20 Kasım 2018 Salı

Türkiye'de Tarım Ve Hayvancılığın Potansiyeli

 Türkiye, geniş coğrafyası ve verimli toprakları ile dünyada Tarım ve Hayvancılıkta potansiyeli en yüksek ülkeler arasındadır, ülkemizde nüfusun %20'e yakını tarım ile geçinirken milli hasılamızın ise yaklaşık %7'si tarımdan sağlanır o yüzden tarımın ülkemize sağlayabileceği gelir sınırlıdır, (çok büyük çalışmalar yapılmaması durumunda) bu durum sadece Türkiye için değil dünyanın birçok ülkesi için aşağı yukarı böyledir fakat tarımın bir ülke ekonomisi için asıl yararı sağladığı getiri değil, önlediği zararlardır; bununla beraber günümüzde tarımın önemi hızla yükselmektedir çünkü gelecekte tarımın değerinin ciddi şekilde artacağını gösteren işaretler artmaktadır. 




 Türkiye'nin yıllık tarım üretimi 60 milyar dolar civarındadır, tarımla uğraşan nüfus ile tarımsal geliri karşılaştırınca tarım ile uğraşan insanlarımızın ortalama gelirinin ülke ortalamasına göre 2-3 kat daha az olduğu sonucuna varırız, Türkiye'nin son zamanlarda yurt dışından gerçekleştirdiği tarımsal ürün ithalatını düşününce ülkemizin üretim kapasitesini ciddi şekilde artırabileceği sonucuna varırız ama buna rağmen klasik yöntemler ile tarım ile uğraşan insanlarımızın ortalama gelire ulaşmasını sağlayamayız çünkü üretimimizi klasik yöntemler ile iki üç kata çıkarırsak bu miktarda ürünün Türkiye'de ve dünyada pazarı olmadığı için sonuçta sadece tarımsal ürünlerimizin değer kaybetmesini ve çiftçimizin daha çok masrafla daha az kazanmasını sağlarız.

 Türkiye'de tarım bu kadar sınırlı getiri sağlarken bu getiri için çok verimli kullanılıp kullanılmadığı tartışmaya açık olsa da çok büyük rakamlarla sektöre destek de verilir çünkü belirttiğim gibi tarımın asıl faydası engellediği zararlardır.

 Merkez bankalarının para politikalarının temel amacı fiyat istikrarı sağlamaktır ve en temel tüketim ürünleri gıda olduğu için gıda fiyatlarında kontrolsüz dalgalanmalar ülke ekonomisinde çok kuvvetli şekilde etkiler daha basitçe ifade edersek ekmeğin 1 liradan 2 liraya çıkması tüketici için aslında çok bir şey ifade etmese de bunun enflasyon etkisi bir süre sonra bahsi geçen 1 liradan çok daha büyük etkilere sebep olacaktır ve bu bütün sektörlere de yansıyacaktır o yüzden getirisi çok daha az olsa bile tarımın sadece ekonomik istikrara katkısı bile çok önemlidir.

 Özetle günümüzde tarım çok gelir elde etmeyen bir sektör iken yine de desteklenmek zorundadır diyebiliriz fakat bu durum değişecek çünkü şu an ülkemizde yaşanan gıda sorunları yakın gelecekte bütün dünyada yaşanmaya başlayabilir. Türkiye'de tarımın sorunları ile ilgili onlarca makale yazabilirim ama son birkaç senede yaşanan sorunların ana sebebi aşırı artan insan ve hayvan nüfusuna karşın tarımda verimliliğin aynı hızda yükselmemiş olmasıdır, daha önce şu paylaşımda uzunca anlatmaya çalışmıştım tekrar etmeyeceğim. (Link) Küresel ısınma, plansız şehirleşme, temiz su kaynaklarının kirletilmesi vb. birçok sebep ile dünyada tarım arazileri azalır iken canlı nüfusu ise hızla artıyor bu durumda tarımın öneminin yıllar geçtikçe hızla artacağını gösteriyor ki son yıllarda zaten tarımın bütün dünyada değer gördüğüne şahit oluyoruz.

Tarım, Türkiye ekonomisine büyük bir katkı sağlayabilir mi?


 Türkiye'de ve dünyada tarımın orta-uzun vadede çok ciddi önem kazanması beklenebilir fakat bunun dışında aslında ciddi yatırım ile günümüzde de tarım ülkemiz için çok büyük fayda sağlayabilir ki bunun canlı örneği dünyamızda mevcut.

 Türkiye'de Hollanda için sık sık ''Konya karar ülke Türkiye'den daha büyük tarım ülkesi'' tabiri kullanılır, bu doğrudur ama hatalı bir benzetmedir çünkü o Konya kadar ülke dünyanın en fazla tarımsal ihracat yapan ikinci ülkesidir yıllık 100 milyar dolar civarında tarımsal ihracat yapar.

Hollanda nasıl dünyanın en verimli tarım ülkesi oldu?


 1970'lerde Hollanda hızla gelişti ve dünyanın en zengin ülkeleri arasına girmeye başladı bunun anlamı Hollandalı çiftçilerin rakipleri ile rekabet etmesinin zorlaşması idi; bunun yanında Hollanda küçük bir ülke olması sebebiyle doğal olarak çiftlikleri de küçüktür; küçük çiftliklerin büyük firmalar ile rekabet etmesi çok mümkün değildir bunun gibi birçok sebeple Hollanda'da tarım ölmek üzereydi, bu durum Hollanda'da çiftçilerin protestosuna sebep oldu, Hollanda yönetimi çiftçileri teskin etmek için basit önlemler yerine ciddi şekilde çözüm aradılar ki neredeyse bütün şartları rakiplerine göre çok daha kötü olan Hollanda'nın tarımda rekabet edebilmesinin tek çaresi vardır, verimliliğin artması.

 Hollanda devleti tarımda verimliliği artırmak için Wageningen Üniversitesinin kurulmasını sağladı ki bu üniversite için tarım dünyasının silikon vadisi tabiri kullanılır, üniversitede sadece tarım ile ilgili bölümler vardır. Wageningen Üniversite Hollandalı ve dünyanın geriye kalan bütün çiftçileri ile ciddi irtibat halinde ve çalışmaların çoğu olması gerektiği gibi sahada gerçekleşiyor bu da üniversiteye çok ciddi para olarak geri dönüyor.

 Bugün dünyada 1 kilo domates üretmek için 100-150 litre suya ihtiyaç var iken Hollanda'da bu rakam sadece 8 litre bütün ürünlerde benzer rakamlar mevcut yine bilindiği gibi verimlilik ne kadar artarsa artsın tarımın bir ülkeye sağlayabileceği refah sınırlıdır ama tarımda verimliliği artırabilecek ürünler için aynı şey söylemek yanlış olur, Wageningen Üniversitesi tarım üzerine yazılımlar, kendi kendine çalışan traktörler, tarımda kullanım için özelleştirilmiş dronelar gibi çok büyük katma değer sağlayan ürünlerde üretiyor ve ileride dünyada tarımsal verimliliğe olan ihtiyaç ciddi şekilde artacağı için bu tür teknolojiler gelecekte büyük talep görecek.

 Türkiye'nin de ciddi bir planlama ve kararlılık ile Hollanda gibi bir başarı hikayesi tabii ki yazabilir.

Twitter adresim Yusuf Yüksel


Facebook Adresim Yusuf Yüksel