29 Kasım 2018 Perşembe

Türkiye Ekonomisi Ne Durumda

 Türk Lirası, Ağustos ayından beri durmaksızın değer kazanıyor, Türk Lirası şu an dolara karşı 5.15 seviyesinde;  Türk lirası değer kazanırken Türkiye ekonomisi ne durumda? Veriler bize nasıl bir 2019 Türkiye ekonomisi çiziyor?

27 Kasım 2018 Salı

Piyasa Balonları Nasıl Anlaşılır

 Piyasa balonu bir varlığın değerinin çok üzerinde ticaretinin yapılmasına verilen addır, son zamanlarda kripto para birimlerindeki abartılı değer düşüşü ile piyasa balonu konusu tekrardan gündemimize girdi ! Peki piyasa balonları nasıl anlaşılır? Daha önemlisi bir balondan haberdar olduğumuzda bundan yararlanabilir miyiz?

24 Kasım 2018 Cumartesi

Gelişmiş Ülkelerde Emeklilik Sistemi Çökebilir

 2018 yılı Gelişmekte olan ülke varlıkları açısından kötü bir yıl oldu ve önümüzdeki senelerde de bu olumsuzluklar büyük ihtimal artarak devam edecek, gelişmekte olan ülkelerde yaşanan sorunların en temel sebeplerinden biri gelişmiş ülkelerin son on yılda izledikleri ekonomi politikalarıdır, daha önce birçok paylaşımda konuya değinmiştim büyük merkez bankaları varlık alım programları ile oluşan likiditenin gelişmekte olan piyasalara akmasını özellikle teşvik etti ki -kaynak bulamıyorum, ismi karıştırıyor olabilirim, hatalıysam düzeltin- zamanında Tony Blair bir açıklamasında artırılan aşırı likiditenin bedelini gelişmekte olan ülkeler ödeyecek demişti, şu an için haklı çıktı. 

  Gelişmekte olan ülkelerdeki sorunların asıl sorumlusu tabii ki kamu, özel sektör, hanehalkı fark etmeksizin gelişmekte olan ülkelerde aşırı borçlanan yükümlülerdir fakat mevcut sorunların ortaya çıkacağını gelişmiş ülke ekonomi yönetimleri de biliyordu ve süreçte -şimdilik- gelişmekte olan ülkelere destek oldular demek zor, gelişmiş ülkeler son on yılda gelişmekte olan ülkelere bedel ödetmek pahasına para bastılar, finansal ortamı rahatlattılar ama gelişmekte olan ülkelerin ahı gelişmiş ülkelerde kalmayacak demek yanlış olmaz.

21 Kasım 2018 Çarşamba

Türk Akımı Ve Abd-Rusya Enerji Rekabeti

 Türk Akımı projesinin Karadeniz safhası sona erdi,projenin 2019'un sonlarında ya da 2020'de faaliyete geçmesi bekleniyor; Proje faaliyete geçtiğinde yıllık 30 milyar metreküp civarında doğal gazın Türkiye'ye ve Avrupa'ya taşınması planlanıyor, Türk Akımı ile taşınacak doğal gazın yarısı Türkiye'nin kullanımına açılacak iken diğer yarısı Avrupa'ya iletilecek. Peki Türk Akımının Türkiye'ye faydaları ve zararları nelerdir?

20 Kasım 2018 Salı

Dolar Neden Küresel Ticaretin Para Birimi

Not: Bu paylaşımın anlaşılır olması için öncelikle şu paylaşımı okumanızı tavsiye ederim. -Link-

Abd'de Donald Trump'ın başkan olması sonrası izlediği politikalar sebebiyle ülkemizde ve dünyada doların hegemonyası sorgulanmaya başladı, son zamanlarda ülkemizde de ''Dolar Kullanmak zorunda mıyız?'' sorusu kafaları kurcalıyor.

 Dünyada merkez bankalarının rezervlerindeki paranın dağılımı kabaca şu şekilde;

 Dolar                      %65
 Euro                       %20
 Paund                     %5
 Yen                         %5
 Kanada Doları        %2
Avustralya Doları    %2
Yuan                         %1.5
İsviçre Frankı           %0.5'ten az bir miktar 

(rakamları yuvarladım.)

 Öncelikle dolar neden dünya parası olarak tanımlanıyor onu anlamak lazım, ülkeler doları neden rezerv para olarak kullanıyor?



