14 Kasım 2018 Çarşamba

GİNİ KATSAYISI VE SOSYAL ADALETİN EKONOMİ İÇİN ÖNEMİ

 Bir toplumun ekonomik gelişimine etki eden en önemli faktörlerden biri sosyal adalet, adil gelir dağılımıdır; adil gelir dağılımını ölçmek için birçok veri vardır, bunların içinde en fazla kullanılan veri ise Gini Katsayısıdır.

 Gini katsayısı nasıl hesaplanır?


 Gini katsayısı hesaplanırken toplum %20'lik dilimlere ayrılır ve her dilimin milli gelirden ne kadar pay aldığı işaretlenir; bu işaretler birleştirilerek Lorenz Eğrisi oluşturulur; Lorenz eğrisi, mutlak eşitlik eksenine ne kadar uzak ise toplumda gelir adaleti o kadar az demektir.


Gini katsayısı nasıl hesaplanır
Gini Katsayısı

 Grafikteki B alanının A+B'e oranı Gini katsayısıdır. Gini katsayısı 0-1 arasında değer alır; Gini katsayısı, 0'a yaklaştıkça toplumdaki gelir adaletinin düzeldiği, 1'e yaklaştıkça ise gelir adaletinin bozulduğu anlamını taşır, Gini katsayısının 0,5 ve üzerinde olması problem olarak kabul görür.

  1965'te dünyada Gini Katsayısı 0,38 iken şu an 0,5'lere yaklaşmıştır; Ülkemizde ise 2001 Krizi sonrası Gini katsayısında yavaşça düzelme görülür iken 2014'te olumlu trend tersine dönmüş, 2017'de ise ciddi bir bozulma yaşanmıştır, ekonomide sorunların ortaya çıkması ile genelde gelir adaletinde de ciddi olumsuzluklar yaşandığı için bu sene Gini katsayısında olumsuzluğun daha da artması sürpriz olmaz.

Gelir adaleti ile ekonomik gelişim arasında nasıl bir bağ vardır?


 Bir ekonomide gelir adaletinin sağlanması bahsi geçen ekonominin gelişim potansiyelini ciddi şekilde artırır  aksi durumda ise gelir adaletsizliği ekonominin potansiyelinin altında gelişim göstermesine sebep olur yani sosyal adalet ahlaki, insani bir sorumluluk olmasa bile toplumun gelişmesi için bir gerekliliktir.

 Somutlaştırır isek; bir yerleşimde 10 adet iş yeri olsun, her iş yerinin sahibi diğer iş yerlerinin de müşterisi olduğu için bu iş yerlerinin en fazla gelir elde etmesi beklenen senaryo her birinin ayrı sahibi olduğu senaryodur, iş yerleri el değiştirip belli ellerde toplanırsa iş yerlerinin geliri düşer ve iş yeri sahibi ne kadar azalırsa iş yerlerinin geliri de aynı oranda azalır; Aynı benzetmeyi bir ülkeye uygularsak aynı sonuca varırız; bir ekonomide sermaye ne kadar geniş tabanın elinde ise o ekonomi o kadar büyük gelişim potansiyeli taşır, bu durumun da sebebi şudur;

  Gelirimiz ne kadar artarsa artsın yapabileceğimiz tüketim sınırlıdır yani yarın 10 kat daha maaş alsak bile 10 kat daha fazla yiyecek tüketemeyiz ve bizim maaşımız 10 kat artarken toplumda ciddi bir değişim yoksa yani başkalarının geliri bize akmaya başlamışsa bizim gelir artışımız toplumdaki tüketimi artırmamış azaltmış olur yani daha basitçe ifade edersek bahsettiğim senaryoda bizim gelir artışımız toplumumuz için gelir kaybı anlamı taşır.

 Sosyal adalet kavramı ile ihtiyaç sahiplerine karşı sorumluluk kavramları sık sık karıştırılır, sosyal adalet; devletin, toplumun kaynaklarının alt gelir grubuna akıtılması demek değildir; devlet ve toplumun ihtiyaç sahiplerine destek olması ahlaki bir gerekliliktir ama genel anlamda alt gelir grubunun anormal şekilde  desteklendiği yani toplam gelirdeki paylarının artırılması senaryosu da ekonomik anlamda hatalıdır ve çok büyük ihtimal başarılı olmaz. 

