7 Temmuz 2019 Pazar

Japonya Ekonomisi Neden Resesyondan Çıkamıyor?

Japanification


 Japonlaşma anlamına gelen bir kelime olan ''Japanification'' ekonomi litaratüründe ise deflasyon tuzağına düşme anlamına gelir. 1980'li yıllarda Japon ekonomisi dünyanın parlayan yıldızı idi, bütün veriler doksanlı yıllarda Japonya'nın dünyanın en büyük ekonomisi olacağını gösteriyordu, Japonya'nın yeni milenyumda dünyanın yeni süper gücü olması bekleniyordu. Doksanlı yıllarda ekonomi ile ilgili yayınlarda en popüler konulardan biri Japonya'nın muhteşem ekonomik yükselişi ve bu durumun muhtemel siyasi, diplomatik, kültürel vb. sonuçlarıydı. 

 1990'lı yıllarda günümüze benzer (Ticaret savaşlar) bir küresel konjonktür mevcuttu; doksanlı yıllarda Fed günümüze göre son derece muhafazakar bir merkez bankası idi; diğer tarafta devrin diğer büyük merkez bankaları ise(Fransa, İngiltere, Japonya, Batı Almanya) Fed'i muhafazakar yapısını suistimal ediyorlardı çok basitçe ifade edersek 1980-85 arası Abd ekonomisi hem ciddi şekilde cari açık veriyordu hem de ekonominin genel görünümü zayıftı, buna rağmen Abd doları endeksi(DXY) bu süreçte %50 civarında değer kazanmıştı. Abd'li şirketler bu durum sebebiyle devamlı olarak rekabet gücü kaybediyorlardı ve duruma hükumetin müdahalesi için kampanya başlattılar, kampanyalar sebebiyle Abd'de korumacılık kanunları çıkarıldı. Abd'deki korumacı tavır sonrası devrin büyük merkez bankaları bir nevi fair-play anlaşması olarak yorumlayabileceğimiz Plaza Anlaşmasını imzaladılar.



 Plaza anlaşması sonrası iki yıl içinde Japon yeni %100 civarında prim yaptı, BOJ (Japonya Merkez Bankası) ise bu duruma parasal gevşeme ile müdahale etmeye çalıştı; Boj'un sürekli parasal gevşemesi varlık balonuna sebep oldu ki bu balon ilerleyen süreçte çok ağır şekilde patladı. Günümüzde bile Japon halkının reel geliri 90'lı yıllardaki seviyesine ulaşamamış durumda yine Japon Borsası(Nikkei) geçen yaklaşık 30 seneye rağmen hala nominal olarak doksanlı yıllardaki seviyesine ulaşabilmiş/ yaklaşabilmiş değil.


japonlaşma ekonomi
Nikkei 225


 1990 yılında Japonya'da varlık balonunun patlaması ile başlayan ekonomik kriz/resesyona Japon Merkez Bankası(BOJ) güçlü şekilde parasal gevşeme ile müdahale etmeye çalışmıştı ve geçen 30 yıl boyunca bu güçlü destek artarak devam etti fakat istisnai kısa süreli dönemler dışında bu güçlü destek Japon ekonomisini resesyondan çıkaramaz iken diğer taraftan ekonomiyi likiditeye bağımlı hale getirdi. Japon ekonomisi, BOJ'un çok güçlü desteğine rağmen resesyondan çıkamıyor çünkü Japonya özelinde birçok örnek bize gösteriyor ki sadece para politikası ile ekonomik sorunları çözmek imkansızdır fakat BOJ'un Japon ekonomisi için sorun çözmeye yeterli olmayan ve birçok soruna dolaylı olarak sebep olan güçlü desteği zayıflarsa hatta artış ivmesi zayıflarsa bile Japon ekonomisi deflasyona sürekleniyor.


