23 Kasım 2020 Pazartesi

2020 Türkiye Ekonomisi

Türk varlıkları uzun süredir ''Normalleşme'' söyleminin etkisinde, iki hafta önce Merkez Bankası Başkanı Uysal'ın görevden alınması ve ardından gelen ekonomi yönetiminde değişim sonrası ekonomi politikalarında ciddi yenilik mesajları veriliyor. Bu değişim mesajlarına yatırımcıların verdiği tepkiler ise çok uç noktalarda yorumu yapabiliriz. 


 Son iki haftada neredeyse bütün saygın kurumların Türk varlıkları açısından olumlu raporlarına şahit olduk ki Türk varlıklarına karşı bu kadar fazla sayıda olumlu raporun kısa bir sürede yayınlanmasına en son ne zaman şahit olduğumuzu hatırlamıyorum bile... 2020 yılı Türkiye için sıcak para açısından olumlu bir yıl olmuyor hatta emsalimiz ülkeler için olumlu dönemlerde bile Türkiye'den sıcak para çıkışlarını görmüştük, borsanın bir önceki rekor döneminde bile yerliler alırken yabancılar bunu çıkış için fırsat olarak değerlendiriyordu fakat bu bakış açısına rağmen son bir haftada 2017 yılından beri en güçlü yabancı ilgisine şahit olduk; geçen hafta açıklanan veride (Bir önceki haftanın verisi) 1 milyar dolara yakın yabancı girişi gördük ve Türk varlıklarındaki geçen hafta gördüğümüz fiyatlamalar bu ilginin devam etmiş olabileceğini gösteriyor. @507 bu rakama swapların dahil olmadığını ve swaplar dahil edilince çok daha büyük bir rakamla karşı karşıya olduğumuzu ifade ediyor.(Tahminen 5 milyar dolardan söz ediyor olabiliriz.


 Konu dışı ama eklemek de fayda olduğunu düşünüyorum; bir yatırımcı piyasanın bir konudaki yazdığı hikayeye inanmıyorsa bile piyasanın inancını önemsemesi önemli olabilir. Somut ifade etmek gerekirse bütün kurumlar Türk varlıkları açısından olumlu bir hikaye yazarken yerliler bu hikayeye pek de inanmadı. Aynı hafta içinde son birkaç yıldaki en büyük yabancı girişi ile döviz tevdiat hesaplarında yeni rekora şahitlik ettik. Piyasadaki güçlü beklentiler bazen çok ciddi şekilde yanılmıyor mu? Tabii ki yanılıyor fakat bu çok sık da olan bir şey değil. (Kendini gerçekleştiren kehanet) Yarın dolar/tl 8.5'e dönerse bile bu gerçek değişmeyecek.


Türkiye'nin döviz rezervleri


 Türkiye'de ekonomi yönetimi birçok farklı ağızdan normalleşme mesajı veriyor ki birçok yatırımcı bu söylemler sonrası Türkiye'yi yeniden değerlendirmeye başladı fakat Türkiye'ye dair pozitif raporlarda da birçok sorunun devam ettiği dile getiriliyor mesela Birçok raporda Türkiye'nin döviz rezervlerindeki zayıflığa dikkat çekiliyor,ekonomi politikalarında son zamanlardaki hızlı değişim sonrası Merkez Bankası'nın rezervlere yaklaşımı ile ilgili önemli kararlar alması gerekebilir. 




Türkiye ekonomisi 2020



 Üstteki resimde TCMB rezervlerinin 2020 yılındaki grafiğini görüyorsunuz. (Milyar dolar) 2020 yılında rezervler ciddi şekilde azalırken TCMB'nin swapları (Takas) ise ciddi şekilde arttı. Bu nasıl oldu sorusuna çok kısa bir cevap vermek gerekirse Türkiye'de son birkaç yıldır döviz cinsi kredi alma şartları zorlaştırıldı, bir tarafta müşteriler mümkün oldukça döviz cinsi kredi almak istemez iken diğer tarafta bankalar döviz cinsi kredi vermeye pek fazla meyilli değiller. Kredilerde durum bu iken mevduatlarda ise döviz mevduatların payı uzun zamandır artmaktadır. Son veriye göre Türkiye'de döviz cinsi mevduatların oranı toplam mevduat içinde payı %54'e yakın.


