16 Eylül 2019 Pazartesi

2020 Ekonomik kriz yılı mı

 Son günlerde piyasalarda ilginç fiyatlamalara şahit oluyoruz. Abd 10 yıllık tahvillerinin getirisi çok kısa sürede(birkaç iş günü) %1.5'in altından %1.9'lara yükseldi ki bu yükseliş son birkaç yılın en güçlü hareketi oldu yine aynı dönemde altının ons fiyatı 1.480 dolara kadar düştü.(Suudi Arabistan'a yapılan drone saldırısı sebebiyle bu fiyatlama zayıfladı.) Uzun zamandır 2020 ekonomik kriz yılı olabilir  beklentisi sebebiyle riskli varlıklar değer kaybederken güvenli varlıklar değer kazanmaktaydı ama şu an ise tam aksi yönde fiyatlamalara şahit oluyoruz, bu durumu haber akışına bağlamak mümkün çünkü 2020'e dair kötümserliğin en güçlü sebebi Abd ile Çin arasındaki ticari sorunlar/ticaret savaşları ve ticaret savaşları ile ilgili gelişmeler daha önce defalarca piyasada güçlü fiyatlamaları beraberinde getirdi.(Olumlu veya olumsuz)

  Son zamanlarda Abd'den gelen veriler de yine olumlu fiyatlamanın sebepleri arasında; Fed'in bu hafta bir kere daha faiz indirimine gitmesi çok net bir beklenti ve Fed'ten de bir kere daha faiz indirimi gerçekleşeceğine dair net mesajlar var fakat verilere bakınca ise Fed'in bir kere daha faiz indirimine gitmesinin gerekliliği son derece tartışmalı bir konu... Fed'in faiz indirimine gidecek olması bir yana piyasa Fed'in ilerleyen zamanlarda çok daha güçlü şekilde güvercinleşeceğini fiyatlıyor fakat sorun şu ki mevcut veriler ile bu durum çok zor ve son günlerdeki fiyatlamaların bir diğer sebebi Fed'in çok daha güvercin politikalar izlemesi ihtimalinin zayıflamasıdır. Son açıklanan verilere göre Abd'de çekirdek Tüfe %2.4'e yükseldi ki bu hem Fed'in hedefinden yüksek hem de son 11 yılın en yüksek oranı; üfe, perakende satışlar vb. birçok veri enflasyonda çok daha rakamların da görülebileceğini işaret ederken Fed'ten faiz indirimi bekleniyor. Geçtiğimiz aylarda Trump'ın Çin ile ticaret müzakerelerin masasını devirmesi sonrası Abd'de tüketici güveni ciddi şekilde zayıflamıştı (121 civarı) müzakerelerin tekrar başlamasıyla tüketici güveni eski  seviyelerine geri döndü (135 civarı) ve tarihi zirveye yakın.(147 ) Finansal piyasalardaki iyimserliğin Fed'in piyasanın aşırı beklentilere cevap verememesi ihtimali ile de bağlantılı durumda fakat bu olumlu gelişmeler dışında önümüzdeki aylarda doların görünümünün çok ciddi şekilde değişmesi de söz konusu olabilir.

Merkez Bankası Net Döviz Rezervi Eylül 2019



 Merkez bankasının net döviz rezervleri hakkında internet ortamında net bir veri bulmak zor çünkü her haber kaynağı farklı bir bakış açısıyla haberi sunduğu için Merkez Bankasının net döviz rezervi hakkında bilgi bulmak zorlaşıyor. Bir önceki hafta Merkez Bankası net döviz rezervi 34.9 milyar dolardı.(30 Ağustos ) Bugün açıklanan son veriye göre Merkez Bankası Net Döviz Rezervi 35.5 milyar dolara yükselmiş.(6 Eylül itibariyle Merkez Bankası net döviz rezervi)

Suudi Arabistan Petrol Tesislerine Saldırı


 Hafta sonu Suudi Arabistan'ın petrol üretim tesislerine saldırı gerçekleşti. Suudi Arabistan'ın en büyük petrol sahası ve petrol üretim tesisine(Aramco) yapılan drone saldırısı dolayısıyla Suudi Arabistan petrol üretim kapasitesi ciddi şekilde zarar gördü. Suudi Arabsitan'ın tam kapasitesini kullanması halinde günlük petrol üretimi kabaca 11.5 milyon varil iken OPEC kısıntıları sebebiyle Suudi Arabistan günlük kabaca 10 milyon varil(9.8) petrol üretmekteydi, saldırı sonrası ise bu miktar günlük 5 milyon varilin altına düştü. 

 Ağustos 2019'da OPEC Kabaca 30 milyon varil petrol üretmiş.(29.7) OPEC'in toplam petrol üretim kapasitesi kabaca 35 milyon varil olmak ile beraber mevcut saldırı sonrası bütün OPEC üyeleri petrol kısıntılarına son verseler bile Suudi Arabistan'ın üretim kaybını karşılayamıyorlar üstelik üretim kapasitesini tam seviyeye yükselmek kısa sürede gerçekleştirilebilecek bir durum değildir. OPEC'in en büyük üreticilerinden Venezuela ve Libya iç sorunları sebebiyle mevcut kotalarını bile üretmekte zorlanıyorlar; İran ise Abd yaptırımları baskısı altında o yüzden OPEC petrol üretimini en fazla günlük 1.5 milyon varil kadar artırabilir, İran yaptırımları sona erse bile bu rakam 4 milyon varile ulaşamıyor ki öyle bir senaryo da çok mümkün görünmüyor. Suudi Arabistan'ın üretim kaybı ancak OPEC ve OPEC dışı ülkelerin tam kapasite petrol üretebilmeleri ve İran yaptırımlarının askıya alınması ile karşılanabilir ki söylediğim gibi bu durum hem politik olarak çok mümkün değil üstelik kısa sürede gerçekleştirilebilecek bir şey de değildir.

suudi arabistan petrol üretimi
Opec petrol üretimi Ağustos 2019


11 Eylül 2019 Çarşamba

Merkez Bankası Ne Kadar Faiz indirmeli

12 Eylül 2019 PPK Toplantısı



Yarın Merkez Bankası'nın Eylül ayı PPK toplantısı gerçekleşecek; piyasa beklentisi Merkez Bankası'nın yarın 250 baz puan faiz indirimi gerçekleştireceği şeklinde yine aynı anketler Merkez Bankası'nın yıl sonuna kadar 400 baz puan faiz indirimine gideceğini tahmin ediyor yani piyasa beklentisi yarın Merkez Bankası politika faizinin  %17.25'e yıl sonuna kadar ise 15.75'e düşmesidir.



merkez bankası 12 Eylül'da ne kadar faiz indirir
Merkez Bankası 12 Eylül PPK toplantısı tahminleri
Anketin kaynağı-Link-

Merkez bankalarının uygulaması gereken faiz enflasyon hedefine göre değişir; Türkiye’de enflasyon hedefi %5’tir, bu hedef çok uzun zamandan beri sabittir fakat Merkez Bankası günümüzde bu hedefe ulaşılabilir bir politika izlememektedir ki bu hedefe ulaşmak günümüzde pek mümkün değildir, geçmişte enflasyon kısa vadeli %7’nin altını gördüğü dönemde bile Merkez Bankası yazılı hedefe ulaşmak için çaba göstermemiştir yani %5 enflasyon hedefi aslında bir niyet beyanıdır yorumu hatalı olmaz. Türkiye’de şu an ekonomi yönetiminden gelen net mesaj enflasyon hedefinin tek haneli olmasıdır yani %9.999999.... bizim için makul bir seviye olacaktır, mevcut enflasyon oranı %15.01’dir, sene sonu enflasyon beklentisi ise Merkez Bankası beklenti anketine göre %13.9'dur. 

1 Eylül 2019 Pazar

Arjantin'de Neler Oluyor

Arjantin'de neler oluyor


  Arjantin hükumeti yaşanan ekonomik sıkıntılar sebebiyle bugün  bir kere daha sermaye kontrolleri önlemine başvurmak zorunda kaldı. Alınan kararlar ile ihracat yapan şirketlere dövizlerini Arjantin'e getirme zorunluluğu getirilir iken yerli şirketlerin döviz alması kısıtlandı.(Arjantin'de dolarizasyon %90'lar civarında.)

 Arjantin'deki ekonomik kriz derinleşiyor; Arjantin bize çok uzak bir coğrafya olması ve ekonomik ilişkilerimizin çok sınırlı olmasına rağmen yaşadığı problemler ile bizi de olumsuz etkileyen bir ülke. Türkiye'de ve gelişmekte olan ülkelerde yaşanan ekonomik sıkıntılar Mayıs-2018'de başlamıştı; doların Türk Lirasına karşı çift haneli değer kazandığı Mayıs ayında( Dolar 4 lira direncini aştığı gibi duraksamadan 4.5 seviyelerine ulaşmıştı) yaşananlara sebep olarak birçok olay sayılabilir ama sıkıntıların ilk tetikleyicisi Arjantin'de krizin başlamasıydı. 

