28 Kasım 2019 Perşembe

2020'de Türkiye Ekonomisi Nasıl Olacak

Türkiye ekonomisi 2020'de nasıl olacak



 Son zamanlarda 2020 Türkiye Ekonomisi hakkında daha optimist olmayı destekleyecek verilerle karşılaşıyoruz. Perakende satışları,sanayi üretimi,banka kredileri,tüketici güveni,konut satışları gibi veriler bize 2020 yılının 2019’dan daha iyi olabileceğini gösteriyor. IMF, OECD, Dünya Bankası gibi kuruluşlar 2020’de Türkiye Ekonomisinin %3 civarı büyüyeceğini tahmin ediyorlar ki bahsettiğim verilerden de bu doğrultuda çıkarımlarda bulunabiliriz. Gelecek yıl bu yıldan daha iyi olsa da %3 civarı büyüme Türkiye için yetersizdir; Türkiye %4-5’in altında büyüme gerçekleştirdiği dönemler ekonomide olumsuz gelişmeler(işsizliğin artması vs.) yaşanır.Türkiye’de ekonominin stabil kalması için en az %4-5 civarı büyüme gerekir ki Hükümetin 2020 yılı için büyüme hedefi bu rakamdır fakat bunun için de atılması gereken adımlar vardır.

2020 yılı için daha iyimser olmayı destekleyen verileri tek tek yazmadım çünkü yazının fazla uzun olmasını istemiyorum.Fakat tüketici güveni hem bahsettiğim verilere örnek hem de 2020’de %5 civarı büyümenin gerçekleşebilmesi için iyileşmesi gereken bir veri olduğu için değinmek istedim.



Tüketici güven endeksi;tüketicilerin harcama eğilimlerini ölçen bir veridir.Endeks,ankete katılan tüketicilerin cevaplarına göre 0-200 arasında değer alır ve 100 eşik değerdir.100 seviyesinin altı kötümserliği,üstü ise iyimserliği ifade eder.Tüketicilerin harcama eğilimleri ile ekonomilerin geleceği hakkında birçok çıkarım yapılabilir. 

 Basitçe ifade edersek tüketici güven endeksinin 100 eşiğinden aşağı doğru uzaklaştıkça tüketimin azalması-ekonominin zayıflayacağı, yukarı doğru uzaklaştıkça da tüketimin güçlenmesi-ekonominin güçleneceği çıkarımı yapılır ancak bu standart Türkiye için geçerli değildir çünkü tüketici endeksleri dört ana başlıkta genel ekonomi, kişisel harcamalar, işsizlik ve tasarruf ihtimalini ölçerken ülkemizde tasarruf etme ihtimali anormal seviyede düşüktür ve bu başlık endeksi de fazlasıyla aşağı çeker. Örnek vermek gerekirse şu an tüketici güven endeksi 59,9 seviyesindeyken tasarruf etme ihtimali 23 seviyesindedir.

2020 türkiye ekonomisi


 Türkiye’de tasarruf eğiliminin zayıf olması şu anki ekonomik zorluklarla da alakalı değildir, normal zamanlarda da durum aşağı yukarı böyledir. Konu dışı fakat eklemek gerekir ki Türkiye tasarruf etme konusunda benzer ülkelerden olumsuz yönde bayağı ayrışır.

 Türkiye’de tasarruf eğilimi, tüketici güven endeksini bayağı aşağı çektiği için normal zamanlarda tüketici güven endeksi 70-80 değerleri civarında olur, ekonomi iyi gittiği dönemler 80’in üstü,  (90 üstü pek görülmez) kötü gittiği dönemlerde ise 70’in altı (60’ın altı pek görülmez) seviyeler görülür. Yazının başında ifade etmiştim; 2020’ye dair iyimserliği güçlendiren birçok veri var, tüketici güveninde de aylardır devam eden yükseliş mevcut ama mevcut seviye son derece düşük ve 2020 yılının tahminlerinden iyi bir yıl olması amaçlanıyorsa tüketici güveninin hızla yükselmesi için çalışmalar yapılmalı ki bunun da en etkili yolu tüketicilerin gelirini artırmaktır. Türkiye’de tüketicilerin geliri ile asgari ücret arasındaki etkileşimin son derece yüksek ve gelecek hafta 2020 yılı asgari ücret belirleme toplantıları başlayacak.

