31 Temmuz 2019 Çarşamba

VARLIK ALIM PROGRAMLARI

Önnot: Daha önce bu paylaşımda varlık alım programları ile ilgili bir paylaşım yapmıştım o yüzden bu makalede tekrara düşmemek için konuyu tekrardan -anladığım kadarıyla- açıklamaya çalışmadım, eski paylaşımı okumadıysanız ve Varlık alım  programlarının ne olduğu hakkında bilginiz yoksa paylaşımı okumadan önce alttaki güncel olmayan makaleyi okumanızı tavsiye ederim.


 Türk Lirasının ciddi şekilde prim yaptığı bir dönemdeyiz; birçok yan faktör ile birlikte Türk Lirasının prim yapmasının ana sebebi küresel ekonomik iklimin ciddi şekilde değişebileceği beklentisidir. Büyük merkez bankalarının yeni bir varlık alım programı furyası başlatabileceğini gösteren işaretler artıyor, böyle bir gelişmenin dünyada en fazla fayda sağlayacağı ekonomilerden biri Türkiye'dir o sebeple süreç bizim açımızdan ''Pragmatist'' bakış açısıyla son derece olumludur fakat dünya ekonomisinin gerçekten çok ciddi şekilde desteğe ihtiyacı var demek son derece zor. Varlık alım programlarının geçmişte herhangi bir sorunu çözdüğünü iddia edemiyoruz diğer yandan varlık alım programlarının orta-uzun vadede çok ciddi şekilde sorunlara sebep olacağını tahmin etmek zor değil.

Kripto Paralar Geleceğin Para Birimi Olabilir Mi

 Dijital para birimleri/ Kripto paraların gelecekte yaygın para birimi olup olmayacağı son zamanlarda sıklıkla dile getirilen bir tartışma konusudur; küresel ekonomideki gelişmeler bize yakın gelecekte bu sorunun çok daha güçlü şekilde tartışılabileceğini gösteriyor.(Başka bir makalenin konusu)

 Öncelikle şu soru sorulabilir; Neden kripto paralar geleceğin para birimi olsun? Dijital paralar mevcut paralara karşı öne sürülmüş en makul seçenek değil hatta dijital paralar günümüzde bir para birimi iddiasında olup olmadığı ayrıca tartışılabilir; Dijital Para birimlerinin sadece %2'si gerçekten ''para'' olarak kullanılıyor (veri güncel olmayabilir) yatırımcıların gözünde dijital para birimleri bir varlık çeşididir; Dijital para birimlerini bir varlık olarak düşününce de bu varlığın değerinin etkileşim içinde olduğu faktörler önem kazanıyor, genel anlamda kripto paraların en güçlü etkileşim içinde olduğu olguların başında küresel likidite arzı hakkındaki beklentiler ön plana çıkıyor (Para arzının artması) bu da kripto paraların ''para birimi'' olma iddiası ile çok güçlü çelişki içinde bir durum fakat diğer yandan şu an kullandığımız paraların geçmişte olduğu gibi otorite-toplum ortak faydası işlevi otoriteler lehine bozuluyor ve yakın gelecekte daha da bozulacağını gösteren bir konjonktür içindeyiz, bu sebeple sisteme isyan eden(Pratikte değil ama teorikte) kripto paralar ileride geniş toplum kesimleri için daha fazla anlam ifade edebilir.(benim kişisel fikrim mevcut sistem kripto paralar gibi devrimsel yollarla yeni baştan düzenlenmeyecek, rehabilite edilecek)

16 Temmuz 2019 Salı

Ekonomik Krizde Neye Yatırım Yapılır

 Bu paylaşım son zamanlarda sık sık karşılaştığım bir soruya cevap verme amacıyla yazılmıştır. 2020 yılında global çapta ekonomik kriz/resesyon yaşanabileceğine dair son zamanlarda birçok makale, rapor okuyoruz; 2020 yılında ekonomik kriz veya resesyon yaşanmasına dair beklentilerin en önemli kaynağı muhtemel bir Abd-Çin ticaret savaşıydı, Osaka'da gerçekleşen G-20 Toplantısında Abd ve Çin tarafları tekrardan masaya oturduğu için 2020'e dair beklentilerde iyimserlik arttı fakat 2020'e dair kriz/resesyon beklentileri halen mevcut. Makalenin sonunda 2020 senaryoları hakkında sık sık güncellediğim paylaşım mevcut o yüzden 2020 senaryolarına hiç değinmeyeceğim, bu paylaşım tarihinden bağımsız olarak ''Ekonomik krizde neye yatırım yapılır ? '' ''Krizde en iyi yatırım aracı nedir ? '' sorularına cevap verme amacıyla yazılmıştır. Daha önce birçok paylaşımda ekonomik krizlerde neye yatırım yapılır sorusuna -anladığım kadarıyla- cevap vermeye çalışmıştım ama halen doğrudan bu soruya soran takipçiler ile karşılaştığıma için bu soruya cevap olarak ayrıca bir paylaşım yapma gereksinimi duydum.

