21 Ekim 2019 Pazartesi

VARLIK ALIM PROGRAMLARI

Önnot: Daha önce bu paylaşımda varlık alım programları ile ilgili bir paylaşım yapmıştım o yüzden bu makalede tekrara düşmemek için konuyu tekrardan -anladığım kadarıyla- açıklamaya çalışmadım, eski paylaşımı okumadıysanız ve Varlık alım  programlarının ne olduğu hakkında bilginiz yoksa paylaşımı okumadan önce alttaki güncel olmayan makaleyi okumanızı tavsiye ederim.

Varlık Alım Programlarının Riskleri



 Türk Lirasının ciddi şekilde prim yaptığı bir dönemdeyiz; birçok yan faktör ile birlikte Türk Lirasının prim yapmasının ana sebebi küresel ekonomik iklimin ciddi şekilde değişebileceği beklentisidir. Büyük merkez bankalarının yeni bir varlık alım programı furyası başlatabileceğini gösteren işaretler artıyor, böyle bir gelişmenin dünyada en fazla fayda sağlayacağı ekonomilerden biri Türkiye'dir o sebeple süreç bizim açımızdan ''Pragmatist'' bakış açısıyla son derece olumludur fakat dünya ekonomisinin gerçekten çok ciddi şekilde desteğe ihtiyacı var demek son derece zor. Varlık alım programlarının geçmişte herhangi bir sorunu çözdüğünü iddia edemiyoruz diğer yandan varlık alım programlarının orta-uzun vadede çok ciddi şekilde sorunlara sebep olacağını tahmin etmek zor değil.



 Fed'in bugün en az 25 baz puan(%0.25) faiz indirmesi bekleniyor, son verilere bakınca Abd'de enflasyon çok uzun zamandan beri olduğu gibi(senelerdir) enflasyon hedefinin altında, Fed uzun zamandan beri enflasyonun %2'nin biraz altında veya üstünde olmasını tek başına bir sorun ifade etmeyeceğini ifade ediyor ki bu durumda bir değişiklik yok. Abd'de yeterli enflasyon olmadığı halde hedefin biraz altındaki enflasyon şu an için bir sorun teşkil etmiyor; yakın zamanda açıklanan büyüme beklentisi yine beklentilerin üstünde geldi.(Beklenti 1.8 idi, gerçekleşme %2.1) ve Abd ekonomisi çok uzun zamandan beri olduğu gibi potansiyelinin üstünde büyümeye devam ediyor. Geçtiğimiz ay Abd'de istihdam verisi beklenenin altında gelince faiz indirimi beklentileri kuvvetlenmişti fakat geçen ay önceki ayı telafi ederken uzun süredir devam eden güçlü istihdam ortamının devam ettiğini gösteriyor; Abd'de işsizlik oranı %3.6 ile pratikte altı neredeyse mümkün olmayan %3.5-4.0 bandında ki bunun zayıflaması bile kısa vade için bir sorun teşkil etmezdi. Abd'de aylık 160-180 bin arasında istihdama ihtiyaç duyuluyor iken istihdam piyasası son derece sıkı olduğu halde Abd ekonomisi ortalama olarak bu rakamlara ulaşmakta zorlanmıyor.



varlık alım programı ne demek
Abd'de istihdam beklentisi ve İstihdam rakamları(Aylık)

 Abd ekonomisi fazlasıyla kuvvetli olduğu halde piyasa baskısı ile Fed, küresel şartları öne sürerek gevşemeye gidecek fakat sorun şu ki Fed'in piyasanın isteklerine cevap verebilme kapasitesi yok; piyasa senelerdir Fed'in nispeten zayıf sıkılaşmasını talep ediyor ya da bu taleplere tahmin(Aslında temenni) ismi veriyor; Ana akım medyanın senelerdir Fed'in faiz adımlarını tahmin edememesini sadece başarısızlık ile açıklamak zor ve şu an görüldüğü gibi Fed ne kadar gevşerse piyasa daha fazlasını talep edecek.(25 Baz puanın netleşmesi ile beraber 50 baz puan senaryolarının piyasaya sürülmesi gibi... Senelerdir devam eden piyasa beklentileri ile Fed politikaları arasındaki uçurumu masum görmek çok zor.)

