31 Mayıs 2019 Cuma

2019 Ekonomik Hedefleri ve Gerçekleşmeler

 2019'un birinci çeyrek büyüme verisi açıklandı o yüzden Türkiye'nin 2019 hedefleri ile gerçekleşmeleri karşılaştırabiliriz. Türkiye'nin 2019 hedefleri geçtiğimiz yıl Eylül ayının sonlarında açıklanan yeni ekonomi programında belirlenmişti.(OVP) Normal şartlar altında ülkemizde orta vadeli programlar çok da önemsenmez, geçmiş yıllarda OVP açıklandıktan çok kısa süre sonra belirtilen hedeflerin aksine politikalara şahitlik ettik fakat son OVP olan yeni ekonomi programı hem hazırlanış süreci hem de içeriğiyle geçmiş OVP'lerden ayrılmıştı o yüzden yeni ekonomi programı hedefleri geçmişe göre daha ciddi hedeflerdi, geçtiğimiz Eylül ayından beri ekonomi yönetiminin her faaliyetinde yeni ekonomi programına(YEP) atıf görüyoruz o yüzden bu programın kenara atıldığını iddia edemeyiz. YEP, ilk açıklandığında eleştiriler de aldı ama genel kanaat iyimser de olsa ayakları yere basan bir program olmasıydı o yüzden YEP hedefleri ile gerçekleşmeler arasındaki ilişki önemlidir.

2019 Birinci Çeyrek Büyüme Verisi

 Türkiye 2019 Birinci Çeyrekte %2,6 daraldı; döviz bazlı milli hasıla 784 milyar dolardan 748 milyar dolara geriledi.

Ana sektörlere bakınca;

Tarım sektörü %2,5 büyüdü.
Sanayi %4,6 küçüldü.
Hizmetlerde ise küçülme %4 oldu.
İnşaat sektöründe küçülme %10.9 oldu.

Hanehalkı harcamaları %4,7 azalırken, devlet harcamaları %7.2 artmış.(Kamunun ekonomiye bu kadar güçlü destek vermeye devam etmesi zor. -Link-)


30 Mayıs 2019 Perşembe

Nadir Element Nedir

 Çin'in ticaret gerginliği sebebiyle Abd'i nadir elementler ile veya daha doğrusu nadir toprak elementleri ile tehdit etmesi ile nadir element konusu gündemimize girdi.

Nadir Element nedir

 
Yer kabuğunda 160'tan fazla mineralin içinde bulunan elementlerdir; bunlardan bastnazit,monazit, ksnotim nadir toprak elementlerinin üretiminde daha fazla kullanılanlardır.(%95) Olayın akademik tanımı bu iken basit tanımı ise günümüzde yüksek teknolojik ürünlerin üretiminde olmazsa olmaz elementlerdir

Nadir toprak elementlerinin kullanım alanları


-Bilgisayar parçaları
-Gps sistemi
-Batarya
-Kamera Lensleri
-Ampul
-Renkli ekran
-Haberleşme sistemleri
-Rüzgar türbünleri
-Füze kontrol sistemi
-Özel gözlükler
-Akıllı telefon
-X-ray aletleri
-Lazerler
-Savunma sistemleri
-Jet motorları
-Radyoterapi
-Röntgen makinaları
-Fiberoprtik kablo
-Hava araçları

Liste bu şekilde uzayıp gidiyor.

29 Mayıs 2019 Çarşamba

Türkiye iflasa mı gidiyor

 Son günlerde kamu bütçesindeki kötüleşme dikkat çekiyor, gelişmeler bize önümüzdeki dönemde bütçedeki gelişmeleri daha da yakından takip etmemiz gerektiğini gösteriyor özellikle içinde bulunduğumuz günlerde kamu ödemelerine gerçekleştirmek için kötü tercihler arasında tercih yapmak zorunda bunu rakamlarla basitçe açıklamaya çalışacağım fakat son günlerde Türkiye iflasa gidiyor şeklinde haberler yapılmaya başladı ki bu haberler kötü niyetli değilse konu hakkında çok ciddi şekilde bilgisizlik ifade ediyor.( En kibar ifade) Kamu bütçesi bu ay ve önümüzdeki ay zorlanacağı belli ama kamunun iflas etmesi için öncelikle borç bulamaması gerekir, şu an yerel veya yabancı para cinsi borçlanma cazip değil ama borçlanma konusunda hiçbir sorun yaşamıyoruz; sonraki aşama genelde çok ciddi sorunlara sebep olan para basma aşaması olur ki Türkiye'de böyle bir durum yok velev ki bu aşama da aşıldı ardından iflastan daha makul İMF ile anlaşma seçeneği vardır; şu an Türkiye iflasa gidiyor, maaşlar ödenemeyecek şeklindeki haberler kötü niyetli değilse ciddi bilgisizlik göstergesidir.

