25 Ekim 2018 Perşembe

GÜNEY KORE GELİŞMEYİ NASIL BAŞARDI


 Son zamanlarda en sık sorulan sorulardan biri şu: ''Türk ekonomisi mevcut zorlukları nasıl atlatır?'' ya da biraz daha geniş bakış açısı ile ''Türkiye nasıl gelişmiş ülkeler sınıfına girebilir?'' Bu soruların cevabını bulmak için Güney Kore'nin gelişim sürecinden alabileceğimiz birçok ders var.





  Kore, Japonya sömürgesi iken Japonya'nın İkinci Dünya Savaşı'nı kaybetmesi sonrası özgürlüğünü kazanır, özgür Kore, özgürlüğünü kazanmasından hemen sonra iç sorunlar ile boğuşmaya başlar ki kısa bir süre sonra bu sorunlar Kore Savaşı'na sebep olur. 1953'te Kore Savaşı sona erdiğinde Kore nüfusun neredeyse çeyreği ölü, yaralı ya da kayıp idi; savaş sonucu ülke ikiye bölünmüş ve Kore'nin önemli ticaret şehirleri, üretim merkezleri Kuzeyde kalmıştı; ülke savaşın etkisiyle yerle bir olmuştu, yeni kurulan Güney Kore'nin değerli madeni, ekonomik kalkınmaya destek olabilecek bir endüstrisi vb. hiçbir şeyi yoktu, Ülke kocaman bir köy şeklinde idi; tek kaynakları tarımdı,  Savaş sonrası Güney Kore'nin gelişmişlik seviyesi Afrika ülkeleri seviyesindeydi, Ülke gelirinin %90'nı yabancı devletlerin yardımları idi ki bu bütçe tamamen ülkenin yeniden imarına gidiyordu. Ülkenin bu sıkıntıları sebebiyle huzursuzluk arttı ve ülkede darbeler dönemi başladı.

Ders-1: Bizim yaşadığımızdan  sorunlardan çok daha büyük problemler çok daha zor şartlar altında çözülmüştür, umutsuz olmaya gerek yok.
Güney Kore gelişimi
Güney Kore Nasıl Gelişti



 Güney Kore'de gelişim sürecini darbe sonrası gelen yönetimin birinci beş yıllık kalkınma planı ile başlamıştır demek hatalı olmaz. 1962'de birinci beş yıllık kalkınma plan hazırlandı ama bunun için finansman bulunamadı; planın uygulanabilmesi için Güney Kore, Batı Almanya'ya ücret karşılığı maden işçisi ve hemşire gönderip buradan elde ettiği gelir ile birinci beş yıllık kalkınma planını uyguladı, başarılı da oldu. Birinci beş yıllık plan sonucunda Güney Kore'de hafif endüstri yaygınlaşmış, yıllık ortalama %7.8 büyüme sağlanmıştır, milli gelir ise %50 civarında artmıştır.

Ders-2: Çözümünüzün başarılı olacağına inanıyorsanız ısrarcı olun ve gerekli olan her fedakarlığı yapın.

 Başarılı olan birinci beş yıllık plandan sonra bu defa da ikinci beş yıllık plan devreye girmişti ki bu defa hedef ağır sanayi idi; örneğin 1970'lerde çelik endüstrisi konusunda başarılı olmuş çok az devlet vardı ki bunların çoğu Güney Kore'den daha gelişmişti buna rağmen Güney Kore bu konu da da ısrarcı oldu, ciddi borçlar alıp bu endüstriyi de Güney Kore'ye taşıdılar. Bugünün şartlarında bunu anlatmak biraz zor aynı dönemde benzer harcamalar Güney Amerika'nın felaketi olmuştu (Link) yani Güney Kore ciddi riskler alarak bu günlere geldi.

 Güney Kore'nin gelişmiş bir ülke olmasının altındaki en temel sebeplerden biri 1970'lerde kendi sınıfındaki ülkelerin ulaşamadığı ağır endüstriyi ülkesine taşıyabilmesidir; bu onların gelişiminde ana sektörler olan otomobil, gemi, elektronik gibi alanlarda çok daha eski zamanlardan beri çok daha rekabetçi olabilme imkanı sağladı.

