2 Ekim 2018 Salı

TÜRKİYE - ABD KRİZİ SONA ERDİ Mİ

 Türkiye ile Abd arasında Rahip Brunson'ın tutukluluğu sebebiyle ortaya çıkan Yaptırım Krizi'nin sona erdiği yorumları yapılıyor, sürecin gelişimine bakınca kişisel görüşüm Türkiye-Abd krizi bitti demek için henüz erken.

 Önnot: Bu paylaşımda Türkiye- Abd ilişkilerini sadece ekonomik yönden açıklamaya çalıştım.

 Abd ile Rahip Brunson Krizi, Abd başkanının Twitter'dan attığı bir tweet ile başladı ama bu adım izaha muhtaç çünkü Abd başkanı Trump, Rahip Brunson'ın serbest kalmasını istiyor olsaydı bunu kamuya açık halde ilan edip Türkiye'yi zor duruma sokmak yerine diplomatik kanallar aracılığı ile yapması gerekirdi,Twitter hamlesi ile Türkiye açmaza sokuldu; Rahip Brunson serbest bırakılırsa suçsuz olarak hapiste tutuluyor iken Abd baskısıyla serbest bırakıldı anlamına gelecekti, serbest bırakılmaması ise Trump'a Türkiye'yi karşısına alma şansı vermiş olacaktı, Trump'ın bunu bilmiyor olabileceğini düşünmek çok iyimser; Özetle Türkiye-Abd Krizi'ni Trump'ın bilerek ve isteyerek çıkardığı sonucuna varıyorum. Peki Trump gerçekten Brunson'ın hapiste kalmasını istiyor mu? Bence evet. İki senedir hapiste olan bir insan Abd başkanının gündemine seçimden iki ay önce giriyorsa bu durumda art niyet aramak komploculuk olmaz ama bunu es geçelim, ne oldu da Ağustos ayında senaryolar savaşa kadar gitmişken birden bire Rahip Brunson konusu gündemden düştü ! Bunun da açıklaması Türkiye'nin tavrının hesaplanamamış olmasıdır, Trump'ın hesabına göre Ağustos ayında başlayan gerginlik Ekim ayına kadar yavaş yavaş yükselecekti, makul senaryo budur ama Türkiye'nin tavrı ile bu senaryo zayıfladı, Trump ve yönetimi de Eylül aynı pas geçti. Ekim ayı ile Brunson konusu tekrar Abd'li yöneticilerin konuşmalarına girmeye başladı, tesadüf gibi durmuyor.

 Rahip Brunson'ın hapiste kalmasının Trump'a faydası nedir sorusu akla gelebilir; Brunson'ın bağlı olduğu Evanjelist Tarikatı Abd'de %20-25'lik bir ağırlığa sahip ki tamamen cumhuriyetçileri desteklerler, Abd gibi seçimlere katılımın %50'leri bulmadığı bir ülkede bu kadar büyük bir gruba harekete geçirmek kesinlikle seçim sonuçları üzerinde güçlü etki oluşturur.

 Bu bakış açısını komplocu bulabilirsiniz ama yakın zamanda Trump'ın attığı adımlardan benzer sonuçlar çıkarılabilir, dün Abd ile Kanada arasında uzun süredir sürüncemede kalan ticaret anlaşması konusunda anlaşmaya varıldı fakat Trump bu anlaşmayı kişisel zaferi olarak sundu ve açıklamada Kanada'yı rencide edebilecek ifadeler kullandı, bir anlaşmanın bu şekilde sunulmasının popülizm, hamaset, seçim propagandası dışında bir açıklaması olabilir mi? Yine yakın zamanda Çin ile yaşanan ticaret gerginliklerinde de aynı mantığın devrede olduğu son derece açık; Abd'nin Çin'e karşı ticaret ilişkileri sürdürülemez ve buna müdahale gerekliliği açık ama son bir senede yapılanların ise Trump'ın seçim çalışması dışında tek bir mantıklı açıklaması yok.

Abd, Çin'e ekonomik sebeplerle mi ticaret savaşı açtı yoksa politik mi?

