8 Mayıs 2019 Çarşamba

Gıda Enflasyonu


 Geçtiğimiz Nisan ayında enflasyon %19.5 olarak açıklanırken gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık fiyat artışı %32 civarında gerçekleşti. Son zamanlarda enflasyon verilerinin eleştirilmesinin en temek sebeplerinden biri de bu durumdur; enflasyon verisine ulaşmak için kullanılan sepet ile herhangi bir vatandaşın enflasyonu arasında doğal olarak fark bulunur, bu sebeple her vatandaşın enflasyonu kendisine hastır fakat gıda enflasyonu ise neredeyse her vatandaşın gözünün önündedir ki Tüik'in de enflasyon sepetinin neredeyse çeyreğini oluşturur; toplumun en fazla muhatap olduğu enflasyon ile manşet enflasyon arasındaki uçurum doğal olarak enflasyon verisine güven tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Enflasyon verisine karşı olan güven sorunu sadece gıda enflasyonu ile manşet enflasyon arasındaki fark ile açıklanamaz olsa da önemli bir gerekçe bu durum.

  Gıda enflasyonu Tüik'in enflasyon sepetinde %23 civarında bir ağırlığa sahip iken günümüzde alt gelir grubu için çok daha yüksek bir ağırlığa sahip olduğunu tahmin etmek güç değil bu durum da alt-üst gelir gruplarının maruz kaldıkları enflasyonun ciddi şekilde farklılaşması anlamına geliyor; düşük gelirli vatandaşların enflasyona ezdirilmesi ekonomi için yapısal bir sorundur daha önce bu konuda şu makaleyi yazmıştım o yüzden ayrıntıya girip bu makaleyi uzatmak istemiyorum. -Link- fakat çok kısaca toplumun bir kısmının(Türkiye'de resmi olarak asgari ücret alanların oranı maaşlı kesimin neredeyse yarısı !) enflasyona karşı ezilmesi durumunda ekonominin potansiyelinin çok altında performans göstermesi beklenir.

  Gıda enflasyonu sadece vatandaşın bütçesini en fazla aşındıran kalem olmakla da kalmaz; vatandaş doğal olarak bütçesindeki  aşınmayı telafi etmek için ya tüketimini kısar(ekonomi küçülür) ya da maruz kaldığı maliyeti kendi gelirlerini artırarak(zam) ile karşılama çabasına girer böylece gıda enflasyonu diğer alt kalemlerin üzerinde de yukarı yönlü baskıya sebep olur.

gıda enflasyonu 2019
Gıda Enflasyonu


 Gıda enflasyonu dolaylı olarak Tarım ve hayvancılık sorunudur. Tarım ve hayvancılık istisnai örnekler dışında toplumlara refah vaat etmez; Türkiye örneğini inceler isek toplumumuzun yaklaşık %20'si(gelişmiş ülkelere göre çok çok fazla !) tarım ile ilgilenirken milli hasılanın sadece %7'si tarım ve hayvancılıktan elde edilir, bu durum gelişmiş ülkelerde daha iyi seviyede olsa da farklı değildir. Tarım ve hayvancılık toplumlar için istisnai örnekler dışında zenginleşme alanı değildir, tarım ve hayvancılığın toplumlara asıl faydası fakirleşmeyi(gıda enflasyonu) önlemesidir; bu sebeple gelişmiş toplumlarda en güçlü teşvikler tarım ve hayvancılığa verilir, örneğin Avrupa Birliği bütçesinin %40'ı tarım teşviklerine aktarılır.

 2019 yılında yaşadığımız diğer sorunlarla beraber çok ciddi şekilde gıda enflasyonu sorunu yaşıyoruz, bu sorunların bir senede çözülmesini ummak hayalcilik olur ama tarım ve hayvancılık sektörlerinde yaşanabilecek çok basit iyileşmelerin mevcut sıkıntıların çözümüne çok büyük katkı sağlayacağını tahmin etmek zor değil; Türkiye'nin patates veya soğan gibi ürünlerde arz sorunu yaşaması çok saçma bir durum, Dünyadaki domatesin %7.5'ini üretirken dünya nüfusunun sadece %1.1'ine sahibiz buna rağmen bu sene domates arzında da sorun yaşandı, ülkemizde şu an domates 5-10 lira iken en büyük domates ihraç pazarlarımızdan biri olan Rusya'da domates fiyatları 4.5 lira  civarında ! Geçmiş senelerde bir ürünün bir sene abartılı derecede prim yapar iken ertesi sene tarlada kalmasına defalarca şahit olduk. Saydığım sorunlar tarım ve hayvancılığın yapısal sorunlarından çok planlama konusunda yaşanan sorunların sonucudur ve iyi bir planlama ile bu konularda dikkat çekici bir iyileşme yaşanabilir.

