30 Aralık 2019 Pazartesi

Türkiye Libya'ya Neden Asker Gönderecek

 Libya hükumetinin Türkiye'den resmi olarak yardım talep etmesi sonrası hükumet önümüzdeki günlerde Libya'ya asker gönderme tezkeresini meclise getirecek, 2 Ocak günü meclis Libya tezkeresi için olağanüstü toplanacak. Tezkere haberiyle Türk varlıkları baskı altında kaldı.


Libya'daki son durum 


 Libya'nın devrik Lideri Muammer Kaddafi yıllar boyunca orduyu kendisine karşı bir kalkışma gerçekleştirmesinden çekindiği için zayıf tutmuştu ve 2011'de Arap Baharı'nın Libya'ya sıçraması ve yerel aşiretlerin Kaddafi'den desteğini çekmesiyle Kaddafi otoritesini kaybetmişti. Batılı ülkelerin isyancıları desteklemesiyle de isyan kolayca başarılı olmuş ve Kaddafi devrilmişti. M. Kaddafi sonrası Ulusal Mutabakat Hükumeti kuruldu ve uluslararası kamuoyu tarafından tanındı fakat devrim sonrası gerçekleşen anlaşma ile ülkenin resmi yasama organı haline gelen Tobruk Temsilciler Meclisi General Hafter'in etkisi ile Ulusal Mutabakat Hükumetinin bakanlarını onaylamadı ve süreç tıkandı; 2016'da Ulusal Mutabakat Hükumeti  kuruldu.

General Hafter Kimdir


libya'da son durum
 General Hafter, Kaddafi'nin darbesine destek veren eski bir Libya askeridir. Kaddafi'ye verdiği destek sonrası Libya'da Genelkurmay Başkanlığı görevine kadar yükseldi. Libya-Çad savaşında Fransa destekli Çad'a esir düştü. Kaddafi'nin kendisine rakip olabileceği şüphesi sebebiyle ateşkes sonrası  Hafter'in iadesi talep etmedi ve ikilinin araları bu olayla bozuldu. Hafter ve diğer esir askerler Abd'e iltica ettiler ve daha sonra Hafter'in adı Kaddafi'ye  düzenlenmeye çalışılan bir darbe ile anıldı. 2011'de Kaddafi'nin devrilmesi sonrası Libya'ya dönüp yeni yönetimde rol almak istemişti ama desteklediği başkan suikast ile öldürülünce Libya'yı tekrar terk etti. Libya'yı terk ettikten sonra bazı askerlerin onu Libya'ya tekrar Genelkurmay Başkanı olarak davet etmesi üzerine Libya'ya döndü ve Tobruk Temsilciler Meclisi üzerinden hükumetin kurulmasını engelledi daha sonra ise kendini yasal Hükumet başkanı ilan ettirdi.

Zorunlu Karşılıklar Nedir

 Zorunlu Karşılıklar Nedir


 Zorunlu karşılık ( Munzam Karşılık ); mevduat toplama hakkına sahip bankaların toplandıkları mevduatlara karşılık merkez bankasında tutmak zorunda oldukları mevduatların oranıdır. Merkez Bankaları para politikalarını uygular iken politika faizinden sonra en etkin kullandıkları politika aracı zorunlu karşılıklardır.

 Zorunlu karşılık oranlarının artması piyasadaki likiditenin azalmasına sağlayacağı için bir nevi faiz artırımı etkisi yapması beklenir; zorunlu karşılıkların azaltılmasının etkisi ise tam olarak  tersidir. Basitçe örnek vermek gerekirse piyasada 100 birim mevduat toplanmışsa ve zorunlu karşılık oranı %10 ise piyasadaki mevduatın %10'u merkez Bankası'na geçmiş demektir, Merkez Bankası bu oranı %20'e çıkarırsa doğal olarak piyasada dolaşan likidite biraz daha azalacaktır ve bir faiz artırımının etkisi ne ise benzer etkilerin piyasada görülmesi beklenir.

 Merkez Bankası döviz rezervlerinin çok büyük kısmı merkez bankası zorunlu karşılıkları ile sağlanır, merkez bankası döviz rezervlerinin miktarı da piyasaya etki eden çok önemli bir faktör olduğu ve dolaylı olarak para politikasını etkilediği için merkez bankası kararları bir çok değişkeni aynı anda değerlendirmeyi gerektirir. -Rezerv Opsiyon Mekanizması-

20 Aralık 2019 Cuma

BDDK Swap işlemleri Kararı

 Türkiye'de başta BDDK olmak üzere yerli kurumlar Geçen seneden (Mart'ta doruğa ulaşmıştı/ Londra Swap olayları) beri yabancıların Türk Lirasına karşı spekülatif/manipülatif pozisyon almalarını engellemek için yabancıların elindeki Türk Lirası likiditesinin düşük olmasını sağlıyorlar. Süreci şurada basitçe açıklamaya çalışmıştım, tekrar etmemek için Link veriyorum. -Link- Bu yazından önce verdiğim linki okursanız konu daha anlaşılır olabilir. 

 BDDK halen yabancıların swap ile Türk Lirasına ulaşmasını kısıtlıyor; şu an yabancıların swap ile vadesi üç aya kadar olan Türk Lirasına ulaşmaması için ciddi kısıtlama var iken ancak bir seneden uzun vadeli swaplarda kısıtlama kalkıyor. Bunun dışında dün BDDK yabancıların swapta Türk Lirası verip kısa süreli döviz almasını çok ciddi şekilde kısıtlayan bir karar aldı yani BDDK yabancıların yedi güne kadar Türk Lirası lehine pozisyon almasını da ciddi şekilde zorlaştırmak istiyor. 

18 Aralık 2019 Çarşamba

Caatsa Yaptırımları Nedir

 Caatsa; Abd'nin düşmanlarıyla yaptırımlar yoluyla mücadele etme yasasının kısaltılmış adıdır. Türkiye'nin Suriye Operasyonu sonrası tekrardan farklı yaptırımlar ile beraber gündeme gelmiştir.


Donald Trump Caatsa Yaptırımlarını önleyebilir mi



  Donald Trump'ın isterse bile Türkiye'ye yaptırımları engelleyemeyeceği iddiası da bazı medya organlarında dile getirilmektedir, bu bilgi tamamen hatalıdır; Donald Trump kendi başına Türkiye'ye yaptırım uygulamayı engelleyebilir.




  • Türkiye'ye  Caatsa yasası kapsamında yaptırımlar uygulanacaksa bunun yürürlüğe girmesi Abd Başkanının imzası ile gerçekleşecektir ki başkanın imza süreci ile ilgili hiçbir sınırlama yoktur yani Donald Trump isterse Türkiye'ye karşı uygulanacak yaptırımları sümen altı edebilir.

  • Abd Başkanının yasal olarak yaptırımları altı ay (180 gün) erteleme hakkı mevcuttur ki Türkiye-Abd arasında bir uzlaşma olacaksa bu sürecin işleme ihtimali yüksektir.

  • Caatsa yaptırımları uygulanmaya başlarsa bile başkanın nispeten önemsiz yaptırımları seçme olanağı vardır; bu da müzakereler için ekstra bir süre demektir.

28 Kasım 2019 Perşembe

Arjantin'de Neler Oluyor

Ekleme: Arjantin'in yeni Başkanı Macri  IMF'den gelecek olan kredi dilimini reddetti. Umarım yanılırım ama IMF'nin müdahale ettiği ülkelerde her zaman gerçekleşen olay yine gerçekleşiyor. Kriz>IMF müdahalesi ve ardından gelen iyimserlik>IMF programının istenen başarıyı sağlayamaması> Krizin ikinci dalgası ve yönetim değişimi> Yeni yönetimden iddialı söylemler ve krizin derinleşmesi> Krizdeki ülkenin daha kötü koşullar ile IMF'den yardım alması... 

Arjantin'de neler oluyor


  Arjantin'de hükumet değişikliği sebebiyle Merkez Bankası sermaye kontrollerini daha da sıkılaştırdı. Bugünden itibaren Arjantin'de halkın döviz alabilme hakkı 10 bin dolardan 200 dolara düşürüldü.

 Arjantin'deki ekonomik kriz derinleşiyor; Arjantin bize çok uzak bir coğrafya olması ve ekonomik ilişkilerimizin çok sınırlı olmasına rağmen yaşadığı problemler ile bizi de olumsuz etkileyen bir ülke. Türkiye'de ve gelişmekte olan ülkelerde yaşanan ekonomik sıkıntılar Mayıs-2018'de başlamıştı; doların Türk Lirasına karşı çift haneli değer kazandığı Mayıs ayında( Dolar 4 lira direncini aştığı gibi duraksamadan 4.5 seviyelerine ulaşmıştı) yaşananlara sebep olarak birçok olay sayılabilir ama sıkıntıların ilk tetikleyicisi Arjantin'de krizin başlamasıydı. 

20 Kasım 2019 Çarşamba

Mississippi Balonu ve John Law

 Tarihteki en önemli manipülasyonlar biri olan Mississippi balonu dolaylı olarak sebep olduğu siyasi sonuçlar sebebiyle tarihin akışına yön vermiş bir olaydır. Mississippi balonunu anlamak için öncelikle John Law hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.



