22 Mayıs 2019 Çarşamba

Ticaret Savaşları

Ticaret Savaşları



Son günlerde Türkiye'de ve dünyada finansal piyasaları olumlu veya olumsuz etkileyen en güçlü hikaye Abd-Çin Ticaret Savaşı senaryoları oluyor; Abd Başkanı Trump'ın 2020'nin sonlarında gerçekleşecek olan ikinci başkanlık seçimi propagandasına şimdiden başlamış olması sebebiyle başta Çin ile olan ticari ilişkiler olmak üzere her alanda yatırımcıları gerecek adımlar atıyor. Daha önce Ticaret savaşları ile ilgili çok sayıda yazı paylaşmıştım fakat her biri konunun farklı bir kısmı ile alakalıydı bu yazıda ise ticaret savaşlarına biraz daha bütüncül bakmaya çabaladım. Yazı son gelişmelerden daha çok sorunların nedenleri ve uzlaşmanın zor olduğu çıkar çatışmalarıyla alakalı olacak.

Not-1: Bu paylaşımda çok sayıda farklı yazıya atıf yapmaya ihtiyacım olacak, hepsini okumanızı kuvvetle tavsiye ederim.

Not-2: Bu paylaşımı yazarken hem gereksiz ayrıntılara girmemek hem de konunun -anladığım kadarıyla- bütün ayrıntılarına yer vermek için ekstra çabaladım, yazıda atlanmış olduğunu düşündüğünüz bir ayrıntı varsa lütfen bana bildirin.




Ticaret Savaşlarının Nedenleri


 Modern Çin'in kurucusu Mao Zedong 1976'da öldüğünde Çin ekonomisi küresel ekonomiden kopuk bir haldeydi; bu yazıyı fazlasıyla uzatmamak için Mao dönemi Çin ekonomisine değinemeyeceğim ama birkaç cümle ile açıklamak gerekirse Çin'in kurucusu Mao hayatını kaybedene kadar Çin ekonomisi ile modern ekonomi arasında bir bağ yok denecek kadar azdı ve bu durumun doğal sonucu Çin potansiyeline göre çok zayıf bir ekonomiydi. Mao'dan sonra başa gelen her yönetici aşama aşama hatalar ve sistemin getirdiği zorluklar ile beraber Çin'i dünyaya açmaya çabaladılar ki bu çabalar 2001 yılının sonunda Çin'in Dünya Ticaret Örgütü'ne(DTÖ) katılmasıyla başarıyla sonuçlandı. Çin belki hiçbir dönem klasik ekonomiler gibi olmadı ama 2001'de Çin'in DTÖ'e katılması Çin açısından devrimsel bir adımdı.



  DTÖ'e katılım sonrası Çin efsanevi bir ekonomi başarısı yakaladı, bu başarının sebepleri çok basitçe açıklamak gerekirse;

1. Çin'in başarısını anlamak için öncelikle orta gelir tuzağı kavramını anlamak gerekir, dünyadaki her ülke doğru politikalarla sadece fiyat rekabetine dayalı bir ekonomi modeliyle orta gelir seviyesine çok da uzun olmayan bir sürede ulaşabilir fakat orta gelirden üst sınıfa çıkmak çok zordur ki geçtiğimiz yüzyılda bunu başarabilmiş çok sınırlı sayıda ülke var. -Orta gelir Tuzağı-

 Çin'in bakış açısına göre Mao sonrası veya DTÖ'e katılması sonrası düşük geliri sebebiyle sadece fiyat rekabetiyle bile kat edebileceği devasa bir potansiyel mevcuttu; Çin'in geçmişte ısrarla sürdürdüğü zayıf yuan politikası(ileride ayrıntıya gireceğim) ile bu süreç uzatıldı ve doğal olarak efsanevi başarı devam ettirildi.