Türkiye ekonomisi 2020



2020'de Asgari ücret ne kadar olacak



Türkiye’de ücretliler içinde asgari ücretlilerin oranı için %50-70 gibi rakamlar telaffuz ediliyor, bu rakamların doğruluğunu bilmek çok zor çünkü ülkemizde azımsanmayacak kadar insan tam zamanlı çalıştığı halde işverenler tarafından asgari ücretli gösterilip daha az gelire ikna edilebiliyor veya tam aksine iyi gelire sahip olup resmiyette asgari ücretli gösterilen, asgari ücretli olduğunu beyan eden çok sayıda insan var. Asgari ücretlilerin sayısı spekülatif olsa da asgari ücrete yapılacak zammın 2020 yılı için ortalama tüketici gelirinin artışını etkileyecek en önemli faktördür diyebiliriz. OECD’ye göre Türkiye’de asgari ücretle ortalama gelir arasındaki korelasyon (korelasyon 0 ile 1 arasında değer alır; 1 tam korelasyon anlamına gelir) 0.71 seviyesindedir.(2018) Son 15 senede bahsettiğim korelasyon hep bu seviyelerde olmuş.

2020 türkiye ekonomisi



Asgari ücret senaryoları


 Yeni ekonomi programında 2020 enflasyon beklentisi %8,5 civarında ama bu seviyede bir teklif olacağını sanmıyorum. Asgari ücret görüşmeleri sona erdiğinde çok önemli bir olay olmazsa enflasyon %11-12 civarlarında olacak, birçok önemli kurumun da 2020 yılı ortalama beklentisi bu seviyede yani 250 lira civarı zam masada olacaktır. Enflasyon verilerinin alt kalemleri incelendiğinde alt-orta gelir grubunun sepetinde yer alması kuvvetle muhtemel ürünlerdeki fiyat artışları belirgin şekilde daha yüksek, bu nedenle asgari ücretlinin alım gücünün düşmemesi için 250 liradan biraz daha yüksek bir seviye gereklidir diye düşünüyorum.


 Gelecek sene 250-300 lira zam asgari ücretlilerin alım gücünü koruyabilir. 2020 yılında %5 büyüme gerçekleşebilmesi için ise tüketicilerin harcama kapasitesi/eğiliminin artması gerekir ve asgari ücret kararı bu konuda teşvik olabilir,bunun da yolu bu rakamların da üstünde bir zamdır fakat belli bir noktadan sonra ise asgari ücret zamları alt gelir grubu için fayda sağlamaz hatta olumsuz sonuçları olur. 2015’te enflasyon tek hanede iken asgari ücrete yıllık %37 civarında zam yapıldı fakat 2016’da Gini Katsayısı (gelir adaleti) kötüleşmiş; en zengin %20’nin geliri en az gelirli %20 ‘ye göre daha çok artmış; toplam servette zenginlerin payı artmış; toplam gelir içinde ücretlilerin payı düşmüş özetle asgari ücret zammı alt gelir grubuna pastada daha fazla pay sağlamaz iken  Türkiye’nin makroekonomik göstergeleri bozulmuş.

 Türkiye ekonomisinin şu an yaşadığı sorunların en önemli sebeplerinden biri özel sektörün borç sorunudur ve asgari ücrete yapılan zamların özel sektörü daha da zora sokabileceğine dair yorumları sık sık görüyoruz fakat toplumun geliri yükselmez ise doğal olarak harcama gücü zayıflayacak ki genel çerçeveden bakınca asgari ücretin artmaması özel sektör için sorunludur. 
Aslında kamunun gelecek yılın asgari ücret zammının özel sektöre bindireceği ek yükün bir kısmını karşılaması doğru bir tercih olabilir. 2020’de kamu geçmiş yıllara kıyasla harcamalarını bütçe açığını dikkat çekici miktarda artıracak ki bunun en önemli sebebi kamunun bir süredir ekonomiye destek olmayı tercih etmesidir. (Daha geniş bilgi makalenin sonundaki linkte)
Kamunun ekonomiyi desteklemek için kullanacağı en uygun kanallardan biri bu olabilir.

Sonuç olarak 2020’de asgari ücret zammının 250 lira olmasının gerekli olduğuna inanıyorum ve bu rakamın 400 lira civarına kadar çıkmasının faydasının zararından fazla olacağına inanıyorum.

Ekleme: Türkiye'nin dış borcu ne kadar-Link-

Ekleme: Küresel ekonomideki gelişmeler için 2020 Küresel resesyon yılı mı




Twitter: Yusuf Yüksel 

(12.11.19)


Dünya Bankasının 2020 Türkiye Ekonomisine Dair Raporu



Dünya Bankası Türkiye raporunu geçtiğimiz günlerde yayınladı. Dünya Bankası Türkiye'de istikrarın tekrardan sağlandığını ama belirsizliklerin devam ettiğini ifade etti. Raporda Türkiye'nin 2019'da %0, 2020'de ise %3 büyüyeceği tahmin edilmiş. Dünya Bankası, Türkiye'de iyileşmenin devam edebilmesi için üç tane öneride bulunmuş.