John Law Kimdir


John Law tarihteki en ilginç ekonomistlerden biridir, kumar düşkünlüğü ile ünlüdür, Mississippi balonu sürecinde Fransa'nın finans bakanıydı. Fransa ve dünya ekonomisine birçok konuda katkı sağlamış olsa da adı Mississippi balonu ile özdeşleşmiştir.

 Zengin bir banker çocuğu olan John Law, çocukluğunda ekonomi eğitimi almıştı ve matematik konusunda çok başarılıydı. Babası vefat ettikten sonra kendisine büyük bir miras kalmıştı fakat John  Law bu serveti kumar düşkünlüğü sebebiyle kaybetti, genç yaşında bir kız için cinayete karıştı ve idam cezası ile cezalandırıldı ama cezası müebbet hapse çevrildi daha sonra ise annesinin desteğiyle hapishaneden kaçtı ve Holanda'ya yerleşip bir bankada çalışmaya başladı. İngiltere ve Hollanda tecrübesi sayesinde Law sistemini geliştirdi.

Çin Emlak Balonu

Çin Emlak Balonu


 İnşaat sektörü bütün dünyada olduğu gibi Çin'de de ekonomik hareketliliği sürükleyen en önemli sektörlerden biridir fakat Çin ekonomisinde inşaat sektörünün günümüzde geldiği konum son derece ilgi çekici; Çin'deki en az elli milyondan fazla konutun boş olduğu tahmin ediliyor ki bu Çin'deki toplam konut miktarının +%20'sine denk geliyor buna rağmen Çin'de konut yapımı hızla devam ediyor, daha ilginci ise konut fiyatları da yükselmeye devam etmektedir.

  Çin yönetimi, Çin emlak balonunu telaffuz etmemiş olsa da varlığından haberdar, Çin yönetimi yakın zamana kadar emlak piyasasındaki balonu engellemek için önlemler alıyordu fakat ticaret savaşları bu önlemleri akim bıraktı. 


Çin emlak balonunun sebebi ne?


19 Kasım 2019 Salı

Bir Kuşak Bir Yol Projesi

 Çin'in 2013 yılında duyurduğu Bir Kuşak Bir Yol Projesi( One Belt One Road) 21. yüzyılın en büyük projelerinden biri olmaya aday, projenin 4-8 trilyon dolar civarında bir maliyete ulaşması bekleniyor. Proje 68 ülkeyi, dünya nüfusunun %65'ini, günümüz dünya ekonomisinin ise %40'ını doğrudan bir birine bağlamayı amaçlıyor.


Bir Kuşak Bir Yol Projesi nedir?


 Bir Kuşak Bir Yol projesi; Çin'in tarihi İpek Yolu'nu canlandırma iddiasıdır, Proje Çin'in ekonomik, askeri, diplomatik hedeflerini bir bütün haline gelmiş halidir.

  Çin'in mevcut devlet başkanı Xi Jinping 2013'te devletin başına geçtiğinde Çin'in ekonomik çıkmazlarını çözme iddiasını dile getirmişti. Çin'de iç içe geçmiş Kredi-Emlak Balonu, Çin ekonomisini hatta Çin'in uzun yıllardan beri sağladığı kazanımları çok ciddi şekilde tehdit ediyor ki kişisel görüşüm Çin'in bu sorunu bir bedel ödemeden çözmesi artık mümkün değil, mesele bedelin büyüklüğünün ne olacağıdır. Çin'in ekonomik sorunlarını anlamak için Çin'deki kredi-emlak balonunu anlamak önemli.

  Çin ekonomisi ciddi şekilde inşaat ve kredilere bağlı ve bu sorun ciddi bir çıkmaza dönüşmüş haldedir. Xi Jimping 2013'te bu sorunun daha az hasarla atlatılması için Çin'de tamamen verimsiz bir hale gelen inşaat ekonomisini yurt dışına taşımaya karar verdi böylece kredi-emlak balonunun daha makul bir normalleşme sürecine girmesi planlandı fakat bu süreç Abd'nin başına D. Trump geçmesi ve ardından gelen Ticaret savaşları tartışmalarıyla sekteye uğradı; ticaret savaşlarının Çin ekonomisine verdiği zarar sebebiyle Xi Jimping de geçmişten beri süre gelen verimsiz ekonomik yapıyı devam ettiriyor ama diğer yandan Bir Kuşak Bir Yol projesi ise faaliyete geçmiş durumda.


8 Kasım 2019 Cuma

Türkiye'nin dış borcu ne kadar 2019

 Türkiye'de yaşanan ekonomik sorunların en temel sebebi borçluluk, özellikle de döviz cinsi borçluluktur. Daha önce de Türkiye'nin dış borcu ne kadar olduğuna dair bir paylaşım yapmıştım ama sosyal medyadan gördüğüm kadarıyla bu konuda hatalı yaygın kabuller var o yüzden yazıyı biraz daha kapsamlı güncellemek istedim. İhtiyaç duyacaklar için sıralamayı da paylaşayım.


1. Türkiye ve emsal ülkelerde toplam borçluluk
2.Türkiye ve emsal ülkelerde borçluluğun dağılımı
3. Türkiye ve emsal ülkelerde dış borçluluk
4.Türkiye'nin kamu borcu
5. Kamu borcunda yabancı payı
6. Özel Sektörün Borcu





Türkiye'nin toplam Borcu Ne Kadar 




Türkiye'nin toplam borçluluğu 2019 birinci çeyrekte 860 milyar dolardı.(Hanehalkı+Genel Yönetim+Özel sektör) Aslında borçluluk ifade ederken rakamları kullanmak yerine oranları kullanmak daha anlamlı olur. Türkiye'de milli hasılanın toplam borçluluğa oranı %115,7'dir. (2019/1Ç) Bu oran emsal ülkelere göre çok yüksek değildir.


türkiyenin toplam borcu ne kadar
Türkiye Toplam Borçluluğun Milli Hasılaya Oranı


5 Kasım 2019 Salı

Amazon'un Başarı Hikayesi ve Büyük Veri

 Amazon geçen sene 1 trilyon dolar değerini aşarak tarihte bu değere ulaşan ilk firma oldu. Şirketin şu an ki piyasa değeri ise yaklaşık 900 milyar dolardır. Amazon'un neden başarılı olduğunu karşılaştırma ile açıklamaya çalışayım; Yıllık cirosu 500 milyar dolar, brüt karı 125 milyar dolar civarında olan Wallmart'ın piyasa değeri 300 milyar doların altında iken yıllık cirosu 175 milyar dolar olan ve brüt karı 65 milyar dolar civarında olan Amazon'un piyasa değeri şu an 900 milyar dolar.(Rakamlar biraz geriden geliyor.)

 Amazon'un piyasa değerinin 1 trilyon dolarlara ulaşmasının ötesinde 2012'de şirketin F/K oranı(kaç senelik kar ile şirket satın alınabilir) 3.700 yıllara ulaşmıştı, senelerce şirketin F/K oranı yüzlerce senede kalır iken şu an bu oran 80 ! Peki Amazon'un başarısının sırrı ne?

4 Kasım 2019 Pazartesi

John Davison Rockefeller kimdir

 Abd başkanlık seçimlerinin yaklaşmasıyla seçimin muhtemel ekonomik etkileri hakkında da tahminler yapılmaya başladı. Demokratların güçlü aday adaylarından Elizabeth Warren'ın ekonomik vaatleri dikkat çekiyor, Warren'ın en dikkat çeken söylemi ise çağdaş kartelleri durdurma vaadi ve bu durum da 1950 öncesi Abd'de gerçekleşen dev davaları hatırlatıyor. Abd seçimleri ile ilgili daha sonra ayrı bir paylaşım yapmayı planlıyorum ama giriş olarak tarihin en zengin insanı olarak kabul edilen ve girişimcilik konusunda çok ayrı bir noktada olan John Davison Rockefeller ve tarihin en büyük kartel davası olan Standart oil davasını yazmak istedim.



John D. Rockefeller'in Serveti


 John Davison Rackefeller tarihte ilk defa milyar dolar(1916) sevete ulaşan insandır; Rockefeller'in serveti enflasyon hesabıyla günümüzde yaklaşık 20 milyar dolar ederken bu paranın gücü farklı hesaplamalara göre 350-400 milyar dolardır ki bu rakam onun modern tarihin en zengin insanı olarak kabul görmesini sağlamıştır. Sıradan bir aileden gelen insanın bu kadar ciddi bir servete ulaşması son derece ilgi çekicidir.  Rockefeller gençliğinde 100.000 dolar(günümüzde 2-3 milyon dolara denk) ve 100 yıl yaşamayı hedeflediğini ifade etmiş; birinci hedefine ulaşmış ! ikincisini ise kıl payı kaçırmıştır.(97 yıl)


 John D. Rockefeller Kimdir



  John D. Rockefeller 1839'da sıradan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Dünyada yahudi denince ilk akla gelen insanlardan biri olsa da (Türkiye'de bile Google'da ismi yazılınca ''John D. Rockefeller yahudimi'' araması öneriliyor.) aslında yahudi değildir; yahudilerde dinini saklama görülen/iddia edilen bir özellik olsa da John Davison Rockefeller için böyle bir şey iddia etmek biraz mantıksızdır çünkü zenginlik öncesi sıradan bir insandır ve konum dışı olsa da radikalliğe yakın seviyede bir hristiyandır, zenginlik sonrası da bu net görünümü değişmemiştir. J. D. Rockefeller'in babası etik olmayan işlerle uğraşan ve bu sebeple ailesini devamlı olarak seyahat etmesine sebep olan bir insan iken annesi dindar(Baptist) bir kadındır. Rockefeller annesinin etkisinde büyümüştür.


