30 Eylül 2018 Pazar

EYLÜL 2018 ENFLASYON ORANLARI

 Önnot: Bu paylaşım 2 ekim tarihinde Eylül ayı enflasyon senaryoları üzerine  yazılmıştır, Eylül 2018 Enflasyonu ve Muhtemel etkileri için şu paylaşımı okuyabilirsiniz.Eylül 2018 Enflasyon Rakamları ve Muhtemel Etkileri 

2018 Eylül ayı enflasyonu önümüzdeki çarşamba günü açıklanacak. ( 3 Ekim 2018) Geçtiğimiz Ağustos ayındaki kur şokunun etkisini Eylül ayı itibariyle görmeye başlayacağımız için Eylül ayı enflasyon beklentileri son derece olumsuz, son zamanlarda gördüğümüz en yüksek enflasyon ile Eylül ayında karşılaşacağımız tahmin ediliyor. İnvesting'e göre eylül ayı enflasyon beklenti(Tüfe) %3.6, bir önceki sene Eylül enflasyonu %0.65 olduğu için yıllık enflasyonumuzun %21 olması bekleniyor, ben de bu beklenti üzerine yorum yaptım.

29 Eylül 2018 Cumartesi

İTALYA'DA NELER OLUYOR

 Dün İtalya hükumetinin gelecek yıl için %2.4 bütçe açığı planı üzerine İtalya'da ve Avrupa'da sert satışlar yaşandı, İtalyan hükumeti ile Avrupa arasında gerginlik ihtimali fiyatlanmaya başladı, sürtüşmenin temelinde İtalya'nın yeni hükumetinin daha önce verilmiş olan sözleri tutmaması yatıyor.

28 Eylül 2018 Cuma

BORSALARDA YAKIN ZAMANDA DÜZELTME GELECEK Mİ?

 Daha önce dünya borsalarının ne durumda olduğu ile ilgili birkaç paylaşımda bulunmuştum, paylaşımların ana teması fiyatlamaların ne kadar uç noktalarda olduğunu göstermek içindi, bu paylaşım daha önceki üç paylaşımın devamıdır. Bir borsa krizine yakın mıyız?

27 Eylül 2018 Perşembe

FED'İN 2019 BEKLENTİLERİ

 Dün gece Fed'in merakla beklenen Eylül-2018 toplantısı sona erdi, Fed çok uzun zamandan beri sürpriz yapmadığı için merakla beklenen nokta alınacak karar değil, yapılacak olan açıklamalardı. Fed başkanı Powell basın toplantısında dengeli bir dil kullanmaya çalıştı. Daha önce de yazmıştım; dünya üzerindeki en büyük beş merkez bankasından İngiltere Merkez Bankası nispeten küçük bir ekonomiyi temsil ediyor, Japonya Merkez Bankası Japonya'nın sorunları çözmede yetersiz, Çin Merkez Bankası ise küresel bir aktör olmak konusunda zayıf merkez bankalarıdır; geriye sadece Avrupa ve Amerika merkez bankaları kalıyor, Avrupa Merkez Bankası birçok ülkenin ortak çıkarını koruduğu için Abd'e göre nispeten pasif kalıyor ve sonuç olarak da Abd'nin merkez bankası küresel ekonomiyi kuvvetli şekilde yönlendiriyor o yüzden Fed'in kararları sadece Abd'i değil bütün dünyayı bir miktarda etkiliyor.

24 Eylül 2018 Pazartesi

FED'İN EYLÜL TOPLANTISI NEDEN ÇOK ÖNEMLİ

 Son zamanların en önemli Fed toplantısı yarın başlayacak.(Toplantı 26 Eylül'de sona eriyor.) Yarın başlayacak Fed toplantısı önemli kılan sebep alınacak kararlar değil, Fed yöneticileri aylar öncesinden alacakları kararları piyasa ile paylaşırlar ve piyasa da Fed'in atacağı adımı öncesinden net olarak tahmin eder o yüzden Fed'in çarşamba günü 25 baz puan (%0,25) faiz artırımına kesin gözüyle bakılıyor.

22 Eylül 2018 Cumartesi

EN AZ ÜÇ ÇOCUK SÖYLEMİ HATALI MI

 Ülkemizde son yıllarda ara ara en az üç çocuk söylemi tartışma konusu oluyor, özellikle toplumda çok uzun yıllardan beri işsizlik problemi varken bu söylem daha da tepki çekiyor. Peki gerçekten üç çocuk hatalı bir proje mi? Prensip gereği politikaya değinmek istemediğim için soruyu biraz daha doğru sorayım; Türkiye gerçekten de demografik sorunlara mı sürükleniyor?

21 Eylül 2018 Cuma

TÜRK EKONOMİSİ EN KÖTÜYÜ GÖRDÜ MÜ

Son günlerde Türk Lirası ve Borsa İstanbul'da iyimser fiyatlamalar söz konusu, Türk Lirası en azından normal para birimleri kadar oynak bir görünüme döndü, yakın zamanda günlük ortalama oynaklık %3 civarlarına yükselmişti, yine Türk Lirası bir miktar değerlendi; Borsa İstanbul 97 bin seviyesini kırdı ve 100 bin tekrardan söz konusu oldu.


Bu durumun gerçekleşmesini eylül ayı faiz artırımı ve yeni ekonomi planına bağlayanlar var, etkisi inkar edilemezse de bu durumu bu iki gerekçeye bağlamak hatalı olur çünkü sadece Türkiye'de değil bütün gelişmekte olan ülkelerde benzer bir durum var. Cevabını bulmamız gereken soru şu Türkiye ve daha geniş perspektifte gelişmekte olan ülkeler en kötüyü gördü mü? Yoksa bu ölü kedi sıçraması mı?

19 Eylül 2018 Çarşamba

2020 YILINDA KÜRESEL KRİZ Mİ ÇIKACAK

 Kriz kahini olarak ünlenmiş ekonomist Nouriel Roubini gelecek finansal krizin 2020 yılında gerçekleşeceğini ifade etti, kendisi genelde olumsuz bakış açısı ile ünlü bir ekonomist olsa da 2008 Krizi'ndeki başarılı tahminleriyle küresel ün kazandı.

