11 Kasım 2018 Pazar

TÜRKİYE DIŞ BORCUNU ÖDEMEZSE NE OLUR

Daha önce bu paylaşımda Türkiye dış borcunu ödemezse ne olur sorusuna cevap vermeye çalışmıştım; paylaşımın güncellenmemiş kısmında özel sektörün ciddi bir sorun yaşaması(şu an problem çok ciddi sorun seviyesine ulaşmadı.) durumunda devletin bu borcu üstleneceğini yazmıştım, bir sorun yaşanması durumunda neden özel sektörün borçlarının devlet tarafından üstleneceğini biraz daha açmak istedim.


 Türkiye'de dış borcun milli hasılaya oranı %50'i geçmesi durumunda genelde dış borç kaynaklı sorunlar yaşıyoruz,şu an da dış borcumuzun milli hasılamıza oranı %50'i aşmış durumda fakat küresel şartların etkisi ile geçmişe göre bu borcu çevirmekte pek zorlanmıyoruz. (Link) Ülkemizde daha önce dış borç kaynaklı birçok sıkıntı yaşanmış olsa da şu an yaşadığımız geçmişteki sıkıntılardan çok daha farklı çünkü daha önceki sıkıntılarımızda borcun sahibi hep kamu(devlet) idi ama şu an borcun sahibi özel sektör ve bu durumu yönetmek, kamu borcu sorununu yönetmeye göre daha zor ve bizim deneyimimiz olmayan bir durum. Dünyada ise benzer sorunlar birçok ülkede daha önce yaşandı ve her defasında özel sektörün borçları kamu tarafından üstlenildi.  

Devletler özel sektörün borcuna kefil midir?


 Türkiye'de özel sektörün borçlarının bir kısmı devlet garantisi altındadır fakat devlet garantisi altında olmayan borçları da devletin üstlenmesi beklenir. 

Devlet özel sektörün borçlarını üstlenmese ne olur?


 Bu soruya tersten cevap vermeyi tercih ediyorum, hiçbir alacaklı ve alacaklıların bağlı olduğu devlet borcuna karşılık bizden toprak talep etmez, Duyun-u Umumiye tekrardan kurulmaz, Türkiye savaşa girmez vs. vs.(Ciddi ciddi bu yorumları okuyorum.) Olacak şey sadece Türkiye'de kamu ve özel sektörün kredibilitesini kaybetmesi ve  krediye uzun yıllar ulaşamamasıdır; böyle bir durumun üstte bahsettiğim felaket durumlardan hiçbirinden farkı yoktur.

Milli Hasıla Kredi Büyümesi Grafiği
Milli hasıla- Kredi Büyümesi Grafiği

Grafikte de görüldüğü gibi milli hasıla= Kredi büyümesi, bu sadece bizim için değil bütün dünya için böyledir. Dünyada üretilen katma eğerin 1/3'ü reel, 2/3'ü ise finansman yoluyla sağlanır yani kişi, şirket ya da devletlerin elde ettikleri gelirlerin %70'e yakını doğrudan ya da dolaylı olarak borç kullanılarak üretilmiş bir mal ve hizmetin karşılığıdır ; devletlerin borçları üstlenmesinin en önemli sebebi şirketlerin krediye ulaşabilme imkanının sürdürülebilmesidir; Aynı sebepler ile özel sektörde de yaygın olarak bilinçli temerrüt(ödenebilecek borcun ödenmesinden kaçınma) yaşanmaz çünkü tek tek şirketler için de borcun ödenmesi daha az hasarlı bir çözümdür.

 Devletlerin özel sektörün borçlarını üstlenmesinin bir diğer önemli sebebi ise sorunlu kredilerin sorunsuz kredilerin de ödenmesin de sorun yaşanmasına sebep olabilmesidir ki şu an ülkemizde bu durumun örneklerini yaygın olarak olmasa da görüyoruz; iflas ya da konkordato ilan eden bütün şirketler ortak açıklama yapıyor gibi aynı noktaya parmak basıyorlar ''Alacaklarımız, borçlarımızdan daha fazla ama tahsil edemiyoruz.'' yani sorunlu krediler ekonomide düzgün çalışan şirketlerin de düzgün çalışmasını engeller, devletin müdahalesi ile sorun çok büyümeden engellenir ama bu müdahalelerde gerçekten sürdürülmesi gereken şirketler ile zombi şirket(iflas etmesi gerektiği halde borç ile sürdürülen şirket) ayrımı iyi yapılmalıdır; son zamanlarda reel sektörün yaşadığı en büyük sorunlardan biri zombi şirketlerin ödeme zincirini kırmasıdır.

