15 Temmuz 2019 Pazartesi

Caatsa Yaptırımları Nedir

 Caatsa; Abd'nin düşmanlarıyla yaptırımlar yoluyla mücadele etme yasasının kısaltılmış adıdır. Ağustos 2017'de mevcut başkan Donald Trump döneminde yürürlüğe girmiştir. Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemini satın alıp Türkiye'ye getirmesi sonrası Abd'nin Caatsa yasası kapsamında Türkiye'ye yaptırım uygulama ihtimali ortaya çıkmıştır. Caatsa yasası 231. madde, Rusya savunma silahı alan kişi veya kurumlara yaptırım uygulamayı öngörüyor.

Donald Trump Caatsa Yaptırımlarını önleyebilir mi



Türkiye-Abd gerginliğinde Abd kongresi(Temsilciler meclisi ve Senato) ile Abd Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'ye yaptırımlar konusunda görüş ayrılığının mevcut olduğuna dair iddialar var; bu ayrı bir tartışma konusu olmak ile beraber Donald Trump'ın isterse bile Türkiye'ye yaptırımları engelleyemeyeceği iddiası da bazı medya organlarında dile getirilmektedir, bu bilgi tamamen hatalıdır; Donald Trump kendi başına Türkiye'ye yaptırım uygulamayı engelleyebilir.

Merkez Bankası Net Döviz Rezervi Temmuz 2019



 Merkez bankasının net döviz rezervleri hakkında internet ortamında net bir veri bulmak zor çünkü her haber kaynağı farklı bir bakış açısıyla haberi sunduğu için Merkez Bankasının net döviz rezervi hakkında bilgi bulmak zorlaşıyor. Bir önceki hafta Merkez Bankası net döviz rezervi 29.1 milyar dolardı.(28  Haziran) Bugün açıklanan son veriye göre Merkez Bankası Net Döviz Rezervi 30.1 milyar dolara yükselmiş.(5 Temmuz itibariyle Merkez Bankası net döviz rezervi)

12 Temmuz 2019 Cuma

Türkiye'nin kredi notu ne demektir

 Bu gece Fitch Türkiye'nin kredi notunu BB'den BB-'e düşürdü. Son durumda S&P'nin notu Moody's'in notuyla aynı seviyede iken Fitch'in notu diğer iki kuruluşun bir  kademe üstündedir.


 Kredi derecelendirme kuruluşları nedir? Ne Yaparlar?


 Kredi derecelendirme kuruluşları ülkelerin, şirketlerin, kurumların yükümlülüklerini zamanında ve tam olarak yerine getirip getiremeyeceğini değerlendiren kuruluşlardır; dünyada onlarca kredi derecelendirme kuruluşu vardır ama bunlardan Fitch, S&P ve Moody's ise diğerlerine göre daha fazla itibar görürler. Her kurum değerlendirmesini kendi hesabına göre yapar. Kredi derecelendirme kuruluşları gerçekleştirdikleri değerlendirmeler sebebiyle piyasaya çok güçlü şekilde etki edebiliyor olsalar da bir denetlenme mekanizmasına bağlı değillerdir.

10 Temmuz 2019 Çarşamba

2020 Ekonomik kriz yılı mı

 Geçtiğimiz hafta G-20 Osaka toplantısı sonrası ''Ticaret Savaşları'' korkularının yatışması sebebiyle 2020 yılına dair beklentilerde iyileşme yaşandı/ yaşanıyor. Daha önce 2020 ekonomik krizi senaryoları ile Donald Trump'ın seçim kampanyası arasında bağ kurmuştum, kategorik olarak her türlü komplo teorisine karşı olsam da Donald Trump'ın kendi kişisel siyasi kariyeri için Abd-Çin ticaret müzakereleri vb. birçok faktörü kullanarak Fed'i reel ekonominin gereği olarak yorumlanamayacak adımlar atmaya zorladığını ifade etmiştim. -Bu makalenin altında konu hakkında makale mevcut, ayrıntılar için o yazıyı okumanızı tavsiye ederim.- 

Abd-Çin liderlerinin tekrardan ticaret müzakerelerine dönmesi 2020 yılına dair beklentileri olumlu şekilde etkilemesi bekleniyor, 2020'e dair olumsuz beklentilerin tek sebebi muhtemel bir Abd-Çin Ticaret Savaşı olmasa da en önemli etmen iki ülke arasındaki ticaret gerginliğidir. Kategorik olarak komplo teorilerine karşıyım fakat 2020 yılına dair kriz/resesyon senaryolarında Donald Trump'a pay biçmemek çok zor. 2019 yılı başında dünya ekonomisine dair beklentiler olumlu iken Abd-Çin ticaret müzakereleri bütün beklentilerin aksine anlaşma sağlanamadan sonlandı ki daha önce ifade ettiğim gibi ''2020 ekonomik krizi'' senaryolarının ortaya çıkmasına sebep olan en önemli sebep bu olaydır. Abd-Çin ticaret görüşmelerinde iki ülkeyi de memnun edebilecek bir çerçeve bulmak imkansız (Şurada uzunca anlatmaya çalıştım-Ticaret Savaşları-) ama çok uzun süre devam eden müzakereler sonucunda iki ülke makul bir çerçevede anlaştılar; bu makul çerçeve benim değil birçok Abd'li  yetkilinin ifadesiydi ama tam anlaşma imzalanacak iken müzakere masası Trump tarafından devrildi; Peki şu an tekrar müzakere edilebilecek/koparılabilecek ne tür bir taviz olabilir? Bir değişiklik olmayacak ise neden dünyayı krize sokabilecek bir sürece  gerek duyuldu? Abd tarafı müzakerelerden istediğini alamadıysa neden daha önce görüşmeler için son derece olumlu ifadeler kullandı? Sorularının cevabı yok. Trump, yaklaşan 2020 seçimlerine çok daha iyi bir ekonomik ortamda girmek istiyor fakat istediği desteği Fed'ten alması zor.

7 Temmuz 2019 Pazar

Japonya Ekonomisi Neden Resesyondan Çıkamıyor?

Japanification


 Japonlaşma anlamına gelen bir kelime olan ''Japanification'' ekonomi litaratüründe ise deflasyon tuzağına düşme anlamına gelir. 1980'li yıllarda Japon ekonomisi dünyanın parlayan yıldızı idi, bütün veriler doksanlı yıllarda Japonya'nın dünyanın en büyük ekonomisi olacağını gösteriyordu, Japonya'nın yeni milenyumda dünyanın yeni süper gücü olması bekleniyordu. Doksanlı yıllarda ekonomi ile ilgili yayınlarda en popüler konulardan biri Japonya'nın muhteşem ekonomik yükselişi ve bu durumun muhtemel siyasi, diplomatik, kültürel vb. sonuçlarıydı. 

 1990'lı yıllarda günümüze benzer (Ticaret savaşlar) bir küresel konjonktür mevcuttu; doksanlı yıllarda Fed günümüze göre son derece muhafazakar bir merkez bankası idi; diğer tarafta devrin diğer büyük merkez bankaları ise(Fransa, İngiltere, Japonya, Batı Almanya) Fed'i muhafazakar yapısını suistimal ediyorlardı çok basitçe ifade edersek 1980-85 arası Abd ekonomisi hem ciddi şekilde cari açık veriyordu hem de ekonominin genel görünümü zayıftı, buna rağmen Abd doları endeksi(DXY) bu süreçte %50 civarında değer kazanmıştı. Abd'li şirketler bu durum sebebiyle devamlı olarak rekabet gücü kaybediyorlardı ve duruma hükumetin müdahalesi için kampanya başlattılar, kampanyalar sebebiyle Abd'de korumacılık kanunları çıkarıldı. Abd'deki korumacı tavır sonrası devrin büyük merkez bankaları bir nevi fair-play anlaşması olarak yorumlayabileceğimiz Plaza Anlaşmasını imzaladılar.

27 Haziran 2019 Perşembe

İhtiyat Akçesi Nedir

 Bugün Reuters'te TCMB'nin ihtiyat akçesi olarak ayırdığı parayı yasal bir düzenleme yaparak hazineye aktarılacağına dair bir haber çıktı; öncelikle haber şu an sadece iddia seviyesinde bir teyit veya yalanlama gelmedi.


İhtiyat Akçesi nedir


 İhtiyat Akçesi, TCMB'nın saf karının %20 kadarını zor zamanlarda kullanmak üzere ayırmasıdır;(Ben konu ile bağlantılı yazdım ama genel anlamda şirketler için kullanılabilen bir kavramdır.) TCMB'nin ihtiyat akçesinde +40 milyar TL para birikmiş durumdadır.

 TCMB daha geçen hafta para politikası araçlarıyla 10 milyar TL civarında likiditeyi piyasadan çekerken tek kalemde 40 milyar TL likiditeyi piyasaya enjekte etmesi kendi içinde çelişkili olsa da aksi senaryoda da olumsuzluklar yaşanacaktı.

 Öncelikle bahsedilen senaryo gerçekleşirse bu hamlenin enflasyonist olacağı ve Türk Lirasına değer kaybettirme ihtimalinin kuvvetli olacağını belirtelim.


İllere Göre Konut Fiyat Endeksi Nisan 2019

İllere göre Konut fiyat endeksi Nisan 2019


 Merkez Bankası'nın son açıkladığı Nisan ayı Konut fiyat endeksi verisine göre konut fiyatları bir önceki aya göre %0.66, bir önceki yılın aynı ayına göre ise %2.75 artış kaydetti. Aynı dönemde konut fiyatları reel olarak ise %14.02 değer kaybetti.

Not: Nominal değer değişimi bizim günlük hayatta muhatap olduğumuz fiyatlardaki değişimlerdir, reel değer değişimi ise nominal değerlerin enflasyon etkisinden arındırılmış halidir.

19 Haziran 2019 Çarşamba

Dolar İçin Kritik Karar

 Bugün gerçekleşecek olan Fed toplantısı hem bizi hem de dünya ekonomisinin geleceğini yakından ilgilendiriyor, Piyasa Fed'ten bugün için herhangi bir faiz indirimi beklemiyor ama Temmuz ayı için faiz indirimi beklentisi son derece güçlü ve Fed piyasa fiyatlamaları doğrultusunda gelecek ay bir faiz indirimi yapacaksa buna bu toplantıda işaret etmesi bekleniyor.

 Fed, üç adet faiz artırımı hedefiyle başladığı 2019 senesinde piyasa Fed'ten 2-3 faiz indirimi bekliyor fakat Fed'in duruşu halen kağıt üzerinde 2019 yılının sonuna kadar bir adet faiz artırımı iken açıklamalarda ise Fed'in faizleri sene sonuna kadar sabit tutacağı yönündeydi ama son günlerde Fed Başkanı Powell dahil birçok Fed yöneticisi faiz indirimlerine yeşil ışık yakan açıklamalarda bulundular. Piyasa fiyatlamalarına göre Temmuz ayında faiz indirimi ihtimali %70'e yakın iken Ağustos ayında ikinci faiz indirimi ihtimali %48 kısacası Fed'ten marjinal bir politika değişimi bekleniyor örneğin bugün Goldman Sachs, Fed'in faizleri bir yıl içinde sıfırlayabileceğine dair bir açıklama yayınladı.