2. Devletlerin ekonomi üzerindeki etkinliğinin güçlü olmasının  ekonomilere olumlu veya olumsuz bir çok etkisi mevcut ve genelde devletlerin ekonomi üzerindeki etkinliği arttıkça ekonomiler potansiyellerine göre daha zayıf gelişim gösterirler ama Çin devlet yapısının da etkisiyle ülkenin ekonomik gücünü çok başarılı şekilde yönlendirdi. Bu konu da başlı başına bir makale konusu olabilir ama sadece Shenzen örneğini fikir vermek açısından şuraya link olarak bırakıyorum. (-link-)


Çin'in ekonomi modeli(2000'li yıllar)


 Çin 2000'li yılların başlarında DTÖ'e girdiğinde ekonomisini fiyat rekabeti yapabilecek şekilde yapılandırdı, bu modele en güçlü destek ise Çin Merkez Bankası'nın Çin'in fiyat rekabeti yapabilme kapasitesi zayıfladıkça yuanı devalüe etme politikasından geliyordu. Bir üst paragrafta linkini verdiğim Shenzen örneği gibi çok başarılı yöntemlerin de desteğiyle Çin ölçek ekonomisi konusunda görülmemiş başarılar elde etti ve akıl almaz şekilde artan iç talep sebebiyle ölçek ekonomisi başarısı kar topu gibi gittikçe arttı. Ölçek ekonomisi, zayıf yuan vb. faktörlerin güçlü etkisiyle Çin 2000'li yılların başından beri bütün dünyaya rekabet edilemeyecek şekilde düşük fiyatlarla ürünler üretti ve bu ihracata dayalı yapıyı kendine has bir sistemle suistimal ederek çok hızlı şekilde büyüdü.

 Çin ekonomisinin temeli fiyat rekabeti yapmak için devalüe edilen yuan ile güçlü ihracata dayanır. Bugün ticaret savaşlarına sebep olan en temel sorun budur fakat sorun şu ki Çin'in mevcut modelini hızla dönüştürmesi mümkün değil hatta imkansızdır; bu hem Çin için hem de Çin'den dönüşüm bekleyenler(Başta Abd !) için geçerli... 

 Çin'in kendisi ve başta Abd olmak üzere ticaret ortakları için hem çok sorunlu hem de dönüştürülmesi çok zor ticaret ilişkileri çok uzun yıllar boyunca devam eden ve gerekli müdahaleyi/baskıyı görmeyen suistimalleri sebebiyle ortaya çıkmıştır.

Çin'in zamanında müdahale edilemeyen suistimalleri 


  Çin'in bugün ticaret savaşları tartışmalarıyla dış dünya tarafından  değiştirmesi için baskı gördüğü ve hatta kendisinin de zaten ticaret savaşı hikayesinden önce değiştirmeye çalıştığı ekonomi modeli bakış açısına göre 1980'ler öncesi Mao'nun ölümüne veya 2000'li yıllarda DTÖ'e girişe dayandırılabilir. Baz alınan zaman ne olursa olsun mevcut model yavaş yavaş ortaya çıkmış ama zamanında gerekli olan güçlü müdahaleyi görmemiştir.

 Çin'in ekonomi modeli için birkaç defa ihracata dayanır ifadesini kullandım ama bunu biraz daha açmam gerekir; Çin'in ekonomi modeli ihracattan daha çok cari fazla vermeye dayanır yoksa ekonomi içinde ihracatın payı göz önüne alınınca günümüzde birçok ekonomi için ihracatın önemi Çin'den çok daha fazladır, sadece Çin ile kıyaslanabilecek ekonomileri baz alırsak ekonomide ihracatın payı Almanya, Güney Kore, Kanada gibi ülkelerde Çin'e göre çok çok daha fazladır.

  Çin, 2000'li yılarda çok güçlü bir ivme ile önemli bir ihracat ülkesi haline geldi; Çin, yaptığı ihracat sayesinde dünyanın zenginliğini ülkesine taşır iken Çin'in ihracat yaptığı ülkeler de çok daha ucuza mal tedarik ederek toplumsal fayda elde ediyorlardı. Bir para birimini değerini belirleyen yüzlerce faktörü basitçe iki temel sebebe bağlayabiliriz.

- Satılan mal değer kaybeder; alınan mal değer kazanır.

- Çok olan mal değer kaybeder; az olan mal değer kazanır.

  Bir ülkenin cari fazlası varsa bunun anlamı bahsi geçen ülkenin parasına olan talep ülkenin ihtiyacı olan dövizden fazladır(alınan mal); devamlı olarak cari fazla veren bir ekonominin de enflasyon sorunu yoksa(az olan mal) doğal olarak para birimi değerlenmelidir; Çin'in enflasyon sorunu yaşamamasını da değerlendirince 2000'li yıllardan başlamak üzere yuanın devamlı olarak gerçekleşenden çok daha fazla değerlenmesi gerekirdi ama Çin yönetimi/merkez bankası yuanı devamlı olarak olması gerekenden çok daha ucuz hale getirerek Çin ile ticaret ortakları arasındaki normalleşmeyi engellediler.