 Uzun zamandır bankaların elinde tercih etmedikleri (TL kredilere talep daha güçlü) döviz mevduatları varken dövize geçme eğilimi ve başka birçok sebep Merkez Bankası'nın döviz ihtiyacının abartılı şekilde artmasına sebebiyet vermişti. Sonuç olarak da bir tarafta elinde döviz olup TL'e ihtiyaç duyan bankalar öte tarafta ise elinde sınırsız TL kaynağına karşı döviz ihtiyacı olan TCMB'nin bu varlıkları önemli miktarlarda takas etmesi durumuyla karşılaştık.


  Son veriye göre (TCMB'nin swap verisi geriden geliyor. Son veri Eylül sonuna ait.) TCMB'nin swap stoku 62 milyar dolardan fazla bunun yaklaşık 50 milyar doları yerli bankalarla yapılan takaslar zaten geriden gelen bir veri olduğu için net rakamları tekrar kontrol etmek istemedim. Bu durum nasıl bir soruna sebebiyet verebilir sorusuna gelince;


 İfade ettiğim gibi TCMB'nin yüklü bir swap yükümlülüğü varken net rezervler çok uzun yıllardan beri en düşük seviyede vatandaşların döviz mevduatlarını bozmasının Türk Lirasını destekleyeceği senaryosu genel kabul ama bu çok da net bir senaryo değil. Vatandaşlar döviz mevduatlarını bozdukça bankaların TCMB ile takas yapma ihtiyacı azalacak. (Döviz Rezervlerinden dolaylı çıkış olacak.) Bunun sonucu olarak yerliler döviz sattıkça MB rezervleri baskı altında kalacak ki bu TL için olumsuz bir durum.


 Bunun dışında TCMB'nin bahsettiğim takasları uzun süredir piyasada çok önemli bir fonlama aracına dönüşmüş durumda; TCMB bankaların Türk Lirası ihtiyaçlarının önemli bir kısmını swaplar karşılıyordu.


  Daha önce TCMB'nin takas işlemleri hakkında yazarken değinmiştim, TCMB'nin son bir yılda çok büyük rezerv erittiğini görüyoruz ve bunun karşılığı olarak Türk Lirası mevduatların veya para arzının azalmasını gerekir. Piyasada 100 birim TL olsun, ben 50 birimi ile döviz alırsam TL satmış olurum (Satılan malın değeri azalması beklenir.) fakat öte yandan piyasadaki TL'nin yarısının ise pasifleşmesine sebebiyet veririm (Türkiye'de dövizin TL'e dönmeden kullanımı son derece sınırlı.) ki sonuç olarak TL'nin bulunurluğunu azaltırım. ( Az olan mal değer kazanır.)

 Piyasada 100 birim TL varken bunun 50 biriminin dövize dönmesi yerel para birimi için büyük bir baskı unsuru fakat en baştaki durumda 100 birim TL piyasanın ihtiyacı olan TL miktarı ise 50 birimin TL'nin dövize dönmesi bir süre sonra döviz üzerinde baskıya dönüşür fakat diğer taraftan bunun piyasa üzerinde yıkıcı etkileri olabilmektedir. (Para arzı nedir )

 Türkiye realitesine dönersek Türkiye'de son zamanlarda TCMB'nin çok büyük rezerv erittiğini biliyoruz fakat TL mevduatlarda veya TL para arzında bir düşüş görmüyoruz hatta çok belirgin bir artış görüyoruz bu durum da TL üzerinde artan bir baskıya sebebiyet veriyordu çünkü TCMB'nin döviz satarken piyasadan çektiği TL'i dolaylı olarak başka kanallardan piyasaya geri vermesi bahsettiğim TL kullanım ihtiyacı ile dövizin baskı altında kalmasını engelliyordu.


