10 Haziran 2020 Çarşamba

KARŞILIKSIZ PARA BASMAK

Karşılık para basmanın toplumda karşılığı


Daha önce karşılıksız para basmak konusu ile ilgili bir yazı yazmıştım; yazı bu güncellemenin altındadır ve daha önce okumadıysanız karşılıksız para basmak nedir sorusu için öncelikle alttaki makaleyi okumanızı tavsiye ederim.

 Bu yazı merkez bankalarının çılgınca bilanço artırdıkları (Alelade ifadesiyle para bastıkları ) şu dönemde basılan paraların gerçekten karşılıksız olarak tanımlanıp tanımlanamayacağı ile alakalıdır. Son zamanlarda bütün büyük merkez bankalarının umarsızca bilanço artırdıklarına şahit oluyoruz. Geçmişe gidersek büyük merkez bankalarının lideri diyebileceğimiz FED 2008'den başlayıp  normalleşme iddiasını ortaya koyduğu 2018'e kadar bilançosunu yaklaşık 800 milyar dolardan 4,5 trilyon dolar seviyesine yükseltmişti daha sonra bunun bir miktar düzeltmesi amaçlanmıştı ama başarılamamıştı; 2020'de başarısız normalleşme sürecine Covid-19 salgını da eklenince FED 2008-2018 sürecinde bastığı paraya neredeyse eş tutarda bir miktar parayı sadece birkaç ayda tekrar piyasaya sürdü ve FED'in bilançosu (Bastığı para diyebiliriz.) 7 trilyon doları aştı.

karşılıksız para basma
Fed bilançosu

 Konuyu gereksiz ayrıntılara boğmak istemiyorum ama şunu eklemek gerekiyor; FED, büyük merkez bankaları arasında destek/teşvik konusunda en tutucu merkez bankasıdır yani diğer merkez bankaları çok daha abartılı bir süreç yaşıyor ya da yaşayacak diyebiliriz.

 Yine FED'e odaklanırsak önümüzde akıl almaz bir bilanço artışı var; biz bunu karşılıksız para basmak olarak tanımlıyoruz ama bu para ekonomik aktiviteyi ne kadar olumlu etkileyecek tartışılır biz Covid-19 salgını öncesi bile piyasada olması gerekenden trilyonlarca fazla likidite olduğu halde para kıtlığı yaşandığını görmüştük ( Eylül 2019 repo krizi) yani piyasada 343453533 trilyon para olsa bile bu para bir yerlerde sıkışıyorsa veya insanların ciddi bir para kullanma talebi yoksa bunun bir anlamı olmuyor. Bunu finansal piyasalar açısından değerlendirirsek yine benzer bir durum geçerli basılan paralar birilere gelir olmuyorsa bunun yatırımlara yansıması da sınırlı oluyor. 2011'de piyasadaki para çok daha az ama ''Hareketli'' iken altın başka faktörlerin de etkisiyle (Arzındaki hareketlilik sınırlı olduğu için sabit değer olarak kullanmaya elverişli) 1.900 dolar/onsa kadar yükselmişti yani piyasalara çok daha fazla para akmıştı diyebiliriz. Şimdi çok daha fazla likidite çok daha hızlı şekilde piyasalara sürüldüğü halde benzer bir sonuç doğurmuyor ki bunun sebebi bahsettiğim paranın sirkülasyonunun miktarsal artışa paralel olarak yavaşlamasıdır bu sebeple bahsettiğim sirkülasyon sorununa çözüm üretilmediği veya amaçlanmadığı müddetçe merkez bankalarının para basması/bilanço artırmasının istenen sonucu doğurması çok olası olmayacaktır.

karşılıksız para basmak ne demek



  Merkez bankaları bilançolarını üstteki grafikteki garabeti ortaya çıkarmadan da artırabilirler; yöntemler onlarca ama basitçe ifade edersek Covid-19 öncesi bile varlık alım programları (Varlık alım programı nedir) yani çok basitçe ifade etmek gerekirse borç dağıtarak ekonomileri destekleme yöntemi tıkanmıştı ve içinde bulunduğumuz büyük kriz yaşanmasa bile gelişmiş ülkelerde kamu, ödenmeyecek borçları sürdürmenin anlamsızlığı ile eninde sonunda karşılaşacaktı ve bu durum helikopter parayı (Helikopter para nedir) yani yine çok basitçe ifade etmek gerekirse ihtiyaç sahiplerine hibe temelli destekleri gündeme getirecekti fakat burada şöyle bir sorun var üstteki grafikteki sorunun ortadan kalması da ileride yeni sorunları söz konusu edecek. Yine çok basitçe ifade edersek merkez bankaları trilyonlarca doları basarken bu para gerçekten bir şeylere yararsa gelişmiş ülkelerde yine birçok sorun ortaya çıkacaktı/çıkar. FED'ten örnek vermek gerekirse FED çok daha az parayı daha geniş toplum kesimlerine örneğin helikopter para yöntemi ile ulaştırırsa bunun ekonomiye faydası çok daha fazla olurdu/olur ama bunun sonucu olarak daha farklı sorunlar ile karşılaşırız mesela en başta ekonomi yönetimlerinin karar alırken değerlendirdikleri ilk dinamik olan enflasyon ciddi şekilde yükselirdi;  para arzının neredeyse katlandığı ortamda üretilen para doğru mecralara akarsa çift haneli enflasyon çok sürpriz bir sonuç olmaz ama diğer taraftan yine FED'ten örnek verirsek politika faizinin %3'lere yaklaşması bile bütün dünya piyasalarının alev almasına (2018) yol açtığı bir ortamda çift haneli enflasyonun sonuçları ne olur sizin tahayyülünüze bırakıyorum. Toparlamak gerekirse yöntem ne olursa olsun ekonomilerde sorunlar sadece merkez bankalarının ortaya koyacağı çözümler ile çözülmez fakat izlenen yöntemlerin faydası, yararlılığı kadar kimin çıkarına olduğu da önemli bir konudur.


