10 Aralık 2018 Pazartesi

2019'da Ekonomi Nasıl Olacak(güncellendi)

Giriş Notu: Daha önce sanayi üretim verisi hakkında yazdığım makalenin çok ufak değişikliklere uğramış halidir.

Daha önce bu paylaşımda ''2019'da ekonomi nasıl olacak'' sorusuna cevap vermeye çalışmıştım, bir süredir önümüzdeki senelerde dünya ekonomisi hakkındaki beklentilerde ciddi değişiklikler oluyor; şu linkte-Link- ve linkin içinde verdiğim linklerde Abd'de resesyon ihtimalini yazmıştım, Abd'de henüz net bir resesyon ihtimalinden söz etmek zor yine bir resesyonda Fed'in atabileceği muhtemel adımlar hakkında önümüzde birçok senaryo var; bu güncelleme Fed yakın gelecekte yeni bir varlık alım çılgınlığı başlatırsa önümüzdeki yıllarda ve 2019'da ekonomi nasıl olur? Sorusuyla alakalı.

2019'da Ekonomi Nasıl Olacak



Bugün 2018 üçüncü çeyrek büyüme verisi açıklanacak, piyasa beklentisi büyüme rakamının %2 civarında gelmesi; sanayi üretimi, kapasite kullanım verileri, pmi verileri vb. veriler bize 2018 yılında beklentilerden daha olumsuz bir rakamlar ile karşılaşabileceğimizi gösteriyor; yine veriler ve küresel şartlar bize 2019 yılının da beklentilerden daha olumsuz olabileceğini gösteriyor.






Öncelikle durumun olumlu kısmı ile başlayayım; bu veri Türk Lirasını orta-uzun vadede destekliyor, son zamanlarda şu türde yorumlar arttı. ''Bütün veriler kötü geliyor, Türk Lirası nasıl değerleniyor?'' aslında sorunun cevabı içinde: '' Veriler kötü geliyor.'' Türkiye'de ekonomik sorunların kaynağı enflasyondur o yüzden ekonomik hareketlilik açısından kötü olan her veri enflasyon ve uzun vadeli ekonomi görünümü açısından olumludur, bu durum da Türk Lirasını olumlu etkiler, soruların temel mantığı şu; eskiden Türkiye'de ekonomide bir sorun ortaya çıkacaksa önce TL aşırı değer kaybederdi ardından sorun baş gösterirdi, sırf bu sebepten toplumumuzda döviz kuru hassasiyeti son derece yüksektir hatta tüketici güveni=dolar kuru demek çok hatalı olmaz ama Türk Lirası ile Türk ekonomisi arasındaki korelasyonun eskisi kadar kuvvetli değil.


Türkiye ve dünya çok ciddi şekilde değişti, günümüzde ekonomi ile çok yüzeysel olarak ilgilenenler bile 2011-2018 döneminin tarihte görülmemiş bir finansal rahatlık dönemi olduğunu bilirler.(Varlık alım programları) 2011-2018 dönemi tarihin başka dönemleri ile karşılaştırılamazsa da bir sıralama yaparsak finansal koşullar bakımından yakın tarihin en rahat ikinci dönemi de 2000-2007 dönemidir diyebiliriz yani kısacası son 19 yılda dünya ekonomisi çok köklü değişikliklere uğradı ve borçluluk sorunu artık ülkeler için(kamu, şirket, hanehalkı) eski zamanlar gibi çok ağır sorunlara sebep olmuyor.



2000'lerin başları ya da öncesinde bir ülkede ciddi bir borç sorunu riski ortaya çıktı mı o ülkenin krediye ulaşım imkanları bıçak gibi kesilirdi hatta bir ülke ya da şirkette borç ödeme konusunda hiçbir sorun olmazsa bile ciddi bir kriz anında krediye ulaşma imkanı birden bire kesildiği için çok basit borçlar bile ülkeleri, şirketleri iflasa sürükleyebilirdi; günümüze dönersek Ekim ayı öncesi Türkiye algısı özellikle yabancılarda çok kötüydü diyebiliriz, buna rağmen geçen Ekim ayı felaket senaryolarında bile en kötü beklentiler Türkiye'nin sendikasyon kredilerini(borcu borçla çevirme) %70-80 civarında bir oranla çevirmesiydi ! bunun anlamı finansal şartlar eskisi gibi aşırı rahat değil ama halen rahatlığın zirvesinden çok da uzakta değiliz, bundan 20 sene önce bugüne göre çok daha basit borçlar ülkelerin onlarca yılının heba olmasına sebebiyet verirdi. link