1.Rezervler güçlendirilmeli




 Dünya Bankası Türkiye raporunda Türkiye Merkez Bankası rezervleri kritik seviyede olmasa da ülkenin yüksek dış finansman ihtiyacı sebebiyle piyasanın rezervlere çok duyarlı olduğunu belirtmiş. Türkiye üzerindeki risk algısı ve bunun somut göstergesi CDS'lerin iyileşmesi için rezervlerin güçlendirilmesi gerekliliği vurgulanmış.

 Türkiye CDS'leri(5 yıllık) şu an 300 puan seviyesine yaklaştı, yaklaşık 1-2 ay önce CDS'ler 400-450 bandında dolanıyordu. 300 de emsal ülkelere göre yüksek bir rakam olsa da net şekilde iyileşme var.Emsal ülkelerin ortalama CDS'i 100 civarında.(Cds nedir)


türk ekonomisi 2020
Dış Borç/Merkez Bankası Döviz Rezervi


Türkiye'ye dair risk algısının en temel sebeplerinden biri yüksek dış borçluluğa rağmen düşük döviz rezervleridir, Türkiye bu konuda benzer ülkelerden olumsuz ayrışır fakat son bir senede hem döviz borç stoğumuz azaldı hem de rezervler güçlendirildi fakat bu trendi sürdürmek gelecek sene nispeten zor olabilir. 



  2020'de döviz cinsi borçlanma, cari denge vb. konular 2019'a göre daha zorlu olabilir. Ekim ayı dış ticaret verilerine bakınca ihracat %0,1 azalır iken ithalat %7,8 artmış. Son aylarda gerçekleşen faiz indirimlerinin tüketime katkısı sınırlı iken ithalatı etkilemeye başlamış, bunun yanında en büyük pazarımız olan Avrupa'daki durgunluk ihracatımıza yansımaya başladı. 12 aylık olarak baktığımızda ihracatımız son aylarda artmıyor, ithalatımızda ise kıpırdanma var. Gelecek sene Türkiye'nin daha çok büyümesi ve Avrupa'da güçlü bir iyileşme beklenmemesi dış ticaret dengemizdeki nispi iyileşmeyi büyük ihtimal zayıflatacaktır.



2020 ekonomi nasıl olacak


 İki sene önce dış ticaret dengesi 70-80 milyar dolar açık verirken açık şu an 30 milyar doların altındadır.



ekonomi ne olacak


Konumuza dönersek cari dengedeki normalleşme  rezervler için daha zorlu şartları ortaya çıkarabilir.




2.Reel Sektörün Bilanço Sorunu Düzeltilmeli



  Reel sektörün borç sorunu hakkında birkaç gün önce bu başlıkta bir yazı yazmıştım (Bu makalenin hemen altında bulabilirsiniz.) o yüzden ayrıntıya girmeyeceğim. Özetle Dünya Bankası da reel sektörün bilanço sorununa raporunda değinmiş. Dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye'de büyüme ve yatırımlar için kredi musluklarının açılması şart fakat Türkiye koşullarında bir tarafta bankalar riskler sebebiyle kredi vermeye çok istekli değil iken diğer tarafta şirketlerin yüksek borçluluğu sebebiyle çok fazla kredi alabilecek kapasiteleri yok. Kamunun bu açmazı çözmesi gerekiyor. Yine raporda kredilerin verimli şekilde doğru alanlara akmaması büyüme bir yana toparlanmayı bile zora sokabileceği belirtilmiş.

 Özel sektörün bilanço sorunu için adım atılması uzun zamandan beri piyasa tarafından talep edilen bir konu ve Dünya Bankası raporunda da yer almış. Raporda yer alan ve piyasada da devamlı beklenti haline gelen bir diğer konu ise sermaye piyasalarının geliştirilmesidir; Dünya Bankası banka dışı finansman imkanlarının geliştirilmesini tavsiye etmiş. Türkiye gibi yetersiz sermaye sorunu olan bir ülkede banka dışı finansman imkanlarının geliştirilmesi sermaye verimliliğini çok ciddi şekilde artırır fakat diğer taraftan her yeniliğin olduğu gibi bu durumun da ciddi riskleri mevcut.(Başka bir makale konusu)



3. Kamu Borçlanma kapasitesi kullanılmalı



Dünya Bankası raporundaki bir diğer tavsiye de mali alanın daha etkili kullanılmasıdır. Rapora göre kamu borçluluğu düşük olsa da mali alan çok geniş olmayabilir.