18 Haziran 2019 Salı

VARLIK ALIM PROGRAMLARI

 Bugün ECB Başkanı Draghi'den enflasyonda yükselme gerçekleşmezse ECB'nin ekstra gevşeyebileceği açıklaması geldi; ECB'nin faiz oranları zaten sembolik olarak %0'ın altında yani ECB'nin faizleri indirebileceği bir alanı yok, ECB'den gelen mesaj varlık alım programlarının (Para basma) tekrardan gündemimize girebileceği anlamına geliyor.  Abd başkanı Donald Trump'ın Çin'e karşı uygulamaya aldığı ek vergiler sonrası yaşanan sürtüşme sebebiyle yaklaşık iki aydır küresel ekonomi hızla soğuyor ve finansal piyasalarda küresel kriz/resesyon ihtimali ciddi şekilde fiyatlanıyor (-2020 küresel kriz yılı mı-) fakat sorun şu ki büyük merkez bankalarının hiçbirinin bir resesyon veya kriz ortamında geçmişte olduğu gibi faiz indirimleri ile çözüm üretebilme kapasiteleri yok.(Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.-Her Şeyin balonu-) ECB(Avrupa Merkez Bankası) ve BOJ'un (Japonya Merkez Bankası) politika faizleri sembolik olarak negatif iken BOE'nin (İngiltere) politika faiz %0.75'te, Fed'in(ABD) faiz politika faizi ise %2.5 seviyesindedir. PBOC'un (Çin) para politikası zaten geçmişten beri çok farklı bir çizgidedir ve devamlı olarak Çin'de para arzı abartılı şekilde artar fakat diğer merkez bankaları tekrardan varlık alım programları başlatırsa PBOC'un da para arzını çok daha yüksek rakamlara çıkaracağını tahmin etmek güç değil, kısacası 2020 yılı gerçekten ekonomik kriz yılı olursa bütün dünyada tekrardan varlık alım programlarına(para basma) şahit  olabiliriz.

Not: 2020'nin kriz yılı olup olmayacağı bir belirsizlik, büyük merkez bankalarının bir krize klişe şekilde finansal gevşeme ile müdahale etmemesi de günümüz dünyasında bir seçenektir. Konu bütünlüğünü bozmaması için başka paylaşımlarda anladığım kadarıyla açıklayacağım.

Konu Dışı: PBOC'un para politikası daha çok Çin ekonomik modeli ile alakalıdır ve bu politikanın sonuçları dolaylı olarak küresel olsa da doğrudan hitap ettiği bölge sadece Çin'dir.(Ticaret savaşları konusunda bunu daha ayrıntılı olarak anladığım kadarıyla açıklamıştım.-Ticaret Savaşları-)

17 Haziran 2019 Pazartesi

Türkiye sabit kura geçer mi

 Geçtiğimiz hafta sonu Devlet Bahçeli bir konuşmasında Türkiye'nin kambiyo rejimi ile ilgili muğlak bir ifade kullandı ve ardından sosyal medyada Türkiye sabit kura geçer mi sorusu sorulmaya başladı. Devlet Bahçeli'nin açıklamasında net bir işaret yok, hükumet geçmişte kambiyo rejimi hakkındaki her tartışmada Türkiye'nin mevcut sistemde bir değişikliğe gitmeyeceğini açık ve net şekilde ifade etti ve bunun aksini ima edecek güçlü bir gelişme yaşanmadı; çok daha zorlu şartlarda bile Türkiye'nin kambiyo rejimi tartışmaya açılmamıştır.

Kambiyo rejimi nedir


 Kambiyo rejimi bir ülkenin döviz piyasasını yönetme biçimine verilen isimdir; uygulamadan uygulamaya ciddi farklılıklar içerse de iki ana sistem vardır; dalgalı kur ve sabit kur.(kambiyo kontrolü) Dalgalı kur rejiminde yerel para biriminin değerlenmesi arz-talep ilişkisine bağlı olarak piyasada gerçekleşir iken sabit kur rejiminde ise yerel para biriminin döviz birimlerine karşı değerine merkez bankası karar verir.

Türkiye Sabit kur rejimine geçer mi


 Sabit kur rejimi tartışmalarında sık sık bu rejimde Türk Lirasının yüksek bir değerde sabitleneceği ifade ediliyor ki bu hatalıdır basitçe ifade edersek bugün sabit kur rejimi uygulanıyor olsaydı Türk Lirası yine 5.9 seviyesinin yakınında bir yerde sabitlenecek idi. Merkez Bankası Türk Lirasını dolar/tl 1 liraya sabitleyemez mi? Tabii ki sabitleyebilir fakat Merkez Bankası Türk Lirasını 1 liraya sabitleyip o seviyede kalmasını sağlayabilecek kadar rezerve sahip olsa zaten dalgalı kur rejiminde de dolar/tl 1 lira civarında olurdu yani dalgalı kur rejimi de döviz kuru müdahalesine tamamen kapalı değildir. Dalgalı kur-sabit kur farklılığının temel etkisi yerel para biriminin değerine değil, oynaklığınadır. Türkiye'de reel ekonomi Türk Lirasının değerinin düşük olması kadar oynaklığı ile de sorun yaşamaktadır, yüksek oynaklık iş adamlarının üretim, satış, yatırım planlarını bozmaktadır basitçe ifade edersek devamlı olarak 5.5-6.0 seviyesinde hareket eden bir kurun ekonomiye zararı 6.0 seviyesinde sabit bir kur kadar olmayabilir.

11 Haziran 2019 Salı

12 Haziran 2019 PPK Toplantısı

 Merkez Bankası Para Politikası Kurulu(PPK) Haziran toplantısı yarın gerçekleşecek ve kararlar saat 14:00'te açıklanacak. Piyasa Merkez Bankası'nın faizlerde değişikliğe gitmemesini bekliyor,  bununla beraber birkaç kurum ise yarınki toplantıdan 50-100 baz puan arasında faiz indirimi bekliyor. Merkez Bankası son toplantısında Haziran ayında faiz indirimi yapılabileceğine dair işaret vermişti ama daha sonraki gelişmeler ile bu ihtimal ciddi şekilde zayıfladı; 23 Haziran İstanbul seçimleri öncesi bir faiz indirimi çok ciddi sürpriz olur.  Yarınki toplantıda beklentiler doğrultusunda faizler sabit kalsa bile piyasa açısından Merkez Bankası'nın  ilk faiz indirimi için işaret edeceği zaman önemli olacak.(Bir işaret gelirse)

2 Haziran 2019 Pazar

2019 Mayıs Ayı Enflasyonu

 2019 Mayıs ayı enflasyonu bugün saat 10:00'da açıklanacak, anketlere göre mayıs 2019 enflasyonunun %1.25 civarında gerçekleşmesi bekleniyor. 2019 Mayıs ayı enflasyonu beklentiler doğrultusunda açıklanırsa yıllık enflasyon %19.1 seviyesine gerileyecek.

 Bloomberg HT Mayıs ayı anketinde medyan beklenti %1.25, AA Finans anketinde ise beklenti %1.28 olmuş. Foreks Turkey'in anketine göre medyan beklenti %1.25 olmuş.


31 Mayıs 2019 Cuma

2019 Ekonomik Hedefleri ve Gerçekleşmeler

 2019'un birinci çeyrek büyüme verisi açıklandı o yüzden Türkiye'nin 2019 hedefleri ile gerçekleşmeleri karşılaştırabiliriz. Türkiye'nin 2019 hedefleri geçtiğimiz yıl Eylül ayının sonlarında açıklanan yeni ekonomi programında belirlenmişti.(OVP) Normal şartlar altında ülkemizde orta vadeli programlar çok da önemsenmez, geçmiş yıllarda OVP açıklandıktan çok kısa süre sonra belirtilen hedeflerin aksine politikalara şahitlik ettik fakat son OVP olan yeni ekonomi programı hem hazırlanış süreci hem de içeriğiyle geçmiş OVP'lerden ayrılmıştı o yüzden yeni ekonomi programı hedefleri geçmişe göre daha ciddi hedeflerdi, geçtiğimiz Eylül ayından beri ekonomi yönetiminin her faaliyetinde yeni ekonomi programına(YEP) atıf görüyoruz o yüzden bu programın kenara atıldığını iddia edemeyiz. YEP, ilk açıklandığında eleştiriler de aldı ama genel kanaat iyimser de olsa ayakları yere basan bir program olmasıydı o yüzden YEP hedefleri ile gerçekleşmeler arasındaki ilişki önemlidir.

2019 Birinci Çeyrek Büyüme Verisi

 Türkiye 2019 Birinci Çeyrekte %2,6 daraldı; döviz bazlı milli hasıla 784 milyar dolardan 748 milyar dolara geriledi.

Ana sektörlere bakınca;

Tarım sektörü %2,5 büyüdü.
Sanayi %4,6 küçüldü.
Hizmetlerde ise küçülme %4 oldu.
İnşaat sektöründe küçülme %10.9 oldu.

Hanehalkı harcamaları %4,7 azalırken, devlet harcamaları %7.2 artmış.(Kamunun ekonomiye bu kadar güçlü destek vermeye devam etmesi zor. -Link-)


30 Mayıs 2019 Perşembe

Nadir Element Nedir

 Çin'in ticaret gerginliği sebebiyle Abd'i nadir elementler ile veya daha doğrusu nadir toprak elementleri ile tehdit etmesi ile nadir element konusu gündemimize girdi.

Nadir Element nedir

 
Yer kabuğunda 160'tan fazla mineralin içinde bulunan elementlerdir; bunlardan bastnazit,monazit, ksnotim nadir toprak elementlerinin üretiminde daha fazla kullanılanlardır.(%95) Olayın akademik tanımı bu iken basit tanımı ise günümüzde yüksek teknolojik ürünlerin üretiminde olmazsa olmaz elementlerdir

Nadir toprak elementlerinin kullanım alanları


-Bilgisayar parçaları
-Gps sistemi
-Batarya
-Kamera Lensleri
-Ampul
-Renkli ekran
-Haberleşme sistemleri
-Rüzgar türbünleri
-Füze kontrol sistemi
-Özel gözlükler
-Akıllı telefon
-X-ray aletleri
-Lazerler
-Savunma sistemleri
-Jet motorları
-Radyoterapi
-Röntgen makinaları
-Fiberoprtik kablo
-Hava araçları

Liste bu şekilde uzayıp gidiyor.