  Yerliler Türk Lirasına belirgin şekilde dönerlerse bu defa piyasadaki TL mevduatlar çok ciddi artış kaydeder ki bu durumda son zamanlardaki sıkılaşma hikayesini baskı altına alabilir. Uzun bir konu fakat özetle diyebilirim ki paranın ilk kaynağı merkez bankaları olsa da ''Para basma'' olarak ifade ettiğimiz olayda bankaların payı merkez bankalarından daha güçlü olabilmektedir yine merkez bankalarının piyasa yönlendirmesinde bankaların önemi son derece büyük ve bankalarda abartılı mevduat artışı TCMB'nin para politikasının işlerliğine olumsuz etkisinden söz edebiliriz.(Ayrıntı için)


 Sonuç olarak diyebilirim ki bir bilgim yok ya da bu konuda bir veri ya da çok net açıklama da görmedim fakat yerliler satışa geçerse TCMB'nin bu olumlu şartları Türk varlıklarında olumlu havayı zayıflatmak pahasına rezervlerini güçlendirmek için kullanması bir seçenek olacak. Bunun bir de yabancıların açısında boyutu da var, TCMB'nin döviz rezervlerini güçlendirme çabası içerisine girdiğini görürsem konu hakkında ayrıntılı bir yazı yazacağım.




Twitter: Yusuf Yüksel

(12.11.20)


2020 Türkiye ekonomisi: Türk piyasalarında değişim mesajları

 

 Türk varlıkları açısından çok çok ilginç bir dönemdeyiz. Geçen hafta sonu dolar/TL 8.5 lira civarındayken ve piyasada Türk varlıkları lehine çok da olumlu bir eğilim yok iken hafta sonu Merkez Bankası Başkanı görevden alındı ki bu normal şartlar altında piyasaya olumlu bir mesaj kesinlikle değil. Spekülatif haberlere göre bu karar eski Maliye Bakanı Albayrak'ı rahatsız etti ve bu olay Albayrak'ı görevden ayrılmaya sürükledi ve istifa süreci birkaç gün sürecek bir belirsizliğe sebebiyet verdi ki normal şartlar altında bu da piyasaya olumlu bir mesaj değil ama ilginç bir biçimde bu sürecin sonu piyasanın Türkiye'ye yeniden büyük bir kredi açmasına sebebiyet verdi. Önemli konumdaki iki ismin değişmesi ve ardından gelen mesajlar ekonomi politikalarında önemli değişiklikler beklentisini beraberinde getirdi. Yeni dönemde ekonomi yönetiminin daha piyasa dostu olacağına, ortodoks politikalar izleyeceğine dair beklentiler var. Öncelikle geçen hafta  gerçekleşen olayların sebebi ne olabilir sorusuna cevap vermek gerekirse geçtiğimiz hafta sonu Fitch'in yeni bir Türkiye değerlendirmesi yapacağı spekülasyonu vardı. Fitch, Türkiye'nin anlaşmasını sürdürdüğü son büyük kredi derecelendirme kurumunu ve anlaşma gereği Fitch değerlendirmelerden önce bizim makamlarımızla kararı bildirmek/değerlendirmek zorundadır; tamamen spekülatif haberlere göre Fitch'in değerlendirmesi sonrası ekonomi yönetimi Merkez Bankası adımını attı ve bu adımdan rahatsız olan Ekonomi Bakanı Albayrak görevinden ayrıldı. 


türkiye ekonomisi 2020
Kredi derecelendirme kurumlarına göre Türkiye'nin mevcut notları