Türkiye sabit kura geçer mi

 Geçtiğimiz hafta sonu Devlet Bahçeli bir konuşmasında Türkiye'nin kambiyo rejimi ile ilgili muğlak bir ifade kullandı ve ardından sosyal medyada Türkiye sabit kura geçer mi sorusu sorulmaya başladı. Devlet Bahçeli'nin açıklamasında net bir işaret yok, hükumet geçmişte kambiyo rejimi hakkındaki her tartışmada Türkiye'nin mevcut sistemde bir değişikliğe gitmeyeceğini açık ve net şekilde ifade etti ve bunun aksini ima edecek güçlü bir gelişme yaşanmadı; çok daha zorlu şartlarda bile Türkiye'nin kambiyo rejimi tartışmaya açılmamıştır.


Kambiyo rejimi nedir


 Kambiyo rejimi bir ülkenin döviz piyasasını yönetme biçimine verilen isimdir; uygulamadan uygulamaya ciddi farklılıklar içerse de iki ana sistem vardır; dalgalı kur ve sabit kur.(kambiyo kontrolü) Dalgalı kur rejiminde yerel para biriminin değerlenmesi arz-talep ilişkisine bağlı olarak piyasada gerçekleşir iken sabit kur rejiminde ise yerel para biriminin döviz birimlerine karşı değerine merkez bankası karar verir.


Türkiye Sabit kur rejimine geçer mi


 Sabit kur rejimi tartışmalarında sık sık bu rejimde Türk Lirasının yüksek bir değerde sabitleneceği ifade ediliyor ki bu hatalıdır basitçe ifade edersek bugün sabit kur rejimi uygulanıyor olsaydı Türk Lirası yine 5.9 seviyesinin yakınında bir yerde sabitlenecek idi. Merkez Bankası Türk Lirasını dolar/tl 1 liraya sabitleyemez mi? Tabii ki sabitleyebilir fakat Merkez Bankası Türk Lirasını 1 liraya sabitleyip o seviyede kalmasını sağlayabilecek kadar rezerve sahip olsa zaten dalgalı kur rejiminde de dolar/tl 1 lira civarında olurdu yani dalgalı kur rejimi de döviz kuru müdahalesine tamamen kapalı değildir. Dalgalı kur-sabit kur farklılığının temel etkisi yerel para biriminin değerine değil, oynaklığınadır. Türkiye'de reel ekonomi Türk Lirasının değerinin düşük olması kadar oynaklığı ile de sorun yaşamaktadır, yüksek oynaklık iş adamlarının üretim, satış, yatırım planlarını bozmaktadır basitçe ifade edersek devamlı olarak 5.5-6.0 seviyesinde hareket eden bir kurun ekonomiye zararı 6.0 seviyesinde sabit bir kur kadar olmayabilir.

Türkiye'nin kredi notu ne demektir

 Geçtiğimiz Cuma Fitch Türkiye'nin kredi notunu  BB-'de  tutarken görünümü pozitife çevirdi yani not artışı sinyali verdi. Son durumda S&P'nin notu Moody's'in notuyla aynı seviyede iken Fitch'in notu diğer iki kuruluşun bir  kademe üstündedir. Kredi derecelendirme kuruluşlarının ülke notları arasında genelde bir kademeden fazla fark olmadığı için Fitch kararı sonrası diğer kredi derecelendirme kuruluşlarını da Türkiye hakkında nispeten olumlu kararlar alabilir.


 Kredi derecelendirme kuruluşları nedir? Ne Yaparlar?


 Kredi derecelendirme kuruluşları ülkelerin, şirketlerin, kurumların yükümlülüklerini zamanında ve tam olarak yerine getirip getiremeyeceğini değerlendiren kuruluşlardır; dünyada onlarca kredi derecelendirme kuruluşu vardır ama bunlardan Fitch, S&P ve Moody's ise diğerlerine göre daha fazla itibar görürler. Her kurum değerlendirmesini kendi hesabına göre yapar. Kredi derecelendirme kuruluşları gerçekleştirdikleri değerlendirmeler sebebiyle piyasaya çok güçlü şekilde etki edebiliyor olsalar da bir denetlenme mekanizmasına bağlı değillerdir.

24 Ekim 2019 Perşembe

Helikopter Para Nedir

Helikopter Para Nedir


 Gelişmiş ülkelerde bütün çaba ve önlemlere rağmen enflasyonun bir türlü istenen seviyeye gelmemesi Helikopter Para teorisini tekrardan gündeme getirdi.

Helikopter para ne demektir



Helikopter para veya helikopter parası; hükumet harcamalarının doğrudan merkez bankaları tarafından karşılanmasına verilen addır. Hükumet harcamalarının merkez bankaları tarafından finanse edilmesi neredeyse bütün gelişmiş ülkelerde yasalarca engellenmiştir ancak yasal düzenlemeyle uygulanabilir. Teorinin sahibi Nobel ödüllü M. Friedman; deflasyon ortamında klasik yöntemlerin başarı sağlayamaması halinde merkez bankalarının hükumet harcamalarını finanse etmesini hatta bu çaba da başarısız olursa halka doğrudan para aktarılmasını önermiştir. M. Friedman; bu teoriyi savunurken halka helikopterden para saçılması metaforunu kullandığı için teori Helikopter Para olarak anılmaya başlamıştır. 

23 Ekim 2019 Çarşamba

Kara Çarşamba ve George Soros

 1990'ların başında dünya ekonomisi daha önce görülmedik bir manipülasyona şahitlik etmişti, çok da büyük bir serveti olmayan George Soros dünyanın en büyük merkez bankalarından birinin karşısında çok cesaretli adımlar atmıştı daha ilginci George Soros çok sınırlı servetiyle İngiltere Merkez Bankası'nı alt edebilmişti.


 Kara Çarşamba'nın bize öğrettiği en önemli ders ise merkez bankalarının bağımsızlığının önemi ve tamamen entegre olmamış yapıların ortak ekonomik yapıya geçemeyecekleri, bu tür yapıların kısa vadede sağladığı faydalar için ekonomik bağımsızlıktan vazgeçilmemesi gerektiğidir.


Kara Çarşamba'ya giden süreç


 Avrupa Birliği; Euro Birliği öncesi ticareti kolaylaştırma ve haksız rekabeti önleme, istikrar sağlama vb. sebeplerden dolayı 1979'da Exchange Rate Mechanism'i (ERM) uygulamaya başlamıştı, uygulamanın kurallarından biri herhangi bir ülkenin para birimini %6'dan daha fazla devalüe edememesi idi; uygulama birçok fayda sağlamış olsa da merkez bankaları için çok ciddi sorunlara yol açıyordu ve Avrupa ekonomilerinde normal olmayan büyüme, enflasyon ve faiz oranlarının ortaya çıkmasına yol açıyordu.

 Birleşik Krallık'ta en uzun süre başbakanlık yapmış olan Demir Leydi lakaplı Margaret Thatcher görev süresi boyunca tek para birimine karşı oldu hatta çok uzun süre devam eden başbakanlık kariyerini sona erdiren en önemli faktörlerden biri tek para birimine hazırlık olan ERM'e katılmayı reddetmesiydi; M.Thatcher'ın ERM'e katılmayı reddetmesi ve İngiltere ekonomisindeki sorunlarında etkisi ile 1991'de parti kongresinde yerini ERM'nin çok kuvvetli destekçilerinden John Major'e bıraktı.

17 Ekim 2019 Perşembe

Trump Azledilecek mi

 Barış Pınarı Harekatı başladığından beri neredeyse her gün Abd Başkanı Donald Trump'ın Türkiye hakkında anormal seviyede çelişkiler barındıran birkaç mesajına maruz kalıyoruz. Donald Trump her zaman ilginçlikleri ile ön plana çıkan bir insandı ama son zamanlarda sadece Türkiye konusunda değil, her konuda kendisi için bile anormal seviyede çelişkili mesajlar veriyor. Bu durum Trump'ın azil süreci sebebiyle çok stresli olmasına bağlanıyor. Trump gibi bir insanı sevmek gerçekten zor ama kendisi Abd'de Türkiye'nin tezlerine ılımlı yaklaşan belki de tek kişi ve doğal olarak Trump'ın azil süreci bizi de ilgilendiriyor.