29 Mayıs 2019 Çarşamba

Türkiye iflasa mı gidiyor

 Son günlerde kamu bütçesindeki kötüleşme dikkat çekiyor, gelişmeler bize önümüzdeki dönemde bütçedeki gelişmeleri daha da yakından takip etmemiz gerektiğini gösteriyor özellikle içinde bulunduğumuz günlerde kamu ödemelerine gerçekleştirmek için kötü tercihler arasında tercih yapmak zorunda bunu rakamlarla basitçe açıklamaya çalışacağım fakat son günlerde Türkiye iflasa gidiyor şeklinde haberler yapılmaya başladı ki bu haberler kötü niyetli değilse konu hakkında çok ciddi şekilde bilgisizlik ifade ediyor.( En kibar ifade) Kamu bütçesi bu ay ve önümüzdeki ay zorlanacağı belli ama kamunun iflas etmesi için öncelikle borç bulamaması gerekir, şu an yerel veya yabancı para cinsi borçlanma cazip değil ama borçlanma konusunda hiçbir sorun yaşamıyoruz; sonraki aşama genelde çok ciddi sorunlara sebep olan para basma aşaması olur ki Türkiye'de böyle bir durum yok velev ki bu aşama da aşıldı ardından iflastan daha makul İMF ile anlaşma seçeneği vardır; şu an Türkiye iflasa gidiyor, maaşlar ödenemeyecek şeklindeki haberler kötü niyetli değilse ciddi bilgisizlik göstergesidir.

  Türkiye iflasa gidiyor haberlerine sebep olan gelişme gelecek ay gerçekleştirilecek emekli ikramiyeleri ödemesinin nasıl gerçekleştirileceğinin son günlere kadar net şekilde belli olmamasıydı;(kamu bunu net olarak bildirmez ama atılan adımlardan anlaşılır.) basitçe rakamlar ile ifade edersek içinde bulunduğumuz ay kamu bu ay gerçekleştireceği borç ödemesi kadar borçlanmıştı; bunun dışında hazinenin Türk  Lirası hesabında 4-5 milyar lira civarında para var iken önümüzdeki günlerde emeklilere 12 milyar Türk Lirası ikramiye ödenecek, hazinenin Türk Lirası hesabında yeterli para yok fakat hazinenin hesaplarında 4 milyar dolar değerinde de döviz bulunuyor yani kamunun ödeme gerçekleştiremeyeceğini iddia edebilecek bir durum yok ki dün 31 Mayıs günü için yeni bir döviz ihalesi ilan edildi, anladığım kadarıyla emekli ikramiyeleri için bu günlerde hazine döviz bozduracak. (Rakamların durumu açıklamada önemi olmadığı için tekrar kontrol etmedim, aklımda kaldığı gibi yazdım, hatalı olabilir.)

27 Mayıs 2019 Pazartesi

Rezerv Opsiyon Mekanizması Nedir

  Rezerv opsiyon mekanizmasını(Rom) anlamak için öncelikle zorunlu karşılık kavramının anlaşılması gerekir; mevduat toplama hakkı olan bankalar topladıkları mevduatın bir kısmını merkez bankalarında bulundurmak zorundadırlar. Haberlerde sık sık duyduğumuz Merkez Bankası döviz rezervi(brüt) ifadesindeki rezervin çok önemli bir kısmı bankaların merkez bankalarının kullanımına sunmak zorunda oldukları zorunlu karşılıklardır.

 Merkez Bankaları zorunlu karşılık oranlarını kendileri belirler basitçe ifade edersek zorunlu karşılık oranı artırıldıkça piyasadaki likidite azalacağı için doğal olarak enflasyonun düşmesi, yerel para biriminin değer kazanması, ekonomik hareketliliğin yavaşlaması, ekonomik büyümenin yavaşlaması vb. etkiler beklenir yani bir nevi faiz artırma etkisi ortaya çıkar , zorunlu karşılık oranlarında indirim ise piyasada faiz indirimine denk etki oluşturur.Kısacası zorunlu karşılıklar oranlarını değiştirme bir nevi faiz oranlarını değiştirmeden faiz kararı etkisi ortaya çıkarır.Etkili bir para politikası aracıdır.

23 Mayıs 2019 Perşembe

CDS nedir

  Cds(Kredi Temerrüt takası) bir satıcının yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda alıcının hakkını tazmin eden bir varlık türüdür; daha basit ifadeyle cds bir sigorta sözleşmesidir. Türkiye'de fazla önemsenmiyor ve yeterince yakından takip edilmiyor olsa da aslında günümüzde bir ülke varlıklarının fiyatlamasında en etkili göstergelerden biri haline gelmiştir.

   Cds primi, bir tahvilin sigortalanır iken hangi maliyet ile sigortalandığını gösterir; son günlerde haberlere konu olan CDS priminin 500 olması (5 yıllık) Türk tahvillerinin(5 yıllık) sigortalanma maliyetinin %5'e yükseldiği anlamına gelir. Yaygın olarak hayatımızda bir ürünün sigorta maliyeti alıcı üzerinde iken finansal piyasalarda tam aksine yük satıcıya yüklenir. Bir ülkenin Cds primi ne kadar yüksek ise yatırımcıların gözünde ülke algısı o kadar olumsuzdur, Cds primi her vade için farklı değerde olsa da yaygın olarak bir ülke hakkında fikir edinebilmek için beş yıllık Cds primi takip edilir.

22 Mayıs 2019 Çarşamba

Ticaret Savaşları

Ticaret Savaşları



Son günlerde Türkiye'de ve dünyada finansal piyasaları olumlu veya olumsuz etkileyen en güçlü hikaye Abd-Çin Ticaret Savaşı senaryoları oluyor; Abd Başkanı Trump'ın 2020'nin sonlarında gerçekleşecek olan ikinci başkanlık seçimi propagandasına şimdiden başlamış olması sebebiyle başta Çin ile olan ticari ilişkiler olmak üzere her alanda yatırımcıları gerecek adımlar atıyor. Daha önce Ticaret savaşları ile ilgili çok sayıda yazı paylaşmıştım fakat her biri konunun farklı bir kısmı ile alakalıydı bu yazıda ise ticaret savaşlarına biraz daha bütüncül bakmaya çabaladım. Yazı son gelişmelerden daha çok sorunların nedenleri ve uzlaşmanın zor olduğu çıkar çatışmalarıyla alakalı olacak.

Not-1: Bu paylaşımda çok sayıda farklı yazıya atıf yapmaya ihtiyacım olacak, hepsini okumanızı kuvvetle tavsiye ederim.

Not-2: Bu paylaşımı yazarken hem gereksiz ayrıntılara girmemek hem de konunun -anladığım kadarıyla- bütün ayrıntılarına yer vermek için ekstra çabaladım, yazıda atlanmış olduğunu düşündüğünüz bir ayrıntı varsa lütfen bana bildirin.




Ticaret Savaşlarının Nedenleri


 Modern Çin'in kurucusu Mao Zedong 1976'da öldüğünde Çin ekonomisi küresel ekonomiden kopuk bir haldeydi; bu yazıyı fazlasıyla uzatmamak için Mao dönemi Çin ekonomisine değinemeyeceğim ama birkaç cümle ile açıklamak gerekirse Çin'in kurucusu Mao hayatını kaybedene kadar Çin ekonomisi ile modern ekonomi arasında bir bağ yok denecek kadar azdı ve bu durumun doğal sonucu Çin potansiyeline göre çok zayıf bir ekonomiydi. Mao'dan sonra başa gelen her yönetici aşama aşama hatalar ve sistemin getirdiği zorluklar ile beraber Çin'i dünyaya açmaya çabaladılar ki bu çabalar 2001 yılının sonunda Çin'in Dünya Ticaret Örgütü'ne(DTÖ) katılmasıyla başarıyla sonuçlandı. Çin belki hiçbir dönem klasik ekonomiler gibi olmadı ama 2001'de Çin'in DTÖ'e katılması Çin açısından devrimsel bir adımdı.

13 Mayıs 2019 Pazartesi

Doğu Akdeniz Sorunu

 Türkiye seçim gündemine kilitlenmişken geçtiğimiz günlerde Türkiye-Abd arasındaki anlaşmazlıklara Doğu Akdeniz sorunu da eklendi; Abd ve birçok ülke geçtiğimiz günlerde Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de petrol ve doğalgaz araması çalışmalarından rahatsız oldu.


Doğu Akdeniz Sorununun Kaynağı


 Geçtiğimiz aylarda Türkiye, Lübnan ve Suriye dışında Doğu Akdeniz'e kıyısı olan ülkeler Kahire'de bir araya gelip Doğu Akdeniz Gaz Forumu'nu kurdular; forumu Abd ve Ab çok güçlü şekilde destekliyorlar; Suriye'nin artık hamisi haline gelmiş olan Rusya da Doğu Akdeniz'de kendi çıkarlarını korumaya çalışması sebebiyle forumun Suriye'yi de tamamen dışladığını iddia etmek zor yine Lübnan sadece İsrail ile küçük ama değerli olma ihtimali yüksek sınırlı bir bölgede anlaşmazlık yaşıyor, geriye sadece Türkiye forumun dışında kalıyor. Forumdaki ülkeler Doğu Akdeniz'i aşağıdaki haritada görüldüğü gibi paylaşmış durumdalar.


doğu akdeniz doğalgaz haritası
Doğu Akdeniz Gaz Forumu paylaşım haritası


  
 Türkiye üstteki paylaşım haritasından memnun olmadığı ve Doğu Akdeniz'de kıyısı olan bütün ülkeler ile sorun yaşadığı için kendi münhasır alanını ilan etti. Uluslararası büyük şirketler Türkiye'nin tezlerini desteklemediği için Türkiye kendi sismik gemisi Fatih ile uzun süredir petrol/doğalgaz araması yapıyordu, yakın zamanda Yavuz sondaj gemisi ile sondaj çalışmalarına başlayacağımızı ilan etmemiz gerginliğe sebep oldu.

Türkiye özellikle haritadaki Calypso(İtalyan Eni şirketi bölgede 220 milyar metreküp doğalgaz buldu) ve Aphrodite(Abd'li Noble Energy'nin bölgede bulduğu doğalgaz'ın 200 milyar metreküp, petrolün ise 3.7 milyar varil olduğu tahmin ediliyor.) bölgelerinde hak iddiaları var.


8 Mayıs 2019 Çarşamba

Gıda Enflasyonu


 Geçtiğimiz Nisan ayında enflasyon %19.5 olarak açıklanırken gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık fiyat artışı %32 civarında gerçekleşti. Son zamanlarda enflasyon verilerinin eleştirilmesinin en temek sebeplerinden biri de bu durumdur; enflasyon verisine ulaşmak için kullanılan sepet ile herhangi bir vatandaşın enflasyonu arasında doğal olarak fark bulunur, bu sebeple her vatandaşın enflasyonu kendisine hastır fakat gıda enflasyonu ise neredeyse her vatandaşın gözünün önündedir ki Tüik'in de enflasyon sepetinin neredeyse çeyreğini oluşturur; toplumun en fazla muhatap olduğu enflasyon ile manşet enflasyon arasındaki uçurum doğal olarak enflasyon verisine güven tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Enflasyon verisine karşı olan güven sorunu sadece gıda enflasyonu ile manşet enflasyon arasındaki fark ile açıklanamaz olsa da önemli bir gerekçe bu durum.