  Fitch spekülasyonu doğruysa Türkiye'nin son spekülatif notu da kaybedilebilirdi; eskiden olsaydı çok da fark etmez derdik çünkü bir ülke yatırım yapılamaz nota sahipse spekülatif veya çok spekülatif nota sahip olması çok da önemli değil(di.) Ülke notu yatırım yapılmaz ise ifade edilen risk; yüksek risk, temerrüt seviyelerine yaklaşmadığı müddetçe yatırımcılar için çok da fark etmiyordu fakat günümüzde ''Yatırım yapılabilir'' kategorisi piyasa eğilimini ifade etmekte yetersiz kalıyor, yatırım yapılabilir olarak kategorize edilmiş varlıkların neredeyse tamamı reel olarak getiri vaat etmediği için yatırım yapılamaz nota sahip varlıklara da bayağı yatırım yapılıyor. Bu sebeple de spekülatif not ile çok spekülatif not arasındaki fark daha fazla önem kazanmış olabilir. Daha önce şu yazıda konuya örnekle değinmiştim. (Yatırım yapılamaz ülkelere yatırım yapılmıyor mu)


 Yabancıların Türkiye algısı çok sorunlu fakat Türk varlıkları nominal olarak dünyada pek de rastlayamayacağımız seviyede getiri vaat ediyor dünyada ise reel/nominal getiri bulmak çok zor. Geçen hafta dünyada nominal olarak (Reel değil !) negatif getiri vaat eden tahviller 17.05 trilyon dolar değerine ulaşarak yeniden rekor kırdı yani Türk varlıkları reel olarak az biraz getiri vaat etse bile ciddi bir cazibe sahibi olacak; piyasanın Türk varlıklarına sürekli olarak kredi açabilmesinin arkasında da bu realite var.


 

 Bahsettiğim spekülatif haberlerin doğruluğunu tabii ki bilmiyorum çok da önemli olduğunu sanmıyorum fakat planlanmadığını gördüğümüz bu süreç piyasalarda Türk varlıklarını güçlü şekilde destekledi.


Türkiye'nin risklerine değinmişken son birkaç günde Türkiye'nin risk primi 500'lü seviyelerin üstünden 400 seviyelerine geriledi. Çok saygın kurumlar bile Türkiye CDS'lerinde çok ciddi kol kestiler ve birileri kol kestikçe doğal olarak CDS'lerde iyileşme güçlendi. Bu hareketin bir kısmı yatırımcıların Türkiye'ye açtığı kredi ile alakalı, diğer kısmı ise bütün emsal ülkelerin risk primlerinde son zamanlarda olumlu bir ivme var. Biden dönemi gelişmekte olan ülkeler için olumlu yorumlanıyor; Türkiye politik gerekçelerle bu eğilimden yeterince yararlanamamıştı. Biden ekibinden gelen olumlu mesajın da etkisiyle diğer ülkelerde uzun zaman diliminde gerçekleşen fiyatlama bizde 1-2 iş gününde gerçekleşti.(CDS nedir)

 Türk Lirasında dolara karşı yükseliş %10'a yaklaştı; Borsa İstanbul rekor kırdı ki bu rekorun hacim rekoruyla beraber gelmesi ayrıca ilgi çekici... Gelecek hafta net bilgi sahibi olacağız ama borsadaki rekorda yabancı ilgisinin etkisi önemli gibi görünüyor.  Dünden beri birçok saygın kurum Türk varlıklarına karşı pozisyonlarını kapattıklarını, bir miktar Türk varlığı aldıklarına dair raporlar yayınladılar.

 

  Son zamanlarda Türk varlıkları için olumlu gelişmeler art arda gerçekleşiyor. Pfizer açıklaması bence abartılıyor olsa da piyasalarda iyimserliği destekliyor. Jeopolitik risklerimizi artıran Azerbaycan- Ermenistan gerginliği sona erdi. Türk varlıklarını baskı altında bırakan son zamanlardaki en önemli gelişme Biden'ın yeni ABD başkanı olmasıydı ama Biden'ın ekibinden gelen ilk mesaj olumlu oldu. Toparlamak gerekirse Türk varlıkları için çok olumsuz beklentiler hızla olumlu beklentilere dönüştü ve bu beklentiler sınanacak (Ayrı bir makale konusu) Yatırımcıların gözü önümüzdeki hafta gerçekleşecek olan PPK toplantısında olacak. (19 Kasım) TCMB'nin sadece faiz kararı değil vereceği mesajlar bile bence önemli olacak.