 Çin yönetimi geçmişte yuana müdahale etmemiş olsaydı Çin halkı günümüzden daha erken refahını/satın alma gücünü artıracaktı; bunun da doğal sonucu olarak Çin'in ihracatının dünyaya yıldan yıla azalması(fiyat rekabeti gücünün zayıflaması) diğer yandan Çin'in ithalatının ise yıldan yıla nispeten artması olurdu ve böylece Çin ticaret ortaklarına daha az zarar vermiş olacaktı fakat bu senaryoda Çin'in ekonomik gelişimi muhtemelen daha yavaş olacaktı ki Çin yönetiminin küresel güç olma isteği/çabası halkının refahından çok daha öncelikli bir gündem durumundadır; bundan daha önemli gerekçe ise Çin'in devalüasyon yoluna girdikten sonra hatalar yumağı halinde aldığı yanlış kararlardan dönebilme şansının olmamasıdır.



Çin Yuanın Değerini Nasıl Düşük Tutuyor


 Bir üst paragrafta belirttiğim gibi normal şartlar altında Çin'in uluslararası ticareti sebebiyle yuan almaya olan talep yuan satmaya olan talepten çok daha fazladır (Cari Fazla) fakat yuan kurunu zayıf tutmak isteyen Çin yönetimi/merkez bankası yuanın kıymetlenmesini engellemek için para arzını devamlı artırmıştır. 

-Konu Dışı- 

 Para arzını artırmak toplumumuzda fiziksel olarak para basma ile özdeşleştirilmiştir fakat para arzı sadece fiziksel olarak para basarak artırılmaz hatta fiziksel olarak para basmanın para arzı açısından etkisi çok sınırlıdır; ülkelere göre değişiklik gösterse de para arzının genelde sadece %5'lik kısmı fiziksel olarak dolaşımdadır.

-Konu Dışı- 

  Yıllardır para arzını artıran Çin artan likidite ile ya yuana talebi dengelemek için piyasadan döviz toplamıştır ya da kendi piyasasındaki likiditeyi artırarak yuanın bollaşmasını ve dolaylı olarak değer kaybetmesini sağlamıştır. Çin çok uzun yıllardan beri devam eden rezerv artırma politikası sebebiyle dünyadaki en güçlü döviz rezervlerinden birine sahiptir ama devamlı olarak artırılan likidite ise Çin için çok olumlu sonuçlar doğurmuştur diyemeyiz.



Çin rezervleri


 Çin, günümüzde dünyadaki en güçlü rezervlerden birine sahiptir fakat bu konu çoğu zaman hatalı yorumlanır; Çin'in güçlü rezervleri Amerika, Avrupa, İngiltere, Japonya gibi para birimi rezerv para olan ekonomiler ile kıyaslamak hatalıdır çünkü bu ekonomiler güçlü rezervlere ihtiyaç duymazlar ya da son derece sınırlı şekilde ihtiyaç duyarlar.

 Çin'in Abd'e karşı en önemli kozlarından biri yıllardan beri biriktirdiği tahvil rezervidir; Çin, çok uzun yıllardan beri biriktirdiği rezervleri farklı ülkelerin varlıklarına yatırım yaparak değerlendirmiştir ki bu ülkelerin başında Abd gelmektedir. Çin'in biriktirdiği Abd tahvilleri Abd'e karşı bir kozdur ama bazı kaynaklarda geçtiği gibi de çok güçlü bir baskı aracı değildir.

 Öncelikle özellikle Türkiye'de bazı kaynaklarda Abd'nin Çin tarafından fonlandığı iddia edilir ki bu çok abartılı bir iddiadır; dünyada Abd tahvillerinin sadece %5'i Çin'e aittir. Çin, Abd tahvillerini satarak Abd üzerinde baskı oluşturabilir ama olası böyle bir hamle en az Abd kadar Çin'e de zarar verir o yüzden olası ticaret savaşları senaryolarında Abd tahvilleri mücadelenin önemli bir parçası olamaz çünkü;

Konu dışı:Tahvillerin fiyatı ve faizi ters orantılıdır.