  Gıda enflasyonu Tüik'in enflasyon sepetinde %23 civarında bir ağırlığa sahip iken günümüzde alt gelir grubu için çok daha yüksek bir ağırlığa sahip olduğunu tahmin etmek güç değil bu durum da alt-üst gelir gruplarının maruz kaldıkları enflasyonun ciddi şekilde farklılaşması anlamına geliyor; düşük gelirli vatandaşların enflasyona ezdirilmesi ekonomi için yapısal bir sorundur daha önce bu konuda şu makaleyi yazmıştım o yüzden ayrıntıya girip bu makaleyi uzatmak istemiyorum. -Link- fakat çok kısaca toplumun bir kısmının(Türkiye'de resmi olarak asgari ücret alanların oranı maaşlı kesimin neredeyse yarısı !) enflasyona karşı ezilmesi durumunda ekonominin potansiyelinin çok altında performans göstermesi beklenir.

  Gıda enflasyonu sadece vatandaşın bütçesini en fazla aşındıran kalem olmakla da kalmaz; vatandaş doğal olarak bütçesindeki  aşınmayı telafi etmek için ya tüketimini kısar(ekonomi küçülür) ya da maruz kaldığı maliyeti kendi gelirlerini artırarak(zam) ile karşılama çabasına girer böylece gıda enflasyonu diğer alt kalemlerin üzerinde de yukarı yönlü baskıya sebep olur.

2 Mayıs 2019 Perşembe

Güney Kore Efsanesi Sona Mı Eriyor

 Geçtiğimiz günlerde Güney Kore'nin 2019 birinci çeyrek büyüme verisi açıklandı, açıklama öncesi büyüme beklentisi %2.5 iken gerçekleşme %1.8 oldu. Bir önceki çeyrek Güney Kore %3.1 büyümüştü. Güney Kore ekonomisi 2008 krizinin etkileri sona erdiğinden beri ilk defe çeyreklik olarak %2'nin altında performans gösterdi.

  Güney Kore ekonomisi kalkınma  konusunda dünyadaki en başarılı örneklerden biri ki bence en iyisidir; 75 yıl önce üçüncü dünya ülkesi olan Güney Kore'nin sadece iki jenerasyon sonra gelişmiş ülke seviyesine çıkması çok efsanevi bir başarı fakat bu efsane ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmış durumda; Güney Kore'nin büyük başarısının ciddi defoları da mevcuttu ve bu defolara rağmen ilerlemek Güney Kore açısından çok daha güç bir hal aldı. 

 Güney Kore Ekonomisinin sorunlarına gelecek olursak;

30 Nisan 2019 Salı

Dünya Ekonomisi

  Dünya ekonomisi hakkındaki beklentilerin çok hızlı şekilde iyileştiği bir süreç başlamış olabilir; 2018'de biz ve gelişmekte olan ülkeler için kötü ama dünya için son derece iyimser bir dönem yaşanır iken (finansal piyasalar hariç)  Fed'in anlamsızca piyasaya korku pompalaması sebebiyle 2019 yılının ilk yarısı resesyon korkusuyla geçti ama son veriler piyasalardaki kötümserliğin ortadan kalktığını gösteriyor.


S&P 500 yine rekor kırdı


 Geçen hafta Abd'nin 2019'un birinci çeyrek büyüme verisi açıklanmıştı, beklenti %2.3 büyüme iken gerçekleşme ise %3.2 gibi uçuk bir seviyeydi. Abd'de geleneksel olarak yılın ilk çeyreği nispeten diğer çeyreklere göre zayıf olur o yüzden Abd'de yılın ilk çeyreğinin güçlü olması Abd ve dolaylı olarak dünya ekonomisi hakkındaki olumlu beklentileri kuvvetlendirdi. Geçen hafta Abd verisi çok güçlü iken büyüme verisi ile açıklanan farklı veriler iyi görünümü ciddi şekilde bozuyordu ki sonuç olarak %2.3 beklentinin gerçekleşmesi %3.2 olmasına rağmen veri sonrası DXY(dolar endeksi) güçlenmek yerine zayıfladı fakat bugün açıklanan veriler ise geçen haftaki büyümeyi destekler mahiyette bu durum da S&P 500'ü rekora sürükledi. S&P 500 bütün dünya borsaları için gösterge mahiyetinde olması sebebiyle rekor kırması bütün dünya borsalarını olumlu etkiler.

 Dünya ekonomisi hakkındaki beklentilerin iyileştiğini gösteren bir diğer veri ise korku endeksinin(VIX) aşırı derecede satılıyor oluşu(tarihi rekor kırdı) bunun anlamı piyasa oyuncuları piyasaların istikrarlı olacağını tahmin etmesidir ve doğal olarak bu durum biz ve bizim gibi risk iştahından olumlu etkilenen piyasaları olumlu etkilemesi beklenir.

Not: Mayıs'tan hemen önce borsaların rekor kırması ayrıca temkinli olma sebebidir.(Sell in May and go away)


29 Nisan 2019 Pazartesi

Mississippi Balonu ve John Law

 Tarihteki en önemli manipülasyonlar biri olan Mississippi balonu dolaylı olarak sebep olduğu siyasi sonuçlar sebebiyle tarihin akışına yön vermiş bir olaydır. Mississippi balonunu anlamak için öncelikle John Law hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.



John Law Kimdir


John Law tarihteki en ilginç ekonomistlerden biridir, kumar düşkünlüğü ile ünlüdür, Mississippi balonu sürecinde Fransa'nın finans bakanıydı. Fransa ve dünya ekonomisine birçok konuda katkı sağlamış olsa da adı Mississippi balonu ile özdeşleşmiştir.

 Zengin bir banker çocuğu olan John Law, çocukluğunda ekonomi eğitimi almıştı ve matematik konusunda çok başarılıydı; babası vefat ettikten sonra kendisine büyük bir miras kalmıştı fakat John  Law bu serveti kumar düşkünlüğü sebebiyle kaybetti, genç yaşında bir kız için cinayete karıştı ve idam cezası ile cezalandırıldı ama cezası müebbet hapse çevrildi daha sonra ise annesinin desteğiyle hapishaneden kaçtı ve Holanda'ya yerleşip bir bankada çalışmaya başladı. İngiltere ve Hollanda tecrübesi sayesinde Law sistemini geliştirdi.

26 Nisan 2019 Cuma

Arjantin'de Neler Oluyor

 Arjantin'deki ekonomik kriz derinleşiyor; Arjantin bize çok uzak bir coğrafya olması ve ekonomik ilişkilerimizin çok sınırlı olmasına rağmen yaşadığı problemler ile bizi de olumsuz etkiliyor. Türkiye'de ve gelişmekte olan ülkelerde yaşanan ekonomik sıkıntılar Mayıs-2018'de başlamıştı; doların Türk Lirasına karşı çift haneli değer kazandığı Mayıs ayında( Dolar 4 lira direncini aştığı gibi duraksamadan 4.5 seviyelerine ulaşmıştı) yaşananlara sebep olarak birçok olay sayılabilir ama sıkıntıların ilk tetikleyicisi Arjantin'de krizin başlamasıydı. 

  Gelişmekte olan ülkeler uzun yıllardan beri özellikle tahviller konusunda yatırımcıların gözdesiydi  ama istisnalar dışında bütün gelişmekte olan ülkeler krediye bağımlı verimsiz büyüme, yüksek dış borç vb. kötü göstergelere sahipler; yatırımcılar senelerdir bu eksiklikleri görmezden gelmekteydiler ama Arjantin'de krizin başlaması yatırımcıların gözünde gelişmekte olan ülkelere karşı bakış açısını ciddi şekilde değiştirdi, Arjantin şimdi de çok güçlü desteklerle bile iflah olmayacak bir ekonomi profili çiziyor.

23 Nisan 2019 Salı

ABD'NİN iRAN YAPTIRIMLARI

 Abd'nin İran yaptırımları konusunda belli ülkelere sağladığı muafiyet önümüzdeki Mayıs ayında sona erecek, beklentiler Abd'nin daha önce muafiyet sağladığı ülkelere tekrar yaptırımlar konusunda muafiyet sağlamasıydı ama beklentilerin aksine Abd çok net bir şekilde hiç bir ülkeye petrol konusunda muafiyet sağlamayacağını açıkladı; açıklama ardından petrol fiyatları %3'e yakın prim yaptı.

İran Yaptırımlarının Geçmişi


 Abd'nin İran yaptırımlarının geçmişine dönersek İran'ın nükleer silah elde etme çabası sonrası Eski Abd Başkanı Obama döneminde BM öncülüğünde İran'a nükleer reaktör programını sonlandırması için ambargo uygulanmaya başladı; İran, ilerleyen yıllarda dünyanın isteklerini kabul etti ve ambargonun sonlandırılmasına karşılık nükleer santral programını askıya aldı, BM denetimini kabul etti. Abd Başkanı Trump seçim döneminde İran ile yapılan anlaşmayı hatalı bulduğunu ifade etti ve başkan olursa anlaşmayı iptal edeceğini açıkladı, başkan olunca da Avrupa-Rusya-Çin'in güçlü itirazlarına rağmen İran ile yapılan anlaşmayı sona erdirdi.

22 Nisan 2019 Pazartesi

Küresel Durgunluk

 2019'un başında küresel ekonomi hakkındaki kötümserlik  dağılmaya başladı, Abd'de 2019 birinci çeyrek büyüme tahmini Atlanta Fed tarafından yukarı yönlü revize edildi.(Atlanta Fed'in tahminleri son derece başarılıdır ve bütün saygın kurumlar tarafından ciddiye alınır.) Geçen hafta Çin'in büyüme verisi açıklandı; beklentiler %6.3 civarında iken ve uzun süreden beri Çin'in büyüme verileri beklentileri bile karşılayamaz iken veri beklenenden de yüksek %6.4 olarak açıklandı. Almanya için yıl sonu büyüme beklentisi %1'den %0.5'e düşürülmüş olsa da Avrupa'da da en kötünün aşılmış olabileceği şeklinde yorumlanabilecek veriler gelmeye başladı. Küresel piyasalarda iyimserlik daha önceden başlamıştı; genelde olumlu küresel büyüme beklentilerine paralel prim yapan borsalar, petrol ve diğer emtialar, tahviller, gelişmekte olan ülke varlıkları-biz henüz çok sınırlı seviyede iyimserlikten faydalandık- bir süredir prim yapar iken beklentilerin bozulması ile güvenli liman ihtiyacına cevap veren altın bir süredir zayıflıyor. 