  Türkiye iflasa gidiyor haberlerine sebep olan gelişme gelecek ay gerçekleştirilecek emekli ikramiyeleri ödemesinin nasıl gerçekleştirileceğinin son günlere kadar net şekilde belli olmamasıydı;(kamu bunu net olarak bildirmez ama atılan adımlardan anlaşılır.) basitçe rakamlar ile ifade edersek içinde bulunduğumuz ay kamu bu ay gerçekleştireceği borç ödemesi kadar borçlanmıştı; bunun dışında hazinenin Türk  Lirası hesabında 4-5 milyar lira civarında para var iken önümüzdeki günlerde emeklilere 12 milyar Türk Lirası ikramiye ödenecek, hazinenin Türk Lirası hesabında yeterli para yok fakat hazinenin hesaplarında 4 milyar dolar değerinde de döviz bulunuyor yani kamunun ödeme gerçekleştiremeyeceğini iddia edebilecek bir durum yok ki dün 31 Mayıs günü için yeni bir döviz ihalesi ilan edildi, anladığım kadarıyla emekli ikramiyeleri için bu günlerde hazine döviz bozduracak. (Rakamların durumu açıklamada önemi olmadığı için tekrar kontrol etmedim, aklımda kaldığı gibi yazdım, hatalı olabilir.)

27 Mayıs 2019 Pazartesi

Rezerv Opsiyon Mekanizması Nedir

  Rezerv opsiyon mekanizmasını(Rom) anlamak için öncelikle zorunlu karşılık kavramının anlaşılması gerekir; mevduat toplama hakkı olan bankalar topladıkları mevduatın bir kısmını merkez bankalarında bulundurmak zorundadırlar. Haberlerde sık sık duyduğumuz Merkez Bankası döviz rezervi(brüt) ifadesindeki rezervin çok önemli bir kısmı bankaların merkez bankalarının kullanımına sunmak zorunda oldukları zorunlu karşılıklardır.

 Merkez Bankaları zorunlu karşılık oranlarını kendileri belirler basitçe ifade edersek zorunlu karşılık oranı artırıldıkça piyasadaki likidite azalacağı için doğal olarak enflasyonun düşmesi, yerel para biriminin değer kazanması, ekonomik hareketliliğin yavaşlaması, ekonomik büyümenin yavaşlaması vb. etkiler beklenir yani bir nevi faiz artırma etkisi ortaya çıkar , zorunlu karşılık oranlarında indirim ise piyasada faiz indirimine denk etki oluşturur.Kısacası zorunlu karşılıklar oranlarını değiştirme bir nevi faiz oranlarını değiştirmeden faiz kararı etkisi ortaya çıkarır.Etkili bir para politikası aracıdır.

23 Mayıs 2019 Perşembe

CDS nedir

  Cds(Kredi Temerrüt takası) bir satıcının yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda alıcının hakkını tazmin eden bir varlık türüdür; daha basit ifadeyle cds bir sigorta sözleşmesidir. Türkiye'de fazla önemsenmiyor ve yeterince yakından takip edilmiyor olsa da aslında günümüzde bir ülke varlıklarının fiyatlamasında en etkili göstergelerden biri haline gelmiştir.

   Cds primi, bir tahvilin sigortalanır iken hangi maliyet ile sigortalandığını gösterir; son günlerde haberlere konu olan CDS priminin 500 olması (5 yıllık) Türk tahvillerinin(5 yıllık) sigortalanma maliyetinin %5'e yükseldiği anlamına gelir. Yaygın olarak hayatımızda bir ürünün sigorta maliyeti alıcı üzerinde iken finansal piyasalarda tam aksine yük satıcıya yüklenir. Bir ülkenin Cds primi ne kadar yüksek ise yatırımcıların gözünde ülke algısı o kadar olumsuzdur, Cds primi her vade için farklı değerde olsa da yaygın olarak bir ülke hakkında fikir edinebilmek için beş yıllık Cds primi takip edilir.

