30 Mayıs 2020 Cumartesi

Aktif rasyosu nedir

BDDK daha önce aldığı aktif rasyosu kararını güncelledi. Aktif rasyosu nedir sorusu için öncelikle alttaki makaleyi okuyabilirsiniz; bu ekleme güncelleme ile gelen yenilikler hakkındadır. Bugünkü karar ile BDDK bankaların daha önce alınan aktif rasyosu kararının etrafından dolanmasını engelledi. Alınan başlıca kararlara gelirsek;


  • Aktif Rasyosunu tutturamayan bankalara bir süre daha zaman tanındı.
  • Bankaların bazı işlemlerle daha önce alınan kararın etrafından dolanması engellendi. Üç Aydan kısa süreli krediler hesaplamada kredilere dahil edilemeyecek yani bazı müşterilere verilen kısa süreli krediler ile oran düzeltilemeyecek. 
  • Müşteri reposu veya kısa finansman reposuna artık muafiyet yok.
aktif rasyosu
  • Daha önce döviz mevduatı toplayan bankaların topladıkları mevduattan daha fazla kredi vermeleri gerekiyordu. (1'e 1.25) Yeni düzenleme ile bankalar topladıkları döviz mevduatı kadar döviz kredisine bir katsayısı uygulanacak yani verdiği döviz kredisi kadar döviz mevduatı toplayan bankalara ciddi bir iyileşme sağlandı ama topladığı döviz mevduatı döviz kredisinden daha fazla olan bankalar için ise şartlar daha da zorlaştırıldı. 
 Bankaların döviz mevduatı zaten tercih etmiyorlar; şu an yapabilecekleri şey dövizi cazibesini daha da azaltmak (Döviz mevduatı faizlerini düşürmek) ama döviz mevduatı sahiplerinin döviz eğilimlerinde faiz getirisinin etkisi zaten zayıf.

 Son haliyle hesaplama şu şekildedir.

aktif rasyosu nedir


29 Mayıs 2020 Cuma

Getiri eğrisi nedir

 Son günlerde FED yöneticileri sık sık FED'in de ''Getiri Eğrisi Kontrolü'' yöntemine başvurabileceğine dair açıklamalar yapıyorlar. Yakın zamanda FED'in de negatif faiz uygulamaya başlaması beklentisi fiyatlamalarda yer bulmuştu ama FED yöneticilerinden bu konuda gelen net mesajlar sonrası bu beklenti daha efektif olan getiri eğrisi kontrolüne döndü.


Getiri eğrisi nedir


 Borçlanma araçlarının vadeleri ile getirileri arasındaki ilişkiye getiri eğrisi veya verim eğrisi diyoruz. Normal şartlar altında zaman kavramının kendisi bir risk unsurudur ve yatırımcılar riskler arttıkça daha fazla getiri talep eder bu sebeple bir borçlanma enstrümanının getiri eğrisi normal şartlar altında vade uzadıkça artmalıdır fakat beklentilere göre ise bu eğri farklılık gösterebilmektedir. Örneğin Devlet tahvillerinden bahsediyorsak yatırımcıların bu tahvilleri alırken ilk başta enflasyonu tahmin etmeye çalışırlar ve ileride enflasyon yükseleceği veya düşmeyeceği beklentisi mevcutsa getiri eğrisi normal olur ama  enflasyon düşecek beklentisi var ise bu defa da normalin aksine kısa vadeli tahvillerin faizleri, uzun vadelilere oranla nispi olarak artması beklenir ve verim eğrisi tersine döner.


Getiri eğrisi nedir
Getiri eğrisi nedir



 Ekonomik kriz dönemleri çoğu ülkede enflasyon düştüğü için getiri eğrisinden kriz tahminleri de yapılabilmektedir. Getiri eğrisi de günün sonunda yatırımcıların tercihleri ile ortaya çıkan bir veridir ve her zaman rasyonel sonuçlar vermez ama örneğin 2 yıl ve 10 yıllık ABD tahvilleri arasındaki getiri farkının negatife düşmesi geçmişten günümüze kriz indikatörü olarak kabul edilmiştir ve her kriz öncesi bu tahvillerinin getiri farkı negatife düşmüştür.


