19 Kasım 2018 Pazartesi

Japonya Ekonomisi Neden Resesyondan Çıkamıyor?

 Japonya ekonomisi 1989 yılında girdiği resesyondan aradan geçen 30 seneye rağmen çıkamadı; 1990'larda dünyada en popüler konulardan biri Japon ekonomisinin Abd ekonomisini ne zaman geçeceği, Japonların ileride dünyada yeni bir blok oluşturma ihtimali(Sovyetler Birliği'nin yerine) vb. konulardı, bu tür beyin fırtınalarının hepsi Japonya ekonomisinin önlenemez yükselişi üzerine bina ediliyordu ama 1990'da başlayan ekonomik sorun geçen yıllar boyunca daha da şiddetlendi, günümüzde ise Japonya ekonomisinin sorunları geçmişe göre çok daha fazla diyebiliriz.




Japonya ekonomisi nasıl gelişti?


 İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinde Japonya'da şehirler yerle bir olmuştu, ülkenin endüstrisi ve alt yapısı çok ağır darbe almış en önemlisi Japonya nüfusunun çok büyük kısmı yok olmuştu, kalanlar ise istihdama çok uygun değildi. 1940-50'li yıllarda kadınların istihdam olanağı çok kısıtlıydı, nüfusta yaşlı ve çocukların oranı ise ciddi şekilde artmıştı.

  Japonya'da zaten bilgi, tecrübe birikimi mevcuttu ama İkinci dünya savaşı sonrası Japonya'da eğitim seferberliği başladı, o dönemin en kaliteli eğitimi Japonya'da verilmeye başlanmıştı ki sonrası dönemlerde de bu kalite korundu, çok önemli sanayilerin altyapısı kuruldu.

 1960'larda İkinci Dünya Savaşı sonrası eğitilen jenerasyon iş hayatına girdi ve 1960'lı yıllarda Japon ekonomisi yıllık %10 civarında büyüdü, bu rakam çok çalkantılı geçen 70'lerde(Petrol krizleri sebebiyle 70'li yıllar petrol rezervi olmayan ülkelerin çoğu için kayıp yıllardır.) yıllık ortalama büyüme %5'lere, 80'lerde ise %4'lere düştü.

Japonya'da resesyon nasıl başladı?


  1980'li yılların başında Abd ekonomisinde durgunluk hakimdi buna rağmen Abd ekonomisi büyük miktarlarda cari açık veriyordu, Abd ekonomisi hem cari açık verip hem de zayıfken dxy(dolar endeksi) 1980-1985 arası %50 değer kazanmıştı, bu durumun sebebi gelişmiş ülke(İngiltere-Batı Almanya- Japonya-Fransa) merkez bankalarının para politikalarıydı. Aşırı değerli dolar Abd'li şirketleri rekabetçilik konusunda ciddi şekilde zorlamaya başladı ve o dönemin önemli şirketleri bu duruma devletin müdahale için bir kampanya başlattılar, kampanya başarılı da oldu, kampanya ardından Abd'de korumacılık kanunları kabul edildi ve dönemin hükumeti de bu yasalara uygun politikalar izlenmesi için dönemin büyük ekonomileri İngiltere-Japonya-Batı Almanya-Fransa ile Plaza anlaşmasını imzaladılar.

  Plaza anlaşması sonrası  japon yeninin değerini iki sene içinde iki katına çıktı,Boj ise o dönem için çok ciddi şekilde para politikası gevşetti, bu durum da Japonya'da her türlü varlıkta balon fiyatlamaların oluşmasına sebep oldu.

 1985'te 12.000 seviyesinde olan Nikkei 225 borsası,  1989'da 39.000 seviyesine yaklaştı, 1992'nin başlarında 20.000'nin altına düştü ki ilerleyen senelerde çok daha düşük rakamlar görüldü Nikkei 225 endeksi bugün bile 1990'lı yılların başlarındaki seviyelerine geri dönememiştir.

japonya neden borçlu
Japonya Neden resesyondan çıkamıyor?


Japonya  neden resesyondan çıkamıyor?


 Küçük sebeplerden saymaya başlarsak;

1. Devlet destekli holdingler(Keiretsu):


 Dünyada benzer örneklerde olduğu gibi devlet destekli holdingler ülkelerin gelişiminde çok önemli katkı sağlayabiliyorlar ve bir noktadan sonra ise ülkelerin önünü tıkıyorlar çünkü;

- Çok geniş iş alanına yayılıyorlar ve daha sonra sonra bu durum geri dönülmez şekilde şirketleri verimsiz hale getiriyor.

- Devlet desteği daha verimli şirketlerin piyasada yer edinmelerini engelliyor.

 Japonya'da da benzer bir sorun mevcut.

2. Japonların Araştırma ve Geliştirmede eskisi kadar başarılı olamamaları:


 Japonya halen PISA sınavlarında dünyanın en başarılı ülkeleri arasında, yine dünyada en fazla patent başvurusu yapılan ülkelerden biri Japonya ve halen dünyanın en büyük 500 şirketinden 51 tanesi Japonya'ya ait.