 Trump'ın başkanlık seçimi dönemi Rusya ile olan ilişkisi, Rusya'nın kanıtlanmış şekilde Trump lehine Abd seçimlerine hile karıştırması sebebiyle Trump'ın başkanlık koltuğuna oturmasıyla eş zamanlı olarak '' Trump azledilecek mi '' sorusu sorulmaya başlanmıştı. Rusya soruşturmasında(devam ediyor) Trump'ı görevden almak için yeterli kanıtlar bulunamamıştı, en azından o soruşturmanın senatodan geçip Trump'ı başkanlıktan etmesine ihtimal verilmiyordu ama geçen ay patlak veren Ukrayna Skandalı Trump'ı çok zor duruma soktu ve yakın zamanda Trump'ın azil sürecinin resmen başlaması bekleniyor.

8 Ekim 2019 Salı

8 Ekim'de Büyük Manipülasyon İddiası

 Dün Türkiye-Abd İlişkileri açısından ilginç bir gün yaşandı. Sabah Abd Başkanı Trump’tan Türkiye’nin muhtemel Suriye operasyonuna destek olarak yorumlanabilecek bir mesaj geldi ve bu mesajdan birkaç saat sonra ise Abd Başkanı Trump bu defa Türkiye’yi muhtemel bir Suriye operasyonu yapmaması için tehdit etti, bugün ise Trump’tan Türkiye ile arasının iyi olduğuna dair mesaj geldi.


  Mesajlardaki saçmalık ötesi çelişki Trump’ın Türkiye üzerinden Abd kamuoyuna mesaj vermesi olarak açıklanabilir, Trump’ın Suriye’den çıkılması gerektiğine dair mesajı çok ciddi eleştirileri beraberinde getirdi ki bu eleştirilere partisinden senatörler de katıldı, Trump da muhtemelen eski açıklamasından çark etmek için Türkiye’yi hedef aldı ve bu durum doğal olarak Türk Lirasında daha önceden öngörülmüş olması mümkün olmayan olumsuz fiyatlamalara sebep oldu.

30 Eylül 2019 Pazartesi

Yeni Ekonomi Programı 2020

 Bugün Yeni ekonomi programı 2020 (Orta Vadeli Program) açıklanacak. Normal şartlar altında ülkemizde orta vadeli programlar çok da önemsenmez, geçmiş yıllarda OVP açıklandıktan çok kısa süre sonra belirtilen hedeflerin aksine politikalara şahitlik ettik bu sebeple geçmişte OVP'ler piyasa için de pek de bir anlam ifade etmezdi fakat son OVP olan Yeni Ekonomi Programı geçmiş OVP'lerden ciddi şekilde ayrıştı; Eylül ayından beri ekonomi yönetimi her kararında Yeni Ekonomi Programına atıf yaptı. Bugün açıklanacak Yeni Ekonomi Programı 2020 hükumetin yakın gelecekteki politikaları konusunda önemli işaretler barındıracak. 

 2019'da açıklanan Yeni ekonomi Programının hedefleri ile şu ana kadar gerçekleşmeler ise şu şekilde oldu:


Büyüme Hedefi


 Yeni ekonomi programında 2019 yılı büyüme hedefi %2,3 idi fakat açıklanan verilere göre bu hedefin yakalanması pek mümkün görülmüyor; 2019'un birinci çeyreğinde Türkiye %2,6 daralırken ikinci çeyrekte ise %1.5 daraldı. Merkez Bankası beklenti anketine göre Türkiye ekonomisinin büyüklüğü 2019'da değişmeyecek.(%0.01 büyüme) Eski OVP'de 2020 Hedefi %3,5 iken 2021 hedefi %5 idi, ilk gelen işaretler bu hedeflerin güncelleneceği yönünde.



Enflasyon hedefi



Yeni ekonomi programında enflasyon hedefi şu şekildeydi:

2019 Yıl Sonu Enflasyon Tahmini: %15.9
2020 Yıl Sonu Enflasyon Tahmini: % 9.8
2021 Yıl Sonu Enflasyon Tahmini: % 6.0

 2019'da Büyümenin beklentiden kötü, cari açığın ise beklentiden çok daha iyi bir duruma gelmesi sebebiyle enflasyon hedefi beklenenden de iyi bir seviyeye düştü. Enflasyonun 2019 sonunda kabaca %14, 12 ay içinde ise %12 olması bekleniyor. 


26 Eylül 2019 Perşembe

Bankalardaki Dövizlerin Karşılığı Var Mı

 Son zamanlarda sosyal medyada Türk Lirasına karşı olumsuz beklentiler ile beraber bankalarda döviz mevduatların karşılığı Türk Lirası olmadığına dair paylaşımlar yapılıyor öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki böyle bir şey yoktur ve gerçekten bankalarda Türk Lirasının likiditesinde ciddi bir azalma gerçekleşirse bu durumun Türk Lirasının değerini olumsuz etkilemesi değil aksine son derece olumlu etkilemesi beklenir.

Bazı paylaşımlarda ise döviz hesaplarındaki paranın bankalarda fiziksel banknot karşılığı olmadığı ifade edilir, bu ifade doğru ama eksiktir; bankalarda sadece dövizlerin değil, Türk Lirasının fiziksel karşılığı bulunmaz ve bir sorun işareti değildir. Banka hesaplarındaki paralarımız banka kasalarında çekime hazır bekliyor olsaydı bu durum bankanın varlığını sürdürebilme kabiliyeti ile alakalı soruları beraberinde getirirdi.

25 Eylül 2019 Çarşamba

Merkez Bankası Döviz Rezervleri Yeterli Mi

 Türkiye'de Merkez Bankası'nın döviz rezervlerinin yeterli olup olmaması her zaman takip edilen bir konudur, bunun dışında uzun süredir Merkez Bankası'nın swap piyasasında yaptığı işlemler de birçok yorumu beraberinde getiriyor. Öncelikle şu soruya cevap vermek gerekir Merkez Bankası'nın döviz rezervleri yeterli mi?



Merkez Bankası'nın Döviz Rezervleri Yeterli Mi



 Merkez bankalarının döviz rezervlerinin yeterli olup olmadığı ile alakalı uluslararası kabul görmüş bazı standartlar var.


16 Eylül 2019 Pazartesi

Suudi Arabistan Petrol Tesislerine Saldırı


 Hafta sonu Suudi Arabistan'ın petrol üretim tesislerine saldırı gerçekleşti. Suudi Arabistan'ın en büyük petrol sahası ve petrol üretim tesisine(Aramco) yapılan drone saldırısı dolayısıyla Suudi Arabistan petrol üretim kapasitesi ciddi şekilde zarar gördü. Suudi Arabsitan'ın tam kapasitesini kullanması halinde günlük petrol üretimi kabaca 11.5 milyon varil iken OPEC kısıntıları sebebiyle Suudi Arabistan günlük kabaca 10 milyon varil(9.8) petrol üretmekteydi, saldırı sonrası ise bu miktar günlük 5 milyon varilin altına düştü. 

 Ağustos 2019'da OPEC Kabaca 30 milyon varil petrol üretmiş.(29.7) OPEC'in toplam petrol üretim kapasitesi kabaca 35 milyon varil olmak ile beraber mevcut saldırı sonrası bütün OPEC üyeleri petrol kısıntılarına son verseler bile Suudi Arabistan'ın üretim kaybını karşılayamıyorlar üstelik üretim kapasitesini tam seviyeye yükselmek kısa sürede gerçekleştirilebilecek bir durum değildir. OPEC'in en büyük üreticilerinden Venezuela ve Libya iç sorunları sebebiyle mevcut kotalarını bile üretmekte zorlanıyorlar; İran ise Abd yaptırımları baskısı altında o yüzden OPEC petrol üretimini en fazla günlük 1.5 milyon varil kadar artırabilir, İran yaptırımları sona erse bile bu rakam 4 milyon varile ulaşamıyor ki öyle bir senaryo da çok mümkün görünmüyor. Suudi Arabistan'ın üretim kaybı ancak OPEC ve OPEC dışı ülkelerin tam kapasite petrol üretebilmeleri ve İran yaptırımlarının askıya alınması ile karşılanabilir ki söylediğim gibi bu durum hem politik olarak çok mümkün değil üstelik kısa sürede gerçekleştirilebilecek bir şey de değildir.

suudi arabistan petrol üretimi
Opec petrol üretimi Ağustos 2019


11 Eylül 2019 Çarşamba

Merkez Bankası Ne Kadar Faiz indirmeli

12 Eylül 2019 PPK Toplantısı



Yarın Merkez Bankası'nın Eylül ayı PPK toplantısı gerçekleşecek; piyasa beklentisi Merkez Bankası'nın yarın 250 baz puan faiz indirimi gerçekleştireceği şeklinde yine aynı anketler Merkez Bankası'nın yıl sonuna kadar 400 baz puan faiz indirimine gideceğini tahmin ediyor yani piyasa beklentisi yarın Merkez Bankası politika faizinin  %17.25'e yıl sonuna kadar ise 15.75'e düşmesidir.



merkez bankası 12 Eylül'da ne kadar faiz indirir
Merkez Bankası 12 Eylül PPK toplantısı tahminleri
Anketin kaynağı-Link-

Merkez bankalarının uygulaması gereken faiz enflasyon hedefine göre değişir; Türkiye’de enflasyon hedefi %5’tir, bu hedef çok uzun zamandan beri sabittir fakat Merkez Bankası günümüzde bu hedefe ulaşılabilir bir politika izlememektedir ki bu hedefe ulaşmak günümüzde pek mümkün değildir, geçmişte enflasyon kısa vadeli %7’nin altını gördüğü dönemde bile Merkez Bankası yazılı hedefe ulaşmak için çaba göstermemiştir yani %5 enflasyon hedefi aslında bir niyet beyanıdır yorumu hatalı olmaz. Türkiye’de şu an ekonomi yönetiminden gelen net mesaj enflasyon hedefinin tek haneli olmasıdır yani %9.999999.... bizim için makul bir seviye olacaktır, mevcut enflasyon oranı %15.01’dir, sene sonu enflasyon beklentisi ise Merkez Bankası beklenti anketine göre %13.9'dur. 