15 Temmuz 2019 Pazartesi

Caatsa Yaptırımları Nedir

 Caatsa; Abd'nin düşmanlarıyla yaptırımlar yoluyla mücadele etme yasasının kısaltılmış adıdır. Ağustos 2017'de mevcut başkan Donald Trump döneminde yürürlüğe girmiştir. Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemini satın alıp Türkiye'ye getirmesi sonrası Abd'nin Caatsa yasası kapsamında Türkiye'ye yaptırım uygulama ihtimali ortaya çıkmıştır. Caatsa yasası 231. madde, Rusya savunma silahı alan kişi veya kurumlara yaptırım uygulamayı öngörüyor.

Donald Trump Caatsa Yaptırımlarını önleyebilir mi



Türkiye-Abd gerginliğinde Abd kongresi(Temsilciler meclisi ve Senato) ile Abd Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'ye yaptırımlar konusunda görüş ayrılığının mevcut olduğuna dair iddialar var; bu ayrı bir tartışma konusu olmak ile beraber Donald Trump'ın isterse bile Türkiye'ye yaptırımları engelleyemeyeceği iddiası da bazı medya organlarında dile getirilmektedir, bu bilgi tamamen hatalıdır; Donald Trump kendi başına Türkiye'ye yaptırım uygulamayı engelleyebilir.

12 Temmuz 2019 Cuma

Türkiye'nin kredi notu ne demektir

 Bu gece Fitch Türkiye'nin kredi notunu BB'den BB-'e düşürdü. Son durumda S&P'nin notu Moody's'in notuyla aynı seviyede iken Fitch'in notu diğer iki kuruluşun bir  kademe üstündedir.


 Kredi derecelendirme kuruluşları nedir? Ne Yaparlar?


 Kredi derecelendirme kuruluşları ülkelerin, şirketlerin, kurumların yükümlülüklerini zamanında ve tam olarak yerine getirip getiremeyeceğini değerlendiren kuruluşlardır; dünyada onlarca kredi derecelendirme kuruluşu vardır ama bunlardan Fitch, S&P ve Moody's ise diğerlerine göre daha fazla itibar görürler. Her kurum değerlendirmesini kendi hesabına göre yapar. Kredi derecelendirme kuruluşları gerçekleştirdikleri değerlendirmeler sebebiyle piyasaya çok güçlü şekilde etki edebiliyor olsalar da bir denetlenme mekanizmasına bağlı değillerdir.

7 Temmuz 2019 Pazar

Japonya Ekonomisi Neden Resesyondan Çıkamıyor?

Japanification


 Japonlaşma anlamına gelen bir kelime olan ''Japanification'' ekonomi litaratüründe ise deflasyon tuzağına düşme anlamına gelir. 1980'li yıllarda Japon ekonomisi dünyanın parlayan yıldızı idi, bütün veriler doksanlı yıllarda Japonya'nın dünyanın en büyük ekonomisi olacağını gösteriyordu, Japonya'nın yeni milenyumda dünyanın yeni süper gücü olması bekleniyordu. Doksanlı yıllarda ekonomi ile ilgili yayınlarda en popüler konulardan biri Japonya'nın muhteşem ekonomik yükselişi ve bu durumun muhtemel siyasi, diplomatik, kültürel vb. sonuçlarıydı. 

 1990'lı yıllarda günümüze benzer (Ticaret savaşlar) bir küresel konjonktür mevcuttu; doksanlı yıllarda Fed günümüze göre son derece muhafazakar bir merkez bankası idi; diğer tarafta devrin diğer büyük merkez bankaları ise(Fransa, İngiltere, Japonya, Batı Almanya) Fed'i muhafazakar yapısını suistimal ediyorlardı çok basitçe ifade edersek 1980-85 arası Abd ekonomisi hem ciddi şekilde cari açık veriyordu hem de ekonominin genel görünümü zayıftı, buna rağmen Abd doları endeksi(DXY) bu süreçte %50 civarında değer kazanmıştı. Abd'li şirketler bu durum sebebiyle devamlı olarak rekabet gücü kaybediyorlardı ve duruma hükumetin müdahalesi için kampanya başlattılar, kampanyalar sebebiyle Abd'de korumacılık kanunları çıkarıldı. Abd'deki korumacı tavır sonrası devrin büyük merkez bankaları bir nevi fair-play anlaşması olarak yorumlayabileceğimiz Plaza Anlaşmasını imzaladılar.

Yusuf yuksel