 Türkiye'de kamu borcunun milli hasılaya oranı %30 civarında. gelecek sene bu oranın 2-3 puan artması bekleniyor; çok olumsuz senaryolarda bu oran çok daha fazla artsa bile kağıt üzerinde bir sorun görünmüyor yani kamu borcu seneye 10 puan artsa bile Türkiye'de kamu borcu kağıt üzerinde emsal ülkelerden düşük olacak fakat toplam borçluluk düşünülünce bu kapasite sınırlı, daha önemlisi kamu bütçe açığı bir şekilde finanse edilecek ve bütçe açığının finansmanı iç piyasadan sağlanırsa faizler ve belki enflasyon( Likiditenin arttırılması) dış piyasadan sağlanması ise dış borç, döviz kuru ve enflasyonu olumsuz etkiler ki bu maddelerin her biri amaç olan büyümeyi de olumsuz etkileyeceğinden kamu bütçesinin fazla zorlanması büyüme konusunda paradoks oluşturur.



2020 türk ekonomisi



 Dünya Bankasına göre Türkiye'de 2019'da alt gelir grubunun alım gücü zayıfladı o yüzden mevcut iyileşmeye rağmen tüketimde iyileşme sınırlı ve alt gelir grubunun gelirini artıracak harcamalar bu durumu düzeltebilir. Doğrudan alakası olmasa da yakında güncellenecek olan asgari ücret konusuna bu pencereden de bakmak gerekir.


*Güncelleme*

(1.11.2019)


2020'de Türkiye Ekonomisi Nasıl Olacak



  Son zamanlarda özel sektörün borçları ile alakalı hükumetin adım atacağı söylentisi var. Geçen yıl açıklanan yeni ekonomi programında bile bu konu ile alakalı ayrıntıların programda yer bulacağına dair beklenti vardı ve aradan geçen uzun zamana rağmen bu beklenti varlığını sürdürüyor.


 Daha önce bu başlıkta Türkiye'nin 2020'de %5 büyüyüp büyüyemeyeceğine dair bir paylaşım yapmıştım; o zaman %5 hedefi sadece söylemlerde yer almıştı ama daha sonra bu hedef Yeni Ekonomi Programında da yer buldu, 2020 bütçesinde de %5 büyüme hedefi baz alınmış. Türkiye'nin 2020'de göstereceği büyüme performansı tek makaleye sığabilecek bir konu değil fakat çok kısa özet olarak diyebiliriz ki günümüz dünyasında artık bir ülkede kredi artışı gerçekleşmeden üretim, tüketim, yatırım ve dolaylı olarak büyüme gerçekleşmiyor. 


2020'de türkiye ekonomisi nasıl olacak






 Türkiye şartlarında bankaların kredi hacmi %10-20 (Eskiden çift hane yeterli oluyordu ama günümüzde enflasyon sebebiyle %20'lere yakın bir rakam gerekli.) artmadan ideal büyüme (%4-5) sağlanamıyor. Şu an kamu bankalarının kredi büyüme hacmi %20'e çok uzak değil ama özel bankalarda bu oran %5'ler civarındadır. Bu durum değişmeden Türkiye 2020'de %5 büyür demek zor. Kamu-özel bankalar arasındaki kredi hacmi farkı çelişkisi politik olarak da yorumlanabilir ama yeterli değil; aradaki farkın banka bilançolarıyla da yakından alakası var ve bu durumun da yazının başında ifade ettiğim özel sektör borç sorunuyla...



 Banka kredilerinde  takibe dönüşüm oranı artıyor; bu oran arttıkça bankaların kredi verme kapasitesi  düşer ve batık krediler artma eğilimindeyse bankaların kredi verme eğilimleri de düşer. Türkiye'de kredilerin takibe dönüşüm oranı ciddi problem oluşturacak seviyelere yakın değil ama yine de batık krediler arttıkça kredi hacmi daralıyor.

2020'de ekonomi nasıl olacak


Özel bankalar için asıl sorun ise batık krediler değil, batığa dönüşebilecek yakın izlemedeki kredilerde. Aşağıdaki tabloda gördüğünüz gibi izlemedeki kredilerin oranı yüksek olduğu için özel bankalar kredi vermek konusunda isteksiz, kamu bankalarının ise bu konuda özel bankalardan ciddi şekilde ayrışıyorlar. 

2020 Türk ekonomisi




Bir diğer sorun ise özel sektörün çok borçlu olması sebebiyle bankalar borç vermeye pek yanaşmıyorlar, şirketlerin ise bu sebeple borçlanma konusunda istekleri az. Türkiye'de firmaların borcunun milli hasılaya oranı %69. Bu oran 2003'te %17 idi.



Kıyaslama yapmak gerekirse emsal ülkelerde özel sektörün borcunun milli hasılaya oranı %15-45 bandında iken Türkiye'de bu oran %70 civarında. 