22 Ağustos 2019 Perşembe

Rezerv Opsiyon Mekanizması Nedir

Rezerv Opsiyon Mekanizması Nedir

  
Rezerv opsiyon mekanizmasını(Rom) anlamak için öncelikle zorunlu karşılık kavramının anlaşılması gerekir; mevduat toplama hakkı olan bankalar topladıkları mevduatın bir kısmını merkez bankalarında bulundurmak zorundadırlar. Haberlerde sık sık duyduğumuz Merkez Bankası döviz rezervi(brüt) ifadesindeki rezervin çok önemli bir kısmı bankaların merkez bankalarının kullanımına sunmak zorunda oldukları zorunlu karşılıklardır.

 Merkez Bankaları zorunlu karşılık oranlarını kendileri belirler basitçe ifade edersek zorunlu karşılık oranı artırıldıkça piyasadaki likidite azalacağı için doğal olarak enflasyonun düşmesi, yerel para biriminin değer kazanması, ekonomik hareketliliğin yavaşlaması, ekonomik büyümenin yavaşlaması vb. etkiler beklenir yani bir nevi faiz artırma etkisi ortaya çıkar , zorunlu karşılık oranlarında indirim ise piyasada faiz indirimine denk etki oluşturur.Kısacası zorunlu karşılıklar oranlarını değiştirme bir nevi faiz oranlarını değiştirmeden faiz kararı etkisi ortaya çıkarır.Etkili bir para politikası aracıdır.



Rezerv opsiyon Mekanizması ise basitçe bankaların merkez bankalarında bulundurmak zorunda oldukları zorunlu karşılıkların belli kıstaslarla döviz veya altın olarak bulundurma hakkıdır; Türk Lirası nispeten riskli bir varlık olduğu için bankalar genelde zorunlu karşılıkları döviz veya altın olarak Merkez Bankası'nda bulundurmak isterler, ROM sayesinde bankalar Türk Lirası risklerinden kaçınırken Merkez Bankası ise rezervlerini güçlendirir.


rezerv opsiyon mekanizması nedir
Rezerv opsiyon mekanizması nedir


  Merkez Bankası piyasada sıkıntı yaşanan günlerde rezerv opsiyon mekanizmasını kullanarak piyasayı yönlendirmeye çalışır; örneğin bu makalenin yazıldığı gün(09.05.2019) piyasada güçlü bir döviz atağı yaşanıyor, Merkez Bankası Rezerv satmak istemiyor çünkü hem rezervler çok güçlü değil hem de bu hamlenin negatif etkileri de mevcut.(Döviz satmanın sebep olacağı negatif algı) Merkez Bankası, Rezerv opsiyon mekanizmasında  değişikliğe giderek zorunlu karşılıkların döviz olarak Merkez Bankası'nda tutulma olanağını azalttı böylece bankalar döviz satmak zorunda kaldılar,(Türk Lirası desteklendi.) diğer yandan bankalar döviz satarken ellerindeki Türk Lirasının bir kısmını da zorunlu karşılık olarak Merkez Bankası'na verecekleri için piyasada Türk Lirası azalacak ve bu durum da Türk Lirası'nın değerine olumlu yansıyacaktır.

 Bu makale bugün gelen çok sayıda soru için hızla yazıldı; hızlıca yazınca konuyu yeterince açık ifade edip etmediğimden emin olamıyorum. Konunun açık olmayan bir yanı varsa yorumlardan sorarsanız ve ben de biliyorsam açıklarım.


Twitter: Yusuf Yüksel

8 Ağustos 2019 Perşembe

TÜRK LİRASI NEDEN DEĞERLENİYOR

 Dün dolar/Türk Lirası kuru 5.5'in altına düştü ve bugün de bu seviye gelişmekte olan ülke para birimlerinin zor bir gün yaşıyor olmasına rağmen korunuyor. Şu an gelişmekte olan ülke para birimleri arasında Çin'in dolar/yuan kurunu 7.0'ın üzerinde sabitlemesinden olumsuz etkilenmeyen tek gelişmekte olan ülke para birimi Türk Lirasıdır. Son günlerde Türk Lirası neden değerleniyor sorusu sık sık sorulmaya başladı.Maddeler halinde yazmak istedim.

-Konu Dışı-

 Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum ne yazık ki ülkemizde insanlar siyasi görüşünden bağımsız her şeyi kendi içinde tutarsız komplo teorileri ile açıklamaya son derece yatkın... Dolar yükseliyorsa bunu dış güçler yapıyor ama bir süre sonra bize saldırmaktan niye vazgeçiyorlar bilemiyoruz, dolar düşünce de bu defa bunu hükumet yapıyor ama bu güne kadar bunu neden yapmamış onu da bilemiyoruz, kişisel tavsiyem sizin politik düşüncelerinize hitap edip ekonomik olarak hatalı yönlendiren isimlere karşı dikkatli olmanızdır.


-Konu Dışı-

1 Ağustos 2019 Perşembe

Güney Kore-Japonya Ticaret Savaşı

 Uzun zamandan beri Abd-Çin arasındaki ticaret savaşı gündemi sonrası yeni bir ticaret savaşı da Uzak Doğu Asya'da başladı. Daha önce şu linkte -Güney Kore efsanesi sona mı eriyor- Güney Kore ekonomisinin günden güne kötüye gittiğini, mevcut sorunları çözme vaadi ile yönetime gelen mevcut Başkan Moon Jae-İn sonrası Güney Kore ekonomisindeki zayıflama daha da kuvvetlendiğini açıklamaya çalışmıştım. Mevcut yapısal sorunlarını çözemeyen Güney Kore yönetimi bir süredir Kuzey Kore'nin iş gücünden yararlanma vb. ilginç yöntemler ile ekonomik sorunlar ile mücadele etmeye çalışıyordu, en son  ''Müflis Tüccar eski defterleri karıştırır.'' mantığı ile Japonya'nın geçmişte Kore halkına karşı işlediği ağır suçlardan dolayı Japon şirketlere bedel ödetme kararı Japonya ile Güney Kore arasında diplomatik/ekonomik krize sebep oldu.

31 Temmuz 2019 Çarşamba

Kripto Paralar Geleceğin Para Birimi Olabilir Mi

 Dijital para birimleri/ Kripto paraların gelecekte yaygın para birimi olup olmayacağı son zamanlarda sıklıkla dile getirilen bir tartışma konusudur; küresel ekonomideki gelişmeler bize yakın gelecekte bu sorunun çok daha güçlü şekilde tartışılabileceğini gösteriyor.(Başka bir makalenin konusu)

 Öncelikle şu soru sorulabilir; Neden kripto paralar geleceğin para birimi olsun? Dijital paralar mevcut paralara karşı öne sürülmüş en makul seçenek değil hatta dijital paralar günümüzde bir para birimi iddiasında olup olmadığı ayrıca tartışılabilir; Dijital Para birimlerinin sadece %2'si gerçekten ''para'' olarak kullanılıyor (veri güncel olmayabilir) yatırımcıların gözünde dijital para birimleri bir varlık çeşididir; Dijital para birimlerini bir varlık olarak düşününce de bu varlığın değerinin etkileşim içinde olduğu faktörler önem kazanıyor, genel anlamda kripto paraların en güçlü etkileşim içinde olduğu olguların başında küresel likidite arzı hakkındaki beklentiler ön plana çıkıyor (Para arzının artması) bu da kripto paraların ''para birimi'' olma iddiası ile çok güçlü çelişki içinde bir durum fakat diğer yandan şu an kullandığımız paraların geçmişte olduğu gibi otorite-toplum ortak faydası işlevi otoriteler lehine bozuluyor ve yakın gelecekte daha da bozulacağını gösteren bir konjonktür içindeyiz, bu sebeple sisteme isyan eden(Pratikte değil ama teorikte) kripto paralar ileride geniş toplum kesimleri için daha fazla anlam ifade edebilir.(benim kişisel fikrim mevcut sistem kripto paralar gibi devrimsel yollarla yeni baştan düzenlenmeyecek, rehabilite edilecek)

7 Temmuz 2019 Pazar

Japonya Ekonomisi Neden Resesyondan Çıkamıyor?