- Çin elindeki trilyonlarca dolar tahvili ne kadar hızlı şekilde elinden çıkarmak isterse aynı hızla elindeki servet(tahvillerin fiyatı) değer kaybedecektir ki Çin bu konuda çok büyük bir zarara katlanmayı göze alsa bile başarılı olması çok zordur çünkü Çin'in Abd tahvillerine değer kaybettirme çabası sadece kendi elindeki tahvillerin değil dünyadaki bütün Abd tahvillerinin değerine zarar verir ve Çin dışındaki %95'in bunu engelleme çabasına gireceğini tahmin etmek zor değildir; üstelik bahsettiğim gibi bir önleme çabasını gerçekleşmesi için şartlar da son derece uygun. Abd tahvilleri günümüzde alternatifi Avrupa, Japonya, İngiltere vb. tahvillerle kıyaslanamayacak kadar caziptir ve Çin'in Abd tahvillerinin değerini düşürme çabası diğer alıcılar tarafından düşük fiyattan mal toplama fırsatı olarak görülecektir.

-Tahvil satmanın doğal sonucu satılan tahvilin faizlerinin artmasıdır; Çin, bahsettiğim gibi çok zor olan Abd tahvillerinin fiyatını düşürme konusunda başarılı olur ise doğal olarak faizleri yukarı çekmiş olacaktır. Abd tahvilleri bütün dünyada gösterge faiz olarak kullanıldığından Abd tahvillerinin faizini artırmak sadece Abd'de değil bütün dünyada faizlerin artmasına sebep olur; bunun doğal sonucu ise küresel ekonominin yavaşlamasıdır, dünyada böyle bir gelişmeden en fazla zarar görecek ülke yine Çin'dir çünkü Çin'in büyümesi küresel ekonomi ile son derece kuvvetli korelasyon içerisindedir; ileride değineceğim gibi küresel ekonomideki zayıflama senaryoları Çin için Abd'e göre çok daha ağır sonuçlar doğurabilir.

- Çin'in çok uzun yıllardan beri cari fazla vermesinin ana sebebi Abd'dir ve Çin cari fazla verebildiği için çok güçlü şekilde tahvil biriktirmiştir; Çin'in Abd'e tahvil kozunu kullanması bir nevi bindiği dalı kesmesidir.

 Özetle Çin'in elindeki Abd tahvilleri önemli bir kozdur ama sınırlı etkiye sahiptir.

 Çin'in güçlü rezervlerinin dezavantajı ise Çin'in bu rezervleri elde etmek için devamlı olarak yuanı manipüle etmesi sebebiyle yuan istikrarlı bir para birimi olarak görülmez; Abd ve Avrupa'dan sonra dünyadaki en önemli ekonomi Çin ekonomisi iken Japonya, İngiltere bir yana Çin para birimi Avustralya, İsviçre, Kanada gibi ülkelerin para birimi kadar bile kıymet görmez. Özetle Çin rezervleri kendi içinde çelişkili bir yöntem ile birikmiştir.

 

Ticaret savaşlarının en temel sebebi Çin'in yuanı fiyat rekabeti yapabilmesi için uzun yıllardır devalüe etmesidir bunun da yöntemi para arzını artırmaktır. Dünkü paylaşımımı Çin'in bastığı parayı kabaca nasıl değerlendirdiğini açıklar iken bitirmiştim. Çin yuanın değerini düşürmek için bastığı paranın bir kısmı ile döviz alırken diğer kısmı ile ise piyasadaki para arzını artırmaktadır.


abd-çin ticaret savaşı
Çin para arzı


  
 Çin ekonomi modeli daha önce bahsettiğim gibi ihracata(cari fazla) dayanır; ihracat gücü zayıflamaması için devamlı olarak zayıflatılan yuan kaynaklı büyüyen dış pazar Çin ekonomisinin çok önemli bir parçası iken yuanı zayıflatmak için artırılan para arzından kaynaklı devasa şekilde büyüyen kredi hacmi ise Çin ekonomisinin 2000'li yıllardaki muhteşem başarısının ana sebebidir.

  Kişisel görüşüm Çin'in kamu tercihlerinden kaynaklı ihtiyacının çok üzerinde bir hızla, sağlıksız büyümesi  Çin'in ileride tam anlamıyla bir süper güç olmasını engelleyen en temel faktör olacaktır; çok daha uzun bir sürece yayılmış daha sağlıklı bir sistem çok daha farklı bir Çin hikayesi yazılmasına sebep olabilirdi. Konuya dönersek 2000'li yılların başında çok başarılı şekilde işleyen bahsettiğim bu sistemin  sağlıksız yönlerini 2008 Krizi süreci gözler önüne sermiştir ki ticaret savaşlarından çok önce Çin Devlet Başkanı Xi Jinping/ Çin devleti zaten mevcut modelin artık faydadan çok zarar getirdiğini ve dönüşmesi gerektiğinin fark edip müdahaleye başlamıştır fakat Trump ile başlayan ticaret savaşları hikayesi ise bu normalleşmeyi engellemiştir.

