21 Mayıs 2020 Perşembe

ENFLASYON NEDİR



 Geçtiğimiz günlerde enflasyon nedir sorusuna cevap olması için bir yazı yazmaya başlamıştım; okumak isteyenlere öncelikle alttaki makaleyi okumalarını tavsiye ederim. Reel ekonomi veya finansal piyasalar takip ediliyorsa birçok veride doğrudan veya dolaylı olarak enflasyonu değerlendirmeye katarız o yüzden enflasyon verisi çok önemlidir ama son yıllarda insanlar enflasyon verisine inanmamaya başlamıştır. Adım adım gitmek istiyorum ama fikir vermesi açısından öncelikle şunu ifade etmek gerekiyor enflasyon zaten kişiden kişiye değişen bir olgudur basit bir örnek verirsek mevcut hükumetin iş başına geçtiği dönem olması sebebiyle 2002'i baz alırsak alkollü içecek ve tütün benzeri ürünlerin fiyatı kümülatif (17 yıllık) olarak  yaklaşık 10 kat artmışken bu süreçte enflasyon sepetindeki değer artışı 4 kata yakın yani enflasyon sepeti bize genel bir çerçeve sunmaya çalışır ama gerçekte ise insanların tüketim alışkanlıklarına göre ciddi farklılaşmalar mevcuttur.

 Tek sorun tabii ki sepet farklılıkları değil, enflasyon hesaplamasına çok ciddi itirazlar da mevcut ama benim değinmek istediğim nokta artık itiraz kabul etmez seviyede %40-50 seviyelerinde enflasyonun toplumda genel kabul haline gelmiş olmasıdır. Bunun olma ihtimali matematiksel olarak imkansızdır çünkü 2-3 yıldır bu türlü iddialar dile getirilmektedir ve bu önermeler doğruysa bu sene ya da gelecek sene gibi matematiksel olarak Türkiye'nin aslında olmadığı gibi bir sonuca doğru ilerlemekteyiz ! Enflasyon verisinde hata olamaz mı? Tabii ki olabilir ama bunun sınırlılıkları var bununla ilgili ayrı bir yazı yazacağım, Bu yazı neden hissedilen enflasyon ile gerçek enflasyon arasında ciddi farklılaşma olduğu ile alakalı.

Neden hissedilen enflasyon ile gerçek enflasyon arasında fark var



Fiyatlar artıyor ! enflasyon nasıl düşer ?


 Enflasyon kavramı toplumda çoğu zaman yanlış anlaşılmaktadır; her şeyin fiyatı artıyor ama enflasyon düşüyor itirazı hatalıdır çünkü enflasyondaki düşüş fiyat düşüşünü değil fiyatlardaki artışın yavaşlamasını ifade eder.



Dolar arttı enflasyon neden artmıyor


 Enflasyon deyince akla öncelikle Tüfe akla gelir mesela ben de bu yazıyı yazarken dikkat ettiğiniz gibi enflasyonu hatalı olarak TÜFE'deki artış olarak ifade ettim ama bunun dışında çok daha farklı etkileşimlere sahip ÜFE de var. Döviz artışlarını öncelikle ÜFE'de hissederiz daha sonra bunun bir kısmı TÜFE'ye yansır. Bütün üreticiler maliyetlerini hızla ve tam olarak ürünlerine yansıtabiliyor olsaydı zaten enflasyon bizim için şu an olduğu kadar büyük bir problem olmazdı yani somut olarak ifade etmek gerekirse enflasyon %100 olsun ama insanların da alım gücü %100 artsın; bu senaryoda enflasyonun olumsuz değil olumlu etkisinden söz ediyor olabilirdik. Benzer şekilde sık sık gözden kaçan bir unsur var; Tüfe sepetinde sadece mallar yok (maliyet artışlarından daha fazla etkilenirler) insan emeğinin fiyatlar üzerinde daha etkili olduğu hizmetler de var ve piyasada fiyatlar artıyorsa insanlar el emeğini daha ucuza servis etmeye daha yatkındırlar bu sebeple TÜFE sepetinde çoğu zaman hizmetlerdeki fiyat artışları, mallara göre daha yavaş olur ama insanlar enflasyondan bahsederken bu farkı genelde göz ardı etme eğilimindedirler.


Enflasyon ve pinpon topu

 Pinpon topu enflasyon itirazlarının simgesi haline gelmiş bir üründür. Enflasyon sepetinde gerçekten pinpon topu var mı bilmiyorum ama biz enflasyonu ifade ederken %10,00 gibi bir sayıyı kullanırız ve enflasyon sepetinde en sondaki 0'a(Binlik değer) etki edebilecek seviyede ağırlığı olan ürün son derece azdır. Enflasyon sepetinde 895 tane ürün bulunur; bunların 81 il 225 ilçedeki fiyat değişimleri (Yaklaşık 550 bin tane fiyat) ürünün fiyat değişimi yapısına göre günlük, haftalık aylık vs. olarak takip edilir.