 Daha üstlerde Belirttiğim gibi borç ödeme pratikte savaşlara, geçmişte görülen duyun-u umumiye, toprak talebi gibi abartılı taleplere sebep olmaz ama alacaklı ve alacaklıların bağlı olduğu devlet borçların ödenmesi konusunda alternatif yollara başvurabilirler; alacaklara karşı haciz isteği gibi bu durum da ayrı sorunlara sebep olur; daha üstte belirttiğim gibi borç krizlerinde iflas etmesi gereken şirketler ödeme zincirini kırarak sağlıklı şirketleri de iflasa sürükler, muhtemel bir hacizde ise bu şirketler değerlerinin çok çok altında haczedilirler; iflas ile anılan bir şirketin değerinin anında %50'lere varan değer kaybını düşününce yaygın bir dış borç sorununda ülkedeki şirketler değerlerinin çok çok altında fiyatlarda yabancıların eline geçebilir bu da hiçbir ülkenin çıkarına değildir.

 Aslında en başta belirttiğim gibi sadece krediye ulaşamama riski bile dış borçların ödenmesi için yeterli sebep iken ülkemizde dış borçların ödenmesinin reddinin popüler bir konu olmasının sebebi ise ülkemizde çok çok yaygın kabul görmüş, devlet yetkililerinin bile ara sıra demeçlerine karışan bir şehir efsanesidir.

''Türkiye dünyada kendi kendine yetebilen 7 ülkeden biridir.''


 Yani biz eskiden dünyada kendi kendine yetebilen ülkelerden biriydik ve borçlarımızı ödemeyerek yine kendi yağımızda kavruluruz gibi etik olmayan ve tamamen hatalı bir fikir bu düşüncenin yaygın şekilde dile getirilmesine, dış borcun ödenmemesi ihtimalinin düşünülmesine sebep oluyor; gerçekte ise dünyada kendi kendine yetebilen bir tanımlama yoktur zaten bahsedilen yedi ülkeden Türkiye dışında hiçbiri hakkında bir bilgi yoktur çünkü dünyada kendi kendine yetebilen bir ülke yoktur, olmamıştır.

-Konu dışı-

 Türkiye'nin kendi kendine yetebilmesini çok çok uzun süre araştırdım, google'da buna dayanak olarak gösterilen tek bir bilgi yok, bütün kaynaklar bizim kendimizi böyle ifade etmiş olmamıza dayanıyor. Akademik makaleleri de kontrol ettim Yerli- Yabancı makalelerde ciddi araştırma yaptım böyle bir şey yok varsa da bilginin kaynağı ile ilgili hiçbir şey yok.

 -Konu dışı-


 Türkiye'nin Tarım- Hayvancılık potansiyeli de Türk halkında borçların ödenmemesi konusunda ilham veren bir başka konudur; İnsanlar sadece beslenmek için yaşamazlar yani aç kalmayacak isek dünyadan kopalım fikri son derece sığ ve yanlıştır; Üstelik Türkiye'nin Tarım- Hayvancılık potansiyelini gerçekleştirmek için ''verimliliğini artırmaya'' ciddi şekilde ihtiyacı vardır ve bu da başka ülkelerin tecrübelerinden faydalanmak ile olur. (Link)

(Güncelleme sona erdi.)

2018 yılında Türkiye'nin yaşadığı sorunların en önemli sebebi Türkiye'nin dış borcu ya da daha net ifade etmek gerekirse Türkiye'nin kısa vadeli dış borcudur; mevcut durum Türkiye'deki bütün kesimleri  olumsuz etkilediği için bu konu sık sık gündemimizde ama çok fazla yanlış, abartılı bilgi de mevcut. Türkiye'de dış borç ödenmezse ne olur?


 Öncelikle Türkiye'nin bir iflas riski yok; sık sık sorulan bir soru var? Bir senede 240 milyar dolar(mevsim etkisi de olabilir ama borçta ciddi azalma var !) borç nasıl ödenecek? Bu rakama bakılınca ödenmesi çok çok zor bir borç ama dünyada bir senelik döviz açığını sıfırlayabilecek bir ülke olduğunu sanmıyorum; Türkiye dış borcunu nasıl ödeyecek sorusunun cevabı diğer ülkeler nasıl ödeyecektir; borcu borçla çevirerek borç ödenecektir. Türkiye'de yaşanan olumsuzlukların nedeni mevcut borcun çevrilmesi için gereken borcun bulunması konusunda bir sorun yaşanması ihtimalidir.

 Türkiye'nin borcu, Türkiye'nin dış borcu kavramlarını da biraz açmak lazım: Türkiye'nin dış borcu ne kadar? 450 milyar dolar civarında, Türkiye'nin kısa vadeli borcu ne kadar? 2018 yılında 180 milyar dolar civarındaydı.( cari açıkla beraber 230-240 milyar dolar seviyesine ulaşıyor.) Türkiye'nin toplam borcu ise milli hasılanın %150'si civarındadır.(2018 1. Çeyrek rakamları) Bu borcun çok büyük kısmı özel sektöre ait, kamunun borcunun milli hasılaya oranı %30'un altında ve bu rakam dünyadaki en iyi rakamlardan biri, Türkiye'nin dünya çapında en iyi çıpası düşük kamu borcudur fakat borç yüksekse borcun sahibinin kim olduğunun çok da anlamı yoktur çünkü Türk Lirası'nın baskı altında kalmasının borçlunun kim olduğu ile alakalı değil.