 Avrupa'ya gelince zaten hali hazırda ECB politika faizi negatiftir ve yakın zamana kadar ECB bilançosunu devamlı olarak artırmaktaydı.(Birkaç ay öncesine kadar ECB para basmaktaydı.) Basitçe ifade edersek merkez bankalarının negatif faiz uyguladığı ortamda bankalar kredi musluklarını açmazlarsa servetleri olduğu yerde erimektedir ki bu sebeple Avrupa'da kredi muslukları sonuna kadar açıktır, Avrupa'da toplum krediye ulaşmadığı veya maliyetinden kaçındığı için değil talep etmediği için tüketmiyor ve yatırım yapmıyor. Son derece gevşek finansal ortamda tüketimi canlandıramayan Avrupa ekonomileri daha fazla finansal gevşeme ile piyasayı canlandırmaya çalışıyor ki geçmişteki Japonya örneği kör olmayan gözlere merkez bankalarının süper kahraman olmadığını ve para politikasının yol açmadığı sorunların para politikaları ile çözülemeyeceğini gösteriyor fakat Avrupa'daki yöneticiler de Japonya'nın hatasına düşmekte son derece ısrarlı.( -Japanification / Deflasyon Tuzağı-)

 Sene başında hatırlarsanız İtalya ile Avrupa komisyonu, İtalya'nın borç limiti için çok ciddi mücadele içine girdiler; iki tarafın tartıştığı rakamlar arasındaki fark 50 milyar dolar gibi bir rakamdı; Kamu maliyesi sağlığı tabii ki önemlidir ama bir tarafta trilyonlarca dolar değerinde para basan merkez bankası var iken diğer tarafta kamunun (Avrupa devletleri) borç limitlerini gevşetmemek son derece ilginçtir, Avrupa Merkez Bankası trilyonlarca euro (her gevşeme bir öncekinden daha büyük olması sebebiyle bir sonraki kriz döneminde Avrupa'nın kabaca 5 trilyon dolar değerinde para basmasını beklemek abartılı olmaz.) para basıp piyasaya süreceği ortamda Almanya'nın kamu borcunun %60'larda olmasının sorgulanmaması saçmadır.(Almanya kamu borcunu Avrupa ortalaması seviyesine yükseltirse yaklaşık 1.5 trilyon dolar nispeten verimli alanlara aktarılır.) Avrupa'da ekonomiye teşviğin kamu üzerinden gelmesi kesinlikle ECB'den çok daha verimli olur. Daha önemlisi Avrupa'nın ekonomik sorunlarının temel sebebi Euro Birliğidir ve bu konu hiçbir şekilde tartışmaya açılmamaktadır.-Euro Para Birliği dağılabilir mi- Devletlerin elini taşın altına sokmadığı, asıl sorunların çözmek için çaba gösterilmediği bir ortamda Merkez Bankaları süper kahraman rolüne bürünerek başaramayacakları sorunları çözme adına sadece kar topu gibi büyüterek sorunları ötelemektedirler. 

 Varlık alım programları ne bir çözümdür ne de gerçek anlamda bunu gerektirecek bir ortam vardır. Büyük merkez bankalarının tekrardan para basma döngüsüne girmeleri sadece belli kesimleri kollamak anlamına gelir. İfade ettiğim gibi yeni bir varlık alım programı furyası en fazla bize yarayacaktır ama çocuklarımızın dünyasında telafi mümkün olmayan sorunlara yol açabilir.

Ekleme:Konu ile doğrudan alakalı -Ekonomik krizde neye yatırım yapılır-


Twitter: Yusuf Yüksel 




Facebook: Yusuf Yüksel 

(Güncelleme sona erdi.)



Varlık Alım Programları


 Bugün ECB Başkanı Draghi'den enflasyonda yükselme gerçekleşmezse ECB'nin ekstra gevşeyebileceği açıklaması geldi; ECB'nin faiz oranları zaten sembolik olarak %0'ın altında yani ECB'nin faizleri indirebileceği bir alanı yok, ECB'den gelen mesaj varlık alım programlarının (Para basma) tekrardan gündemimize girebileceği anlamına geliyor.  Abd başkanı Donald Trump'ın Çin'e karşı uygulamaya aldığı ek vergiler sonrası yaşanan sürtüşme sebebiyle yaklaşık iki aydır küresel ekonomi hızla soğuyor ve finansal piyasalarda küresel kriz/resesyon ihtimali ciddi şekilde fiyatlanıyor (-2020 küresel kriz yılı mı-) fakat sorun şu ki büyük merkez bankalarının hiçbirinin bir resesyon veya kriz ortamında geçmişte olduğu gibi faiz indirimleri ile çözüm üretebilme kapasiteleri yok.(Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.-Her Şeyin balonu-) ECB(Avrupa Merkez Bankası) ve BOJ'un (Japonya Merkez Bankası) politika faizleri sembolik olarak negatif iken BOE'nin (İngiltere) politika faiz %0.75'te, Fed'in(ABD) faiz politika faizi ise %2.5 seviyesindedir. PBOC'un (Çin) para politikası zaten geçmişten beri çok farklı bir çizgidedir ve devamlı olarak Çin'de para arzı abartılı şekilde artar fakat diğer merkez bankaları tekrardan varlık alım programları başlatırsa PBOC'un da para arzını çok daha yüksek rakamlara çıkaracağını tahmin etmek güç değil, kısacası 2020 yılı gerçekten ekonomik kriz yılı olursa bütün dünyada tekrardan varlık alım programlarına(para basma) şahit  olabiliriz.