Pfizer'in ilacı krizi sonlandırmak için yeterli olacak mı


21 yorum:

  1. Çok ama çok güzel bir makale olmuş. Ülkemizdeki ticari, yatırım, katılım bankası sıfatlarını taşıyan bankaların kriz zamanında nasıl hareket edebileceğine dair bir öngörü paylaşırsanız sevinirim. Kriz zamanında batan bankalara özelliklerine göre daha büyük zarar verebiliyor müşterilerine. Saygılar. Yazılarınızın devamını bekliyorum. özellikle Çin ve Amerika'nın Ekim ayında yapacakları görüşme ile ilgili bir yazı olursa, finansal okuma konusunda sizden çok şey öğreniriz. Tekrardan saygılar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim; ülkemizde batma riski olan bir banka olduğunu sanmıyorum, ne zaman sorunlu krediler %20'lere ulaşır o zaman acaba demeye başlarız.

      Sil
  2. Bilgi ve emeklerinize sağlık ...

    YanıtlayınSil
  3. Merhaba, yazınız için çok teşekkürler. Galiba Borç/GSMH grafiği yerine yanlışlıkla bankaların borç takip oranları grafiğini tekrar koymuşsunuz. Saygılarımla.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar. Alp bey hatalı grafiği bulamadım.

      Sil
    2. Bilmiyorum bende mi farklı gözüküyor ama "Kıyaslama yapmak gerekirse emsal ülkelerde özel sektörün borcunun milli hasılaya oranı %15-45 bandında iken Türkiye'de bu oran %70 civarında." paragrafından sonraki grafik, iki önceki "Yakın izlemedeki kredi oranı" grafiği ile aynı.

      Sil
    3. Teşekkürler.Birazdan düzelteceğim.

      Sil
    4. Düzeltildi.Teşekkürler.

      Sil
  4. Hocam merhaba, bir yorumcu, "yeni ekonomi teorisinde" enflasyona neden olmadan parasal genişleme yapılabilir düşüncesi var, bu zamana kadar gerçekten böyle oldu ama bundan sonra böyle olacağı anlamına gelmiyor.
    Şeklinde bir yorum yaptı, hatta insanlar çok ani fikir değiştirip, değerli madenler ya da gayrimenkul gibi somut varlıklara dönebilir dedi.
    Bazı felaket öngören ekonomistlerin, artan faiz ve parasal sıkılaşmaya ABD'nin dayanamayacağı yorumlarını okuyorduk.
    Hakikaten FED başkanı faizleri arttırdım, arttırıyorum diyerek uzun zaman kazandı, bir iki artıştan sonra ise gene faiz düşürme ve adı farklı bile olsa parasal genişleme yoluna gittiler.
    Hocam birşeyler ters gidiyor, burası çok belli.
    1.6 Trilyon dolara ulaşan ve temerrüt oranı bir hayli yüksek olan öğrenci kredileri de var.
    Trump aslen Çin'e verilen ticaret açığı sorunununa haklı bir şekilde parmak basıp kendince mücadeleye girişti anladığım kadarıyla, ama sizin belirttiğiniz gibi, çok ciddi açmazlar var (ABD'deki işgücünün oradan ithal edilen ürünleri üretecek sayıda olmaması, zaten üretilmeye kalkılsa enflasyonun patlayacak olması v.s.)
    Bu arada Trump seçimden önce FED politikalarını eleştirirken şimdi faizleri düşürmesi için baskı yapıyor, popülistliğine layık olarak.
    Uzattım ama size soracağım iki soru var,
    1) ABD'nin uzun vadeli yükümlülükleri (emeklilik ödemeleri, sağlık ve sosyal yardımlar) oldukça yüksek boyutta ve anladığım kadarıyla mevcut yapısını sıkıştırıyor, bu nedenle faizlerde en küçük artışları bile tolore etmekte zorlanıyorlar.
    2) Enflasyon yüzde 2'nin üzerine çıktı, ama FED daha önce parasal sıkışlaşma yaparız enflasyon artışa geçerse sözünden hafiften çark ediyor gibi (artış kalıcı olursa gereğine bakarız gibi daha güvercin bir ifadesi oldu FED Başkanının)
    3) ABD'de nitelikli istihdam yerine hizmet ve part time/düşük nitelikli iş istihdamında yükselme olduğu iddiası var.
    Bu bilgiler ışığında ABD çıkmazda görünüyor ama siz bu çıkmazların sonucunun daha uzun vadede görülebileceği için mi, ABD'nin ve doların çöküşü teorilerine mesafeli yaklaşıyorsunuz. (Ya da yeni üretim dinamikleri, ve yapay zeka gibi oyun değiştirici faktörler herşeyi tersine çevirebilir mi?)
    İkinci sorum hocam,
    Çin'de de durumlar parlak görünmüyor, yazmıştınız, Çin'in en büyük pazarı ABD ve ABD'de Çin'e verdiği ticaret açıklarını finanse edemeyecek noktaya geldiğini düşündüğü için ticaret savaşı ve farklı yollarla mücadeleye başladı.
    Anlamadığım, dünyada 200'e yakın ülke var, Çin'i var eden, ABD mi? Yani ABD bir şekilde barajın bentlerini kıstığında, Çin'in alternatif pazarları kısıtlı mı?
    Çin'in yüksek borç stoğu, problemli demografik yapısı gibi sorunları sayenizde öğrendik.
    Dünya'nın iki süper gücü bu kadar sıkıntılıyken, aradan sıyrılanlar kim olacak sizce? (Hindistan'ın demografik avantajlarını not ettik)
    Çok yazı konuları çıktı sanki hocam :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Abd dünya ekonomisinin %20-25'i ;dolaylı etkisi çok daha büyük. Birçok konuda yerini doldurmak zor.

      Dünyada gelecekte kim yükselir sorusunun cevabı gerçekten çok zor; akıl almaz sayıda değişken var ama en başta Hindistan,Güney Batı Asya, Orta doğu belki Afrika çok farklı hikayeler yazabilirler. Çin'de gördüğümüz gibi şartlar oluşunca büyük resim hızla değişebiliyor ve geriden gelenler hep büyük dezavantajlar ile başlasalar da bir noktadan sonra sıfırdan başlamak sistemi rehabilite etmekten daha kolay oluyor.

      Yahoo'nun Google'a karşı rekabet edememesi, Osmanlı'ya maatbaanın geç gelmesi vs. vs. Hep bu problemdir.

      Toparlayabilirsem aklıma bir yazı geldi.

      Sil
  5. banka kredilerinin %20 büyümesi zorunluluğunu (%5 büyüme için) neye göre belirlediniz hocam.Bu kısmı açıklarmısınız.tşk

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O benim tahminim. Geçmiş dönemlerde kredi büyüme hacmi %10-15 olduğu dönemler %5 civarı büyüme gerçekleştiriyorduk ama enflasyonda belirgin bir artış var ve kredi büyüme hacmi enflasyondan etkileniyor iken büyüme reel hesaplanır.

      Tek belirleyici faktör olmadığı için net gereken rakam budur demek zor o yüzden kabaca bir aralık verdim.

      Sil
  6. Hocam öncelikle selamlar.
    Sabri Öncü Hocamızın para basalım, borçları silelim enflasyon oluşturmaz teziyle ilgili ne düşünüyorsunuz acaba.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İlk defa duydum bu öneriyi. Daha da açar mısınız?