Senaryo-1:
Devlet alt gelir grubunun milli gelirden aldığı payı artırmak için asgari ücreti 3.000 liraya çıkarsın.

1. Orta ve üst kesimin işçilik maliyeti artar ve bazı firmalar bunu karşılayamaz kapanır, bazı firmalar işçi çıkarmak zorunda kalır ve işsizlik artar.

2. Alt gelir grubu tüketime çok açık bir topluluktur çünkü nispeten yetersiz gelir sebebiyle devamlı olarak ihtiyaç ertelerler ama birden bire artan gelirle birçok ertelenen ihtiyaç hemen alınmak istenir yani kuvvetli şekilde talep enflasyonu oluşur.

3. 
a- Üreticilerin masrafları işçilik maliyetleri sebebiyle artmıştır=zam
b- İstihdam azaldığı için üretim de azalmıştır= zam
c- Alt gelir grubunun uzun zamandır erteledikleri harcamlar gelir artışı ile mevcut zamana çekilecektir ki bu da çok kuvvetli talep enflasyonudur= zam

 Bu zamlar sonrası her şeyin maliyeti artacak, alt gelir grubunun alım gücü düşecek onlara aktarılan gelirler ise tekrardan orta-üst sınıfa dönecektir.

Sonuç: İşsiz kalan insanlar, kapanan iş yerleri(servet erimesi) makro ekonomik göstergelerin bozulması kim kazandı? Hiç kimse... 

Senaryo-2: Refah artışının gereğinden fazla devlet üst gelir grubunun milli hasıladaki payını artıracak adımlar atsın. (Vergi kolaylıkları, yatırım teşvikleri vs.) 

1. Üst gelir grubunun elindeki sermaye en başta artar, tüketim artmaz çünkü üst gelir grubunun zaten ertelenen tüketimi yoktur.

2. Üst gelir grubunun geliri artmışsa dolaylı olarak alt ve orta sınıfın geliri düşmüştür ve bu durumda toplumdaki tüketim de azalacaktır; Tüketimin azalacağı yerde yatırım zaten yapılmaz, yatırım yapmak bir yana alt-orta gelir grubunun gelirleri azalmış olduğu için sabit yatırımların bile gelirleri düşer, sabit yatırımların geliri, değeri düşmesi alt-orta sınıf hak ettiği gelire ulaşıncaya kadar devam eder.

Kim karlı çıktı? Hiç kimse... 
Sonuç: Yine kapanan, işçi çıkaran iş yerleri; bozulan makro ekonomik denge vs.

 Gelir dağılımı adaletsizliğini gidermek dışında çok ciddi şekilde bir gelir grubunu destekleyen adımlar çoğu zaman hiçbir fayda vermez ya da sadece sınırlı fayda sağlar; orta-uzun vadede ise ekonomi kendi kendini tekrardan düzeltir, makalede çok kabaca anlattığım senaryolar bazen birkaç ayda bazen onlarca yılda yaşandığı için çok net görülmeyebilir ama aşağı yukarı yaşanacaklar hep bunlardır.

 Özetle ekonomide herhangi bir gelir grubunun pozitif ayrımcılık ile fayda görmesi pek mümkün değildir ve bu yönde atılan adımlar en geç orta-uzun vadede zaman, sermaye, emek israfı dışında bir sonuç vermez.

  Asgari ücret tartışmalarına da bu gözle bakmak gerekir; ne gerekli olan seviyeden fazla ne de az zamların aslında ekonomiye bir faydası olmayacaktır.

2019 Asgari ücret senaryoları Link

Twitter adresim Yusuf Yüksel

  Paylaşımları yorumla ya da alttaki anketle değerlendirirseniz beni yönlendirmiş olursunuz.

Düzeltme: Sosyal adaleti sadece gelir dağılımı üzerinden incelemek belki çok doğru değil ama konumu dağıtmamak için böyle bir yola başvurdum.