1 Nisan 2020 Çarşamba

2020'de Türkiye Ekonomisi Nasıl Olacak

 2020 Türkiye ekonomisi ve emsal ülkelerin karşılaştırılması


Bu yazı aslında bir giriş yazısı; merkez bankası para basmalı mı tartışmaları için öncelikle mevcut durumu özetlemek istedim. Dünyadaki Covid-19 salgını bütün ülkelere zarar vermekte ama bu süreçte gelişmekte olan ülkeler için nispeten zorlu bir süreç yaşanıyor diyebiliriz. Türk Lirası sene başında beri %12'den fazla değer kaybetti aynı süreçte Dolar endeksi ise %3,5 civarında değer kazanmış durumda(dxy nedir) yani dolara göre Türk Lirası fazlasıyla değer kaybetmiş olabilir fakat aynı süreçte emsal para birimlerinden Güney Afrika  randı ~%28, Brezilya reali  ~%30, Rus rublesi %28, Endonezya rupiahı ~%19, Hindistan rupisi ~%10, Meksika pesosu ~%28 değer kaybetti. Türk Lirası %12 değer kaybı ile tuhaf şekilde emsal ülkelere göre pozitif ayrışıyor. Şu an içinde bulunduğumuz dönemin zorluğunu ifade etmek açısından dikkat çekici bir ayrıntı.

2020 türkiye ekonomisi


 Türkiye ve emsal ülkelerin borsalarına bakınca da benzer bir resim görüyoruz.

türkiye ekonomisi 2020



 Bizimle birlikte alınıp satılan ülkelerin çoğunun petrol üreticisi olması ve Rusya-Arabistan sürtüşmesinin(İran-Arabistan petrol sürtüşmesi) bu ülkelere küresel salgının etkilerinin üstüne ekstra problem üretmiş olması da emsal ülkelerin bize göre negatif ayrışmasında pay sahibi; biz ve Hindistan petrol sürtüşmesinden şimdilik emsal ülkelerin aksine pozitif etkileniyoruz ama gelişmekte olan ülkelerin hepsine karşı risk algısı kötüleşmiş.



 Bizim medyamızda nispeten az yer buldu ama geçtiğimiz günlerde Güney Afrika'nın da yatırım notu yatırım yapılabilir seviyenin altına düştü. Daha önce bu başlıkta başka bir mevzu için Türkiye ve emsal ülkelerde CDS seviyesini paylaşmıştım.(19 Şubat) O gün biz ve emsal ülkelerin ortalama CDS'i 110 iken bu ortalama yaklaşık 40 günde 287'e yükselmiş !(cds nedir)( Fed şu an birçok ülke ile doğrudan swap kanalları açtığı için birçok ülke CDS'ler sebebiyle ortaya çıkan dış finansman maliyetindeki artış ile henüz karşılaşmadı.)



 2020'e bütün dünya hazırlıksız yakalandı; neredeyse her ülkede toplumlar hanehalkı, şirket, kamu ayrımı yapılmaksızın aşırı borçlu ve gelişmiş ülkelerin bu soruna ürettikleri çözüm aşağı yukarı belli... Para basılacak  (Modern para teorisi nedir) ve yük kamu maliyesinin üzerine yüklenecek fakat biz ve benzerimiz ülkeler için bu tercih çok daha zorlu çünkü biz ve benzerimiz ülkelerde borçlanmanın önemli bir kısmı yabancı para cinsi ve bu durum para basma çözümünün tercih edilmesini, sonuç vermesini engelliyor.(Para basılınca yerel para birimi baskı altında kalacak ve borç ödendikçe borç da artacağı için sorunun para basılarak çözülmesi çok kolay olmayacak.)




Ekleme: karşılıksız para basmak



Twitter: Yusuf Yüksel 


(Güncelleme sona erdi.)

19 Şubat 2020 PPK Kararı


 Merkez Bankası'nın yarın Şubat ayı PPK toplantısı gerçekleşecek. Piyasa Merkez Bankası'ndan küçük bir faiz indirimi bekliyor. Merkez Bankası'nın pas geçmesini bekleyen birçok kurum var iken en fazla faiz indirimi bekleyen kurumlar da 75-100 baz puan indirim bekliyorlar. 


türkiye ekonomisi 2020'de nasıl olacak


 Piyasanın Faiz indirimine ihtiyacı var mı sorusuna gelince;

1. Büyüme:

 Faiz indirimlerinin en temel sebebi ekonomiyi hareketlendirmektir ve bunun sonucu olarak ekonominin büyüme ivmesi kuvvetlenir. Büyüme verilerini en az 3-4 ay geriden takip edebildiğimiz için şu an ekonominin ne kadar büyüdüğünü ancak büyüme verisi ile korelasyon içinde olan verilerden takip edebiliyoruz ve bu verilerden ilk akla geleni ise sanayi üretimi verisidir.