22 Mayıs 2019 Çarşamba

Ticaret Savaşları

Ticaret Savaşları



Son günlerde Türkiye'de ve dünyada finansal piyasaları olumlu veya olumsuz etkileyen en güçlü hikaye Abd-Çin Ticaret Savaşı senaryoları oluyor; Abd Başkanı Trump'ın 2020'nin sonlarında gerçekleşecek olan ikinci başkanlık seçimi propagandasına şimdiden başlamış olması sebebiyle başta Çin ile olan ticari ilişkiler olmak üzere her alanda yatırımcıları gerecek adımlar atıyor. Daha önce Ticaret savaşları ile ilgili çok sayıda yazı paylaşmıştım fakat her biri konunun farklı bir kısmı ile alakalıydı bu yazıda ise ticaret savaşlarına biraz daha bütüncül bakmaya çabaladım. Yazı son gelişmelerden daha çok sorunların nedenleri ve uzlaşmanın zor olduğu çıkar çatışmalarıyla alakalı olacak.

Not-1: Bu paylaşımda çok sayıda farklı yazıya atıf yapmaya ihtiyacım olacak, hepsini okumanızı kuvvetle tavsiye ederim.

Not-2: Bu paylaşımı yazarken hem gereksiz ayrıntılara girmemek hem de konunun -anladığım kadarıyla- bütün ayrıntılarına yer vermek için ekstra çabaladım, yazıda atlanmış olduğunu düşündüğünüz bir ayrıntı varsa lütfen bana bildirin.




Ticaret Savaşlarının Nedenleri


 Modern Çin'in kurucusu Mao Zedong 1976'da öldüğünde Çin ekonomisi küresel ekonomiden kopuk bir haldeydi; bu yazıyı fazlasıyla uzatmamak için Mao dönemi Çin ekonomisine değinemeyeceğim ama birkaç cümle ile açıklamak gerekirse Çin'in kurucusu Mao hayatını kaybedene kadar Çin ekonomisi ile modern ekonomi arasında bir bağ yok denecek kadar azdı ve bu durumun doğal sonucu Çin potansiyeline göre çok zayıf bir ekonomiydi. Mao'dan sonra başa gelen her yönetici aşama aşama hatalar ve sistemin getirdiği zorluklar ile beraber Çin'i dünyaya açmaya çabaladılar ki bu çabalar 2001 yılının sonunda Çin'in Dünya Ticaret Örgütü'ne(DTÖ) katılmasıyla başarıyla sonuçlandı. Çin belki hiçbir dönem klasik ekonomiler gibi olmadı ama 2001'de Çin'in DTÖ'e katılması Çin açısından devrimsel bir adımdı.

13 Mayıs 2019 Pazartesi

Doğu Akdeniz Sorunu

 Türkiye seçim gündemine kilitlenmişken geçtiğimiz günlerde Türkiye-Abd arasındaki anlaşmazlıklara Doğu Akdeniz sorunu da eklendi; Abd ve birçok ülke geçtiğimiz günlerde Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de petrol ve doğalgaz araması çalışmalarından rahatsız oldu.


Doğu Akdeniz Sorununun Kaynağı


 Geçtiğimiz aylarda Türkiye, Lübnan ve Suriye dışında Doğu Akdeniz'e kıyısı olan ülkeler Kahire'de bir araya gelip Doğu Akdeniz Gaz Forumu'nu kurdular; forumu Abd ve Ab çok güçlü şekilde destekliyorlar; Suriye'nin artık hamisi haline gelmiş olan Rusya da Doğu Akdeniz'de kendi çıkarlarını korumaya çalışması sebebiyle forumun Suriye'yi de tamamen dışladığını iddia etmek zor yine Lübnan sadece İsrail ile küçük ama değerli olma ihtimali yüksek sınırlı bir bölgede anlaşmazlık yaşıyor, geriye sadece Türkiye forumun dışında kalıyor. Forumdaki ülkeler Doğu Akdeniz'i aşağıdaki haritada görüldüğü gibi paylaşmış durumdalar.


doğu akdeniz doğalgaz haritası
Doğu Akdeniz Gaz Forumu paylaşım haritası


  
 Türkiye üstteki paylaşım haritasından memnun olmadığı ve Doğu Akdeniz'de kıyısı olan bütün ülkeler ile sorun yaşadığı için kendi münhasır alanını ilan etti. Uluslararası büyük şirketler Türkiye'nin tezlerini desteklemediği için Türkiye kendi sismik gemisi Fatih ile uzun süredir petrol/doğalgaz araması yapıyordu, yakın zamanda Yavuz sondaj gemisi ile sondaj çalışmalarına başlayacağımızı ilan etmemiz gerginliğe sebep oldu.

