3 Nisan 2019 Çarşamba

Türkiye Imf İle Anlaşacak Mı

 Dün bu paylaşımda IMF'nin kriz çözme konusunda eskisi kadar başarılı olamadığını ve IMF yöntemlerinin günümüzde problemleri çözmekten daha çok sorunlara yol açabildiğine değinmiştim. Bu paylaşım ise IMF ile anlaşmanın avantajları ile alakalı.

 Öncelikle şuna değinmenin önemli olduğunu düşünüyorum, toplumda çok güçlü şekilde IMF= Acı reçete kabulü mevcut fakat gerçekte ise mevcut sorunların çözülmesi için IMF ile veya IMF 'siz  belli fedakarlıklar yapmak şart... Bazı fedakarlıkların kaçınılmaz olduğu ortamda IMF ile anlaşmak ciddi avantajlar sağlayabiliyor.

 IMF' nin bize sağlayacağı en büyük avantaj çok uygun maliyetle finansman sağlamasıdır; şu an kamu %7, özel sektör ise %8 civarında bir maliyetle dış borca ulaşabiliyor(+ kurumun riski) bu rakamlara enflasyon kadar Türk Lirasında muhtemel bir değer kaybını da ekleyince yakın zamanda %20 civarında faizlerin süreceğini tahmin edebiliriz. Türkiye'nin mevcut sorunlarını çözmek için ihtiyaç duyduğu döviz miktarı için 50-100 milyar dolar civarında rakamlar konuşuluyor, Türkiye'nin mevcut borcunu 50-100 milyar dolar civarında artırması senaryosunda %7-8'ten çok daha yüksek bir maliyet ve Türk Lirasında önemli miktardan değer kaybı beklenebilir böyle bir senaryoda da ülkemizde çok daha yüksek faizler söz konusu olur. Muhtemel bir anlaşmada IMF bize bu finansmanı dövizin enflasyona karşı erimemesi seviyesinde maliyetle sağlar ki o da şu an %2-3 gibi bizim için son derece uygun rakamlardır. IMF anlaşması sonrası dövizdeki muhtemel iyileşme vb. etkilerle finansal şartların hızla iyileşmesi beklenir.





 IMF 'nin bize sağlayabileceği bir diğer  önemli katkı tecrübesidir, IMF onlarca senedir dünyada yaşanmış birçok krize müdahale etmenin sağladığı tecrübe birikimiyle sorunlara müdahale etmede ciddi şekilde deneyimlidir. Türkiye'de değeri çok önemsenmese de teorik bilgi ile pratik bilgi arasında dağlar kadar fark vardır, birçok ekonomist bir sorunu çözmek için bir yol haritası sunabilir ama bu yol haritasının hangi yöntemlerle uygulanacağını bilmek ayrıca uzmanlık gerektirir.

 Yapısal reformlar maliyetlidir, uzun vadeli yatırımlardır ve çoğu  halkı/seçmenleri mutsuz eder fakat IMF bu konuda son derece ısrarcı olduğu için ekonomiler için normal şartlarda çözümü çok zor olan birçok problem IMF 'nin baskısıyla çözülür. Bunun halk için çok olumlu olduğunu söylemek de tartışmaya açıktır çünkü ekonomi için iyi olan kararların halk için de her zaman faydalı olduğunu iddia etmek mümkün değil. Örneğin IMF, senelerdir Türkiye'ye kıdem tazminatını kaldırma, kamu emekliliğini özelleştirme vb. halkın aleyhine tavsiyelerde bulunur ve muhtemel bir anlaşmada bu konudaki ısrarının kuvvetleneceğini tahmin etmek zor değil.  IMF 'nin isteklerinde sermayeyi gözettiğini sık sık şahit oluyoruz ve yine IMF programlarında fedakarlığın çoğu alt gelir grubunda beklenmektedir eleştirileri haksız olmaz.


 IMF 'nin bize sağlayacağı bir diğer fayda Türkiye, Türk ekonomisi algısının yatırımcılar nezdinde hızla düzelmesidir. Türkiye'ye yatırım yapmayı planlayan yatırımcı bir IMF anlaşmasında kendini güvende hisseder, Türk ekonomisinin geleceği hakkında da daha olumlu bir bakış açısı sahibi olur. Uzun zamandır birçok Türk varlığı ciddi şekilde ucuz olmasına rağmen talep edilmiyor bir IMF anlaşmasında bu durumun değişmesi beklenir yine son yıllarda ülkemize gelen yabancı yatırımlar hem marjinal şekilde azaldı hem de kalitesi ciddi şekilde düştü, bu durumdan ülkemizde ciddi şekilde yatırım imkanı birikti sonucuna varabiliriz; Türkiye algısında bir düzelmesinin çok ciddi şekilde dış yatırımlarda artışla sonuçlanmasını bekleyebiliriz.