26 Ağustos 2019 Pazartesi

İllere Göre Konut Fiyat Endeksi Haziran 2019

İllere Göre Konut Fiyat Endeksi Haziran 2019


 Merkez Bankası'nın son açıkladığı konut fiyat endeksi verisine göre Türkiye'de konut fiyatları bir önceki aya göre %0.74, bir önceki yıla göre ise %1.72 artmış. Aynı süreçte reel değer kaybı ise %12.1 olmuş.Konut fiyatları Merkez Bankası'nın faiz indirimine gittiği Haziran ayında uzun süre sonra yükselişe geçmiş.


aylara göre konut fiyat endeksi
Aylara Göre Konut fiyat endeksi


Not: Nominal değer değişimi bizim günlük hayatta muhatap olduğumuz fiyatlardaki değişimlerdir, reel değer değişimi ise nominal değerlerin enflasyon etkisinden arındırılmış halidir.

22 Ağustos 2019 Perşembe

Rezerv Opsiyon Mekanizması Nedir

Zorunlu Karşılıklara Kredi Büyümesi Kriteri 


 Daha önce bu paylaşımda zorunlu karşılık oranı ve rezerv opsiyon mekanizmasını anladığım kadarıyla basitçe açıklamaya çalışmıştım o yüzden bu paylaşımda zorunlu karşılık oranı veya rezerv opsiyon mekanizması nedir, ne işe yararlar konusuna değinmeyeceğim.(İlgi duyanlar yazının alttaki güncel olmayan kısmını öncelikle okumasını tavsiye ederim.) Geçtiğimiz gün Merkez Bankası zorunlu karşılık oranı ile ilgili yeni bir karar aldı; karara göre şu an %7 olan Türk Lirası zorunlu karşılık oranı, kredi hacmi büyemesi %10-20 aralığında olan bankalar için %2'e düşürüldü. Merkez Bankası'nın %5 olan Türk Lirası zorunlu karşılık faizi kredi hacmi büyümesi %10-20 aralığında olan bankalar için %15'e çıkarıldı. Her iki karar da bankaları kredi vermeye güçlü şekilde teşvik ediyor.


zorunlu karşılık oranı
Merkez Bankası Türk Lirası Zorunlu Karşılık Oranı

8 Ağustos 2019 Perşembe

TÜRK LİRASI NEDEN DEĞERLENİYOR

 Dün dolar/Türk Lirası kuru 5.5'in altına düştü ve bugün de bu seviye gelişmekte olan ülke para birimlerinin zor bir gün yaşıyor olmasına rağmen korunuyor. Şu an gelişmekte olan ülke para birimleri arasında Çin'in dolar/yuan kurunu 7.0'ın üzerinde sabitlemesinden olumsuz etkilenmeyen tek gelişmekte olan ülke para birimi Türk Lirasıdır. Son günlerde Türk Lirası neden değerleniyor sorusu sık sık sorulmaya başladı.Maddeler halinde yazmak istedim.

-Konu Dışı-

 Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum ne yazık ki ülkemizde insanlar siyasi görüşünden bağımsız her şeyi kendi içinde tutarsız komplo teorileri ile açıklamaya son derece yatkın... Dolar yükseliyorsa bunu dış güçler yapıyor ama bir süre sonra bize saldırmaktan niye vazgeçiyorlar bilemiyoruz, dolar düşünce de bu defa bunu hükumet yapıyor ama bu güne kadar bunu neden yapmamış onu da bilemiyoruz, kişisel tavsiyem sizin politik düşüncelerinize hitap edip ekonomik olarak hatalı yönlendiren isimlere karşı dikkatli olmanızdır.


-Konu Dışı-

1 Ağustos 2019 Perşembe

Güney Kore-Japonya Ticaret Savaşı

 Uzun zamandan beri Abd-Çin arasındaki ticaret savaşı gündemi sonrası yeni bir ticaret savaşı da Uzak Doğu Asya'da başladı. Daha önce şu linkte -Güney Kore efsanesi sona mı eriyor- Güney Kore ekonomisinin günden güne kötüye gittiğini, mevcut sorunları çözme vaadi ile yönetime gelen mevcut Başkan Moon Jae-İn sonrası Güney Kore ekonomisindeki zayıflama daha da kuvvetlendiğini açıklamaya çalışmıştım. Mevcut yapısal sorunlarını çözemeyen Güney Kore yönetimi bir süredir Kuzey Kore'nin iş gücünden yararlanma vb. ilginç yöntemler ile ekonomik sorunlar ile mücadele etmeye çalışıyordu, en son  ''Müflis Tüccar eski defterleri karıştırır.'' mantığı ile Japonya'nın geçmişte Kore halkına karşı işlediği ağır suçlardan dolayı Japon şirketlere bedel ödetme kararı Japonya ile Güney Kore arasında diplomatik/ekonomik krize sebep oldu.

31 Temmuz 2019 Çarşamba

VARLIK ALIM PROGRAMLARI

Önnot: Daha önce bu paylaşımda varlık alım programları ile ilgili bir paylaşım yapmıştım o yüzden bu makalede tekrara düşmemek için konuyu tekrardan -anladığım kadarıyla- açıklamaya çalışmadım, eski paylaşımı okumadıysanız ve Varlık alım  programlarının ne olduğu hakkında bilginiz yoksa paylaşımı okumadan önce alttaki güncel olmayan makaleyi okumanızı tavsiye ederim.


 Türk Lirasının ciddi şekilde prim yaptığı bir dönemdeyiz; birçok yan faktör ile birlikte Türk Lirasının prim yapmasının ana sebebi küresel ekonomik iklimin ciddi şekilde değişebileceği beklentisidir. Büyük merkez bankalarının yeni bir varlık alım programı furyası başlatabileceğini gösteren işaretler artıyor, böyle bir gelişmenin dünyada en fazla fayda sağlayacağı ekonomilerden biri Türkiye'dir o sebeple süreç bizim açımızdan ''Pragmatist'' bakış açısıyla son derece olumludur fakat dünya ekonomisinin gerçekten çok ciddi şekilde desteğe ihtiyacı var demek son derece zor. Varlık alım programlarının geçmişte herhangi bir sorunu çözdüğünü iddia edemiyoruz diğer yandan varlık alım programlarının orta-uzun vadede çok ciddi şekilde sorunlara sebep olacağını tahmin etmek zor değil.

Kripto Paralar Geleceğin Para Birimi Olabilir Mi

 Dijital para birimleri/ Kripto paraların gelecekte yaygın para birimi olup olmayacağı son zamanlarda sıklıkla dile getirilen bir tartışma konusudur; küresel ekonomideki gelişmeler bize yakın gelecekte bu sorunun çok daha güçlü şekilde tartışılabileceğini gösteriyor.(Başka bir makalenin konusu)

 Öncelikle şu soru sorulabilir; Neden kripto paralar geleceğin para birimi olsun? Dijital paralar mevcut paralara karşı öne sürülmüş en makul seçenek değil hatta dijital paralar günümüzde bir para birimi iddiasında olup olmadığı ayrıca tartışılabilir; Dijital Para birimlerinin sadece %2'si gerçekten ''para'' olarak kullanılıyor (veri güncel olmayabilir) yatırımcıların gözünde dijital para birimleri bir varlık çeşididir; Dijital para birimlerini bir varlık olarak düşününce de bu varlığın değerinin etkileşim içinde olduğu faktörler önem kazanıyor, genel anlamda kripto paraların en güçlü etkileşim içinde olduğu olguların başında küresel likidite arzı hakkındaki beklentiler ön plana çıkıyor (Para arzının artması) bu da kripto paraların ''para birimi'' olma iddiası ile çok güçlü çelişki içinde bir durum fakat diğer yandan şu an kullandığımız paraların geçmişte olduğu gibi otorite-toplum ortak faydası işlevi otoriteler lehine bozuluyor ve yakın gelecekte daha da bozulacağını gösteren bir konjonktür içindeyiz, bu sebeple sisteme isyan eden(Pratikte değil ama teorikte) kripto paralar ileride geniş toplum kesimleri için daha fazla anlam ifade edebilir.(benim kişisel fikrim mevcut sistem kripto paralar gibi devrimsel yollarla yeni baştan düzenlenmeyecek, rehabilite edilecek)

16 Temmuz 2019 Salı

Ekonomik Krizde Neye Yatırım Yapılır

 Bu paylaşım son zamanlarda sık sık karşılaştığım bir soruya cevap verme amacıyla yazılmıştır. 2020 yılında global çapta ekonomik kriz/resesyon yaşanabileceğine dair son zamanlarda birçok makale, rapor okuyoruz; 2020 yılında ekonomik kriz veya resesyon yaşanmasına dair beklentilerin en önemli kaynağı muhtemel bir Abd-Çin ticaret savaşıydı, Osaka'da gerçekleşen G-20 Toplantısında Abd ve Çin tarafları tekrardan masaya oturduğu için 2020'e dair beklentilerde iyimserlik arttı fakat 2020'e dair kriz/resesyon beklentileri halen mevcut. Makalenin sonunda 2020 senaryoları hakkında sık sık güncellediğim paylaşım mevcut o yüzden 2020 senaryolarına hiç değinmeyeceğim, bu paylaşım tarihinden bağımsız olarak ''Ekonomik krizde neye yatırım yapılır ? '' ''Krizde en iyi yatırım aracı nedir ? '' sorularına cevap verme amacıyla yazılmıştır. Daha önce birçok paylaşımda ekonomik krizlerde neye yatırım yapılır sorusuna -anladığım kadarıyla- cevap vermeye çalışmıştım ama halen doğrudan bu soruya soran takipçiler ile karşılaştığıma için bu soruya cevap olarak ayrıca bir paylaşım yapma gereksinimi duydum.

