9 Nisan 2019 Salı

2019'da Ekonomi Nasıl Olacak(güncellendi)

 Daha önce bu paylaşımda ''2019'da ekonomi nasıl olacak'' sorusuna cevap vermeye çalışmıştım, bir süredir önümüzdeki senelerde dünya ekonomisi hakkındaki beklentilerde ciddi değişiklikler oluyor; şu linkte (2019 Ekonomi yorumları-Link-) dünya ekonomisi ile ilgili gelişmeleri sık sık güncelleyerek yazıyorum. Bu paylaşım ise daha çok yurt içi gelişmeler ile alakalı.(açıkçası ayırmak son derece zor.)2019 Ekonomi yorumları bize 2019'un Türkiye için zor geçeceğini ve dünya içinde şimdilik bir kriz ya da resesyon yılı olmadığını ama sıkıntıların arttığı bir yıl olduğunu gösteriyor.Bu paylaşımdaki makaleler Türkiye'de 2019'da ekonomi nasıl olur? Sorusuyla alakalı.


Enflasyon Tek Haneye Düşebilir mi?


 Seçim öncesi ve sonrası ekonomi bakanı Berat Albayrak defalarca Sonbahar'da tek haneli enflasyon görüleceğine dair açıklamalarda bulundu; Türkiye'nin en temel problemi olan enflasyonun en azından tekrardan tek haneli rakamlara dönmesi ekonomi üzerindeki olumsuz algının hızla düzelmesine sebep olabilirdi ama bunun gerçekleşme ihtimali yeterince güçlü değil.

 2019 yılında şu an aylık ortalama %0.7 gibi yıllık %10'nun altını işaret eden bir enflasyon yaşadık ama bu rakamların sağlanması için akaryakıtta eşel mobil uygulaması, enflasyon ile topyekün mücadele, kdv indirimleri, ötv indirimleri vb. birçok önleme başvuruldu benzer adımların bütün seneye yayılması hem ekonomi açısından sağlıklı olmaz hem de kamu maliyesi ve şirket ciroları açısından mümkün değildir. Şu an Merkez Bankası beklenti anketi vb. birçok kurumun beklentilerinde 2019 enflasyonunun %15'in biraz altında veya üstünde olması bekleniyor fakat bu senaryoda da enflasyon aylara göre düzenli bir yayılım gösterirse kıl payı da olsa 2019'da enflasyonu tek hanede görebiliriz.(Kasım ayına kadar geçen seneden gelen baz etkisi sebebiyle)



2019 ekonomi yorumları
2019 Aylık Enflasyon


  Enflasyonda tek haneli rakamların görülmesi simgesel olarak önem taşıyor olsa da sürdürülebilir bir başarı için önümüzdeki yedi ayın baz etkisi önemli olacak.




 Küresel ekonomide zayıflama beklentileri güçleniyor; özellikle Çin-Abd ticaret müzakereleri veya Brexit kaynaklı olumsuz senaryolarda küresel ekonominin 2019'da beklenenden çok daha hızlı soğuması ifade ediliyor ki senaryolar kriz/resesyona kadar uzuyor bu şekilde senaryoların yaşanması durumunda genel ekonomik görünümümüzün çok daha kötüleşmesi beklenir ama bu türlü bir senaryonun olumlu yanı ise enflasyonda daha kuvvetli iyileşmedir.(Küresel ekonomideki belirsizlikler başka bir makalenin konusu)

 Enflasyon konusunda iyimser olmak için elimizde daha fazla sebep olsa da enflasyonda en kötünün artık çok uzakta olduğuna emin olmak için de henüz erken !

 2018'de enflasyonun %25'lere ulaşmasının ana sebebi enflasyon>Türk Lirasının değer kaybetmesi(maliyet enflasyon)>enflasyon... kısır döngüsünün yaşanmasıydı 2019'un başından beri enflasyon baskısının azalması sebebiyle bu kısır döngü kırıldı ama Türk Lirası değeri üzerindeki baskı tekrardan hortladı.

 2018'de Türk Lirasının uğradığı değer kaybından yüksek büyümenin ve yüksek büyümenin sebep olduğu cari açığın güçlü etkisi vardı. Yüksek büyüme kredi talebini kuvvetlendirir, Türkiye'de tasarruf her dönem az olduğu için kuvvetli ekonomik büyüme dış borçlanma ihtiyacını artırır yine yüksek büyüme döneminde tüketim(ithal) ve ithalata bağlı üretim de artacağı için cari açık da artar bu faktörler de ekonomi üzerinde döviz ihtiyacı baskısı oluşturur. Geçen sene beklenen cari açıkla beraber Türkiye'nin döviz açık pozisyonu(bir sene içinde ihtiyaç duyulacak döviz miktarı) 250 milyar dolar civarında iken bu senenin başında bu rakam 200 milyar doların altına düştü halen Türk ekonomisi için yüksek bir rakamdan söz ediyor olsak da nispeten iyileşme kaçınılmazdı ki bu etkiyi döviz kurunda, enflasyonda gördük. Son haftalarda artan dolarizasyon etkisiyle döviz kuru baskısı tekrardan kuvvetlendi.( Döviz hesaplarındaki yabancı paraların değeri 180 milyar doları aşarak rekor kırdı.) 

 Üfe %45'lerden %30'lara gerileyerek ciddi bir iyileşme gerçekleştirmiş oldu ama halen Üfe- Tüfe arasında çok ciddi fark mevcut ve Üfe'nin Tüfe üzerindeki yukarı yönlü baskısı devam ediyor.

