7 Ekim 2018 Pazar

DOLARİZASYONUN OLUMSUZ ETKİLERİ

 Dolarizasyon(Para İkamesi) bir ülke vatandaşlarının yerel para yerine yabancı para kullanmayı tercih etmesini ifade eder,dolarizasyon(para İkamesi) çeşitli sebepler ile ortaya çıkar; Türkiye'de dolarizasyon vatandaşın Türk Lirasının değer kaybından korunma isteği sebebiyle ortaya çıkmıştır ve son zamanlarda kuvvetlenmiştir. Dolarizasyon için tam olarak iyi ya da kötü tanımlaması yapmak zor yakın zamana kadar ekonomimize fayda bile sağlayan bir olgu iken son zamanlarda ise dolarizasyonun olumsuz etkilerini ciddi şekilde hissediyoruz.

 Dolarizasyon ülkemizde olumsuz bir kavram olarak anılsa da mevcut ekonomik yapımızda yakın zamana kadar dolarizasyonun olumlu etkisini gördük; dolarizasyonun fayda ya da zararını daha iyi anlamak için bir para birimi neden değer kaybeden onu anlamak lazımdır, bir para biriminin değer kaybetme sebebi olarak onlarca gerekçe sayılabilir ama bu gerekçelerin hepsi  temel iki olguya dayanır.

1. Çok miktarda olan ürün değer kaybeder, az miktarda olan ürün değerlenir.
2.Satılan ürün değer kaybeder, satın alınan ürün değerlenir.

 Bu durumu Türk Lirasına uyarlarsak Türk ekonomisinin kronik enflasyon sorunu (Link) ve yüksek miktarda cari açık problemi vardır o yüzden Türk lirası için piyasada rezerv para birimlerine karşı hem satılan(cari açık) hem de çok miktarda bulunan (enflasyon) ürün tabiri kullanılabilir; bu iki olguyu beraber düşününce Türk Lirası'nın orta uzun vadede varlık alım programları gibi (Link) çok büyük değişikliklere sebep olacak bir etken ortaya çıkmaması durumunda değer kaybetmesi normaldir ama bu değer kaybının makul bir çerçevede olması gerekir yoksa cari açık>enflasyon>Yerel Para birimi değer kaybı>cari açık>enflasyon.... formülünde yerel para birimi sınırsız miktarda değer kaybına uğrayabilir.

 Cari açık neden yerel para birimine değer kaybettirir?

 Türk ekonomisi bu sene 50 milyar dolar civarında cari açık verecek bunun anlamı 50 milyar dolar civarında Türk Lirası satarak rezerv para almamız gerektiğidir; bunun da Türk Lirasına değer kaybettirmesi beklenir.

 Diğer yanda cari açık sebebiyle yerel para birimi değer kaybetmesi hem daha fazla cari açığı tetikleyebilir (ekonomi döviz bazlı nispi olarak küçülür ve cari açık bütün ekonomi üzerinde daha yüksek bir rakamı ifade etmeye başlar, alınmak zorunda olunan ithal ürünler pahalılaşır) hem de yerel para birimi değer kaybettiği için enflasyon artar ve yukarıda formülünü verdiğim fasit döngü ortaya çıkar.

 Bu kısır döngüyü kırmak Merkez Bankalarının görevidir, Merkez Bankası elindeki döviz rezervi ile piyasada ihtiyaç duyulan para kadar piyasaya likidite sağlar böylelikle yerel para biriminin değer kaybı önlenmiş olur ya da makul seviyelerde değer kaybetmesi sağlanır.

 Daha basitçe ifade edersek bu sene Türkiye'nin +50 milyar civarında cari açığı var, döneme göre çok ciddi değişiklik gösterse de bu cari açık haftalık ortalama 1 milyar dolara denk gelir; Merkez Bankası her hafta ortalama 1 milyar dolar piyasaya likidite sağlamalıdır ki Türk lirası değer kaybetmesi önlensin fakat Merkez Bankasında bu miktarda döviz yoktur (Link o zaman da Merkez Bankası yerel para biriminin değer kaybının makul çerçevede olması için adımlar atması beklenir mesela faiz oranları ile ülkeye yabancı sermaye(rezerv para) çekmek gibi...

  Konumun başında bahsettiğim dolarizasyonda bu noktada devereye girer; halkın elindeki dövizi Merkez Bankası yönlendirebilir ise dolarizasyon olumsuz değil olumlu bir etken olarak karşımıza çıkar ki biz bundan çok uzun zaman yaralandık. 

  Türkiye'de piyasanın haftalık ortalama 1 milyar dolar değerinde rezerv para açığı vardır, bunun da anlamı Türk Lirasının değer kaybedeceğidir ama piyasadaki döviz ticaretinin hacmi ne kadar büyükse bahsettiğim cari açık sebebiyle gerçekleşecek olan Türk Lirası değer kaybının etkisi azalır hatta ihmal edilecek noktalara bile gelebilir, basitçe piyasada 10 milyar dolar hacim varken 1 milyar doların Türk Lirası üzerindeki olumsuz etkisi 20 milyar hacimli piyasayla aynı değildir.