Dünya Japanification'a mı sürükleniyor


 2009 Krizi sonrası küresel ekonominin karşılaştığı riskler sebebiyle istisnai bir önlem iddiasıyla başlayan varlık alım programları (-Varlık alım programları nedir-) ilerleyen süreçte devasa bir büyüklüğe ulaştı; çok kısa sürede büyük merkez bankalarının bilançoları katlanarak artar iken(para basma) normalleşme süreci ise neredeyse başlamadan sona erdi. Abd'de 2008 öncesi Fed'in bilançosu yaklaşık 800 milyar dolar iken bu rakam  3.5 trilyon doların bile üstüne çıktı; geçtiğimiz yıl başlayan normalleşme sürecinde yaklaşık 300 milyar dolar piyasadan geri çekildikten sonra normalleşme süreci rafa kalktı.(Fed'in normalleşme süreci sonrası bilanço hedefi 2.5 trilyon dolar civarıydı.) Avrupa Merkez Bankası, normalleşme sürecini erteleye erteleye 2019'u işaret etti ama süreç hiç başlamadı, Japonya ve İngiltere'de ise normalleşme için net bir tarih bile ifade edilmedi.(Çin'in durumu kendine has olduğu için Çin'i konunun dışında tutuyorum fakat diğer büyük merkez bankaları Çin'i de daha fazla parasal gevşemeye teşvik ediyor.)

 Japonya örneği bire bir diğer ekonomik bölgelerde yaşanacak öngörüsü çok isabetli olmayabilir çünkü her ekonomik bölgenin kendine has dinamikleri var fakat süreç bire bir örtüşüyor hatta Avrupa için Japanification / deflasyon tuzağı başladı demek hatalı olmaz, Avrupa ekonomisinin durumu 1990 yılı Japonya'sına çok güçlü şekilde benzerlik gösteriyor. Abd ekonomisi diğer ekonomilere göre daha dirençli görünüyor ama Abd de aslında para politikalarıyla sorunları çözebilme kapasitesinin çok uzağındadır.(-Her Şeyin Balonu-) Japonya'nın yaşadığı krizin en büyük sebebi sorunları sadece merkez bankası aktiviteleri ile çözmek çabalamasıydı ve yöntem sadece problemleri artırarak geleceğe ertelemeye yol açıyor/açtı günümüzde de benzer bir durum mevcut. 

  Merkez Bankalarının yeniden varlık alım programlarına yönelmesi bekleniyor çünkü 2020 yılının küresel ekonomik kriz veya resesyon yılı olması ihtimali son zamanlarda ciddi şekilde güçlendi fakat beklentilere odaklanınca ise 2020 yılında kriz beklentilerinin en güçlü sebebi ''Ticaret savaşlarıdır.''(-Link-) 

 Merkez Bankaları/Fed elinde güçlü argüman yok iken ticaret savaşlarının yol açacağı bir krizi yine çok rasyonel olmayan yöntemlerle ortadan kaldırmaya çalışıyorlar peki Fed, boyunu aşan bu işlere bulaşmazsa ki bağımsızlık bunu da kapsıyor/kapsamalıdır, Trump bu kadar hoyratça dünyayı krize sürükleyebilir mi? Trump'ın yol açtığı krizi gerçekten Fed çözebilir mi? Çözmek zorunda mıdır? 



 Günümüzde büyük ekonomilerdeki ekonomik sorunların hiçbirinin asıl kaynağı para politikaları değil ve para politikası üzerinden çözüm çabaları sadece problemleri daha da çözümsüz hale getiriyor.
 

 (Güncelleme sona erdi.)

Twitter adresim Yusuf Yüksel

Facebook Adresim Yusuf Yüksel


Japonya ekonomisi neden resesyondan çıkamıyor




Japonya ekonomisi 1989 yılında girdiği resesyondan aradan geçen 30 seneye rağmen çıkamadı; 1990'larda dünyada en popüler konulardan biri Japon ekonomisinin Abd ekonomisini ne zaman geçeceği, Japonların ileride dünyada yeni bir blok oluşturma ihtimali(Sovyetler Birliği'nin yerine) vb. konulardı, bu tür beyin fırtınalarının hepsi Japonya ekonomisinin önlenemez yükselişi üzerine bina ediliyordu ama 1990'da başlayan ekonomik sorun geçen yıllar boyunca daha da şiddetlendi, günümüzde ise Japonya ekonomisinin sorunları geçmişe göre çok daha fazla diyebiliriz.