Türkiye, sendikasyon konusunda ciddi sorunlar yaşamadığı müddetçe ekonomik hareketliliğin yavaşladığını gösteren veriler Türk lirasını olumsuz etkilemez aksine destekler diyebiliriz.(seçim ekonomisi, eski kötü alışkanlıklara dönme vs. bu olumlu havayı bozabilir.) Konu ile tam alakası olmamak ile beraber sadece borç çevirebiliyoruz diye borçlanmak da hatalıdır.

Olumsuz durum ise şu veriler bize 2019'un hesaplanandan daha zor geçebileceğini gösteriyor, yarın açıklanacak büyüme verisi dışında yakın zamanda buna benzer birçok veri aynı duruma işaret ediyor,yurt içindeki verilen dışında yurt dışında da ekonomik görünüm bize desteklemeyebilir. dışarıdaki sorunları madde madde sayarsak;

1.Petrol fiyatları:



 Petrol fiyatlarında felaket senaryoları(100 $) artık pek mümkün görülmüyor ama petrol fiyatlarının düşmesini çok olumlu yorumlamak da zor.(orta-uzun vadede) Petrol fiyatları yakın zamanda talep düşecek ve dünya ekonomisi yavaşlayacak diye düşüyor ,bu da bizim için 2019'u daha zor bir yıl haline getirebilir.


2. Avrupa'da sorunlar artıyor:


En büyük pazarımız olan Avrupa'da sorunlar artıyor; Brexit, İtalya bütçe sorunu, varlık alım programlarının sonlandırılması ya da son erdirilmemesi (her iki senaryo da sorun link ) Avrupa ekonomisini olumsuz etkileyecek, Abd'de de beklentiler nispeten kötüleşmeye başladı .


 Euroyu zayıflatabilecek faktörler artıyor; Euro/dolar paritesi ne kadar zayıflarsa Türk lirasının değerinden bağımsız bu durum bizim ekonomimize zarar veriyor, ülkemizde çok sayıda ihracatçının maliyetleri dolar iken gelirleri euro cinsinden ve bu parite zayıfladıkça bizim ihracatçılarımızın karı azalıyor ya da ihracat yapamaz hale geliyorlar; 2001 Krizi'nin çok ağır olmasının bir sebebi bu durumdu, o dönem euro/dolar paritesi 0.8 seviyelerine düşmüştü !


3. Abd ekonomisindeki muhtemel yavaşlama ise hem olumlu hem de olumsuz yorumlanabilir:


Abd ekonomisinin yavaşlama eğilimine girdiğine dair veriler artıyor, son zamanlarda Fed yöneticilerinden son derece güvercin açıklamalar geliyor. Abd'de muhtemel bir yavaşlama Türk varlıkları ve bizim gibi ekonomiler üzerindeki Fed baskısını hafifletecektir ama Abd ve dolaylı olarak dünya ekonomisinin yavaşlaması ise bu faydayı sınırlandıracaktır.


Özetle 2019 senesi Türk Lirası için beklenenden daha iyi, genel anlamda ekonomimiz için beklenenden daha kötü geçebilir; 2019 beklentilerinde ciddi bir bozulmanın da aslında ekonomimiz için çok olumsuz olmadığını düşünüyorum, daha önce bizim gelecek projeksiyonlarımız ile dünyadaki beklentilerin çok uyumlu olmadığını ve bu uyumsuzluğun önümüzdeki yıllarda bize ciddi sorunlar yaşatabileceğini açıklamaya çalışmıştım, gelecek senenin bizim için daha zorlu ve dünya için de olumsuz geçmesi bahsettiğim riski azaltır.Link


Twitter adresim Yusuf Yüksel 

Facebook Adresim Yusuf Yüksel

(Güncelleme sona erdi.)


Yeni bir Varlık Alım Furyasının çok ağır sonuçları Olabilir 


Dün bu paylaşımda şu an Abd'de yaşanan olumsuz fiyatlamanın Abd'de resesyon> küresel resesyon ya da kriz olup olamadığını ve bir sonraki büyük krizde merkez bankaların atacağı muhtemel adımların bize etkisini yazmaya başlamıştım.

