4 Eylül 2018 Salı

2008 EKONOMİK KRİZİ

Türkiye ve dünya ekonomisi için etkileri halen çok ciddi şekilde süren ekonomik krizdir. Mortgage Krizi olarak anılsa da aslında 2008 Krizi; emlak krizi değil, finansal bir krizdir.

  Belki sonuçları Büyük Buhran(1929 Krizi) kadar ağır olmamıştır ama oluşturduğu risk-halen devam etmekte- ile dünya ekonomisini Büyük Buhran'dan bile daha fazla tehdit etmiştir.

  2008 Krizi sonrası Abd'de 10 trilyon dolardan daha fazla  servet yok oldu, 10 milyona yakın Abd'li işsiz kaldı, devletin bankacılık sistemi ve sermaye sahiplerini zarar etmeden bu işten sıyırması, Abd'de ciddi sosyal patlama yarattı.(Biz %99'uz Hareketi)- Ne yazık ki bugünün ekonomik sisteminde bankalar feda edilebilir değil, çıkarları da halkın önünde- 2008 Krizi'nin ana sebebi olan bankalar ciddi bedeller ödememiştir.


  2008 Krizi sonuçları denince akla ilk gelen sonuç şudur; dünya inanılmaz bir bolluk dönemine girdi fakat gözden kaçan şöyle bir durum var, 2008 öncesi de aslında çok ciddi şekilde piyasa dostu bir dönemdi.(Abd'de ve Abd etkisiyle dünyada.)
  
 Dot-com Balonu ve 11 Eylül etkisiyle Abd ekonomisi ciddi şekilde desteğe ihtiyaç duydu,dönemin Fed başkanı Greenspan- Görev döneminde melek, görev sonrası ise şeytan olarak görülmüştür.- Fed faiz oranlarını %1'lere kadar indirdi.

  2008 Krizi sonrası (Parasal Genişleme) %1 bile çok ciddi bir rakama dönüşse de, 2008 Krizi öncesi %1  çok aşırı piyasa dostuydu. Bunun olumsuz yanı ise şudur; sermaye sahipleri makul getiri vaat eden yatırım bulmakta zorlanır, normalde büyük/küçük her sermaye sahibi riski azaltmak için yatırımlarını dağıtırlar, farklı tür varlıklara yatırım yaparlar ama aşırı derece düşük getirilerin olduğu dönemlerde yatırım dağıtmak zorlaşır. A ürünü %3, B Ürünü %5 getiriyorsa iki ürüne yatırım yapmak(riskten kaçınma) makuldür ama A ürünü %1, B ürünü %7 getiri vaat ediyorsa bu şartlar altında risk dağıtmak pek mümkün değildir.


  Neden Abd'de çok ciddi miktarlarda hatalı yatırımlar yapıldı?



  Fed etkisiyle  bir çok ürünün getirisi düşüktü, bunun yanında mortgage kağıtları(cdo) %7 gibi çok cazip getiri vaat ediyordu. Yani bir kriz için gerekli şartlardan ön görüsü zayıf  sermaye sahibi ihtiyacını Fed sağladı.

   Cdo'lardan önce ekonomik durumu da açıklamak gerekir. %1 getiri sermaye sahipleri için çok kötü bir getiriydi ama diğer taraftan tüketici ve bankalar için- bilinenin aksine bankaların gelirleri faizler düşerken  artar, faizler ne kadar çok düşse gelirleri o kadar çok artar- ise bu oran muhteşem bir rakamdı. Abd'i bir kenara bırakıp Türkiye'den örnek verelim yarın hiç görmediğim seviyede düşük (%5) bir oranda finansmana ulaşabilsek ne olur? Abd'de aynı şey oldu, tüketim coştu özellikle konutlar kapışılmaya başladı ve tabii ki konut fiyatları uçuşa geçti.

 Bu aşamadan sonra ise işin içine cdo'lar girdi.


  Cdo nedir?



 2008 Krizi öncesi bankaların kredi riskinden kurtulmak için kullandıkları türev bir ürün. 2008 Krizi'ne sebep olan mortgage kağıtlarıyla yapılan şekli ise şöyleydi;

%33'ü- Ödeme konusunda asla problem çıkarmayacak müşterilerin mortgage kredileri - %4 civarında bir getirisi var.
%33'ü- Ortalama seviyede güven veren müşterilerin kredileri-%7 civarında getirisi var.
%33'ü- Riskli müşterilerin mortgage kredileri-%10 civarında getirisi var.

  Temel mantık olarak üç farklı risk grubundan müşterilerin bir pakette birleştirilmesi ve bu farklı grup müşterilerin bir birlerinin zararlarını karşılamasını amaçlıyordu. Yani riskli müşterilerin bir kısmı ödeme yapmayacak ama bunların zararını güvenli müşteriler karşılayacak, ortalama %7 civarında getirisi olan bir ürün elde edilecekti.En kötü ihtimaller için bile bir ücret karşılığında bir kısım krediler sigortalanıyordu ki belli bir miktar getiri kesinleşsin.