 Merkez bankaları ya da daha geniş çerçevede ekonomi yönetimlerinin aldıkları kararların toplum üzerinde ekonomik sonuçları oluyor. Mesela geçtiğimiz günlerde Jerome Powell'a şu soru soruldu: ''Senelerdir tasarruf sahipleri, tasarruflarına karşılık bir getiri elde etmiyor; tasarruf sahipleri nereye yatırım yapsın?'' Yapısı gereği (sigorta şirketleri, hedge fonlar, emeklilik fonları vs.) getiriye muhtaç olan şirketler bir yana sıradan vatandaş da var olan sermayesinin erimemesi için alternatif arıyor ama bunun için makul alternatifler yok. Bahsettiğim soruya Powell'ın cevabı şu minvalde olmuştu: '' İnsanlar sermayeleri ile getiri elde edemiyorlar ama aldığımız kararların sonucu varlıklarının değeri, muhtemel getirilerden daha çok arttı.'' Powell şuna değiniyor; 2008'den beri örneğin S&P 500 beş kat prim yaptı, insanlar paralarını bankaya koyarak, tahvil alarak böyle bir gelir elde edemezlerdi bu doğru bir önerme ama şurada çok büyük bir sorun var borsalar ya da ABD'deki servet toplumda çok adaletsiz şekilde dağılmış bu bugünün değil yılların sorunu fakat sorun şu ki 2008 sonrası alınan kararlar ile bu durum daha da derinleşiyor. FED, sermayeyi borsalara/yatırım fonlarına kanalize edince bu parayı topluma değil, toplum içinde bir azınlığa kanalize etmiş oluyor fakat bu işlemin olumsuz sonuçları ise bahsettiğim küçük azınlığın pozitif şekilde ayrıştığı bir dağılımda bütün toplumun omzuna yükleniyor.(Yazının sonuna ABD'dei gelir adaletsizliği ile ilgili bir yazı ekleyeceğim.)

 Toparlamak gerekirse alınan kararlar sürekli olarak toplumun çok sınırlı bir kesiminin lehine sonuçlar doğruyorsa ve karşılıksız para basmak aslında fakirin cebinden alıp zenginin cebine koyuyorsa bu paraya karşılıksız demek çok doğru olmaz. Bu paranın karşılığı geniş toplum kesimlerinin servetidir, kaynağı ise bu kesimlerin cehaletidir. Yine örnekle açıklamak gerekirse Covid-19 salgını öncesi S&P 500 ile ilgili bir yazıya başlamıştım ama şartların birden bire değişmesi ile bu yazı anlamsız olmuştu o yüzden tamamlayamadım ama şöyle bir durum vardı. ABD'de birçok büyük şirketin borçluluğu artıyordu ama bu şirketlerin ne faaliyetleri ne yaptıkları yatırımları ne de araştırma-geliştirme çalışmaları bu durumu açıklamıyordu.



 Peki şirketler geniş çerçeveden bakınca niye borçlanıyordu? Artan tek şey temettülerdi (Pay sahiplerine aktarılan servet.) yani şirket sahipleri kendi adlarında değilde şirketleri adına borçlanıp serveti ceplerine indiriyorlardı ki bu bahsettiğim saçmalığın sebebi de yine merkez bankalarının ısrarla düşük faiz politikalarıydı. Normal şartlar altında bu kararın bugünkü şartlarda çok ağır sonuçları olmalıydı; peki böyle bir şey yaşıyor muyuz? Senelerdir yöneticilerin saçma tercihleri ile şirketlere yüklenen riskler şu krizde kimin omuzlarına yüklendi? Kamunun...Buraya geri geleceğim.

 Son günlerde Robinhood uygulaması son derece popüler;(Robinhood uygulaması nedir) geniş toplum kesimlerinin sürekli olarak son derece riskli yatırımlara yönelmesi sadece cahillikle mi alakalı? Bunun alternatifsizlikle hiç alakası yok mu? Sokaktaki insan bile FED'in bastığı paranın borsalara akacağını tahmin ettiği konjonktürde (Yazının başında bunun neden hatalı bir bakış olabileceğine değinmiştim.) neden ekonomi yönetimleri sağlam şirketlerin bile dayanamayacağı bu fırtınada sorunlu şirketlere destek verirken bunun geniş toplum kesimlerinin bundan nemalanması için önlem almaz. Bunların hepsi ayrı makale konuları ama özeti şudur ki karşılıksız para basmak kavramındaki karşılıksızlığın temelinde geniş gönüllü fakir çoğunluğun bonkörlüğü yatmaktadır.