 Diğer yandan son 50 yılda kurulmuş hiçbir büyük Japon şirket yok, en başarılı oldukları elektronik sektöründeki hakimiyetleri düşüyor.(Apple, Samsung vs.) en önemlisi halen birçok büyük şirketleri olsa da  şirketleri dünya sıralamasında geriliyor. 

3.  Geleneksel olmayan para politikası:

  Merkez bankalarının amacı fiyat istikrarıdır ve bunun içinde politika faiz öncülüğünde geleneksel araçları kullanırlar bazen bu çerçeve yetersiz olabileceği için geçici olarak alternatif politikalar izlenebilir ki bu durum 2011-2018 arasında bütün dünyada yaşanmıştır ama dünyada geleneksel olmayan para politikasının uzun vadeli bir başarısından söz etmek pek mümkün değildir. Japonya tam 30 yıldır geleneksel olmayan para politikaları izliyor ve 30 yılın sonunda sadece sorunların daha da artmış olduğu ve hiçbir başarı sağlanamamış bir ekonomiye sahipler.( Şurada açıklamaya çalışmıştım. Link)

4. Nüfus problemi:


 Japonya dünyanın en yaşlı ülkesi; nüfusun %20'si +65 yaşında, kırk sene içinde Japonya'nın %40'ının 65 yaşın üstünde olması bekleniyor. Bu durumda bir iyileşme de pek mümkün görülmüyor.

 Japonya'da doğurganlık oranı sadece 1.4 normalde bir ülkede doğurganlık oranı 2.1'in altına düşerse nüfusun kendini yenileyebilme ihtimali kalmaz. 2010'dan beri Japonya'nın nüfusu bir milyon civarında azaldı ve yaklaşık 100 yıl içinde Japonya nüfusu 1/3 oranında düşmesi bekleniyor.

 Japonya'da evlilikler genelde +30 yaşında gerçekleşiyor ve gençlerin %40'ı evlenmeyi ve çocuk yapmayı planlamıyor. Bir toplumda çalışma saatleri ile çocuk sayısı arasında çok kuvvetli korelasyon vardır; Japonlar, OECD ülkeleri arasında en fazla çalışan insanlardır.

 Bir toplumda yaşlılık artarsa;

1. Nüfus orta-uzun vadede azalacaktır ve ekonomik büyüklük  düşecektir.

2. Nüfusun yaş ortalaması arttıkça tüketimler azalacaktır ve ekonomik büyüklük azalacaktır.

3. Nüfus yaşlandıkça ekonominin verimi düşecektir çünkü yaşlı nüfus için git gide daha fazla harcama yapılacakken bunu karşılayacak genç nüfus azalacaktır.

 Japonya'da kamu her sene sosyal güvenlik harcamalarının %40'ını  karşılıyor ki bu rakam yıllık 400 milyar dolar civarında bir rakama denk geliyor o yüzden Japonya dünyanın en fazla cari fazla veren ülkeleri arasında iken kamu borcunun milli hasılaya oranı %250 (dünyadaki en yüksek rakam) ve bu rakamın ilerideki yıllarda çok daha ciddi seviyelere çıkması bekleniyor.

5. Göçmen Politikası:


 Japonya ekonomisinin ana sorunu göçmen politikasıdır; saydığım bütün sebepler dolaylı olarak Japonya'nın göçmen politikası ile alakalıdır.

 Göçmenlerin arttığı toplumlarda inovasyon hızla artar, demografik sorunlar çözülür, ekonomik aktivite artar; Japonlar bu gerçekleri inkar etmiyor ama çok sert kültürel tabular sebebiyle bu konuda yumuşamayı kabul etmiyorlar.

 1980'li yıllarda bile Japonya'nın acilen göçmen politikasını değiştirmesi gerektiğine dair çalışmalar yayınlanmıştı ama Japonya gelen kuvvetli telkinlere rağmen bu talepleri reddetti.

 Günümüzde gelişmiş ülkelerde nüfusun +%10'u göçmen çocuğudur ki bu rakamın %30'lara ulaşabildiği gelişmiş ülkeler vardır, Japonya'da ise bu rakam sadece %2.

 Japonya'ya göç etmekle alakalı çok uzun yazmanın gerekli olmadığını düşünüyorum kısaca şunu diyebilirim ki evlilik yolu dışında Japonya'ya göç etmek çok çok zor.

 Özetle Japonya ekonomisinin sorunları aslında çözülebilir ama Japonların böyle bir çabası yok diyebiliriz.

Not: Japon kültürü sebebiyle halkın aşırı tasarruflu olmasını da eklemek gerekir.

Ekleme: Türk halkı da inanmamak da ısrar etse de ülkemiz hızla demografik çıkmaza sürükleniyor. Link 

Twitter adresim Yusuf Yüksel

Facebook Adresim Yusuf Yüksel