Japonya ekonomisi nasıl gelişti?


 İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinde Japonya'da şehirler yerle bir olmuştu, ülkenin endüstrisi ve alt yapısı çok ağır darbe almış en önemlisi Japonya nüfusunun çok büyük kısmı yok olmuştu, kalanlar ise istihdama çok uygun değildi. 1940-50'li yıllarda kadınların istihdam olanağı çok kısıtlıydı, nüfusta yaşlı ve çocukların oranı ise ciddi şekilde artmıştı.

  Japonya'da zaten bilgi, tecrübe birikimi mevcuttu ama İkinci dünya savaşı sonrası Japonya'da eğitim seferberliği başladı, o dönemin en kaliteli eğitimi Japonya'da verilmeye başlanmıştı ki sonrası dönemlerde de bu kalite korundu, çok önemli sanayilerin altyapısı kuruldu.

 1960'larda İkinci Dünya Savaşı sonrası eğitilen jenerasyon iş hayatına girdi ve 1960'lı yıllarda Japon ekonomisi yıllık %10 civarında büyüdü, bu rakam çok çalkantılı geçen 70'lerde(Petrol krizleri sebebiyle 70'li yıllar petrol rezervi olmayan ülkelerin çoğu için kayıp yıllardır.) yıllık ortalama büyüme %5'lere, 80'lerde ise %4'lere düştü.

Japonya'da resesyon nasıl başladı?


  1980'li yılların başında Abd ekonomisinde durgunluk hakimdi buna rağmen Abd ekonomisi büyük miktarlarda cari açık veriyordu, Abd ekonomisi hem cari açık verip hem de zayıfken dxy(dolar endeksi) 1980-1985 arası %50 değer kazanmıştı, bu durumun sebebi gelişmiş ülke(İngiltere-Batı Almanya- Japonya-Fransa) merkez bankalarının para politikalarıydı. Aşırı değerli dolar Abd'li şirketleri rekabetçilik konusunda ciddi şekilde zorlamaya başladı ve o dönemin önemli şirketleri bu duruma devletin müdahale için bir kampanya başlattılar, kampanya başarılı da oldu, kampanya ardından Abd'de korumacılık kanunları kabul edildi ve dönemin hükumeti de bu yasalara uygun politikalar izlenmesi için dönemin büyük ekonomileri İngiltere-Japonya-Batı Almanya-Fransa ile Plaza anlaşmasını imzaladılar.

  Plaza anlaşması sonrası  japon yeninin değerini iki sene içinde iki katına çıktı,Boj ise o dönem için çok ciddi şekilde para politikası gevşetti, bu durum da Japonya'da her türlü varlıkta balon fiyatlamaların oluşmasına sebep oldu.

 1985'te 12.000 seviyesinde olan Nikkei 225 borsası,  1989'da 39.000 seviyesine yaklaştı, 1992'nin başlarında 20.000'nin altına düştü ki ilerleyen senelerde çok daha düşük rakamlar görüldü Nikkei 225 endeksi bugün bile 1990'lı yılların başlarındaki seviyelerine geri dönememiştir.

japonya neden borçlu
Japonya Neden resesyondan çıkamıyor?


Japonya  neden resesyondan çıkamıyor?


 Küçük sebeplerden saymaya başlarsak;

1. Devlet destekli holdingler(Keiretsu):


 Dünyada benzer örneklerde olduğu gibi devlet destekli holdingler ülkelerin gelişiminde çok önemli katkı sağlayabiliyorlar ve bir noktadan sonra ise ülkelerin önünü tıkıyorlar çünkü;

- Çok geniş iş alanına yayılıyorlar ve daha sonra sonra bu durum geri dönülmez şekilde şirketleri verimsiz hale getiriyor.