Türkiye'de Tarım Ve Hayvancılığın Potansiyeli

 Türkiye, geniş coğrafyası ve verimli toprakları ile dünyada Tarım ve Hayvancılıkta potansiyeli en yüksek ülkeler arasındadır, ülkemizde nüfusun %20'e yakını tarım ile geçinirken milli hasılamızın ise yaklaşık %7'si tarımdan sağlanır o yüzden tarımın ülkemize sağlayabileceği gelir sınırlıdır, (çok büyük çalışmalar yapılmaması durumunda) bu durum sadece Türkiye için değil dünyanın birçok ülkesi için aşağı yukarı böyledir fakat tarımın bir ülke ekonomisi için asıl yararı sağladığı getiri değil, önlediği zararlardır; bununla beraber günümüzde tarımın önemi hızla yükselmektedir çünkü gelecekte tarımın değerinin ciddi şekilde artacağını gösteren işaretler artmaktadır. 


16 Kasım 2018 Cuma

Felaket Senaryoları Kuvvetleniyor

 Bugün bloomberg'te şöyle bir haber çıktı: ''Avrupa Merkez Bankası(ECB) geleneksel olmayan para politikalarının uygulanabilirliğini inceliyor.'' Yine aynı haberde Polonya Merkez Bankası'nın benzer bir planı olduğunu ifade edildi; daha önce küresel çapta bütün ekonomi yönetimlerinin elini kolunu bağlayabilecek felaket senaryolarından bahsetmiştim; dünyada işlerin kontrolden çıkması için atılması gereken adım tam olarak geleneksel olmayan para politikalarının yaygınlaşmasıdır diye düşünüyorum, Ecb'nin böyle bir eylemi gerçekleştirmesi durumunda çok büyük bir sorun ortaya çıkmazsa bile bu hata yakın gelecekte Avrupa'yı 1980'lerde Japonya'nın yaptığı hatalar gibi geri dönülmez bir noktaya sürükleyebileceğini tahmin ediyorum.

Almanya Ekonomisi Nasıl Gelişti

 Almanya her iki dünya savaşının da merkezinde olmuş ve her ikisinden de çok büyük yıkımlarla çıkmış bir ülkedir; İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ülke bölünmüş, şehirler yerle bir olmuş ve ülke ciddi borçlarla karşılaşmıştır bu kadar ciddi sorunlu geçmişe rağmen Almanya bugün dünyanın en müreffeh ülkelerinden biri iken aynı zamanda dünyadaki büyük ekonomiler arasında en verimli ekonomiler arasındadır. Peki Almanya ekonomisi nasıl gelişti?

14 Kasım 2018 Çarşamba

GİNİ KATSAYISI VE SOSYAL ADALETİN EKONOMİ İÇİN ÖNEMİ

 Bir toplumun ekonomik gelişimine etki eden en önemli faktörlerden biri sosyal adalet, adil gelir dağılımıdır; adil gelir dağılımını ölçmek için birçok veri vardır, bunların içinde en fazla kullanılan veri ise Gini Katsayısıdır.

 Gini katsayısı nasıl hesaplanır?


 Gini katsayısı hesaplanırken toplum %20'lik dilimlere ayrılır ve her dilimin milli gelirden ne kadar pay aldığı işaretlenir; bu işaretler birleştirilerek Lorenz Eğrisi oluşturulur; Lorenz eğrisi, mutlak eşitlik eksenine ne kadar uzak ise toplumda gelir adaleti o kadar az demektir.

13 Kasım 2018 Salı

AVRUPA'DA KRİZ KAPIDA

 Daha önce bu başlıkta Avrupa Para Birliği'nin dağılması ihtimaline dair bir paylaşım yapmıştım; Şu an  durum somut veriler ile daha netleştiği için paylaşımı güncelledim.

  Avrupa Birliği ve Avrupa Para birliği yakın-orta vadede çok büyük sorunlar ile karşılaşabilir, Avrupa'da verimli ekonomiler ile verimsiz ekonomiler arasında ya da kabaca kuzeydeki ülkeler ile güneydeki ülkeler arasındaki ekonomik çelişki derinleşiyor; Avrupa ekonomisi bir süredir İtalya Bütçe Krizi ile haberlere konu oluyor , Almanya'dan gelen enflasyon verisi ise Avrupa hakkında soru işaretlerini kuvvetlendirdi.