 Küresel belirsizlik, seçim belirsizliği(bu makale yazılırken henüz İstanbul seçimleri net olarak tamamlanmadı) Abd ile tekrardan ciddi sorunlar yaşanması riski, Yarın açıklanacak(10 Nisan Paketi) olacak paket(Enflasyona etkisi belirsiz) vb. birçok faktör enflasyon görünümündeki iyileşmeyi tehdit ediyor. Son kur atağından önce Mayıs ayı ile beraber Merkez Bankası'nın faiz indirimlerine başlayacağı ifade edilmişti  ama şu an beklenti enflasyondaki iyileşmenin devam etmesi için önlemlerin en azından Haziran-Temmuz aylarına kadar sürdürülmesi gerekir.


Twitter: Yusuf Yüksel

Facebook: Yusuf Yüksel




 (Güncelleme sona erdi.) 


(01.04.2019)


Petrol fiyatlarının Çöküşü ve Asgari ücret zammı




Son bir haftadır Petrol ve doğal gaz fiyatlarında son derece olumsuz(Türkiye açısından olumlu) rakamlar görmeye başladık. Abd'nin İran yaptırımları sebebiyle yaklaşık bir ay önce +100 $ senaryoları telaffuz edilirken son günlerde 2019 yılı dünya ekonomisi hakkındaki beklentilerde marjinal bozulma sebebiyle petrol fiyatlarında beklenmedik bir fiyatlama gördük. Petrol fiyatları yaklaşık bir ayda %40'tan fazla değer kaybetti, normalde bu durumun Türkiye'yi pozitif değil, nötr etkilemesi gerekir çünkü yaygın kabulün aksine geçmişteki onlarca örnek bize petrol fiyatlarının küresel beklentilerdeki bozulma sebebiyle düşmesi durumunda gelişmekte olan ülkelerin bu durumdan fayda göremediğini gösteriyor. (Petrolü aşağı çeken gerekçeler gelişmekte olan ülke ekonomilerini ve varlıklarını da son derece olumsuz etkiliyor.) İçinde bulunduğumuz Aralık 2018'deki petrol fiyatları ise 2019 ekonomi tahminlerinde değişimle beraber Abd'nin petrol fiyatlarına güçlü müdahalesi sebebiyle de düşüyor ve Abd'nin arz-talep dengesine müdahalesi kadar biz bu durumdan olumlu etkileniyoruz.


 Abd'de kaya petrolünün ve gazının yaygın kullanımı sonrası dünya petrol/ doğal gaz piyasası marjinal şekilde değişti ve artık Abd en güçlü piyasa yapıcılar arasında, son aylarda Abd'nin(Trump) petrol fiyatlarını düşürün talebine Opec'in olumsuz cevap vermesi sebebiyle Abd kendi başına harekete geçti ve petrol fiyatlarını aşağıya çekiyor; Opec'in arz kısıntıları ile petrol fiyatlarını destekleme çabalarını Abd aşırı arz artışı ile engelliyor, son aylarda Abd'nin petrol üretimi Suudi Arabistan'ı da geçerek günlük 12 milyon varil seviyelerine yaklaştı, bu durum tabii ki bizi olumlu etkiliyor. Birkaç sene önce 70 dolar seviyesinin altında maliyetler sebebiyle üretimi devam etmeyen Abd kaya petrolünün günümüzde 50 doların altında bile üretimini devam ettirebilmesi konumuzun dışında ayrıca dikkat çekici bir durum.

 Konu Dışı: Petrol fiyatları dünya ekonomisini maliyet(enflasyon) yönünden çok güçlü şekilde etkilediği için yüksek petrol fiyatları hiçbir üreticinin faydasına değildir çünkü petrol fiyatları arttıkça dünya ekonomisi ivme kaybedeceği için talep düşecektir o yüzden petrol üretici ülkeler kar/ talep dengesini gözeterek optimum bir seviyeyi hedeflerler ki Abd de artık bu ülkeler arasındadır. Abd, güçlü bir petrol üreticisi olduğu günden beri bu dengeyi gözetmek için petrol üretimini kendi ihtiyacı seviyesinde tutmaya çalışıyordu ama bu bakış açısı Trump ile değişti, bu durum Abd için çok faydalı da değildir; Abd, ilerideki yıllarda petrol üzerinden çok daha etkili siyasi ve ekonomik güç elde etmek istiyor hatta orta-uzun vadede Abd'nin petrol üretim gücünü artırması durumunda tarihi rakibi Rusya'yı ciddi şekilde değişim sağlamak veya günümüz Hindistan'ı gibi sağlam eğitim altyapısı olan(belli alanlarda) ve elinde nükleer güç olan fakir bir ülke durumuna düşürebilir. O konu hakkında şu yazıyı yazmıştım.-Link- Abd, bu güce ulaşmak için petrol yatırımlarını artırması gerekir fakat petrol fiyatları düştükçe doğal olarak petrol yatırımları azalır.



2019 ekonomi yorumları
2019'da Ekonomi nasıl olacak



 Konuma dönersem; doğal gaz fiyatlarındaki düşüş de dikkat edilirse petrol fiyatlarındaki düşüşte Abd'nin doğrudan etkisi görülebiliyor. 

 Mevcut durum bizi son derece pozitif etkiliyor ve Trump'ın petrol fiyatlarını düşük tutma çabasının arkasında da Abd ekonomisini güçlü tutma çabası dikkat çekiyor çünkü beklentiler ve rakamlar Abd'nin 2020-2021 yıllarında resesyona girebileceğini gösteriyorç-Link-  2020'nin Kasım ayında Trump yeniden seçime girecek. (Aslında Trump'ın henüz başkan adayı olması da garanti değil.)  Abd'de ekonomik başarı ile oy oranı arasında çok çok güçlü korelasyon olduğu halde Trump, Abd ekonomisinin son derece iyi olduğu bir dönemde bile geçtiğimiz seçimlerde başarılı olamadı, kötü ekonomik koşullarda başarılı olması çok çok düşük ve bu sebeple Trump, Abd ekonomisindeki kötü gidişatı engellemek için elinden gelen her şeyi yapacaktır; bundan da Abd'nin petrol fiyatlarını aşağı çekme politikasını sürdüreceği sonucunu çıkarabiliriz. Petrol fiyatları tek başına ekonomimize çok büyük katkı verebilecek olmasa da cari açık, enflasyon, Türk Lirası değeri konularında bizi çok olumlu etkileyecektir.