  Bankalar türev ürün olarak ev kredilerini sermaye sahiplerine satmaya başladılar ve aracı durumuna geldiler yani sermaye sahibinin parasıyla ev kredisi verip kredi riskini de sermaye sahiplerinin üzerine bıraktılar, Kendileri arada sadece komisyonculuk yapıyorlardı tabii kredi vermeleri sebebiyle kenara para koymak zorunda da kalmıyorlardı.(Bankalar verdikleri krediler oranında kenara para koymak zorundadırlar.) Kenara koymadıkları paralar da tekrardan krediye akıyordu.

  Cdo'lar sermaye sahibine, müşteriler ödeme yapsa %7 civarında getiri vaat ediyordu, müşteri Ödeme yapmasa Abd'de sistem çok hızlı şekilde ipotekli eve bankaların el koymasına izin verdiği için daha karlı bir durum ortaya çıkarıyordu çünkü evler önlenemez şekilde değerleniyordu zaten ödenmeyen borcun alacaklısı banka değil sermaye sahibiydi.

  Bu arada da devlet ya da devlet kurumları ise ortada yoktu, çok daha basit işlemler için çok ciddi denetimler varken bu alanda devletin hiçbir ciddi denetimi,kontrolü yoktu.(krize yakın  denetim başladı !) Bu denetimsizlik sebebiyle bir ev parasıyla bir ilçeyi barındıracak ev alınıp satılıyordu.(1/1.000 kaldıraç) Krizi devasa hale getiren faktörlerden biri budur.

  Bahsettiğim gibi cdo'lar devreye girdikten sonra bankalar riski sıfırlamıştı, sermaye sahipleri ise çok ciddi gelir elde ediyordu ama bir aşamadan sonra sermaye sahipleri cdo talep ederken piyasada yeterince ev kredisi talebi yoktu. Bankalarda ev alma kredisi şartlarını kolaylaştırdılar, zaten riskleri yoktu. Böylece bombanın fitilini ateşlediler. %30, %40(normalde mortgage kredisi %3-5 iken) faizlerle bile talep eden olursa ! kredi dağıttılar, peşinatı düşürdüler.

 Patlama ise aşama aşama şöyle gerçekleşti.

1. Riskli müşteri sayısı hızla arttı ve tabii ödenmeyen krediler de.
2. Ödenmeyen krediler sebebiyle bankaların eline hızla gayrimenkul geçmeye başladı ve bunların satışı sebebiyle de ev fiyatları çok hızlı şekilde değer kaybetmeye başladı.
3. Ödenmeyen krediler sebebiyle sermaye sahipleri ciddi kayıplara uğradılar ve bu sebeple ekonomik görünüm kötüleşti.(işsizlik arttı, gelirler düştü.) Bu sebeple artık ortalama müşteriler de kredilerini ödememeye başladılar, evler bankaların eline geçtikçe ev fiyatları çöküşe geçti.
4. Ölüm vuruşu ise üst gelir grubunun ödeme kabiliyeti olduğu halde kredilerini ödememesi sebebiyle gerçekleşti. Çünkü şöyle bir sahne ile bile karşılaşmak mümkündü mesela 100 bin dolar ödeme yapmış bir müşterinin evi 100 bin dolar etmiyordu, üstelik 100 bin dolar daha ödemesi vardı!  Bu müşteri borcunu ödemese çok kısa süre içinde parasını çok ufak bir kesintiyle alabiliyordu, kredi şartları eskiye oranla bile daha uygundu yani müşteri kredisini ödemeyip  geri alacağı parayla evini ya da evinin muadilini ister peşin alabilirdi isterse çok daha uygun kredi şartlarıyla. Krediyi ödemek neredeyse hiçbir müşteri için cazip değildi.


  Bu ortamda bankalar cdo satamadılar, cdo satamamakla beraber müşteriler de kredi ödemeyi kestiler fakat evlerin ipoteğine alan bankaların ödemeleri ise devasa boyutlardaydı ve evleri nakite çeviremiyorlardı.

  İlk olarak Bear Stearn, Krizden(lehman brothers'ın batışı) çok önce battı ve abd devleti(30 milyar $ civarında bir maliyetle) onu kurtardı. Bu durum da ''ahlaki riziko'' doğurdu. Ahlaki riziko şudur; zor şartlar sebebiyle devletin sağladığı bazı kolaylıkların zor şartlarda olmayanlar tarafından da talep edilmesi. 

B. Stearn'ü devlet kurtarınca bütün şirketler kurtarılmak için sırayı girdiler o zaman gelen fırtının şiddetini göremeyen Bush yönetimi ise şirketlere ders vermek için Lehman brothers'ı iflasa terk etti !-kredi derecelendirme kuruluşlarını Lehman brothers'ın batışını ön göremedikleri için de eleştirmek yersiz, Arkasında Abd vardı ve muhtemelen sahibi bile battığını televizyondan öğrendi, Abd istese kurtarırdı, istemeyeceğini de kimse düşünemezdi. - fakat bu ders piyasayı o kadar korkuttu ki bir anda bütün mortgage kağıtları çöp oldu, Abd ve dünyada onlarca  banka  çökme noktası geldi ve 2008 krizi başladı. İronik olarak da Lehman brothers'a verilmeyen paranın onlarca katı para ise diğer bankalara hibe edildi.

 2008 Krizi'ni çözmek için başlatılan varlık alım programları ise dünya ekonomisinde daha önce görülmemiş bir dönemin yaşanmasına sebep oldu.

Varlık alım programları