14 Eylül 2020 Pazartesi

Türkiye'nin kredi notu ne demektir

 Daha önce 'Türkiye'nin kredi notu ne demektir '' sorusu için bir makale yazmıştım ama gözlemlediğim kadarıyla yazı yeterli değil o yüzden ekleme yapma gereği duydum. Bu yazıyı yazmak benim için biraz zor oldu çünkü yazıyı bir kere yazdıktan sonra kontrol ettiğimde beğenmeyip yeniden yazmak zorunda kaldım sebebi ise aynı konunun çok uç noktalarda değerlendirilmesi... Türkiye'nin kredi notunun hiçbir önem taşımadığı ülkemizde bir mit haline gelmiş diye yorum yapsam bence abartılı olmaz ama öte yandan Türkiye'nin kredi notuna bana göre hak ettiğinden çok çok fazlasıyla önem atfedilen yorumlar da görüyorum. Bu konunun bir yönü bir diğer yönü ise Türkiye'nin kredi notunun değişim sürecini  dünyada son derece anormal şekilde değişen küresel konjonktür dahil edilmeden yorumlamak bence eksik kalır. Dünyada ''Yatırım yapılamaz'' kredi notuna sahip tahviller tarihi düşük maliyetlerle tarihi yüksek büyüklükte ihraç edilirken Türkiye'nin finansman maliyeti konusunu bundan bağımsız değerlendirmemek gerekir.  Sırayla gitmek gerekirse;

Moody's'in Türkiye'nin kredi notunu düşürmesinin etkisi 


 Moody's, Türkiye'nin kredi notunu B1'den B2'e düşürdü. Bu olayın haber etkisi olumsuzdur yine Moody's'in Türkiye'nin kredi notunu diğer kredi derecelendirme kurumlarının hepsinden daha düşük kademeye indirmesi ayrıca olumsuzdur fakat bizim kaybettiğim B1 notunu Moody's kadar itibarlı olan S&P bize uygun buluyor, Fitch bundan daha fazlasını da uygun buluyor ki Fitch'in notu sadece kademe olarak değil, sınıflama olarak da diğer iki derecelendirme kurumundan yüksek yani realitede Türkiye'ye karşı büyük bir algı değişimi yaşanmadı.

Türkiye'nin kredi notu nedir
Üç büyük derecelendirme kuruluşunun Türkiye notları


 Türkiye'nin kredi notunun piyasalarda büyük(Altı çizili) bir etki uyandırması için yatırım yapılabilir seviyeye çıkması/yaklaşması gerekir veya iflas/temerrüt seviyesine yaklaşması/düşmesi gerekir diye düşünüyorum. Kredi derecelendirme kuruluşların değerlendirmeleri zaten piyasadaki yatırım eğilimlerinden çok uzak değildir.

 Kredi derecelendirme kuruluşlarının değerlendirmeleri daha çok finansman maliyetlerini ve bununla ilgili olan varlıkları kısa süreli etkiler. Genel anlamda piyasalara etkisi daha uzun süreli hissedilir  yani özetle diyebilirim ki kredi derecelendirme kuruluşlarını değerlendirmeleri bir günde herhangi bir ülkeye dair algıda fırtınalar koparmaz. Bunun diğer tarafında ise kredi derecelendirme kurumlarına anketör muamelesi yapan yorumlar da var.

Kredi derecelendirme kuruluşları ve 2008 Krizi


 2008 Krizi geçen seneye kadar tarihin en büyük krizi olmasa da küresel ekonominin karşılaştığı en büyük risk olarak kabul görürdü ve bu büyüklükte bir krizin yaşanmasında kredi derecelendirme kuruluşlarının suistimalleri çok büyük pay sahibidir. (Ayrıntı için: 2008 Krizi )  2008 Krizi, kredi derecelendirme kuruluşlarının itibarlarına büyük darbe vurdu ama bu kuruluşların etkinliği azaldı, kimse bu kuruluşları takmıyor demek büyük bir yanılgıdır. Kredi derecelendirme kuruluşları ile ilgili her paylaşımımın altında bu kuruluşların değerlendirmesine kimse önem atfetmiyor yorumunu banko görüyorum ama hatırlatmam gerekiyor ki önem atfedilmediği iddia edilen o değerlendirmeler için tonla para ödeyen müşteriler var! 