Japanification


 Japonlaşma anlamına gelen bir kelime olan ''Japanification'' ekonomi litaratüründe ise deflasyon tuzağına düşme anlamına gelir. 1980'li yıllarda Japon ekonomisi dünyanın parlayan yıldızı idi, bütün veriler doksanlı yıllarda Japonya'nın dünyanın en büyük ekonomisi olacağını gösteriyordu, Japonya'nın yeni milenyumda dünyanın yeni süper gücü olması bekleniyordu. Doksanlı yıllarda ekonomi ile ilgili yayınlarda en popüler konulardan biri Japonya'nın muhteşem ekonomik yükselişi ve bu durumun muhtemel siyasi, diplomatik, kültürel vb. sonuçlarıydı. 

 1990'lı yıllarda günümüze benzer (Ticaret savaşlar) bir küresel konjonktür mevcuttu; doksanlı yıllarda Fed günümüze göre son derece muhafazakar bir merkez bankası idi; diğer tarafta devrin diğer büyük merkez bankaları ise(Fransa, İngiltere, Japonya, Batı Almanya) Fed'i muhafazakar yapısını suistimal ediyorlardı çok basitçe ifade edersek 1980-85 arası Abd ekonomisi hem ciddi şekilde cari açık veriyordu hem de ekonominin genel görünümü zayıftı, buna rağmen Abd doları endeksi(DXY) bu süreçte %50 civarında değer kazanmıştı. Abd'li şirketler bu durum sebebiyle devamlı olarak rekabet gücü kaybediyorlardı ve duruma hükumetin müdahalesi için kampanya başlattılar, kampanyalar sebebiyle Abd'de korumacılık kanunları çıkarıldı. Abd'deki korumacı tavır sonrası devrin büyük merkez bankaları bir nevi fair-play anlaşması olarak yorumlayabileceğimiz Plaza Anlaşmasını imzaladılar.

27 Haziran 2019 Perşembe

İhtiyat Akçesi Nedir

 Bugün Reuters'te TCMB'nin ihtiyat akçesi olarak ayırdığı parayı yasal bir düzenleme yaparak hazineye aktarılacağına dair bir haber çıktı; öncelikle haber şu an sadece iddia seviyesinde bir teyit veya yalanlama gelmedi.


İhtiyat Akçesi nedir


 İhtiyat Akçesi, TCMB'nın saf karının %20 kadarını zor zamanlarda kullanmak üzere ayırmasıdır;(Ben konu ile bağlantılı yazdım ama genel anlamda şirketler için kullanılabilen bir kavramdır.) TCMB'nin ihtiyat akçesinde +40 milyar TL para birikmiş durumdadır.

 TCMB daha geçen hafta para politikası araçlarıyla 10 milyar TL civarında likiditeyi piyasadan çekerken tek kalemde 40 milyar TL likiditeyi piyasaya enjekte etmesi kendi içinde çelişkili olsa da aksi senaryoda da olumsuzluklar yaşanacaktı.

 Öncelikle bahsedilen senaryo gerçekleşirse bu hamlenin enflasyonist olacağı ve Türk Lirasına değer kaybettirme ihtimalinin kuvvetli olacağını belirtelim.


19 Haziran 2019 Çarşamba

Dolar İçin Kritik Karar

 Bugün gerçekleşecek olan Fed toplantısı hem bizi hem de dünya ekonomisinin geleceğini yakından ilgilendiriyor, Piyasa Fed'ten bugün için herhangi bir faiz indirimi beklemiyor ama Temmuz ayı için faiz indirimi beklentisi son derece güçlü ve Fed piyasa fiyatlamaları doğrultusunda gelecek ay bir faiz indirimi yapacaksa buna bu toplantıda işaret etmesi bekleniyor.

 Fed, üç adet faiz artırımı hedefiyle başladığı 2019 senesinde piyasa Fed'ten 2-3 faiz indirimi bekliyor fakat Fed'in duruşu halen kağıt üzerinde 2019 yılının sonuna kadar bir adet faiz artırımı iken açıklamalarda ise Fed'in faizleri sene sonuna kadar sabit tutacağı yönündeydi ama son günlerde Fed Başkanı Powell dahil birçok Fed yöneticisi faiz indirimlerine yeşil ışık yakan açıklamalarda bulundular. Piyasa fiyatlamalarına göre Temmuz ayında faiz indirimi ihtimali %70'e yakın iken Ağustos ayında ikinci faiz indirimi ihtimali %48 kısacası Fed'ten marjinal bir politika değişimi bekleniyor örneğin bugün Goldman Sachs, Fed'in faizleri bir yıl içinde sıfırlayabileceğine dair bir açıklama yayınladı.

11 Haziran 2019 Salı

12 Haziran 2019 PPK Toplantısı

 Merkez Bankası Para Politikası Kurulu(PPK) Haziran toplantısı yarın gerçekleşecek ve kararlar saat 14:00'te açıklanacak. Piyasa Merkez Bankası'nın faizlerde değişikliğe gitmemesini bekliyor,  bununla beraber birkaç kurum ise yarınki toplantıdan 50-100 baz puan arasında faiz indirimi bekliyor. Merkez Bankası son toplantısında Haziran ayında faiz indirimi yapılabileceğine dair işaret vermişti ama daha sonraki gelişmeler ile bu ihtimal ciddi şekilde zayıfladı; 23 Haziran İstanbul seçimleri öncesi bir faiz indirimi çok ciddi sürpriz olur.  Yarınki toplantıda beklentiler doğrultusunda faizler sabit kalsa bile piyasa açısından Merkez Bankası'nın  ilk faiz indirimi için işaret edeceği zaman önemli olacak.(Bir işaret gelirse)

2 Haziran 2019 Pazar

2019 Mayıs Ayı Enflasyonu

 2019 Mayıs ayı enflasyonu bugün saat 10:00'da açıklanacak, anketlere göre mayıs 2019 enflasyonunun %1.25 civarında gerçekleşmesi bekleniyor. 2019 Mayıs ayı enflasyonu beklentiler doğrultusunda açıklanırsa yıllık enflasyon %19.1 seviyesine gerileyecek.

 Bloomberg HT Mayıs ayı anketinde medyan beklenti %1.25, AA Finans anketinde ise beklenti %1.28 olmuş. Foreks Turkey'in anketine göre medyan beklenti %1.25 olmuş.


31 Mayıs 2019 Cuma

2019 Birinci Çeyrek Büyüme Verisi

 Türkiye 2019 Birinci Çeyrekte %2,6 daraldı; döviz bazlı milli hasıla 784 milyar dolardan 748 milyar dolara geriledi.

Ana sektörlere bakınca;

Tarım sektörü %2,5 büyüdü.
Sanayi %4,6 küçüldü.
Hizmetlerde ise küçülme %4 oldu.
İnşaat sektöründe küçülme %10.9 oldu.

Hanehalkı harcamaları %4,7 azalırken, devlet harcamaları %7.2 artmış.(Kamunun ekonomiye bu kadar güçlü destek vermeye devam etmesi zor. -Link-)


30 Mayıs 2019 Perşembe

Nadir Element Nedir

 Çin'in ticaret gerginliği sebebiyle Abd'i nadir elementler ile veya daha doğrusu nadir toprak elementleri ile tehdit etmesi ile nadir element konusu gündemimize girdi.

Nadir Element nedir

 
Yer kabuğunda 160'tan fazla mineralin içinde bulunan elementlerdir; bunlardan bastnazit,monazit, ksnotim nadir toprak elementlerinin üretiminde daha fazla kullanılanlardır.(%95) Olayın akademik tanımı bu iken basit tanımı ise günümüzde yüksek teknolojik ürünlerin üretiminde olmazsa olmaz elementlerdir

Nadir toprak elementlerinin kullanım alanları


-Bilgisayar parçaları
-Gps sistemi
-Batarya
-Kamera Lensleri
-Ampul
-Renkli ekran
-Haberleşme sistemleri
-Rüzgar türbünleri
-Füze kontrol sistemi
-Özel gözlükler
-Akıllı telefon
-X-ray aletleri
-Lazerler
-Savunma sistemleri
-Jet motorları
-Radyoterapi
-Röntgen makinaları
-Fiberoprtik kablo
-Hava araçları

Liste bu şekilde uzayıp gidiyor.

29 Mayıs 2019 Çarşamba

Türkiye iflasa mı gidiyor

 Son günlerde kamu bütçesindeki kötüleşme dikkat çekiyor, gelişmeler bize önümüzdeki dönemde bütçedeki gelişmeleri daha da yakından takip etmemiz gerektiğini gösteriyor özellikle içinde bulunduğumuz günlerde kamu ödemelerine gerçekleştirmek için kötü tercihler arasında tercih yapmak zorunda bunu rakamlarla basitçe açıklamaya çalışacağım fakat son günlerde Türkiye iflasa gidiyor şeklinde haberler yapılmaya başladı ki bu haberler kötü niyetli değilse konu hakkında çok ciddi şekilde bilgisizlik ifade ediyor.( En kibar ifade) Kamu bütçesi bu ay ve önümüzdeki ay zorlanacağı belli ama kamunun iflas etmesi için öncelikle borç bulamaması gerekir, şu an yerel veya yabancı para cinsi borçlanma cazip değil ama borçlanma konusunda hiçbir sorun yaşamıyoruz; sonraki aşama genelde çok ciddi sorunlara sebep olan para basma aşaması olur ki Türkiye'de böyle bir durum yok velev ki bu aşama da aşıldı ardından iflastan daha makul İMF ile anlaşma seçeneği vardır; şu an Türkiye iflasa gidiyor, maaşlar ödenemeyecek şeklindeki haberler kötü niyetli değilse ciddi bilgisizlik göstergesidir.