15 Temmuz 2019 Pazartesi

Caatsa Yaptırımları Nedir

 Caatsa; Abd'nin düşmanlarıyla yaptırımlar yoluyla mücadele etme yasasının kısaltılmış adıdır. Ağustos 2017'de mevcut başkan Donald Trump döneminde yürürlüğe girmiştir. Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemini satın alıp Türkiye'ye getirmesi sonrası Abd'nin Caatsa yasası kapsamında Türkiye'ye yaptırım uygulama ihtimali ortaya çıkmıştır. Caatsa yasası 231. madde, Rusya savunma silahı alan kişi veya kurumlara yaptırım uygulamayı öngörüyor.

Donald Trump Caatsa Yaptırımlarını önleyebilir mi



Türkiye-Abd gerginliğinde Abd kongresi(Temsilciler meclisi ve Senato) ile Abd Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'ye yaptırımlar konusunda görüş ayrılığının mevcut olduğuna dair iddialar var; bu ayrı bir tartışma konusu olmak ile beraber Donald Trump'ın isterse bile Türkiye'ye yaptırımları engelleyemeyeceği iddiası da bazı medya organlarında dile getirilmektedir, bu bilgi tamamen hatalıdır; Donald Trump kendi başına Türkiye'ye yaptırım uygulamayı engelleyebilir.

12 Temmuz 2019 Cuma

Türkiye'nin kredi notu ne demektir

 Bu gece Fitch Türkiye'nin kredi notunu BB'den BB-'e düşürdü. Son durumda S&P'nin notu Moody's'in notuyla aynı seviyede iken Fitch'in notu diğer iki kuruluşun bir  kademe üstündedir.


 Kredi derecelendirme kuruluşları nedir? Ne Yaparlar?


 Kredi derecelendirme kuruluşları ülkelerin, şirketlerin, kurumların yükümlülüklerini zamanında ve tam olarak yerine getirip getiremeyeceğini değerlendiren kuruluşlardır; dünyada onlarca kredi derecelendirme kuruluşu vardır ama bunlardan Fitch, S&P ve Moody's ise diğerlerine göre daha fazla itibar görürler. Her kurum değerlendirmesini kendi hesabına göre yapar. Kredi derecelendirme kuruluşları gerçekleştirdikleri değerlendirmeler sebebiyle piyasaya çok güçlü şekilde etki edebiliyor olsalar da bir denetlenme mekanizmasına bağlı değillerdir.

7 Temmuz 2019 Pazar

Japonya Ekonomisi Neden Resesyondan Çıkamıyor?

Japanification


 Japonlaşma anlamına gelen bir kelime olan ''Japanification'' ekonomi litaratüründe ise deflasyon tuzağına düşme anlamına gelir. 1980'li yıllarda Japon ekonomisi dünyanın parlayan yıldızı idi, bütün veriler doksanlı yıllarda Japonya'nın dünyanın en büyük ekonomisi olacağını gösteriyordu, Japonya'nın yeni milenyumda dünyanın yeni süper gücü olması bekleniyordu. Doksanlı yıllarda ekonomi ile ilgili yayınlarda en popüler konulardan biri Japonya'nın muhteşem ekonomik yükselişi ve bu durumun muhtemel siyasi, diplomatik, kültürel vb. sonuçlarıydı. 

 1990'lı yıllarda günümüze benzer (Ticaret savaşlar) bir küresel konjonktür mevcuttu; doksanlı yıllarda Fed günümüze göre son derece muhafazakar bir merkez bankası idi; diğer tarafta devrin diğer büyük merkez bankaları ise(Fransa, İngiltere, Japonya, Batı Almanya) Fed'i muhafazakar yapısını suistimal ediyorlardı çok basitçe ifade edersek 1980-85 arası Abd ekonomisi hem ciddi şekilde cari açık veriyordu hem de ekonominin genel görünümü zayıftı, buna rağmen Abd doları endeksi(DXY) bu süreçte %50 civarında değer kazanmıştı. Abd'li şirketler bu durum sebebiyle devamlı olarak rekabet gücü kaybediyorlardı ve duruma hükumetin müdahalesi için kampanya başlattılar, kampanyalar sebebiyle Abd'de korumacılık kanunları çıkarıldı. Abd'deki korumacı tavır sonrası devrin büyük merkez bankaları bir nevi fair-play anlaşması olarak yorumlayabileceğimiz Plaza Anlaşmasını imzaladılar.

27 Haziran 2019 Perşembe

İhtiyat Akçesi Nedir

 Bugün Reuters'te TCMB'nin ihtiyat akçesi olarak ayırdığı parayı yasal bir düzenleme yaparak hazineye aktarılacağına dair bir haber çıktı; öncelikle haber şu an sadece iddia seviyesinde bir teyit veya yalanlama gelmedi.


İhtiyat Akçesi nedir


 İhtiyat Akçesi, TCMB'nın saf karının %20 kadarını zor zamanlarda kullanmak üzere ayırmasıdır;(Ben konu ile bağlantılı yazdım ama genel anlamda şirketler için kullanılabilen bir kavramdır.) TCMB'nin ihtiyat akçesinde +40 milyar TL para birikmiş durumdadır.

 TCMB daha geçen hafta para politikası araçlarıyla 10 milyar TL civarında likiditeyi piyasadan çekerken tek kalemde 40 milyar TL likiditeyi piyasaya enjekte etmesi kendi içinde çelişkili olsa da aksi senaryoda da olumsuzluklar yaşanacaktı.

 Öncelikle bahsedilen senaryo gerçekleşirse bu hamlenin enflasyonist olacağı ve Türk Lirasına değer kaybettirme ihtimalinin kuvvetli olacağını belirtelim.


19 Haziran 2019 Çarşamba

Dolar İçin Kritik Karar

 Bugün gerçekleşecek olan Fed toplantısı hem bizi hem de dünya ekonomisinin geleceğini yakından ilgilendiriyor, Piyasa Fed'ten bugün için herhangi bir faiz indirimi beklemiyor ama Temmuz ayı için faiz indirimi beklentisi son derece güçlü ve Fed piyasa fiyatlamaları doğrultusunda gelecek ay bir faiz indirimi yapacaksa buna bu toplantıda işaret etmesi bekleniyor.

 Fed, üç adet faiz artırımı hedefiyle başladığı 2019 senesinde piyasa Fed'ten 2-3 faiz indirimi bekliyor fakat Fed'in duruşu halen kağıt üzerinde 2019 yılının sonuna kadar bir adet faiz artırımı iken açıklamalarda ise Fed'in faizleri sene sonuna kadar sabit tutacağı yönündeydi ama son günlerde Fed Başkanı Powell dahil birçok Fed yöneticisi faiz indirimlerine yeşil ışık yakan açıklamalarda bulundular. Piyasa fiyatlamalarına göre Temmuz ayında faiz indirimi ihtimali %70'e yakın iken Ağustos ayında ikinci faiz indirimi ihtimali %48 kısacası Fed'ten marjinal bir politika değişimi bekleniyor örneğin bugün Goldman Sachs, Fed'in faizleri bir yıl içinde sıfırlayabileceğine dair bir açıklama yayınladı.

17 Haziran 2019 Pazartesi

Türkiye sabit kura geçer mi

 Geçtiğimiz hafta sonu Devlet Bahçeli bir konuşmasında Türkiye'nin kambiyo rejimi ile ilgili muğlak bir ifade kullandı ve ardından sosyal medyada Türkiye sabit kura geçer mi sorusu sorulmaya başladı. Devlet Bahçeli'nin açıklamasında net bir işaret yok, hükumet geçmişte kambiyo rejimi hakkındaki her tartışmada Türkiye'nin mevcut sistemde bir değişikliğe gitmeyeceğini açık ve net şekilde ifade etti ve bunun aksini ima edecek güçlü bir gelişme yaşanmadı; çok daha zorlu şartlarda bile Türkiye'nin kambiyo rejimi tartışmaya açılmamıştır.

Kambiyo rejimi nedir


 Kambiyo rejimi bir ülkenin döviz piyasasını yönetme biçimine verilen isimdir; uygulamadan uygulamaya ciddi farklılıklar içerse de iki ana sistem vardır; dalgalı kur ve sabit kur.(kambiyo kontrolü) Dalgalı kur rejiminde yerel para biriminin değerlenmesi arz-talep ilişkisine bağlı olarak piyasada gerçekleşir iken sabit kur rejiminde ise yerel para biriminin döviz birimlerine karşı değerine merkez bankası karar verir.