 2008 krizinde üç büyük derecelendirme kuruluşu sınıfta kalmış olabilir ama 2008'deki hikaye hatalar silsilesi bir sonucuydu; bireysel hataların büyük resimde ne büyük sonuçlar doğurduğunu ne bankalar, ne kredi derecelendirme kuruluşları ne de kamu fark etmemişti. Bütün suç üç kredi derecelendirme paylaştırılsa  dünyadaki diğer yüzlerce daha az popüler derecelendirme kuruluşları neden bu konjonktürden yararlanmadı sorusunun cevabı bence önemli.(Suistimalde pay sahibi olmayan kurumlar da gelen fırtınayı görememişti.) Kredi derecelendirme kuruluşları 2008'de net hatalıydı ama olay bence bahsettiğim kuruluşların her şeyi algıladığı halde bile bile ekonomiyi ateşe sürüklemesi değil. Bu konu uzar belki ayrı bir makale konusu olabilir belki de tamamen yanlış düşünüyorum ama günümüze gelirsek kısaca diyebilirim ki 2008 Krizi büyük kredi derecelendirme kuruluşlarının karizmasına olumsuz etkilemiş olsa da etkinliklerine en ufak bir zarar vermemiştir.

''Yatırım yapılamaz''  varlıklara yatırım yapılmıyor mu


  Türkiye'nin kredi notunun düştüğü şu günlerde yatırım yapılamaz varlıklar için de istisnai bir dönemdeyiz. Örnekleri veri bulmanın kolay olduğu ABD'den vereceğim.

 Geçtiğimiz Ağustos ayında ''Yatırım yapılamaz.'' kredi notuna sahip 52.9 milyar dolarlık şirket tahvili ihraç edilmiş. Bu Ağustos ayları için tarihte görülmemiş bir rakam ki Geçtiğimiz yıl yatırım yapılamaz kredi notlarına sahip şirket tahvillerinin ihraç hacmi Ağustos ayında bu senekinin beşte biri kadardı.



 Geçtiğimiz Mayıs, Haziran, Temmuz ayları da geçmiş aylarla karşılaştırdığımızda Ağustos ayı gibi daha önceki Mayıs, Haziran Temmuz aylarının yüksek getirili tahvil (Çöp tahvil/yatırım yapılamaz) rekorunu kırmıştı. Geçtiğimiz Haziran ayı ABD'de yatırım yapılamaz şirketler için bütün aylar içinde tarihin en yüksek tahvil ihracı rekorunu kırarken geçen ay bu konuda ikinci olmuştu.

 Maliyet kısmına gelince geçen ay yatırım yapılamaz kredi notuna sahip bir ABD şirketi %2,875 maliyetle 10 yıl vadeli 1 milyar dolar tahvil ihracına çıkmış ve tahvillere 1.3 milyar dolar da teklif gelmiş. Bu ABD tarihininde yatırım yapılamaz kredi notuna sahip bir şirketin 5 ve +5 vadeyle borçlandığı en düşük maliyetmiş.

 Yılın ilk sekiz ayında ihraç edilen çöp şirket tahvili büyüklüğü bir önceki seneye göre %71 artarak 292 milyar dolar olmuş ve yıl sonuna kadar bu rakamın 375 milyar dolara çıkması bekleniyor ki çöp şirket tahvillerinde yıllık ihraç rekoru 2012'deki 342 milyar dolardır yani rekor bekleniyor.

 Daha önce başka yazılarda da ifade etmiştim FED artık yatırım yapılamaz şirket tahvillerini bile ikincil piyasadan almaya başladı, riskli kabul edilen şirketlerin krizde görünümleri daha da bozulurken çok daha rahat borçlanmasının önemli sebeplerinden biri budur; bununla beraber şu an ABD 10 yıllık tahvillerinin getirisi  %0,67 yine birinci sınıf şirket tahvilleri bile reel getiri vaat etmediği için reel getiri vaat edebilen riskli şirketler talep görüyor çünkü insanlar kesin bir kayıp ile risk alarak kaybetmeme ihtimali arasında tercihe zorlanıyor.

  Fitch'in Türkiye kredi notu şu an BB-'de; alttaki grafik ise BB- kredi notuna sahip ABD şirket tahvillerinin maliyetini gösteriyor. Kriz öncesi alt bant şu an üst bant haline gelmiş.


  
 Yukarıda bahsettiğim şeyler büyük pencereden bakınca çok mu iyi şeyler? Kesinlikle hayır... Yine üstteki grafik işler kötüleşince (Mart 2020) realiteden uzak borçlandırılmış şirketlerin başına neler gelebileceği hakkında fikir veriyor. Sorunlu şirketleri daha fazla borçlandırmak sadece bir sonraki krize çok daha büyük bir yük ötelemekten başka bir şey değil.