 Çin, Ticaret Savaşı tartışmalarında Abd'nin daha doğrusu Trump'ın istediği tansiyon yükseltecek adımlardan kaçındı, bence doğru da yaptı çünkü üstte verdiğim linkte de görüleceği gibi Abd'nin mevcut adımlarının başarılı olma şansı yok, şimdi ise Abd ile Çin arasında yıllar sonra askeri gerginlikler ortaya çıkmaya başladı ! Örnekler çoğaltılabilir; karşımızda kişisel çıkarları için ülkesine zarar vermekten kaçınmayan bir adam var ve bu adam ile mücadele ederken dikkatli adımlar atılmaz ise fark etmeden onun çıkarlarına hizmet ederiz.

 Bütün bunların dışında Trump'ın seçim çalışmalarının dışında da Türkiye-Abd ilişkilerinin çok daha ciddi sorunlar barındırdığı ise bir gerçek.Bunları madde madde incelersek;

1.İran Yaptırımları: 

Senaryo-1: Türkiye yaptırımlara katılır. 

 -Türkiye'nin büyük bir ihracat pazarı zarar görecek, belki tamamen Türkiye'ye kapanacak.
- Türkiye yaptırımlara katılsa da katılmasa da bu yaptırımlar Türkiye'nin makro ekonomik göstergelerine zarar verecek(petrol fiyatları), daha önce başka bir paylaşım da yazmıştım, oraya havale ediyorum.(Paylaşımın en sonunda)
-Diğer risklere göre daha düşük olsa da petrol fiyatlarını az da olsa daha pahallıya alacağız.(1-2 dolar fark ama büyük resimde ciddi rakamlar)

Senaryo-2: Türkiye yaptırımlara katılmaz. 

- Geçen ay yaşadığımız gibi finansal şok yaşayabiliriz.
- Bizim İran ile ticaret yapmamız İran'ın göreceği zararı azaltmayacağı için makro ekonomik göstergelerimiz birinci senaryoda verdiğim gibi yine de zarar görecek ve buna Abd ile ciddi problemler eklenecek.

 İran'ın yaptırımlara cevabı ise Hürmüz Boğazı'nı kapatmak böyle bir durum Üçüncü Petrol Krizi'ni tetikler, onu yok sayıyorum yoksa bu durum başlı başına dünya için büyük bir risk.

 Abd'nin İran yaptırımları Üçüncü Petrol Krizi'ni tetikler mi?

 2. S-400 ya da f-35 tercihi: 

 Türkiye f-35 programının ortağı, S-400'ler için ise belli bir miktar para ödemiş durumda; Abd, sadece bize değil S-400 alan her ülkeye askeri alanda yaptırım uyguluyor,(geçenlerde Çin'e yaptırım açıklandı.) üstelik Türkiye'nin F-35'leri alabilmesi için S-400'lerden vazgeçilmesi şartı ortaya konmuş durumda. Türkiye'nin Abd'den almadığı ürünleri Rus pazarından sağlaması bir ihtimal ama bunun maddi manevi ne kadar büyük yük olduğu şu paylaşımda teknik dil kullanılmadan anlatılmış oraya havale ediyorum. (link) Özetle türkiye'nin batı silahları yerine rus silahlarına yönelmesinin maddi yükü inanılmaz seviyede pahallı.

 S-400'lerden vazgeçersek Rusya ile yaşayabileceğimiz sorunlar da bir Abd yaptırımı kadar kuvvetli olmasa bile çok ağır sonuçlara sebep olabilir.

- Daha önce Rusya'nın bizim turizm ve tarım sektörüne nasıl zarar verebileceğini gördük.
- Türkiye'nin Rusya ile doğal gaz anlaşmalarında fiyatlamalar petrol fiyatları üzerinden hesaplanıyor, Rusya ile aramız bozulursa Rusya'nın bize hukuki olarak çok pahallı doğal gaz satma hakkı var.

  Bütün bunları düşününce Türkiye-Abd ilişkileri halen yüksek miktarda kriz ihtimali barındırıyor, Abd'nin taleplerinin karşılamanın ise Türkiye'ye maliyeti çok çok yüksek, Abd yaptırımları kadar olmasa bile Abd isteklerinin maliyeti de Türkiye için çok çok ağır ve katlanılabilir değil. Güçlü diplomatik adımlar ile bahsettiğim sorunlardan kaçınmak gerekir. 

Bütün bu ihtimalleri içinde bulunduğumuz aydaki zorluklar ile beraber değerlendirmek gerekir.

Ekim ayında Türkiye'yi bekleyen önemli gelişmeler

 Hızlı iletişim için bana Twitter'dan ulaşabilirsiniz. Yusuf Yuksel