 N. Roubini 10 madde sayıp bunlar gerekçesiyle 2020'de finansal kriz beklediğini açıkladı, maddeleri incelersek;

TİCARET SAVAŞLARINDA SON DURUM

 Dün ticaret savaşlarında yeni bir aşama kaydedildi. Abd, Çin'den ithal edilen 200 milyar dolar değerinde ürüne ek vergi getirdi, vergi oranı şu an %10 ileride ise %25'e yükseltilecek. Bu duruma Çin de mütekabiliyet esasınca 60 milyar dolar değerinde Abd'den ithal edilen ürünün ek vergi getirerek cevap verdi.

 Abd ya da daha doğrusu Trump; Çin'i vergi adımına karşılık vermemesi için tehdit etmişti, aksi durumda 267 milyar dolar değerinde(Çin'in ek vergi tarifesine uğramamış geriye kalan bütün ithalatı) ürünü kapsayan yeni bir vergilendirme paketi daha hazırlayacaklarını belirtmişti. Çin'in 60 milyar dolar değerindeki ürüne uygulayacağı yeni vergi ile Trump'ın tehdidinin ciddiye alınmadığı sonucu da çıkar, tam aksine Çin'in yumuşak cevap verdiği anlamına da gelir.

  Bu adımlardan ne tür anlamlar çıkarabiliriz?

YENİ OVP BAŞARILI OLABİLECEK Mİ

 Son yılların en önemli orta vadeli programı(ovp) önümüzdeki Perşembe günü açıklanacak. Türkiye'de daha önce defalarca ovp açıklandı, ekonominin ne iyi gününde ne de kötü gününde hedefler konusunda çok başarılı olmuş bir ovp yok; bu durumun yatırımcılar, ekonomi yönetimi, ekonomistler için çok ciddi sorun olduğuna da pek şahit olmadık yani ülkece planlama konusunda zayıfız ve bu durumu sorun da etmiyoruz.

  Ovp'lerin hedef tutturmada başarısızlığı sebebiyle uzun yıllardan beri Türk varlıkları üzerinde çok önemli bir fiyatlama etkisi yoktu fakat önümüzdeki perşembe günü açıklanacak ovp daha önceki ovp'lerden farklı  olacak.

18 Eylül 2018 Salı

TCMB GERÇEKTEN 118 TON ALTIN SATTI MI

 Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası rezervindeki altının yakın zamanda 118 ton altın azalması hem Türkiye'de hem de dünyada ciddi şekilde ilgi çekti, haziranın ortasından bugüne merkez bankası 118 ton altın rezervi azalmış. Bu durumun bu kadar ciddi etki uyandırmasında ''118 ton'' ifadesinin sansasyonel büyüklüğü de ciddi şekilde etkili oldu, kur şoku yaşanan bir ülkede ''TCMB yakın zamanda 5 milyar dolar rezerv sattı.'' şeklinde bir haber bu kadar çok dikkat çekmezdi ki 118 ton altın, 5 milyar dolar değerinde bile değildir. 

  Bu satışın sebebi sadece döviz şoku da değildir, TCMB'i altın satmaya(118 ton satış yok.) iten sebep bir miktar teknik bir hata sonucu ve bu hatayı sadece TCMB değil, dünyadaki birçok merkez bankası da geçen sene yaptı.

17 Eylül 2018 Pazartesi

EKİM AYINDA TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN ÖNEMLİ GELİŞMELER

 Eylül ayının sonlarına yaklaşıyoruz, önümüzdeki ay Türkiye için son derece önemli bir ay çünkü önümüzde birçok önemli gelişme var. Geçtiğimiz mayıs ayı Türkiye'de olumsuz algının çok ciddi şekilde kuvvetlendiği ay idi, önümüzdeki ay da hem içeride hem de dışarıda gerçekleşecek gelişmelerle mayıs ayına son derece benziyor.

16 Eylül 2018 Pazar

ABD ÇİN'E EKONOMİK SEBEPLERLE Mİ TİCARET SAVAŞI AÇTI YOKSA POLİTİK Mİ

 Geçen hafta Abd Başkanı Trump'ın Çin'den ithal edilen 200 milyar dolar değerinde ürüne ek vergi getireceğine dair  açıklamaları olmuştu. Trump, Çin'den ithal edilen 200 milyar dolar değerindeki ürüne ek vergi getirileceğini ve Çin'in bu adıma karşı misillemesi olursa  Çin'den ithal edilen bütün ürünlere ek vergi getirileceğini belirtti. Bugün uluslararası saygın haber kaynaklarında çıkan habere göre; Trump, Çin'e getirilecek yeni 200 milyar dolar değerindeki ürünü kapsayan yaptırımı Pazartesi ya da Salı günü açıklayacak.

  Abd, Çin'e karşı ilk yaptırımı 50 milyar dolar değerinde ürünü kapsıyordu. Abd(Trump), Çin'i bu yaptırıma Karşılık vermemeleri konusunda tehdit etmişti ve eğer  misilleme olursa Çin'e 200 milyar dolar değerinde ürünü kapsayan ek vergi uygulayacaklarını ifade etmişti. Çin, Abd tehdidine rağmen mütekabiliyet esasına göre  Abd'den ithal edilen 50 milyar dolar değerinde ürüne ek vergi uygulamıştı, Abd ise bahsettiği 200 milyar dolar değerinde ürüne bugün ya da yarın ek vergi açıklanması bekleniyor.

  Daha önce başka paylaşımlarda Abd'nin Çin ile ikili ticaretinin sürdürülemez noktalara ulaştığını ve bunun için bir adım atması gerektiğini, Çin'in ise buna karşı çok haklı itirazları olduğunu yazmıştım ama Abd'nin attığı adımları sadece ekonomik  gerekçelere bağlamak zor hatta imkansız.