 2000'li yılların başında çift haneli büyüyen Çin ekonomisi 2008 Krizi ile tempo kaybetmiş sonra aşama aşama büyüme hızı %9, %8, %7 temposuna düşmüştür ki bu sene %6'nın altı senaryosu bile söz konusu olmuştur. 2000'li yılların başında +%10 faiz oranıyla çift haneli büyüyen Çin ekonomisi, günümüzde %4'lü rakamlar ile %6'nın üstünde bir büyüme ivmesi yakalabiliyor. 2008 Krizi döneminde Çin'de toplam borçluluk mili hasılanın %170'ime denk gelir iken güçlü büyüme ivmesi kaybına rağmen günümüzde bu rakam %280'lere yaklaşmış durumda.


abd-çin ticaret savaşı
Çin büyüme Rakamları


  Bu zayıflamada geçmiş yıllarda Çin ekonomisini daha sağlıklı bir sisteme dönüştürmeye çalışan Xi Jimping politikalarının da etkisi mevcut olmakla beraber güçlü şekilde bir ivme kaybı mevcut. Çin ekonomisi güç kaybederken Çin'deki kredi hacmi ise geçmişe oranlar çok daha hızlı şekilde artmaktadır yani her geçen yıl Çin ekonomisi üzerinde kredi hacminin baskısı artmaktadır. Borçluluk baskısı günümüzde Çin ekonomisi üzerindeki en büyük baskı unsuru olurken Çin yönetimi şu an bu sorunu kredi imkanlarını daha da genişleterek çözmeye çalışıyor özetle sorun çözmek için bir çaba gösterilmiyor, sadece problemleri erteleme çabası mevcuttur. Ticaret savaşlarında gelişmeler ne yöne giderse gitsin bu tartışmaların dışında ileride Çin'deki borç krizi'nin bir krize dönüşmemesi çok düşük bir ihtimal.
  
 Çin'deki krediler ile ilgili bir diğer sorun ise Çin ekonomisinin büyüme potansiyeli zayıfladıkça bunu engellemek için kredilerin çok hatalı sektörlere aktarılıyor olmasıdır; bu sebeple günümüzde Çin'de iflaslar hızla artmaktadır. Çok fazla ayrıntıya girmemek için şu linke konuyu havale ediyorum. -Link-

 Çin'in ekonomik modelinin ortaya çıkardığı sorunlar sebebiyle Çin bir dış müdahale olmadan bile ciddi zorluklar ile karşı karşıya ve zorlu bir dönüşüm sürecine girmek zorundadır fakat sorun şu ki Çin'in ekonomik modeli sadece kendisi için değil ticaret ortaklarının ekonomileri için de önemli sorunlara sebep oldu/oluyor ve Çin'in ticari partnerleri(abd vs.) kendi sorunlarını çözmeye çalışırken Çin'in problemlerini daha karmaşık hale getiriyorlar.



Çin Ekonomi Modelinin Dünyaya Etkisi


 Paylaşımın buraya kadarlık kısmı daha çok Çin'in kendi içindeki çelişkileri ile alakalı oldu fakat Çin'in son yirmi yıldaki politikaları sadece Çin'de değil dünyada da çok ciddi şekilde etkiledi. Çin 2000'li yıllarda aşama aşama bir ihracat devine dönüşürken bütün dünyadan Çin'e nasıl zenginlik aktıysa Çin'den de dünyaya refah aktı. Bugün bütün dünya ekonomilerinin cari açığı geçmiş dönemlere göre çok abartılı şekilde artmıştır ki bunun en büyük sebeplerinden biri Çin'dir; bir ülkenin cari açık veriyor olması borçlandığı anlamına gelir fakat yakın zamana kadar bu sistem Çin'in ticari ortakları tarafından sineye çekilebiliyordu.

 Muhatap ülkeler Çin'e neden yakın zamana kadar ciddi şekilde baskı/müdahale gelmedi sorusunun cevabı ise sistemin aslında herkesi mutlu ediyor oluşudur; Çin, ticari partnerlerine karşı  sömürü denebilecek seviyede eşit olmayan ticari koşullarda cari fazla veriyordu fakat yine aynı Çin'in sorunlu sisteminin sağladığı aşırı ucuz ürünler sebebiyle başka faktörlerinde desteğiyle enflasyon sorunu dünyada görülmemiş şekilde değişikliğe uğradı. Enflasyon konusunu 2000 öncesi ve sonrası olarak dönemlere ayırsak hatalı bir tespit yapmayız ve son yirmi yılda bütün dünyada yaşanan güçlü refah artışında bu çok zayıf enflasyon ortamının çok büyük etkisi mevcuttur.