 Bir diğer önemli gelişme de asgari ücretin belirlenmesi konusunda oldu, asgari ücret %26 artırılarak 2.000 lira seviyesine geldi, daha önce şu paylaşımda uzunca anladığım kadarıyla açıklamaya çalışmıştım;-Link- asgari ücret bir hedefleme işidir ve asgari ücretin olması gereken seviyeden az ya da çok olması ne işveren ne de çalışanın çıkarına olmaz; asgari ücret zammı da tam olarak olması gereken seviyede yapıldı.

 Asgari ücretin enflasyonun üstünde zamlanmış olduğu doğrudur ama enflasyon bize ülkemizdeki bütün kesimlerin masraf, maliyet artışı hakkında bilgi verir ama enflasyon sepetindeki ürünler incelenince alt gelir grubunun harcamalarının ortalama enflasyondan daha fazla olduğu görülür yani asgari ücrette haksız bir artış yok. Bu durumdan çok negatif etkilenecek iş yerleri ne yazık ki bulunuyor ama çok net şekilde söyleyebilirim ki farklı senaryolarda asgari ücretli enflasyona ezdirilirdi ve sorun yaşayacak işletmeler bir süre sonra aynı sorunları gelirler tarafından da yaşardı. Özetle; başarılı bir zam oldu 
. Bazı fedakarlıklar yapılamaz mıydı? Evet ama ülkede fedakarlık yapılacaksa sıra en son asgari ücretlilere gelmelidir.

 Şu an 2019'da Türkiye ekonomisi için beklenen olumsuzluklar devam ediyor ama yine de hem petrol fiyatlarında çöküş hem de asgari ücret zammı ekonomimiz açısından olumlu oldu.


Twitter: Yusuf Yüksel 




Facebook: Yusuf Yüksel 

(Güncelleme sona erdi.)


Aralık enflasyonu ve faiz indirimleri 


3 Ocak Perşembe günü 2018 Aralık ayı enflasyon rakamları açıklanacak; anketlere göre enflasyonda %0.5'in altında bir düşüş bekleniyor, yıllık enflasyonun ise %20.5 seviyesine gerilemesi bekleniyor. 

 Enflasyondaki iyileşmenin normalde Türk Lirasını da olumlu etkilemesi ve enflasyondaki iyileşmenin daha da kuvvetlenmesi beklenir ama son zamanlarda Merkez Bankası'dan faiz indireceğine dair yerli ve yabancı basında çıkan haberler bu pozitif etkiyi engelliyor hatta ilginç şekilde enflasyonda iyileşme Türk Lirasının değer kaybetmesini sağlıyor. Faiz indirimleri konusunda Merkez Bankası ve ekonomi yönetiminden net bir mesaj gelmediği müddetçe bu ilginç fiyatlamalar devam edebilir.


 Merkez Bankası faiz oranı %24, anketlerdeki beklentilere göre enflasyon %20.5'a gerileyecek, şu an mevcut fark günümüzde gelişmekte olan ülkeler için ideal seviyede fakat diğer taraftan bütün veriler bize ekonomik hareketliliğin düştüğünü gösteriyor, bu kötü verilerin olumlu yanı ise enflasyondaki iyileşmenin hızlanmasının beklenmesidir; 12 ay sonraki enflasyon beklentileri %16'a kadar düştü o yüzden normal şartlar altında faiz indirimleri beklenebilir.

  Faiz indirimlerinin başlamaması için de çok geçerli sebepler mevcut öncelikle yakın zamanda yapılacak bir faiz indiriminin zamanlaması Türk Lirasının değeri açısından olumlu olmayabilir. Veriler bize seçim dönemlerinden Türk varlıklarının olumsuz etkilendiğini gösteriyor.


Aylara Göre yabancı sermaye giriş çıkışı

 Grafikte de görüldüğü gibi 2018'de seçim dönemi çok kuvvetli döviz çıkışı yaşanmış, önümüzdeki Mart seçimlerinde de daha hafif veya daha sert Türk varlıklarına  olan talebin düşmesi beklenebilir ve bunun sonucu da Türk Lirasında değer kaybı beklenebilir; Merkez Bankası faiz indirimi ile hem Türk Lirasının değer kaybını kuvvetlendirebilir hem de Türk varlıklarına karşı olan düşmesi muhtemel talebi daha da düşürebilir yani faiz indirimi için zamanlama uygun değil.

   Merkez Bankası açıklamalarında defalarca enflasyonda kalıcı iyileşme sağlanıncaya kadar sıkı para politikasının devam edeceğini belirtti; şu an enflasyondaki iyileşmede vergi indirimleri, indirim kampanyaları vb. faktörlerin ciddi etkisi var, bu etkiler ortadan kalkınca da enflasyondaki iyileşme devam edecek mi net değil; Üfe'nin baskısı halen kuvvetli, küresel şartlar(petrol fiyatları vs.) bizim açımızdan son derece olumlu bu etmenlerin dışında da enflasyondaki olumlu ivme halen devam edebilecek mi belirsiz o yüzden enflasyonda kalıcı bir iyileşmenin mevcut olup olmadığı henüz net değil.

 Önümüzdeki üç ay 2018 baz etkisi de (1,02-0,73-0,99) zayıf ama nisan ayı ile beraber çok çok kuvvetli baz etkisi başlayacak.


 Özetle 2018 Aralık enflasyonu olumlu gelse bile Nisan'a kadar faiz indirimlerinin başlamayacağını, Nisan sonrası da mevcut olumlu şartların devam etmesi durumunda kuvvetli faiz indirimleri başlayabileceğini düşünüyorum.


(Güncelleme sona erdi.)