ÇİN SÖMÜRGECİ Mİ YOKSA YARDIMSEVER Mİ

Son zamanlarda Türkiye ile Çin'in politik yakınlaşmasını görüyoruz,bu yakınlaşmanın ana sebebi ise Türkiye'nin son zamanlarda yaşadığı sorunlara Çin'den ekonomik destek geleceği beklentisi ki Çinli yetkililerden de buna yönelik demeçler geliyor.

Türkiye ile Çin'in ortak para kullanacağından bile bahseden söylentilerin ( Türkiye ile Çin ortak para birimi kullanabilir mi? ) olduğu şu dönemde Türkiye'nin üzerinde durması gereken önemli bir nokta var; Çin çok yardımsever bir ülke mi yoksa sömürgeci mi?

Sömürgecilik deyince ilk akla Afrika geliyor.Çin- Afrika ilişkilerini inceleyelim.

2002'de Çin- Afrika ikili ticareti yıllık 10 milyar dolar civarında iken geçen sene bu rakam 170 milyar dolar oldu.

15 Eylül 2018 Cumartesi

BORSALARDA BALON VAR MI



 Şu iki paylaşımda ;
1.Borsalar bir çöküş yaşar mı?
2.Abd borsaları nereye gidiyor?

S&P 500'deki fiyatlamaların tuhaflaştığını ve bu duruma denk rakamları sadece krizlerde gördüğümüzü açıklamıştım. Bu durumun büyük bir kriz doğurabileceğini ya da birçok balon gibi bir kriz ile patlayabileceğini anlatmaya çalışmıştım.


Abd borsalarında balon varsa bu balon ne zaman patlar?

KARŞILIKSIZ PARA BASMAK

 Toplumumuzda çok yaygın olarak kabul görmüş hatalı bir inanış var. Bazı paraların ya da Türk lirasının karşılıklı/karşılıksız basılması... Merkez bankasının rezervinde para arzını karşılayacak kadar altın bulunursa paranın karşılıklı olduğu aksi durumda piyasadaki paranın karşılıksız olduğu gibi bir bilgi doğru olarak kabul edilir.

  Gerçek şudur ki Türkiye'de ve dünyadaki para arzının altın karşılığı yoktur. Bir para biriminin karşılığı üzerindeki merkez bankası başkanının imzasıdır, başkanın imzası ile merkez bankaları elinizdeki paranın karşılığı olan değeri size iade edebileceğini ifade eder, bunun inandırıcılığı da paranın değerini doğrudan etkiler. Merkez bankalarının altın karşılığı para basmayı sona erdirmesi hatalı mıdır? Bu sorunun cevabını bulmak için özetle insanlığın para serüvenine bakmak lazım.

14 Eylül 2018 Cuma

OLUMLU VE OLUMSUZ YÖNLERİYLE MERKEZ BANKASININ FAİZ KARARI

  Merkez bankası dün piyasanın çok da beklemediği(+700 puan beklenti ifade eden kurumlar bile vardı.) bir kararla 625 puan faiz artırım kararı aldı, bununla beraber acil durumlarda kullanılmaya başlayan Geç Likidite Penceresini(GLP) de 625 puan yukarı çekerek faiz oranları %24'e, GLP faizini ise %27'e çekti.

13 Eylül 2018 Perşembe

ABD BORSALARI NEREYE GİDİYOR?


   Abd, borsaları halen rekordan rekora koşuyor, şu paylaşımda (Borsalar büyük bir çöküş yaşar mı?) bu yükselişe karşı bazı noktalara dikkat çekmiştim, bu paylaşım linkin devamıdır.

12 Eylül 2018 Çarşamba

VARLIK ALIM PROGRAMLARININ SONLANDIRILMASI

Şu paylaşımda 2018 YILI EYLÜL-ARALIK DÖNEMİ TÜRKİYE'Yİ ETKİLEYECEK GELİŞMELER(MERKEZ BANKALARININ KARARLARI) Türkiye'yi yakın zamanda etkileyecek, planlanmış gelişmeleri yazmaya başlamıştım, bu paylaşım linkini verdiğim paylaşımın devamıdır.

2018'in kalan kısmına hatta önümüzdeki senelere damga vuracak en önemli olay varlık alım programlarının sonlandırılması olacak.

11 Eylül 2018 Salı

2018 YILI EYLÜL-ARALIK DÖNEMİ TÜRKİYE'Yİ ETKİLEYECEK GELİŞMELER(MERKEZ BANKALARININ KARARLARI)

 2018 yılının ilk yarısı sona erdi fakat  yılın kalan kısmında ise Türkiye'yi zorlaması muhtemel birçok gelişme var. Ticaret Savaşları , gelişmekte olan ülkelerde çıkabilecek muhtemel problemler ,borsalarda ortaya çıkabilecek muhtemel sorunlar ,varlık alım programlarının sonlandırılması sonucu ortaya çıkabilecek muhtemel sorunlar , Çin'in borcu vb. birçok küresel çapta büyük problemlere sebep olabilecek senaryo mevcut ama bu paylaşım ihtimaller üzerine değil kesinlikle yaşanması beklenen  gelişmeler hakkında.

  Türkiye'nin önümüzdeki aylarda yüzleşeceği sorunlar;

1. Fed ve Merkez bankalarının faiz artırım kararları: 

 Fed'in bu sene sonuna kadar iki defa faiz artırması bekleniyor, Fed'in bu kararından vazgeçmesi çok zor çünkü geçen sene faiz artırımı için yeterli veriler yokken bu sene ise  faiz artırımlarını hızlandırmayı gerektirecek şartlar altında bile Fed programından sapmadı, bunun sebebi eski Fed başkanı Bernanke'nin başlattığı ve son iki başkanın da sürdürdüğü fed iletişim politikasıdır. 

10 Eylül 2018 Pazartesi

REEL BÜYÜME VE NOMİNAL BÜYÜME NEDİR?