  Türkiye iflasa gidiyor haberlerine sebep olan gelişme gelecek ay gerçekleştirilecek emekli ikramiyeleri ödemesinin nasıl gerçekleştirileceğinin son günlere kadar net şekilde belli olmamasıydı;(kamu bunu net olarak bildirmez ama atılan adımlardan anlaşılır.) basitçe rakamlar ile ifade edersek içinde bulunduğumuz ay kamu bu ay gerçekleştireceği borç ödemesi kadar borçlanmıştı; bunun dışında hazinenin Türk  Lirası hesabında 4-5 milyar lira civarında para var iken önümüzdeki günlerde emeklilere 12 milyar Türk Lirası ikramiye ödenecek, hazinenin Türk Lirası hesabında yeterli para yok fakat hazinenin hesaplarında 4 milyar dolar değerinde de döviz bulunuyor yani kamunun ödeme gerçekleştiremeyeceğini iddia edebilecek bir durum yok ki dün 31 Mayıs günü için yeni bir döviz ihalesi ilan edildi, anladığım kadarıyla emekli ikramiyeleri için bu günlerde hazine döviz bozduracak. (Rakamların durumu açıklamada önemi olmadığı için tekrar kontrol etmedim, aklımda kaldığı gibi yazdım, hatalı olabilir.)

13 Mayıs 2019 Pazartesi

Doğu Akdeniz Sorunu

 Türkiye seçim gündemine kilitlenmişken geçtiğimiz günlerde Türkiye-Abd arasındaki anlaşmazlıklara Doğu Akdeniz sorunu da eklendi; Abd ve birçok ülke geçtiğimiz günlerde Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de petrol ve doğalgaz araması çalışmalarından rahatsız oldu.


Doğu Akdeniz Sorununun Kaynağı


 Geçtiğimiz aylarda Türkiye, Lübnan ve Suriye dışında Doğu Akdeniz'e kıyısı olan ülkeler Kahire'de bir araya gelip Doğu Akdeniz Gaz Forumu'nu kurdular; forumu Abd ve Ab çok güçlü şekilde destekliyorlar; Suriye'nin artık hamisi haline gelmiş olan Rusya da Doğu Akdeniz'de kendi çıkarlarını korumaya çalışması sebebiyle forumun Suriye'yi de tamamen dışladığını iddia etmek zor yine Lübnan sadece İsrail ile küçük ama değerli olma ihtimali yüksek sınırlı bir bölgede anlaşmazlık yaşıyor, geriye sadece Türkiye forumun dışında kalıyor. Forumdaki ülkeler Doğu Akdeniz'i aşağıdaki haritada görüldüğü gibi paylaşmış durumdalar.


doğu akdeniz doğalgaz haritası
Doğu Akdeniz Gaz Forumu paylaşım haritası


  
 Türkiye üstteki paylaşım haritasından memnun olmadığı ve Doğu Akdeniz'de kıyısı olan bütün ülkeler ile sorun yaşadığı için kendi münhasır alanını ilan etti. Uluslararası büyük şirketler Türkiye'nin tezlerini desteklemediği için Türkiye kendi sismik gemisi Fatih ile uzun süredir petrol/doğalgaz araması yapıyordu, yakın zamanda Yavuz sondaj gemisi ile sondaj çalışmalarına başlayacağımızı ilan etmemiz gerginliğe sebep oldu.

Türkiye özellikle haritadaki Calypso(İtalyan Eni şirketi bölgede 220 milyar metreküp doğalgaz buldu) ve Aphrodite(Abd'li Noble Energy'nin bölgede bulduğu doğalgaz'ın 200 milyar metreküp, petrolün ise 3.7 milyar varil olduğu tahmin ediliyor.) bölgelerinde hak iddiaları var.


8 Mayıs 2019 Çarşamba

Gıda Enflasyonu


 Geçtiğimiz Nisan ayında enflasyon %19.5 olarak açıklanırken gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık fiyat artışı %32 civarında gerçekleşti. Son zamanlarda enflasyon verilerinin eleştirilmesinin en temek sebeplerinden biri de bu durumdur; enflasyon verisine ulaşmak için kullanılan sepet ile herhangi bir vatandaşın enflasyonu arasında doğal olarak fark bulunur, bu sebeple her vatandaşın enflasyonu kendisine hastır fakat gıda enflasyonu ise neredeyse her vatandaşın gözünün önündedir ki Tüik'in de enflasyon sepetinin neredeyse çeyreğini oluşturur; toplumun en fazla muhatap olduğu enflasyon ile manşet enflasyon arasındaki uçurum doğal olarak enflasyon verisine güven tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Enflasyon verisine karşı olan güven sorunu sadece gıda enflasyonu ile manşet enflasyon arasındaki fark ile açıklanamaz olsa da önemli bir gerekçe bu durum.

  Gıda enflasyonu Tüik'in enflasyon sepetinde %23 civarında bir ağırlığa sahip iken günümüzde alt gelir grubu için çok daha yüksek bir ağırlığa sahip olduğunu tahmin etmek güç değil bu durum da alt-üst gelir gruplarının maruz kaldıkları enflasyonun ciddi şekilde farklılaşması anlamına geliyor; düşük gelirli vatandaşların enflasyona ezdirilmesi ekonomi için yapısal bir sorundur daha önce bu konuda şu makaleyi yazmıştım o yüzden ayrıntıya girip bu makaleyi uzatmak istemiyorum. -Link- fakat çok kısaca toplumun bir kısmının(Türkiye'de resmi olarak asgari ücret alanların oranı maaşlı kesimin neredeyse yarısı !) enflasyona karşı ezilmesi durumunda ekonominin potansiyelinin çok altında performans göstermesi beklenir.

  Gıda enflasyonu sadece vatandaşın bütçesini en fazla aşındıran kalem olmakla da kalmaz; vatandaş doğal olarak bütçesindeki  aşınmayı telafi etmek için ya tüketimini kısar(ekonomi küçülür) ya da maruz kaldığı maliyeti kendi gelirlerini artırarak(zam) ile karşılama çabasına girer böylece gıda enflasyonu diğer alt kalemlerin üzerinde de yukarı yönlü baskıya sebep olur.

2 Mayıs 2019 Perşembe

Güney Kore Efsanesi Sona Mı Eriyor

 Geçtiğimiz günlerde Güney Kore'nin 2019 birinci çeyrek büyüme verisi açıklandı, açıklama öncesi büyüme beklentisi %2.5 iken gerçekleşme %1.8 oldu. Bir önceki çeyrek Güney Kore %3.1 büyümüştü. Güney Kore ekonomisi 2008 krizinin etkileri sona erdiğinden beri ilk defe çeyreklik olarak %2'nin altında performans gösterdi.

  Güney Kore ekonomisi kalkınma  konusunda dünyadaki en başarılı örneklerden biri ki bence en iyisidir; 75 yıl önce üçüncü dünya ülkesi olan Güney Kore'nin sadece iki jenerasyon sonra gelişmiş ülke seviyesine çıkması çok efsanevi bir başarı fakat bu efsane ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmış durumda; Güney Kore'nin büyük başarısının ciddi defoları da mevcuttu ve bu defolara rağmen ilerlemek Güney Kore açısından çok daha güç bir hal aldı. 

 Güney Kore Ekonomisinin sorunlarına gelecek olursak;

30 Nisan 2019 Salı

Dünya Ekonomisi

  Dünya ekonomisi hakkındaki beklentilerin çok hızlı şekilde iyileştiği bir süreç başlamış olabilir; 2018'de biz ve gelişmekte olan ülkeler için kötü ama dünya için son derece iyimser bir dönem yaşanır iken (finansal piyasalar hariç)  Fed'in anlamsızca piyasaya korku pompalaması sebebiyle 2019 yılının ilk yarısı resesyon korkusuyla geçti ama son veriler piyasalardaki kötümserliğin ortadan kalktığını gösteriyor.


S&P 500 yine rekor kırdı


 Geçen hafta Abd'nin 2019'un birinci çeyrek büyüme verisi açıklanmıştı, beklenti %2.3 büyüme iken gerçekleşme ise %3.2 gibi uçuk bir seviyeydi. Abd'de geleneksel olarak yılın ilk çeyreği nispeten diğer çeyreklere göre zayıf olur o yüzden Abd'de yılın ilk çeyreğinin güçlü olması Abd ve dolaylı olarak dünya ekonomisi hakkındaki olumlu beklentileri kuvvetlendirdi. Geçen hafta Abd verisi çok güçlü iken büyüme verisi ile açıklanan farklı veriler iyi görünümü ciddi şekilde bozuyordu ki sonuç olarak %2.3 beklentinin gerçekleşmesi %3.2 olmasına rağmen veri sonrası DXY(dolar endeksi) güçlenmek yerine zayıfladı fakat bugün açıklanan veriler ise geçen haftaki büyümeyi destekler mahiyette bu durum da S&P 500'ü rekora sürükledi. S&P 500 bütün dünya borsaları için gösterge mahiyetinde olması sebebiyle rekor kırması bütün dünya borsalarını olumlu etkiler.