Twitter: Yusuf Yüksel


(29.05.20)

Karşılıksız Para Basmak ne demek


Toplumumuzda çok yaygın olarak kabul görmüş hatalı bir inanış var. Bazı paraların ya da Türk lirasının basılırken bir karşılığı olması gerektiği ya da olduğu kabul edilir ama gerçekte bütün paralar karşılıksız basılır ya da tam tersi de doğru kabul edilebilir. Merkez bankasının rezervinde para arzını karşılayacak kadar altın bulunursa paranın karşılıklı olduğu aksi durumda piyasadaki paranın karşılıksız olduğu bilgisi doğru değildir.

  Türkiye'de ve dünyadaki paraların altın karşılığı yoktur. Bir para biriminin karşılığı üzerindeki merkez bankası başkanının imzasıdır, başkanın imzası ile merkez bankaları elinizdeki paranın karşılığı olan değeri size iade edebileceğini ifade eder, bunun inandırıcılığı da paranın değerini doğrudan etkiler. 


Karşılıksız Para inanışının kökeni


 1971'e kadar dolar altın karşılığı olarak basılmaktaydı ve diğer ülkelerin (Bretton Woods anlaşmasına taraf olanlar) para birimleri dolara karşı ancak %10 değer kazanıp kaybedebiliyordu, bunun dışında bir değerlenme için IMF izni gerekliliği tasarlanmıştı. Abd'nin bu sistemi sürdürememesi ile dolar dahil altın karşılığı basılan herhangi bir para birimi kalmamıştır ve bu sistem ifade ettiğim gibi 50 yıldır terkedilmiştir.


Karşılıksız para basılması bir hata mıdır



Bu sorunun cevabını bulmak için özetle insanlığın para serüvenine bakmak lazım.


  İnsanlar eski çağlarda takas ile ticaret yapıyorlardı ama bunun belli zorlukları vardı.(İnek satacak iseniz ineğinizi peşinize takıyordunuz vs.) Lidyalılar bunun sıkıntılı bir işlem olduğunu fark ettiler ve bugünün senedine karşılık gelen parayı kullanmaya başladılar. Neydi bu para? İneğinizi peşinize takmak yerine gidip bir otoriteye teslim edip para alıyordunuz, ineğiniz ile tavuk alacaksanız parayı tavuk sahibine veriyordunuz, para sahibi paranız ile gidip sizin ineğinizi alıyordu. İnsanlar kolaylığı sevdiği için zamanlar bu işlem daha da kısaldı ve insanlar doğrudan para ile mal değişimi yapmaya başladılar.

 Daha sonra insanoğlunun her güzelliği bir şekilde bozma huyu devreye girdi. Paranın bir otoritede mal karşılığı vardı ama otorite ya da başka faktörler para miktarı=mal miktarı dengesini bozuyordu; bunun en temel sebebi insanların güven duyduğu otoritelerin piyasaya fazladan para sürmeleriydi! Piyasadaki para artınca sizin elinizdeki para ile alabileceğiniz değer, otoriteye bıraktığınız değerin altında kalıyordu.Biz buna enflasyon diyoruz, Enflasyon ilk çağlardan beri vardı.


 Modern enflasyonu ise 1800'lerde keşfettik direk hikayesini bırakıyorum.(John Law ve Mississippi Balonu)

  İnsanlar enflasyondan korunabilmek için enflasyonu üretilemeyecek bir para arayışına girdiler, en uygun materyal ise altındı. Üretimi sınırlıydı ve maliyetliydi.(Enflasyonu zor) Üstelik işlemesi kolay ve dayanıklılığı yüksekti.

  Altın para olarak kullanıldıktan sonra enflasyon sorunu çözüldü mü? Hayır, otoriteler altın fazladan piyasaya süremiyorlardı ama var olan altına başka ürünler katıp (ayar düşürme) piyasada dolaşan altını artırıyorlardı fakat bu durumun bugünden farkı ise altının değerinin düşürüldüğü insanlar tarafından çok rahat olarak fark ediliyordu yani enflasyon bugün gibi sinsice değil aleni yükseltiliyordu. Osmanlı Devletinde altının ayarının düşürülmesi ile çıkan isyanları takip ederseniz, Osmanlı'daki enflasyon sorunu hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. 

   Yakın çağda altın artık ticareti sağlamakta yetersiz kalmaya başladı. İnsanlar yine kolaylık olsun diye daha kullanışlı pamuktan ürettikleri kağıt paraları kullanamaya başladılar, bu paraların altın karşılıklarını ise merkez bankalarına koydular, altının  ayarını düşürmenin yerine ise para basma geldi.


karşılıksız para basmak

  Bu durum ilk büyük sorunu 1920'lerin sonunda çıkardı.(Büyük Buhran) Birinci Dünya Savaşı sonrası o günün dünyasının en büyük üreticisi olan ülke Almanya, en büyük ticari gücü olan İngiltere ve bütün Avrupa büyük borçlara girdiler, bu borcu finanse edebilecek tek güç ise o devrin yükselen devleti Abd idi. 