Twitter: Yusuf Yüksel

Facebook: Yusuf Yüksel


(02.04.2019)

Muhtemel Bir IMF Anlaşması Türkiye'nin  Sorunları Çözer mi


 Bir süredir seçim sonrası '' Türkiye İMF ile anlaşacak mı ?'' sorusu tekrarlanıyor, ekonomi yönetiminin ısrarla reddetmesine rağmen spekülasyon tam olarak sonlanmıyor. Ülkemizde IMF tartışmalarında aşırı uçlarda görüşler mevcut ama gerçekte ise bugünkü şartlarda IMF'nin bir kurtarıcı olup olmadığı ciddi şekilde tartışmaya açık diğer yandan IMF ile veya IMF'siz mevcut sorunların çözümü için bir acı reçete şart ama  bu reçeteyi IMF ile beraber hazırlamanın ciddi avantajları var.

 Bu makale IMF'nin geçmişte olduğu gibi kurtarıcı olamayacağı ile alakalı, başka bir makalede de IMF ile anlaşmanın avantajlarını yazmayı planlıyorum.

 Geçmişte ülkemizde ve dünyada birçok krize IMF'nin çözüm getirdiği bir gerçek fakat son zamanlarda IMF 'nin geçmişte olduğu gibi başarılı olduğunu savunmak zor, sadece yakın zamandaki örneklerden yola çıkarsak daha 1-2 senedir IMF ile anlaşması sona ermiş olan Pakistan bu sene tekrar IMF'den yardım istemek zorunda kaldı ! Yunanistan'ın IMF ile yaptığı anlaşma yakın zamanda sona erdi ama geçen süreçte Yunanistan çok büyük bedeller ödemiş olmasına rağmen ekonomisinde bir gelişme, sorunlarda bir iyileşme yok. Örnekler artırılabilir. 


 Daha önce birçok makalede 2000'li yılların başında Dot. Com Krizi sonrası Fed'in daha önceki dönemlerle karşılaştırılamayacak şekilde gevşek bir politika izlediğine, ardından yaşanan 2008 Krizi'ne çözüm olarak sunulan varlık alım programları sebebiyle küresel likiditenin 2000 öncesi ile kıyaslanamayacak seviyeye geldiği ile ilgili birçok makale yazmıştım; bu makalenin gereksiz derecede uzun olmaması ve devamlı okurlar için sıkıcı olmaması için ayrıntıya girmiyorum.( Konu hakkında bilginiz yoksa yorumlardan veya benimle iletişime geçerek konu hakkında daha geniş bilgi talep edebilirsiniz.)  Günümüzde veya geçmişteki krizlere bakarsak ana sebep ne olursa olsun krizlerin patlak vermesine borçların neden olduğunu görüyoruz fakat karşılaştırdığım dönemlerdeki borç sorununun ortaya çıkış süreci ise çok ciddi şekilde farklılaşmış durumda.



imf ile anlaşma yapılacak mı
Türkiye, IMF ile anlaşacak mı?


  Durumu örnekle açıklamak gerekirse şu an Türkiye'nin 450 milyar dolar civarında dış borcu mevcut, bu sene için ise kabaca 200 milyar dolar civarında döviz borcumuz mevcut. Peki Türkiye bu borcu sıfırlayacak mı? Hayır; ne bugün ne de orta-uzun vadede böyle bir şey olmayacak açıkçası olması mümkün de değil. Bu sadece bize has bir durum da değildir; bugün çok ufak ihmal edilebilir birkaç ülke dışında dış borcunun tamamını makul bir süreçte ödeyebilecek bir ülke dünyada mevcut değildir. İç borçta da durum çok farklı değil.

-Konu Dışı-

Dolarizasyon sebebiyle hanehalkının döviz talebi de bir nevi dış borç gibi piyasa üzerinde baskı oluşturur ama bunu rakama dahil etmedim.

-Konu Dışı-

 Ülkeler, Özel Sektör, Kişiler borçlarını tamamen sıfırlamazlar borçlar genelde tekrardan borçlanarak sürdürülür ve elde edilen finansman verimli alanlara aktarılırsa borçlar miktar olarak azalmazsa da ekonomik büyüklüğe oranla azalır aksi senaryo da borçlar oransal olarak artar ve bir noktada sürdürülemez noktaya gelir ki ardından kriz başlar. Borcu borçla sürdürme olayına ''sendikasyon'' denir.