 Son bir yılda Merkez Bankası brüt döviz rezervi 27.2 milyar dolar civarında erimiş ama Merkez Bankası net rezervi sadece 7 milyar dolar civarında erimiş; brüt rezervin 27.2 milyar azalması vatandaşın bundan çok daha fazla döviz sattığı anlamına gelir, bu resmi biraz daha yakından incelersek Merkez Bankasının eriyen döviz rezervinin 5 milyar doları Mayıs ayı sonrası gerçekleşmiş.(İki paragraf üstteki linkte) Mayıs ayına kadar Merkez Bankası yurt içi yerleşikleri yönlendirebiliyordu; zaten DTH(Döviz Tevdiat hesapları) ile döviz kuru arasında çok güzel bir korelasyon vardı yani vatandaş yüksekten döviz satıp düşükten alıyordu; Döviz sahibi vatandaşlar bir taraftan dövizin yükselişini destekliyorlardı ama diğer taraftan düşüşüne de katkı sunuyorlardı; daha önemlisi yüksek hacim sebebiyle oynaklık nispeten azdı, bununla beraber Türk Lirasının değer kaybı da bir kısım vatandaş açısından servet kaybı olmuyordu yani sermaye bir nevi yurt içinde kalıyordu. Mayıs ayında bu korelasyon zayıfladı, yazın ise büsbütün ortadan kalktı. Şu an Döviz Tevdiat Hesapları ile döviz kuru arasında korelasyon göremiyoruz, yurt içi yerleşikler genelde düşüşleri alım olarak değerlendiriyor ama yükselişleri satım fırsatı olarak görmüyor.

 Sık sık ifade edilen ama çok hatalı bir fikir var, Türk Lirası değer kaybederse yabancı yatırımcı(Finansal yatırım yapanlar) bu işten fayda görürler; Türkiye'de yatırım yapan yabancı yatırımcılar borsanın +%60'ını temsil eder, Yine FX pazarı, Tahvil pazarında da çok ciddi yerleri vardır yani Türk Lirası değer kaybederken buraya yatırım yapan yatırımcılar bizden fazla zarar görürler.(Konu bütünlüğünü korumak için çok ayrıntıya giremiyorum ama itirazı olan yoruma itiraz etsin, tartışalım.) Örneğin Dolar/TL 100 lira olsa da 1 dolar halen bir dolardır, yatırımcı eğer Türkiye'de yaşamıyorsa-çoğu yaşamıyor- bu işten bir fayda sağlayamayacaklardır, tam aksine Türk lirası değer kazandığı dönem yabancı kara geçer. (Kendi para birimleri bazlı) Bu bahsettiğim durum mevcut finansal yatırımlar içindir.

Yabancı  yatırımcı Türk Lirasının değer kaybından nasıl faydalanır? 

 Yabancı yatırımcı Türk Lirasının değer kaybedeceğini bekliyorsa birçok yöntem ile bundan faydalanabilir (Swap vs.) ama bu yöntemlerin hepsi aynı temel mantığa sahiptir: ''Türk Lirası riski al,borçlan sonra elindeki Türk Lirası ile döviz satın al.'' Son zamanlarda bu tür pozisyonlanmaların bayağı zararını gördük ama son alınan Swap vb. işleri kısıtlayan kararlar ile-ciddi olumsuzluklar da barındırıyor- bu yol yabancı için bayağı zorlaştırıldı fakat yerli yatırımcı açısından elindeki yatırımı Türk Lirası olarak artırmak da kağıt üzerinde kardır (Aslında sadece değer kaybı önlenmiş olur.) ve yerlinin döviz talebi Merkez Bankasının attığı bütün adımların sonuç vermesini engelliyor. 

 Yani toparlarsak piyasadan zaten belli miktarda döviz çıkacak(Cari açık, Döviz açık pozisyonu) önceden yabancı döviz talebini artırıp Türk Lirasının üzerindeki baskıyı artırıyordu ama gelinen noktada yabancının bu işlemleri yan etkilerine rağmen engellenmişken bu defa da yerli yatırımcı piyasanın döviz talebini artırıyor, kısacası dolarizasyonun artık zararını görüyoruz, dolarizasyon(Para İkamesi) kısır döngüdür; İnsanlar döviz aldıkça Türk Lirası değer kaybedecektir, Türk Lirası değer kaybettikçe İnsanlar daha çok döviz almak isteyecektir, bu döngüden çıkış ise piyasanın tekrardan Türk Lirasına güvenmesini sağlamaktır.

  Eylül ayında dünyada en fazla kar getiren finansal varlık Türk Lirası olmuştu; bunun sebebi ise art arda atılan doğru adımlar, daha önce Dolar/Tl 4.9'u görünce de ekonomi yönetimi doğru adımlar atmıştı ama adımların devamı gelmeyince mevcut duruma geldik, Eylül ayı enflasyonu sebebiyle  mevcut iyimserlik zarar gördü umarım sorunun çözümü için gerekli adımlar atılır.

Merkez Bankası Döviz Rezervlerinin standartlara göre durumu nedir, şu linkten okuyabilirsiniz. (Link)

Twitter adresim: Yusuf Yuksel Hızlı iletişim için bana Twitter'dan ulaşabilirsiniz.