resesyonda neye yatırım yapılır sorusunun net bir cevabı olamayacağını ayrıntılı şekilde açıklamak için güncelledim.

Bu paylaşımda neler var:




  • TCMB faiz kararını verdi
  • TCMB'den önemli karar
  • Riskten kaçış: Neden neredeyse bütün varlıklar satış yiyor
  • Sonbaharda Türk varlıkları için önemli gelişmeler
  •  Ekonomik krizde neye yatırım yapılır

(24.09.20)

TCMB faiz kararını verdi

Merkez Bankası bugün PPK toplantısında Faiz kararını verdi. TCMB piyasa beklentilerinin çok uzağında 200 baz puan faiz artırımı kararı aldı. Haberin ilk etkisi ile Dolar/TL 7.7'lerden 7.5'lere kadar geriledi. Dün Merkez Bankası'nın faiz politikasının etkilerini yerel dinamikler açısından açıklamaya çalışmıştım. Bu yazı ise TCMB'nin para politikasının emsal ülkelere göre durumu hakkındadır.


 Öncelikle Türkiye'nin emsali ülkelere göre en büyük sorunu enflasyon konusunda ciddi şekilde olumsuz ayrışmasıdır diyebiliriz. Alttaki grafikte gördüğünüz gibi emsalimiz olan ülkelerde enflasyon sorunu ciddi anlamda çözülmüş durumda. Üstelik bizde enflasyon beklentilerinde güçlü bir iyileşme de yok. (12 ay sonrası enflasyon beklentisi yeniden çift haneye yükseldi.)


neye yatırım yapmalı


   Günümüzde dünyada enflasyondan çok deflasyon sorunu gündeme geliyor ve enflasyon sorununu çözen ülkelerin yönetimleri gerekli durumlarda çok büyük hamleler yapabilecekleri bir alan elde ediyorlar. Bu konu ayrıca bir  makale konusu fakat örnek olması için  geçenlerde Endonezya hükumetinin sınırları zorlayan icraatlerini yazmıştım ve bunun bir devrim mi yoksa büyük bir kumar mı sorusunun cevabını okuyucunun yorumuna bırakmıştım. Şu anki konuya gelince Endonezya hükumeti merkez bankacılığının kitabını yeniden yazma cesaretini enflasyon sorununu çözmenin verdiği öz güvenden alıyor.(Bizden çok uzak bir coğrafya olsa da Endonezya'da olanlar bütün dünya için önemli olabilir: Endonezya hükumeti Rubicon'un üzerinde dans ediyor)


  Şu an biz ve emsalimiz olan ülkelerin en büyük sorunu yüksek borçluluk sorunu ve bu durum da bahsettiğim ülkelerin risk algısını doğrudan etkiliyor. Bir ülkeye dair risk algısı ne kadar güçlüyse yatırımcılar buna nispeten bir getiri talep eder. Yatırımcıların gözünde ülkelere dair risk algısını CDS'ler üzerinden takip ederiz.(CDS nedir)


  Türkiye ve benzeri ülkelerde CDS'ler dün şu şekildeydi. 


krizde yatırım

23 Eylül 2020 Çarşamba

Geç likidite penceresi ne demektir

 TCMB'nin ortalama fonlama maliyetindeki artış sebebiyle geç likidite penceresinin yeniden yoğun olarak kullanılmasına şahit olabiliriz. Merkez Bankası'nın şu anki politika faizi %8,25 ve TCMB'nin politika faizine müdahale etmeden sıkılaşmaya ihtiyaç duyduğu dönemlerde kullandığı gecelik borçlanma faizi %9,75 seviyesinde iken son günlerde yapılan geleneksel yöntemli repo ihalelerinde daha yüksek rakamlarla karşılaşıyoruz. Üstelik dün TCMB, gecelik faizle yaptığı fonlama limitlerini de yarıya düşürmüştü. (18.08.20) TCMB faiz artırmadan daha çok sıkılaşma ihtiyacı duyarsa ne yapar diye düşününce akla gelen yöntemler  geç likidite penceresi kanalıyla piyasayı fonlamak ya da daha uzun vadeli repo ihalelerinin kullanılması. Şu an  Geç likidite penceresi faiz oranı %11,25 ve geçenlerde (17 Ağustos 2020) gerçekleşen uzun vadeli repo ihalesinde çıkan ortalama faiz %11,25 olmuştu. 

Geç Likidite penceresi nedir


 Günümüzde sıradan bir fonlama kanalına dönüşme eğilimi gösteren geç likidite penceresi aslında geçmişte çok istisnai bir fonlama kanalıydı. Yanlış bilmiyorsam doksanlı yıllarda Merkez Bankası fonlama kanalları arasına giren yöntemin 2017 yılına kadar işlem adedi bir elin parmağını geçmez ve bankaların bu kanaldan fonlanması sıkıntılı bir durumun varlığına işaret ederdi. Ünlü Demirbank iflasında TCMB'nin bankayı bu kanaldan neden kurtarmadığı tartışılan bir konudur.