 Bu olayın IMF ile bağına gelince 2000 öncesi küresel likidite bugün ile kıyaslanamayacak kadar az idi o yüzden lokal bir sorunun veya bir ülkenin küresel bir krize hazırlıksız yakalanmasının sonucu çoğu zaman kriz olurdu çünkü bahsettiğim sendikasyon olayı küresel bir krizde birden bire bıçak gibi kesilirdi veya sendikasyon abartılı derecede maliyetli olurdu. Borcu borçla çevirme kabiliyetini kaybetmiş sorunlu ekonomiler daha büyük sorunlara sebep olacak ''para basma'' dışında borçlarını sürdüremez hale gelirlerdi. Bir noktada IMF devreye girer, sendikasyon sorununu çözerdi; bir acı reçete ile borçların makul seviyeye gerilemesini ve ülke ekonomisinin tekrardan sürdürülebilir hale girmesini sağlardı ki doksanlarda IMF'nin bu şekilde birçok başarılı programı mevcut.

 Günümüzde ise küresel likiditenin abartılı şekilde artması sebebiyle ülkelerin göstergelerinde ciddi bozulmalarda bile sendikasyon sorunu nispeten daha az yaşanıyor daha basit ifadeyle geçmiş dönemlere göre çok daha kötü göstergelerle bile ülke/şirket/kişiler borçlarını borçla sürdürmeye devam ediyorlar bu durumda ekonomilerin kriz eşiğini eski dönemler ile kıyaslanamayacak seviyede yukarıya çekiyor. Dünya ekonomilerinin göstergelerine bakarsanız bugün sorunsuz olan birçok ekonominin göstergeleri geçmişte yaşanmış büyük krizlerden bile çok kötü durumda ! Bu çok iyi şartlar altında bile krize sürüklenebilen ülkelere ise klasik IMF çözümleri çözüm getiremiyor.



türkiye imf ile anlaşma yapacak mı
 Imf ile anlaşma yapılacak mı?


   Imf, sorun yaşayan ekonomilere farklı çözümler sunsa da ana çözüm hep aynı... Imf ülkelerden ekonomilerin tekrar bir borç krizine sürüklenmemesi için borçların azaltılmasını en azından artmamasını basitçe kemer sıkma önlemleri talep ediyor. Bu yöntem yanlış mıdır? Tamamen doğrudur fakat günümüz şartlarında ekonomilerde borç yükü o kadar yukarılara tırmanmıştır ve ekonomiler krediye o kadar bağımlı hale gelmiştir ki kemer sıkma yöntemleri borçları sadece miktar olarak azaltıyor ama aynı şekilde ekonomik hareketliliği de aşağı çektiği için ekonomiler küçülüyor ve ekonomiler üzerindeki borç yükünde bir iyileşme yaşanmıyor. Örneklerle açıklamak gerekirse;

  Yunanistan'ın 2011 Krizinde kamu borçlarının ekonomiye oranı %172 idi, günümüzde ise bu oran %178'e ulaştı. Aynı süreçte Yunanistan'ın ekonomik büyüklüğü 350 milyar dolardan  200 milyar dolara düştü. Büyük Yunan Bankalarında sorunlu kredi oranı %40-50 seviyesinde önümüzdeki seneler için bile hedef %20 ki inandırıcı da değil. Yunan gençlerinin yarısı işsiz...Krizden beri geçen 7-8 senede Yunanlar refahlarının yarısını kaybettiler ama rakamların krizin başladığı seviyeden bir farkı yok ! Yunanistan marjinal bir örnek ve durum sadece IMF'nin başarısızlığına bağlanamaz fakat benzer bir hikaye IMF ile anlaşma yapmamış olsa da Avrupa Birliği destekli İtalya'da yaşandı. Kemer sıkma yöntemleri ekonomi üzerindeki borç yükünü azaltmıyor. 


  Kemer sıkma yöntemleri kabul edilse bile bir süre sonra politik olarak sürdürülemiyor; Yunanistan'da IMF ile anlaşan hükumet değişti, ardından popülistler yönetime geldi.(Politikalarını uygulayamadılar.) Aynı şey İtalya'da yaşandı, yakında İspanya'da yaşanması bekleniyor yani bir hükumet IMF ile anlaşsa bile bir noktadan sonra kemer sıkmaya halk dur diyor. Türkiye'ye dönersek Türkiye'de ekonominin ana sürükleyici faktörü tüketimdir, tüketim ile krediler arasındaki güçlü ilişki sebebiyle Türkiye'de klasik bir IMF programının İtalya, Yunanistan benzeri sonuçlar doğurma ihtimali mevcut.

 Sonuç olarak yapısal reformları destekleyen bir IMF programı ile karşılaşmayacak isek IMF'nin klasik politikalarının bize sağlayabilecek fayda hakkında soru işaretleri mevcut. IMF'nin mevcut sorunlarımızı çözmede bize sağlayabileceği katkı ile alakalı farklı bir makale yazacağım.

Ekleme: Imf'nin amacı nedir? -Link-

2 yorum:

Yusuf yuksel