Not: 2020'nin kriz yılı olup olmayacağı bir belirsizlik, büyük merkez bankalarının bir krize klişe şekilde finansal gevşeme ile müdahale etmemesi de günümüz dünyasında bir seçenektir. Konu bütünlüğünü bozmaması için başka paylaşımlarda anladığım kadarıyla açıklayacağım.

Konu Dışı: PBOC'un para politikası daha çok Çin ekonomik modeli ile alakalıdır ve bu politikanın sonuçları dolaylı olarak küresel olsa da doğrudan hitap ettiği bölge sadece Çin'dir.(Ticaret savaşları konusunda bunu daha ayrıntılı olarak anladığım kadarıyla açıklamıştım.-Ticaret Savaşları-)


 Öncelikle geçmişe dönersek küresel ekonomi 2008'de tarihinin en büyük risklerinden biri ile karşılaştı;(-2008 Krizi-) mevcut sistem belki Büyük Buhran dahil en büyük tehdit ile karşı karşıya kalmıştı, bu süreçte ekonomik krizler konusunda dünyadaki en yetkin kişilerden biri olan Ben Bernanke'nin kaderin cilvesi olarak Fed Başkanı olması ise belki de bir ekonomik felaket yaşanmasını engelledi. Ben Bernanke'ye göre geçmişteki birçok krizin sebebi likiditenin ticari faaliyetleri gerçekleşmesine yeterli olamamasıydı; yani üretim ve tüketim talebi var iken bunu sağlayacak likiditenin olmamasıydı ve dünyanın bir daha böyle bir krize girmemesi için ''piyasanın ihtiyacı'' kadar likiditeyi sağlamaya kararlıydı; bu çözüm ile Fed öncülüğünde bütün dünyada varlık alım programları tarihte görülmemiş bir likidite bolluğuna sebep oldu.

 Daha önce birçok paylaşımda dile getirmiştim dünya ekonomisini değerlendirir iken öncelikle 2000 öncesi ile sonrasını ve daha önemlisi 2008 öncesini ve sonrasını kıyaslamak hatalıdır; önce 2001 dünya ekonomisi için bir milattır, 2008 ise büyük bir milattır. Abd ve diğer büyük ekonomilerde varlık alım programları ile beraber faizlerin dip yapması ile beraber biz ve benzerimiz ekonomilere akıl almaz bir fon akışı olmuş ve bu fon akışıyla bizim gibi ekonomilerde de finansal istikrarı sağlamak geçmiş dönemler ile kıyaslanamayacak kadar kolaylaşırken ekonomi ise çok daha güçlü şekilde (ne yazık ki verimsiz alanlar) desteklenebilmiştir.

 Ben Bernanke'nin teşhis ve çözümü doğruydu ama çözüm yolu ise tek kelime ile acınasıydı; Abd'de ilk varlık alım programı iki yıl sürecek 800 milyar dolar civarında bir parasal genişlemeyi hedefliyordu ve bu mali desteğin ekonomiyi normalleştireceği umuluyordu; varlık alım programları altı yıl sürmüştü ve sadece Abd'deki parasal genişleme 3.5 trilyon dolar idi. (Varlık alım programları öncesi Fed'in bilançosu sadece +800 milyar dolar civarındaydı.) Aynı dönemde ECB 4 trilyon, BOJ 4 trilyon, BOE ise 650 milyar dolar civarında bilançosunu artırdı(karmaşık olmaması için bütün bilançoları dolar değeriyle ifade ettim.) ve sadece on senede küresel likidite yaklaşık 13 trilyon dolar arttı. Günümüzde Fed'in bilançosunun Abd ekonomisine oranla büyüklüğü %20 civarında iken bu oran Avrupa'da %40'ın üstünde Japonya'da ise %120'lere yaklaşmıştır.