11 Kasım 2018 Pazar

TÜRKİYE DIŞ BORCUNU ÖDEMEZSE NE OLUR

Türkiye Dış Borcunu Ödemezse ne olur

 Türkiye'de dış borcun milli hasılaya oranı %50'i geçmesi durumunda genelde dış borç kaynaklı sorunlar yaşıyoruz,şu an da dış borcumuzun milli hasılamıza oranı %50'i aşmış durumda fakat küresel şartların etkisi ile geçmişe göre bu borcu çevirmekte pek zorlanmıyoruz. (Link) Ülkemizde daha önce dış borç kaynaklı birçok sıkıntı yaşanmış olsa da şu an yaşadığımız geçmişteki sıkıntılardan çok daha farklı çünkü daha önceki sıkıntılarımızda borcun sahibi hep kamu(devlet) idi ama şu an borcun sahibi özel sektör ve bu durumu yönetmek, kamu borcu sorununu yönetmeye göre daha zor ve bizim deneyimimiz olmayan bir durum. Dünyada ise benzer sorunlar birçok ülkede daha önce yaşandı ve her defasında özel sektörün borçları kamu tarafından üstlenildi.  

Devletler özel sektörün borcuna kefil midir?


 Türkiye'de özel sektörün borçlarının bir kısmı devlet garantisi altındadır fakat devlet garantisi altında olmayan borçları da devletin üstlenmesi beklenir. 

Devlet özel sektörün borçlarını üstlenmese ne olur?


 Bu soruya tersten cevap vermeyi tercih ediyorum, hiçbir alacaklı ve alacaklıların bağlı olduğu devlet borcuna karşılık bizden toprak talep etmez, Duyun-u Umumiye tekrardan kurulmaz, Türkiye savaşa girmez vs. vs.(Ciddi ciddi bu yorumları okuyorum.) Olacak şey sadece Türkiye'de kamu ve özel sektörün kredibilitesini kaybetmesi ve  krediye uzun yıllar ulaşamamasıdır; böyle bir durumun üstte bahsettiğim felaket durumlardan hiçbirinden farkı yoktur.

Milli Hasıla Kredi Büyümesi Grafiği
Milli hasıla- Kredi Büyümesi Grafiği

Grafikte de görüldüğü gibi milli hasıla= Kredi büyümesi, bu sadece bizim için değil bütün dünya için böyledir. Dünyada üretilen katma eğerin 1/3'ü reel, 2/3'ü ise finansman yoluyla sağlanır yani kişi, şirket ya da devletlerin elde ettikleri gelirlerin %70'e yakını doğrudan ya da dolaylı olarak borç kullanılarak üretilmiş bir mal ve hizmetin karşılığıdır ; devletlerin borçları üstlenmesinin en önemli sebebi şirketlerin krediye ulaşabilme imkanının sürdürülebilmesidir; Aynı sebepler ile özel sektörde de yaygın olarak bilinçli temerrüt(ödenebilecek borcun ödenmesinden kaçınma) yaşanmaz çünkü tek tek şirketler için de borcun ödenmesi daha az hasarlı bir çözümdür.

 Devletlerin özel sektörün borçlarını üstlenmesinin bir diğer önemli sebebi ise sorunlu kredilerin sorunsuz kredilerin de ödenmesin de sorun yaşanmasına sebep olabilmesidir ki şu an ülkemizde bu durumun örneklerini yaygın olarak olmasa da görüyoruz; iflas ya da konkordato ilan eden bütün şirketler ortak açıklama yapıyor gibi aynı noktaya parmak basıyorlar ''Alacaklarımız, borçlarımızdan daha fazla ama tahsil edemiyoruz.'' yani sorunlu krediler ekonomide düzgün çalışan şirketlerin de düzgün çalışmasını engeller, devletin müdahalesi ile sorun çok büyümeden engellenir ama bu müdahalelerde gerçekten sürdürülmesi gereken şirketler ile zombi şirket(iflas etmesi gerektiği halde borç ile sürdürülen şirket) ayrımı iyi yapılmalıdır; son zamanlarda reel sektörün yaşadığı en büyük sorunlardan biri zombi şirketlerin ödeme zincirini kırmasıdır.