 Çin'in dünyaya bir nevi deflasyon ihracatı sebebiyle küresel anlamda faizler geçmiş dönemler ile karşılaştırılamayacak seviyede düştü sonuç olarak da küresel anlamda akıl almaz bir borçlanma yaşandı. Günümüzde ekonomilerin yaşadığı en temel sorunda bu borç sorunudur.

 Geçmişte yaşanmış bütün krizleri incelediğimizde bunların ana sebebi her ne olursa olsun borçluluk üzerinden başladığını ve bir birine yakın krizlerin yaşandığı dönemde faizler farklı farklı olsa da borçluluk oranının ekonomi üzerindeki baskısı neredeyse aynı seviyede olduğunu görüyoruz. Borçluluk oranı faiz ve toplam borç miktarının ortak etkisi ile ekonomilerin sorun yaşamasına sebep olur; bir ekonomi için sorun faiz kaynaklı ise bu sorunu çözmek nispeten kolay olur fakat borcun miktarı sebebiyle ortaya çıkan krizler veya sorunların çözümü çok daha güçtür ki Çin modeli sebebiyle bütün dünya ikinci tür sorunlar ile boğuşmaktadır.

  Çin'in ticaret ortaklarına yaşattığı sorunları ifade edince Abd'i ise ayrıca değerlendirmek gerekir. Çin, dünya ekonomisinin %20'den daha düşük bir  kısmına sahip iken Abd'nin cari açığının yaklaşık yarısı Çin kaynaklıdır yine tam ters perspektiften bakılırsa Çin'in bütün dünyaya karşı olan cari fazlasının %80-120'sini Abd'e karşı elde eder biraz daha somut ifade edersek Çin'in dünyaya karşı cari fazlasının neredeyse tamamı Abd kaynaklıdır hatta yakın zamana kadar Çin, Abd dışındaki ülkelere karşı cari açık vermekteydi bunun anlamı Çin'in şu an dönüştürmeye çalıştığı ekonomik model bir nevi Abd'i sömürmeye dayanır.

 Donald Trump sonrası Abd'nin ticaret konusunda politikalarını aşırı agresifleşirmesi hatalı bir bakış açısına yol açıyor; Çin zaten konu dışıdır ama Avrupa ve Japonya gibi ekonomiler bile geniş çerçeveden bakınca Abd'e karşı çok adil rekabet etmezler.

 Ticaret savaşları hikayesi Donald Trump'ın kişisel bir mücadelesi gibi görülüyor olsa da aslında Çin ile mücadele eden Donald Trump değil; kurumsal halde Abd devletidir. Geçmişte bir şekilde idare edilebilmiş sorunlu ilişki yapısı artık Abd tarafından da sürdürülemez hale gelmiştir. Abd'nin borcu borçla ödemeye dayanan mevcut sistemi artık tıkanma emareleri gösteriyor ve bu yapı ileride çok daha ciddi sorunlara sebep olmaması için Abd dönülmez noktaya ulaşmadan mevcut sorunlu yapıyı düzeltmeye çabalıyor. Çin'in Abd ekonomisini nasıl sürdürülemez hale getirdiğini anlamak için şu paylaşımı okumanızı tavsiye ederim.-Link-

 Linkte basitçe ifade ettiğim sorunun tek sebebi tabii ki Çin değildir ama mevcut yapının en önemli sebeplerinden biri Çin'dir. Dünyadaki büyük merkez bankalarının klasik yöntemler ile sorunlara müdahale edememesi başlı başına bir sorundur daha önce bu konuda çok sayıda yazı da yazmıştım ama geçenlerde Youtube'ta karşılaştığım Refer Gürkaynak'a ait alttaki video bence bu sorunu çok net, basit ve kısa bir şekilde anlatıyor. Dinlemenizi kuvvetle tavsiye ederim.






 Abd-Çin ticaret ilişkisi hem her iki tarafa zarar vermektedir fakat çözüm yolları ise kısıtlıdır çünkü iki tarafında yapabileceği fedakarlık son derece sınırlıdır. 