Türkiye Sabit kur rejimine geçer mi


 Sabit kur rejimi tartışmalarında sık sık bu rejimde Türk Lirasının yüksek bir değerde sabitleneceği ifade ediliyor ki bu hatalıdır basitçe ifade edersek bugün sabit kur rejimi uygulanıyor olsaydı Türk Lirası yine 5.9 seviyesinin yakınında bir yerde sabitlenecek idi. Merkez Bankası Türk Lirasını dolar/tl 1 liraya sabitleyemez mi? Tabii ki sabitleyebilir fakat Merkez Bankası Türk Lirasını 1 liraya sabitleyip o seviyede kalmasını sağlayabilecek kadar rezerve sahip olsa zaten dalgalı kur rejiminde de dolar/tl 1 lira civarında olurdu yani dalgalı kur rejimi de döviz kuru müdahalesine tamamen kapalı değildir. Dalgalı kur-sabit kur farklılığının temel etkisi yerel para biriminin değerine değil, oynaklığınadır. Türkiye'de reel ekonomi Türk Lirasının değerinin düşük olması kadar oynaklığı ile de sorun yaşamaktadır, yüksek oynaklık iş adamlarının üretim, satış, yatırım planlarını bozmaktadır basitçe ifade edersek devamlı olarak 5.5-6.0 seviyesinde hareket eden bir kurun ekonomiye zararı 6.0 seviyesinde sabit bir kur kadar olmayabilir.

11 Haziran 2019 Salı

12 Haziran 2019 PPK Toplantısı

 Merkez Bankası Para Politikası Kurulu(PPK) Haziran toplantısı yarın gerçekleşecek ve kararlar saat 14:00'te açıklanacak. Piyasa Merkez Bankası'nın faizlerde değişikliğe gitmemesini bekliyor,  bununla beraber birkaç kurum ise yarınki toplantıdan 50-100 baz puan arasında faiz indirimi bekliyor. Merkez Bankası son toplantısında Haziran ayında faiz indirimi yapılabileceğine dair işaret vermişti ama daha sonraki gelişmeler ile bu ihtimal ciddi şekilde zayıfladı; 23 Haziran İstanbul seçimleri öncesi bir faiz indirimi çok ciddi sürpriz olur.  Yarınki toplantıda beklentiler doğrultusunda faizler sabit kalsa bile piyasa açısından Merkez Bankası'nın  ilk faiz indirimi için işaret edeceği zaman önemli olacak.(Bir işaret gelirse)

2 Haziran 2019 Pazar

2019 Mayıs Ayı Enflasyonu

 2019 Mayıs ayı enflasyonu bugün saat 10:00'da açıklanacak, anketlere göre mayıs 2019 enflasyonunun %1.25 civarında gerçekleşmesi bekleniyor. 2019 Mayıs ayı enflasyonu beklentiler doğrultusunda açıklanırsa yıllık enflasyon %19.1 seviyesine gerileyecek.

 Bloomberg HT Mayıs ayı anketinde medyan beklenti %1.25, AA Finans anketinde ise beklenti %1.28 olmuş. Foreks Turkey'in anketine göre medyan beklenti %1.25 olmuş.


31 Mayıs 2019 Cuma

2019 Ekonomik Hedefleri ve Gerçekleşmeler

 2019'un birinci çeyrek büyüme verisi açıklandı o yüzden Türkiye'nin 2019 hedefleri ile gerçekleşmeleri karşılaştırabiliriz. Türkiye'nin 2019 hedefleri geçtiğimiz yıl Eylül ayının sonlarında açıklanan yeni ekonomi programında belirlenmişti.(OVP) Normal şartlar altında ülkemizde orta vadeli programlar çok da önemsenmez, geçmiş yıllarda OVP açıklandıktan çok kısa süre sonra belirtilen hedeflerin aksine politikalara şahitlik ettik fakat son OVP olan yeni ekonomi programı hem hazırlanış süreci hem de içeriğiyle geçmiş OVP'lerden ayrılmıştı o yüzden yeni ekonomi programı hedefleri geçmişe göre daha ciddi hedeflerdi, geçtiğimiz Eylül ayından beri ekonomi yönetiminin her faaliyetinde yeni ekonomi programına(YEP) atıf görüyoruz o yüzden bu programın kenara atıldığını iddia edemeyiz. YEP, ilk açıklandığında eleştiriler de aldı ama genel kanaat iyimser de olsa ayakları yere basan bir program olmasıydı o yüzden YEP hedefleri ile gerçekleşmeler arasındaki ilişki önemlidir.

2019 Birinci Çeyrek Büyüme Verisi

 Türkiye 2019 Birinci Çeyrekte %2,6 daraldı; döviz bazlı milli hasıla 784 milyar dolardan 748 milyar dolara geriledi.

Ana sektörlere bakınca;

Tarım sektörü %2,5 büyüdü.
Sanayi %4,6 küçüldü.
Hizmetlerde ise küçülme %4 oldu.
İnşaat sektöründe küçülme %10.9 oldu.

Hanehalkı harcamaları %4,7 azalırken, devlet harcamaları %7.2 artmış.(Kamunun ekonomiye bu kadar güçlü destek vermeye devam etmesi zor. -Link-)


30 Mayıs 2019 Perşembe

Nadir Element Nedir

 Çin'in ticaret gerginliği sebebiyle Abd'i nadir elementler ile veya daha doğrusu nadir toprak elementleri ile tehdit etmesi ile nadir element konusu gündemimize girdi.

Nadir Element nedir

 
Yer kabuğunda 160'tan fazla mineralin içinde bulunan elementlerdir; bunlardan bastnazit,monazit, ksnotim nadir toprak elementlerinin üretiminde daha fazla kullanılanlardır.(%95) Olayın akademik tanımı bu iken basit tanımı ise günümüzde yüksek teknolojik ürünlerin üretiminde olmazsa olmaz elementlerdir

Nadir toprak elementlerinin kullanım alanları


-Bilgisayar parçaları
-Gps sistemi
-Batarya
-Kamera Lensleri
-Ampul
-Renkli ekran
-Haberleşme sistemleri
-Rüzgar türbünleri
-Füze kontrol sistemi
-Özel gözlükler
-Akıllı telefon
-X-ray aletleri
-Lazerler
-Savunma sistemleri
-Jet motorları
-Radyoterapi
-Röntgen makinaları
-Fiberoprtik kablo
-Hava araçları

Liste bu şekilde uzayıp gidiyor.

29 Mayıs 2019 Çarşamba

Türkiye iflasa mı gidiyor

 Son günlerde kamu bütçesindeki kötüleşme dikkat çekiyor, gelişmeler bize önümüzdeki dönemde bütçedeki gelişmeleri daha da yakından takip etmemiz gerektiğini gösteriyor özellikle içinde bulunduğumuz günlerde kamu ödemelerine gerçekleştirmek için kötü tercihler arasında tercih yapmak zorunda bunu rakamlarla basitçe açıklamaya çalışacağım fakat son günlerde Türkiye iflasa gidiyor şeklinde haberler yapılmaya başladı ki bu haberler kötü niyetli değilse konu hakkında çok ciddi şekilde bilgisizlik ifade ediyor.( En kibar ifade) Kamu bütçesi bu ay ve önümüzdeki ay zorlanacağı belli ama kamunun iflas etmesi için öncelikle borç bulamaması gerekir, şu an yerel veya yabancı para cinsi borçlanma cazip değil ama borçlanma konusunda hiçbir sorun yaşamıyoruz; sonraki aşama genelde çok ciddi sorunlara sebep olan para basma aşaması olur ki Türkiye'de böyle bir durum yok velev ki bu aşama da aşıldı ardından iflastan daha makul İMF ile anlaşma seçeneği vardır; şu an Türkiye iflasa gidiyor, maaşlar ödenemeyecek şeklindeki haberler kötü niyetli değilse ciddi bilgisizlik göstergesidir.

  Türkiye iflasa gidiyor haberlerine sebep olan gelişme gelecek ay gerçekleştirilecek emekli ikramiyeleri ödemesinin nasıl gerçekleştirileceğinin son günlere kadar net şekilde belli olmamasıydı;(kamu bunu net olarak bildirmez ama atılan adımlardan anlaşılır.) basitçe rakamlar ile ifade edersek içinde bulunduğumuz ay kamu bu ay gerçekleştireceği borç ödemesi kadar borçlanmıştı; bunun dışında hazinenin Türk  Lirası hesabında 4-5 milyar lira civarında para var iken önümüzdeki günlerde emeklilere 12 milyar Türk Lirası ikramiye ödenecek, hazinenin Türk Lirası hesabında yeterli para yok fakat hazinenin hesaplarında 4 milyar dolar değerinde de döviz bulunuyor yani kamunun ödeme gerçekleştiremeyeceğini iddia edebilecek bir durum yok ki dün 31 Mayıs günü için yeni bir döviz ihalesi ilan edildi, anladığım kadarıyla emekli ikramiyeleri için bu günlerde hazine döviz bozduracak. (Rakamların durumu açıklamada önemi olmadığı için tekrar kontrol etmedim, aklımda kaldığı gibi yazdım, hatalı olabilir.)