  Tüik, bugün 2018 ikinci çeyrek büyümesini açıkladı. Bu rakamların doğru olmadığına dair sık sık şüpheler dile getiriliyor.Öncelikle büyüme nedir, tanımlayalım. 

TÜRKİYE'NİN TARIM ve HAYVANCILIK PROBLEMİ

 Türkiye'de yakın zamanda tarım sektöründeki problemler geçmiş dönemlere göre bayağı arttı. Özellikle hayvancılık çok ciddi sorunlarla yüzleşiyor.

  Durumu rakamlarla ifade edersek;


 2002 yılında Türkiye'deki büyükbaş hayvan sayısı 10 milyon, küçükbaş hayvan sayısı ise 32 milyon civarındaymış.

9 Eylül 2018 Pazar

MERKEZ BANKASI HEDEFLEDİĞİ ENFLASYONA NASIL ULAŞABİLİR

 13 Eylül günü merkez bankası faiz konusunda yine zor bir karar verecek ne yazık ki merkezin atacağı her adımın ciddi maliyeti var yani tercihler kötü ile daha kötü arasında.

  Öncelikle şu (Türkiye'nin enflasyon sorunu) paylaşımda uzunca anlatmıştım, Türkiye'nin enflasyon problemi yapısal bir problemdir ve çözümü (Türkiye'nin enflasyon sorunu nasıl çözülür) yapısal reformlarla olur. Bu paylaşımda anlattığım şey para politikasıyla hedef enflasyona nasıl ulaşılır.

  Türkiye'de şu an enflasyon %18 civarında, enflasyon problemini çözmek için ilk yapılması gereken şey hedef enflasyon belirlenmesidir, amaçlanan enflasyon ne kadar zorsa bu amaca ulaşmanın maliyeti o kadar artar.

8 Eylül 2018 Cumartesi

TİCARET SAVAŞLARINDA ÇİN NEDEN FEDAKARLIK YAPAMAZ

Şu paylaşımda ( Abd, neden Çin'e ticari savaş açtı? ) Ticaret savaşlarının nedenleri ve Abd'nin neden böyle bir adım attığını/atmak zorunda kaldığını anlatmıştım. Bu paylaşım ise Çin'in neden mevcut düzeni devam ettirmek istediği ya da ettirmek zorunda olduğu ile alakalı.


Çin, ticaret savaşları olmasa bile zor bir dönem yaşıyor. Çin ekonomisi çok uzun yıllardan beri çift haneli rakamlarla büyüyordu, istisnai dönemlerde (krizler, resesyonlar) bu rakamları tutturamazsa krizin ardında farkı kapatan büyümeler gerçekleştiriyordu.


2008 Krizi sonrası Çin bu özelliğini kaybetti fakat çok uzun zamanlardan beri çok yüksek büyümeler gerçekleştirdiği için ülke, şirketler, halk buna göre borçlanmaya alışıktı ve geçmişten gelen yüksek borç yükü vardı. Nispeten zayıf büyümeler hem mevcut borçların ekonomi üzerindeki yükünü artırdı hem de dönem hatalı borçlanmaya çok uygundu.

7 Eylül 2018 Cuma

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN KÜRESEL EKONOMİK KRİZ TETİKLEME İHTİMALİ

 Mayıs ayında Arjantin'den başlayıp Türkiye'yi etkisi altına alan ardından Güney Afrika Cumhuriyeti'ne de sirayet eden sorunların daha ne kadar ciddi sorunlara sebep olabileceği ciddi şekilde  tartışılıyor.

  Normalde bu üç ülkedeki sıkıntıların küresel ölçekte bir etki oluşturmaması gerekir, üç ülkeden ekonomik anlamdan en büyük ülke Türkiye'nin dış dünya ile ekonomik ilişkileri incelersek;

 Türkiye, Avrupa'ya entegre bir ekonomi ithalat, ihracat , dış yatırım , dış finansman konusunda tamamen Avrupa ile bütünleşmiş durumda; Türkiye'de bir kriz çıkarsa Avrupa şüphesiz ki zarar görecektir ama muhtemel bir Türkiye Krizi, Avrupa'da kriz çıkaracak kadar problem üretebilecek risk barındırmıyor. 

 Abd, Çin, Japonya ile büyük miktarda ticaret hacmimiz var ama bu üç ülkenin ekonomilerine oranla Türkiye ile ekonomik ilişkileri çok büyük rakamlar değil.

  Rusya ve İran , Türkiye'nin ana enerji tedarikçileri ama bu iki ülke hali hazırda zaten senelerdir krizde ve Türkiye'nin bu iki ülkedeki krizi derinleştirmesi dünya ekonomisi için ekstra bir risk oluşturmuyor.

  Diğer ekonomik partnerlerimiz ise genelde Orta Doğu ve Orta Asya ülkeleri bu ülkelerinde küresel bir problem üretecek kapasiteleri yok.

  Sorun yaşayan diğer gelişmekte olan ülkeler olan Arjantin ve Güney Afrika Cumhuriyeti' nin toplam ekonomik büyüklüğü Türkiye kadar bile değil, etkileri son derece kısıtlı.

  Bu realiteye rağmen mevcut durum devam ederse bu üç ülke küresel bir kriz doğurabilecek bir hal aldılar. Bahsettiğim üç ülke ile ekonomik ilişkileri son derece sınırlı olan Brezilya, Hindistan, Meksika, Endonezya( 7 trilyon dolarlık milli hasılayı temsil ediyorlar.) gibi ülkelerde ciddi problemler ortaya çıkmaya başladı, Rusya, Ukrayna İşgali sonrası zaten toparlanamamıştı ama ekonomisini dış etkilerden mümkün oldukça sınırlı etkilenecek bir durumu getirmişti; Abd kongresi 2016 Başkanlık Seçimi'ne müdahale etmesi sebebiyle Rusya'ya çok daha büyük yaptırımlar uygulamaya hazırlanıyor ki uygulanması halinde Rusya'nın senelerdir uyguladığı bütün önlemler anlamsız olacak.