Enflasyon sepetinde ne var

 Enflasyon sepetindeki ürünlerin enflasyona etkisi her sene başında yapılan hanehalkı bütçe anketine göre yeniden belirlenir ve bu zengin ile fakiri; doğu ile batıyı; köy ile şehri aynı zamanda kapsamayı amaçlar. Bu verinin kapsayıcılığı artıkça belki ifade ettiği rakam makro ekonomik olarak daha anlamlı olur ama realitede ise her insanın kendine ait bir tüketim sepeti mevcuttur yani enflasyon verisi birçok insan için çok uzak olabilmektedir.

Baz etkisi


 Enflasyon ile ilgili şüphelerin en önemli sebebi baz etkisidir. Bu ay  bir sebepten dolayı enflasyonda çok büyük bir artış görmüş olalım (Eylül 2018) bir sene boyunca enflasyon ifade edilirken bu büyük etki enflasyon verisinin içinde olacaktır ama 13. ayda ise artık bizim sürekli olarak takip ettiğimiz veri olan 12 aylık enflasyonda  bu önemli artışın yeri olmayacaktır ama gündelik hayatta ise etkisi net şekilde sürmeye devam edecektir. Bunun dışında bu artış ifade edilen büyüklüğü artırdığı için enflasyonu aşağı çeken bir etkisi olacaktır. Yuvarlar rakamlar ile ifade edersek 2018'de enflasyon yaklaşık %20 idi. (Üfe %33 !) ve 2019'da enflasyon normal artış seviyelerine dönünce bu bahsettiğim baz etkisinin enflasyon verisini 1-2 puan aşağı çekti.(Nispi olarak)

 Bunun dışında benzer durum aylık olarak da yaşanır; bir önceki senenin etkisi ile aylık enflasyon gerçeklikten daha yüksek veya düşük olabilmektedir. Benim gündelik hayatta çok sık rastladığım durum insanlar enflasyon sorunun güçlendiği 2018'den beri fiyat artışını açıklanan enflasyon verisi ile karıştırmasıdır gerçekte ise enflasyon %10 civarında iken 2018'den beri kümülatif enflasyon %40'a yakındır !

 Bu yazı bir giriş yazısı oldu, yakın zamanda enflasyon verisine gelen eleştiriler ile ilgili ayrı bir yazı yazmayı planlıyorum.


Para arzı nedir


Twitter: Yusuf Yüksel





Enflasyon nedir



 Enflasyon belli bir zaman dilimi içinde ürün fiyatlarındaki artışı ifade eder. Basitçe ifade etmek gerekirse belli bir ürün sepeti üzerindeki fiyatların oransal artışına enflasyon diyoruz. Enflasyon iki şekilde ortaya çıkar.

  • Talep enflasyonu: Piyasadaki ürünlere olan talebin artması sebebiyle arzın talebi karşılayamaması ve bu sebeple üreticilerin ürünlerine zam yapmasına sebep olan enflasyon türüdür.
  • Maliyet enflasyonu: Piyasadaki ürünlerin maliyetlerinin artması sebebiyle ürünlerin fiyatlarının artması sonucu ortaya çıkan enflasyon çeşididir yani bir nevi artan maliyetler sebebiyle arzın azalması sebebiyle dengenin bozulmasıdır.

 Enflasyonu çok uzun zamandan beri basit bir metafor ile anlatmak modaydı; piyasada 100 adet ekmek ve 100 lira para olsun bu durumda 1 ekmek bir liradır; piyasaya 10 birim para daha enjekte edilirse insanlar daha fazla ekmek alamazlar, ekmek fiyatları yükselir. Ekonomiye merak saran insanların ilk sorduğu soru şudur: Neden para basıp borçlarımızı ödemiyoruz? Cevabı ise çünkü para basarsak paramız değer kaybeder ve borcumuz döviz türü ise muhtemelen borcumuz oransal ya da miktarsal olarak istendiği gibi azalmaz; TL türü borçlarda ise bastığımız para bir taraftan borçların ödenmesine katkı sağlar ama diğer taraftan daha fazla borçlanmayı teşvik eder günün sonunda istenen sonuca varamayız. Bu genel çerçeve her dönem doğru olmakla beraber günümüzde ne Türkiye'de ne de dünyada durumu izah etmeye yeterli olamamaktadır.

