31 Temmuz 2019 Çarşamba

Kripto Paralar Geleceğin Para Birimi Olabilir Mi

 Dijital para birimleri/ Kripto paraların gelecekte yaygın para birimi olup olmayacağı son zamanlarda sıklıkla dile getirilen bir tartışma konusudur; küresel ekonomideki gelişmeler bize yakın gelecekte bu sorunun çok daha güçlü şekilde tartışılabileceğini gösteriyor.(Başka bir makalenin konusu)

 Öncelikle şu soru sorulabilir; Neden kripto paralar geleceğin para birimi olsun? Dijital paralar mevcut paralara karşı öne sürülmüş en makul seçenek değil hatta dijital paralar günümüzde bir para birimi iddiasında olup olmadığı ayrıca tartışılabilir; Dijital Para birimlerinin sadece %2'si gerçekten ''para'' olarak kullanılıyor (veri güncel olmayabilir) yatırımcıların gözünde dijital para birimleri bir varlık çeşididir; Dijital para birimlerini bir varlık olarak düşününce de bu varlığın değerinin etkileşim içinde olduğu faktörler önem kazanıyor, genel anlamda kripto paraların en güçlü etkileşim içinde olduğu olguların başında küresel likidite arzı hakkındaki beklentiler ön plana çıkıyor (Para arzının artması) bu da kripto paraların ''para birimi'' olma iddiası ile çok güçlü çelişki içinde bir durum fakat diğer yandan şu an kullandığımız paraların geçmişte olduğu gibi otorite-toplum ortak faydası işlevi otoriteler lehine bozuluyor ve yakın gelecekte daha da bozulacağını gösteren bir konjonktür içindeyiz, bu sebeple sisteme isyan eden(Pratikte değil ama teorikte) kripto paralar ileride geniş toplum kesimleri için daha fazla anlam ifade edebilir.(benim kişisel fikrim mevcut sistem kripto paralar gibi devrimsel yollarla yeni baştan düzenlenmeyecek, rehabilite edilecek)

7 Temmuz 2019 Pazar

Japonya Ekonomisi Neden Resesyondan Çıkamıyor?

Japanification


 Japonlaşma anlamına gelen bir kelime olan ''Japanification'' ekonomi litaratüründe ise deflasyon tuzağına düşme anlamına gelir. 1980'li yıllarda Japon ekonomisi dünyanın parlayan yıldızı idi, bütün veriler doksanlı yıllarda Japonya'nın dünyanın en büyük ekonomisi olacağını gösteriyordu, Japonya'nın yeni milenyumda dünyanın yeni süper gücü olması bekleniyordu. Doksanlı yıllarda ekonomi ile ilgili yayınlarda en popüler konulardan biri Japonya'nın muhteşem ekonomik yükselişi ve bu durumun muhtemel siyasi, diplomatik, kültürel vb. sonuçlarıydı. 

 1990'lı yıllarda günümüze benzer (Ticaret savaşlar) bir küresel konjonktür mevcuttu; doksanlı yıllarda Fed günümüze göre son derece muhafazakar bir merkez bankası idi; diğer tarafta devrin diğer büyük merkez bankaları ise(Fransa, İngiltere, Japonya, Batı Almanya) Fed'i muhafazakar yapısını suistimal ediyorlardı çok basitçe ifade edersek 1980-85 arası Abd ekonomisi hem ciddi şekilde cari açık veriyordu hem de ekonominin genel görünümü zayıftı, buna rağmen Abd doları endeksi(DXY) bu süreçte %50 civarında değer kazanmıştı. Abd'li şirketler bu durum sebebiyle devamlı olarak rekabet gücü kaybediyorlardı ve duruma hükumetin müdahalesi için kampanya başlattılar, kampanyalar sebebiyle Abd'de korumacılık kanunları çıkarıldı. Abd'deki korumacı tavır sonrası devrin büyük merkez bankaları bir nevi fair-play anlaşması olarak yorumlayabileceğimiz Plaza Anlaşmasını imzaladılar.