 Türkiye'de ve dünya son on yılda yaşanan ekonomik rahatlığın en temel sebeplerinden biri 2008 Krizi sonrası büyük merkez bankalarının uyguladığı varlık alım programlarıdır; çok uzak olmayan bir gelecekte dünyada yine bir krize ya da resesyona gireceğini gösteren veriler artıyor ve bu soruna çözüm yeni bir varlık alım programı çılgınlığı olabilir.(Bunun nedenleri ve bize sağlayacağı faydaları bu paylaşımda paylaşmıştım.) Bu paylaşım ise yeni bir varlık alım çılgınlığının riskleri ve dünyayı sürükleyebileceği sorunlar hakkında.

1. Yeni Bir Varlık Alım Programının sonuç vermeyebilir


 Ekonomiyi anlamak isteyen insanlar ilk sorduğu sorulardan biri şudur; Neden para basıp borçlarımızı ödemiyoruz? Cevabı da şudur çünkü en basit şekilde piyasada 1 ürün ve 1 lira varsa 1 ürün 1 liradır, piyasaya 1 lira daha para sürülürse 2 ürün alınamaz, piyasadaki ürünler 2 lira olur; buna rağmen neden para arzı artırılır şurada açıklamaya çalışmıştım.-Link

 Normalde para basmanın sonucu enflasyon olması beklenir ama devamlı olarak düşük faiz, para basma yönteminin ekonomiyi hareketlendirme konusunda başarılı olacağının garantisi yok; Japonya 30 yıldır para basıyor ama halen enflasyon üretemedi, benzer hikayeyi Avrupa'da yaşıyor, bu iki ekonomik bölgenin başka sorunları sebebiyle böyle bir durumla karşı karşıya olduğunu düşünebiliriz ama Abd'de de varlık alım programları çok başarılı oldu diyemeyiz; Abd'de varlık alım programı diğer büyük ekonomilere göre daha başarılı olmuş olsa da program en başta 2 yıl ve 800 milyar dolarlık bir plan iken Abd ekonomiyi hareketlendirmek için 3.5 trilyon dolar para basıldı ve program beş sene sürdü.

 Diğer yandan Japonya ve Avrupa örnekleri bize varlık alım programları ekonomiyi hareketlendirme, enflasyon konusunda başarısız olamaz iken bu programları sonlandırmanın ciddi bir deflasyonist etkisi olduğunu gösteriyor yani basitçe para basmanın bir ekonomiye faydası şüpheli iken zararı çok yüksek ihtimal.

 Özetle yakın vadede büyük bir kriz yaşanması durumunda varlık alım programlarının başarılı olup olamayacağı şüpheli.

 2. Varlık Alım Programları Bir Çözüm Değil Sadece sorunu Ertelemeye Yarar:


 2008 Krizi sonrası dünyada 12-13 trilyon dolar değerinde para basıldı ve geçen on sene içinde 2008 Krizi'nin etkileri bile tam olarak giderilemedi, hiçbir büyük merkez bankası tekrardan gevşeyecek kadar parasal sıkılaşmaya gidememiş iken bu süreçte basılan paranın sadece 300 milyar dolarlık kısmı piyasadan geri çekilebildi.

 Bahsettiğim para basma sürecinde dünyadaki borç oranı %50 civarında arttı; bundan 10 sene önce bir ülkede borç oranı milli hasılanın %100'üne denk gelmesi ciddi sorun ifade eder iken şu an dünyada bu oranın altında borçlu ülke pek yok yani önümüzdeki krizde varlık alım programları başarılı olabilse bile 10 sene sonra(dünya yaklaşık her on senede bir büyük bir krize giriyor.) dünya ekonomisi daha büyük ve çözümsüz sorunlar ile karşılaşacak; trende göre önümüzdeki büyük kriz para basarak çözümlense bile sonraki krizde dünya ekonomisi tamamen çaresiz kalabilir.-Link-

  Yani para basma bir çözüm değil sadece daha büyük bedel ödeme pahasına sorun erteleme.