   Brezilya, Hindistan, Meksika  vs. neden ekonomik olarak çok sınırlı bağ içinde olduğu Arjantin-Türkiye- G. Afrika üçlüsünden etkileniyor?

1. Gelişmekte olan ülkelerde istisnasız her ülke az ya da çok küresel bolluk döneminde ciddi hatalar yaptılar. (küresel Bolluk Dönemi/ Varlık Alım Programları ) o yüzden şu an tamamen farklı sebeplerden dolayı olumsuz fiyatlanıyor olsalar da yatırımcıların zihninde gelişmekte olan ülkeler hakkındaki algı ciddi şekilde bozuldu. 

(şu iki paylaşımda durumu uzunca anlattım.

2. Herhangi bir gelişmekte olan ülkeden çıkmak isteyen yatırımcı bunu fon yöneticisine bildirince fon yöneticisi bu parayı eğer yatırımcının yatırım yaptığı ülkeden çıkaramazsa( sığ piyasa, uygun olmayan fiyat vb. sebepler) bunu alternatif piyasalardan sağlar, ilk ihtimal benzer yapıdaki ekonomilerdir.

  Hindistan, Brezilya, Meksika, Endonezya nispeten büyük ekonomiler; Asıl büyük risk ise Çin ! Çin, Hiçbir etki olmadan bile küresel büyük bir kriz yaşatacak bir potansiyel barındırıyor.(Bu konuda bir makale yazmayı planlıyorum.) Çin'in borcu şu an dünyada büyük bir kriz çıkarabilecek en ciddi risklerden ve diğer risklerin hepsi de bir şekilde Çin'e temas ediyor. Bütün gelişmekte olan ülkeler ciddi sıkıntılar yaşarken bu durumundan Çin'in nasip almaması çok iyimser bir bakış açısı olur.

  Şu an gelişmekte olan ülkeler için oluşan olumsuz koşulların en önemli sebebi Fed politikaları, Fed üyeleri, gelişmekte olan ülkelerden yayılabilecek problemlerin Abd'i etkileme ihtimali üzerine yorumlar yapmaya başladı. (link

  Şu an gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisi üzerinde ciddi bir risk oluşturduğu  görüşünün savunucusu çok çok az, yine dünyanın birçok ülkesinin uğraştığı kendi problemleri var.; Mesela Abd'de enflasyon ciddi rakamlara ulaştı, Avrupa halen varlık alım programını sonlandıramadı vs.

  Gelişmiş dünyada, gelişmekte olan ülkelerin problemine bakış şu an çok sığ... Onların fırlattıkları bumerangın geçtiği her yeri yakıp (varlık alım programları ) sorunsuz şekilde onlara döneceği senaryosu fazlasıyla iyimser; aynen bu senenin gelişmekte olan ülkelerin altın senesi olacağı, son krizin üstünden on sene geçmesine rağmen parasal genişlemenin devam ediyor oluşunun sorun çıkarmayacağı, dünyada son on yılda toplam borcun %50 civarında artması ve bu rakamın dünya ekonomisinin neredeyse üç katı olmasına rağmen borçluluğun sorunsuz sürdürüleceği senaryoları gibi..

  Gelişmekte olan ülkelerdeki problem şu an küçük ve çözülmesi bütün insanlığın faydasınadır, sorunun büyümesi ve küresel bir krize sebep olması durumunda bu konuda yapılabilecek şeyler son derece kısıtlı. Küresel bir krize müdahale etmek neden çok zor olduğunu başka bir paylaşımda açıklamaya çalışıp buraya link bırakacağım.

Ekleme: 2019 Küresel Krizi 
       
                     2019 Ekonomik kriz senesi mi?

6 Eylül 2018 Perşembe

2019 GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER KRİZİ

 Şu paylaşımda ( 2019 Gelişmekte olan ülkeler için kriz senesi mi olacak? ) basitçe gelişmekte olan ülkelerde nasıl oldu birden bire görünümün değiştiğini ve neden ciddi riskler oluştuğunu anlatmaya çalışmıştım. Bu paylaşımda ise durumu biraz daha somut anlatmaya çalışacağım.

   Verdiğim linkte gelişmekte olan ülkelerin finans dışı özel şirketlerinin nasıl hatalı borçlandığını anlatmıştım;  Financial Times'ta yazan yazarlar Susan Lund ve Eckart Windhagen'ın verdiği bilgiye göre 2008 Krizi sonrası finans dışı firmaların ihraç ettiği tahviller üç kat artmış; bu artışın 2/3'ü gelişmekte ülkelerin firmaları tarafından gerçekleşmiş. Bu yazarlara göre bu tahvillerin temerrüt riski %25 ve Fed, 200 baz puan(8 adet faiz artırımı) faiz artırsa bu risk %40 olacak. 

  Fed, 2019 sonuna kadar 5 adet faiz artırımı sözü vermiş durumda ki son senelerde olumlu ya da olumsuz hiçbir durumda planlarından sapmıyorlar. Peki 2019 sonunda Fed 5 adet faiz artırımı yaparsa(nötr faiz oranına ulaşacak-nötr faiz oranı nedir? ) faiz artırımları kesin sona erecek mi? %4 büyümüş(kapasitesinin iki katı) , senenin sonu gelmeden enflasyon hedefinden 1 puan uzaklaşmış bir Abd ekonomisi bize bu konuda güvence vermiyor.

 Sadece özel şirketlerin değil, gelişmekte olan ülkelerde hane halkı ve kamunun da ciddi borcu var. Bu sene kabaca 900 milyar dolar, gelecek sene 1 trilyon dolar, ondan sonraki sene ise 1.2 trilyon dolar civarında tahvilin vadesi dolacak. Bu rakamların çok büyük kısmı tekrar borçlanarak ödenecek, sadece üç sene önce bu rakamlar 500 milyar dolar civarındaydı.Kısacası gelişmekte olan ülkelerde çok yüksek miktarda dış borç ihtiyacı var,  bu dönemde Gelişmekte olan ülkelerin ne tür sıkıntıları var?