 Ders-3: Fiyat rekabeti yapılarak gelişmiş ülke olunamaz, gelişmiş ülke sınıfına çıkabilmek devrin ihtiyacı olan ürünleri kaliteli şekilde üretmek gerekir.(Yüksek katma değer)

 Bir diğer önemli nokta ise Güney Kore ikinci beş yıllık planı uygular iken bütün dünyayı şoka uğratan Birinci Petrol Krizi patlak vermiştir, bu durum üç paragraf üstte verdiğim linkte uzunca anlattığım gibi Güney Amerika'nın felaketi olurken Güney Kore, kriz döneminde ciddi şekilde gelir artışı yaşayan orta doğuda müteahhitlik işleri ile krizden nispeten az etkilenmeyi başarmıştır. İkinci beş yıllık plan döneminde de Güney Kore petrol krizine rağmen neredeyse çift haneli ortalama büyüme yakalamıştır.(Ders-4: Her kriz aslında fırsattır.) Güney Kore nasıl müteahhitlik işlerine girişti sorusunun cevabı ise çabol olarak adlandırılan Güney Kore'nin dev devlet destekli holdingleridir. Güney Kore devleti gelişimi ülkedeki yerli firmaları hibe,kredi, kredi garantisi, ihaleler vb. yollar ile destekleyerek sağlamıştır; bugün dünyaca ünlü Samsung, Hyyndai, LG hep bu yolla kurulan ve büyüyen şirketlerdir fakat bununla beraber yabancı yatırımcılara da vergi, hukuk, yatırım konusunda cazip imkanlar sunulmuştur yani Güney Kore kendi şirketlerine pozitif ayrımcılık yapmıştır diyebiliriz; Bu durumun dezavantajları da var onlara sonra geleceğiz.

 Güney Kore'nin gelişiminde bir diğer önemli nokta ise Yeni Toplum Hareketidir.(Saemaul Undong) 1970'lerde başlayan ve 1980'lerde etkisini kaybeden hareket için Kore'nin gelişiminde en temel faktördür tespiti bile hatalı olmaz. Bir toplumun gelişebilmesi için para, şans, iyi yöneticiler vb. birçok sebep gereklidir ama bunların hepsi sağlansa bile kalıcı kalkınmanın sağlanması im-kan-sız-dır. Dünya'nın her ülkesinde gelişimin nasıl sağlanacağını bilen yöneticiler mevcuttur ama uygulama kesinlikle teorikte olduğu kadar basit değildir. Kalkınma için en ana faktörü eğitimdir; iyi eğitilmiş bir nesliniz yoksa kalıcı kalkınma sağlayamazsınız bu konu hakkında bir paylaşımım daha önce olmuştu, Kore'nin nasıl geliştiğini anlamak için onu okumanızı kuvvetle tavsiye ederim.( Link ) Yeni Toplum hareketi sebebiyle Kore'de toplumsal anlamda eğitim seviyesi yükseltilmiştir ki bu çekirdek üzerine kurulan sistem halen devam etmektedir; Kore şu an PISA sınavlarında dünyanın en başarılı ülkesidir, Ülkede bizim 1990'larda yaşadığımız gibi çok travmatik bir üniversite sınavı mevcuttur, bunun artısı yüksek kaliteli üniversitelerdir.(Dünyadaki en yüksek intihar oranları yan etkisi ile beraber !) Bugün Güney Kore'de lise mezunlarının yarısından biraz çoğu, Üniversite mezunlarının ise yarısından biraz azı sanayinin bir parçası olabilecek şekilde eğitilmektedir ve eğitim dönemlerinde bahsettiğim Çebollerin bir parçası olmaya başlamaktadılar. Türkiye, eğitimde dünyanın en üst seviyelerine çıkmadan uzun süreli kalkınma sağlayamaz. Yeni toplum hareketinin hakim olduğu dönem ülkenin iflas eşiğinde olması ayrıca önemlidir, iflas riski bile Güney Kore'deki eğitime verilen desteği engellememiştir.

Ders-5: Ülkeyi kalkındıracak olan üretim değil, eğitimdir. 

 Peki Türkiye sermayeyi bulsa ve eğitim sorununu çözse gelişebilir mi? Kişisel görüşüm hayır hatta tahminim Türkiye'de reel sektörde çok kuvvetli bir zihniyet değişimi gerçekleşmeden Türkiye'nin yerinde sayması bile pek mümkün değildir, onu da şu linkte biraz basit bir dil ile anlatmıştım. (Link) Araştırma düşmanı bir reel sektör bizi geleceğe taşıyamaz.