 Daha üstlerde Belirttiğim gibi borç ödeme pratikte savaşlara, geçmişte görülen duyun-u umumiye, toprak talebi gibi abartılı taleplere sebep olmaz ama alacaklı ve alacaklıların bağlı olduğu devlet borçların ödenmesi konusunda alternatif yollara başvurabilirler; alacaklara karşı haciz isteği gibi bu durum da ayrı sorunlara sebep olur; daha üstte belirttiğim gibi borç krizlerinde iflas etmesi gereken şirketler ödeme zincirini kırarak sağlıklı şirketleri de iflasa sürükler, muhtemel bir hacizde ise bu şirketler değerlerinin çok çok altında haczedilirler; iflas ile anılan bir şirketin değerinin anında %50'lere varan değer kaybını düşününce yaygın bir dış borç sorununda ülkedeki şirketler değerlerinin çok çok altında fiyatlarda yabancıların eline geçebilir bu da hiçbir ülkenin çıkarına değildir.

 Aslında en başta belirttiğim gibi sadece krediye ulaşamama riski bile dış borçların ödenmesi için yeterli sebep iken ülkemizde dış borçların ödenmesinin reddinin popüler bir konu olmasının sebebi ise ülkemizde çok çok yaygın kabul görmüş, devlet yetkililerinin bile ara sıra demeçlerine karışan bir şehir efsanesidir.

''Türkiye dünyada kendi kendine yetebilen 7 ülkeden biridir.''


 Yani biz eskiden dünyada kendi kendine yetebilen ülkelerden biriyiz ve borçlarımızı ödemeyerek yine kendi yağımızda kavruluruz gibi etik olmayan ve tamamen hatalı bir fikir bu düşüncenin yaygın şekilde dile getirilmesine, dış borcun ödenmemesi ihtimalinin düşünülmesine sebep oluyor; gerçekte ise dünyada kendi kendine yetebilen bir ülke yoktur zaten bahsedilen yedi ülkeden Türkiye dışında hiçbiri hakkında bir bilgi yoktur. 



 Türkiye'nin Tarım- Hayvancılık potansiyeli de Türk halkında borçların ödenmemesi konusunda ilham veren bir başka konudur; İnsanlar sadece beslenmek için yaşamazlar yani aç kalmayacak isek dünyadan kopalım fikri son derece sığ ve yanlıştır; Üstelik Türkiye'nin Tarım- Hayvancılık potansiyelini gerçekleştirmek için ''verimliliğini artırmaya'' ciddi şekilde ihtiyacı vardır ve bu da başka ülkelerin tecrübelerinden faydalanmak ile olur. (Link)

(Güncelleme sona erdi.)

2018 yılında Türkiye'nin yaşadığı sorunların en önemli sebebi Türkiye'nin dış borcu ya da daha net ifade etmek gerekirse Türkiye'nin kısa vadeli dış borcudur; mevcut durum Türkiye'deki bütün kesimleri  olumsuz etkilediği için bu konu sık sık gündemimizde ama çok fazla yanlış, abartılı bilgi de mevcut. Türkiye'de dış borç ödenmezse ne olur?


 Öncelikle Türkiye'nin bir iflas riski yok; sık sık sorulan bir soru var? Bir senede 240 milyar dolar(mevsim etkisi de olabilir ama borçta ciddi azalma var !) borç nasıl ödenecek? Bu rakama bakılınca ödenmesi çok çok zor bir borç ama dünyada bir senelik döviz açığını sıfırlayabilecek bir ülke olduğunu sanmıyorum; Türkiye dış borcunu nasıl ödeyecek sorusunun cevabı diğer ülkeler nasıl ödeyecektir; borcu borçla çevirerek borç ödenecektir. Türkiye'de yaşanan olumsuzlukların nedeni mevcut borcun çevrilmesi için gereken borcun bulunması konusunda bir sorun yaşanması ihtimalidir.

 Türkiye'nin borcu, Türkiye'nin dış borcu kavramlarını da biraz açmak lazım: Türkiye'nin dış borcu ne kadar? 450 milyar dolar civarında, Türkiye'nin kısa vadeli borcu ne kadar? 2018 yılında 180 milyar dolar civarındaydı.( cari açıkla beraber 230-240 milyar dolar seviyesine ulaşıyor.) Türkiye'nin toplam borcu ise milli hasılanın %150'si civarındadır.(2018 1. Çeyrek rakamları) Bu borcun çok büyük kısmı özel sektöre ait, kamunun borcunun milli hasılaya oranı %30'un altında ve bu rakam dünyadaki en iyi rakamlardan biri, Türkiye'nin dünya çapında en iyi çıpası düşük kamu borcudur fakat borç yüksekse borcun sahibinin kim olduğunun çok da anlamı yoktur çünkü Türk Lirası'nın baskı altında kalmasının borçlunun kim olduğu ile alakalı değil.

