16 Ekim 2018 Salı

YABANCI YATIRIMLAR TÜRK EKONOMİSİNDEKİ SORUNLARI ÇÖZEBİLİR Mİ

 Son zamanlarda birçok ülkeden yatırımcıların Türkiye'ye yatırım yapacağı hakkında haberler medyada dolaşıyor, haberler genelde temelsiz olsa da bize önemli bir konuyu hatırlatıyor. Türkiye'deki sorunlar yapısal olsa da ülkemiz sadece geçmiş senelerdeki gibi doğrudan yatırım çekilebilirse sorunlarımızda ciddi anlamda düzelme yaşanabilir.

 Türkiye 2001 Krizi sonrası atılan doğru adımlarla 2005 yılı itibariyle çok kuvvetli şekilde dış yatırım çekmeye başlamıştı, yıllara göre dış yatırım şöyle olmuş.

Not: Rakamlar yuvarlanmıştır. Finansal Kriz dönemini listeye eklemeye gerek duymadım.


türkiye'ye doğrudan yatırım yıllara göre
Türkiye'ye doğrudan yatırımlar(Yıllara Göre)

 2008 Krizi öncesi ülkemiz her sene milli hasılamızın %2-3.5'i kadar doğrudan yatırım çekebiliyordu, bu yatırımlar yıllık +20 milyar dolar seviyesine ulaşabilmişti. 2008 Finansal Krizi sonrasında ise bu oran neredeyse yarı yarıya düştü, yine 2008'e kadar ülkemize gelen doğrudan yatırım genelde üretime yönelik  iken finansal kriz sonrası yatırımlar nispeten az yararlı olan gayrimenkul sektörüne yönelmiş. Rakamlardaki düşüş trendi çok net şekilde görülüyor.

 Türkiye sadece 2011 yılı sonrası da Finansal kriz öncesi gibi yıllık milli hasılanın %2-3.5'ü kadar doğrudan yatırım çekmeye devam edebilseydi bu sene hariç son yedi yılda 75 milyar dolar kadar daha ekstra yatırım çekmiş olacaktı, bu yatırımın yıllar içindeki çarpan etkisini de hesaba katınca ortalama bir hesapla bile Türkiye'nin son yıllardaki kaybı yüzlerce milyar dolara denk olmuş.  Doğrudan yatırım bize sadece istihdam, cari açık, büyüme vb. konularda değil cari açığımızın finansmanında da büyük fayda sağlar.

 Bir ülkede cari açık var ise bu bir şekilde telafi ediliyordur bunun en iyi yolu doğrudan yatırımdır, doğrudan yatırım ile gelen döviz ülkede kalıcıdır ve en iyi cari açık finansman yöntemidir.

 Son zamanlarda cari açığımızı portföy yatırımları(Tahvil,Hisse vs.)  ile finanse ediyoruz, portföy yatırımları doğası gereği ya ülkemizde kar ederler ve getirdiğinden daha fazla para ile ülkemizden çıkarlar ama geriye de değerlenmiş bir varlık bırakırlar ya da zararla ülkemizden çıkarlar geriye değer kaybetmiş bir varlık ve döviz bırakırlar. Bir ülkede cari açığın finansmanında portföy yatırımlarının oranı artmış ise bu ülkenin para birimi vb. varlıkları istikrarsızlaşır her türlü haber akışına daha duyarlı hale gelirler o yüzden nispeten az yararlıdır.

 Cari açık doğrudan yatırım ya da portföy yatırımları ile finanse edilmezse geriye en kötü seçenekler olan dış borç ve Merkez Bankası rezervlerinin kullanılması kalır. Cari açık dış borç ile finanse ediliyorsa belli bir vadeden sonra ülkeye giren dövizden daha fazla döviz çıkacak demektir yani cari açık daha da artacaktır. Türkiye'de Merkez Bankası döviz rezervleri çok kuvvetli olmadığı için rezervlerin azalması olumlu karşılanmaz, zaten Merkez Bankası rezervleri ile cari açığımızı finanse etme kapasitemiz  sınırlıdır. (Link)

 Bir diğer olumsuz gelişme ise son yıllarda ülkemizden yurt dışına da ciddi şekilde yatırım gitmeye başlamış, normalde yurt dışına yapılan yatırımlar gereklidir, uzun vadede ülke ekonomisini pozitif etkiler ama rakamlar bize yurt dışına çıkan paranın anormal artış gösterdiğini gösteriyor. (Link)

  Doğrudan yatırımlar Türkiye'nin sorunlarını tamamen çözemez bizim problemlerimiz yapısaldır ama yaşadığımız zorlukları aşmakta bize çok ciddi destek olabilir. Türkiye, 2005-2008 arası gibi cazip olmayı sürdürebilseydi çok rahatlıkla döviz kuru, faizler, cari açık, dış borç ve enflasyon gibi sorunlarımızın bugüne göre çok daha az olacağını söyleyebiliriz.

Türkiye'nin yapısal enflasyon sorunu: Link 
Twitter adresim: Yusuf Yuksel