Türkiye özellikle haritadaki Calypso(İtalyan Eni şirketi bölgede 220 milyar metreküp doğalgaz buldu) ve Aphrodite(Abd'li Noble Energy'nin bölgede bulduğu doğalgaz'ın 200 milyar metreküp, petrolün ise 3.7 milyar varil olduğu tahmin ediliyor.) bölgelerinde hak iddiaları var.


8 Mayıs 2019 Çarşamba

Gıda Enflasyonu


 Geçtiğimiz Nisan ayında enflasyon %19.5 olarak açıklanırken gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık fiyat artışı %32 civarında gerçekleşti. Son zamanlarda enflasyon verilerinin eleştirilmesinin en temek sebeplerinden biri de bu durumdur; enflasyon verisine ulaşmak için kullanılan sepet ile herhangi bir vatandaşın enflasyonu arasında doğal olarak fark bulunur, bu sebeple her vatandaşın enflasyonu kendisine hastır fakat gıda enflasyonu ise neredeyse her vatandaşın gözünün önündedir ki Tüik'in de enflasyon sepetinin neredeyse çeyreğini oluşturur; toplumun en fazla muhatap olduğu enflasyon ile manşet enflasyon arasındaki uçurum doğal olarak enflasyon verisine güven tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Enflasyon verisine karşı olan güven sorunu sadece gıda enflasyonu ile manşet enflasyon arasındaki fark ile açıklanamaz olsa da önemli bir gerekçe bu durum.

  Gıda enflasyonu Tüik'in enflasyon sepetinde %23 civarında bir ağırlığa sahip iken günümüzde alt gelir grubu için çok daha yüksek bir ağırlığa sahip olduğunu tahmin etmek güç değil bu durum da alt-üst gelir gruplarının maruz kaldıkları enflasyonun ciddi şekilde farklılaşması anlamına geliyor; düşük gelirli vatandaşların enflasyona ezdirilmesi ekonomi için yapısal bir sorundur daha önce bu konuda şu makaleyi yazmıştım o yüzden ayrıntıya girip bu makaleyi uzatmak istemiyorum. -Link- fakat çok kısaca toplumun bir kısmının(Türkiye'de resmi olarak asgari ücret alanların oranı maaşlı kesimin neredeyse yarısı !) enflasyona karşı ezilmesi durumunda ekonominin potansiyelinin çok altında performans göstermesi beklenir.

  Gıda enflasyonu sadece vatandaşın bütçesini en fazla aşındıran kalem olmakla da kalmaz; vatandaş doğal olarak bütçesindeki  aşınmayı telafi etmek için ya tüketimini kısar(ekonomi küçülür) ya da maruz kaldığı maliyeti kendi gelirlerini artırarak(zam) ile karşılama çabasına girer böylece gıda enflasyonu diğer alt kalemlerin üzerinde de yukarı yönlü baskıya sebep olur.

2 Mayıs 2019 Perşembe

Güney Kore Efsanesi Sona Mı Eriyor

 Geçtiğimiz günlerde Güney Kore'nin 2019 birinci çeyrek büyüme verisi açıklandı, açıklama öncesi büyüme beklentisi %2.5 iken gerçekleşme %1.8 oldu. Bir önceki çeyrek Güney Kore %3.1 büyümüştü. Güney Kore ekonomisi 2008 krizinin etkileri sona erdiğinden beri ilk defe çeyreklik olarak %2'nin altında performans gösterdi.

  Güney Kore ekonomisi kalkınma  konusunda dünyadaki en başarılı örneklerden biri ki bence en iyisidir; 75 yıl önce üçüncü dünya ülkesi olan Güney Kore'nin sadece iki jenerasyon sonra gelişmiş ülke seviyesine çıkması çok efsanevi bir başarı fakat bu efsane ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmış durumda; Güney Kore'nin büyük başarısının ciddi defoları da mevcuttu ve bu defolara rağmen ilerlemek Güney Kore açısından çok daha güç bir hal aldı. 

 Güney Kore Ekonomisinin sorunlarına gelecek olursak;

Yusuf yuksel