 Krizler anormal zamanlardır ve bu anormallikler sağlıklı şirketlerin zarar görmesine sebebiyet verebilir o yüzden otoritenin devreye girmesi mantıklı  bir tercihtir ama olan bu değil. Yazılarda belli bir uzunluğu aşmamaya çabalıyorum o yüzden yerim daraldı ama ABD'de iflas verilerine bakınca (Dünyada da resim çok farklı değil.) otoritenin sağlıklı/sağlıksız şirket ayrımına gittiği çıkarımına ulaşmak mümkün değil fakat krizlerin en büyük sebeplerinden biri zaten sağlıksız şirketlerin artmış olmasıdır yani FED kendi kuyruğunu kovalıyor ve bahsettiğim yaklaşım ekonominin kendi kendine düzeltmesini engelleyip sorun yumağını büyütüyor yani uzun vadede kimsenin lehine bir durum değil.

 Konuma dönersem Türkiye'nin kredi notu günümüzdeki reel getiri yokluğunda finansman konusunda çok büyük bir engel değil. Şu an bizde reel getiri vaat etmiyoruz ve yatırımcı çekmek için sadece reel getiri değil, kur istikrarına da ihtiyacımız var. TL cinsi reel getiri vaat etsek bile kur bu getiriyi törpülerse bunun da yatırımcıya bir cazibesi olacağını sanmam ama koşullar biraz iyileşirse küresel konjonktür finansman konusunda son derece destekleyici ve biz bundan yararlanamıyoruz. 


Twitter: Yusuf Yüksel


(12.09.20)

Türkiye'nin kredi notu ne demektir


Moody's Türkiye'nin kredi notunu B1'den B2'e düşürdü ve görünümü de negatif bıraktı. Moody's'in kararı sonrası Türkiye'nin kredi notu yatırım yapılabilir seviyenin beş kademe altına düştü. Moody's karar açıklamasında rekabetçi kur söylemi ve TCMB'nin rezervlerine değinmiş. Moody's Türkiye'nin kredi notu görünümü de negatif bıraktı. Kredi notu görünümü daha sonra gelebilecek kararlar ile ilgili işarettir.


Türkiye'nin kredi notu son durum


 Moody's not indirimi kararı sonrası üç büyük kredi derecelendirme kuruluşu arasında Türkiye'yi en düşük notla değerlendiren kurum oldu. S&P'nin Türkiye kredi notu B+ ile Moody's'in bir kademe üzerinde iken Fitch'in Türkiye kredi notu BB- ile Moody's değerlendirmesine göre iki kademe yukarıda. Son durumda Fitch Türkiye'nin kredi notunu spekülatif seviyede bulundururken Moody's ve S&P çok spekülatif seviyede tutmuş oluyor.

  Normalde üç büyük kredi derecelendirme kuruluşunun ülke kredi notları aynı veya bir kademi farklı olur bu sebeple Moody's kararı ayrıca olumsuz oldu. Üç büyük kredi derecelendirme kuruluşundan Fitch genelde Türkiye'ye bir tık daha olumlu yaklaşırken S&P ise biraz daha olumsuz değerlendirir. Moody's ise iki derecelendirme kuruluşuna göre daha ortada dururdu ama çok uzun zamandan beri ilk defa Moody's Türkiye kredi notunu S&P'nin altına düşürdü.



türkiye'nin kredi notu kaç
Türkiye'nin kredi notu ne demektir


Türkiye'nin kredi notu nedir



 Kredi derecelendirme kuruluşları ülkelerin, şirketlerin, kurumların yükümlülüklerini zamanında ve tam olarak yerine getirip getiremeyeceğini değerlendiren kuruluşlardır; dünyada onlarca kredi derecelendirme kuruluşu vardır ama bunlardan Fitch, S&P ve Moody's ise diğerlerine göre daha fazla itibar görürler. Her kurum değerlendirmesini kendi hesabına göre yapar. Kredi derecelendirme kuruluşları gerçekleştirdikleri değerlendirmeler sebebiyle piyasaya çok güçlü şekilde etki edebiliyor olsalar da bir denetlenme mekanizmasına bağlı değillerdir.