20.12.2018


Fed kararı Türk Varlıklarını nasıl etkiler


 Büyük merak uyandıran Fed'in 2018 sene sonu toplantısı sona erdi; 2019'da ekonomi nasıl olur sorusunun cevabını bu toplantıda alabileceğimizi düşünüyorduk ama Fed başkanı Powell'ın çelişkili ifadeleri  Fed'in gelecek seneki planlarını net şekilde öğrenmemizi engelledi, Fed'in 2019'da dün bahsettiği hedeflerden daha sıkı ya da gevşek politikalar izlemesi ihtimali halen imkansız değil.

 Fed 2019'da Abd ekonomisinin çok güçlü olacağını ifade ediyor; Abd'de çekirdek enflasyon, (Petrol fiyatları manşet enflasyonu etkiler, Fed ise ''normalde'' çekirdek enflasyonu takip eder.) İşsizlik rakamları(Tarihi diplerde), Üfe gibi veriler ve Fed'in çizdiği 2019 resmi bize gelecek yıl iki faiz artırımın yeterli olmayabileceğini gösteriyor.

 Fed, dünkü toplantıda ifade ettiğinden daha gevşek para politikası da izleyebilir; Fed başkanı 2019'da şartların 2018'e göre daha zorlu olabileceğini bu yüzden üç yerine iki faiz artırımı beklediğini açıkladı ama aynı toplantıda ısrarla bilanço normalleşmesinin devam edeceğini vurguladı; bilanço normalleşmesi aynı şekilde devam ederse gelecek yılın Fed politikası bu yıldan daha gevşek demek zor zaten piyasanın bilanço normalleşmesi sorularına verdiği tepki bize net şekilde piyasanın beklentisi gösteriyor. Fed açıklaması, birinci bilanço  ve ikinci bilanço normalleşmesi sorularına Dow Jones Endeksinin tepkileri şöyle olmuş.





2019'da ekonomi nasıl olacak
2019'da ekonomi nasıl olur

 Kısacası Fed'in dünkü toplantıda bahsettiği plandan sapması gerektirecek olumlu veya olumsuz sebepler mevcut; Jerome Powell, son iki Fed başkanı gibi piyasayı istediği gibi yönlendiremiyor olsa da Fed'in halen geçmişte olduğu gibi olumlu ya da olumsuz şartlara rağmen mevcut planından sapmamasını  bekleyebiliriz.

Fed'in 2019 planı Türk varlıklarını nasıl etkiler


 Türk Lirasının değer kaybetmesinin en önemli sebebi  yüksek dış borçluluktur; Fed'in faiz artırmaması biz ve benzerimiz ekonomilerin üzerindeki borç, borç çevirme baskısını düşürecek, borç baskısını en fazla hisseden ekonomi Türk ekonomisi olduğu için bu karardan en pozitif etkilenecek ekonomilerden biri Türk ekonomisidir fakat Fed faiz oranları daha çok Abd ekonomisini etkiler; Türk yükümlülerin (kamu, özel kesim, hane halkı) borç öderken muhatap olduğumuz faiz oranları libor faizleridir.

 Son bir yılda libor faizleri, Fed faiz oranlarından daha fazla arttı; Fed'in bilanço küçültmesi devam ettiği sürece de liborun artması beklenebilir. (Küresel ekonomide dikkat çekici yavaşlama olmaması durumunda-talep düşmesi-)

 Fed'in her faiz artırımının etkisi Türkiye'nin kredi derecesi sebebiyle bize nispeten daha olumsuz yansıyor, Abd Tahvilleri genelde AAA+(100 üzerinden 100) seviyesinde iken bizim tahvillerimizin üç derecelendirme kuruluşu ortalama seviyesi yüksek spekülatifin bir kademe üstüdür.(100 üzerinden 70) Ülke kredi notu düştükçe risk / piyasanın getiri talebi artıyor kısacası Fed'in yapmaktan vazgeçtiği 0.25 puanlık faiz artırımı bize en az 100 puan kadar katkı yapar.(Zarardan kar !)

 Fed kararı öncesi çok sayıda paylaşımda açıklama çalıştım halen de aynı fikirdeyim; Fed, Abd borsalarını(dolaylı olarak küresel borsaları) faiz oranları ile destekleyemez, küresel borsaları yaklaşık 8 senedir sürükleyen ve şu an sıkıntıya sokan faktör likiditedir ve küresel borsalarda sıkıntı sürdükçe Türk borsalarında da sıkıntıları devam edeceği tahmin ediyorum; Abd 10 yıllık tahvilleri nasıl bütün dünya tahvillerinin göstergesidir, S&P 500 de dünya borsalarının göstergesidir.

 Olumsuz faktör ise Fed sıkılaşma patikasından çıkarak bütün dünyadaki yatırımcılara resesyon ihtimalini ilan etti, piyasa bundan sonra her türlü olumsuz veriye daha sert tepki verebilir.



(Güncelleme sona erdi.)

(11.12.2018)

Abd'de Resesyon Türkiye'nin çıkarına Olabilir 


 Daha önce birkaç paylaşımda değinmiştim, Fed geçmişteki resesyonlarda ekonomiyi tekrardan hareketlendirmek için %5-8 arasında faiz indirimlerine gitmişti; yine geçmişteki her resesyonda Fed faiz oranlarını bir önceki resesyondan daha aşağıya çekmek zorunda kalmıştı; finansal krizde Fed faiz oranını sıfıra çekmiş olsa da varlık alım programları Fed'in faiz oranlarını -%3'e indirmesine denk para politikasında gevşeme sağladı.(Fed gölge faiz oranları)


2019'da ekonomi nasıl olacak
Gölge Faiz oranları

 Abd'de faiz oranları şu an %2.25 yani Fed'in uygulayabileceği en şahin Fed politikası ile bile Fed'in önümüzdeki resesyonda(Tarih Net değil) piyasayı harekete geçirebilecek gevşeme kapasitesi yok.