-Konu Dışı-

 Geçen hafta küresel piyasalarda iyimserliğin yayılmasının en önemli sebeplerinden biri Çin'den iyi veriler gelmesi oldu ama ayrıntılara bakınca gelen verileri olumlu karşılamak çok zor; Çin'in birinci çeyrek büyüme verisi beklenenden bir tık iyi geldi fakat bu veriye ulaşmak için Çin yönetimi olağanüstü önlemlere başvurdu, Çin'de kredi genişlemesi sadece bir çeyrekte 900 milyar dolar civarında bir rakama ulaştı, bununla beraber bir çok farklı teşvike de başvuruldu. Çin'deki iyileşmenin sınırlılığına örnek için Türkiye'yi baz alırsak 2017'nin başında KGF ile Türkiye'deki kredi genişlemesi(Türkiye'de de KGF ile beraber farklı teşvikler de uygulandı.) ekonomik büyüklükleri baz alınca Çin'in geçen çeyrek gerçekleştirdiği kredi genişlemesiyle aşağı yukarı aynı seviyedeydi; KGF öncesi Türkiye'nin 2017 büyüme tahmini %3'ler civarında iken KGF dopingi ile %8'lere yakın bir büyüme sağlandı.(Türkiye'nin ideal büyümesi %4-5) Çin'deki abartılı kredi büyümesine rağmen sağlanan iyileşme son derece zayıf.

-Konu Dışı-


17 Nisan 2019 Çarşamba

2019 EURO İÇİN ZOR BİR YIL OLACAK

 Avrupa'dan nispeten iyi veriler gelmeye başlasa da 2019 yılı Avrupa için ekonomik açıdan iyi geçmiyor. 2019'un başından beri Avrupa'da resesyon senaryolarının dile getirilmesine yol açan bir çok veriye şahit olduk, çoğu saygın kurum Avrupa'nın resesyona girmeyeceğini dile getiriyor olsa da bu sene ve önümüzdeki senelerde Avrupa'da tekrar durgunluk bekleniyor.(Olumsuz Brexit senaryolarında durum ciddi şekilde değişebilir !)

 2008 Krizi ve ardından 2011'de Yunanistan'dan başlayıp Avrupa'ya yayınlan sorunlar nedeniyle Avrupa Ekonomisi simgesel negatif faiz ve çok aşırı likidite artışına rağmen(para basma) bir türlü kalıcı şekilde durgunluktan çıkamadı.(Avrupa'daki likidite artışı ekonomik büyüklük ile kıyaslanınca Abd'nin iki katı) Mevcut şartlarda zaten faiz oranları ile ekonomiye sağlanabilecek ek bir teşvik marjı yok, merkez bankasının likidite artırıcı önlemlerinin(para basma) ise Avrupa için en doğru karar olup olmadığı tartışmaya açıktır; ECB(Avrupa Merkez Bankası) çok uzun zamandan beri varlık alım programları ile likiditeyi artırıyor ki bu tür operasyonların çok ciddi yan etkileri de mevcuttur buna rağmen bir türlü beklenen ekonomik toparlanma gerçekleşemiyor, likidite artışının sebep olduğu sorunlar ise birikmeye devam ediyor.

 Avrupa'nın şu an başında olduğu süreci Japonya farklı bir bir konsepte olsa da doksanlı yılların başından beri yaşıyor fakat Japonya örneği bize gösteriyor ki sadece para basarak sorun çözmek mümkün değil ve bu tür politikalarda ısrar bir noktadan sonra normalleşmeyi daha da zorlu hale getiriyor; son 30 yılda Japonya kıyaslanabileceği ekonomilere göre ultra gevşek finansal şartları ekonomisine sağladığı halde kalıcı olarak durgunluktan çıkamadı fakat diğer yandan normalleşme çabaları ise ciddi sorunları tetikliyor basitçe ifade edersek günümüzde Japonya Merkez Bankası'nın para basması Japon ekonomisine çok sınırlı hatta yok denecek kadar fayda sağlar iken para basmanın durması ciddi sorunları tetikliyor. Avrupa'nın da böyle bir kısır döngüye sürüklenme riski mevcut.

15 Nisan 2019 Pazartesi

Sürdürülebilir Kalkınma

 Sürdürülebilir kalkınma; gelecek kuşaklara bedel ödetmeden  günümüz ihtiyaçlarına cevap verebilen kalkınma modeline verilen isimdir. Günümüzde dünyada büyüme çabası yarın yokmuş gibi doğaya, topluma, ekolojik dengeye zarar vermek pahasına gerçekleşmektedir. Geçtiğimiz yıl insanoğlu yıllık kendi payı olan  kaynakları yılın 212. günü tüketti ki bu kayıt tutulmaya başlanan günden beri görülen en vahşi tüketim oldu;(Ekolojik ayak izi) Türkiye ise bu konuda dünya ortalamasının bile üstünde yer aldı. Çevreyi, ekolojik dengeyi korumadan, kaynakları hunharca kullanarak kalkınmanın mümkün olmadığı günümüzde artık kabul görmüş bir gerçek yine borç döngülerine, tüketime, verimsiz sektörler sayesinde elde edilmiş büyümenin de sürdürülebilir  kalkınma sağlaması mümkün değildir.

 2018'de Nobel ekonomi ödülü sürdürülebilir kalkınma üzerine çalışmaları sebebiyle Paul Romer , William Nordhaus ikilisi takdim edildi; bu makale Paul Romer'in Endojen(İçsel) Büyüme Teorisi hakkında; Paul Romer'in Teorisi Türkiye gerçeğinde fırsatları işaret ediyor.

12 Nisan 2019 Cuma

Bir Kuşak Bir Yol Projesi

 Çin'in 2013 yılında duyurduğu Bir Kuşak Bir Yol Projesi( One Belt One Road) 21. yüzyılın en büyük projelerinden biri olmaya aday, projenin 4-8 trilyon dolar civarında bir maliyete ulaşması bekleniyor. Proje 68 ülkeyi, dünya nüfusunun %65'ini, günümüz dünya ekonomisinin ise %40'ını doğrudan bir birine bağlamayı amaçlıyor.


Bir Kuşak Bir Yol Projesi nedir?


 Bir Kuşak Bir Yol projesi; Çin'in tarihi İpek Yolu'nu canlandırma iddiasıdır, Proje Çin'in ekonomik, askeri, diplomatik hedeflerini bir bütün haline gelmiş halidir.

  Çin'in mevcut devlet başkanı Xi Jinping 2013'te devletin başına geçtiğinde Çin'in ekonomik çıkmazlarını çözme iddiasını dile getirmişti. Çin'de iç içe geçmiş Kredi-Emlak Balonu, Çin ekonomisini hatta Çin'in uzun yıllardan beri sağladığı kazanımları çok ciddi şekilde tehdit ediyor ki kişisel görüşüm Çin'in bu sorunu bir bedel ödemeden çözmesi artık mümkün değil, mesele bedelin büyüklüğünün ne olacağıdır. Çin'in ekonomik sorunlarını anlamak için Çin'deki kredi-emlak balonunu anlamak önemli o yüzden daha önce okumadıysanız şu iki makaleyi okumanızı çok kuvvetle tavsiye ederim.

1. Çin Kredi Balonu-Link-

2.Çin Emlak Balonu-Link-


 Linklerdeki makaleleri okumuş olduğunuzu varsayıyorum. Linklerde uzunca anlattım Çin ekonomisi ciddi şekilde inşaat ve kredilere bağlı ve bu sorun ciddi bir çıkmaza dönüşmüş halde Xi Jimping 2013'te bu sorunun daha az hasarla atlatılması için Çin'de tamamen verimsiz bir hale gelen inşaat ekonomisini yurt dışına taşımaya karar verdi böylece kredi-emlak balonunun daha makul bir normalleşme sürecine girmesi planlandı fakat bu süreç Abd'nin başına D. Trump geçmesive ardından gelen Ticaret savaşları tartışmalarıyla sekteye uğradı; ticaret savaşlarının Çin ekonomisine verdiği zarar sebebiyle Xi Jimping de geçmişten beri süre gelen verimsiz ekonomik yapıyı devam ettiriyor ama diğer yandan Bir Kuşak Bir Yol projesi ise faaliyete geçmiş durumda.


9 Nisan 2019 Salı

2019 EKONOMİK KRİZ SENESİ Mİ

 Bu paylaşımda 2019 ekonomik krizi senaryoları, 2019'da ekonomik kriz çıkma ihtimali ve 2019'da dünya ekonomisi nasıl olacağına dair paylaşımlar yapıyorum, paylaşımın güncellenmemiş halinde belirtmiştim; elimizdeki veriler halen bize 2019'da ekonomik kriz ihtimalinin düşük olduğunu 2020 ya da 2021'de küresel ekonomik kriz ya da resesyon beklenebileceğini gösteriyor fakat 2019'da ekonomi nasıl olur sorusunun cevabı son zamanlarda beklentilere göre daha negatif.


2019 Ekonomik Kriz Senesi Mi


 Daha önce 2019 yılının başından beri Gelişmekte olan piyasalara çok ciddi para akışı olduğundan, son zamanlarda gelişmekte olan piyasalara karşı bu iyimserliğin zayıfladığından ve rüzgarın artık gelişmekte olan ülkeler için karşıdan esmeye başlayabileceğinden bahsetmiştim. Dün Bloomberg'te yayınlanan ve çok  sayıda büyük fon yöneticisinin katıldığı bir ankete göre Gelişmekte olan ülke piyasalarındaki (Hisse ve Para birimleri) rallinin sona erdiğini düşünen yöneticilerin oranı neredeyse yarı yarıya gelmiş durumda.(Türk varlıkları bu ralliden yeterince yararlanamadı ama geçmiş örnekler bize bir varlığın kendi türünden varlıkların olumlu fiyatlamasına katılmaması durumunda bile olumsuz fiyatlamalardan güçlü şekilde etkilendiğini gösteriyor.) Bugünlerde birçok varlıkta da benzer bir durum ile karşı karşıyayız, bir birine çok zıt  fiyatlamaları birlikte yaşıyoruz.


2019'da Ekonomi Nasıl Olacak(güncellendi)

 Daha önce bu paylaşımda ''2019'da ekonomi nasıl olacak'' sorusuna cevap vermeye çalışmıştım, bir süredir önümüzdeki senelerde dünya ekonomisi hakkındaki beklentilerde ciddi değişiklikler oluyor; şu linkte (2019 Ekonomi yorumları-Link-) dünya ekonomisi ile ilgili gelişmeleri sık sık güncelleyerek yazıyorum. Bu paylaşım ise daha çok yurt içi gelişmeler ile alakalı.(açıkçası ayırmak son derece zor.)2019 Ekonomi yorumları bize 2019'un Türkiye için zor geçeceğini ve dünya içinde şimdilik bir kriz ya da resesyon yılı olmadığını ama sıkıntıların arttığı bir yıl olduğunu gösteriyor.Bu paylaşımdaki makaleler Türkiye'de 2019'da ekonomi nasıl olur? Sorusuyla alakalı.


Enflasyon Tek Haneye Düşebilir mi?