Enflasyon ne işe yarar


 Öncelikle şuradan başlayalım; Türkiye enflasyon sorunu olan bir ülke o yüzden enflasyon bizde bütün kötülüklerin anası gibi görünür ama aslında enflasyon ekonomiler için son derece gerekli ve yararlı bir olgudur; enflasyon yokluğu da en az fazla olması kadar sorunlu bir durum bu yüzden merkez bankaları ekonomileri enflasyonu dengede tutmak hedefi üzerinden yönetirler, bunu yapıyorlar mı sorusu ayrı bir makale konusu ama merkez bankalarının asıl sorumluluğu budur.


 Bundan yüzlerce yıl önce bile enflasyonun diğer faktörler aynı kalması koşulunda son derece olumlu bir dinamik olduğu biliniyordu hatta konumun dışına çıkıp bugünkü küresel Anglo-Sakson hakimiyet ile enflasyon kavramı arasında güçlü bir bağ var diyebilirim (Mississippi Balonu ve John Law) fakat enflasyon kavramı özellikle beklentiler bozulmuşsa faydadan çok zarar getiren bir kavrama dönüşür. Tekrar etme gereksinimi duyuyorum enflasyon sorunu realitede çözülmez, insanların aklında çözülür ve bu sağlanmaz ise realitede gerçekleşen iyileşmeler yeterli fayda sağlamaz. Somut ifade edeyim insanlar halen enflasyon %40'tır derken enflasyon %10'lara düşünce bile istenen iyileşme sağlanamaz.(Buraya geri geleceğim.)


 Enflasyon ne işe yarar sorusunu daha somut açıklamak gerekirse  yine aynı örnek ile açıklayalım; piyasada 100 birim para 100 birim ekmek var bu durumda piyasaya 10 birim para enjekte edilirse ne olur? Piyasada paranın akış hızı aynı şekilde kalmaya devam ederse (Burası günümüzde önemlidir.) ekmek 1 liradan 1.1 liraya doğru hareket eder fakat 100 birim para 100 birim üründen bahsediyorsak ki gündelik hayatta senaryo daha çok budur; bu senaryoda piyasaya enjekte edilen 10 birim paranın etkisi çok net olamamaktadır çünkü örneğin ülkede ekmek üretimi maksimum kapasitede ise ekmeğe olan talep üretim artışından çok fiyat artışı (Talep enflasyonu) ortaya çıkarır ama örneğin peynirde ise üretim kapasitesi yüksek değilse enjekte edilen paranın peynire olan etkisi fiyat artışı değil, üretim artışı (İstihdam > Artan talep>Enflasyon/gelir artışı >İstihdam...=Paranın akış hızının artması) olabilmektedir bu yüzden piyasaya enjekte edilen paranın ne kadar üretime destek ne kadar enflasyon olduğunu bilmek çok olası değildir; piyasadaki likidite %10 artırıldı enflasyon da %10 arttı basitliğinde bir olgu olsa enflasyon yönetmek çok daha kolay olurdu.

enflasyon oranı nedir

 Sürekli açıklanan kapasite kullanım oranları piyasanın ne kadar daha üretim konusunda desteklenebileceği konusunda bize fikir verir ama yeterli değildir çünkü kapasite kullanım oranı var olan işletmelerin (kapanmışlar dahil değil) ne kadar kapasite ile çalıştığını bize ifade eder ya da şu an olduğu gibi farklı bir sebeple de tüketicinin harcama eğilimi ve kapasitesi düşmüş olup ekonomi yönetiminin (Merkez bankası, Maliye vs.) aldığı gevşeme yönlü kararlar üretimi istenen seviyede destekleyemeyebilir.


 Aynı şekilde para basmak her zaman para biriminde değer kaybı anlamına gelmez. Dünyada birçok ülke artık bayağı para basıp borçlarını ödüyor.(Modern para teorisi) önemli olan paranın stoku değil, akışıdır. Merkez Bankası para basıp kasasına koysun sonuç ne olur? Hiçbir şey... Merkez Bankası para basıp bunu bankalara aktarsın ama bankaların kredi hacminde önemli bir değişim olmasın; sonuç ne olur? Hiçbir şey... Bütün mekanizma parayı tüketiciye ulaştırmak için çabalasın ama yakın zamana kadar gelişmiş ülkelerde olduğu gibi tüketiciler parayı talep etmesin yani paranın akışında ciddi bir hızlanma olması sonuç ne olur? Hiçbir şey... 

enflasyon oranı nedir
Fed bilançosu





Fed 2008-2019 arası bilançosunu 5 katına çıkardı ama kümülatif enflasyon sadece %30 oldu, diğer gelişmiş ülkelerde de rakamlar benzer... (Kontrol etme gerekesinimi duymadım, rakamlar uzak kaldıysa bildirin düzelteyim.) Fed, bir ay içinde bilançosunu %30 civarında artırdı ama şu an görüldüğü gibi enflasyonda ciddiye alınır bir kıpırdanma yok o yüzden para basmak değil, akış önemlidir.