 3. Yeni bir varlık alım programı furyası insanlığa dünya ekonomik sistemini köklü şekilde sorgulatacaktır


   Büyük buhranın temel sebeplerinden biri Abd'nin altın karşılığı para basılması inadı idi, bu sistem 1970'lerde tamamen kullanılamaz hale geldi ve altının yerine dolar önderliğinde rezerv para birimleri geçti. -Link

 2008 Krizi sonrası büyük merkez bankalarının para basması bütün dünyanın işine geldiği için bir bu duruma kuvvetli bir itiraz görmedik ama büyük merkez bankalarının devamlı olarak sistemi suistimal etmesi diğer ülkelere bu sistemi sorgulatacaktır ve dünya ekonomisinde çok daha büyük sorunları tetikleyecektir.

 Daha birçok açıdan muhtemel bir varlık alım programının insanlık için iyi olmayacağını söyleyebiliriz.


Abd'de Resesyon Türkiye'nin çıkarına Olabilir 


 Daha önce birkaç paylaşımda değinmiştim, Fed geçmişteki resesyonlarda ekonomiyi tekrardan hareketlendirmek için %5-8 arasında faiz indirimlerine gitmişti; yine geçmişteki her resesyonda Fed faiz oranlarını bir önceki resesyondan daha aşağıya çekmek zorunda kalmıştı; finansal krizde Fed faiz oranını sıfıra çekmiş olsa da varlık alım programları Fed'in faiz oranlarını -%3'e indirmesine denk para politikasında gevşeme sağladı.(Gölge faiz oranları)


2019'da ekonomi nasıl olacak
Gölge Faiz oranları

 Abd'de faiz oranları şu an %2.25 yani en şahin senaryoda bile Fed'in büyük bir krizde piyasayı harekete geçirebilecek gevşeme kapasitesi yok.


Avrupa ve Japonya merkez bankalarının faiz oranları negatif ve iki merkez bankası da 2008 Krizi'nden beri 4'er trilyon dolar değerinde bilançoları büyüttüler.(para bastılar) İngiltere Merkez Bankası'nın faiz oranı %0.75 ve BOE de 2008'den beri bilançosunu 650 milyar dolar değerinde artırdı; konuyu gereksiz ayrıntıya boğmamak için kısaca Avrupa-Japonya ve İngiltere ekonomilerinin Abd ekonomisine göre daha ciddi sorunları var diyebiliriz.

 Saygın kurumlar ve fiyatlamalar 2019 yılı için küresel kriz ihtimalini şu an zayıf görüyor ama 2020-2021 gibi  muhtemel bir krizde Fed'in faiz oranları piyasayı hareketlendirmek için yetersiz iken diğer merkez bankalarının faizleri zaten yok denecek kadar az olacak, Merkez bankaları çok uzun zamandan beri olduğu gibi  sorunları sadece erteleme yoluna gidebilirler; bunun da anlamı piyasaya tekrardan trilyonlarca dolar değerinde para basmak olur, 2008 Krizi'nde büyük merkez bankaları piyasaya 12-13 trilyon dolar değerinde para basmıştı ve bu meblağın sadece 300 milyar dolarlık kısmı Fed tarafından geri çekilmiş durumda, bir sonraki krizde bundan çok daha fazla para basılması söz konusu olabilir.

( Bu benim olumlu senaryom, yarın neden böyle kararlar alınmaz ve alınmaması gerektiği ile ilgili diğer senaryoyu yazacağım.)

 Böyle bir durum gerçekleşirse ne olur; 

Öncelikle Türkiye'nin planı ne?

-2019 zor bir yıl olacak.(Makro ekonomik göstergelerimiz düzelecek.)
-2020'de sorunlarımızı çözmüş olacağız.(Çok iyi bir sene olması beklenmiyor.)
-2021'de sorunlarımızı çözmüş olacağız.