- Devlet desteği daha verimli şirketlerin piyasada yer edinmelerini engelliyor.

 Japonya'da da benzer bir sorun mevcut.

2. Japonların Araştırma ve Geliştirmede eskisi kadar başarılı olamamaları:


 Japonya halen PISA sınavlarında dünyanın en başarılı ülkeleri arasında, yine dünyada en fazla patent başvurusu yapılan ülkelerden biri Japonya ve halen dünyanın en büyük 500 şirketinden 51 tanesi Japonya'ya ait.

 Diğer yandan son 50 yılda kurulmuş hiçbir büyük Japon şirket yok, en başarılı oldukları elektronik sektöründeki hakimiyetleri düşüyor.(Apple, Samsung vs.) en önemlisi halen birçok büyük şirketleri olsa da  şirketleri dünya sıralamasında geriliyor. 

3.  Geleneksel olmayan para politikası:

  Merkez bankalarının amacı fiyat istikrarıdır ve bunun içinde politika faiz öncülüğünde geleneksel araçları kullanırlar bazen bu çerçeve yetersiz olabileceği için geçici olarak alternatif politikalar izlenebilir ki bu durum 2011-2018 arasında bütün dünyada yaşanmıştır ama dünyada geleneksel olmayan para politikasının uzun vadeli bir başarısından söz etmek pek mümkün değildir. Japonya tam 30 yıldır geleneksel olmayan para politikaları izliyor ve 30 yılın sonunda sadece sorunların daha da artmış olduğu ve hiçbir başarı sağlanamamış bir ekonomiye sahipler.( Şurada açıklamaya çalışmıştım. Link)

4. Nüfus problemi:


 Japonya dünyanın en yaşlı ülkesi; nüfusun %20'si +65 yaşında, kırk sene içinde Japonya'nın %40'ının 65 yaşın üstünde olması bekleniyor. Bu durumda bir iyileşme de pek mümkün görülmüyor.

 Japonya'da doğurganlık oranı sadece 1.4 normalde bir ülkede doğurganlık oranı 2.1'in altına düşerse nüfusun kendini yenileyebilme ihtimali kalmaz. 2010'dan beri Japonya'nın nüfusu bir milyon civarında azaldı ve yaklaşık 100 yıl içinde Japonya nüfusu 1/3 oranında düşmesi bekleniyor.

 Japonya'da evlilikler genelde +30 yaşında gerçekleşiyor ve gençlerin %40'ı evlenmeyi ve çocuk yapmayı planlamıyor. Bir toplumda çalışma saatleri ile çocuk sayısı arasında çok kuvvetli korelasyon vardır; Japonlar, OECD ülkeleri arasında en fazla çalışan insanlardır.

 Bir toplumda yaşlılık artarsa;

1. Nüfus orta-uzun vadede azalacaktır ve ekonomik büyüklük  düşecektir.

2. Nüfusun yaş ortalaması arttıkça tüketimler azalacaktır ve ekonomik büyüklük azalacaktır.

3. Nüfus yaşlandıkça ekonominin verimi düşecektir çünkü yaşlı nüfus için git gide daha fazla harcama yapılacakken bunu karşılayacak genç nüfus azalacaktır.

 Japonya'da kamu her sene sosyal güvenlik harcamalarının %40'ını  karşılıyor ki bu rakam yıllık 400 milyar dolar civarında bir rakama denk geliyor o yüzden Japonya dünyanın en fazla cari fazla veren ülkeleri arasında iken kamu borcunun milli hasılaya oranı %250 (dünyadaki en yüksek rakam) ve bu rakamın ilerideki yıllarda çok daha ciddi seviyelere çıkması bekleniyor.

5. Göçmen Politikası:


 Japonya ekonomisinin ana sorunu göçmen politikasıdır; saydığım bütün sebepler dolaylı olarak Japonya'nın göçmen politikası ile alakalıdır.