  Abd, Birinci Dünya Savaşı sonrası ısrarla alacaklarını altın ile tahsil etmek istedi, aslında borçlu devletlerin borçlarını ödeyebileceği kadar katma değer üretecek kapasiteleri vardı ama dünyada bu kadar büyük işlemleri gerçekleştirmeye yetecek kadar altın yoktu, devletler de  altına yönelince altın fiyatları uçuşa geçti yani devletler borcunu ödedikçe borçları artıyordu. Abd borçlu devletlerin makro ekonomik dengelerini alt üst ediyordu ki Büyük Buhran'dan önce makro ekonomi diye bir ekonomi dalı bile vardı diyemeyiz ! Çok basitçe ifade edersek Abd, kendine yumurta borcu olan devletlerin tavuklarını alırsa yumurtayı tahsil edemeyeceğini anlamadı.

 Altın aşırı değerlenince devrin dev ticari gücü İngiltere (Altın rezervlerini kontrol ediyordu) para birimi çok değerlendiği (Altına talep paundu da değerlendiriyordu) için Almanya ve benzeri ülkeler ise  altına karşı para birimleri devamlı olarak değer kaybettiği için büyük sıkıntılar yaşıyorlardı.

  Büyük buhranın en büyük sebeplerinden biri insanlar üretim yaptıkları halde bu üretimi ticarete dökecek paranın piyasada olmamasıydı ! Büyük buhran'dan Almanya parayı terk ederek çıktı(takasa döndü) ardından da İkinci Dünya Savaşını başlattı.

 Son yıllarda büyük merkez bankalarının her krizde deli gibi para basmalarının sebebi Büyük Buhran tecrübesidir.(Büyük Buhran nedir) Abd'nin karşılıksız para takıntısı insanlığa çok büyük acı yaşatmıştı ve günümüzde suistimal ediliyor olsa da aynı hatanın yapılmaması için çaba harcanmaktadır.

  Konumuza dönersek Abd'nin merkez bankasında para karşılığında altın tutma ısrarı İkinci Dünya Savaşı sonrası da devam etti, IMF ve Dünya Bankası'nın asıl kuruluş amacı Abd'nin korumaya çalıştığı altın karşılığı para sistemini korumak istemesidir. Karşılıksız para basma efsanesinin kaynağı da budur.

   Sistem Abd dolarının Altın karşılığı basılması dünya para birimlerinin ise Abd doları göre fiyatlanması üzerine kuruluydu.- Bugün doların bu kadar itibarlı olmasının en büyük sebeplerinden biri budur- bu sistem de 1971'e kadar zorlanarak da olsa devam ettirildi ama 1971'de Abd'de karşılıklı para basma ısrarından vazgeçti.

  Bugün dünyada parasının herhangi bir emtia karşılığı olan hiçbir devlet yoktur, paranızın karşılığı olan katma değeri devletler bir emtia ile değil temsil ettikleri devletlerin üretim gücüyle size ödemeyi vaat ederler. Güvenmek ya da güvenmemek  de paraya kullananlara kalmış.

  Dünya üzerindeki altın kapasitesi ise  dünyadaki ticaretin sadece  1/5'ini karşılayacak seviyededir yani Altın karşılığı para basmanın ticarette yol açacağı problem Büyük Buhran'ın bile çok çok ötesinde..

  Altının değerini beş kat artırarak yine altın karşılığı para sistemi kurulabilir ama;


  • Sadece bir gelenekten dolayı bir emtiayı beş kat değerlendirmek çok mantıklı değildir.



  • Altın karşılığı para sistemi bahsettiğim gibi altının beş kat değerlenmesi durumunda tekrar kurulabilir ama (altını olmayanın canı çıksın) ileride ki senelerde aynı problem tekrar ortaya çıkacaktır çünkü dünya ticaretinin büyüme hızı, altın üretimi ile karşılaştırılamayacak kadar hızlıdır. 


  Altın yerine ikame edilecek bir alternatifte yoktur çünkü;


  • Bu hamle ile dünyada devasa bir servet çöküşü ortaya çıkar.(Altınlarımız demir olur) 


  • Altın gibi ulaşımı zor alternatif ürünlerin hiçbirinin altın kadar bile üretimi yoktur veya altının sağladığı avantajları sağlamazlar ki bu avantajların kullanışlı olmadığı ortaya çıkmıştır.

 Sonuç olarak karşılıksız para diye bir  şey yoktur, böyle bir sistemin kurulması da pek mümkün görülmemektedir. Paranın karşılı merkez bankalarının gücüdür ve merkez bankaları bunu halkın lehine yönetmekle yükümlüdür. Olması gereken bu iken olan ise şudur Helikopter Para yöntemi ile kaynak aktarımıdır hatta suistimal sistematize olma yolundadır.(Modern Para Teorisi)





(Ekleme)


Karşılıksız para basma


 Merkez Bankası para basmalı mı sorusu son günlerde ekonomi gündeminin en önemli mevzusu haline geldi. Merkez Bankası para basması konusuna girmeden bazı konulara değinmek gerekiyor; öncelikle toplumda yaygın şekilde halen para basmanın altın karşılığı olması gerektiğine dair bir inanç var ya da sadece rezerv para birimi sahibi ülkelerin karşılıksız para basmak hakkına sahip olduğuna dair hatalı bir inanç var. Bunlar yanlıştır, bu makalenin hemen altında bu konu ile ilgili bir makale var okumaya oradan başlayabilirsiniz.