 Dünya ekonomisi hakkındaki beklentilerin iyileştiğini gösteren bir diğer veri ise korku endeksinin(VIX) aşırı derecede satılıyor oluşu(tarihi rekor kırdı) bunun anlamı piyasa oyuncuları piyasaların istikrarlı olacağını tahmin etmesidir ve doğal olarak bu durum biz ve bizim gibi risk iştahından olumlu etkilenen piyasaları olumlu etkilemesi beklenir.

Not: Mayıs'tan hemen önce borsaların rekor kırması ayrıca temkinli olma sebebidir.(Sell in May and go away)


23 Nisan 2019 Salı

ABD'NİN iRAN YAPTIRIMLARI

 Abd'nin İran yaptırımları konusunda belli ülkelere sağladığı muafiyet önümüzdeki Mayıs ayında sona erecek, beklentiler Abd'nin daha önce muafiyet sağladığı ülkelere tekrar yaptırımlar konusunda muafiyet sağlamasıydı ama beklentilerin aksine Abd çok net bir şekilde hiç bir ülkeye petrol konusunda muafiyet sağlamayacağını açıkladı; açıklama ardından petrol fiyatları %3'e yakın prim yaptı.

İran Yaptırımlarının Geçmişi


 Abd'nin İran yaptırımlarının geçmişine dönersek İran'ın nükleer silah elde etme çabası sonrası Eski Abd Başkanı Obama döneminde BM öncülüğünde İran'a nükleer reaktör programını sonlandırması için ambargo uygulanmaya başladı; İran, ilerleyen yıllarda dünyanın isteklerini kabul etti ve ambargonun sonlandırılmasına karşılık nükleer santral programını askıya aldı, BM denetimini kabul etti. Abd Başkanı Trump seçim döneminde İran ile yapılan anlaşmayı hatalı bulduğunu ifade etti ve başkan olursa anlaşmayı iptal edeceğini açıkladı, başkan olunca da Avrupa-Rusya-Çin'in güçlü itirazlarına rağmen İran ile yapılan anlaşmayı sona erdirdi.

22 Nisan 2019 Pazartesi

Küresel Durgunluk

 2019'un başında küresel ekonomi hakkındaki kötümserlik  dağılmaya başladı, Abd'de 2019 birinci çeyrek büyüme tahmini Atlanta Fed tarafından yukarı yönlü revize edildi.(Atlanta Fed'in tahminleri son derece başarılıdır ve bütün saygın kurumlar tarafından ciddiye alınır.) Geçen hafta Çin'in büyüme verisi açıklandı; beklentiler %6.3 civarında iken ve uzun süreden beri Çin'in büyüme verileri beklentileri bile karşılayamaz iken veri beklenenden de yüksek %6.4 olarak açıklandı. Almanya için yıl sonu büyüme beklentisi %1'den %0.5'e düşürülmüş olsa da Avrupa'da da en kötünün aşılmış olabileceği şeklinde yorumlanabilecek veriler gelmeye başladı. Küresel piyasalarda iyimserlik daha önceden başlamıştı; genelde olumlu küresel büyüme beklentilerine paralel prim yapan borsalar, petrol ve diğer emtialar, tahviller, gelişmekte olan ülke varlıkları-biz henüz çok sınırlı seviyede iyimserlikten faydalandık- bir süredir prim yapar iken beklentilerin bozulması ile güvenli liman ihtiyacına cevap veren altın bir süredir zayıflıyor. 

-Konu Dışı-

 Geçen hafta küresel piyasalarda iyimserliğin yayılmasının en önemli sebeplerinden biri Çin'den iyi veriler gelmesi oldu ama ayrıntılara bakınca gelen verileri olumlu karşılamak çok zor; Çin'in birinci çeyrek büyüme verisi beklenenden bir tık iyi geldi fakat bu veriye ulaşmak için Çin yönetimi olağanüstü önlemlere başvurdu, Çin'de kredi genişlemesi sadece bir çeyrekte 900 milyar dolar civarında bir rakama ulaştı, bununla beraber bir çok farklı teşvike de başvuruldu. Çin'deki iyileşmenin sınırlılığına örnek için Türkiye'yi baz alırsak 2017'nin başında KGF ile Türkiye'deki kredi genişlemesi(Türkiye'de de KGF ile beraber farklı teşvikler de uygulandı.) ekonomik büyüklükleri baz alınca Çin'in geçen çeyrek gerçekleştirdiği kredi genişlemesiyle aşağı yukarı aynı seviyedeydi; KGF öncesi Türkiye'nin 2017 büyüme tahmini %3'ler civarında iken KGF dopingi ile %8'lere yakın bir büyüme sağlandı.(Türkiye'nin ideal büyümesi %4-5) Çin'deki abartılı kredi büyümesine rağmen sağlanan iyileşme son derece zayıf.

-Konu Dışı-


17 Nisan 2019 Çarşamba

2019 EURO İÇİN ZOR BİR YIL OLACAK

 Avrupa'dan nispeten iyi veriler gelmeye başlasa da 2019 yılı Avrupa için ekonomik açıdan iyi geçmiyor. 2019'un başından beri Avrupa'da resesyon senaryolarının dile getirilmesine yol açan bir çok veriye şahit olduk, çoğu saygın kurum Avrupa'nın resesyona girmeyeceğini dile getiriyor olsa da bu sene ve önümüzdeki senelerde Avrupa'da tekrar durgunluk bekleniyor.(Olumsuz Brexit senaryolarında durum ciddi şekilde değişebilir !)

 2008 Krizi ve ardından 2011'de Yunanistan'dan başlayıp Avrupa'ya yayınlan sorunlar nedeniyle Avrupa Ekonomisi simgesel negatif faiz ve çok aşırı likidite artışına rağmen(para basma) bir türlü kalıcı şekilde durgunluktan çıkamadı.(Avrupa'daki likidite artışı ekonomik büyüklük ile kıyaslanınca Abd'nin iki katı) Mevcut şartlarda zaten faiz oranları ile ekonomiye sağlanabilecek ek bir teşvik marjı yok, merkez bankasının likidite artırıcı önlemlerinin(para basma) ise Avrupa için en doğru karar olup olmadığı tartışmaya açıktır; ECB(Avrupa Merkez Bankası) çok uzun zamandan beri varlık alım programları ile likiditeyi artırıyor ki bu tür operasyonların çok ciddi yan etkileri de mevcuttur buna rağmen bir türlü beklenen ekonomik toparlanma gerçekleşemiyor, likidite artışının sebep olduğu sorunlar ise birikmeye devam ediyor.

 Avrupa'nın şu an başında olduğu süreci Japonya farklı bir bir konsepte olsa da doksanlı yılların başından beri yaşıyor fakat Japonya örneği bize gösteriyor ki sadece para basarak sorun çözmek mümkün değil ve bu tür politikalarda ısrar bir noktadan sonra normalleşmeyi daha da zorlu hale getiriyor; son 30 yılda Japonya kıyaslanabileceği ekonomilere göre ultra gevşek finansal şartları ekonomisine sağladığı halde kalıcı olarak durgunluktan çıkamadı fakat diğer yandan normalleşme çabaları ise ciddi sorunları tetikliyor basitçe ifade edersek günümüzde Japonya Merkez Bankası'nın para basması Japon ekonomisine çok sınırlı hatta yok denecek kadar fayda sağlar iken para basmanın durması ciddi sorunları tetikliyor. Avrupa'nın da böyle bir kısır döngüye sürüklenme riski mevcut.

15 Nisan 2019 Pazartesi

Sürdürülebilir Kalkınma

 Sürdürülebilir kalkınma; gelecek kuşaklara bedel ödetmeden  günümüz ihtiyaçlarına cevap verebilen kalkınma modeline verilen isimdir. Günümüzde dünyada büyüme çabası yarın yokmuş gibi doğaya, topluma, ekolojik dengeye zarar vermek pahasına gerçekleşmektedir. Geçtiğimiz yıl insanoğlu yıllık kendi payı olan  kaynakları yılın 212. günü tüketti ki bu kayıt tutulmaya başlanan günden beri görülen en vahşi tüketim oldu;(Ekolojik ayak izi) Türkiye ise bu konuda dünya ortalamasının bile üstünde yer aldı. Çevreyi, ekolojik dengeyi korumadan, kaynakları hunharca kullanarak kalkınmanın mümkün olmadığı günümüzde artık kabul görmüş bir gerçek yine borç döngülerine, tüketime, verimsiz sektörler sayesinde elde edilmiş büyümenin de sürdürülebilir  kalkınma sağlaması mümkün değildir.

 2018'de Nobel ekonomi ödülü sürdürülebilir kalkınma üzerine çalışmaları sebebiyle Paul Romer , William Nordhaus ikilisi takdim edildi; bu makale Paul Romer'in Endojen(İçsel) Büyüme Teorisi hakkında; Paul Romer'in Teorisi Türkiye gerçeğinde fırsatları işaret ediyor.