 Seçim öncesi ve sonrası ekonomi bakanı Berat Albayrak defalarca Sonbahar'da tek haneli enflasyon görüleceğine dair açıklamalarda bulundu; Türkiye'nin en temel problemi olan enflasyonun en azından tekrardan tek haneli rakamlara dönmesi ekonomi üzerindeki olumsuz algının hızla düzelmesine sebep olabilirdi ama bunun gerçekleşme ihtimali yeterince güçlü değil.

 2019 yılında şu an aylık ortalama %0.7 gibi yıllık %10'nun altını işaret eden bir enflasyon yaşadık ama bu rakamların sağlanması için akaryakıtta eşel mobil uygulaması, enflasyon ile topyekün mücadele, kdv indirimleri, ötv indirimleri vb. birçok önleme başvuruldu benzer adımların bütün seneye yayılması hem ekonomi açısından sağlıklı olmaz hem de kamu maliyesi ve şirket ciroları açısından mümkün değildir. Şu an Merkez Bankası beklenti anketi vb. birçok kurumun beklentilerinde 2019 enflasyonunun %15'in biraz altında veya üstünde olması bekleniyor fakat bu senaryoda da enflasyon aylara göre düzenli bir yayılım gösterirse kıl payı da olsa 2019'da enflasyonu tek hanede görebiliriz.(Kasım ayına kadar geçen seneden gelen baz etkisi sebebiyle)



2019 ekonomi yorumları
2019 Aylık Enflasyon


  Enflasyonda tek haneli rakamların görülmesi simgesel olarak önem taşıyor olsa da sürdürülebilir bir başarı için önümüzdeki yedi ayın baz etkisi önemli olacak.


3 Nisan 2019 Çarşamba

Türkiye Imf İle Anlaşacak Mı

 Dün bu paylaşımda IMF'nin kriz çözme konusunda eskisi kadar başarılı olamadığını ve IMF yöntemlerinin günümüzde problemleri çözmekten daha çok sorunlara yol açabildiğine değinmiştim. Bu paylaşım ise IMF ile anlaşmanın avantajları ile alakalı.

 Öncelikle şuna değinmenin önemli olduğunu düşünüyorum, toplumda çok güçlü şekilde IMF= Acı reçete kabulü mevcut fakat gerçekte ise mevcut sorunların çözülmesi için IMF ile veya IMF 'siz  belli fedakarlıklar yapmak şart... Bazı fedakarlıkların kaçınılmaz olduğu ortamda IMF ile anlaşmak ciddi avantajlar sağlayabiliyor.

 IMF' nin bize sağlayacağı en büyük avantaj çok uygun maliyetle finansman sağlamasıdır; şu an kamu %7, özel sektör ise %8 civarında bir maliyetle dış borca ulaşabiliyor(+ kurumun riski) bu rakamlara enflasyon kadar Türk Lirasında muhtemel bir değer kaybını da ekleyince yakın zamanda %20 civarında faizlerin süreceğini tahmin edebiliriz. Türkiye'nin mevcut sorunlarını çözmek için ihtiyaç duyduğu döviz miktarı için 50-100 milyar dolar civarında rakamlar konuşuluyor, Türkiye'nin mevcut borcunu 50-100 milyar dolar civarında artırması senaryosunda %7-8'ten çok daha yüksek bir maliyet ve Türk Lirasında önemli miktardan değer kaybı beklenebilir böyle bir senaryoda da ülkemizde çok daha yüksek faizler söz konusu olur. Muhtemel bir anlaşmada IMF bize bu finansmanı dövizin enflasyona karşı erimemesi seviyesinde maliyetle sağlar ki o da şu an %2-3 gibi bizim için son derece uygun rakamlardır. IMF anlaşması sonrası dövizdeki muhtemel iyileşme vb. etkilerle finansal şartların hızla iyileşmesi beklenir.


27 Mart 2019 Çarşamba

Londra Swap Piyasasında Neler Oluyor

Ön not: Gelen sorular sonrası yaşanan olayın sonuçları ne olabileceği hakkında makaleye ekleme yaptım. Prensip olarak eklemeleri makalelerin üstüne yapardım ama bu makalede eklemeyi alta yapmak daha uygun oldu.

 Dünden beri Londra Swap piyasasında Dolar/Türk Lirası faizi çok ciddi şekilde artış gösteriyor. Nispeten karmaşık bir konu olduğu için anladığım kadarıyla açıklamaya çalışacağım öncelikle basitçe ifade edersek bizim açımızdan iyi bir gelişme yaşanmıyor ama anlatıldığı gibi de %300'lerin üstünde faizle kimseden para falan almıyoruz.

  Örnekle açıklamanın daha kolay olacağını düşünüyorum: Öncelikle swap basitçe takas demektir mesela Merkez Bankası devamlı olarak makul bir rezerve sahip olmak zorundadır eğer belli kıstaslara göre makul bir rezerv bulundurmazsa Türk Lirası ve ekonomisi hakkında olumsuz beklentiler kuvvetlenir; bununla beraber Merkez Bankası piyasanın zaman zaman artan döviz ihtiyacını da karşılamak zorunda olduğu için hem elindeki dövizi satmamak hem de piyasanın ihtiyacını karşılamak zorunda kalır o zaman da Swap/takas ile dışardan döviz getirip piyasaya sürer. Ben Merkez Bankası örneğini verdim siz aynı durumu kar etmek isteyen yatırımcı, şirket, bankalara uyarlayabilirsiniz.

26 Mart 2019 Salı

Nato-Rusya Silah Ekonomisi Mücadelesi

 Son günlerde Türkiye'nin S-400 alma isteği sık sık haberlere konu oluyor; bu konuda ileride makaleler yazmayı planlıyorum. S-400 sorunu konusunda haberlerde daha çok F-35 ile S-400 ya da Abd ile Rusya arasında tercih yapılacağı işleniyor fakat gerçek şu ki aslında mücadele Abd ile Rusya arasında değil Batı/Nato ile Rusya arasında ve konu sadece S-400'ler değil; Nato  önderliğinde batı ülkeleri Rusya'nın silah teknolojisi/ekonomisine büyük darbe vurma amacı güdüyor.

 Rusya'nın Ukrayna işgali sonrası Abd ve Batı ülkeleri Rusya'yı ekonomik yaptırımlarla cezalandırma yoluna gitti ki başarılı da oldular, Rusya ekonomisi Ukrayna işgali sonrası çok büyük darbe yedi fakat bu yaptırımlar Rusya'nın politik tercihlerine sirayet edebildi sorusunun cevabı ise kesinlikle hayırdır. 

 Abd yakın zamanda Rusya'ya karşı olan yaptırımları kendi seçimlerine müdahale ettiği için genişletti, Abd tarafı inkar ediyor olsa da net olarak görünen resim Donald Trump'ı Abd başkanı yapan Rusya...(Donald Trump'ın bu konuda bilgi sahibi olup olmadığı araştırılıyor.) Yine İngiltere, Rusya'ya karşı olan yaptırımları kendi ülkesinde iki eski Rus ajanına karşı yapılan saldırı sebebiyle genişletti özetle Batı/Nato'nun Rusya yaptırımları her ne kadar Rus ekonomisine zarar veriyor olsa da Rusya'nın faaliyetlerini engelleyemiyor.

20 Mart 2019 Çarşamba

Fed Kararı Türkiye'yi Nasıl Etkileyecek

 Bu akşam Türkiye saait ile 21:00'da Fed'in Nisan ayı toplantısı sona erecek. Piyasa beklentisi Fed'in kağıt üzerinde iki olan 2019 faiz artışı tahminini bire düşürmesi, bu durum gerçekleşirse Türkiye açısından olumlu olur fakat piyasanın beklentisi zaten 2019 ve 2020 yılında Fed'in hiçbir faiz artışına gitmemesi o yüzden Fed'in faiz konusunda muhtemel yumuşaması zaten fiyatlara bir miktar girmiş durumda. Fed'in asıl merakla beklenen kararı bilanço normalleşmesi(Piyasaya senelerdir sürülen paraların geri çekilmesi) konusunda Fed'ten bir yumuşama gelip gelmeyeceği konusu, Fed'ten bu konuda bir yumuşama sinyali gelmesi durumunda Türk ekonomisi bu olaydan çok olumlu şekilde etkilenebilir.

19 Mart 2019 Salı

Fed Ne Yapacak

 Yarın akşam saat 21:00'da Fed'in aralık Mart ayı toplantısı gerçekleşecek, beklenti faizler ile ilgili her hangi bir adım atılmaması ve kısa vadede bilanço normalleşmesi(Fed'in bastığı paraları piyasadan geri çekmesi) konularında herhangi bir adım atılmayacağı yönünde fakat yine de yapılacak açıklamalar piyasa açısından son derece önemli.

 Öncelikle piyasa için önemli kararlar şunlar:


 Faiz kararı:

 Fed'in 2019 yılı boyunca  faiz artırmayacağı konusu şu an ortak görüş haline gelmiş durumda fakat kağıt üzerinde Fed'in 2019 senesi için iki faiz artırımı hedefi mevcut bunun bire düşürülmesi beklenebilir ve bu durum doların değeri açısından olumsuz bir gelişme ortaya çıkaracaktır.


11 Ocak 2019 Cuma

Vizyonun önemi: Yahoo'nun Google'ı bir milyon dolara satın almaması

  Günümüzde yatırım, vizyon kelimeleri ile teknoloji ve internet kelimeleri neredeyse eş anlamlı olarak kullanılmaktadır ama ironik şekilde tarihin en vizyonsuz şirketlerin biri belki de en vizyonsuz olanı internetin ilk hakimi olan şirketlerden biri olan Yahoo'dur. Günümüzde ve görülen o ki yakın ve orta gelecekte de uzun vadeli yatırım yapan yatırımcılar internet üzerinde hakimiyet kurmuş olan sitelere yönelecekler mesela bir ankete göre milenyum nesli(18-25 yaş) yatırımlarının %50'sini teknoloji şirketlerine yapıyorlar ama Yahoo örneği bize vizyonun şirketlerin başarısını uzun vadede ekonomik güç, pazar payı vb. birçok faktörden daha fazla etkilediğini gösteriyor.

 1990'larda internet yaygın şekilde kullanılmaya başlamıştı, bu yeni alanın para kazanmak için büyük bir potansiyel taşıdığı tahmin ediliyordu ama doksanların ortalarına kadar bu konuda ciddi başarı sağlamış bir şirket yoktu. Doksanlarda internet siteleri arasındaki mücadele ana sayfa olma, ilk girilen site olma üzerinden gerçekleşiyordu ve Yahoo rakipleri Altavista ve Excite'a fark atmıştı. Bugüne göre çok daha başarısız olsa da ilk yaygın kullanılan arama moturu da Yahoo'nun arama motoruydu; Yahoo, arama motorunun ne kadar önemli bir ihtiyaç olduğunu kavrayamadığı için bunu daha çok kullanıcıların neye ihtiyacı olduğunu kavrama ve Yahoo'ya bu konuda içerik yükleme amacıyla kullanıyorlardı, sitenin kurucuları David Fild ve Jerry Yang internetin ne kadar geniş bir alan olacağı konusunda vizyonları zayıftı ve bu yüzden aranan her şeyin bulanabileceği bir site kurmayı amaçlıyordu. Yahoo'nun çabası başta çok büyük başarı sağladı ve internette ciddi şekilde ilk reklam geliri elde eden site Yahoo oldu. 

