9 Kasım 2018 Cuma

TÜRKİYE'NİN DIŞ BORCU NE KADAR 2018

Ön not: Bu paylaşımın bazı kısımlarına daha önce başka paylaşımlarda değinmiştim ama yazmayı planladığım birkaç makalede tekrara düşmemek için türkiye'nin dış borcu ile alakalı bir paylaşım yapmaya ihtiyaç duydum.

 Türkiye'nin dış borcu son verinin yayınlandığı 2018 ikinci çeyrekte 456,6 milyar dolardı yani kabaca 450 milyar dolardır; Türkiye'nin dış borcu ifadesi bazen devletin(kamu) bazen ise bütün ülkenin borcu olarak algılandığı ya da net olarak ifade edilmediği için kafa karışıklığına sebep olabilmektedir, devletin(kamunun) dış borcu 140 milyar dolar civarındadır; kalan borcun çok küçük bir kısmı(0,5 milyar dolar) Merkez Bankası aitken geriye kalan 310-320 milyar dolarlık kısım özel sektörün borcudur. 




  Türkiye'nin önümüzdeki 12 ayda çevirmesi gereken borcu ise 215 milyar dolar civarındadır.


Türkiyenin dış borcu ne kadar 2018
Türkiye'nin dış borcu ne kadar



 Türkiye dış borcunu neden yükseldi?


 Türkiye'nin borcunu neden bu kadar yükseldiğini anlamak için 2008 Krizi sonrası dünyadaki büyük merkez bankalarının varlık alım programlarını(para basma) anlamak gerekir;

 2008 Krizi başladığında Fed'in ilk QE(para basma) programının büyüklüğü 800 milyar dolardı ve plana göre 2010'da sona erecekti; Fed'in para basma programları 2014'te sona erdi ve planlananın neredeyse 4.5 katı fazla para basılmıştı, dünyadaki büyük merkez bankaları arasında en başarılı parasal genişleme programı budur, diğer merkez bankalarının bastıkları para(temsil ettikleri ekonomiye oranla) çok daha fazla ve süreç çok daha tartışılır; bahsettiğim küresel parasal genişlemede büyük merkez bankalarının bilançosu(basılan toplam para) dolar olarak 13 trilyon civarında arttı yani küresel çapta ekonomiye tam 13 trilyon dolar civarında para enjekte edildi. Peki bu durumun sonucu ne oldu;

-2008 Krizi'nin etkileri giderildi ama sorun çözüldü demek için normalleşmenin de gerçekleşmesi gerekir; 2008 Krizi öncesi finansal piyasalarda A. Greenspan(Dönemin Fed Başkanı) melek olarak görülürdü ama krizde görüldü ki aslında A. Greenspan dünyanın başına çok büyük sorunlar açmıştı, yakın gelecekte 2008 Krizi sonrası kişisel görüşüm çok başarılı şekilde dünyayı büyük bir yıkımdan kurtaran B. Bernanke- J. Yallen ikilisinin de şeytan olarak görülmeyeceğinin bir garantisi yok.

- 2008 Krizi'nin büyük bir yıkıma dönüşmemesinin bedeli ise küresel borcun devasa şekilde artmasıdır;(basılan para kredilere aktı) 2008 Krizi öncesi küresel toplam borç 175 trilyon dolar büyüklüğündeydi sadece 10 sene kadar bir süreçte bu borç 250 trilyon doları aştı(+%50 genişleme) ve bu borcun normalleşmesi büyük yıkımlara sebep olsun ya da olması çok sancılı olacak.

- 2018 yılından geriye doğru bakınca dönemin Fed başkanı B. Bernanke'nin 2008 Krizi'nden çıkış formülünü başarılı buluyoruz ama söylediğimi gibi bu çok iddialı bir programdı ve basit bir sorun-çözüm ilişkisi ile de çözülmemiştir. -konum çok dağılmaması için sadece Fed politikaları üzerinden durumu açıklamaya çalışıyorum.- B.Bernanke'nin 2008 Krizi çözümü(Fed başkanlığından ayrıldıktan sonra yardımcısı J. Yallen Fed başkanı olmuştur ve o da B.Bernanke'nin programını devam ettirmiştir.) sorunu tespiti ve çözüm yolu açısından başarılı olsa da aslında süreç son derece başarısız oldu o yüzden küresel çapta ''tuhaf''  bir döneme girdik.