Avrupa ve Japonya merkez bankalarının faiz oranları negatif ve iki merkez bankası da 2008 Krizi'nden beri 4'er trilyon dolar değerinde bilançoları büyüttüler.(para bastılar) İngiltere Merkez Bankası'nın faiz oranı %0.75 ve BOE de 2008'den beri bilançosunu 650 milyar dolar değerinde artırdı; konuyu gereksiz ayrıntıya boğmamak için kısaca Avrupa-Japonya ve İngiltere ekonomilerinin Abd ekonomisine göre daha ciddi sorunları var diyebiliriz.

 Saygın kurumlar ve fiyatlamalar 2019 yılı için küresel kriz ihtimalini şu an zayıf görüyor ama 2020-2021 gibi  muhtemel bir krizde Fed'in faiz oranları piyasayı hareketlendirmek için yetersiz iken diğer merkez bankalarının faizleri zaten yok denecek kadar az olacak, Merkez bankaları çok uzun zamandan beri olduğu gibi  sorunları sadece erteleme yoluna gidebilirler; bunun da anlamı piyasaya tekrardan trilyonlarca dolar değerinde para basmak olur, 2008 Krizi'nde büyük merkez bankaları piyasaya 12-13 trilyon dolar değerinde para basmıştı ve bu meblağın sadece 300 milyar dolarlık kısmı Fed tarafından geri çekilmiş durumda, bir sonraki krizde bundan çok daha fazla para basılması söz konusu olabilir.

( Bu benim olumlu senaryom, yarın neden böyle kararlar alınmaz ve alınmaması gerektiği ile ilgili diğer senaryoyu yazacağım.)

 Böyle bir durum gerçekleşirse ne olur; 

Öncelikle Türkiye'nin planı ne?

-2019 zor bir yıl olacak.(Makro ekonomik göstergelerimiz düzelecek.)
-2020'de sorunlarımızı çözmüş olacağız.(Çok iyi bir sene olması beklenmiyor.)
-2021'de sorunlarımızı çözmüş olacağız.

 Bunun dışında önümüzdeki yıllarda illa ki dünyada bir kriz yaşanacak ve tabii ki bu durum bizi olumsuz etkileyecek yani bu senaryoya onu da eklemek gerekir.(Daha önce Türkiye'nin planları ile küresel krizin zamanlamasının Türkiye için çok ciddi sorunlara sebep olabileceği ile ilgili şu yazıyı yazmıştım. -Link- )

 2020'de Abd'nin resesyona girmesi senaryosunda önümüzdeki yılların bizim açımızdan çok daha zor bir sene olacağını tahmin etmek zor değil ama bunun bir kısmını biz zaten planladık, bir kısmı da(küresel kriz) eninde sonunda yaşanacak bir sıkıntı... Sıkıntılı dönemin ardından yeni bir varlık alım programına gidilmesi durumunda artan likidite sayesinde Türk Lirası ekonomi yönetiminin planladığı bir seviyede rahatlıkla dengelenebilir yine küresel çapta artan aşırı likidite en ufak bir nemaya saldıracağı için faiz oranları sorunumuz da çok rahat bir şekilde çözülecektir. Bundan önemlisi zorlu bir dönemden sonra 10 sene kadar küresel şartların iyi geçmesi beklenebilir ki bunun da anlamı kısa-orta vadeli bütün yapısal reformların hayata geçirilebilmesi için gerekli olan finansmanın ve zamanın kazanılmasıdır.

  Dünya ekonomisinin son kırk senesinin özeti çok daha büyük bedeller ödemek pahasına sorunları ertelemektir o yüzden(mantığım imkansız dese de) büyük merkez bankalarının orta vadede finansal şartları bir defa daha çılgınca cazip hale getirmesi ciddi bir ihtimal ve biz bundan büyük fayda görebiliriz, bahsettiğim senaryo orta vadede Türkiye için olabilecek en iyi senaryo demek hatalı olmaz ve bu senaryo Türkiye'ye bütün sorunlarını çözme fırsatı sunar, bu senaryonun yaşanması kadar büyük bir krizde Türkiye ve dünya için çok ciddi olumsuzlukların yaşanması da ciddi ihtimal, Yarın felaket senaryosunu ve büyük merkez bankalarının neden bir kere daha varlık alım programlarına başvurmak istemeyeceğini anlatmaya çalışacağım.


(Güncelleme sona erdi.)

(10.12.2018)

Yeni bir Varlık Alım Furyasının çok ağır sonuçları Olabilir 


Dün bu paylaşımda şu an Abd'de yaşanan olumsuz fiyatlamanın Abd'de resesyon> küresel resesyon ya da kriz olup olamadığını ve bir sonraki büyük krizde merkez bankaların atacağı muhtemel adımların bize etkisini yazmaya başlamıştım.

 Türkiye'de ve dünya son on yılda yaşanan ekonomik rahatlığın en temel sebeplerinden biri 2008 Krizi sonrası büyük merkez bankalarının uyguladığı varlık alım programlarıdır; çok uzak olmayan bir gelecekte dünyada yine bir krize ya da resesyona gireceğini gösteren veriler artıyor ve bu soruna çözüm yeni bir varlık alım programı çılgınlığı olabilir.(Bunun nedenleri ve bize sağlayacağı faydaları bu paylaşımda paylaşmıştım.) Bu paylaşım ise yeni bir varlık alım çılgınlığının riskleri ve dünyayı sürükleyebileceği sorunlar hakkında.