 Türkiye'nin kredi notu; Türkiye'deki yatırım ortamının değerlendirilmesidir. Ülkeler bu değerlendirme için kredi derecelendirme kuruluşlarına ciddi ücretler öderler fakat bu hizmeti almak istemeyen ülkeler bile kredi derecelendirme kuruluşları tarafından değerlendirilebilir ki Türkiye bu ülkelerden biridir çünkü kredi derecelendirme kuruluşu müşterileri bu hizmeti talep ederler. Bir ülke, şirket, kişinin finansman maliyeti yükümlülüğünü yerine getirebilme kapasitesiyle doğrudan bağlantılıdır o yüzden ülke kredi notları da başta kamu/hazine olmak üzere ülkedeki bütün kurum ve kişilerin finansman maliyetini doğrudan etkiler. Üç büyük kredi derecelendirme kuruluşu istisnai durumlar dışında bir ülkede hiçbir kuruma ülke kredi notunun üstünde not vermez. Kısacası kredi derecelendirme kuruluşları ülkelerin veya kurumların borçlanma maliyetine doğrudan etki ederler.

 Birçok ülkede kurumların veya yatırım fonlarının yapabileceği yatırımlar üzerinde risk sınırlamaları vardır ve bu riskler için de üç büyük kredi derecelendirme kuruluşunun kredi notları baz alınır o yüzden kredi derecelendirme kuruluşları ülkelere olan fon akışını da doğrudan etkilerler.


Türkiye'nin kredi notu ne anlama gelir


 Türkiye'nin kredi notu sırasıyla Fitch'te BB-, Moody's'te B2, S&P'de ise B+'dır. 

Kredi derecelendirme kuruluşlarının notlarının anlamı aşağıdaki tablodaki gibidir.

 Kredi notları 21-22 kademe olsa da ülkeler değerlendirilirken daha çok yatırım yapılabilir veya yapılamaz şeklinde değerlendirilir. Yukarıda da belirmiştim dünyada birçok ülkede fonların tercihleri üzerinde üç büyük kredi derecelendirme kuruluşunun notlarını baz alan regülasyonlar bulunmaktadır bu sebeple de bu kuruluşların değerlendirmeleri ülkelere girecek yabancı sermayeyi de doğrudan etkiler.

Üç büyük Kredi derecelendirme kuruluşuna gelen eleştiriler


 Dünya üzerinde onlarca kredi derecelendirme kuruluşu olsa da S&P, Moody's ve Fitch diğerlerinden otorite kabul görme açısından ayrılır. Bölgesel veya sektörel bazda ön plana çıkmış alternatifler olsa da bahsettiğim üç kurum bir nevi kartel durumdadırlar ve ülke/kişi/kurumların çekebileceği sermaye ve bu sermayenin maliyeti üzerinde doğrudan söz sahibi iken aldıkları kararlar ise tamamen kurumsal değerlendirme statüsündedir. 2008 krizinde bu üç korumun önemli değerlendirme hataları krizde pay sahibiydi ama bu kurumlar herhangi bir yaptırıma uğramadılar sebebi de bu kuruluşların değerlendirmesinin sadece bir kurumsal gözlem olmasıydı! (Ayrıntı için: 2008 Krizi ) Bahsettiğim üç kuruluşun karizması 2008'de zarar görmüş olsa da günümüzde de yatırımcılar gözünde bu üç kuruluş halen otoritedir ve kararlar üzerinde son derece etkindirler.

 Türkiye'nin kredi notu, Türkiye'ye dair kurumun risk değerlendirmesidir. CDS'le de dolaylı olarak bağlantılıdır. (CDS nedir)

6 yorum:

  1. Paylasim icin tesekkurler. Merhaba kredi notu düştükçe dolar gibi dövizlerin yükselmesi gerekmiyor mu? Piyasayı yanlış mı okuyoruz sürekli.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar. Kredi notu ile döviz kuru doğrudan bağlantılı iki kavram değil ama tabii ki kredi notunun düşmesi yerel para biriminin değeri üzerinde baskı unsurudur.

      Sil
  2. Yazılarınız için çok teşekkür ederiz. Hem bilgi hem de yorum olarak çok iyiler.

    YanıtlayınSil
  3. Öncelikle akıcı ve açık anlatımınız için teşekkürler. Bu kredi derecelendirme kuruluşları 2008'de rüşvet karşılığı aslında çöp olan CDO'lara AAA notu verdiğini üst düzey çalışanları bile röportajlarında itiraf etmişken, hala gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerine direkt etki edebilmeleri bu sistemin saçmalığıdır aslında. Ayrıca savunmalarında bunlar bizim gözlemlerimiz demişlerdi fakat içinde rüşvet olan hangi argüman "gözlem" olabilir ki?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar. Benzer şekilde sorular sürekli olarak geldi o yüzden yorum yapmak yerine yazıyı güncelledim.

      Sil