KARŞILIKSIZ PARA BASMAK

Karşılıksız Para Basmak ne demek


Toplumumuzda çok yaygın olarak kabul görmüş hatalı bir inanış var. Bazı paraların ya da Türk lirasının basılırken bir karşılığı olması gerektiği ya da olduğu kabul edilir ama gerçekte bütün paralar karşılıksız basılır ya da tam tersi de doğru kabul edilebilir. Merkez bankasının rezervinde para arzını karşılayacak kadar altın bulunursa paranın karşılıklı olduğu aksi durumda piyasadaki paranın karşılıksız olduğu bilgisi doğru değildir.

  Türkiye'de ve dünyadaki paraların altın karşılığı yoktur. Bir para biriminin karşılığı üzerindeki merkez bankası başkanının imzasıdır, başkanın imzası ile merkez bankaları elinizdeki paranın karşılığı olan değeri size iade edebileceğini ifade eder, bunun inandırıcılığı da paranın değerini doğrudan etkiler. 


Karşılıksız Para inanışının kökeni


 1971'e kadar dolar altın karşılığı olarak basılmaktaydı ve diğer ülkelerin (Bretton Woods anlaşmasına taraf olanlar) para birimleri dolara karşı ancak %10 değer kazanıp kaybedebiliyordu, bunun dışında bir değerlenme için IMF izni gerekliliği tasarlanmıştı. Abd'nin bu sistemi sürdürememesi ile dolar dahil altın karşılığı basılan herhangi bir para birimi kalmamıştır ve bu sistem ifade ettiğim gibi 50 yıldır terkedilmiştir.


Karşılıksız para basılması bir hata mıdır



Bu sorunun cevabını bulmak için özetle insanlığın para serüvenine bakmak lazım.


  İnsanlar eski çağlarda takas ile ticaret yapıyorlardı ama bunun belli zorlukları vardı.(İnek satacak iseniz ineğinizi peşinize takıyordunuz vs.) Lidyalılar bunun sıkıntılı bir işlem olduğunu fark ettiler ve bugünün senedine karşılık gelen parayı kullanmaya başladılar. Neydi bu para? İneğinizi peşinize takmak yerine gidip bir otoriteye teslim edip para alıyordunuz, ineğiniz ile tavuk alacaksanız parayı tavuk sahibine veriyordunuz, para sahibi paranız ile gidip sizin ineğinizi alıyordu. İnsanlar kolaylığı sevdiği için zamanlar bu işlem daha da kısaldı ve insanlar doğrudan para ile mal değişimi yapmaya başladılar.

 Daha sonra insanoğlunun her güzelliği bir şekilde bozma huyu devreye girdi. Paranın bir otoritede mal karşılığı vardı ama otorite ya da başka faktörler para miktarı=mal miktarı dengesini bozuyordu; bunun en temel sebebi insanların güven duyduğu otoritelerin piyasaya fazladan para sürmeleriydi! Piyasadaki para artınca sizin elinizdeki para ile alabileceğiniz değer, otoriteye bıraktığınız değerin altında kalıyordu.Biz buna enflasyon diyoruz, Enflasyon ilk çağlardan beri vardı.

28 Mayıs 2020 Perşembe

Hong Kong'ta neler oluyor

 Bir süredir her türlü olumsuz haberi ısrarla görmezden gelen piyasalar Hong Kong'taki gelişmelere artık tepkisiz kalamadılar. Bugün küresel piyasalarda ABD ile Çin'in Hong Kong için karşı karşıya gelmeleri sebebiyle risk iştahının zayıflamasına şahitlik ediyoruz.

 ABD, Hong Kong ile olan ilişkilerini çok uzun yıllardan beri Hong Kong'un özerk olması sebebiyle Çin'den ayrı tutuyordu, Hong Kong'a sağlanmış birçok imtiyaz mevcuttu fakat bu imtiyazlar Hong Kong'un özerk olmasına bağlanmıştı ki bunun resmiyette değil pratikte olması imtiyazların devamı için gereklilikti. Hong Kong'un statüsünün ne olduğuna karar verme ABD'de Dış İşleri Bakanlığı'nın sorumluluğundaydı ve ABD Dış İşleri Bakanı Pompeo dün yaptığı açıklamada Hong Kong'u artık özerk olarak tanımlayamayacaklarını ve Hong Kong'a tanınan imtiyazların sona erdirilmesi gerekebileceğini ifade etti. Kongre ise bu gelişme ile Çin'e yaptırımları gündeme soktu ki zaten Koronavirüs sebebiyle gergin olan Abd-Çin ilişkilerine yeni bir gerilim eklendi.