Abd'nin Çin'e yaptırımları başarılı olabilir mi


  Abd-Çin çıkar çatışmasında Abd tarafının daha haklı taraf olduğuna inanıyorum fakat sorun şu ki ''Ticaret Savaşları'' olarak adlandırılan sorunları çözüme yönelik adımların çoğu asıl sorunları çözmeye yönelik değil hatta Trump faktörünün de etkisiyle Abd'nin Çin'e yönelik adımlarının ticari kaygılardan çok politik adımlar olduğunu söylemek zor değil.

 Abd'nin Çin'e karşı ticaret savaşlarını kazanıp kazanamamasından önce şunu ifade etmekte fayda var; Çin'in mevcut ekonomik modeli  Abd özelinde Çin'in ticaret ortaklarını ekonomik olarak sağlıksız hale getiriyor diyebiliriz fakat şu da gözden kaçmamalıdır ki mevcut model Çin için de sürdürülemez ve son derece sağlıksız bir sistem o yüzden ticaret savaşları hikayesinden önce zaten Çin mevcut modeli düzeltmeye çalışıyordu.

 Çin'in şimdiki Devlet Başkanı Xi Jinping göreve geldikten sonra Çin'in çok sorunlu hale gelen emlak sektörü, kredi hacmi sorunlarına gönüllü olarak müdahale etmeye başlamıştı; daha önce de ifade ettiğim gibi Çin'in 2008 Krizi sonrası yavaşlayan büyüme ivmesinin önemli bir kısmı bu müdahaleler sebebiyle gerçekleşmişti. Günümüzde tarihin en büyük projelerinden biri olmaya aday ''Bir yol Bir Kuşak Projesi'' Çin'in emlak/kredi balonu ile birlikte düşününce aslında mevcut sorunların çözümü için bir alternatif olduğu net olarak görülüyor. Bir yol Bir Kuşak projesiyle Çin zaten mevcut konut/kredi çarkını döndürmek için harcaması gereken parayı daha verimli ve kendi stratejik,diplomatik,ekonomik,askeri hedeflerine yönlendirmeye çabalıyor.-Link- Yine geçmişten beri Çin'in gelişiminde önemli bir adım geri, iki adım ileri fayda sağlayan yuanın değerini düşük tutma politikası günümüzde Çin'e geçmişteki gibi fayda sağlayamıyor.(Orta gelir tuzağı) Bu sebeple Çin son yıllarda üretiği mamüllerin markalı ve kaliteli olması için çaba gösteriyor;(Bu durum da Çin ile gelişmiş dünya arasındaki teknoloji hırsızlığı sorunu artırdı.) Çin, ucuz iş gücüne ihtiyaç duyan işletmeleri K. Kore, Güneydoğu Asya, Sahra Altı afrika'ya kaydırıyordu fakat Abd'nin başına Donald Trump geçince ise Çin açısından işler değişmek zorunda kaldı.


Abd-Çin ticaret savaşı
Bir Yol Bir Kuşak Projesi


Donald Trump, Abd başkanı olması ve ardından ticaret savaşlarını başlatması sebebiyle Çin ekonomisindeki sorunlar geçmişe göre hızla arttı ve Xi Jinping de sorunların daha da kötü hale gelmesini engellemek için geçmişte olduğu gibi Çin ekonomisini sağlıksız hale getiren emlak/kredi balonunun şişmesine izin vermek zorunda kaldı.

 Abd başkanı Donald Trump, yatırımcılara Çin'de ürün üretmek yerine aynı ürünleri Abd'de üretin çağrısı yapıyor fakat böyle bir şeyin gerçekleşebilme ihtimali yoktur; daha önce de belirtmiştim, Çin dünyaya bir nevi deflasyon ihraç eder, Donald Trump'ın istediği gibi Abd, Çin'den ithal ettiği ürünleri Abd'de üretmeye çalışırsa enflasyon bugüne göre çok hızlı şekilde yukarılara gider; günümüzde Abd'de ekonomi potansiyelinin çok üzerinde büyüme kaydediyor buna rağmen Fed politika faizini %3'e bile çıkaramadı.(Ekonomide sorun sinyalleri ortaya çıkmaya başladı) Trump'ın hayallerinin realitede karşılığı Abd'de enflasyonu %5-10 aralığına yükselmesidir yani mevcut borçluluk oranlarıyla imkansızdır zaten ticaret savaşları tartışmalarından sonra görüldü ki Çin'de ithal edilmeyen ürünler Abd'de üretilmiyor ithalat başka ucuz iş gücü ülkelerine yöneliyor. Enflasyon sorununu hiç yok kabul etsek bile Abd'nin mevcut istihdam rakamlarıyla Çin'den ithal edilen ürünleri ülkesinde üretebilecek nüfusu da yoktur.