23 Mayıs 2019 Perşembe

CDS nedir

  Cds(Kredi Temerrüt takası) bir satıcının yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda alıcının hakkını tazmin eden bir varlık türüdür; daha basit ifadeyle cds bir sigorta sözleşmesidir. Türkiye'de fazla önemsenmiyor ve yeterince yakından takip edilmiyor olsa da aslında günümüzde bir ülke varlıklarının fiyatlamasında en etkili göstergelerden biri haline gelmiştir.

   Cds primi, bir tahvilin sigortalanır iken hangi maliyet ile sigortalandığını gösterir; son günlerde haberlere konu olan CDS priminin 500 olması (5 yıllık) Türk tahvillerinin(5 yıllık) sigortalanma maliyetinin %5'e yükseldiği anlamına gelir. Yaygın olarak hayatımızda bir ürünün sigorta maliyeti alıcı üzerinde iken finansal piyasalarda tam aksine yük satıcıya yüklenir. Bir ülkenin Cds primi ne kadar yüksek ise yatırımcıların gözünde ülke algısı o kadar olumsuzdur, Cds primi her vade için farklı değerde olsa da yaygın olarak bir ülke hakkında fikir edinebilmek için beş yıllık Cds primi takip edilir.

22 Mayıs 2019 Çarşamba

Ticaret Savaşları

Ticaret Savaşları



Son günlerde Türkiye'de ve dünyada finansal piyasaları olumlu veya olumsuz etkileyen en güçlü hikaye Abd-Çin Ticaret Savaşı senaryoları oluyor; Abd Başkanı Trump'ın 2020'nin sonlarında gerçekleşecek olan ikinci başkanlık seçimi propagandasına şimdiden başlamış olması sebebiyle başta Çin ile olan ticari ilişkiler olmak üzere her alanda yatırımcıları gerecek adımlar atıyor. Daha önce Ticaret savaşları ile ilgili çok sayıda yazı paylaşmıştım fakat her biri konunun farklı bir kısmı ile alakalıydı bu yazıda ise ticaret savaşlarına biraz daha bütüncül bakmaya çabaladım. Yazı son gelişmelerden daha çok sorunların nedenleri ve uzlaşmanın zor olduğu çıkar çatışmalarıyla alakalı olacak.

Not-1: Bu paylaşımda çok sayıda farklı yazıya atıf yapmaya ihtiyacım olacak, hepsini okumanızı kuvvetle tavsiye ederim.

Not-2: Bu paylaşımı yazarken hem gereksiz ayrıntılara girmemek hem de konunun -anladığım kadarıyla- bütün ayrıntılarına yer vermek için ekstra çabaladım, yazıda atlanmış olduğunu düşündüğünüz bir ayrıntı varsa lütfen bana bildirin.




Ticaret Savaşlarının Nedenleri


 Modern Çin'in kurucusu Mao Zedong 1976'da öldüğünde Çin ekonomisi küresel ekonomiden kopuk bir haldeydi; bu yazıyı fazlasıyla uzatmamak için Mao dönemi Çin ekonomisine değinemeyeceğim ama birkaç cümle ile açıklamak gerekirse Çin'in kurucusu Mao hayatını kaybedene kadar Çin ekonomisi ile modern ekonomi arasında bir bağ yok denecek kadar azdı ve bu durumun doğal sonucu Çin potansiyeline göre çok zayıf bir ekonomiydi. Mao'dan sonra başa gelen her yönetici aşama aşama hatalar ve sistemin getirdiği zorluklar ile beraber Çin'i dünyaya açmaya çabaladılar ki bu çabalar 2001 yılının sonunda Çin'in Dünya Ticaret Örgütü'ne(DTÖ) katılmasıyla başarıyla sonuçlandı. Çin belki hiçbir dönem klasik ekonomiler gibi olmadı ama 2001'de Çin'in DTÖ'e katılması Çin açısından devrimsel bir adımdı.

13 Mayıs 2019 Pazartesi

Doğu Akdeniz Sorunu

 Türkiye seçim gündemine kilitlenmişken geçtiğimiz günlerde Türkiye-Abd arasındaki anlaşmazlıklara Doğu Akdeniz sorunu da eklendi; Abd ve birçok ülke geçtiğimiz günlerde Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de petrol ve doğalgaz araması çalışmalarından rahatsız oldu.


Doğu Akdeniz Sorununun Kaynağı


 Geçtiğimiz aylarda Türkiye, Lübnan ve Suriye dışında Doğu Akdeniz'e kıyısı olan ülkeler Kahire'de bir araya gelip Doğu Akdeniz Gaz Forumu'nu kurdular; forumu Abd ve Ab çok güçlü şekilde destekliyorlar; Suriye'nin artık hamisi haline gelmiş olan Rusya da Doğu Akdeniz'de kendi çıkarlarını korumaya çalışması sebebiyle forumun Suriye'yi de tamamen dışladığını iddia etmek zor yine Lübnan sadece İsrail ile küçük ama değerli olma ihtimali yüksek sınırlı bir bölgede anlaşmazlık yaşıyor, geriye sadece Türkiye forumun dışında kalıyor. Forumdaki ülkeler Doğu Akdeniz'i aşağıdaki haritada görüldüğü gibi paylaşmış durumdalar.


doğu akdeniz doğalgaz haritası
Doğu Akdeniz Gaz Forumu paylaşım haritası


  
 Türkiye üstteki paylaşım haritasından memnun olmadığı ve Doğu Akdeniz'de kıyısı olan bütün ülkeler ile sorun yaşadığı için kendi münhasır alanını ilan etti. Uluslararası büyük şirketler Türkiye'nin tezlerini desteklemediği için Türkiye kendi sismik gemisi Fatih ile uzun süredir petrol/doğalgaz araması yapıyordu, yakın zamanda Yavuz sondaj gemisi ile sondaj çalışmalarına başlayacağımızı ilan etmemiz gerginliğe sebep oldu.

Türkiye özellikle haritadaki Calypso(İtalyan Eni şirketi bölgede 220 milyar metreküp doğalgaz buldu) ve Aphrodite(Abd'li Noble Energy'nin bölgede bulduğu doğalgaz'ın 200 milyar metreküp, petrolün ise 3.7 milyar varil olduğu tahmin ediliyor.) bölgelerinde hak iddiaları var.


8 Mayıs 2019 Çarşamba

Gıda Enflasyonu


 Geçtiğimiz Nisan ayında enflasyon %19.5 olarak açıklanırken gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık fiyat artışı %32 civarında gerçekleşti. Son zamanlarda enflasyon verilerinin eleştirilmesinin en temek sebeplerinden biri de bu durumdur; enflasyon verisine ulaşmak için kullanılan sepet ile herhangi bir vatandaşın enflasyonu arasında doğal olarak fark bulunur, bu sebeple her vatandaşın enflasyonu kendisine hastır fakat gıda enflasyonu ise neredeyse her vatandaşın gözünün önündedir ki Tüik'in de enflasyon sepetinin neredeyse çeyreğini oluşturur; toplumun en fazla muhatap olduğu enflasyon ile manşet enflasyon arasındaki uçurum doğal olarak enflasyon verisine güven tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Enflasyon verisine karşı olan güven sorunu sadece gıda enflasyonu ile manşet enflasyon arasındaki fark ile açıklanamaz olsa da önemli bir gerekçe bu durum.

  Gıda enflasyonu Tüik'in enflasyon sepetinde %23 civarında bir ağırlığa sahip iken günümüzde alt gelir grubu için çok daha yüksek bir ağırlığa sahip olduğunu tahmin etmek güç değil bu durum da alt-üst gelir gruplarının maruz kaldıkları enflasyonun ciddi şekilde farklılaşması anlamına geliyor; düşük gelirli vatandaşların enflasyona ezdirilmesi ekonomi için yapısal bir sorundur daha önce bu konuda şu makaleyi yazmıştım o yüzden ayrıntıya girip bu makaleyi uzatmak istemiyorum. -Link- fakat çok kısaca toplumun bir kısmının(Türkiye'de resmi olarak asgari ücret alanların oranı maaşlı kesimin neredeyse yarısı !) enflasyona karşı ezilmesi durumunda ekonominin potansiyelinin çok altında performans göstermesi beklenir.

  Gıda enflasyonu sadece vatandaşın bütçesini en fazla aşındıran kalem olmakla da kalmaz; vatandaş doğal olarak bütçesindeki  aşınmayı telafi etmek için ya tüketimini kısar(ekonomi küçülür) ya da maruz kaldığı maliyeti kendi gelirlerini artırarak(zam) ile karşılama çabasına girer böylece gıda enflasyonu diğer alt kalemlerin üzerinde de yukarı yönlü baskıya sebep olur.

2 Mayıs 2019 Perşembe

Güney Kore Efsanesi Sona Mı Eriyor

 Geçtiğimiz günlerde Güney Kore'nin 2019 birinci çeyrek büyüme verisi açıklandı, açıklama öncesi büyüme beklentisi %2.5 iken gerçekleşme %1.8 oldu. Bir önceki çeyrek Güney Kore %3.1 büyümüştü. Güney Kore ekonomisi 2008 krizinin etkileri sona erdiğinden beri ilk defe çeyreklik olarak %2'nin altında performans gösterdi.