  Özel sektör dış borcunu ödemezse ne olur? 

 Devlet bu borçları üstlenir, özel sektörün bazı borçları devlet garantisinde olmasının dışında devlet garantisinde olmayan borçlar bile büyük ihtimal devlet tarafından üstlenilecektir, bu sadece Türkiye ile de alakalı bir durum değildir; dünyada özel sektörün iflasa sürüklendiği her ülkede borçları kamu yüklenmiştir, bu uluslararası bir zorunluluk değil, devletlerin çıkarına olmasından dolayıdır. Devlet de borçların altından kalkamaz ise bu defa da devreye İMF girecektir.

 İMF 'nin kuruluş amacı küresel ekonomiyi korumaktır, İMF ile ilgi ileride ayrı bir paylaşım yapmayı düşünüyorum ama basitçe İMF bir ülkedeki iflasın diğer ülkelere sıçramasını engellemek için oluşturulmuş bir mekanizmadır.(İlk kuruluş amacı bu değildir, Altın standardı sona erdikten sonra görevi bu olmuştur.) Basitçe tanımlarsak Türkiye'de işler çok kötüye gittiğini ve borçluların borçlarını ödeyemediğini düşünelim; Türkiye borçlarını ödeyemeyince alacaklıları da kendi borçlarını ödeyemeyecek, onlardan alacaklılar da aynı şekilde borcunu ödeyemeyecek ve bu şekilde bir ülkedeki ufak bir sorun bir süre sonra küresel bir probleme dönüşecek; en başta Türkiye'nin borcu bir birim ise sorunun dünyaya maliyeti onlarca birim olacak; IMF ise dünyadan para toplayıp en baştaki ülkenin bir birim borcunu ödemesini sağlamaya çalışır ki dünya çok daha büyük bir maliyete katlanmasın.

  Türkiye'nin dış borcu konusu ile beraber sık sık ifade edilen bir başka ifade ise batının, borçluların Türkiye'nin bir iflasa sürüklenmesine izin vermeyeceğidir; bu bakış açısı da makuldür, Türkiye'nin istikrarı bütün dünyaya faydalıdır ama bu yorumdan kastedilen şey Türkiye'nin bedel ödemeyeceği ya da her koşulda destekleneceği fikri ise bu fikir son derece hatalıdır. Avrupa'da yönetim anlayışı olarak Yunanistan kadar şımarık bir ülke olduğunu sanmıyorum; Avrupa, Yunanistan Krizi'nde Yunanlara ciddi destek verirken onları çok ciddi fedakarlıklara zorlamıştı, İtalya şu an Avrupa Para Birliği'nin en büyük üçüncü ekonomisi olduğu halde sıkıntıları konusunda birlikten yeterli desteği görmüyor, bunun gibi onlarca örnek verilebilir. 

 Bizim kurumlarımız, özel sektörümüzün batmaması tabii ki bütün dünyanın faydasınadır ama var olan sistemin devam ettirilmesi daha önemli bir önceliktir; ekonomide bu durum ''Ahlaki Riziko'' olarak açıklanır yani basitçe Türkiye'nin borcunun tamamından vazgeçmek bile bize kredi veren yabancı bankaların ya da temsil ettikleri ülkelerin çıkarına olsa yine de kolaylık sağlamak dışında bir adımın atılması ihtimali sıfırdır çünkü böyle bir adımın atılması sonucunda başka ülkelerin de benzer talepleri kaçınılmazdır.Benzer durumu Türkiye'de de görüyoruz; bankalar tahsil edemedikleri alacaklarını 1/10 hatta daha ucuz fiyatlara satarlar ama yine de bu tür bir kolaylığı borçlulara sağlamazlar, yine yakın zamanda ilan edilen vergi aflarında da benzer hikayeler mevcut, 2008 Krizi Abd yönetiminin Ahlaki rizikoyu savmak için attığı bir adımla fiilen başlamıştır. (Link)

 Peki Türkiye dış borcunu ödemezse ya da özel sektörün borçlarını üstlenmezse ne olur?