2020'de ekonomi nasıl olacak



Reel sektörün borcunun artış ivmesi de çok güçlü; son on yılda emsal ülkelerde özel sektör borcu ortalama %4'ten az artar iken Türkiye'de %35 civarında artmış. 

2020 türkiye ekonomisi



Not: Türkiye'de özel sektörün aşırı borçlanması ekonomi politikası tercihidir de denebilir. Konu ile doğrudan alakalı olmadığı için ayrıntıya girmiyorum.


 Kısacası Türkiye'nin ideal büyüme oranlarına tekrar ulaşması için kredi kanalının özellikle özel sektör için iyileşmesi gerekmektedir. Bunun için de alınacak önlemler son derece önemli. Makale karmaşık ve uzun olmaması için muhtemel özel sektör borç paketine özellikle değinmedim. Konu ile ilgili başka bir yazı yazmayı planlıyorum.




(Güncelleme sona erdi.)

(24.09.2019)



Türkiye 2020'de %5 Büyüyebilir mi



 2019'un sonlarına yaklaştık; 2020'de Türkiye ekonomisi nasıl olacak sorusu tartışılmaya başladı, normalde her sene Eylül ayında açıklanan orta vadeli programda bir sonraki senenin hedefleri kamuoyu ve yatırımcılar ile paylaşılır, bu sene orta vadeli program henüz açıklanmadı fakat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ''2020'de en az %5 büyüme hedeflenecek.'' ifadesi ile 2020'e dair ilk işareti verdi, büyük ihtimal bu hedef orta vadeli programda da yer bulacak.


 Türkiye'nin 2020'de %5 civarında bir büyüme gerçekleştirmesi iç faktörlere bağlı olduğu kadar dış faktörlerle de doğrudan alakalı; 2020'de küresel resesyon ihtimali fiyatlamalarda kendini hissettiriyor ve 2020'de küresel resesyon gerçekten yaşanırsa Türkiye'nin %5 civarında büyümesinden bahsetmek neredeyse imkansız olur. Piyasaların ısrarla talep ettiği ve karar vericilerin net şekilde reddetmediği kriz şartları oluşmadan güçlü parasal gevşeme senaryosu gerçekleşirse bu defa da olumlu manada 2020 senaryoları çok ciddi şekilde değişikliğe uğrar, bu senaryonun ihtimali zayıf olsa da imkansız diyemiyoruz; Abd ekonomisi rekorlar kırar iken Fed art arda iki faiz indirimi gerçekleştirdi ve dahası da piyasa açısından son derece olası görülüyor, piyasa gerçekten Fed'in desteğine ihtiyaç duyarsa Fed'in çok daha güçlü gevşeme gerçekleştirmesi ihtimali bir kenarda duruyor. En temel değişken olan küresel şartların rekor seviyede belirsizlikler barındırması haliyle 2020'de Türkiye Ekonomisi nasıl olacak sorusunu cevaplamayı zorlaştırıyor.

2020 ekonomi nasıl olacak
Küresel Belirsizlik Endeksi




Ekonominin İvmesi


 Türkiye milli hasılasının 2019 yılında %0-2 arasında daralması bekleniyor, bu durumu bakış açısına göre 2020 yılı için olumlu veya olumsuz yorumlayabiliriz. Optimist bakış açısıyla 2019'daki daralma harcamaların ertelenmiş olduğunu ifade eder ve bu ertelenen harcamalar şartlar düzelince ekonomiyi destekler. 2008-2009 Krizi döneminde en fazla zarar gören ekonomilerden biri Türkiye olurken ardından gelen varlık alım programları sebebiyle küresel ekonomik iklim hızla değişmiş ve geçmişten gelen ertelenmiş harcamalar etkisiyle Türkiye çift haneli büyüme yakalamıştır.

 Ekonomik büyüme ivmesinin zayıflamasının olumsuz sonucu ise bu durumun kısır döngü şeklinde sorunları artırması ihtimalidir. Ekonomi zayıfladıkça insanların tüketim eğilim ve kapasiteleri düşer, bir süre sonra bu durum işsizliğin artmasına sebep olur, işsizlik arttıkça beklentiler ve tüketim de kötüleştiği için üretim ve doğal olarak istihdam tekrardan düşer ve bu kısır döngü dalga dalga devam eder. Son bir senede Türkiye'de kabaca 800 bin insan işsiz kaldı ve üretim>tüketim tekrardan canlanmadan bu insanların tekrardan iş bulmaları, ekonomiye katkı vermeleri zor. Türkiye'de %4 civarında bir büyüme ile işsizlik sabit  kalır. İşsizliğin düşmesi için üretimin artması, üretimin artması için ise tüketimin tekrardan canlanması gerekir şu an yatırım(üretimin artmasına>işsizliğin azalmasına neden olması beklenir.) verileri bize üretimde bir iyileşme işareti vermiyor.

