11 Aralık 2018 Salı

ENFLASYON NEDİR


 Enflasyon belli bir zaman dilimi içinde bir ürünün fiyatının artmasıdır. Merkez bankası hedefi doğrultusunda seyreden enflasyon, ekonominin sağlıklı olduğunu gösterir. Dünyadaki bütün merkez bankaları ekonomiyi yönlendirirken en fazla önem verdikleri konu enflasyondur. İki çeşit enflasyon vardır.


1.   Talep    enflasyonu
2.   Maliyet enflasyonu

1.Talep enflasyonu:



Talep enflasyonu mal ve hizmetlerin üretiminin talebi karşılayamaması durumunda ortaya çıkan fiyat artışına denir. Basitçe ifade edersek 100 birim mal üretip 100 liraya satan fabrikaya 150 birimlik alım talebi gelirse 1 birim malın talep oranında fiyatının artması beklenir, bu durumda da eskiden 1 birim mal 1 lirayken 1 birim mal 1,5 lira olur. Fabrika için geçerli olan durum ülke için de aynen geçerlidir. Sık sık ifade edilen ''Neden para basıp borçlarımızı ödemiyoruz ?’’ sorusunun cevabı da bu durumdur; Üretim artırılmadan para basılırsa daha fazla tüketemeyiz sadece paramıza değer kaybettiririz.

enflasyon nedir
Enflasyon Nedir


Talep enflasyonu nasıl ortaya çıkar?


Basitçe para arzı  artırılması sonucu ortaya çıkar.

Para arzı nasıl artırılır?


-Para basarak.(doğrudan artırılır.)
-Faiz oranları gevşetilerek artırılır mesela faiz oranları %5’ten %4’e düşerse;
  
300 bin liralık bir evin on yıllık kredisi 30 bin lira civarında ucuzlayacaktır ve talep artacaktır, diğer taraftan bankalardaki mevduatların ise getirisi düşecektir, bu durumda mevduattan para çıkışı olması son derece yüksek ihtimaldir. Yine çok zayıf derecede finansal okur yazarlık sahibi olan insanlar bile para arzının artırılmasıyla paranın değer kaybedeceğini(artan malın değeri düşer.) yatırımların ise değer kazanacağını(talep) bilir bu sebeplerden piyasada dolaşan para artar.

Para arzı artırıldıktan sonra piyasa kendi kendini dengeliyorsa neden para arzı artırılıp piyasada dengesizliğe yol açılır?




Normalde 100 liralık ürün ve 100 lira parada 1 ürün 1 lira idi, biz piyasaya 1 lira para sürersek ya da bunu sağlayacak adımlar atarsak(para arzı) bir ürünün 1,01 lira olması gerekir fakat durum her zaman böyle gerçekleşmez.

  Bir fırın 100 ekmek üretip 100 lira para kazanıyorsa talep 101 ekmeğe çıktığı gün fırın hemen zam yapıp müşteri kaybetmek istemez(rekabet), yapacağı şey 1 adet fazladan ekmek üretmektir.
   
Para arzı, talep enflasyonunu tetikler fakat piyasada ‘’atıl üretim kapasitesi’’varsa enflasyonu tetiklemesi yerine, üretimin artmasını teşvik etmesi daha muhtemeldir. Durum aşağı yukarı şöyledir;

1- Ülkede 100 birim ürün ve 100 lira para vardı;atıl kapasite var ve piyasaya 1 lira para ilave edildi, (para arzı bir şekilde artırıldı) 101 lira talebi artırınca 100 birimlik üretim 101 birime çıkar.

2- Üretim 100 birimden 101 birime çıkınca daha fazla iş gücüne ihtiyaç doğar ve işsizlik azalır, istihdam katılan eski işsizler daha fazla tüketmeye başlar yani kendilerini iş sahibi eden talebi daha yükseltirler ve talep>üretim>istihdam>talep şeklinde herkesin işine gelen bir döngü oluşur.


3- Piyasada likidite,üretim,tüketim artar; bu işlemlerin her aşamasında para kazanan kamu(devlet) gelirleri artar ve tabii ki harcamaları da artar(para arzı da ) yine bu duruma sebep olan talep de kuvvetlenir.
 Bu süreçte talep enflasyonu ile beraber ‘’reel büyüme’’ de sağlanır. Herkesin mutlu olduğu bu döngü piyasadaki atıl kapasite oranı ortadan kalkana kadar sürer.

 Realite de ise bu durum bu kadar kolay gerçekleşmez; a ürünündeki atıl kapasite ile b ürünündeki aynı değil, c ürününde ise atıl kapasite yok ise bu durumda likidite artışı(para arzının artırılması) a ve b ürünlerinin üretiminin artışını farklı dönemler süresince sağlarken c ürününde ise enflasyona sebep olur. Merkez bankasının görevi ise ‘’optimum seviyeyi yakalamaktır.’’ Yani büyüme/enflasyon ikileminde en iyi seviyeyi tutturmaktır.


Merkez bankaları para arzını nasıl kontrol eder?


 Merkez bankalarının elinde para arzını kontrol edecek birçok araç olsa da en önemli ve etkili yöntem faiz oranları üzerinde yaptıkları değişikliklerdir. Ekonomik canlılığa ne olumlu ne de olumsuz etki etmeyen faiz oranına ‘’nötr faiz oranı’’ denir. Faiz oranının nötr seviyeden yüksek olduğu para politikasına ‘’sıkı veya daraltıcı para politikası’’ nötr seviyenin altındaki seviyelere ise ‘’gevşek veya genişlemeci para politikası’’ denir.

Sıkı Para Politikası
Gevşek Para Politikası
Enflasyon
Düşer
Artar
Yerel para birimi
Değer kazanır
Değer kaybeder
Büyüme
Azalır
Artar
İşsizlik
Artar
Düşer
Dış borç
Genelde düşer
Genelde artar
Gelirler
Düşer
Artar
Üretim
Düşer
Artar
Yatırım
Düşer
Artar

Görüldüğü gibi gevşek para politikası genelde daha cazip olsa da politikalar arasındaki geçiş gecikmesi durumunda ileride bütün kazanımlar kaybedilir. Örnek vermek gerekirse geçen sene Türkiye %7,4 büyüdü ki bu sene yaşadığımız sıkıntılarda geçen seneden devraldığımız enflasyonun çok ciddi etkisi var. Bu sene ise %3 civarında büyümemiz bekleniyor,sıkıntılar artıkça aşağı yönlü revizeler geliyor; iki senelik toplam büyümemiz aslında ideal büyümemize yakın ama geciken soğuma birçok soruna yol açtı.

  Dolar bazlı bakınca geçen sene Türkiye %7,4 büyümeye rağmen birkaç milyar dolar daraldı.(küçük bir oran) Diğer yandan ise çok ciddi dış etkiler olsa bile bizi dış etkilere açık bırakan en önemli iç etmen enflasyon ve bu sene Standart & Poors’a göre Türkiye, dolar bazlı %25 civarında daralacak ! Tabii bu durumu sadece enflasyona bağlayamayız ama bu durumun en büyük iç sebebi enflasyondur.

  Şöyle bir soru geçen sene %1-3 arası büyümüş olsaydık; iki senenin sonunda ekonomimiz daha büyük ve sağlıklı olur muydu? Sorunun cevabı ise bizi para politikasının önemine götürüyor.



Ekleme: Maliyet Enflasyonu


                    Türkiye'nin enflasyon sorunu