 Bunun dışında senenin belli dönemlerinde piyasaya yoğun miktarda yeni nakit para sürülmesi her sene Merkez Bankası gizliden para mı basıyor komplo teorilerini beraberinde getirir; gerçekte ise Merkez Bankası gizliden para basıyor olsa bunu gerçekleştireceği en son yol piyasaya nakit para sürmek olur ! Her sene genelde bayram önceleri insanların fiziksel banknotlara ihtiyacı arttığı için Merkez Bankası piyasanın talebini karşılar, Merkez Bankası'nın para arzı içinde bizim gündelik hayatta kullandığımız fiziksel banknotların ağırlı son derece azdır. Güncel duruma gelince alınan önlemler sebebiyle (ATM'lerin nakit verme limitinin artması, bankalardaki aktivitelerin yavaşlatılması vs.) fiziksel banknot ihtiyacının artmış olması son derece olasıdır, bu sebeple de normal zamanlara göre çok daha fazla temiz banknot görüyoruz.  Bu konuyu da benzer konularla beraber linke havale edeyim. (Merkez Bankası gizlice banknot basabilir mi

 Girişe son olarak şunu da ekleyeyim; Merkez Bankası'nın para arzı (Ben yazıyı gereksiz ayrıntılar ile uzatmamak için para arzı tanımlarına girmeyeceğim.) doğal bir ivme ile zaten sürekli olarak artmaktadır veya artması gerekir diyebiliriz. 

karşılıksız para basmak ne demek
M3 para arzı



Merkez Bankası'nın para arzı ekonomik büyümeye paralel bir artış sergilemezse bu durum ekonomik aktiviteyi olumsuz etkiler. Çok basit bir özetle açıklamak gerekirse yaygın olarak kullanılan karşılıksız para basmak aslında şudur; Türkiye'de 100 ekmek üretiliyorsa piyasada 100 lira olmalıdır diyelim, bir sonraki sene 105 ekmek üretiyorsak piyasadaki para da yaklaşık 5 artmalıdır ki dengelenme olsun. Bunun altında bir para arzı artışı ekonomik aktiviteyi sekteye uğratır.(Arz-Talep olur ama likidite problemi sebebiyle üretim istenen seviyede tüketiciye ulaşamaz.) Bu mantığın dışında para arzı artışı ise muhtemelen enflasyon üretir.


karşılıksız para basmak ne demek
M3 para arzı yıllık artış

 Uzun bir giriş oldu ama konumuza gelirsek son günlerde Türkiye'de ve dünyada tarihte görülmüş en zorlu ekonomik şartlar yaşanıyor. Covid-19 salgını sebebiyle bütün dünyada arz, üretim ve tedarik zinciri aynı anda sorun üretmekte ve bu duruma da yönetimlerin müdahale etmesi gerekiyor fakat yönetimlerin mevcut sorunlara müdahale edebilmesi için kaynağa ihtiyacı vardır fakat kamunun da gelir kaynağı en temelde toplumdur o zaman da olmayan bir kaynağı üretme ihtiyacı ortaya çıkar ki akla gelen tek merci bu durumda merkez bankalarıdır ve merkez bankaları halk kullanımı ile karşılıksız para basmak (üretim artışı ile izah edilemeyecek şekilde para arzını artırmak) yöntemi ile kaynak üretir.

 Geçmişe dönelim, Ağustos 2018'de dolar/Türk Lirası yaklaşık 7.25 seviyesine yükselmişti ama daha sonra aşama aşama bu değer tekrar 5.2 seviyelerine kadar geriledi şöyle izah edelim piyasada 100 birim para var ise insanlar dövize hücum ettikçe dolar 7 de olur 70 de olur fakat Türkiye'de insanlar gündelik işlemlerini Türk Lirası ile gerçekleştirdiği için dövize yönelim arttıkça doğal olarak Türk Lirası yokluğu yaşanır ve bu yokluk ise bu defa döviz baskı altında kalır yani özetle havuzdaki para artırılmazsa Türk Lirasının değer kaybedebilme kapasitesi belli bir sınırlılık içinde kalır ama havuza para akıtılmaya devam ederse olumsuz senaryoları çok daha güçlenmiş olur.


 Para arzını artırmak ciddi olumsuzluklara yol açması ihtimali güçlü iken olumsuz şartlar altında para arzını artırmamak da bir noktadan sonra katlanılması zor bir olaya dönüşür. Çok boyutlu bir konudur ama ben yine Türk Lirası değeri üzerinden anlatmaya çalışayım hatırlarsanız 2018'in sonunda büyük bir kur şoku yaşadık ama kur şoku aynı zamanda piyasada dolaşan likiditenin de azaldığı anlamına gelir. 

 2019'da ihtiyat akçesinin hazineye aktarılması Twitter'da bazı hesaplar için Pandoranın Kutusu açıldı olarak yorumlanmıştı çünkü sorunlar para basarak çözülmeye başlayınca enflasyon, döviz borçluluğu gibi dinamikler hep daha fazlasını gerektirecektir yani para basmak hep daha fazlasını gerektirir. Bu sadece Türkiye ile alakal bir mevzu da değildir.