2020 ekonomi nasıl olacak
Gayrisafi Sabit Sermaye Oluşumu


Tüketim

  
Türkiye ekonomisi tüketim ile büyüyen bir ekonomidir,bunun dışında yapısal sorunların da etkisiyle tüketim ekonomisi sorun biriktirmeden sağlıklı ve sürdürülebilir bir büyüme gerçekleştirmeye, Türkiye'nin demografik yapısı ise bu profili değiştirmeye izin vermiyor, bu başka bir yazının konusu...Türkiye'de büyüme çok güçlü şekilde tüketime bağlı iken hem Türkiye'de hem de dünyada tüketim hatta daha geniş perspektiften bakarsak büyüme doğrudan kredilere bağlı hale gelmiştir.Türkiye'de ideal büyümenin gerçekleşmesi(%4 civarı) için bankaların kredi büyüme hacminin %10-20 civarında artması gerekir, son yıllarda artan enflasyon ile bu rakamın %20'e yakınlaştığını tahmin edebiliriz.

 Şu an Türkiye'de kredi büyüme hacmi %0-5 arasında ve bu katkının çok çok büyük kısmını devlet bankaları karşılıyor; kredi büyüme hacminin artırılması için verilebilecek teşvikler ise amaç olan büyümeye olumsuz etki edebilecek sebeplere bağlı ve hassas bir dengeye ihtiyaç var. Kredi hacmi ya yerli sermaye ya da yabancı sermaye takviyesi ile artırılır; yerli sermaye için faizlerin artırılması gerekir ki bu durum büyümeyi doğrudan olumsuz etkiler, dış borçlanma ise Türk Lirasının değerini olumsuz etkileyen bir faktördür ve bir noktadan sonra başta tüketici güveni olmak üzere çok sayıda göstergeyi olumsuz etkileyip milli hasıla büyümesini olumsuz etkiler. Yabancı sermaye ile büyümenin sınırlılıklarına değinirsek;

1. Dış borçlanma Türk Lirasının değerini olumsuz etkiler ve bir noktadan sonra yaradan çok zarar vermeye başlar.

2. Türkiye'nin dış borçlanma kapasitesi sınırsız değildir; dış borcun  milli hasılaya oranı %50'i aştığı dönemler Türk ekonomisi sorun yaşamaya başlar; şu an böyle bir dönem yaşıyoruz ve dış borca ulaşma imkanımız sınırlı.(Yazının başında bahsettiğim varlık alım programlarının tekrardan başlaması senaryosunda bu durum çok ciddi şekilde değişebilir.)

3.Biz borçlanmak isterken diğer tarafta da bunu sağlayacak kreditörlere ihtyaç duyarız; 2020'de küresel kriz beklentileri sebebiyle gelişmekte olan ülkelerden(risk iştahı düşüyor.) sermaye kaçışı yaşanıyor o sebeple mevcut şartlarda krediye ulaşmak nispeten daha zor. 

Dış ticaret


 2019'da Türkiye ekonomisini en güçlü şekilde destekleyen etmenlerden biri dış ticaretten alınan katkıydı, bu sene dış ticaretten gelen olumlu katkı olmasaydı büyüme birkaç puan daha kötü olabilirdi fakat bu olumlu katkı son aylarda devam etmiyor; en büyük pazarımız olan Avrupa'daki büyük pazarlarımızın hepsine ihracatımız son aylarda çift haneli düşüş yaşıyor; Avrupa'daki sorunlar bize yansımaya başlamış iken diğer taraftada ECB Avrupa ekonomisinin resesyona sürüklenmemesi için önlem paketi açıkladı, başta Almanya olmak üzere Avrupa devletlerinin de ekonomiyi destekleyecek adımlar atması bekleniyor.


Kamu Desteği


 2019 yılında kamunun büyümeye katkısı son derece güçlü oldu; birinci çeyrekte hanehalkı harcamaları %5'e yakın azalmış iken kamu harcamaları(nihai tüketim) %7'e yakın artmıştı, ikinci çeyrekte de hanehalkı tüketimi %1 civarında azalmış iken kamu harcamaları %3 civarında artmış. 2019'da kamu, daralmanın derinleşmemesi için elindeki imkanları çok ciddi şekilde kullandı diyebiliriz fakat bu seviyede güçlü destek 2020'de de devam etmesi çok kolay olmaz.