Endonezya Örneği


 Bu sene Endonezya çok uzun yıllardan beri ilk defa pirinç ihraç etti; yaklaşık bir sene önce aynı Endonezya 2-2.5 milyon ton pirinç ithal etmişti. 


gıda enflasyonu
Endonezya pirinç ithalatı


Pirinç Endonezya ve Güneydoğu Asya ülkelerinde en fazla tüketilen gıdadır bu sebeple pirinç fiyatlarındaki dalgalanma Endonezya ekonomisine Gıda enflasyonu sebebiyle zarar veriyordu; Endonezya yönetimi sadece teknoloji destekli takip ve iyi bir planlamayla çok büyük başarı sağladı, Türkiye'nin çok yüksek tarım potansiyeli sebebiyle sadece planlama açısından atılacak adımların çok olumlu sonuçları olabilir.

Türkiye'de gıda enflasyonu yüksek olmakla beraber dünyada ise son yıllarda gıda enflasyonu çok düşük seviyelerde seyrediyordu ve doğal olarak bu durum bize pozitif yansıyordu fakat önümüzdeki  dönem dünyada gıda enflasyonu çok olumsuz noktalara gidebilir.

 2019 yılında gıda krizi yaşanabilir


 Çin'deki domuz ateşi/domuz gribi salgını küresel gıda fiyatlarını tehdit ediyor, hastalığın insanlara etkisi yok o yüzden Türk basınında henüz çok fazla yer bulamadı. Domuz ateşi/domuz gribi hastalığının domuzlarda  tedavisi yok ve hastalığa yakalanan domuzların neredeyse tamamı telef oluyor, Çin'den defalarca hastalığın kontrol altına alındığına dair açıklamalar gelse de hastalık yayılmaya devam ediyor.

 Çin'de 7-8 aydır devam eden hastalık sebebiyle domuz popülasyonunun son 20 yılın en düşük seviyesi olan 375 milyona düştüğü açıklandı ,bu rakam dünya domuz popülasyonunun da neredeyse yarısına denk geliyor. Domuz popülasyonu bu kadar azalmışken sadece Çin'de 130 milyon kadar domuzun itlaf edilmesi gerekliliği ifade ediliyor ve bun önlemlerin Çin'de domuz eti fiyatlarının %70 civarında artmasına sebep olacağı tahmin ediliyor.(Çin'de yıllık enflasyon %3 !)

 Dünyanın en kalabalık ülkesinde özellikle fakir halkın tercih ettiği domuz eti üretimi dramatik olarak azalınca Çin'in et ihtiyacı da anormal olarak arttı. Dünyada et ithalatında Çin'in payı domuz etinde %20'den %25'e, Kırmızı ette %17'den %19'a, Tavuk etinde ise %3.7'den 6'a çıktı(2018-2019 yılları karşılaştırması) Geçtiğimiz ay Çin'in Abd'den domuz eti ithalatı %62 gümrük vergisine rağmen rekor kırdı ve bu rakamlar Domuz gribi hastalığını ortadan kaldırmak için gerekli olan 130 milyon domuzun itlafından sonra çok daha abartılı noktalara çıkmak zorundadır.

Domuz gribi Türkiye ve Dünyayı nasıl etkiler


 Domuz ürünleri Türk toplumunda yok denecek kadar az tüketilse de Domuz gribi sebebiyle korkulan senaryolar gerçekleşirse bunun sonucu olarak Çin'de ve dünyada hayvansal gıdalara olan ihtiyaç çok ciddi şekilde artacaktır; Abd'den sonra dünyada en fazla et  İthalatçısı ülke olan Türkiye'nin bu durumdan en fazla olumsuz etkilenen ülkelerden biri olması beklenir.

 Domuz bulduğu her şeyi yiyebilen bir hayvandır.(Et ya da ot) Her türlü ev atığı, restoran artığıyla bile beslenebilir buna rağmen çok hızlı şekilde kilo tutar. Bu sebeple domuz tüketiminin yerini başka hayvanların alması doğal olarak yem olarak kullanılan tarımsal ürün fiyatlarını da artıracaktır bu da bütün dünyaya gıda enflasyonu olarak yayılacaktır.

  Gıda enflasyonunun diğer ürünlere de yapacağı yukarı fiyat baskısı göz önüne alınınca Çin'de domuz eti fiyatlarının %70 civarında artışı ve bu durumun dolaylı etkisi sebebiyle Çin'de enflasyon konusunda daha olumsuz senaryoları söz konusu olabilir  ve son yıllarda Çin'in sık sık gerçekleştirdiği finansal gevşeme adımlarını nispeten zorlaştıracaktır.-Link-

 Çin'in ekonomik yapısı sebebiyle küresel çapta fiyatları aşağı çeker, bir nevi küresel deflasyon ihracatçısıdır. Domuz gribinin Çin'deki enflasyon beklentilerini olumsuz etkilemesi bekleniyor ve bu durumun da küresel ekonomiye enflasyonist baskı yapması beklenir.

Ekleme: Türkiye tarımla kalkınabilir mi? -Link-

Twitter: Yusuf Yüksel

Facebook: Yusuf Yüksel

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yusuf yuksel