 Göçmenlerin arttığı toplumlarda inovasyon hızla artar, demografik sorunlar çözülür, ekonomik aktivite artar; Japonlar bu gerçekleri inkar etmiyor ama çok sert kültürel tabular sebebiyle bu konuda yumuşamayı kabul etmiyorlar.

 1980'li yıllarda bile Japonya'nın acilen göçmen politikasını değiştirmesi gerektiğine dair çalışmalar yayınlanmıştı ama Japonya gelen kuvvetli telkinlere rağmen bu talepleri reddetti.

 Günümüzde gelişmiş ülkelerde nüfusun +%10'u göçmen çocuğudur ki bu rakamın %30'lara ulaşabildiği gelişmiş ülkeler vardır, Japonya'da ise bu rakam sadece %2.

 Japonya'ya göç etmekle alakalı çok uzun yazmanın gerekli olmadığını düşünüyorum kısaca şunu diyebilirim ki evlilik yolu dışında Japonya'ya göç etmek çok çok zor.

 Özetle Japonya ekonomisinin sorunları aslında çözülebilir ama Japonların böyle bir çabası yok diyebiliriz.

Not: Japon kültürü sebebiyle halkın aşırı tasarruflu olmasını da eklemek gerekir.

Ekleme: Türk halkı da inanmamak da ısrar etse de ülkemiz hızla demografik çıkmaza sürükleniyor. Link 

2 yorum:

  1. Hocam, burada dikkat çeken enteresan bir durum var, üretim yapan ülkenin yerel kaynaklarına zarar veren, katma değerine göre, üretiminin üreten ülke doğası ve kaynaklarına zarar verdiği ürünlerde, üretim avantajının gelişmekte olan ülkelerde olması çok avantajlı sanırım.
    Merak ettiğim konu, Uzakdoğu Ülkelerine biraz da bu yüzden mi karşılaştırmalı üstünlük alanı sağlandı?
    Çin'in dünyaya deflasyon pompaladığı, 70'li yıllarda dünyanda çok daha ciddi gündem olan enflasyonun artık çok daha az konuşulduğu bir zamanda yaşıyoruz.
    90'lı yıllarda, ABD vatandaşları Çin'den gelen neredeyse sonsuz ve çok ucuz malların keyfini sürdüler, sanırım o yılları yaşayan bir Amerikalı o yılları özlemle anar, tıpkı bizde doların 1,15 TL/USD'lere düştüğü zaman yaşanan tüketim çılgınlığı gibi.
    Tabii bir noktadan sonra bu durum yerel üretimi çökertiyor, o bol bulamaç ürünleri ithal edemeyecek şekilde birikmiş cari açıkla başbaşa kalınıyor.
    Çok uzattım, ilk başlarda ucuz mal temini ile vatandaşın refahın artması ve pis işlerin gelişmekte olan ülkelere yaptırılması olarak başlayan sürecin bu şekilde evrileceğini öngörememekten dolayı mı Çin bugün tehdit olarak algılanıyor.
    Japonya'nın kafasına vurarak parasının devalüe etmesi engellenmiş ve başarılı olunmuşken, Çin'e neden bu kadar tolerans gösterildi?
    Cevap içerisinde, üretimin Çin'den tekrar ABD'ye kayması hem insan kaynağı yetersizliği hem de anormal enflasyon yaratabileceği için zor demiştiniz.
    Sonuç olarak ortada çok zorlayıcı bir denklem var sanırım.
    Acaba Çin, Japanication'a girerse, Hindistan yeni "kurban" ya da yükselen yıldız olabilir mi? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar Karasan Bey.

      Çok kapsamlı bir soru ama Çin'in küresel faktörlerden bağımsız özellikle demografik sorunlar sebebiyle ciddi değişime uğramak zorunda kalacağını ve muhtemel boşluğu Hindistan'ın doldurabileceğini tahmin ediyorum.

      Yorunlarınızın çoğuna katılıyorum. Çin'e gösterilen müsamahayı aslında siz de dile getirmişsiniz; Çin'in ekonomi modeli sadece Çin'e değil bütün dünyaya ciddi refah sağladı.

      Sil