 Donald Trump'ın daha birçok isteğinin mantıkla açıklamak çok zor iken ticaret savaşları gerginliğinin (Sadece Çin ile değil, Her türlü gerginlik Abd'de seçim dönemleri artıyor.) her defasın seçim dönemi yükselmesini masum görmek zorlaşıyor. Normal şartlarda bile orta nokta bulmanın çok zor olduğu Abd-Çin çıkar çatışmasında Trump'ın rolü sebebiyle sorunlar daha da karmaşıklaşıyor.


Twitter: Yusuf Yüksel 




Facebook: Yusuf Yüksel 

4 yorum:

  1. ABD'nin bu konuda neden haklı olduğunu anlamakla birlikte, olaya farklı bir açıdan da bakmak gerektiğini düşünüyorum.

    ABD, uzun bir zamandır gerek Avrupa'yı gerekse başka ülkeleri birer uydu gibi kullandı. Bana sorsalar, deseler ki senin ülkeni uydu gibi kullanacağız, ben derim ki karşılığında ne vereceksin? Bu ticaret meselesi biraz burayla ilintili diye düşünüyorum.

    Özellikle Avrupa nezdinde. Avrupa eğer ABD ile ilişkilerinde tamamiyle uydu görevi görecekse, bazı ayrıcalıkları da istiyordur. He yok, ABD, bu ekonomik ayrıcalıklar artık bitecek diyorsa, sonuçlarına katlanacak.

    Biraz daha bağımsız bir Avrupa (hatta bir Avrupa ordusu kurulması fikri ben buna bağlı diye düşünüyorum) göreceğiz.

    Aynı şekilde, Çin ile, haklı olaraktan, böylesine bir sıkıntı yaşıyorsanız, Çin'e bazı konularda taviz vermek zorundasınız. Hem Çin'i çevreleme/hapsetme politikasından zerre geri adım atmayacaksın hem de Çin'den bu ticaret meselesinde anlayış bekleyeceksin. Öyle bir dünya yok.

    Ben ABD'nin "taviz vermem ama istediğimi alırım!" politikasının işe yaramayacağını düşünüyorum. Hem Çin hem de diğer ülkeler (İran, Türkiye, Kuzey Kore, Rusya vs.) nezdinde. Ve bu korkunç bir durum. Zira böyle sıkışıklık olursa, çözüm "savaş"tır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fatih bey birçok alanda söyledikleriniz doğru olabilir ama Ticaret konusuna gelince Abd-Çin ticari ilişkisinden fayda gören taraf daha çok Çin'dir.

      Sil
  2. Yusuf bey, öncelikle yazınız için teşekkürler. Benim aklıma takılan bir konu var, açıklarsanız çok sevinirim. Örneğin iphone satışlarını düşünelim. Sonuçta Türkiye, iphone'u, üretici ülke olarak Çin'den ithal ediyor. Bu nedenle bu işlem Çin ile Türkiye arasındaki uluslararası ticaret kayıtlarına geçiyor. Ancak bir şekilde bu paranın bir kısmı (Belki Çin'li üreticinin aldığından daha fazlası) ABD'deki Apple firmasına geçmeli. Ancak bu satışta ABD-Çin arasında herhangi bir mal değişimi olmadığı için bu ücreti herhalde ya Apple'ın Çin'deki hesaplarına yatırılıyordur ya da lisans ücreti gibi bir kalem olarak ABD'ye gönderiliyordur. Bu işlemler, ABD-Çin arasındaki cari dengede gözüküyor mu merak ediyorum. Aynı şey aslında ABD'de satılan bir iphone için de geçerli. Benim konuyla ilgili bilgim olmadığı için bir senaryo varsaydım ama küresel ticarette muhtemelen bu tip bir çok ilişki vardır. Bunlar ABD-Çin ticaret rakamlarına doğru yansıyor mu, açıklarsanız çok sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Apple'ın Çin'de üretip Abd'e sattığı ürün bile Çin'den Abd'e ihracat olarak görünür.

      Apple'ın karını nasıl değerlendirdiği ithalaihracat olarak değil; fon akımları açısından takip etmek gerekir.

      Sil