 Savaş çıkmaz, Kimse topraklarımızı talep etmez; moratoryum ilan edilir ki biz daha önce ilan ettik,(birkaç defa) Arjantin yakın zamanda ilan etti,ödemediğimiz bir birim borcun bize verdiği zarar o borcun onlarca yüzlerce katı olmasıdır, ödenmeyen borçları için kabul görecek bir ödeme planı hazırlanır ve ödenir.

 Sonuç olarak borç takmak bir çözüm olsaydı bunu bizden önce yapmaya meyilli olacak birçok ülke var.(Abd, Çin, Avrupa, Japonya...)Dış borç ödenmezse Bir liralık borcu ödemeyip on liralık zarar görürüz,bunun da mantıklı bir yanı yoktur.


 Hızlı iletişim için bana Twitter'dan ulaşabilirsiniz. Yusuf Yüksel


(Güncelleme sona erdi.)

Özel Sektör Borç Sorunu:


 Reel sektörün şu an en önemli sorunu yüksek borçluluk; reel sektörümüz 2008 Krizi sonrası aşırı gevşek küresel finansal şartların etkisi ile aşırı derecede borçlandı fakat küresel normalleşme sonrası ise ciddi bir borç yükü ile karşı karşıya kaldı yine bu borcun çok önemli bir kısmının döviz cinsi olması ayrıca bir sorun. 

  Reel sektörün 2 trilyon lira civarında borç yükü mevcut, bu büyüklükte bir borcu %20-30 finansman maliyetiyle çevirmek çok çok zor, bu borç çevrilebilirse bile bu kadar büyük maliyet sonrası kar etmek çok daha zor. Borç çevirmek, kar etmek bu kadar zorlaşmış iken diğer taraftan paranın durduğu yerde getirisi ise artıyor ve bu durumda sermaye sahiplerini işlerini küçültmeye, yatırım yapmamaya teşvik ediyor.



 Türkiye'de ve dünyada en büyük sektörler arasında sayabileceğimiz konut, otomobil, beyaz eşya, mobilya gibi sektörlerde ise durum çok daha zorlu çünkü bu sektörlerin satışlarının çok büyük kısmı finansman ile tüketiciye ulaşır ama %20-30 finansman ile talep marjinal şekilde azalmış durumda bahsettiğim sektörlerin diğer sektörlerle ve istihdam ile çok kuvvetli ilişkisi sebebiyle bu sektörler genel anlamda ekonomiyi aşağıya çekiyor.

 Yüksek finansman maliyetinin ürettiği bir diğer sorun ise finansman ile yatırım yapmanın artık çok zor hale gelmesi... Yatırımların 5-10 sene de kendi amorti edeceğini düşününce finansman ile yatırım durumunda maliyet yapılan yatırımın 2-4 katına çıkıyor, bu kadar büyük maliyetle kendini amorti edebilecek yatırımı da bulmak çok çok zor. Yatırım yapılmadan enflasyon etkisindeki sorunlara kalıcı bir çözüm bulmak çok zor. (enflasyon bir üretim sorunudur)

 Özel sektörün bir diğer sorunu ise yüksek miktarda döviz yükümlülüğünün bulunması... Bu sene bildiğim kadarıyla kabaca 180 milyar dolar özel sektörün dış borç ödemesi var; buna muhtemel 15 milyar dolar civarındaki cari açığı da eklemek gerekir bu rakam geçen seneye göre çok daha iyi bir rakam(Geçen sene 2020 milyar dolar gibi rakamlar konuşuluyordu.) fakat dolarizasyon sebebiyle hanehalkınının/ özel sektörün döviz talebinin artması ise bu konudaki iyileşmenin ekonomiye yansımasını engelliyor; sene başından beri yerlilerin 15 milyar dolar civarındaki döviz talebi sebebiyle döviz yükümlülüğünün ekonomi üzerindeki baskısı neredeyse geçen seneki seviyeye yaklaştı. 


 Faizler reel sektör için büyük sorun iken faizlerin düşmesi döviz kurunun artması ve dolarizasyon ile sonuçlandığı için reel sektörün üzerindeki kur baskısı artıyor; üstelik hane halkı güveni(tüketim eğilimi) ile dolar kuru arasındaki çok güçlü etkileşim sebebiyle döviz kurundaki artış reel sektör üzerinde satışların kötüleşmesi sonucunu doğuruyor özetle reel sektörün iyi planlanmış bir çözüme ihtiyacı var.(Kişisel fikrim bir dönem başlanan ama sonra devamı gelmeyen stratejik teşvikler işe yarar;  çok kısa sürede sonuç beklenmemeli sabırlı davranılmalıdır.)