 Bunun dışında önümüzdeki yıllarda illa ki dünyada bir kriz yaşanacak ve tabii ki bu durum bizi olumsuz etkileyecek yani bu senaryoya onu da eklemek gerekir.(Daha önce Türkiye'nin planları ile küresel krizin zamanlamasının Türkiye için çok ciddi sorunlara sebep olabileceği ile ilgili şu yazıyı yazmıştım. -Link- )

 2020'de Abd'nin resesyona girmesi senaryosunda önümüzdeki yılların bizim açımızdan çok daha zor bir sene olacağını tahmin etmek zor değil ama bunun bir kısmını biz zaten planladık, bir kısmı da(küresel kriz) eninde sonunda yaşanacak bir sıkıntı... Sıkıntılı dönemin ardından yeni bir varlık alım programına gidilmesi durumunda artan likidite sayesinde Türk Lirası ekonomi yönetiminin planladığı bir seviyede rahatlıkla dengelenebilir yine küresel çapta artan aşırı likidite en ufak bir nemaya saldıracağı için faiz oranları sorunumuz da çok rahat bir şekilde çözülecektir. Bundan önemlisi zorlu bir dönemden sonra 10 sene kadar küresel şartların iyi geçmesi beklenebilir ki bunun da anlamı kısa-orta vadeli bütün yapısal reformların hayata geçirilebilmesi için gerekli olan finansmanın ve zamanın kazanılmasıdır.

  Dünya ekonomisinin son kırk senesinin özeti çok daha büyük bedeller ödemek pahasına sorunları ertelemektir o yüzden(mantığım imkansız dese de) büyük merkez bankalarının orta vadede finansal şartları bir defa daha çılgınca cazip hale getirmesi ciddi bir ihtimal ve biz bundan büyük fayda görebiliriz, bahsettiğim senaryo orta vadede Türkiye için olabilecek en iyi senaryo demek hatalı olmaz ve bu senaryo Türkiye'ye bütün sorunlarını çözme fırsatı sunar, bu senaryonun yaşanması kadar büyük bir krizde Türkiye ve dünya için çok ciddi olumsuzlukların yaşanması da ciddi ihtimal, Yarın felaket senaryosunu ve büyük merkez bankalarının neden bir kere daha varlık alım programlarına başvurmak istemeyeceğini anlatmaya çalışacağım.

(Güncelleme sona erdi.)



2019'da Dünya Ekonomi Nasıl Olacak



  Piyasalarda tam anlamıyla dejavu yaşanıyor, Geçen sene piyasalardaki kuvvetli beklentiler şunlardı;

1- Fed üç adet faiz artırımı yapamaz.
2- Gelişmekte olan ülke varlıkları yaza kadar rekorlar kıracak.
3- Euro/dolar sene sonuna kadar 1.4'ü görebilir.
4-Borsalar altın senesini yaşayacak.

 Gerçekleşmeler ne oldu?

1- Fed, 3 adet faiz artırımı yaptı büyük ihtimal dördüncüyü de yapacak.
2- Gelişmekte olan ülkeler hakkındaki olumlu beklenti sebebiyle Ocak ayında gelişmekte olan piyasalara para yağdı ama hemen ardından Şubat ayında sorunlar başladı ki Mayıs ayında gelişmekte olan piyasalar kan banyosu yaptı.
3- Euro/dolar 1.1'leri test etmeye çalışıyor ki euro açısından daha olumsuz senaryolar tamamen göz ardı edilmiyor.
4- Yaza girmeden bütün borsalar ciddi zarar yazdı, en fazla Abd borsaları dirense de şu an Abd borsaları da düzeltme yaptı ve 2018'deki bütün kazanımlarını kaybettiler, teknik göstergeler daha da olumsuz senaryoların mümkün olduğunu gösteriyor.

Peki bu akıllara zarar farkın sebebi ne?



Bu durumun açıklaması şudur 2018 senesinin başında yatırımcılar ve fon yöneticileri 2011-2018 arasındaki dönemin istisnai bir dönem olduğunu anlamamakta ısrar ediyorlardı, 2017 öncesi Fed, Ecb ve diğer merkez bankalarının normalleşmeyi sürekli olarak ertelemesi piyasanın bütün paydaşlarında  anormalliğin normalleştiği fikrini yaydı, o dönem buna ''Yeni Normal'' ismi verilmişti ki gelişmekte olan ülkeler için 2018'in berbat bir sene olmasının en temel gerekçelerinden biri bu fikrin yaygın olarak kabul görmesiydi. -Link- 2018'de temenniye bürünmüş beklentiler tam anlamıyla göçtü, 2019'a yaklaşırken ise bu filmin ikinci bölümü tekrarlanıyor. 

 Son zamanlarda Bloomberg HT'de defalardır aynı türde yorumlara rastlıyorum;

- Abd borsalarında sorun var o yüzden Fed daha güvercin politikalar izleyecek. -Mantıklı-

- Abd borsaları tekrardan ciddi prim yapabilir çünkü Fed daha güvercin politikalar izleyecek !

 Yani Abd'de ekonomi Fed'e geri adım attıracak kadar sorunlu ama bu sorunlar borsaları olumsuz etkilemeyecek ! Temenni ile beklenti bir birine karıştırılırsa böyle hatalı yorumlara sebebiyet verir. Son on yılda yatırımcılar yaptıkları bütün yatırımlardan kar ettiler, tek kayıp en karlı yatırımı bulamamaktı ama bu dönem bitti ve bitmesi dünya ekonomisi için daha sağlıklı bir durumdur. Piyasa dayak yiye yine normalleşecek diye umut etmek istiyorum ama ne yazık ki tek sorun yatırımcılarda değil, ekonomi yönetimleri de çeşitli baskılar sebebiyle gerçekleştirilmesi gereken doğrular yerine piyasanın, devlet yönetimlerinin isteklerine meylediyorlar.

 Fed'in daha güvercin politikalar izleyeceğine dair son zamanlarda birçok haber çıkıyor yine geçenlerde Avrupa Merkez Bankası'nın geleneksel olmayan para politikalarının Avrupa uygulanabilirliğini incelediğine dair geçen gün Bloomberg'te haber çıktı.

 Abd'nin yıllık ortalama büyümesi %1.5, 2019'da ise Abd'nin %2 veya üstünde bir büyüme gerçekleştirmesi bekleniyor, yakın zamana kadar Abd'nin nötr faiz oranı için %3'ler konuşuluyordu yani Abd'de Fed hali hazırda olması gerekenden fazla büyüyen ekonomiyi zaten destekliyor.

 Avrupa, büyüme konusunda çok iyi bir dönem yaşamıyor ama zaten Avrupa Merkez Bankası negatif faiz veriyor, üstelik ECB'nin bilançosu büyümeye devam ediyor.(Para basıyor.) Özetle dünyanın en büyük iki ekonomik bölgesi büyüme konusunda çok da ciddi sorunlar yaşamadığı halde ekonomiyi daha da desteklemek istediğine dair haberler yapılıyor; ECB Başkanı Draghi bu haberleri destekleyen açıklamalar yaptı, Fed'in etkili yöneticilerinden böyle bir açıklama gelmedi ama net bir yalanlama da yok. Peki neden böyle haberler çıkıyor? Çünkü 10 yıldır aralıksız para kazanan borsa yatırımcısı bu sene para kaybetti ! 

 Fed daha önceki büyük krizlerde %5'e yakın oranlarda faiz indirimlerine giderdi muhtemel büyük bir krizde Fed'in böyle bir kapasitesi yok, diğer merkez bankaları daha sıkıntılı durumda...Son 10 yılda piyasalara 13 trilyon dolar değerinde para enjekte edildi ve henüz bu paranın çok çok küçük bir kısmı geri çekilmiş durumda bütün bu riskler hiç yokmuş gibi davranılıyor, daha gevşek para politikalarının sorunu ötelemek dışında bir faydası da yok.

 Yanlış anlaşılma olmasın bir felaket geliyor demiyorum, bahsettiğim makul olmayan politikaları Japonya Merkez Bankası(Boj) 30 yıldır uyguluyor ve sorunlar daha da artmış olsa da Japonya bir felakete sürüklenmedi, Japonya'nın artan sorunlarının ana sebebi Boj'un politikaları da değil. Fed'in ya da Ecb'nin atması beklenen adımlar tamamen saçmalık değil ve bu adımlar hiçbir soruna sebep olmayabilir benim dikkat çekmeye çalıştığım nokta büyük merkez bankaları sadece sorun ertelemek için ciddi riskler alıyor oluşu...

 Kısacası ne kadar ertelenirse ertelensin ödenecek bir bedel için insanlık çok büyük riskler alıyor ki bu risklerin faydası son derece az iken düşük ihtimal olsa da devasa riskler barındırıyor-Link- yani insanlık belasını arıyor, umarım bulmaz...


Twitter adresim Yusuf Yüksel 

Facebook Adresim Yusuf Yüksel