18 Haziran 2019 Salı

VARLIK ALIM PROGRAMLARI

 Bugün ECB Başkanı Draghi'den enflasyonda yükselme gerçekleşmezse ECB'nin ekstra gevşeyebileceği açıklaması geldi; ECB'nin faiz oranları zaten sembolik olarak %0'ın altında yani ECB'nin faizleri indirebileceği bir alanı yok, ECB'den gelen mesaj varlık alım programlarının (Para basma) tekrardan gündemimize girebileceği anlamına geliyor.  Abd başkanı Donald Trump'ın Çin'e karşı uygulamaya aldığı ek vergiler sonrası yaşanan sürtüşme sebebiyle yaklaşık iki aydır küresel ekonomi hızla soğuyor ve finansal piyasalarda küresel kriz/resesyon ihtimali ciddi şekilde fiyatlanıyor (-2020 küresel kriz yılı mı-) fakat sorun şu ki büyük merkez bankalarının hiçbirinin bir resesyon veya kriz ortamında geçmişte olduğu gibi faiz indirimleri ile çözüm üretebilme kapasiteleri yok.(Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.-Her Şeyin balonu-) ECB(Avrupa Merkez Bankası) ve BOJ'un (Japonya Merkez Bankası) politika faizleri sembolik olarak negatif iken BOE'nin (İngiltere) politika faiz %0.75'te, Fed'in(ABD) faiz politika faizi ise %2.5 seviyesindedir. PBOC'un (Çin) para politikası zaten geçmişten beri çok farklı bir çizgidedir ve devamlı olarak Çin'de para arzı abartılı şekilde artar fakat diğer merkez bankaları tekrardan varlık alım programları başlatırsa PBOC'un da para arzını çok daha yüksek rakamlara çıkaracağını tahmin etmek güç değil, kısacası 2020 yılı gerçekten ekonomik kriz yılı olursa bütün dünyada tekrardan varlık alım programlarına(para basma) şahit  olabiliriz.

Not: 2020'nin kriz yılı olup olmayacağı bir belirsizlik, büyük merkez bankalarının bir krize klişe şekilde finansal gevşeme ile müdahale etmemesi de günümüz dünyasında bir seçenektir. Konu bütünlüğünü bozmaması için başka paylaşımlarda anladığım kadarıyla açıklayacağım.

Konu Dışı: PBOC'un para politikası daha çok Çin ekonomik modeli ile alakalıdır ve bu politikanın sonuçları dolaylı olarak küresel olsa da doğrudan hitap ettiği bölge sadece Çin'dir.(Ticaret savaşları konusunda bunu daha ayrıntılı olarak anladığım kadarıyla açıklamıştım.-Ticaret Savaşları-)


 Öncelikle geçmişe dönersek küresel ekonomi 2008'de tarihinin en büyük risklerinden biri ile karşılaştı;(-2008 Krizi-) mevcut sistem belki Büyük Buhran dahil en büyük tehdit ile karşı karşıya kalmıştı, bu süreçte ekonomik krizler konusunda dünyadaki en yetkin kişilerden biri olan Ben Bernanke'nin kaderin cilvesi olarak Fed Başkanı olması ise belki de bir ekonomik felaket yaşanmasını engelledi. Ben Bernanke'ye göre geçmişteki birçok krizin sebebi likiditenin ticari faaliyetleri gerçekleşmesine yeterli olamamasıydı; yani üretim ve tüketim talebi var iken bunu sağlayacak likiditenin olmamasıydı ve dünyanın bir daha böyle bir krize girmemesi için ''piyasanın ihtiyacı'' kadar likiditeyi sağlamaya kararlıydı; bu çözüm ile Fed öncülüğünde bütün dünyada varlık alım programları tarihte görülmemiş bir likidite bolluğuna sebep oldu.

 Daha önce birçok paylaşımda dile getirmiştim dünya ekonomisini değerlendirir iken öncelikle 2000 öncesi ile sonrasını ve daha önemlisi 2008 öncesini ve sonrasını kıyaslamak hatalıdır; önce 2001 dünya ekonomisi için bir milattır, 2008 ise büyük bir milattır. Abd ve diğer büyük ekonomilerde varlık alım programları ile beraber faizlerin dip yapması ile beraber biz ve benzerimiz ekonomilere akıl almaz bir fon akışı olmuş ve bu fon akışıyla bizim gibi ekonomilerde de finansal istikrarı sağlamak geçmiş dönemler ile kıyaslanamayacak kadar kolaylaşırken ekonomi ise çok daha güçlü şekilde (ne yazık ki verimsiz alanlar) desteklenebilmiştir.