 Türkiye'ye dönersek şu an para basarsak (Tek dinamik para arzı değil.) enflasyon talep eksikliği sebebiyle abartılı bir hareketlenme olmayabilir fakat Türkiye'de veya dünyada artan likidite her zaman bir risk olarak kenarda durur. Bu bir giriş yazısı oldu, devam edeceğim.

Ekleme: Konu ile akalası olduğu için ekleyeyim : -Karşılıksız para basmak-

2 yorum:

  1. Hocam güzel bir giriş yazısı olmuş, heyecanla devamını bekliyoruz.
    Enflasyon olması paranın yastık altı olmasını engelleyerekte fayda sağlıyor değil mi?
    İnsanları parasının alım gücünü korumak için harekete geçiriyor, bu finansal yatırım olur, ertelenmiş talebi enflasyon beklentisi ile öne çekmek olur.
    Yalnız yatırım fonlarının düşük faiz ortamında erimesi/ faizlerin reel getirisinin düşük olmasının 10/20/30 senede emeklilik ve genel olarak sosyal güvenlikteki yıkıcı etkileri üzerine fikirlerinizi merak ediyoruz.
    Bunun dışında Peter Schiff aynı bizdeki gibi enflasyonun düşük hesaplandığı yönünde ısrarcı.
    Örnekleri arasında 5 yıl önceki sigorta poliçesi bedelleri, gıda fiyatları, kiralar ve çok somut bir örnek 4 yıllık üniversite ücretleri var.
    Zaten üniversite eğitimindeki bu anormal artış ABD’de çok ciddi bir öğrenci kredisi sorununa yol açmış durumda.
    Velhasıl merkez bankaları düşük faiz politikalarını sürdürmek için enflasyonu hedef gösterdikleri yüzde 2 altında tutmak için hükümetin enflasyon ölçümlerini esnetiyor olma ihtimalini ben zihnimde açık bırakıyorum.
    Doktrinler tehlikeli, enflasyon yüzde iki altında kaldıkça sorun yok demek enflasyon verileriyle oynamayı getiriyor olabilir.
    Bu arada sizin hep dediğiniz Çin’in dünyaya ucuz ürün pompalama durumu sekteye uğradı, talep aynı hızda düştü mü?
    Üretim kapasitesindeki düşüş talepteki düşüşün altında kalırsa mesela dünya çapında enflasyon cini şişeden çıkmaz mı?
    Enflasyonun dünya çapında gündemden düştüğü “asrı saadet” biter mi?
    Aslında hocam yeterince üretim/ürün olduğunda yıkıcı düzeyde enflasyon olması zora giriyor diyebilir miyiz?
    Buna bağlı olarak dünyanın çevresel olarak S.O.S vermesiyle alakalı bir üretim düşüşü gezegenimiz için faydalı görünüyor.
    Bir yandan globalleşmiş dünya ve sürekli ilerleyen teknoloji ile üretim artışı her sene arttırılabilir, dolayısıyla pazarlara ürün sunulabilir, diğer yandan bunun sürdürülmesiyle ilgili ciddi problemler var sanırım.
    Çok uzadı ama üretimin arttırılmasında çevresel sıkıntılar hesaba katılıyor mu merak ettim.
    Sermayeyi elinde tutan milyarderler nüfus azaltmak istiyor dendiği zaman kanıtsız bir safsata olmaktan ileri gidemez, ancak artan teknoloji ve daha sürekli genişleyen pazarların üretimi arttırmasının dünyaya bindirdiği yükle ilgili perde arkasında bir mücadele varsa şaşırmam.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kısa kısa cevap vereyim tahminim hatalı enflasyon hesaplaması değil; enflasyon anketleri ile ayrışma var. Bahsettiğiniz gibi bazı ürünlerde enflasyon ile ciddi ayrışma insanların yaşadığı enflasyon ile açıklanan enflasyon arasında uçuruma sebep oluyor; bu sadece bizde değil dünyada karşılaşılan bir sorun. Bunun dışında son krize alınan önlemler, Çin faktörünün büyük ihtimal dışlanacak oluşu ve benzer faktörler gelecekte enflasyon konusunda farklı bir konjonktüre girmemizi sağlayabilir. Çevre konusuna gelince bu dinamik üzerinde reklam yapanlar dışında kimsenin çevreyi umursadığını sanmıyorum; neslimiz 10 sene sonrasını umursamıyor kendileri öldükten sonraki dünyayı hiç hiç umursama ki bütün toplumlar aynı anda önlem almadığı müddetçe alanların çabaları boşa gider/alanlar bir nevi enayi konumuna düşer/düşüyor.

      Sil