8 Ocak 2019 Salı

Türkiye Ekonomisi Nasıl Gelişir

Türkiye ve Ölçek Ekonomisi

 Daha önce bu paylaşımda Türkiye nasıl gelişirTürkiye neden gelişmiyor? sorularına Türkiye'nin üretememe(Verimlilik) sorunu üzerinden anladığım kadarıyla cevap vermeye çalışmıştım; bu paylaşım ise Türkiye'nin üretmeme sorunu ile alakalı.

  Bir ülkenin gelişmiş ülkeler sınıfına girebilmesi için yüksek katma değer üretebilmesi gerektiğini bunun da sağlanabilmesi için reformlara ve eğitim kalitesinin artmasına ihtiyaç vardır, bahsettiğim sürecin en az 10-15 sene sürdüğünü göz önüne alınca Türkiye'nin üretememe sorununun yakın zamanda çözülmesi pek mümkün değildir. Türkiye; kalkınma patikasına girse, eğitim kalitesini gerekli seviyeye yükseltse ve yapısal reformları gerçekleştirse bile bu sürecin başarıyla sona ereceğinin de bir garantisi yoktur. Bir ülkede yapısal reformlar yapılsa bile ülkenin ekonomik durumu ileride ülkeyi kalkındıracak jenerasyonun sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılayacak seviyede olmalıdır aksi durumda kalkınma çabasının beyin göçü sebebiyle başarısız sonuçlanması ciddi bir ihtimaldir uzunca bir giriş olsa da basitçe ifade etmeye çalıştığım fikir şu: Gelişmiş bir ülke olmak için  yüksek katma değer üretebilecek bir jenerasyonun şart olması ile beraber mevcut kapasitenin maksimum ölçüde refah sağlaması ayrıca önemlidir ve sürecin başarılı olma ihtimalini kuvvetlendirir; kısacası, Türkiye'nin üretmeme sorununu çözmesi üretememe sorununu çözmesine büyük katkı sağlar.


  Orta gelirli bir ülkenin küresel çapta marka üretebilmesi, kalitesi sebebiyle rekabet edecek ürünler üretme ihtimali zayıftır ki bunları yapabilen ülke zaten zamanla kalkınmasını tamamlayacaktır, ülkemize dönersek bizim kısa ve orta vadede iç ve dış pazarlarımızda ürünlerimizi pazarlayacağımız ana faktör fiyat rekabetidir. Bugünkü şartlarda Türkiye kişi başı milli gelirini sadece fiyat rekabeti ile bile ciddi rakamlara yükseltebilir.(15 bin dolara kadar mümkün.)

 Fiyat rekabeti maliyetleri çok güçlü şekilde aşağıya çekmekle olur; bunun da en iyi örneği Çin'dir. Çin günümüzde dünyanın üretim üssüdür; Çin'in fiyat rekabeti gücünün ana sebebi ucuz iş gücü maliyeti gösterilir ki bu doğrudur ama yeterli bir açıklama değildir. Dünyada Çin'e göre çok daha cazip iş gücü maliyeti olan ve yatırım yapmaya çok daha cazip ortamı olan birçok ülke mevcuttur. 

 Çin  rekabet gücünü sadece ucuz iş gücünden sağlamaz, Çin'in maliyetleri düşük tutabilmesinde Çin'deki para politikasının(yuanı değersizleştirme) önemli katkısı ile beraber bizim de örnek alabileceğimiz şekilde Çin'de ölçek ekonomisinin çok başarılı uygulanmasının da önemli etkisi vardır.

türkiye ekonomisi neden bu halde
Shenzen

Ölçek Ekonomisi ve Shenzen Örneği


Çin 2000'li yıllarda ekonomisini dünyaya açmadan önce 1980'lerde belli bölgelerini dünya ekonomisine açmıştı ki bunlardan biri ve en ünlüsü Shenzen'dir. Çin, Shenzen'de ölçek ekonomisinin en başarılı örneklerinden birini hayata geçirmiştir.

1980'lerde 30.000 nüfuslu bir bölge olan Shenzen günümüzde 12 milyon nüfusa sahiptir.(Metropol ile 18 milyon) Shenzen zamanında Çin yönetiminin elektronik ürünler konusunda desteklediği bölgedir ki günümüzde dünyada üretilen elektronik ürünlerin %90'ının en az bir parçası Shenzen'de üretilmektedir. Günümüzde Apple, Samsung, Microsoft, Sony vb. şirketler ürünlerini Shenzen'de üretir.

 Shenzen Çin'de milli hasılanın en yüksek olduğu bölgelerden biridir, Shenzen'de ortalama işçi fiyatları 4-5 bin liradır ki(Vergi sonrası net) bu türkiye'de küçümsenebilecek bir rakam değildir yani ucuz maliyet sadece iş gücü ile sağlanabilecek bir şey olsaydı Shenzen dünyanın elektronik malzeme merkezi olmazdı.


ülke ekonomisi nasıl büyür
Ölçek Ekonomisi



Ölçek ekonomisi nasıl uygulanır


 Ölçek ekonomisi, üretimin artarken maliyetlerin düşmesidir. Kamu bir bölgeyi kendisine hedef olarak seçer örneğin bu Shenzen gibi elektronik malzemelerin üretiminin hedef seçildiği bir bölge olsun; Teşvikler ve destekler ile ülkedeki bütün elektronik malzeme üreten şirketlerin bir bölgede toplanması sağlanır, ardından doğal olarak tedarikçiler ve tedarikçilerin tedarikçilerinin de bölgeye yönelir. Bölgeye yerleşen her işletme hem kendi hem de müşterilerin maliyetini düşürür,(Ulaşım, Sürümden kazanç vs.) maliyetler düştükçe firmalar iç veya dış pazarlarda daha güçlendiği için üretim artar ve süreç böylece kendi kendini besler.

 Bölgenin ekonomik olarak gücü artınca doğal olarak benzer bir süreç de bu defa lojistik konusunda yaşanır bölgeden dışarı giden ve gelen ürün artıkça doğal olarak ulaşım maliyetleri de düşer; bir noktadan sonra bölge bir çekim merkezi olduğu için müşterilerin uğrak yerine döner ki bu da reklam maliyetlerini düşürür özetle ölçek ekonomisi sisteme katılan her şirketin diğer şirketleri ve kendisini pozitif etkilemesi üzerine gelişen bir sitemdir; Türkiye'de ölçek ekonomisinin uygulanabilecek birçok sektör mevcut ve ülkenin konumu sebebiyle Türkiye'de ölçek ekonomisinin çok başarılı örnekleri ortaya konabilir.

  Ölçek ekonomisinin uygulanması sadece maliyetler konusunda avantaj sağlamaz; sektörde güçlenen firmalar ileride kalite ve markalaşmaya önem vermesi kaçınılmazdır ki bugün Shenzen elektronik malzemelerin silikon vadisi haline gelmiştir.

  

türkiye ekonomisi nasıl düzelir
İllere göre gelişmişlik




  Üstteki Türkiye'nin illerin gelişmişlik haritasında da görüldüğü gibi gelişmiş bir şehir refahını çevresine ve diğer gelişmiş  şehirler ile arasındaki bölgelere de taşıyor, devletin kontrolünde bir bölgenin ciddi şekilde gelişmesi yani devletin gelişecek şehri tercih edebilmesi çok geniş bir coğrafyayı pozitif etkileyebilir örneğin deniz kıyısında olması sebebiyle Hatay'ın hedef bölge seçilmesi ve ciddi şekilde kalkınması durumunda üstteki üçgendeki gibi bir refahın İstanbul-Hatay-İzmir gibi çok daha geniş bir coğrafyanın makul bir gelir seviyesine yükselmesi beklenir.

(Güncelleme sona erdi.)


Twitter  Yusuf Yüksel 

Facebook Yusuf Yüksel

Türkiye Ekonomisi Nasıl Gelişir


(28.11.2018)

 2018 yılı Türkiye açısından zorlu bir yıl oldu, ekonomik sorunlar son zamanlarda şu türde soruları popülerleştirdi ''Türkiye ekonomisi nasıl gelişir'' ya da ''Türkiye ekonomisi neden bu halde'' bu sorulardan önce şu sorunun cevabını bulmak gerekir; Türkiye'de ekonomik problemlerin kaynağı ne?

 Bu soruya çok çok uzun cevaplar verilebilir ama çok basitçe Türkiye ekonomisinin sorunu üretmemek ve üretememektir şeklinde cevap verirsek kesinlikle hata olmaz.




türkiye ekonomisi neden bu halde
Türkiye ekonomisi nasıl gelişir?

 Türkiye'de ekonomik sorunların en temel sebebi enflasyondur, şu paylaşımda daha önce Türk ekonomisinin neden enflasyon ürettiğini ve üretmek zorunda olduğunu açıklamaya çalışmıştım.-Link- Özetle Türkiye ekonomisinin enflasyon üretmesi kaçınılmazdır





Enflasyon sorunu nasıl çözülür?


 Enflasyon basitçe piyasadaki paranın ürünlerden (Mal ve Hizmetler) fazla olmasını ifade eder; basit bir örnekle piyasada 1 lira ve 1 elma varsa elma 1 liradır, piyasadaki para 2 liraya çıkarsa insanlar iki elma alamayacağı için elma 2 lira olur.(Talep Enflasyonu) Bir diğer enflasyon sebebi ise paranın artması değil de piyasadaki ürünlerin azalması sebebiyle ya da ürünlerin maliyetinin arması sebebi ile ürünlerin daha pahalı hale gelmesidir.(Maliyet Enflasyonu)

(Talep enflasyonu nedir? Maliyet enflasyonu nedir? Enflasyonun Faydaları ve zararları, Merkez Bankaları neden enflasyona izin verirler? Merkez bankları enflasyonu nasıl yönetirler?-Link-)

 Merkez bankaları enflasyon ile mücadele ederken ya piyasadaki parayı azaltmalıdır ki kimse bundan mutlu olmaz ya da üretimi artırmalıdırlar yani enflasyon sebebi ne olursa olsun üretimin yetersiz olmasını ifade eder; sorumuza geri dönersek Türkiye neden gelişmiyor sorusunun cevabı enflasyon= yetersiz üretimdir.

Türkiye'nin Üretim Sorunu:

Türkiye'nin üretim sorununu üretmeme ve üretememe olarak ikiye ayırabiliriz.