  Güney Kore ekonomisi kalkınma  konusunda dünyadaki en başarılı örneklerden biri ki bence en iyisidir; 75 yıl önce üçüncü dünya ülkesi olan Güney Kore'nin sadece iki jenerasyon sonra gelişmiş ülke seviyesine çıkması çok efsanevi bir başarı fakat bu efsane ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmış durumda; Güney Kore'nin büyük başarısının ciddi defoları da mevcuttu ve bu defolara rağmen ilerlemek Güney Kore açısından çok daha güç bir hal aldı. 

 Güney Kore Ekonomisinin sorunlarına gelecek olursak;

30 Nisan 2019 Salı

Dünya Ekonomisi

  Dünya ekonomisi hakkındaki beklentilerin çok hızlı şekilde iyileştiği bir süreç başlamış olabilir; 2018'de biz ve gelişmekte olan ülkeler için kötü ama dünya için son derece iyimser bir dönem yaşanır iken (finansal piyasalar hariç)  Fed'in anlamsızca piyasaya korku pompalaması sebebiyle 2019 yılının ilk yarısı resesyon korkusuyla geçti ama son veriler piyasalardaki kötümserliğin ortadan kalktığını gösteriyor.


S&P 500 yine rekor kırdı


 Geçen hafta Abd'nin 2019'un birinci çeyrek büyüme verisi açıklanmıştı, beklenti %2.3 büyüme iken gerçekleşme ise %3.2 gibi uçuk bir seviyeydi. Abd'de geleneksel olarak yılın ilk çeyreği nispeten diğer çeyreklere göre zayıf olur o yüzden Abd'de yılın ilk çeyreğinin güçlü olması Abd ve dolaylı olarak dünya ekonomisi hakkındaki olumlu beklentileri kuvvetlendirdi. Geçen hafta Abd verisi çok güçlü iken büyüme verisi ile açıklanan farklı veriler iyi görünümü ciddi şekilde bozuyordu ki sonuç olarak %2.3 beklentinin gerçekleşmesi %3.2 olmasına rağmen veri sonrası DXY(dolar endeksi) güçlenmek yerine zayıfladı fakat bugün açıklanan veriler ise geçen haftaki büyümeyi destekler mahiyette bu durum da S&P 500'ü rekora sürükledi. S&P 500 bütün dünya borsaları için gösterge mahiyetinde olması sebebiyle rekor kırması bütün dünya borsalarını olumlu etkiler.

 Dünya ekonomisi hakkındaki beklentilerin iyileştiğini gösteren bir diğer veri ise korku endeksinin(VIX) aşırı derecede satılıyor oluşu(tarihi rekor kırdı) bunun anlamı piyasa oyuncuları piyasaların istikrarlı olacağını tahmin etmesidir ve doğal olarak bu durum biz ve bizim gibi risk iştahından olumlu etkilenen piyasaları olumlu etkilemesi beklenir.

Not: Mayıs'tan hemen önce borsaların rekor kırması ayrıca temkinli olma sebebidir.(Sell in May and go away)


29 Nisan 2019 Pazartesi

Mississippi Balonu ve John Law

 Tarihteki en önemli manipülasyonlar biri olan Mississippi balonu dolaylı olarak sebep olduğu siyasi sonuçlar sebebiyle tarihin akışına yön vermiş bir olaydır. Mississippi balonunu anlamak için öncelikle John Law hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.



John Law Kimdir


John Law tarihteki en ilginç ekonomistlerden biridir, kumar düşkünlüğü ile ünlüdür, Mississippi balonu sürecinde Fransa'nın finans bakanıydı. Fransa ve dünya ekonomisine birçok konuda katkı sağlamış olsa da adı Mississippi balonu ile özdeşleşmiştir.

 Zengin bir banker çocuğu olan John Law, çocukluğunda ekonomi eğitimi almıştı ve matematik konusunda çok başarılıydı; babası vefat ettikten sonra kendisine büyük bir miras kalmıştı fakat John  Law bu serveti kumar düşkünlüğü sebebiyle kaybetti, genç yaşında bir kız için cinayete karıştı ve idam cezası ile cezalandırıldı ama cezası müebbet hapse çevrildi daha sonra ise annesinin desteğiyle hapishaneden kaçtı ve Holanda'ya yerleşip bir bankada çalışmaya başladı. İngiltere ve Hollanda tecrübesi sayesinde Law sistemini geliştirdi.

23 Nisan 2019 Salı

ABD'NİN iRAN YAPTIRIMLARI

 Abd'nin İran yaptırımları konusunda belli ülkelere sağladığı muafiyet önümüzdeki Mayıs ayında sona erecek, beklentiler Abd'nin daha önce muafiyet sağladığı ülkelere tekrar yaptırımlar konusunda muafiyet sağlamasıydı ama beklentilerin aksine Abd çok net bir şekilde hiç bir ülkeye petrol konusunda muafiyet sağlamayacağını açıkladı; açıklama ardından petrol fiyatları %3'e yakın prim yaptı.

İran Yaptırımlarının Geçmişi


 Abd'nin İran yaptırımlarının geçmişine dönersek İran'ın nükleer silah elde etme çabası sonrası Eski Abd Başkanı Obama döneminde BM öncülüğünde İran'a nükleer reaktör programını sonlandırması için ambargo uygulanmaya başladı; İran, ilerleyen yıllarda dünyanın isteklerini kabul etti ve ambargonun sonlandırılmasına karşılık nükleer santral programını askıya aldı, BM denetimini kabul etti. Abd Başkanı Trump seçim döneminde İran ile yapılan anlaşmayı hatalı bulduğunu ifade etti ve başkan olursa anlaşmayı iptal edeceğini açıkladı, başkan olunca da Avrupa-Rusya-Çin'in güçlü itirazlarına rağmen İran ile yapılan anlaşmayı sona erdirdi.

22 Nisan 2019 Pazartesi

Küresel Durgunluk

 2019'un başında küresel ekonomi hakkındaki kötümserlik  dağılmaya başladı, Abd'de 2019 birinci çeyrek büyüme tahmini Atlanta Fed tarafından yukarı yönlü revize edildi.(Atlanta Fed'in tahminleri son derece başarılıdır ve bütün saygın kurumlar tarafından ciddiye alınır.) Geçen hafta Çin'in büyüme verisi açıklandı; beklentiler %6.3 civarında iken ve uzun süreden beri Çin'in büyüme verileri beklentileri bile karşılayamaz iken veri beklenenden de yüksek %6.4 olarak açıklandı. Almanya için yıl sonu büyüme beklentisi %1'den %0.5'e düşürülmüş olsa da Avrupa'da da en kötünün aşılmış olabileceği şeklinde yorumlanabilecek veriler gelmeye başladı. Küresel piyasalarda iyimserlik daha önceden başlamıştı; genelde olumlu küresel büyüme beklentilerine paralel prim yapan borsalar, petrol ve diğer emtialar, tahviller, gelişmekte olan ülke varlıkları-biz henüz çok sınırlı seviyede iyimserlikten faydalandık- bir süredir prim yapar iken beklentilerin bozulması ile güvenli liman ihtiyacına cevap veren altın bir süredir zayıflıyor. 

-Konu Dışı-

 Geçen hafta küresel piyasalarda iyimserliğin yayılmasının en önemli sebeplerinden biri Çin'den iyi veriler gelmesi oldu ama ayrıntılara bakınca gelen verileri olumlu karşılamak çok zor; Çin'in birinci çeyrek büyüme verisi beklenenden bir tık iyi geldi fakat bu veriye ulaşmak için Çin yönetimi olağanüstü önlemlere başvurdu, Çin'de kredi genişlemesi sadece bir çeyrekte 900 milyar dolar civarında bir rakama ulaştı, bununla beraber bir çok farklı teşvike de başvuruldu. Çin'deki iyileşmenin sınırlılığına örnek için Türkiye'yi baz alırsak 2017'nin başında KGF ile Türkiye'deki kredi genişlemesi(Türkiye'de de KGF ile beraber farklı teşvikler de uygulandı.) ekonomik büyüklükleri baz alınca Çin'in geçen çeyrek gerçekleştirdiği kredi genişlemesiyle aşağı yukarı aynı seviyedeydi; KGF öncesi Türkiye'nin 2017 büyüme tahmini %3'ler civarında iken KGF dopingi ile %8'lere yakın bir büyüme sağlandı.(Türkiye'nin ideal büyümesi %4-5) Çin'deki abartılı kredi büyümesine rağmen sağlanan iyileşme son derece zayıf.

-Konu Dışı-


17 Nisan 2019 Çarşamba

2019 EURO İÇİN ZOR BİR YIL OLACAK

 Avrupa'dan nispeten iyi veriler gelmeye başlasa da 2019 yılı Avrupa için ekonomik açıdan iyi geçmiyor. 2019'un başından beri Avrupa'da resesyon senaryolarının dile getirilmesine yol açan bir çok veriye şahit olduk, çoğu saygın kurum Avrupa'nın resesyona girmeyeceğini dile getiriyor olsa da bu sene ve önümüzdeki senelerde Avrupa'da tekrar durgunluk bekleniyor.(Olumsuz Brexit senaryolarında durum ciddi şekilde değişebilir !)