 Dünyada inanılmaz şekilde para basılıyor ama buna rağmen enflasyon ortaya çıkmıyor, ülkelerin aşırı borçlanması sorun olmuyordu, sürecin doğal bir parçası olması sebebiyle faizlerin de indirilmesi sebebiyle neredeyse her şey aşırı derecede değerleniyor, bütün modeller hatalı sonuç veriyor ve borçlanmanın bir yerinden tutmayan herkes bu işten zararlı çıkıyordu ve üstelik 1-2 senelik bir çılgınlıktan bahsetmiyorum, bu durum tam 7 yıl sürdü ve yakın zamanda bitti diyebiliriz.

 Bu durum bildiğimiz klasik birçok iktisat teorisiyle yer yer çelişti, para basmanın doğal sonucu olması gereken birçok yan etki ortaya tam olarak çıkmadı ve bazı ekonomistler bu durumu dünya ekonomisinin insanlar fark etmeden ! çok daha verimli hale geldiği, enflasyonun yeni teknolojiler sebebiyle eskisi gibi hareket etmeyeceği gibi tuhaf yorumlarla açıkladılar (Yeni Normal) ve bu görüşler ciddi şekilde değer gördü. Uyuşturucu bağımlısına uyuşturucu kötü değil hatta faydalı bir şey denirse nasıl bağımlı bu görüşü çürütmek istemez, borçluluktan çıldırmış ekonomi dünyasında ''yeni normal'' hikayeleri de çok keyif vericiydi. Sürecin Türkiye ve gelişmekte olan ülkelere etkisini şurada yazmıştım. (Link)


 Çok daha fazla açıklamaya gerek duyulan bir dönem ama bu kadar açıklamayı yeterli görelim; 2008 öncesi  A. Greenspan'in uzun süreli Fed başkanlığı süreci ise 2011-2018'i saymasak modern ekonomi tarihindeki en gevşek finansal şartların hüküm sürdüğü süreçtir demek yanlış olmaz yani 2008 Krizi (2008-2011) molası dışında 2000-2018 süreci finans dünyasının görebileceği en rahat dönemdi ve tabii ülkelerin, şirketlerin, insanların borçlanma alışkanlıkları ise devrim yaşadı.

 Olayı Türkiye özelinde düşünürsek ise görünüm çok daha ilginç bir hal alıyor çünkü 2000'lerden önce dünyada da kredi kullanımı çok yaygın değildi hatta gelişmiş ülkeler dışında kalan dünyada şirketlerin ve hane halkının krediye ulaşımı çok ciddi şekilde kısıtlıydı ki gelişmiş ülkelerde de kredi kullanımı sıradan halk ve şirketler için  bugünkü kadar yaygın değildi; Türkiye'de ise 2001 Krizi'nin etkisinin ortadan kalkmaya başladığı 2003 öncesi sıradan vatandaşlar için krediye ulaşım diye bir şey neredeyse hiç yoktu; ülkemizde kredi ile iş yapmanın büyük sermaye kesimi dışında yaygınlaşması 2001 Krizi'nin etkilerinin ortadan kalkmasından sonra ortaya çıktı.

 2008 Krizi öncesi kredi kartı kullanımı sebepli sorunlar aslında toplumun bu yeniliği yeterince uygun kullanmadığını gösteriyordu, bugün ise ekonomimizdeki sorunların en temel sebeplerinden biri özel sektörün plansız borçlanmasıdır ve küresel normalleşme ile beraber bu sıkıntı artacak diyebiliriz.

  Şu paylaşımda dış borç ödenmemesi ihtimalinin mümkün olmadığını bunun hiçbir devletin çıkarına olmadığını yazmıştım. (Link)

Twitter Adresim Yusuf Yüksel