 Türk ekonomisi neden yeterince üretemiyor?


türkiye ekonomisi neden gelişmiyor
Türkiye ekonomisi neden gelişmiyor
 Öncelikle şunu ifade etmekte fayda var her şeyi üretemeyiz hatta üretmemeliyiz; bu sadece Türkiye için değil dünya için de geçerlidir, üretim kapasitesi Türkiye'den çok daha yüksek olan Abd'de de Trump'ın çok yüksek miktarlarda üretimi Abd'e taşıma rüyası imkansızdır-Link-

 ''Toplu iğneyi bile ithal ediyoruz.'' serzenişine konu olan toplu iğnenin üretiminde en önemli kalemlerden biri ucuz işçilik olduğu için toplu iğne ve benzeri ürünlerde rekabetçi olmak ülkemiz için olumsuz bir durumu ifade eder. 

 Katma değeri yüksek bir ürünü ülkemizde üretip maliyetini artırdıktan sonra pazarda daha az rekabetçi oluyorsak bu üretimin ülkemize sağlayacağı fayda şüphelidir o yüzden üretim mümkün oldukça yerli olmalı ama yerli üretim ile rekabetçilik arasındaki optimum fayda seviyesi hedeflenmelidir.

 Konumuza dönersek Türkiye ekonomisi üretebileceği ürünleri neden üretmiyor sorusunun cevapları arasında girişimcilikle ilgili birçok sebep de sayabiliriz ama  ana problem sermayedir.

  Türkiye'nin enflasyon ve dolaylı olarak üretim sorununu çözmek için ihtiyaç duyacağı sermaye trilyon dolar ile ifade edilecek bir büyüklüktür, biz bu kadar büyük sermayeye bir kaç yöntem ile ulaşabiliriz.

a-Yerli sermaye:


Ülke halkının sermayesi ile ülkemize yatırım yapmak finansman açısından daha tercih edilebilir bir yöntemdir ama ülkemizde enflasyon sorununun çözümü için gerekli üretimi sağlayabilecek yatırımları finanse edebilecek büyüklükte servet birikimi yok; bunun dışında Türkiye'de yeri sermaye başlı başına bir sorun çünkü insanımız bizden zengin veya fakir ülkelerin vatandaşlarına oranla daha az tasarruf ediyor, bir diğer sorun ise tasarruf edip parasını mevduatta değerlendiren yatırımcının sermayesi ülke ekonomisine yeterli seviyede destek olamıyor çünkü döviz ya da TL mevduatı fark etmeksizin yerliler ortalama 1-2 vadeli mevduat yatırımı yapıyorlar iken bir yatırım için girişimcilerin ihtiyaç duyduğu krediler 60-120 ay vadelidir yani özetle hem tasarrufumuz az hem de olan tasarrufumuz da yatırım için yeterince verimli değil çünkü bankalar yerli sermayeden yararlanamayınca doğal olarak uzun vadeli yabancı sermayeye yöneliyorlar.

b-Yabancı sermaye: 


 Dış borç ülke ekonomileri için olumsuzdur ama yatırım için alınan dış borcun ülke ekonomisine ciddi zarar vereceğini söylemek bence hatalı olur buna rağmen şu an ki finansman maliyetleri(faiz) yapılan yatırımların kar edebilme kapasitesi çok sınırlıdır; daha normal zamanlarda da enflasyon/üretim yetersizliği sorunu çözebilecek miktarda borç bulabilme imkanımız yoktur; Türkiye'de dış borçların milli hasılaya oranı %50'i aştığı dönemler ekonomimiz sorun yaşamaya başlıyor, trilyon dolar civarında bir sermayeye ulaşabilme ihtimalimiz borçlanma yoluyla yoktur.

c-Doğrudan yabancı yatırımlar:


 Doğrudan yabancı yatırımların artması Türkiye'deki sorunların ciddi şekilde azalmasına katkıda bulunur, Doğrudan yatırımlar;

- Cari açığı düşürür, finansmanını kolaylaştırır.
- Enflasyonu düşürür.
- İşsizliği düşürür.
- Ucuza teknoloji transferi sağlar.

 Türkiye'de yabancı yatırımlar şu an 15 milyar dolar seviyesine düşmüştür ki en iyi döneminde bu rakam 25 milyar doları birazcık üstüne ulaşabilmiştir, en iyi zamandaki  rakamı ikiye katlar isek bile realitede bu yatırımların bizim sorunlarımızı çözmesi mümkün değildir.

 Türkiye yerli-yabancı finansman kapasitesini sonuna kadar kullansa yabancı yatırımlar yağmaya başlasa ve üretim eksiğini karşılayacak kadar sermaye ihtiyacını karşılayacak miktarda Türkiye'ye para aksa ve girişimcilik ile ilgili sorunlar çözülürse Türkiye'nin temel ekonomik sorunları yine de çözülmez çünkü girişimcilik ve sermaye yetersizliği Türkiye'nin küçük sorunlarıdır, Türkiye ekonomisinin büyük sorunu üretmemek değil üretememektir.


bir ülke nasıl gelişir
Türkiye ekonomisi nasıl düzelir
 Ülkemizde 100 birim ihracat için 70-80 birim ithalat yapılmaktadır, bu oran 50 gibi makul bir seviyeye düşse Türkiye'nin ekonomik sorunlarının en temek sebeplerinden biri olan cari açık sorunu ciddi şekilde azalır, peki bu oran nasıl 50'lere düşer?

- Eğitim
- Araştırma ve Geliştirme

Eğitim:

Daha önce ülkelerin gelişim süreçleri hakkında çok sayıda çok sayıda makale yazdım, geçenlerde Almanya'nın gelişimi hakkında yazdığım makalede eğitime hiç değinmedim hata ile ilgili bir gün sonra ancak dönüt aldım çünkü ülkelerin gelişimi ile eğitim o kadar iç içe bir kavram ki makaleye okuyanlar ''Yoğurt beyazdır.'' gibi bir bilgiyi bulamayınca eksikliğini hissetmiyorlar.

 Bir ülke nasıl gelişirÜlke Ekonomisi nasıl büyür? sorularına sadece ''Eğitim ile...'' diye cevap versek yeterli olur, daha önce gelişim süreçlerine değindiğim Güney Kore, Almanya özelinde bütün Avrupa, İkinci Dünya Savaşı yıkımı sonrası Japonya gibi bütün örnekler bize, bizden çok çok daha zor şartlar altındaki ülkelerin eğitim kalitesini artırmayı başararak kalkındıklarını gösteriyor, Türkiye ekonomisi nasıl gelişir? ya da daha geniş kapsamlı bir ülke nasıl gelişirsorusunun cevabı bu kadar basitse peki gelişmemiş ülkeler gelişmemeyi nasıl başarıyorlar?

  Gelişmenin yöntemi gerçekten basittir ama yöntemin uygulanması için aynı cevabı veremeyiz, modern tarihte çok az sayıda ülke gelişmiş ülke sınıfına atlayabilmiştir.

 Eğitim, toplumların ekonomik gelişimi için olmazsa olmazdır ama toplumun eğitim seviyesini artırmanın önünde iki ciddi engel vardır.

1. Toplumun eğitim seviyesini artırmak en az 10-15 sene sürer.
2. Genel anlamda ekonominin geleceği hakkında plan yapılmadan bir eğitim seferberliğinin sonuç verme ihtimali yoktur ya da çok zayıftır.

 Basit bir örnekle ülkemizde bir eğitim seferberliği başladı ve hükumet bütçenin %30'unu önümüzdeki 10 yıl boyunca eğitime harcamaya karar verdi? 10 yıl sonra ne olur?

 Ülkemiz daha fakir bir ülke olur, muhtemelen eğitim seviyemiz artmaz belki düşer çünkü bir ülkede eğitim seviyesi artırılacaksa bununla beraber ülkeyi kalkındıracak yeni jenerasyonun ihtiyaç duyacağı alt yapı ve ekonomik şartlar da hazırlanmalıdır yani 10 sene sonra yeni bir Apple üretebilecek mühendisler yetiştireceksek gelecekteki mühendislerin Apple seviyesine yükselteceği şirketler hazır olmalıdır ya da Google'a alternatif yazılımlar üretebilecek yazılımcı yetiştiriyorsak ülke ekonomisinin ve şirketlerinin Google ile rekabet edebilecek maaşları çalışanlara sunabilecek kapasitesi olması gerekir yoksa Hindistan gibi başka milletlerin refahını artırmaya hizmet ederiz yani kısacası asıl zorluk yeni bir jenerasyon yetiştirmek kadar süreci planlamaktır.

Türkiye ekonomisi nasıl büyür
Ülke Ekonomisi nasıl büyür


2.Araştırma ve Geliştirme:


 Ekonomik gelişimin önündeki bir diğer  önemli engel ise ülkemizde araştırma ve geliştirmeye hak ettiği değerin verilmemesidir, bu sıkıntı sadece gelişmeye engel değil hatta mevcut gelişmişliğimizi bile riske atacak bir durumdur.

 Hükumetin bütçede bu sene araştırma ve geliştirmeye ayırdığı pay 13 milyar lira civarında bir rakamdır; dolar olarak ifade edilirse 2-3 milyar dolar arasında bir rakama tekabül ediyor, son yıllarda da bu rakam hep miktar olarak bu seviyelerdeydi, hükumetin ar-ge'ye ayırdığı pay sürekli olarak artsa da halen milli hasılanın %1'ine bile ulaşamamıştır; bu oran Abd'de %3 civarında, rakamsal olarak 400-500 milyar dolar civarında bir payı ifade ediyor. Avrupa'da Ar-ge için ayrılan pay %2 civarında 300-400 milyar dolar civarında bir rakamı ifade ediyor yani bizden çok daha ileride olan ülkeler hem miktar hem de oran olarak bizden çok daha fazla araştırma ve geliştirmeye önem veriyorlar. 

 Özel sektörde durum çok daha vahim, geçen sene İso 500'deki- İstanbul'un en büyük 500 şirketi- şirketlerin yarısından sadece biraz fazlası bütçelerinde Ar-ge'ye pay ayırmış; İso 500 için Türkiye'nin en büyük 500 şirketi demek hatalı olmaz, bu firmalar dünya ile yarışıyorlar! Parasına kıyıp ar-geye para harcayan firmaların araştırma ve geliştirme için ayırdıkları pay %0.5 civarında ! Yani Türkiye'de dünya ile mücadele eden firmaların hiç biri ülkemizde katma değer konusunda bir sorun olduğunu düşünmüyor desek hatalı olmayız.

 Peki bu emeklerin geri bildirimi nasıl olmuş? İhracat edilen ürünler arasında düşük teknolojili ürün oranı %60 iken yüksek teknoloji ürünlerinin oranı %3-4 yani fiyat rekabeti yapmadığı müddetçe çoğu firmamız pazarında çok güçlü değil, firmalarımızın çok sayıda alternatifi var. 


 Dünyadaki büyük şirketlerde Araştırma ve geliştirmeye ayrılan pay %10'lara kadar ulaşıyor, Türkiye'deki büyük şirketlerde böyle bir kaygı olmadığı gibi gerçek anlamda dünya ile yarışabilecek şirketlerin de ortaya çıkmasını engelliyorlar.

Yusuf yuksel