1. Yeni Bir Varlık Alım Programının sonuç vermeyebilir


 Ekonomiyi anlamak isteyen insanlar ilk sorduğu sorulardan biri şudur; Neden para basıp borçlarımızı ödemiyoruz? Cevabı da şudur çünkü en basit şekilde piyasada 1 ürün ve 1 lira varsa 1 ürün 1 liradır, piyasaya 1 lira daha para sürülürse 2 ürün alınamaz, piyasadaki ürünler 2 lira olur; buna rağmen neden para arzı artırılır şurada açıklamaya çalışmıştım.-Link

 Normalde para basmanın sonucu enflasyon olması beklenir ama devamlı olarak düşük faiz, para basma yönteminin ekonomiyi hareketlendirme konusunda başarılı olacağının garantisi yok; Japonya 30 yıldır para basıyor ama halen enflasyon üretemedi, benzer hikayeyi Avrupa'da yaşıyor, bu iki ekonomik bölgenin başka sorunları sebebiyle böyle bir durumla karşı karşıya olduğunu düşünebiliriz ama Abd'de de varlık alım programları çok başarılı oldu diyemeyiz; Abd'de varlık alım programı diğer büyük ekonomilere göre daha başarılı olmuş olsa da program en başta 2 yıl ve 800 milyar dolarlık bir plan iken Abd ekonomiyi hareketlendirmek için 3.5 trilyon dolar para basıldı ve program beş sene sürdü.

 Diğer yandan Japonya ve Avrupa örnekleri bize varlık alım programları ekonomiyi hareketlendirme, enflasyon konusunda başarısız olamaz iken bu programları sonlandırmanın ciddi bir deflasyonist etkisi olduğunu gösteriyor yani basitçe para basmanın bir ekonomiye faydası şüpheli iken zararı çok yüksek ihtimal.

 Özetle yakın vadede büyük bir kriz yaşanması durumunda varlık alım programlarının başarılı olup olamayacağı şüpheli.

 2. Varlık Alım Programları Bir Çözüm Değil Sadece sorunu Ertelemeye Yarar:


 2008 Krizi sonrası dünyada 12-13 trilyon dolar değerinde para basıldı ve geçen on sene içinde 2008 Krizi'nin etkileri bile tam olarak giderilemedi, hiçbir büyük merkez bankası tekrardan gevşeyecek kadar parasal sıkılaşmaya gidememiş iken bu süreçte basılan paranın sadece 300 milyar dolarlık kısmı piyasadan geri çekilebildi.

 Bahsettiğim para basma sürecinde dünyadaki borç oranı %50 civarında arttı; bundan 10 sene önce bir ülkede borç oranı milli hasılanın %100'üne denk gelmesi ciddi sorun ifade eder iken şu an dünyada bu oranın altında borçlu ülke pek yok yani önümüzdeki krizde varlık alım programları başarılı olabilse bile 10 sene sonra(dünya yaklaşık her on senede bir büyük bir krize giriyor.) dünya ekonomisi daha büyük ve çözümsüz sorunlar ile karşılaşacak; trende göre önümüzdeki büyük kriz para basarak çözümlense bile sonraki krizde dünya ekonomisi tamamen çaresiz kalabilir.-Link-

  Yani para basma bir çözüm değil sadece daha büyük bedel ödeme pahasına sorun erteleme.



 3. Yeni bir varlık alım programı furyası insanlığa dünya ekonomik sistemini köklü şekilde sorgulatacaktır


   Büyük buhranın temel sebeplerinden biri Abd'nin altın karşılığı para basılması inadı idi, bu sistem 1970'lerde tamamen kullanılamaz hale geldi ve altının yerine dolar önderliğinde rezerv para birimleri geçti. -Link

 2008 Krizi sonrası büyük merkez bankalarının para basması bütün dünyanın işine geldiği için bir bu duruma kuvvetli bir itiraz görmedik ama büyük merkez bankalarının devamlı olarak sistemi suistimal etmesi diğer ülkelere bu sistemi sorgulatacaktır ve dünya ekonomisinde çok daha büyük sorunları tetikleyecektir.

 Daha birçok açıdan muhtemel bir varlık alım programının insanlık için iyi olmayacağını söyleyebiliriz.


(Güncelleme sona erdi.)



2019'da Ekonomi Nasıl Olacak



Bugün 2018 üçüncü çeyrek büyüme verisi açıklanacak, piyasa beklentisi büyüme rakamının %2 civarında gelmesi; sanayi üretimi, kapasite kullanım verileri, pmi verileri vb. veriler bize 2018 yılında beklentilerden daha olumsuz bir rakamlar ile karşılaşabileceğimizi gösteriyor; yine veriler ve küresel şartlar bize 2019 yılının da beklentilerden daha olumsuz olabileceğini gösteriyor.

Öncelikle durumun olumlu kısmı ile başlayayım; bu veri Türk Lirasını orta-uzun vadede destekliyor, son zamanlarda şu türde yorumlar arttı. ''Bütün veriler kötü geliyor, Türk Lirası nasıl değerleniyor?'' aslında sorunun cevabı içinde: '' Veriler kötü geliyor.'' Türkiye'de ekonomik sorunların kaynağı enflasyondur o yüzden ekonomik hareketlilik açısından kötü olan her veri enflasyon ve uzun vadeli ekonomi görünümü açısından olumludur, bu durum da Türk Lirasını olumlu etkiler, soruların temel mantığı şu; eskiden Türkiye'de ekonomide bir sorun ortaya çıkacaksa önce TL aşırı değer kaybederdi ardından sorun baş gösterirdi, sırf bu sebepten toplumumuzda döviz kuru hassasiyeti son derece yüksektir hatta tüketici güveni=dolar kuru demek çok hatalı olmaz ama Türk Lirası ile Türk ekonomisi arasındaki korelasyonun eskisi kadar kuvvetli değil.


Türkiye ve dünya çok ciddi şekilde değişti, günümüzde ekonomi ile çok yüzeysel olarak ilgilenenler bile 2011-2018 döneminin tarihte görülmemiş bir finansal rahatlık dönemi olduğunu bilirler.(Varlık alım programları) 2011-2018 dönemi tarihin başka dönemleri ile karşılaştırılamazsa da bir sıralama yaparsak finansal koşullar bakımından yakın tarihin en rahat ikinci dönemi de 2000-2007 dönemidir diyebiliriz yani kısacası son 19 yılda dünya ekonomisi çok köklü değişikliklere uğradı ve borçluluk sorunu artık ülkeler için(kamu, şirket, hanehalkı) eski zamanlar gibi çok ağır sorunlara sebep olmuyor.