 2008 Krizi ve ardından 2011'de Yunanistan'dan başlayıp Avrupa'ya yayınlan sorunlar nedeniyle Avrupa Ekonomisi simgesel negatif faiz ve çok aşırı likidite artışına rağmen(para basma) bir türlü kalıcı şekilde durgunluktan çıkamadı.(Avrupa'daki likidite artışı ekonomik büyüklük ile kıyaslanınca Abd'nin iki katı) Mevcut şartlarda zaten faiz oranları ile ekonomiye sağlanabilecek ek bir teşvik marjı yok, merkez bankasının likidite artırıcı önlemlerinin(para basma) ise Avrupa için en doğru karar olup olmadığı tartışmaya açıktır; ECB(Avrupa Merkez Bankası) çok uzun zamandan beri varlık alım programları ile likiditeyi artırıyor ki bu tür operasyonların çok ciddi yan etkileri de mevcuttur buna rağmen bir türlü beklenen ekonomik toparlanma gerçekleşemiyor, likidite artışının sebep olduğu sorunlar ise birikmeye devam ediyor.

 Avrupa'nın şu an başında olduğu süreci Japonya farklı bir bir konsepte olsa da doksanlı yılların başından beri yaşıyor fakat Japonya örneği bize gösteriyor ki sadece para basarak sorun çözmek mümkün değil ve bu tür politikalarda ısrar bir noktadan sonra normalleşmeyi daha da zorlu hale getiriyor; son 30 yılda Japonya kıyaslanabileceği ekonomilere göre ultra gevşek finansal şartları ekonomisine sağladığı halde kalıcı olarak durgunluktan çıkamadı fakat diğer yandan normalleşme çabaları ise ciddi sorunları tetikliyor basitçe ifade edersek günümüzde Japonya Merkez Bankası'nın para basması Japon ekonomisine çok sınırlı hatta yok denecek kadar fayda sağlar iken para basmanın durması ciddi sorunları tetikliyor. Avrupa'nın da böyle bir kısır döngüye sürüklenme riski mevcut.

15 Nisan 2019 Pazartesi

Sürdürülebilir Kalkınma

 Sürdürülebilir kalkınma; gelecek kuşaklara bedel ödetmeden  günümüz ihtiyaçlarına cevap verebilen kalkınma modeline verilen isimdir. Günümüzde dünyada büyüme çabası yarın yokmuş gibi doğaya, topluma, ekolojik dengeye zarar vermek pahasına gerçekleşmektedir. Geçtiğimiz yıl insanoğlu yıllık kendi payı olan  kaynakları yılın 212. günü tüketti ki bu kayıt tutulmaya başlanan günden beri görülen en vahşi tüketim oldu;(Ekolojik ayak izi) Türkiye ise bu konuda dünya ortalamasının bile üstünde yer aldı. Çevreyi, ekolojik dengeyi korumadan, kaynakları hunharca kullanarak kalkınmanın mümkün olmadığı günümüzde artık kabul görmüş bir gerçek yine borç döngülerine, tüketime, verimsiz sektörler sayesinde elde edilmiş büyümenin de sürdürülebilir  kalkınma sağlaması mümkün değildir.

 2018'de Nobel ekonomi ödülü sürdürülebilir kalkınma üzerine çalışmaları sebebiyle Paul Romer , William Nordhaus ikilisi takdim edildi; bu makale Paul Romer'in Endojen(İçsel) Büyüme Teorisi hakkında; Paul Romer'in Teorisi Türkiye gerçeğinde fırsatları işaret ediyor.

12 Nisan 2019 Cuma

Bir Kuşak Bir Yol Projesi

 Çin'in 2013 yılında duyurduğu Bir Kuşak Bir Yol Projesi( One Belt One Road) 21. yüzyılın en büyük projelerinden biri olmaya aday, projenin 4-8 trilyon dolar civarında bir maliyete ulaşması bekleniyor. Proje 68 ülkeyi, dünya nüfusunun %65'ini, günümüz dünya ekonomisinin ise %40'ını doğrudan bir birine bağlamayı amaçlıyor.


Bir Kuşak Bir Yol Projesi nedir?


 Bir Kuşak Bir Yol projesi; Çin'in tarihi İpek Yolu'nu canlandırma iddiasıdır, Proje Çin'in ekonomik, askeri, diplomatik hedeflerini bir bütün haline gelmiş halidir.

  Çin'in mevcut devlet başkanı Xi Jinping 2013'te devletin başına geçtiğinde Çin'in ekonomik çıkmazlarını çözme iddiasını dile getirmişti. Çin'de iç içe geçmiş Kredi-Emlak Balonu, Çin ekonomisini hatta Çin'in uzun yıllardan beri sağladığı kazanımları çok ciddi şekilde tehdit ediyor ki kişisel görüşüm Çin'in bu sorunu bir bedel ödemeden çözmesi artık mümkün değil, mesele bedelin büyüklüğünün ne olacağıdır. Çin'in ekonomik sorunlarını anlamak için Çin'deki kredi-emlak balonunu anlamak önemli o yüzden daha önce okumadıysanız şu iki makaleyi okumanızı çok kuvvetle tavsiye ederim.

1. Çin Kredi Balonu-Link-

2.Çin Emlak Balonu-Link-


 Linklerdeki makaleleri okumuş olduğunuzu varsayıyorum. Linklerde uzunca anlattım Çin ekonomisi ciddi şekilde inşaat ve kredilere bağlı ve bu sorun ciddi bir çıkmaza dönüşmüş halde Xi Jimping 2013'te bu sorunun daha az hasarla atlatılması için Çin'de tamamen verimsiz bir hale gelen inşaat ekonomisini yurt dışına taşımaya karar verdi böylece kredi-emlak balonunun daha makul bir normalleşme sürecine girmesi planlandı fakat bu süreç Abd'nin başına D. Trump geçmesive ardından gelen Ticaret savaşları tartışmalarıyla sekteye uğradı; ticaret savaşlarının Çin ekonomisine verdiği zarar sebebiyle Xi Jimping de geçmişten beri süre gelen verimsiz ekonomik yapıyı devam ettiriyor ama diğer yandan Bir Kuşak Bir Yol projesi ise faaliyete geçmiş durumda.


9 Nisan 2019 Salı

2019 EKONOMİK KRİZ SENESİ Mİ

 Bu paylaşımda 2019 ekonomik krizi senaryoları, 2019'da ekonomik kriz çıkma ihtimali ve 2019'da dünya ekonomisi nasıl olacağına dair paylaşımlar yapıyorum, paylaşımın güncellenmemiş halinde belirtmiştim; elimizdeki veriler halen bize 2019'da ekonomik kriz ihtimalinin düşük olduğunu 2020 ya da 2021'de küresel ekonomik kriz ya da resesyon beklenebileceğini gösteriyor fakat 2019'da ekonomi nasıl olur sorusunun cevabı son zamanlarda beklentilere göre daha negatif.


2019 Ekonomik Kriz Senesi Mi


 Daha önce 2019 yılının başından beri Gelişmekte olan piyasalara çok ciddi para akışı olduğundan, son zamanlarda gelişmekte olan piyasalara karşı bu iyimserliğin zayıfladığından ve rüzgarın artık gelişmekte olan ülkeler için karşıdan esmeye başlayabileceğinden bahsetmiştim. Dün Bloomberg'te yayınlanan ve çok  sayıda büyük fon yöneticisinin katıldığı bir ankete göre Gelişmekte olan ülke piyasalarındaki (Hisse ve Para birimleri) rallinin sona erdiğini düşünen yöneticilerin oranı neredeyse yarı yarıya gelmiş durumda.(Türk varlıkları bu ralliden yeterince yararlanamadı ama geçmiş örnekler bize bir varlığın kendi türünden varlıkların olumlu fiyatlamasına katılmaması durumunda bile olumsuz fiyatlamalardan güçlü şekilde etkilendiğini gösteriyor.) Bugünlerde birçok varlıkta da benzer bir durum ile karşı karşıyayız, bir birine çok zıt  fiyatlamaları birlikte yaşıyoruz.


2019'da Ekonomi Nasıl Olacak(güncellendi)

 Daha önce bu paylaşımda ''2019'da ekonomi nasıl olacak'' sorusuna cevap vermeye çalışmıştım, bir süredir önümüzdeki senelerde dünya ekonomisi hakkındaki beklentilerde ciddi değişiklikler oluyor; şu linkte (2019 Ekonomi yorumları-Link-) dünya ekonomisi ile ilgili gelişmeleri sık sık güncelleyerek yazıyorum. Bu paylaşım ise daha çok yurt içi gelişmeler ile alakalı.(açıkçası ayırmak son derece zor.)2019 Ekonomi yorumları bize 2019'un Türkiye için zor geçeceğini ve dünya içinde şimdilik bir kriz ya da resesyon yılı olmadığını ama sıkıntıların arttığı bir yıl olduğunu gösteriyor.Bu paylaşımdaki makaleler Türkiye'de 2019'da ekonomi nasıl olur? Sorusuyla alakalı.


Enflasyon Tek Haneye Düşebilir mi?


 Seçim öncesi ve sonrası ekonomi bakanı Berat Albayrak defalarca Sonbahar'da tek haneli enflasyon görüleceğine dair açıklamalarda bulundu; Türkiye'nin en temel problemi olan enflasyonun en azından tekrardan tek haneli rakamlara dönmesi ekonomi üzerindeki olumsuz algının hızla düzelmesine sebep olabilirdi ama bunun gerçekleşme ihtimali yeterince güçlü değil.

 2019 yılında şu an aylık ortalama %0.7 gibi yıllık %10'nun altını işaret eden bir enflasyon yaşadık ama bu rakamların sağlanması için akaryakıtta eşel mobil uygulaması, enflasyon ile topyekün mücadele, kdv indirimleri, ötv indirimleri vb. birçok önleme başvuruldu benzer adımların bütün seneye yayılması hem ekonomi açısından sağlıklı olmaz hem de kamu maliyesi ve şirket ciroları açısından mümkün değildir. Şu an Merkez Bankası beklenti anketi vb. birçok kurumun beklentilerinde 2019 enflasyonunun %15'in biraz altında veya üstünde olması bekleniyor fakat bu senaryoda da enflasyon aylara göre düzenli bir yayılım gösterirse kıl payı da olsa 2019'da enflasyonu tek hanede görebiliriz.(Kasım ayına kadar geçen seneden gelen baz etkisi sebebiyle)



2019 ekonomi yorumları
2019 Aylık Enflasyon


  Enflasyonda tek haneli rakamların görülmesi simgesel olarak önem taşıyor olsa da sürdürülebilir bir başarı için önümüzdeki yedi ayın baz etkisi önemli olacak.


3 Nisan 2019 Çarşamba

Türkiye Imf İle Anlaşacak Mı

 Dün bu paylaşımda IMF'nin kriz çözme konusunda eskisi kadar başarılı olamadığını ve IMF yöntemlerinin günümüzde problemleri çözmekten daha çok sorunlara yol açabildiğine değinmiştim. Bu paylaşım ise IMF ile anlaşmanın avantajları ile alakalı.

 Öncelikle şuna değinmenin önemli olduğunu düşünüyorum, toplumda çok güçlü şekilde IMF= Acı reçete kabulü mevcut fakat gerçekte ise mevcut sorunların çözülmesi için IMF ile veya IMF 'siz  belli fedakarlıklar yapmak şart... Bazı fedakarlıkların kaçınılmaz olduğu ortamda IMF ile anlaşmak ciddi avantajlar sağlayabiliyor.

 IMF' nin bize sağlayacağı en büyük avantaj çok uygun maliyetle finansman sağlamasıdır; şu an kamu %7, özel sektör ise %8 civarında bir maliyetle dış borca ulaşabiliyor(+ kurumun riski) bu rakamlara enflasyon kadar Türk Lirasında muhtemel bir değer kaybını da ekleyince yakın zamanda %20 civarında faizlerin süreceğini tahmin edebiliriz. Türkiye'nin mevcut sorunlarını çözmek için ihtiyaç duyduğu döviz miktarı için 50-100 milyar dolar civarında rakamlar konuşuluyor, Türkiye'nin mevcut borcunu 50-100 milyar dolar civarında artırması senaryosunda %7-8'ten çok daha yüksek bir maliyet ve Türk Lirasında önemli miktardan değer kaybı beklenebilir böyle bir senaryoda da ülkemizde çok daha yüksek faizler söz konusu olur. Muhtemel bir anlaşmada IMF bize bu finansmanı dövizin enflasyona karşı erimemesi seviyesinde maliyetle sağlar ki o da şu an %2-3 gibi bizim için son derece uygun rakamlardır. IMF anlaşması sonrası dövizdeki muhtemel iyileşme vb. etkilerle finansal şartların hızla iyileşmesi beklenir.


27 Mart 2019 Çarşamba

Londra Swap Piyasasında Neler Oluyor

Ön not: Gelen sorular sonrası yaşanan olayın sonuçları ne olabileceği hakkında makaleye ekleme yaptım. Prensip olarak eklemeleri makalelerin üstüne yapardım ama bu makalede eklemeyi alta yapmak daha uygun oldu.

 Dünden beri Londra Swap piyasasında Dolar/Türk Lirası faizi çok ciddi şekilde artış gösteriyor. Nispeten karmaşık bir konu olduğu için anladığım kadarıyla açıklamaya çalışacağım öncelikle basitçe ifade edersek bizim açımızdan iyi bir gelişme yaşanmıyor ama anlatıldığı gibi de %300'lerin üstünde faizle kimseden para falan almıyoruz.

  Örnekle açıklamanın daha kolay olacağını düşünüyorum: Öncelikle swap basitçe takas demektir mesela Merkez Bankası devamlı olarak makul bir rezerve sahip olmak zorundadır eğer belli kıstaslara göre makul bir rezerv bulundurmazsa Türk Lirası ve ekonomisi hakkında olumsuz beklentiler kuvvetlenir; bununla beraber Merkez Bankası piyasanın zaman zaman artan döviz ihtiyacını da karşılamak zorunda olduğu için hem elindeki dövizi satmamak hem de piyasanın ihtiyacını karşılamak zorunda kalır o zaman da Swap/takas ile dışardan döviz getirip piyasaya sürer. Ben Merkez Bankası örneğini verdim siz aynı durumu kar etmek isteyen yatırımcı, şirket, bankalara uyarlayabilirsiniz.

26 Mart 2019 Salı

Nato-Rusya Silah Ekonomisi Mücadelesi

 Son günlerde Türkiye'nin S-400 alma isteği sık sık haberlere konu oluyor; bu konuda ileride makaleler yazmayı planlıyorum. S-400 sorunu konusunda haberlerde daha çok F-35 ile S-400 ya da Abd ile Rusya arasında tercih yapılacağı işleniyor fakat gerçek şu ki aslında mücadele Abd ile Rusya arasında değil Batı/Nato ile Rusya arasında ve konu sadece S-400'ler değil; Nato  önderliğinde batı ülkeleri Rusya'nın silah teknolojisi/ekonomisine büyük darbe vurma amacı güdüyor.

 Rusya'nın Ukrayna işgali sonrası Abd ve Batı ülkeleri Rusya'yı ekonomik yaptırımlarla cezalandırma yoluna gitti ki başarılı da oldular, Rusya ekonomisi Ukrayna işgali sonrası çok büyük darbe yedi fakat bu yaptırımlar Rusya'nın politik tercihlerine sirayet edebildi sorusunun cevabı ise kesinlikle hayırdır. 

 Abd yakın zamanda Rusya'ya karşı olan yaptırımları kendi seçimlerine müdahale ettiği için genişletti, Abd tarafı inkar ediyor olsa da net olarak görünen resim Donald Trump'ı Abd başkanı yapan Rusya...(Donald Trump'ın bu konuda bilgi sahibi olup olmadığı araştırılıyor.) Yine İngiltere, Rusya'ya karşı olan yaptırımları kendi ülkesinde iki eski Rus ajanına karşı yapılan saldırı sebebiyle genişletti özetle Batı/Nato'nun Rusya yaptırımları her ne kadar Rus ekonomisine zarar veriyor olsa da Rusya'nın faaliyetlerini engelleyemiyor.

20 Mart 2019 Çarşamba

Fed Kararı Türkiye'yi Nasıl Etkileyecek

 Bu akşam Türkiye saait ile 21:00'da Fed'in Nisan ayı toplantısı sona erecek. Piyasa beklentisi Fed'in kağıt üzerinde iki olan 2019 faiz artışı tahminini bire düşürmesi, bu durum gerçekleşirse Türkiye açısından olumlu olur fakat piyasanın beklentisi zaten 2019 ve 2020 yılında Fed'in hiçbir faiz artışına gitmemesi o yüzden Fed'in faiz konusunda muhtemel yumuşaması zaten fiyatlara bir miktar girmiş durumda. Fed'in asıl merakla beklenen kararı bilanço normalleşmesi(Piyasaya senelerdir sürülen paraların geri çekilmesi) konusunda Fed'ten bir yumuşama gelip gelmeyeceği konusu, Fed'ten bu konuda bir yumuşama sinyali gelmesi durumunda Türk ekonomisi bu olaydan çok olumlu şekilde etkilenebilir.

19 Mart 2019 Salı

Fed Ne Yapacak

 Yarın akşam saat 21:00'da Fed'in aralık Mart ayı toplantısı gerçekleşecek, beklenti faizler ile ilgili her hangi bir adım atılmaması ve kısa vadede bilanço normalleşmesi(Fed'in bastığı paraları piyasadan geri çekmesi) konularında herhangi bir adım atılmayacağı yönünde fakat yine de yapılacak açıklamalar piyasa açısından son derece önemli.

 Öncelikle piyasa için önemli kararlar şunlar:


 Faiz kararı:

 Fed'in 2019 yılı boyunca  faiz artırmayacağı konusu şu an ortak görüş haline gelmiş durumda fakat kağıt üzerinde Fed'in 2019 senesi için iki faiz artırımı hedefi mevcut bunun bire düşürülmesi beklenebilir ve bu durum doların değeri açısından olumsuz bir gelişme ortaya çıkaracaktır.


Yusuf yuksel