      Sil
  7. makroekonomik göstergeleri kullanark 2020 ekonomisini açıklayabilirmisiniz

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Daha önce yazmıştım ama şartlar çok ciddi şekilde değişti; ileride tekrardan yazarım. Saygılar.

      Sil
  8. Hepiniz felaket tellalı olup çıktınız. Bir de enflasyon artacak dedinya saçmalığını iyice belgeledin. Şuanki dolar kuru hepinizi sağlam bir düşüşle ters bırakacak. Nasıl olack dersen. Nasıl corona etkisi zirveyken bunlar olduysa şimdide corona etkisi azalırken terse dönecek rüzgar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 1-Anladığım kadarıyla son yazım hakkında yorum yaptınız ama o yazı enflasyon hakkında değil ve dikkatle okusaydınız kaynağım Merkez Bankası beklenti anketi olduğunu belirtmiştim yani öznel bir yorum yok.

      2- İki gün önce maruz kaldığım yorum ''Söz konusu hükumet olunca memur kafası hakim oluyor.''Bugün ise sizden felaket tellalı yorumuna maruz kaldım sürpriz mi değil çünkü ülkemizde böyle bir damar var. Bir tarafta ülkeye meteor düşse inşaat canlanacak diyen kafa... Diğer tarafta bir aydır hükumet para basmıyor diye para bassın diye tezahürat yapıp hükumet faiz indirince neden faiz indi diyen kafa... Bunun arasında da gördüğünü yazmaya çalışanlar var iki cami arasında beynamaz kalıyorlar.

      3- Ben yazılarımda beklentilerimden çok piyasa beklentisi ve gerçekleşmelere yer veririm; tahminlerimin tamamen hatalı olması da( Geçmişte defalarca oldu.) kompleks edineceğim bir olgu değil gelecekten yazmadığım müddetçe beklentilerim sık sık hatalı çıkacak ama piyasayı ön yargı filtresiz takip edenler eninde sonunda trene bir yerden binerler ki ben döviz, borsa vs. tahminleri paylaşan biri de değilim piyasada buna gönüllü yüzlerce/binlerce insan var, ben de bu yönde bir çaba yok.

      Sil
  9. Hocam öncelikle teşekkürler. Benim bir sorum var. Öncelikle ülkeye dışarıdan yabancı yatırımcı çekme politikasına tekrar döndük. Cds düştü msci arttı yabancılar akın akın yatırım yapmaya başladı. Peki bir yabancı yatırımcı gözünden bakarsak amacımız dövizimiz ile TL veya TL enstrümanları alıp bunun üzerinden kar edip sonra da bu parayı dövize çevirip çekip gitmekse, yabancının bozdurduğu dövizler kasaya giren bedava para değil de bir nevi emanet para olmuyor mu bu durumda ? Ve durum böyleyken hem devletin hem de yabancı yatırımcının kazandığı bir ortam olması imkansız değil midir ? Türkiye sadece bir örnek ama tüm dünya ülkeleri yabancı yatırımcı istiyor fakat en mükemmel senaryoda yabancı yatırımcı ülkeylere çok uzun vadede zararlı değil midir? Bu mevzuda kafam çok karışıyor hocam şimdiden teşekkür ederim. Kısaca sormak istediğim yabancı yatırımcı kısa vadede zenginleşme uzun vadede fakirleşme midir ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sıcak para ifade ettiğiniz gibi günün sonunda daha fazlasını almak için gelir ama bu süreçte sermaye sağlar, büyük resimde sıcak paranın ülkeye fayda saglayıp sağlamaması doğrudan veya dolaylı(Hisse) olarak sağlanan sermayenin kullanımı belirler.

      Finansman sağlayan kişi,kurum sermaye sahibine kar veya pay vaat ediyor fakat bu sermaye bir yatırım için kullanılmış olsun ve bu yatırım finansmanına oranla makul bir değer üretiyorsa, getiri sağlayorsa bu senaryoda herkes kazançlı.

      Sil