2000'lerin başları ya da öncesinde bir ülkede ciddi bir borç sorunu riski ortaya çıktı mı o ülkenin krediye ulaşım imkanları bıçak gibi kesilirdi hatta bir ülke ya da şirkette borç ödeme konusunda hiçbir sorun olmazsa bile ciddi bir kriz anında krediye ulaşma imkanı birden bire kesildiği için çok basit borçlar bile ülkeleri, şirketleri iflasa sürükleyebilirdi; günümüze dönersek Ekim ayı öncesi Türkiye algısı özellikle yabancılarda çok kötüydü diyebiliriz, buna rağmen geçen Ekim ayı felaket senaryolarında bile en kötü beklentiler Türkiye'nin sendikasyon kredilerini(borcu borçla çevirme) %70-80 civarında bir oranla çevirmesiydi ! bunun anlamı finansal şartlar eskisi gibi aşırı rahat değil ama halen rahatlığın zirvesinden çok da uzakta değiliz, bundan 20 sene önce bugüne göre çok daha basit borçlar ülkelerin onlarca yılının heba olmasına sebebiyet verirdi. link

Türkiye, sendikasyon konusunda ciddi sorunlar yaşamadığı müddetçe ekonomik hareketliliğin yavaşladığını gösteren veriler Türk lirasını olumsuz etkilemez aksine destekler diyebiliriz.(seçim ekonomisi, eski kötü alışkanlıklara dönme vs. bu olumlu havayı bozabilir.) Konu ile tam alakası olmamak ile beraber sadece borç çevirebiliyoruz diye borçlanmak da hatalıdır.

Olumsuz durum ise şu veriler bize 2019'un hesaplanandan daha zor geçebileceğini gösteriyor, yarın açıklanacak büyüme verisi dışında yakın zamanda buna benzer birçok veri aynı duruma işaret ediyor,yurt içindeki verilen dışında yurt dışında da ekonomik görünüm bize desteklemeyebilir. dışarıdaki sorunları madde madde sayarsak;

1.Petrol fiyatları:



 Petrol fiyatlarında felaket senaryoları(100 $) artık pek mümkün görülmüyor ama petrol fiyatlarının düşmesini çok olumlu yorumlamak da zor.(orta-uzun vadede) Petrol fiyatları yakın zamanda talep düşecek ve dünya ekonomisi yavaşlayacak diye düşüyor ,bu da bizim için 2019'u daha zor bir yıl haline getirebilir.

2. Avrupa'da sorunlar artıyor:


En büyük pazarımız olan Avrupa'da sorunlar artıyor; Brexit, İtalya bütçe sorunu, varlık alım programlarının sonlandırılması ya da son erdirilmemesi (her iki senaryo da sorun link ) Avrupa ekonomisini olumsuz etkileyecek, Abd'de de beklentiler nispeten kötüleşmeye başladı .


 Euroyu zayıflatabilecek faktörler artıyor; Euro/dolar paritesi ne kadar zayıflarsa Türk lirasının değerinden bağımsız bu durum bizim ekonomimize zarar veriyor, ülkemizde çok sayıda ihracatçının maliyetleri dolar iken gelirleri euro cinsinden ve bu parite zayıfladıkça bizim ihracatçılarımızın karı azalıyor ya da ihracat yapamaz hale geliyorlar; 2001 Krizi'nin çok ağır olmasının bir sebebi bu durumdu, o dönem euro/dolar paritesi 0.8 seviyelerine düşmüştü !

3. Abd ekonomisindeki muhtemel yavaşlama ise hem olumlu hem de olumsuz yorumlanabilir:


Abd ekonomisinin yavaşlama eğilimine girdiğine dair veriler artıyor, son zamanlarda Fed yöneticilerinden son derece güvercin açıklamalar geliyor. Abd'de muhtemel bir yavaşlama Türk varlıkları ve bizim gibi ekonomiler üzerindeki Fed baskısını hafifletecektir ama Abd ve dolaylı olarak dünya ekonomisinin yavaşlaması ise bu faydayı sınırlandıracaktır.


Özetle 2019 senesi Türk Lirası için beklenenden daha iyi, genel anlamda ekonomimiz için beklenenden daha kötü geçebilir; 2019 beklentilerinde ciddi bir bozulmanın da aslında ekonomimiz için çok olumsuz olmadığını düşünüyorum, daha önce bizim gelecek projeksiyonlarımız ile dünyadaki beklentilerin çok uyumlu olmadığını ve bu uyumsuzluğun önümüzdeki yıllarda bize ciddi sorunlar yaşatabileceğini açıklamaya çalışmıştım, gelecek senenin bizim için daha zorlu ve dünya için de olumsuz geçmesi bahsettiğim riski azaltır.Link



(Güncelleme sona erdi.)

2019'da Dünya Ekonomi Nasıl Olacak



  Piyasalarda tam anlamıyla dejavu yaşanıyor, Geçen sene piyasalardaki kuvvetli beklentiler şunlardı;

1- Fed üç adet faiz artırımı yapamaz.
2- Gelişmekte olan ülke varlıkları yaza kadar rekorlar kıracak.
3- Euro/dolar sene sonuna kadar 1.4'ü görebilir.
4-Borsalar altın senesini yaşayacak.

 Gerçekleşmeler ne oldu?