 Abd'nin Hong Kong'a yaptırım uygulaması Hong Kong'u daha da Çin'in kucağına itecekken aksi senaryoda ise Çin, Abd ve dünyadaki ulaşamadığı birçok askeri/sivil teknoloji ve ürüne  Hong Kong üzerinden ulaşmaya devam edecek. Çin'in meşhur teknoloji transferi veya hırsızlığı iddialarında Hong Kong uzun zamandan beri taşeron görevi görüyor. Politik olarak bakılınca ise mevcut durum her senaryoda Hong Kong insanının aleyhine iken Çin'in çıkarına görünüyor.


Hong Kong'ta neler oluyor



 Hong Kong'ta neler oluyor sorusunu Hong Kong ekonomisinden ayrı değerlendirmek zor. Hong Kong dünyada en fazla milyoner barındıran şehirlerden biridir yine dünyada kişi başı gelirin en fazla olduğu ülkelerden biri Hong Kong'tur. 

hong kong protestolar



Bütün dünyada gelişmiş ülkelerin ekonomik büyüme ivmesi son yıllarda zayıflarken Hong Kong kendi coğrafyasının gerisinde kalmış olsa da (Shenzen, Singapur vs.) halen yıllık %3,3 gibi önemli bir büyüme rakamına ulaşabilmektedir. Çin'in sürekli baskıları olsa da Hong Kong dünyadaki en serbest ekonomi ve iş yapmanın en kolay olduğu 3. yerdir.

hong kong protestoları


  Kağıt üzerinde Hong Kong son derece müreffeh olsa da realitede ise 18-30 yaş arası gençlerin %50'den fazlası ülkeden ayrılmayı umuyor; konutların yarısından fazlasının kirası ortala gelirin %70'ine denk geliyor ve bu kadar yüksek kiraların olduğu bir ülkede doğal olarak her türlü ürün de fahiş fiyatlara satılıyor. Abd'de ortalama konut fiyatları ortalama gelire sahip vatandaşın 4.5 yıllık gelirine denk iken Hong Kong'ta bu rakam 21'e yakın ve bu evlerde pencere bile lüks olabiliyor. Bir arabalık otoparkın yaklaşık 650 bin dolara satıldığı bir ülkeden bahsediyoruz ve bu inşaat/konut anomalisi dünyanın sayılı zengin toplumundan biri olan Hong Kong insanının yoksunlukla karşı karşıya kalmasına sebep oluyor ki aslında politik, ekonomik her türlü sorunun temelinde de bu konut anomalisi var.

27 Mayıs 2020 Çarşamba

2020 Ekonomik krizi

Giriş notu: Bu paylaşımda 2020 ekonomik kriz senaryolar ile doğrudan veya dolaylı olan makaleler bulunmaktadır ve makaleler genelde küresel ekonomi ile alakalıdır. 



2020 ekonomik krizi



  Yatırımcıların ruh halinde ciddi bir değişime şahitlik ediyoruz. Altın düşüyor; borsalar yükseliyor ki neredeyse kriz öncesi seviyelere yaklaştılar; krizlerin doğal sonucu dolara yönelimdir(Yükümlülükler) ve dolar da en azından bir miktar geriliyor/geriledi. Reel ekonomilerden gelen normalleşme haberleri yatırımcıların risk iştahını ciddi şekilde artırdı ama ''Normalleşme'' konusuna girmeden ne kadar normaldik sorusuna cevap vermek faydalı olabilir.

 2020 ekonomik krizi gündemimize girmeden önce 2008 krizi tarihin en büyüğü olmasa da en büyük riski ortaya koyan kriz olarak anılıyordu ve 2008 sonrası da defalarca normalleşme ekonomi gündeminde yer buldu fakat makul bir normalleşmeye bugüne kadar hiç şahit olamadık. Daha önce birçok yazıda dile getirmiştim ama tekrar etmekte fayda var; Avrupa'da 2008 sonrası başlayan destekler hiç sonlandırılamadı, 2020 öncesi de Avrupa'da faizler negatifti ve sürekli olarak devam eden bir teşvik (Varlık alımları) mevcuttu. Japonya'da benzer bir hikaye çok daha uzun süre önce başlamıştı. Çin'de 2008'den beri teşvikler artarken ekonomik büyüme ivmesi durdurulamaz şekilde zayıflıyor; sadece Amerika'da diğer ülkelere kıyasla bir miktar normalleşme söz konusu oldu fakat bu da nispi bir durum Abd'de kendi normallerine hiçbir zaman dönemedi. Alttaki resimde gördüğünüz gibi 2008 sonrası başlayan teşvikler zaman zaman gördüğümüz farklı söylemlerin aksine hiçbir zaman sona erdirilememişti. Dünya ekonomisinin büyüklüğü 80-85 trilyon dolar iken (Kurumlara göre değişiklik gösteriyor.) Abd-Avrupa(İngiltere dahil)-Japonya- Çin ekonomilerin toplam büyüklüğü yaklaşık 70 trilyon dolar yani geriye kalan dünya zaten küresel ekonomide çok sınırlı pay sahibidir ve bahsettiğim gibi bu ülkelerin hepsi henüz 2008'in travmasını atlatamadan 2020 ekonomik krizi ile yüzleştiler.(Abd'e ayrıca değineceğim.)

2020 ekonomik krizi
2008 sonrası merkez bankalarının bilanço büyüklüğü 20 trilyon dolara yükseldi.

Kara Çarşamba ve George Soros

 1990'ların başında dünya ekonomisi daha önce görülmedik bir manipülasyona şahitlik etmişti, çok da büyük bir serveti olmayan George Soros dünyanın en büyük merkez bankalarından birinin karşısında çok cesaretli adımlar atmıştı daha ilginci George Soros çok sınırlı servetiyle İngiltere Merkez Bankası'nı alt edebilmişti.


 Kara Çarşamba'nın bize öğrettiği en önemli ders ise merkez bankalarının bağımsızlığının önemi ve tamamen entegre olmamış yapıların ortak ekonomik yapıya geçemeyecekleri, bu tür yapıların kısa vadede sağladığı faydalar için ekonomik bağımsızlıktan vazgeçilmemesi gerektiğidir.


Kara Çarşamba'ya giden süreç


 Avrupa Birliği; Euro Birliği öncesi ticareti kolaylaştırma ve haksız rekabeti önleme, istikrar sağlama vb. sebeplerden dolayı 1979'da Exchange Rate Mechanism'i (ERM) uygulamaya başlamıştı, uygulamanın kurallarından biri herhangi bir ülkenin para birimini %6'dan daha fazla devalüe edememesi idi; uygulama birçok fayda sağlamış olsa da merkez bankaları için çok ciddi sorunlara yol açıyordu ve Avrupa ekonomilerinde normal olmayan büyüme, enflasyon ve faiz oranlarının ortaya çıkmasına yol açıyordu.

 Birleşik Krallık'ta en uzun süre başbakanlık yapmış olan Demir Leydi lakaplı Margaret Thatcher görev süresi boyunca tek para birimine karşı oldu hatta çok uzun süre devam eden başbakanlık kariyerini sona erdiren en önemli faktörlerden biri tek para birimine hazırlık olan ERM'e katılmayı reddetmesiydi; M.Thatcher'ın ERM'e katılmayı reddetmesi ve İngiltere ekonomisindeki sorunlarında etkisi ile 1991'de parti kongresinde yerini ERM'nin çok kuvvetli destekçilerinden John Major'e bıraktı.

Avrupa Birliği dağılabilir mi

Avrupa'da 500 milyar Avroluk destek paketi

Euro/Dolar paritesinin 1.1 seviyelerini zorladığı bir dönemdeyiz. Geriye gidersek 2018'de 1.4 gibi seviyeler bile telafuz edilmişti ki o günden beri sürekli olarak da uzun vadede avroya karşı hep olumlu beklentiler dile getirilmişti. Son üç seneye hep avro yükselir beklentisi ile girdik ama her defasında bu daha da düşmez hikayesi ile euro/dolar paritesi 1.07'lere kadar düştü ki 1.07 onlarca çok önemli teknik seviyenin desteği, bu seviyelerden gerçekleşen yukarı hareketlerin daha güçlü olması gerekiyor olabilir.

 Dolar endeksi şu an 100 seviyesi civarında ve 100 seviyesi doların karşısındaki sepete göre daha değerli veya değersiz olmadığını ifade eder fakat dolar endeksinin yakın tarih ortalamasına göz önünde bulundurunca (yaklaşık 90) şu an değerli dolar ile muhatabız ve bunun en önemli sebeplerinden biri bahsettiğim gibi avronun uzun süredir beklenenden zayıf performans göstermesidir çünkü dolar endeksi sepetinde, sepetin yarısından fazlasını avro temsil ediyor. Birçok sebepten dolayı (Başta bütün dünyada borçlanmanın ağırlıklı olarak dolar olması) güçlü dolar Abd dahil hiçbir ülkenin yararına değil, bu durum da avro/dolar paritesinin önemini bütün dünya için artırıyor. Türkiye özeline gelince Türkiye'nin ihracatı Avrupa ülkelerine iken ithalatında doların ağırlığının yüksek olması sebebiyle euro/dolar paritesinin düşmesinden en fazla zarar gören ülkelerden biriyiz.


Avrupa'da zihniyet değişimi


 Euro şu an Almanya ve Fransa liderlerinin 500 milyar avroluk destek paketi konusunda uzlaşmasından destek buluyor. 500 milyar avroluk paket miktar olarak büyük bir iyileşme vaat etmiyor ama anlaşmanın ayrıntılarında Avrupa'da bir zihniyet değişiminin işaretleri var. Ayrıntıya girmeyeceğim; bu makalenin altında konu ile alakalı ayrıntılı bir yazı mevcut. Euro Birliği hatalı bir proje idi; üye devletler ekonomik olarak tam bir birlik sağlamadan parasal birliğe gittiler. Bu durum daha az verimli ülkelerin (Çoğunlukla Güney Avrupa ülkeleri) zamanla rekabet gücünü zayıflatırken bu ülkelerin buna adapte olmasını (Kendi realitelerine göre refah yaşamalarını, borçlanmalarını vs.) engelledi. Bahsettiğim sorun onlarca yıldır devam ediyor ve ekonomileri yapısal olarak zayıflayan sorunlu ülkeler problemleri euronun gücüyle daha büyük maliyetlere katlanmak pahasına yıllardır halı altına itiyorlar/itiyorlardı bu durum da doğal olarak sorunları çok daha derinleştirdi.Güncel duruma bakınca sorunsuz ülke sayısı gittikçe azalıyor çok uzun yıllardan beri Avrupa'nın lider iki ülkesinden biri olan Fransa bahsettiğim 500 milyar dolarlık pakette desteğe ihtiyacı olan ülkeler adına Almanya'dan ricacı olan ülke oldu, Fransa ekonomisi de yavaş yavaş Güney Avrupa ülkelerine benziyor.

26 Mayıs 2020 Salı

Neye yatırım yapmalı

Ekonomik krizde neye yatırım yapılır


Giriş Notu: Bu yazıyı 2018'de ekonomik krizde neye yatırım yapılır , resesyondan neye yatırım yapılır gibi soruların sıklıkla sorulması üzerine 2008 özelinde geçmiş krizlerde yatırımcıların neye yatırım yaptığı, geçmişte kriz dönemlerinde piyasaları etkileyen dinamiklerin ne olduğu konuları hakkında yazmıştım. 2020'de krizin başlaması ile ekonomik krizde neye yatırım yapılır sorusu geçmişte kalan bir konudan çok güncel bir konuya dönüştü ve daha çok güncel olarak piyasalarda neler oluyor sorusuna cevap arayanların ulaştığı bir yazıya dönüştü. Ben de bu yazıda güncel olarak piyasada gerçekleşen gelişmeleri paylaşıyorum. Bunun dışında resesyonda neye yatırım yapılır gibi genellemeci bir sorunun net bir cevabı olamaz, geçmiş yazıyı neden resesyonda neye yatırım yapılır sorusunun net bir cevabı olamayacağını ayrıntılı şekilde açıklamak için güncelledim.

Bu paylaşımda neler var:


  • Dolar neden değer kaybediyor?
  • Piyasalara para akıyor mu/akacak mı?
  • Zayıflayan negatif faiz beklentileri ve Muhtemel Swap anlaşması
  • TL neden baskı altında
  • Altını kısa ve uzun vadede etkileyen dinamikler 
  •  Ekonomik krizde neye yatırım yapılır

(20.05.20)


Merkez Bankalarının bilançoları artıyor; Piyasalara para akacak mı



 Piyasalarda yeniden güçlü iyimserliğe şahit olduğunuz bir gündeyiz. Bizim piyasalarımız kapalı olduğu için iyimserlik bize tam olarak yansımıyor olsa da dünkü yeni aşı haberi piyasaları son derece olumlu etkiledi. Haberin içeriğine bakarsak bir şirket bize Ocak 2021'e kadar aşı geliştireceğini vaat etti aslında zaten beklentiler de hep bu yönde olsa da piyasa bunu yeni bir haber olarak fiyatladı aynen geçtiğimiz günlerde salgının başından beri kullanılan etkisi sınırlı ilacı yeni bir keşif ve ilaç olarak fiyatlaması gibi.

 Piyasalar bir şeyleri olumlu fiyatlamak için sürekli olarak bir hikaye üretiyor; geçtiğimiz günlerde hikaye FED'in de negatif faiz uygulamaya başlayacak olmasıydı, önce teknik sebepler ardından Trump'ın gazlamasıyla negatif faizler gündemde yer bulurken Powell'ın bunu net şekilde reddetmesi sonrası şu an 2021'in yazına kadar fiyatlamalarda negatif faiz ihtimali görülmüyor, bir günlük aradan sonra ise bu defa da piyasalar yeni aşı haberi ile beraber Powell'ın yakın vade ile ilgili son derece kötü beklentiler belirterek  ''FED'in elindeki bütün imkanları kullanacağı'' ifadesi sebebiyle yeniden iyimserliğe döndü. FED'in şimdiye kadar en uç noktadaki önlemlerine rağmen sorun devam ederse BOJ örneğinde olduğu gibi FED'in de doğrudan hisse alması senaryosu bir süredir dillendiriliyor.



krizde yatırım

 Dünya borsalarının göstergesi olan kabul gören S&P 500 endeksinin dipten yaptığı yükseliş %35 civarında; 2020'deki ekonomik yıkıma rağmen sene başından beri S&P 500'ün değer kaybı %10 (Düzeltme) bile değil üstelik şunu da eklemek gerekiyor 2020 başında zaten borsalar fazlasıyla primliydi; Abd ile Çin arasındaki ticaret anlaşması 2423434 defa fiyatlandıktan sonra İran-Abd savaşın eşiğine gelmiş ama yine de bir düzeltme görülmemişti hatta savaşın çıkmamış olması ralli için yeterli gerekçe oluşturmuştu en son Covid-19'un da ortaya çıkması piyasalarda bayram havası oluşturmuş olsa da (Rekor gelmişti !) bir noktadan bu anomali son bulmuştu ve şu an 2020'de hiçbir sorun yaşanmıyor olsaydı bile S&P 500'ün bu seviyelerde olması anormal karşılanmazdı, 2019'da yapılan 2020 borsa tahminlerini baz alırsak şu anki seviyeler anormal karşılanmaz ama realiteye döndüğümüzdeyse tarihin en büyük krizlerinden birini yaşıyor olabiliriz.


 Şu an yaşanan sürecin ayrıntısına girmeyeceğim ama görülmemiş seviyede olumsuz verilere şahit oluyoruz mesela şu an piyasadaki iyimserliğin kaynağı olan Powell konuşmasına odaklanırsak Powell 2021 yılının bile kayıp bir yıl olabileceğini ihtimaller dahilinde dile getirdi ama piyasa bu konuşmanın sadece verilebilecek teşvikler kısmını fiyatlamayı tercih etti. Şunu belirtmek gerekir reel ekonomi ile finansal piyasalar güçlü etkileşim içinde olsa da sadece makro ekonomik gelişmeler ile yatırım yapmak çoğu zaman doğru tercih olmamaktadır ama sonuç olarak da reel ekonomi ile finansal piyasaların hep farklı yönlere gitmesi çok olası değil.