1. Küresel olarak risk iştahı azalıyor:

  Temmuz ayında gelişmekte olan ülkelere üç aylık fon girişi sıfırlandı; yani mayıs-temmuz dönemi gelişmekte olan ülkelere giren para çıkan paraya eşit, trend daha kötüye gidişi gösteriyor.(Sadece ocakta 80 milyar dolar giriş olmuştu.) Risk iştahı azalıyor çünkü;
a- Paranın kendisi azalıyor; temmuz ayı ile beraber küresel likidite zirveden döndü, önümüzdeki uzun yıllar boyunca bu azalış devam edecek.
b- Gelişmekte olan piyasalar güven vermiyor;  borsaları,para birimleri vs. sık sık şok yaşıyorlar.
c-Alternatif getiriler arttı; Abd hazinesi son iki senedir yeni vergi kanunu sebebiyle abartılı derecede borçlanıyor.-(Daha çok güvenilir tahvil arzı) Yine dünyada kredi notu AAA+ olan onlarca şirket finansmana talep artması sebebiyle daha yüksek faizle borçlanıyor, yani çok daha az riskle de gelişmekte olan piyasaların vaat ettiği getiriye ulaşmak mümkün olmaya başladı.

  Bu durumda şuna sebep oluyor; risk iştahı olan para azalıyor, talep eden de artıyor, bu paraya ulaşmak için verilen faiz de doğal olarak artıyor. A ülkesi faiz artırınca sınırlı para oraya yöneliyor, B ülkesi ise daha çok faiz artırmak durumunda kalıyor, B artırınca gözler tekrar A'ya dönüyor; basitçe gelişmekte olan ülkeler altta kalanın canı çıksın oynuyorlar, Artırdıkları faiz onlara dolaylı olarak tekrardan faiz artırımı ihtiyacı olarak dönüyor.

2. Küresel Para arzı azalıyor: 

Temmuz 2018'de küresel para arzı( parasal genişleme nedir? ) zirveden döndü.(Avro/dolar kurunun düşmesi sebebiyle basılan avro, piyasadan çekilen doları karşılamadı.) Önümüzdeki ay Abd(Fed), aylık geri çektiği doları 50 milyar dolara yükseltecek ve artık bu seviyeyi koruyacak.-Şu an aylık 40 milyar dolar- Avrupa ise para basımını yarı yarıya düşürecek,bugünün kuru ile basılan para 17-18 milyar dolar seviyesine düşecek,para arzının azalması hızlanacak; Sene sonunda Avrupa para basmayı sonlandıracak ve para arzının azalması çok kuvvetli şekilde hızlanacak.

  Özetle paraya ihtiyaç artarken paranın kendisi azalıyor.

3.Paranın Maliyeti Artıyor: 

 Abd, faiz artırımına devam ediyor, Abd dışında Abd doları maliyeti diyebileceğimiz libor faizi şu an yıllık %2.8 seviyesinde.

   Fed'in her faiz artırımına, libor %50-100 arası fazladan tepki veriyor yani Fed, 0,25 artırım yaparken genelde libor 0,4-0,5 civarında artıyor. Sene sonuna kadar fed, iki adet daha faiz artırımı yapacak. libor faizi son bir sene de arttığı gibi artarsa sene sonu %3,5-4 arası libor görülebilir.Gelecek sene için ise Fed'in üç adet faiz artırımı sözü var.

  - Para arzı azaldıkça libor faizinin artışının kuvvetlenmesi gerekir.
  -Avrupa'da enflasyon çok şirin rakamlardan uzaklaşmaya başladı, ileride Avrupa, enflasyondan kaçınmak için faiz artırımına gitmesi gerekecektir.

4. Enflasyon: Enflasyon küresel olarak artıyor, enflasyonun en önemli sebepleri olan Enerji ve Petrol fiyatların artması bekleniyor. Abd'nin İran yaptırımları bu rakamları çok anormal rakamlara yükseltebilir, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi var ki bu durum petrol fiyatlarını rekorlara taşır, bunlar hiç hesaba katılmadan bile Petrol fiyatları 80-100 bandını zorluyor.

Bütün gelişmekte olan ülkelerin para birimi değer kaybediyor ve tabii ki gelişmekte olan ülkelerde enflasyon artıyor.Bu durum;

- Gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinin daha fazla değer kaybetmesini ve borçlarının yerel para birimi bazında artmasını sağlıyor.
- Gelişmekte olan ülkeleri finansman cezbetme dışında kendi ekonomik dengeleri sebebiyle de faiz artırımı yapmaya zorluyor.
-  Gelişmekte olan ülkeleri daha da riskli hale getiriyor.

5. Yükselen Risk: 

 Beklentiler bozulması sebebiyle gelişmekte olan ülkelerde her varlıkta olumsuz fiyatlama görülüyor; mesela ticari ilişkileri son derece kısıtlı olan Türkiye ve Arjantin bir birlerinin kötü fiyatlanmasına sebep oluyor, Gözler bu ikilide olduğu için diğer ülkelerdeki kötü durum yeterince dikkat çekmiyor ama Brezilya, Hindistan, G.Afrika, Endonezya Ve Rusya'da da çok kötü fiyatlama var. Risk arttıkça Yerel para birimi değer kaybediyor, finansman maliyeti(cds) artıyor, ülkelerden fon çıkışı oluyor; bu durumlar gerçekleştikçe de risk daha da yükseliyor.

  İmf' nin müdahalesine rağmen Arjantin'in toparlanmaması, gelişmekte olan ülkelerde toplu bir iyileşme olmadığı müddetçe bu sıkıntıların çok kolay çözülmeyeceğini gösteriyor.

6. Küresel Risklerin Artması:

  Gelişmekte olan ülkeler çok ciddi şekilde sorun yaşadığı bu dönemde her biri küresel krize sebep olabilecek onlarca potansiyel ''Siyah kuğu''muz(Beklenmeyen Kriz) var.