1- Fed, 3 adet faiz artırımı yaptı büyük ihtimal dördüncüyü de yapacak.
2- Gelişmekte olan ülkeler hakkındaki olumlu beklenti sebebiyle Ocak ayında gelişmekte olan piyasalara para yağdı ama hemen ardından Şubat ayında sorunlar başladı ki Mayıs ayında gelişmekte olan piyasalar kan banyosu yaptı.
3- Euro/dolar 1.1'leri test etmeye çalışıyor ki euro açısından daha olumsuz senaryolar tamamen göz ardı edilmiyor.
4- Yaza girmeden bütün borsalar ciddi zarar yazdı, en fazla Abd borsaları dirense de şu an Abd borsaları da düzeltme yaptı ve 2018'deki bütün kazanımlarını kaybettiler, teknik göstergeler daha da olumsuz senaryoların mümkün olduğunu gösteriyor.

Peki bu akıllara zarar farkın sebebi ne?



Bu durumun açıklaması şudur 2018 senesinin başında yatırımcılar ve fon yöneticileri 2011-2018 arasındaki dönemin istisnai bir dönem olduğunu anlamamakta ısrar ediyorlardı, 2017 öncesi Fed, Ecb ve diğer merkez bankalarının normalleşmeyi sürekli olarak ertelemesi piyasanın bütün paydaşlarında  anormalliğin normalleştiği fikrini yaydı, o dönem buna ''Yeni Normal'' ismi verilmişti ki gelişmekte olan ülkeler için 2018'in berbat bir sene olmasının en temel gerekçelerinden biri bu fikrin yaygın olarak kabul görmesiydi. -Link- 2018'de temenniye bürünmüş beklentiler tam anlamıyla göçtü, 2019'a yaklaşırken ise bu filmin ikinci bölümü tekrarlanıyor. 

 Son zamanlarda Bloomberg HT'de defalardır aynı türde yorumlara rastlıyorum;

- Abd borsalarında sorun var o yüzden Fed daha güvercin politikalar izleyecek. -Mantıklı-

- Abd borsaları tekrardan ciddi prim yapabilir çünkü Fed daha güvercin politikalar izleyecek !

 Yani Abd'de ekonomi Fed'e geri adım attıracak kadar sorunlu ama bu sorunlar borsaları olumsuz etkilemeyecek ! Temenni ile beklenti bir birine karıştırılırsa böyle hatalı yorumlara sebebiyet verir. Son on yılda yatırımcılar yaptıkları bütün yatırımlardan kar ettiler, tek kayıp en karlı yatırımı bulamamaktı ama bu dönem bitti ve bitmesi dünya ekonomisi için daha sağlıklı bir durumdur. Piyasa dayak yiye yine normalleşecek diye umut etmek istiyorum ama ne yazık ki tek sorun yatırımcılarda değil, ekonomi yönetimleri de çeşitli baskılar sebebiyle gerçekleştirilmesi gereken doğrular yerine piyasanın, devlet yönetimlerinin isteklerine meylediyorlar.

 Fed'in daha güvercin politikalar izleyeceğine dair son zamanlarda birçok haber çıkıyor yine geçenlerde Avrupa Merkez Bankası'nın geleneksel olmayan para politikalarının Avrupa uygulanabilirliğini incelediğine dair geçen gün Bloomberg'te haber çıktı.

 Abd'nin yıllık ortalama büyümesi %1.5, 2019'da ise Abd'nin %2 veya üstünde bir büyüme gerçekleştirmesi bekleniyor, yakın zamana kadar Abd'nin nötr faiz oranı için %3'ler konuşuluyordu yani Abd'de Fed hali hazırda olması gerekenden fazla büyüyen ekonomiyi zaten destekliyor.

 Avrupa, büyüme konusunda çok iyi bir dönem yaşamıyor ama zaten Avrupa Merkez Bankası negatif faiz veriyor, üstelik ECB'nin bilançosu büyümeye devam ediyor.(Para basıyor.) Özetle dünyanın en büyük iki ekonomik bölgesi büyüme konusunda çok da ciddi sorunlar yaşamadığı halde ekonomiyi daha da desteklemek istediğine dair haberler yapılıyor; ECB Başkanı Draghi bu haberleri destekleyen açıklamalar yaptı, Fed'in etkili yöneticilerinden böyle bir açıklama gelmedi ama net bir yalanlama da yok. Peki neden böyle haberler çıkıyor? Çünkü 10 yıldır aralıksız para kazanan borsa yatırımcısı bu sene para kaybetti ! 

 Fed daha önceki büyük krizlerde %5'e yakın oranlarda faiz indirimlerine giderdi muhtemel büyük bir krizde Fed'in böyle bir kapasitesi yok, diğer merkez bankaları daha sıkıntılı durumda...Son 10 yılda piyasalara 13 trilyon dolar değerinde para enjekte edildi ve henüz bu paranın çok çok küçük bir kısmı geri çekilmiş durumda bütün bu riskler hiç yokmuş gibi davranılıyor, daha gevşek para politikalarının sorunu ötelemek dışında bir faydası da yok.

 Yanlış anlaşılma olmasın bir felaket geliyor demiyorum, bahsettiğim makul olmayan politikaları Japonya Merkez Bankası(Boj) 30 yıldır uyguluyor ve sorunlar daha da artmış olsa da Japonya bir felakete sürüklenmedi, Japonya'nın artan sorunlarının ana sebebi Boj'un politikaları da değil. Fed'in ya da Ecb'nin atması beklenen adımlar tamamen saçmalık değil ve bu adımlar hiçbir soruna sebep olmayabilir benim dikkat çekmeye çalıştığım nokta büyük merkez bankaları sadece sorun ertelemek için ciddi riskler alıyor oluşu...

 Kısacası ne kadar ertelenirse ertelensin ödenecek bir bedel için insanlık çok büyük riskler alıyor ki bu risklerin faydası son derece az iken düşük ihtimal olsa da devasa riskler barındırıyor-Link- yani insanlık belasını arıyor, umarım bulmaz...


Twitter adresim Yusuf Yüksel 

Facebook Adresim Yusuf Yüksel

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder