17 Nisan 2019 Çarşamba

2019 EURO İÇİN ZOR BİR YIL OLACAK

 Avrupa'dan nispeten iyi veriler gelmeye başlasa da 2019 yılı Avrupa için ekonomik açıdan iyi geçmiyor. 2019'un başından beri Avrupa'da resesyon senaryolarının dile getirilmesine yol açan bir çok veriye şahit olduk, çoğu saygın kurum Avrupa'nın resesyona girmeyeceğini dile getiriyor olsa da bu sene ve önümüzdeki senelerde Avrupa'da tekrar durgunluk bekleniyor.(Olumsuz Brexit senaryolarında durum ciddi şekilde değişebilir !)

 2008 Krizi ve ardından 2011'de Yunanistan'dan başlayıp Avrupa'ya yayınlan sorunlar nedeniyle Avrupa Ekonomisi simgesel negatif faiz ve çok aşırı likidite artışına rağmen(para basma) bir türlü kalıcı şekilde durgunluktan çıkamadı.(Avrupa'daki likidite artışı ekonomik büyüklük ile kıyaslanınca Abd'nin iki katı) Mevcut şartlarda zaten faiz oranları ile ekonomiye sağlanabilecek ek bir teşvik marjı yok, merkez bankasının likidite artırıcı önlemlerinin(para basma) ise Avrupa için en doğru karar olup olmadığı tartışmaya açıktır; ECB(Avrupa Merkez Bankası) çok uzun zamandan beri varlık alım programları ile likiditeyi artırıyor ki bu tür operasyonların çok ciddi yan etkileri de mevcuttur buna rağmen bir türlü beklenen ekonomik toparlanma gerçekleşemiyor, likidite artışının sebep olduğu sorunlar ise birikmeye devam ediyor.

 Avrupa'nın şu an başında olduğu süreci Japonya farklı bir bir konsepte olsa da doksanlı yılların başından beri yaşıyor fakat Japonya örneği bize gösteriyor ki sadece para basarak sorun çözmek mümkün değil ve bu tür politikalarda ısrar bir noktadan sonra normalleşmeyi daha da zorlu hale getiriyor; son 30 yılda Japonya kıyaslanabileceği ekonomilere göre ultra gevşek finansal şartları ekonomisine sağladığı halde kalıcı olarak durgunluktan çıkamadı fakat diğer yandan normalleşme çabaları ise ciddi sorunları tetikliyor basitçe ifade edersek günümüzde Japonya Merkez Bankası'nın para basması Japon ekonomisine çok sınırlı hatta yok denecek kadar fayda sağlar iken para basmanın durması ciddi sorunları tetikliyor. Avrupa'nın da böyle bir kısır döngüye sürüklenme riski mevcut.



 Avrupa Merkez Bankası, son derece teşvik edici bir politika izliyor olması sebebiyle mevcut durgunluğun etkisini azaltabilecek çok fazla argümana sahip değil, bu durumda Avrupa devletlerinden teşvik beklenebilir fakat Avrupa'nın lider ekonomileri zaten ciddi bir kamu borcu yükü altında 2019'da Avrupa'daki görünümün bozulmasının en temel sebeplerinden biri İtalya'nın kamu borç stokunu artırmak istemesi ve ardından AB-İtalya bütçe tartışmalarıydı. Almanya ise kamu bütçesi konusunda hem gelişmiş dünya hem de Avrupa ile ciddi şekilde ayrışıyor.




 Avrupa'daki büyük ekonomilerin kamu borcunun milli hasılaya oranı %90-100 seviyesinde iken Almanya'da bu rakam şu an %65 civarında ve 2022'e kadar Almanya'nın kamu borcunun %50'nin altına düşebileceği tahmin ediliyor. Birinci Dünya Savaşı-Büyük Buhran-İkinci Dünya Savaşı sürecinde Alman ekonomisi çok ciddi şekilde sorunlar yaşadı ve o süreç günümüzde bile Almanya'yı ciddi şekilde etkiliyor; geçmişten alınan ağır dersler sebebiyle her dönem Alman ekonomisi kamu borcu, cari açık, enflasyon gibi ekonominin sağlığını gösteren başlıca göstergelerde dünyadan ayrılıyor. Imf ve benzeri kurumlar genelde ülkeleri borçları konusunda uyarır iken Almanya sık sık borçlanması konusunda uyarıyor çünkü çok verimli Alman ekonomisi ticaret ortaklarında dengesizliklere sebep oluyor.(Link-1'de konu hakkında bilgi bulabilirsiniz.)

 Almanya'nın  kamu maliyesinde açılma marjı mevcut, yine Almanya'nın alt yapı yatırımlarına ihtiyacı var o yüzden şu anki aşırı cazip finansal şartlar altında Almanya; kamu kaynaklı teşvikler, harcamalar ile hem kendi ekonomisinde hem de Avrupa ekonomisinde hissedilebilir bir iyileşme sağlayabilir. Almanya'daki muhtemel bir kıpırdanma kısa vadede Avrupa'da bir iyileşme sağlayacak olsa da Avrupa'nın yapısal sorunlarını çözmeye yetmez bu sebeple önümüzdeki yıllarda Avrupa Para Birliği'nin çok ciddi şekilde tartışmaya açılacağı veya reforme edileceğini tahmin ediyorum.(Link-2'de konu hakkında bilgi mevcut.)

 Türkiye, Avrupa ekonomisinin bir parçası olması sebebiyle Avrupa'daki gelişmelerden doğrudan etkileniyor, şu an Türk Lirasının değeri ihracat için son derece cazip iken Avrupa'daki sorunlar ihracatımız üzerinde negatif baskıya sebep oluyor; Avrupa'daki sorunlar euronun da değer kaybetmesine sebep olduğu için bu durum bizi ayrıca olumsuz etkiliyor. euro/dolar paritesi zayıfladıkça Türkiye'nin ihracatçı şirketlerinin karlılığı düşerken  ihracatın miktarı ve rekabetçiliği euro kurundan zarar görüyor. Almanya'nın kamu harcamalarıyla önce kendini sonra Avrupa ekonomisini nispeten iyileştirmesi senaryosunda durumdan en fazla fayda görecek ülkelerden biri Türkiye olur.


 Link-1: Alman Ekonomisi nasıl gelişti?

 Link-2: Avrupa Para Birliği Dağılabilir mi?


Twitter: Yusuf Yüksel 



Facebook: Yusuf Yüksel 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yusuf yuksel