  2017'de reel sektöre kamu destekli çok büyük destek sağlanmıştı; KGF ile reel sektöre enflasyon pahasına çok büyük kaynak aktarıldı  ama bugünden geriye bakınca bu desteğin reel sektörün bilanço sorununu çözmediği görülüyor özetle toptancı bir çözüm başarılı olmakta zorlanıyor.

Likidite Sorunu:



  Reel sektörün bir diğer sorunu likidite sorunu... Normal şartlarda likidite sorunu finansal şartların gevşetilmesi ile çözülür ama %20 enflasyon kabaca piyasada olması gerekenden %20 daha fazla likidite olması anlamına gelir ama buna rağmen komik ve saçma olarak yorumlanabilecek şekilde piyasada yeterince likidite dönmüyor ve %20 enflasyona rağmen finansal şartların gevşetilmesi hem pek mümkün değildir hem de beklenen faydadan çok daha fazla soruna sebep olabilir. Son zamanlarda iyi niyetle konkordato veya iflas ilan eden şirketlerin açıklamaları tek kalemden çıkmış gibi ! Şirketlerin hepsi alacaklarının borçlarından çok daha fazla olduğunu ama alacaklarını tahsil edememeleri sebebiyle yükümlülüklerinin de yerine getiremediklerini ifade ediyorlar. Piyasadaki en büyük sorunlardan biri Zombi şirketler...

 Zombi şirket; bilanço olarak sürdürülmesi imkansız hale gelmiş şirketleri ifade eder, bu tür şirketlerin çoğalması sebebiyle piyasadaki sıkıntılar çok daha derinleşmiş durumda; bir şirketin kötü niyetle veya gücünün yetmemesi sebebiyle yerine getirmediği bir yükümlülüğü alacaklıyı, alacaklının alacaklısını silsile halinde bütün ekonomiyi olumsuz etkiliyor; Bu durum her zaman konkordato veya iflas ile sonuçlanmıyor olsa da genel anlamda ekonomik hareketliliği olumsuz etkiliyor.

 Borç almak kabaca ilerideki gelirin bugünden harcanmasıdır, bir bedel karşılığında gelecekte refahın bugünden tüketilmesi(paranın doğru yatırımlara yönlendirilmemesi durumunda), ekonominin canlanması ile sonuçlanır. Borç tahsil edememe ise bunun tam aksi yönünde sonuçlar doğurur ve bugün ekonomimiz bir başka sorunu da budur, ödemelerin vadesi devamlı olarak uzamakta ekonomik hareketlilik zayıflamakta, refah ertelenmektedir.

 Piyasada hem zombi şirketler hem de zombi şirket mağduru iyi şirketler mevcut o yüzden kamunun iyi şirketler ile kötü şirketleri ayıran önlemle reel sektörü desteklemesi önemli.

 Bir kalp hastasının sorununu çözmek için ciğerini, midesini iyileştirmek nasıl sonuç vermezse aynı şekilde bilanço olarak ciddi sorun yaşayan özel sektörün sadece makro ekonomik tedbirlerle iyileşmesini beklemek zor. İyi bir planlamayla mümkün olan en az olumsuz yan etkiyle sorun daha da derinleşmeden düzeltilmesi gereklidir.

 Bu makale biraz durum tespiti gibi oldu, makalenin devamı gelecek. Reel sektörün sorunlarının çözümü konusu hakkında toplumda yaygın şekilde borcu ödemeyiz olur biter ya da alacaklılar bizim iflasa sürüklenmemize izin vermez gibi makul olmayan fikirler mevcut. O konu hakkında daha önce alttaki makaleyi yazmıştım.

(Güncelleme sona erdi.)