 Şu soru da akla gelebilir? İhtiyat akçesi de halk değimiyle bir nevi para basmadır(Para arzını artırma) Neden döviz, enflasyon vs. uçuşa geçmedi?

 Bu da olayın diğer yönüdür; İhtiyat Akçesi hazineye aktarılırken farklı kaynaklardan piyasaya aktarılan likidite azaltılmıştı yani ihtiyat akçesi bir manada bir para arzı artışına yol açmamıştı bahsettiğim gibi bir önleme başvurulmasa bile ifade ettiğim paranın doğrudan enflasyon üretmesi beklenmesi gereken net bir olgu değildir yarın para arzı artırılsa bile bu paranın kesinlikle enflasyon üreteceği sonucunu çıkaramayız. Basitçe ifade etmek gerekirse Merkez Bankası 100 birim olan para arzını 500 birime çıkarsın diye düşünelim ama bu para bankaların kasasında kalırsa veya tüketime gerektiği seviyede ulaşmazsa enflasyona yol açacağı kesin değildir. Örnek ile ifade etmek gerekirse bahsettiğim durum Amerika'da yaşandı ama bu süreçte Amerika'da enflasyonun kontrolden çıkması bir yana deflasyon riski yaşandı.

para basmak altın karşılığı
Fed bilançosu

 Talep yoksa para arzını artırmak patinaj etkisi dışında bir sonuç doğurmaz ve önümüzdeki aylarda talep konusu Türkiye'de de önemli miktarda azalacaktır fakat para arzını artırmak kısa vadede enflasyon sorunu oluşturmazsa bile üretilen para şartların normalleşmesi ile riskleri de beraberinde getirecektir. Gelişmiş ülkelerde çok uzun süre artırılan para arzının olumsuz sonuçlar doğurmamasının arkasındaki yapısal nedenler Türkiye'de mevcuttur demek çok zor.

 Para arzını artırmak kadar bunun nasıl bir yol ile yapıldığı da önemlidir; Para arzı tahvil satılarak da artırılabilir (Geçmişte gerçekleşen Varlık alım programları gibi) ve bu yolla para arzının muhtemel olumsuz sonuçlarından kaçınmak çok daha kolaydır. Artırılan para sorun üretirse Merkez Bankası elindeki tahvilleri satıp para arzını dizginleyebilir fakat bu yöntem ekonomiyi desteklemek için daha az etkilidir. Diğer yandan artırılan para arzı veya üretilen kaynak hanehalkı, şirket veya hazineye doğrudan farklı kanallar ile aktarılması ekonomiyi desteklemek konusunda çok daha yararlı sonuçlar verebilir (helikopter para) fakat bu yöntemin kullanılması durumunda Merkez Bankası'nın ileride para arzını kısması veya ortaya çıkan sorunlar ile mücadele etmesi çok daha zorlu olur.


21 yorum:

  1. Okuyunca mantıklı geldi güzel olmuş :)

    YanıtlayınSil
  2. Merhaba Yüksel bey. Neredeyse tüm makalelerinizi özümseyerek ve zevkle okuyorum. Çok anlaşılır bir dilde yazdığınız için de teşekkürler. Açıkçası ben yazdıklarınızın % 99 unu anlıyorum. Bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Yazınızda "İnsanoğlunun her güzelliği bir şekilde bozma huyu devreye girdi,Paranın bir otoritede mal karşılığı vardı ama otorite ya da başka faktörler ile para miktarı=mal miktarı dengesi bozuyordu, genelde de piyasaya fazla para sürülerek bu durum gerçekleşiyordu, piyasadaki para artınca sizin elinizdeki para ile alabileceğiniz değer, otoriteye bıraktığınız değerin altında kalıyordu.Biz buna enflasyon diyoruz," şeklinde bir cümleniz var. Bu cümlenizden de anlaşılıyor ki para diye kabullendiğimiz her ne olursa olsun otoriteler bir şekilde bu parayı fazla basarak (altın olsaydı fazladan basamazlardı o yüzden altın hariç) enflasyona sebebiyet vermektedirler. Günümüz dünya düzeninde her ülkede otorite var. Dolayısyla bu yazıda da belirttiğiniz üzere yakın zamanda (2008 krizinde) para basılarak krizden çıkıldı ama bu paranın enflasyon üretme ihtimali daima potansiyelini koruyor.Dolayısıyla otorite oldukça paramız değer kaybetmeye mahkum. Bildiğimiz kadarıyla herhangi bir otoriteye bağlı olmayan merkeziyetsiz (otorite yok) kripto paraların (Bitcoin gibi) arzı sabit. Mesela bitcoinin (bundan sonra BTC diyeceğim) arzı sadece 21 milyon adet ve 2008 yılından üretilmeye (üretmek derken bunu herhangi bir otorite değil, gerekli bilgisayar ekipmanlarını [ki çok yüksek meblağlar] sağlayan ve BTC üretirken kullandığı elektrik masrafını karşılamaya razı olan herkes üretebilir.) başlandığından beri yaklaşık 17 milyon tane üretilebilmiş ve her geçen yıl gitgide daha az üretilecek ve yaklaşık 2140 yılında tüm BTC lerin üretimi tamamlanacakmış. Dolayısıyla her geçen yıl enflasyonu gitgide düşecek. (Mesela 10 milyon üretilmişken bir sonraki sene 1 milyon üretilecekse yaklaşık enflasyon % 9 iken 20 milyon üretime gelindiğinde bir sonraki seneye 100 bin üretilecekse % 0.5 enflasyon demek olacak). Sormak istediğim şu: BTC geleceğin parası olabilir mi? Benim en güvenilir bulduğum değer BTC. Çünkü belirli bir otorite tarafından üretilmiyor, taşıma problemi yok (ineği otoriteye götür senet al gibi bir iş yok), altından daha kullanışlı (altınını taşırken çalabilirler), ayrıca en önemlisi de altında bile var olan enflasyon BTC de ileride hiç olmayacak. Bu durumlar sizin para ile lgili anlattıklarınızla da oldukça örtüşüyor. Daha bir kaç sorum daha var. Ama burdan başlayalım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar. Bu konu hakkında daha önce de soru sorulmuştu anladığım kadarıyla bir makale yazacağım.