Yeni Toplum Hareketi sadece eğitim üzerine çalışmaları olan bir akım değildir; çalışmaları arasında köylülerin ücretsiz şekilde alt yapı çalışmaları yapmaları, köylünün ülkenin gelişimine katkı sağlaması için ucuz/bedava ürün ile üretimi desteklemesi vb. birçok komünizm ile bağdaştırılabilecek faaliyet vardır, bu çalışmalar başarılı da olmuş Güney Kore'de şehirlerde ortaya çıkmaya başlayan refah köylere kadar ulaşmıştır. 15 sene önce komünizm ile amansız bir savaşa girmiş ve dünyada müsamahanın çok daha kıt olduğu bir dönemde(Abd'de bile Mccarthy dönemi yakın zamanda sona ermişti !) bu tür faaliyetlerin engellenmemesi hatta desteklenmesi ayrıca değerlidir.

Ders-6: Ülkenin çıkarları her türlü ideolojinin üstündedir.

 1970'lerin sonunda Güney Kore gelişimini devam ettirdi, Birinci Petrol Krizi tecrübesi ile İkinci Petrol Krizi'ni de dünyaya göre nispeten az hasar ile atlattılar; 1980'lerin başında yaşanan sıkıntılar sebebiyle halk darbeler dönemine de son verdi.

Ders-7: Kalkınma=Demokrasi

 1980'lerden 1997 Finansal Krizi'ne geçen dönem için başarılı bir dönem ifadesi kullanabiliriz fakat Türkiye ile karşılaştırılabilecek önemli bir ayrıntıya da rastlamadım.

 1997 Asya Krizi bütün Asya ile beraber Güney Kore'yi de ciddi şekilde etkisi altına aldı, Güney Kore ekonomisi kriz senesi %5.7  daralmıştır ki 1960'tan beri yaşadıkları tek daralmayı %1.9 ile İkinci Petrol Krizi zamanında görmüşlerdi; Güney Kore, İmf ile anlaşmak zorunda kaldı; ülkeyi 30 yıldır sürükleyen büyük holdinglerin(çabol) yarısından çoğu iflas eşiğindeydi, hükumet bu holdinglerin çoğunu kurtardı ama hepsini aile şirketinden  profesyonel şirketlere dönüşmesi için de zorladı. 1997 Asya Finansal Krizi zamanı Güney Kore'de bugün Türkiye gördüğümüz  kampanyaların benzerleri Güney Kore'de ortaya çıktı; Halk gönüllü olarak altınlarını devlete bağışladı ama Güney Kore devleti de halka karşı sorumluluğunu yerine getirdi diyebiliriz; Kriz dönemi 4 milyar dolar seviyesine düşen ülkenin döviz rezervleri  2-3 senede 100 milyar dolar seviyesine çıktı, Güney Kore, imf ile imzalamak zorunda kaldığı anlaşmayı 3 sene erken sonlandırabildi, 1997'de başlayan kriz 1999'da Güney Kore için sona erdi.

 Ders-8: Sorunları devlet tek başına çözemez halk da sorumluluk almalıdır ama halk fedakarlık yapacaksa devlet de yapmak zorundadır.

 Bütün bunları değerlendirince Güney Kore'den Türkiye için iyi bir örnektir, Güney Kore bugün mükemmel bir ülke mi ? Hayır. Yaşadıkları gelişimin dezavantajları ile karşı karşıya kalmış durumdalar.

1. 60 yıldır ülkeyi sürükleyen büyük holdingler(çabol) çok verimsizler ve bu durum Güney Kore ekonomisinin verimliliğini de düşürüyorlar.

2. İnsanlar genç yaşta ülkedeki holdinglerin bir parçası oldukları için ve eğitim sisteminin de etkisiyle girişken değiller.

3. Devletin büyük holdingler ile ilişkisi günümüz dünyasında makbul değil.

 Başkaca sorunlar da sayılabilir; bu sıkıntılar Güney Kore'nin gelişimini yavaşlatıyor ve çözümü de Güney Kore için gerçekten zor.

 Ders-9: Ekonominin içinde avantajı ya da dezavantajı bulunmayan bir faktör bulmak çok zordur.

 Sonuç olarak Güney Kore'nin gelişim süreci rehberlik etmek açısından Türkiye için çok iyi bir örnektir diyebiliriz.

 Türkiye'nin en temel sorunu için şu paylaşımı okumanızı tavsiye ederim.(Link)

Ekleme: Almanya Ekonomisi neden çok güçlü ? Link

İletişim için beni Twitter'dan takip edebilirsiniz. Yusuf Yüksel