 Ben Bernanke'nin teşhis ve çözümü doğruydu ama çözüm yolu ise tek kelime ile acınasıydı; Abd'de ilk varlık alım programı iki yıl sürecek 800 milyar dolar civarında bir parasal genişlemeyi hedefliyordu ve bu mali desteğin ekonomiyi normalleştireceği umuluyordu; varlık alım programları altı yıl sürmüştü ve sadece Abd'deki parasal genişleme 3.5 trilyon dolar idi. (Varlık alım programları öncesi Fed'in bilançosu sadece +800 milyar dolar civarındaydı.) Aynı dönemde ECB 4 trilyon, BOJ 4 trilyon, BOE ise 650 milyar dolar civarında bilançosunu artırdı(karmaşık olmaması için bütün bilançoları dolar değeriyle ifade ettim.) ve sadece on senede küresel likidite yaklaşık 13 trilyon dolar arttı. Günümüzde Fed'in bilançosunun Abd ekonomisine oranla büyüklüğü %20 civarında iken bu oran Avrupa'da %40'ın üstünde Japonya'da ise %120'lere yaklaşmıştır.

 Bu kadar büyük bir genişlemenin riskleri de çok fazladır.

1.Artan likidite birçok varlık fiyatında balon olarak yorumlanabilecek değerlenmelere yol açtı.(normalleşmesi birçok sorunu tetikliyor/tetikler.)
2.13 trilyon dolarlık likidite artışı+ sıfırlanan faizler bile gelişmiş ülkelerde istenilen enflasyonu ortaya çıkaramadı fakat enflasyon ortaya çıkarabilmek için gerçekleştirilen genişlemenin büyüklüğü sebebiyle bir gün hiç istenmeyecek bir enflasyon ile karşılaşma riski her zaman mevcuttur.
3.Artan likidite sınırlı miktarda reel ekonomilere ulaşırken finansal piyasalarda realiteden uzak rakamlar ile karşı karşıyayız; daha önemlisi gelişmiş veya gelişmekte olan dünyada gevşeyen finansal ortam akıl almaz bir borçlanmayı tetiklediği için hep daha fazlasına ihtiyaç duyuyor ve bu borçlanma kısır döngü halinde artıyor. 2008'de küresel borçluluk 150 trilyon dolar civarında iken günümüzde 300 trilyon dolara ulaştı.

 Daha birçok sorundan bahsedilebilir.

 Varlık alım programları başladığında saydığım riskler de öngörülmüştü ve bu sorunların yaşanmaması için ileride bilanço normalleşmesi de vaat edilmişti ama günümüzde ise Japonya parasal genişlemeyi hiç durdurmadı.(2008 öncesi de Japonya benzer durumdaydı) İngiltere bilanço normalleşmesine hiç niyetlenmedi, Avrupa ise birkaç defa erteleyip rafa kaldırdı. Bilanço normalleşmesi şimdiye kadar sadece Abd'de başladı ve iki  senede yaklaşık 200-300 milyar dolarlık bir normalleşme sonrası Abd'de de bilanço normalleşmesi rafa kalkmış durumda daha önemlisi makalenin başında belirttiğim gibi Abd'nin faizler ile bir resesyondan çıkabilme kapasitesi yok ve Fed'in de yakın zamanda bilanço büyütmesi ihtimali artık senaryolar içerisindedir.

 Varlık alım programlarının tekrardan başlaması senaryoları bizim ekonomimizi çok çok yakından ilgilendirebilecek bir konudur ve mevcut şartlarımızı köklü şekilde değiştirebilir; bunun dışında küresel ekonomi açısından uzun vadede çok büyük sorunların tetikleyicisi olabilir. Bu konular hakkında daha sonra paylaşımlar yapmayı planlıyorum.

Ekleme: -2020 küresel kriz yılı mı-

Twitter: Yusuf Yüksel



Facebook: Yusuf Yüksel

8 yorum:

  1. imdadımıza varlık alım programları yetişiyor gibi :) Bize teknik olarak bir zararı yok sanırım bu işin ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kısa vadede çok ciddi destek sağlar ama orta-uzun vadede hem biz hem de dünya için ciddi bir sorun.

      Sil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  4. Yazınız için Teşekkürler. misal, fed Temmuz ayında faiz indiriminde bulunacağını ima etti, küresel borç durumunun 300 trilyon dolar olduğunu söylüyorsun, o zaman bu Borç, para basma ile her halde 600-700 Trilyon dolar olacak. ki bu Doların dünya tarafından ucuza bulumasını ve gelişmekte olan ülke para birimlerinin değerlenmesini sağlar, bu durumda ülkedeki insanların para birimlerini korumak için her halde altına yöneleceklerini düşünüyorum. Nouriel Roubini adlı yazarın Kriz Ekonomisi kitabını okuyorum, kafamda aslında deli sorular var. sıkışan piyasayı rahatlatmak için para basmaları bir takım farklı balonların yaratılmasını da sağlayacak gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim; ayrıntılar için henüz erken ama varlık alım programları tekrardan başlarsa küresel borçluluğun çok sıkıntılı noktalara gitmesi yüksek ihtimal ve sadece bu durumu değerlendirince altın için son derece pozitif bir gelişme olur.

      Sil
  5. Teşekkürler, ağzınıza sağlık

    YanıtlaSil

Yusuf yuksel