 2019'da bütçe açığı hedefi 80 milyar TL iken yılın ilk sekiz ayında bu hedefe ulaşıldı, üstelik 2019 yılı için öngörülen vergi dışı gelir (İhtiyat Akçesi, Aflar, Bedelli Askerlik vs.)100 milyar TL iken yılın ilk sekiz ayında bu kalemden elde edilen gelirler 140 milyar TL'e ulaşmış durumda; gelecek sene de bu kadar güçlü ek gelir kaynakları bulmak hazine için kolay olmaz.

2020'de Türkiye ekonomisi nasıl olacak
Bütçe Gelirleri

  Kamu 2019 yılında çok ciddi şekilde bütçe açığı veriyor olduğu halde bu durum faizleri çok olumsuz etkilemiyor çünkü piyasada talep zayıf fakat %5 büyüme senaryosunda bu katkının devam etmesi çok mümkün olmaz.(Dışlama etkisi) Türkiye'de kamu maliyesi bu sene ciddi şekilde disiplin dışına çıkmış olsa da güçlüdür, Türkiye'de kamu borcunun milli hasılaya oranı %30-40 civarındadır ki bu rakam benzer ekonomilere göre son derece düşüktür fakat bu durum bir tercih olduğu kadar zorunluluktur. Türkiye tüketim odaklı ekonomik profili büyürken bazı sorunlar biriktirir;bu sorunlardan en görünürü cari açıktır. Cari açık sorunu yaşayan bir ülkede aynı zamanda bütçe açığı sorunu da yaşanırsa sonuçta bir kriz kaçınılmaz olarak beklenir çünkü bu iki sorunun çözümü bir birinin tam aksi yöntemler gerektirir o yüzden normal zamanlarda Türkiye'de cari açık sorunu var iken kamu maliyesi son derece disiplinlidir ama ekonominin yavaşladığı dönemler cari açık sorunu da zayıfladığı için kamu maliyesi ekonomiye çok ciddi şekilde destek verebilmektedir ve amaç olan normalleşme sonrası bu desteğin azalacağı da tahmin edilebilir.

 Sonuç olarak 2020'de %5 büyüme zor bir hedef gibi görünüyor; geçtiğimiz günlerde Fitch Türkiye ekonomisinin nispeten iyileştiğini ve 2020'de %2-3 büyüyebileceğini ifade eden bir rapor yayınladı.

13 yorum:

  1. Çok ama çok güzel bir makale olmuş. Ülkemizdeki ticari, yatırım, katılım bankası sıfatlarını taşıyan bankaların kriz zamanında nasıl hareket edebileceğine dair bir öngörü paylaşırsanız sevinirim. Kriz zamanında batan bankalara özelliklerine göre daha büyük zarar verebiliyor müşterilerine. Saygılar. Yazılarınızın devamını bekliyorum. özellikle Çin ve Amerika'nın Ekim ayında yapacakları görüşme ile ilgili bir yazı olursa, finansal okuma konusunda sizden çok şey öğreniriz. Tekrardan saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim; ülkemizde batma riski olan bir banka olduğunu sanmıyorum, ne zaman sorunlu krediler %20'lere ulaşır o zaman acaba demeye başlarız.

      Sil
  2. Bilgi ve emeklerinize sağlık ...

    YanıtlaSil
  3. Merhaba, yazınız için çok teşekkürler. Galiba Borç/GSMH grafiği yerine yanlışlıkla bankaların borç takip oranları grafiğini tekrar koymuşsunuz. Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar. Alp bey hatalı grafiği bulamadım.

      Sil
    2. Bilmiyorum bende mi farklı gözüküyor ama "Kıyaslama yapmak gerekirse emsal ülkelerde özel sektörün borcunun milli hasılaya oranı %15-45 bandında iken Türkiye'de bu oran %70 civarında." paragrafından sonraki grafik, iki önceki "Yakın izlemedeki kredi oranı" grafiği ile aynı.

      Sil
    3. Teşekkürler.Birazdan düzelteceğim.

      Sil
    4. Düzeltildi.Teşekkürler.