 Bu kadar büyük bir genişlemenin riskleri de çok fazladır.

1.Artan likidite birçok varlık fiyatında balon olarak yorumlanabilecek değerlenmelere yol açtı.(normalleşmesi birçok sorunu tetikliyor/tetikler.)
2.13 trilyon dolarlık likidite artışı+ sıfırlanan faizler bile gelişmiş ülkelerde istenilen enflasyonu ortaya çıkaramadı fakat enflasyon ortaya çıkarabilmek için gerçekleştirilen genişlemenin büyüklüğü sebebiyle bir gün hiç istenmeyecek bir enflasyon ile karşılaşma riski her zaman mevcuttur.
3.Artan likidite sınırlı miktarda reel ekonomilere ulaşırken finansal piyasalarda realiteden uzak rakamlar ile karşı karşıyayız; daha önemlisi gelişmiş veya gelişmekte olan dünyada gevşeyen finansal ortam akıl almaz bir borçlanmayı tetiklediği için hep daha fazlasına ihtiyaç duyuyor ve bu borçlanma kısır döngü halinde artıyor. 2008'de küresel borçluluk 150 trilyon dolar civarında iken günümüzde 300 trilyon dolara ulaştı.

 Daha birçok sorundan bahsedilebilir.

 Varlık alım programları başladığında saydığım riskler de öngörülmüştü ve bu sorunların yaşanmaması için ileride bilanço normalleşmesi de vaat edilmişti ama günümüzde ise Japonya parasal genişlemeyi hiç durdurmadı.(2008 öncesi de Japonya benzer durumdaydı) İngiltere bilanço normalleşmesine hiç niyetlenmedi, Avrupa ise birkaç defa erteleyip rafa kaldırdı. Bilanço normalleşmesi şimdiye kadar sadece Abd'de başladı ve iki  senede yaklaşık 200-300 milyar dolarlık bir normalleşme sonrası Abd'de de bilanço normalleşmesi rafa kalkmış durumda daha önemlisi makalenin başında belirttiğim gibi Abd'nin faizler ile bir resesyondan çıkabilme kapasitesi yok ve Fed'in de yakın zamanda bilanço büyütmesi ihtimali artık senaryolar içerisindedir.

 Varlık alım programlarının tekrardan başlaması senaryoları bizim ekonomimizi çok çok yakından ilgilendirebilecek bir konudur ve mevcut şartlarımızı köklü şekilde değiştirebilir; bunun dışında küresel ekonomi açısından uzun vadede çok büyük sorunların tetikleyicisi olabilir. Bu konular hakkında daha sonra paylaşımlar yapmayı planlıyorum.

10 yorum:

  1. imdadımıza varlık alım programları yetişiyor gibi :) Bize teknik olarak bir zararı yok sanırım bu işin ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kısa vadede çok ciddi destek sağlar ama orta-uzun vadede hem biz hem de dünya için ciddi bir sorun.

      Sil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  4. Yazınız için Teşekkürler. misal, fed Temmuz ayında faiz indiriminde bulunacağını ima etti, küresel borç durumunun 300 trilyon dolar olduğunu söylüyorsun, o zaman bu Borç, para basma ile her halde 600-700 Trilyon dolar olacak. ki bu Doların dünya tarafından ucuza bulumasını ve gelişmekte olan ülke para birimlerinin değerlenmesini sağlar, bu durumda ülkedeki insanların para birimlerini korumak için her halde altına yöneleceklerini düşünüyorum. Nouriel Roubini adlı yazarın Kriz Ekonomisi kitabını okuyorum, kafamda aslında deli sorular var. sıkışan piyasayı rahatlatmak için para basmaları bir takım farklı balonların yaratılmasını da sağlayacak gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim; ayrıntılar için henüz erken ama varlık alım programları tekrardan başlarsa küresel borçluluğun çok sıkıntılı noktalara gitmesi yüksek ihtimal ve sadece bu durumu değerlendirince altın için son derece pozitif bir gelişme olur.

      Sil
  5. Teşekkürler, ağzınıza sağlık

    YanıtlaSil
  6. Hocam yazılarınız Mahfi Eğilmez gibi akıcı, okuması keyifli. Teşekkürler tüm paylaşımlarınız için, sevgiler

    YanıtlaSil