-Trump Çin,Avrupa,Meksika Ve Kanada ile ticaret savaşı veriyor.
- Trump, İran'a küresel petrol krizine sebep olabilecek yaptırımlar uyguluyor, savaş riski bile var.
-Türkiye ile Abd ciddi gerginlikler yaşayabilir.
- Çin'in borçları Abd etkisiyle ya da Abd'siz küresel kriz riski oluşturmuş durumda.
- Rusya'ya daha öncekilere göre çok daha ciddi yaptırımlar söz konusu olabilir.
- saydığım risklerin çoğu doğrudan ya da dolaylı olarak Abd Başkanı Trump ile alakalı, Trump'ın azledilebilir, Trump'sız bir Abd'de doların aşırı değerlenme riski var.(Abd, dolarının aşırı değerlenmemesinde çok ciddi şekilde Trump etkisi var.)

  Bütün bu sebepleri bir arada düşününce bu sene ve önümüzdeki seneler gelişmekte olan ülkeler için çok ciddi şekilde zorlu geçecek.

  Bu durumun küresel etkilerini ise başka bir paylaşım olarak yazıp buraya ekleyeceğim.


Ekleme: GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN KÜRESEL EKONOMİK KRİZ TETİKLEME İHTİMALİ

2019 GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER İÇİN KRİZ SENESİ Mİ OLACAK

 Son zamanlarda uluslararası ekonomi kanallarında en fazla tartışılan konu ''Gelişmekte Olan Ülkeler krize mi girecek ?'' öncelikle konuya girmeden şuna cevap vermeye çalışalım; buraya nasıl geldik?

  2011-2018 yılları arasında hem dünya hem de gelişmekte olan ülkeler tarihte görülmemiş bir rahatlık dönemi yaşadı. (Varlık alım programları paylaşımında bu rahatlık dönemini uzunca anlattım;eğer okumadıysanız okumanızı kuvvetle tavsiye ederim. link )

 Trilyonlarca dolar gelişmekte olan ülkelere çok çok düşük maliyetlerle aktı ama bu durumun çok ciddi yan etkileri oldu.

1. Abd ilk parasal genişlemeyi 2008'de gerçekleştirdi ve 2010 civarında normalleşecekti, basılan para 800 milyar dolar civarındaydı.

  Parasal genişleme(4. Parasal genişleme) 2014'ün sonlarına doğru bitti ve basılmış para 3.5 trilyon dolar civarındaydı !

  İlk bakışta facia olarak yorumlanabilecek bu parasal genişleme dört büyük merkez bankası(Fed, Ecb, Boj, Boe) tarafından gerçekleştirilen hem miktar(Temsil edilen ekonomiye oranla) hem de süre açısından en başarılı parasal genişleme, diğerlerinin ne kadar az başarılı olduğunu anlatmaya bile gerek yok.

  Bu durum devletlerin,bankalar özellikle de özel şirketlerin  öngörüsüz ve lüzumsuzca aşırı borçlanmasına sebep oldu çünkü borçlanmak çok ucuzdu ve olumsuz/temkinli bakış açısı ısrarla haksız çıkıyordu.

2. 2008 Krizi'nin ne kadar ağır bir kriz olduğu krizden belli bir süre sonra netleşmeye başladı, önlemler ise gerçekten çok büyük hamlelerdi. Ekonominin her şeyin faydası ve zararı vardır, 2008 Krizi için alınan önlem ise devasa bir para basımı oldu.(10 trilyon $ değerinde para) Normalde bu kadar devasa paraya piyasaların vermeleri beklenen tepkiler görülmedi, klasik modeller işlemedi, en temel iktisat teorileri hatalı sonuçlar verdi. Ekonomistler de bu duruma yeni bir isim buldular. ''Yeni Normal''

  Yeni normal nedir?

  2011-2018 arasında yaşanan anormal döneme verilen ad. Bankaya borç veriyorsunuz, banka buna karşılık sizden para istiyor.( Avrupa ve Japonya'da negatif faiz devam ediyor.) Enflasyon insanlığı terk etti ve bir daha geri dönmeyecek, canınız istediği kadar para basın... ( ama çok da şey etmeyin. ) O güzel büyüme oranları, o güzel atlarına binip gittiler... Büyümenin küçüğüne , enflasyonun azına kaldık...

  Ciddi bir şeyler de yazmak isterdim ama mantıki bir alt yapısı olmayan anormalliği açıklamak, açıklamaya çalışmak yerine bunun normal olduğunu iddia eden bir yaklaşım.

  Tabii çok da ciddi destek buldu, uyuşturucu müptelasına (ucuz ve düşük kredi) uyuşturucunun faydalarını anlatan bir sahtekar nasıl itibar görecekse mevcut durumun normal olduğunu iddia eden bu ekonomistlerin fikirleri de ciddiye alındı.

  Peki ardından ne oldu, yatırımcıların cebi para doldu(Basılan tirlyonlarca para)... Borsalar şişti de şişti, emtialar da öyle... Emlak fiyatları da... Piyasa baktı ki şişecek bir şey pek kalmadı, şişirebileceği varlıklar üretti, ( kripto paralar )  onları da şişirdi çok güzel bir dönemdi çünkü herhangi bir şey zarar edemezdi, genelde zarar en karlı yatırımı bulamamaktı.

  Bugün fikirlerini okuduğumuz, televizyonlarda denk geldiğimiz yatırım danışmanları, fon yöneticileri çoğu her şeyin fiyatının artmadığı herhangi bir dönem görmüş değiller.( 35 yaşından genç olanlar 2008 krizinden sonra işe başladılar. )

  Özellikle kamu da ya da bankalarda bu deliliği görecek ve biraz daha geride bekleyecek bir kesim vardı ama özel şirketlerdi durum çok tuhaf noktalara gitti.

  Aklı başında ekonomistler bu dönemi ''Everything Bubble (Her şeyin Balonu)'' olarak isimlendirdi, iktisat da Bambu Ağacı(7 sene toprak altında bekler ve 8. sene onlarca metre boy atar.) gibi toprağın altında kin biriktirdi.Şimdi normal ekonomi teorilerine döndük ama ekonomiler asıl normale adapte olmaya zorlanıyor.