      Sil
    2. Teşekkür ederim Yüksel bey. Sabırsızlıkla bekliyor olacağım.

      Sil
  3. Diğer sorum ise " Abd, ısrarla alacağını altın ile tahsil etmek istedi, aslında borçlu devletlerin borçlarını ödeyebileceği kadar katma değer üretecek kapasiteleri vardı ama dünyada bu kadar büyük işlemleri gerçekleştirmeye yetecek kadar altın yoktu, devletler de altına yönelince altın fiyatları uçuşa geçti yani devletler borcunu ödedikçe borçları artıyordu. Abd borçlu devletlerin makro ekonomik dengelerini alt üst ediyordu ki büyük buhrandan önce makro ekonomi diye bir ekonomi dalı bile vardı diyemeyiz ! Çok basitçe ifade edersek Abd, kendine yumurta borcu olan devletlerin tavuklarını alırsa yumurtayı tahsil edemeyeceğini anlamadı." cümleniz ile ilgili. Madem borçlu devletlerin borçlarını ödeyebileceği kadar katma değer üretecek kapasiteleri vardı o zaman o ürettikleri ürünleri başka pazarlara altın karşılığında satıp (Amerika'ya satamıyor çünkü illa altın istiyor Amerika [ki bu oldukça saçma] para verip alacağı malları altın karşılığı sayabilirdi ki Amerika'nın buradaki amacının diğer borçlu devletleri batırmak olduğunu anlıyoruz ki ben de sizin gibi altının tamamen geleneksel bir yatırım aracı olduğunu içsel bir değerinin olmadığını düşünenlerdenim.) Amerika'ya borcunu altın olarak ödeyebilirlerdi veya Almanya kendi ülkesindeki işgücünün bir kısmını altın arama için kullanabilirdi.Çünkü ha mal üretip başka pazarlara satıp karşılığında altın alıp borcunu Amerika'ya altın ile ödemişsin, ha bu malları üretecek işgücünü altın arama için kullanıp altın bulup borcunu altın olarak ödemişsin. Sonuçta aynı kapıya çıkmaz mı? Belki diyeceksiniz ki altın bulmak öyle kolay değildir ki veya Almanyanın altın arayabilecek teknolojik ekipmanı yoktu. Açıkçası buralar bende biraz eksik kaldı anlama noktasında.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sorun dünyadaki altın miktarının ticareti sürdürecek seviyede olmamasıydı yani alternatif pazarlar da sorun çözümü değildi. Almanya sistemdeki çarpıklığı fark edip takas sistemine benzer bir yöntem ile krizden çıkan ilk büyük ekonomi oldu.

      Abd'nin altın ısrarını bir plandan çok politika ile açıklamak daha mümkün, FED ya da Abd her dönem nispeten muhafazakar para politikası izlemiştir; Abd'nin sorunu sistemdeki tıkanıklığı/ biriken riski algılayamamasıydı.