      Sil
  4. Hocam merhaba, bir yorumcu, "yeni ekonomi teorisinde" enflasyona neden olmadan parasal genişleme yapılabilir düşüncesi var, bu zamana kadar gerçekten böyle oldu ama bundan sonra böyle olacağı anlamına gelmiyor.
    Şeklinde bir yorum yaptı, hatta insanlar çok ani fikir değiştirip, değerli madenler ya da gayrimenkul gibi somut varlıklara dönebilir dedi.
    Bazı felaket öngören ekonomistlerin, artan faiz ve parasal sıkılaşmaya ABD'nin dayanamayacağı yorumlarını okuyorduk.
    Hakikaten FED başkanı faizleri arttırdım, arttırıyorum diyerek uzun zaman kazandı, bir iki artıştan sonra ise gene faiz düşürme ve adı farklı bile olsa parasal genişleme yoluna gittiler.
    Hocam birşeyler ters gidiyor, burası çok belli.
    1.6 Trilyon dolara ulaşan ve temerrüt oranı bir hayli yüksek olan öğrenci kredileri de var.
    Trump aslen Çin'e verilen ticaret açığı sorunununa haklı bir şekilde parmak basıp kendince mücadeleye girişti anladığım kadarıyla, ama sizin belirttiğiniz gibi, çok ciddi açmazlar var (ABD'deki işgücünün oradan ithal edilen ürünleri üretecek sayıda olmaması, zaten üretilmeye kalkılsa enflasyonun patlayacak olması v.s.)
    Bu arada Trump seçimden önce FED politikalarını eleştirirken şimdi faizleri düşürmesi için baskı yapıyor, popülistliğine layık olarak.
    Uzattım ama size soracağım iki soru var,
    1) ABD'nin uzun vadeli yükümlülükleri (emeklilik ödemeleri, sağlık ve sosyal yardımlar) oldukça yüksek boyutta ve anladığım kadarıyla mevcut yapısını sıkıştırıyor, bu nedenle faizlerde en küçük artışları bile tolore etmekte zorlanıyorlar.
    2) Enflasyon yüzde 2'nin üzerine çıktı, ama FED daha önce parasal sıkışlaşma yaparız enflasyon artışa geçerse sözünden hafiften çark ediyor gibi (artış kalıcı olursa gereğine bakarız gibi daha güvercin bir ifadesi oldu FED Başkanının)
    3) ABD'de nitelikli istihdam yerine hizmet ve part time/düşük nitelikli iş istihdamında yükselme olduğu iddiası var.
    Bu bilgiler ışığında ABD çıkmazda görünüyor ama siz bu çıkmazların sonucunun daha uzun vadede görülebileceği için mi, ABD'nin ve doların çöküşü teorilerine mesafeli yaklaşıyorsunuz. (Ya da yeni üretim dinamikleri, ve yapay zeka gibi oyun değiştirici faktörler herşeyi tersine çevirebilir mi?)
    İkinci sorum hocam,
    Çin'de de durumlar parlak görünmüyor, yazmıştınız, Çin'in en büyük pazarı ABD ve ABD'de Çin'e verdiği ticaret açıklarını finanse edemeyecek noktaya geldiğini düşündüğü için ticaret savaşı ve farklı yollarla mücadeleye başladı.
    Anlamadığım, dünyada 200'e yakın ülke var, Çin'i var eden, ABD mi? Yani ABD bir şekilde barajın bentlerini kıstığında, Çin'in alternatif pazarları kısıtlı mı?
    Çin'in yüksek borç stoğu, problemli demografik yapısı gibi sorunları sayenizde öğrendik.
    Dünya'nın iki süper gücü bu kadar sıkıntılıyken, aradan sıyrılanlar kim olacak sizce? (Hindistan'ın demografik avantajlarını not ettik)
    Çok yazı konuları çıktı sanki hocam :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Abd dünya ekonomisinin %20-25'i ;dolaylı etkisi çok daha büyük. Birçok konuda yerini doldurmak zor.

      Dünyada gelecekte kim yükselir sorusunun cevabı gerçekten çok zor; akıl almaz sayıda değişken var ama en başta Hindistan,Güney Batı Asya, Orta doğu belki Afrika çok farklı hikayeler yazabilirler. Çin'de gördüğümüz gibi şartlar oluşunca büyük resim hızla değişebiliyor ve geriden gelenler hep büyük dezavantajlar ile başlasalar da bir noktadan sonra sıfırdan başlamak sistemi rehabilite etmekten daha kolay oluyor.

      Yahoo'nun Google'a karşı rekabet edememesi, Osmanlı'ya maatbaanın geç gelmesi vs. vs. Hep bu problemdir.

      Toparlayabilirsem aklıma bir yazı geldi.

      Sil
  5. banka kredilerinin %20 büyümesi zorunluluğunu (%5 büyüme için) neye göre belirlediniz hocam.Bu kısmı açıklarmısınız.tşk

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O benim tahminim. Geçmiş dönemlerde kredi büyüme hacmi %10-15 olduğu dönemler %5 civarı büyüme gerçekleştiriyorduk ama enflasyonda belirgin bir artış var ve kredi büyüme hacmi enflasyondan etkileniyor iken büyüme reel hesaplanır.

      Tek belirleyici faktör olmadığı için net gereken rakam budur demek zor o yüzden kabaca bir aralık verdim.

      Sil