TÜRKİYE DIŞ BORCUNU NASIL ÖDÜYOR

   Şu paylaşımda (Link) Türkiye'nin dış borcunun son zamanlarda neden çok arttığını sebepleriyle yazmıştım özetle Türkiye'nin dış borcunun çok ciddi şekilde artmasının 3 sebebi var;

9 Kasım 2018 Cuma

TÜRKİYE'NİN DIŞ BORCU NE KADAR 2018

Ön not: Bu paylaşımın bazı kısımlarına daha önce başka paylaşımlarda değinmiştim ama yazmayı planladığım birkaç makalede tekrara düşmemek için türkiye'nin dış borcu ile alakalı bir paylaşım yapmaya ihtiyaç duydum.

 Türkiye'nin dış borcu son verinin yayınlandığı 2018 ikinci çeyrekte 456,6 milyar dolardı yani kabaca 450 milyar dolardır; Türkiye'nin dış borcu ifadesi bazen devletin(kamu) bazen ise bütün ülkenin borcu olarak algılandığı ya da net olarak ifade edilmediği için kafa karışıklığına sebep olabilmektedir, devletin(kamunun) dış borcu 140 milyar dolar civarındadır; kalan borcun çok küçük bir kısmı(0,5 milyar dolar) Merkez Bankası aitken geriye kalan 310-320 milyar dolarlık kısım özel sektörün borcudur. 


8 Kasım 2018 Perşembe

TÜRK LİRASI İÇİN 2019 NASIL GEÇER

 2018 yılının sonuna yaklaştık, 2019 yılı hakkında tahminler ortaya çıkmaya başladı; ekonomistlerin açıklamaları, açıklanan veriler ve benzeri birçok veri bize 2019 yılının zor geçeceğini gösteriyor ama bu durum Türk Lirası için nispeten iyi bir sene yaşanmasına sebep olabilir.

7 Kasım 2018 Çarşamba

TÜRKİYE'DE PETROL VAR MI TORYUM GERÇEKTEN DEĞERLİ Mİ

 Dün ülkemizde Bor madeniyle ilgili şehir efsanelerini ve Bor rezervinin asıl değer hakkında bir paylaşım yapmıştım, bugün de yine efsanelere konu olmuş diğer iki maddeyi yazmak istedim.

TÜRKİYE'NİN BOR REZERVİ NE KADAR DEĞERLİ

 Türkiye'de özellikle ekonomik anlamda sıkıntı yaşadığımız dönemlerde belli madenler ile ilgili şehir efsaneleri hızla yayılıyor; Bor, Toryum ve Petrol ise bu hikayelerde en fazla yer bulan madenler... Bu paylaşımda Bor madeni rezervleri hakkındaki efsanelerinin kaynağını, sebebini ve gerçeklik payını açıklamaya çalıştım.

6 Kasım 2018 Salı

BATIK MALİYET YANILGISI

 Batık maliyet yanılgısı; Kişilerin geçmişte harcadığı para ya da  emek sebebiyle yanlış yatırımı veya davranışı sürdürmesine verilen addır, Normalde bir yatırıma karar verilirken gelecekte edilecek muhtemel fayda, kar göz önüne alınması gerekir iken birçok yatırımcının aslında tam aksine geçmişteki harcamalarını göz önüne alarak hareket ettiği görülmüştür ki bu durum yatırımcıların zararını artırmasına, fırsatları kaçırmasına sebep olur.

5 Kasım 2018 Pazartesi

TÜRK EKONOMİSİNİ BEKLEYEN BÜYÜK RİSK

 2018 yılı kötü bir yıldı ve ekonomi yönetimimiz sorunları çözmek için kapsamlı bir plan hazırladı, bu plana göre çok basitçe 2019 yılı iyi geçmeyecek ve ekonomide dengelenme yaşanacak, 2020'de toparlanma gerçekleşecek, 2021'de ise Türkiye çok daha sağlam adımlarla ilerlemeye başlayacak; bu planı değerlendirmeyeceğim fakat sıkıntı şu ki bu plan ile küresel beklentiler arasında bir uyumsuzluk var ki bu da ilerideki yılları Türkiye için çok daha zorlu hale getirebilir.

1 Kasım 2018 Perşembe

KASIM AYINDA TÜRKİYE'Yİ ETKİLEYECEK ÖNEMLİ EKONOMİK GELİŞMELER

 Türk varlıkları açısından çok zor geçmesi beklenen Ekim ayı, beklentilerin aksine çok olumlu geçti; Kasım ayı, Ekim kadar büyük zorluklar ile karşılaşacağımız bir ay olmasa da yine de birçok önemli ekonomik gelişme bizi bekliyor.

Yusuf yuksel