  Üstelik miyop bakış sadece şirketlerde de değildi, sene başı bütün saygın kurumlara göre bu sene gelişmekte olan ülkelerin zirve senesi olacaktı.(Yaz sonuna kadar) Sıkıntıların başladığı mayıs ayından bir aya öncesi bile birçok ülkeden faiz indirimi bekleniyordu. Gelinen durum şu;

-Faizler normalleşecek.
-Basılan para geri toplanacak.
-balonlar sönecek.
- Borçlanmalar(hem gop'ta hem de küresel) normalleşecek.

Peki bunu bir süreç olarak düşünsek sürecin daha neresindeyiz %5 en fazla %10..

Bunların her biri ciddi şekilde gelişmekte olan ülkeleri tehdit ediyor, bunların yanın da bir de her gün yeni bir problem başlatan Trump sorunu var. (ticaret savaşları, İran yaptırımları, Türkiye ile gerginlik , Avrupa ile ticaret gerginliği, Meksika, Kanada vs. vs.)

 Bu durumda önümüzdeki seneler boyunca küresel normalleşmenin çok da kolay olmayacağını gösteriyor.

  Gelişmekte olan ülkelerin yaşadığı sorun basitçe bu, bu durumu bir de somut şekilde anlatmaya çalışacağım başka bir paylaşım olacak, onu da buraya ekleyeceğim.

Ekleme: 2019 Gelişmekte Olan Ülkeler Krizi

5 Eylül 2018 Çarşamba

AVRASYA PARA BİRİMİ

  Son zamanlarda farklı isimler altın Türkiye, Çin, Rusya ve İran'ın ortak bir para birimine geçeceği yorumları yapıyor;Bu para birimine yaygın olarak AVRASYA PARA BİRİMİ ismi verildi. Politika benim alanım değil ama ben bile rahatlıkla 4-5 saat bu ülkelerin neden politik bir entegrasyon gidemeyeceğini anlatabilirim, konum bu değil.(Ortak çıkarlar doğrultusunda hareket edilebilir.)

  Peki Türkiye, Çin, Rusya ve İran ekonomik olarak bir entegrasyon sağlayabilirler mi? Ortak çıkarlar için adım atmalarını bekleyebiliriz ama ekonomik entegrasyon, ortak para birimine geçiş mümkün değildir. Zaten resmi ağızlardan böyle bir çalışmaya dair bir ifade de yoktur.

4 Eylül 2018 Salı

2008 EKONOMİK KRİZİ

Türkiye ve dünya ekonomisi için etkileri halen çok ciddi şekilde süren ekonomik krizdir. Mortgage Krizi olarak anılsa da aslında 2008 Krizi; emlak krizi değil, finansal bir krizdir.

  Belki sonuçları Büyük Buhran(1929 Krizi) kadar ağır olmamıştır ama oluşturduğu risk-halen devam etmekte- ile dünya ekonomisini Büyük Buhran'dan bile daha fazla tehdit etmiştir.

  2008 Krizi sonrası Abd'de 10 trilyon dolardan daha fazla  servet yok oldu, 10 milyona yakın Abd'li işsiz kaldı, devletin bankacılık sistemi ve sermaye sahiplerini zarar etmeden bu işten sıyırması, Abd'de ciddi sosyal patlama yarattı.(Biz %99'uz Hareketi)- Ne yazık ki bugünün ekonomik sisteminde bankalar feda edilebilir değil, çıkarları da halkın önünde- 2008 Krizi'nin ana sebebi olan bankalar ciddi bedeller ödememiştir.

3 Eylül 2018 Pazartesi

TÜRKİYE'NİN ENFLASYON SORUNU NASIL ÇÖZÜLÜR

 Şu paylaşımda Türkiye'nin enflasyon probleminin nasıl bir paradoks haline geldiğini anladığım kadarıyla açıklamaya çalıştım. Bu paylaşım ise Türkiye'nin enflasyon problemi nasıl çözüleceği hakkında.

  türkiye'nin enflasyon problemi aslında basitçe bir verimlilik ve üretkenlik sorunudur. Türkiye'de enflasyonun sebebi yeterinci üretim yapılmaması veya yapılamamasıdır.

  Öncelikle olarak Türkiye yeterince katma değer üretemiyor  Mesela ihraç ürünlerimizde kg. başı gelirimiz 1.3 $ civarında aynı oran Abd'de 4$ seviyesinde bunun anlamı kaba hesapla abd kadar yüksek katma değer üretebilseydik %15-20 civarında büyümelerde bile enflasyon,cari açık, bütçe açığı gibi problemler ile karşılaşmayacaktık. 

Maliyet Enflasyonu


Maliyet Enflasyonu; Bir ürünün üretiminde kullanılan girdilerin fiyatının artması sonucu ürünün de fiyatının artmasıdır.

Başlıca sebepleri:

-Yerel para biriminin değer kaybetmesi.

-Enerji ve petrol fiyatlarının artması.

-Küresel enflasyon.



VERİMLİLİK VE ÜRETKENLİK

Verimlilik nedir


  Bir üretim sisteminde elde edilen ürünün elde edilmesi için kullanılan girdiler ile ürün arasındaki ilişkiye verimlilik denir. Basitçe ifade edersek bir ekmek üretmek için gerekli olan her şey(işçi,makineler, sermaye,un,odun vs.) ekmek üretimi verimliliğini etkiler. Ekmek üretirken bahsettiğim girdilerden ne kadar yüksek miktarda çıktı elde edilirse(sadece rakam olarak üretilen ekmek değil değil; kalite vs.)  ekmek üretim işlemi o kadar yüksek verimlilikle sağlanmış olur. Bir ülkenin verimliliğinden bahsedilince ise kastedilen şey ekonomide kaynakların ne kadar doğru şekilde kullanıldığıdır.