      Sil
  4. merhaba,
    paranın tarihi uzun bir konu, genelgeçer bilgiler olarak öğretiler de bu şekilde. para ile ilgili üni.deki türkçe tüm kitaplar esasen batı kaynaklarının kötü özetleri biçimindeydi.
    paranın saklama,değişme vs gibi özellikleri sayılırdı.
    bu arada para pamuktan yapılmaz :)
    lakin paranın esas özellikleri pek anlatılmaz.
    para altındır gerisi borçtur lafına da katılmıyorum. altın maddesinin çeşitli özellikleri ile değeri düşmez bir taban para algısı yaratılmış,evet ama bu algı istenirse yıkılabilir de, elmasta olduğu gibi.
    sizin yazınızda petrol kelimesini göremedim. yıllık 3 trilyon dolarlık hacmi olduğu söylenen ki bence çok daha fazla, sadece usd üzerinden ticareti zorla yaptırılan ve modern hayatın en önemli materyalinin, usd nin fiat money olmasında etkisi çok büyük. bu maddenin fiyatı da usd.nin dolaşım hacmini hızını değerini belirlediği için,bu krizdeki fiyat düşüşüyle daha da akıllara gelmesi lazım.
    bahsettiğiniz gibi lidyalıların mantığına göre paranın her zaman karşılığı vardır, bu tüketilen ve işe yarayan bir madde hizmet olmak zorundadır. elinizdeki senet ile bir inek alabiliyorsanız o bir paradır, senet taş,kağıt ya da pdf. olabilir.
    lakin şimdiki dünyada, para denilen şey modern devlet yapıları ile daha farklı bir araç. yaşadığınız yerde vergi vermek için o yerin parasını kullanmalısınız. evet altın usd vs bozdurup vergi ödeyebilirsiniz, bunlar ayrı konular, ama paranın şimdiki görevleri, lidyalıların zamanından daha zorunlu ve karmaşıklaştırılmış bir halde.
    konuyu dağıtmadan yazmak zor ama esas değinmek istediğim fiat money olan usd.nin petrol ve tabi ki silah gücüne dayandığı idi.
    bu arada almanyanın 20.lerde üretim üssü olduğundan emin değilim, ingiltere ise sadece ticaret değil, üretimde de iyiydi o sıralar değil mi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Söylediklerinize tamamen katılıyorum ama bu durumu maksimum 1.000 kelime ile anlatmanın bazı sınırlılıkları var. Siz yazın paylaşayım; iddialaşma değil konunun kalitesi artsın diye istektir. Saygılar.

      Sil
  5. tabi ki iddialaşmak gibi bir amacım olamaz.
    genel olarak zaten düşüncelerimi aktardım zaten kendi ulaştığım fikirleri sizinle paylaşmak istedim ki,
    sadece sizin gibi eli yüzü düzgün yazılar yazamadığım için (disiplin yok:) farklı açılardan bakarak yazılarınızda bu fikirleri dikkate alarak okumak istedim.
    mesela petrol fiyatlarının düşmesi piyasa, talep daralması vs. ama sonuçta global usd para arzını-talebini direkt daraltan da bir şey.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bana başka bir konuda yazmak için fikir verdiniz yoksa benim de o türlü bir iddiam yok gerçekten daha geniş kapsamlı yazmak isterim ama makalelerin belli bir uzunluğu aşması okuyucunun okuma motivasyonunu düşürüyor.

      Sil
  6. Helikopter para yönetimi, Devletin borçlanarak alt gelir grubunda yer alan yığınlara doğrudan para transfer etmesi ise bunu doğru bulmamanızı anlayamadım yusuf bey.
    Bahse konu milyonlar, yapacağı tüketim ve ifa edeceği yükümlülükler ile doğrudan ekonomi çarkının dondurulmesinde rol oynar ve insanı olarak da etik bir aksiyonu devreye sokar. Bununla birlikte ilgili likiditenin kisi basina dusen tutarina bakacak olursak yapilacak harcamalar hızla kurumsal firmalara ya da finansal kurumlara doğru akacagi icin likiditenin cekilmesi vergi aracıyla yapılabilir ve toplanan vergi ile devletin yükümlülüğü sonlandirabilir.
    Ayrıca helikopter para yönetimi kullanılmaz ise likidite bahse konu yığınlara ya hiç ya da bir miktar dokunur ve çoğu türev piyasalarda yolculuğa çıkar. Sanal varlıkların fiyatlarında balon oluşur ve ihtiyaç sahiplerinin sorunlarına merhem olmaz kanaatindeyim.
    Saygilarimi sunarım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sizin de bahsettiğiniz gibi ilk bölümdeki olay gerçekleşirse son derece pozitif olur ama şu anki süreç ikinci olgunun gerçekleşmesi için geniş kitlelere sus payı görüntüsü sergiliyor.

      Sil
  7. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

    YanıtlayınSil
  8. 'karşılıksız para basmak kavramındaki karşılıksızlığın temelinde geniş gönüllü fakir çoğunluğun bonkörlüğü yatmaktadır'. Mukemmel bir tespit. Fakirlerin finansal okur yazarligi arttirilmadikca zenginlerin somurusu devam eder. Yakinimdaki birkoc kisiyle konusurken anladim ki, TV deki yorumculari dinleyip finansal yatirim yapanlarin fakir kalmasi tesadufi degil.

    YanıtlayınSil
  9. merhaba yazınızı tamamen okudum genel anlamıyla iyi diyebilirim. ancak çok sert ve keskin bir dille yazıyorsunuz biraz törpülemeniz daha iyi olur. bir de yazı bir şeyi anlatırken başka bir şeye geçiyorsunuz yer yer kopmalar oluyor. ama emeğinize sağlık sorunu irdelerken çözüm önerisi yapmanız takdire şayan.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim fakat okuyanlardan aldığım dönütler sebebiyle yazdığım yazılarda değinilmesi gereken bazı konular olması gerektiğine inanıyorum bu da konuları biraz dağıtıyor aksi durumda da anlaşılmaz bir dil eleştirisi alıyorum.

      Beğenmediğiniz yerleri bana ifade ederseniz bundan sonraki yazılarımda bana olumlu bir geri dönüt olur. Saygılar.

      Sil
  10. EXCELLENT...OTHERS İS A STORY

    YanıtlayınSil