  Özel sektör dış borcunu ödemezse ne olur? 

 Devlet bu borçları üstlenir, özel sektörün bazı borçları devlet garantisinde olmasının dışında devlet garantisinde olmayan borçlar bile büyük ihtimal devlet tarafından üstlenilecektir, bu sadece Türkiye ile de alakalı bir durum değildir; dünyada özel sektörün iflasa sürüklendiği her ülkede borçları kamu yüklenmiştir, bu uluslararası bir zorunluluk değil, devletlerin çıkarına olmasından dolayıdır. Devlet de borçların altından kalkamaz ise bu defa da devreye İMF girecektir.

 İMF 'nin kuruluş amacı küresel ekonomiyi korumaktır, İMF ile ilgi ileride ayrı bir paylaşım yapmayı düşünüyorum ama basitçe İMF bir ülkedeki iflasın diğer ülkelere sıçramasını engellemek için oluşturulmuş bir mekanizmadır.(İlk kuruluş amacı bu değildir, Altın standardı sona erdikten sonra görevi bu olmuştur.) Basitçe tanımlarsak Türkiye'de işler çok kötüye gittiğini ve borçluların borçlarını ödeyemediğini düşünelim; Türkiye borçlarını ödeyemeyince alacaklıları da kendi borçlarını ödeyemeyecek, onlardan alacaklılar da aynı şekilde borcunu ödeyemeyecek ve bu şekilde bir ülkedeki ufak bir sorun bir süre sonra küresel bir probleme dönüşecek; en başta Türkiye'nin borcu bir birim ise sorunun dünyaya maliyeti onlarca birim olacak; IMF ise dünyadan para toplayıp en baştaki ülkenin bir birim borcunu ödemesini sağlamaya çalışır ki dünya çok daha büyük bir maliyete katlanmasın.

  Türkiye'nin dış borcu konusu ile beraber sık sık ifade edilen bir başka ifade ise batının, borçluların Türkiye'nin bir iflasa sürüklenmesine izin vermeyeceğidir; bu bakış açısı da makuldür, Türkiye'nin istikrarı bütün dünyaya faydalıdır ama bu yorumdan kastedilen şey Türkiye'nin bedel ödemeyeceği ya da her koşulda destekleneceği fikri ise bu fikir son derece hatalıdır. Avrupa'da yönetim anlayışı olarak Yunanistan kadar şımarık bir ülke olduğunu sanmıyorum; Avrupa, Yunanistan Krizi'nde Yunanlara ciddi destek verirken onları çok ciddi fedakarlıklara zorlamıştı, İtalya şu an Avrupa Para Birliği'nin en büyük üçüncü ekonomisi olduğu halde sıkıntıları konusunda birlikten yeterli desteği görmüyor, bunun gibi onlarca örnek verilebilir. 

 Bizim kurumlarımız, özel sektörümüzün batmaması tabii ki bütün dünyanın faydasınadır ama var olan sistemin devam ettirilmesi daha önemli bir önceliktir; ekonomide bu durum ''Ahlaki Riziko'' olarak açıklanır yani basitçe Türkiye'nin borcunun tamamından vazgeçmek bile bize kredi veren yabancı bankaların ya da temsil ettikleri ülkelerin çıkarına olsa yine de kolaylık sağlamak dışında bir adımın atılması ihtimali sıfırdır çünkü böyle bir adımın atılması sonucunda başka ülkelerin de benzer talepleri kaçınılmazdır.Benzer durumu Türkiye'de de görüyoruz; bankalar tahsil edemedikleri alacaklarını 1/10 hatta daha ucuz fiyatlara satarlar ama yine de bu tür bir kolaylığı borçlulara sağlamazlar, yine yakın zamanda ilan edilen vergi aflarında da benzer hikayeler mevcut, 2008 Krizi Abd yönetiminin Ahlaki rizikoyu savmak için attığı bir adımla fiilen başlamıştır. (Link)

 Peki Türkiye dış borcunu ödemezse ya da özel sektörün borçlarını üstlenmezse ne olur?

 Savaş çıkmaz, Kimse topraklarımızı talep etmez; moratoryum ilan edilir ki biz daha önce ilan ettik,(birkaç defa) Arjantin yakın zamanda ilan etti,ödemediğimiz bir birim borcun bize verdiği zarar o borcun onlarca yüzlerce katı olmasıdır, ödenmeyen borçları için kabul görecek bir ödeme planı hazırlanır ve ödenir.

 Sonuç olarak borç takmak bir çözüm olsaydı bunu bizden önce yapmaya meyilli olacak birçok ülke var.(Abd, Çin, Avrupa, Japonya...)Dış borç ödenmezse Bir liralık borcu ödemeyip on liralık zarar görürüz,bunun da mantıklı bir yanı yoktur.

Dış borç konusu açılmış iken şunu da ekleyeyim.

 Merkez bankası rezervleri yeterli mi ?  

 Hızlı iletişim için bana Twitter'dan ulaşabilirsiniz. Yusuf Yüksel