 Son açıklanan Ocak ayı verisine göre sanayi üretimi artışı 21 ayın zirvesine ulaşarak %1.9 oldu. Aynı veriye göre sanayi üretimi yıllık olarak %8.6 arttı. (Beklenti %7 idi.)


türkiye ekonomisi 2020

 Uzun süre daralmadan sonra gelen sanayi üretimi artışından kuvvetle muhtemel ertelenen harcamaların da etkisi var ama sanayi üretimindeki iyileşme ile Türkiye ekonomisi 2020'e girerken %5 civarı bir büyüme performansı göstereceği tahmin ediliyor yani  ekonomik aktivite şu an istenen seviyede ekstra bir teşviğe ihtiyaç duymayabilir. 

2. Krediler:

 Faiz indirimlerinin amacı finansal şartları iyileştirip insanların krediye ulaşmasını kolaylaştırmaktır. Faiz kararlarının ekonomiye etki etmeleri zaman aldığı için kredi gelişmeleri genelde kabaca üç aylık periyotlardaki (13 Hafta) hareketleri takip edilir. Kur etkisinden arındırılmış 13 haftalık kredi artışı %30'lara ulaştı; bu artış son zamanlardaki en güçlü artış ve bundan daha yüksek bir artış yakın zamanda sadece KGF ile görülmüştü.( Büyümeye 3-4 puan ekstra katkı.)


2020 türkiye ekonomisi


 Ticari kredilerde artış yaklaşık %25 civarında iken Tüketici kredilerinde artış %50'lere yaklaşmış durumda. Ticari kredilerde artış makul seviyede, bireysel kredilerdeki artış istenenden fazla bile olabilir. Reuters'ta geçenlerde ekonomi yönetiminin tüketici kredilerinin artışına karşı tedbir alma çalışması içinde olduğuna dair haber çıktı yani haber doğruysa bireysel kredilerde artış istenenden bile yüksek olabilir.

 Tüketici kredileri ile ithalat arasında çok güçlü korelasyon mevcut yani tüketici kredileri doğrudan veya dolaylı olarak Türk Lirasının değerini olumsuz etkileyebilir.




 Özellikle taşıt kredilerinin iki katından daha fazla artmış olması son derece ilgi çekici.


türkiye ekonomisi 2020

 Kısacası güçlü kredi talebi finansal şartlar konusunda teşvik beklentisi olmadığı sonucu çıkarılabilir. Şu resimde tek ve en önemli eksik yatırımlar... Finansal şartların gevşetilmesine rağmen yatırımlarda ciddi bir canlanma olmaması can sıkıcı ama yatırımların gerçekleşmiyor olmasının altındaki sebep bence finansman maliyeti değil.

3.Mevduat:

 Faiz indirimlerinin faydası kadar yan etkileri de var ve bunun yansımasını en başta TL'e olan talepte görüyoruz. 7 Şubat itibariyle aylık ortalama mevduat faizi %9.2 idi,bundan %15 olan stopajı da çıkarınca mevduatın aylık getirisi YEP'teki enflasyon beklentisi kadar bile değil .(~%8.5) Aylık faiz enflasyon kadar bile getiri sağlamaz iken ancak üç aylık mevduat yaklaşık enflasyon beklentisi kadar getiri vaat ediyor yani TL tutmanın cazibesi zaten güçlü değil ve faiz indirimleri bunu daha da zayıflatır.

 Finansal şartların gevşetilmesi piyasayı net şekilde destekliyor olsa da Tüketici güveninde belirgin bir iyileşme yok ( Finansal şartlar Eylül'den beri ciddi şekilde iyileşti.) çünkü faiz indirimleri dolar kurunu da sınırlı da olsa pozitif etkiledi ve dolar kuru ile tüketici güveni arasında güçlü şekilde bağ var.



türkiye ekonomisi beklentileri 2020

 Döviz tevdiat hesapları ile ekonomiye güven/tüketici güveni arasında ters orantılı bir ilişki var. Döviz Tevdiat hesapları halen rekor seviyelere yakın.


türkiye ekonomisi beklentileri 2020


 Türkiye'de yatırımcılarda getiri beklentisi son derece yüksek. 2018'de dövize yatırım yapanlar %50 civarında getiri elde ettiler; bundan yararlanmayanlar da sonuçta bunu fırsat maliyeti olarak değerlendirdiler yine 2019'da TL getiri %25 civarındaydı; makul bir yerden dövizden dönüş sağlanmışsa yine bu getiri çok daha yukarılara çıkmış oldu yani Türk yatırımcısı yüksek getiriye alıştı. Fakat şu an dediğim gibi mevduat çok ciddi bir getiri sunmuyor yine dolar kuru şu an bahsedilen kabaca 6.4-6.5 civarlarında seneyi tamamlarsa kabaca döviz de TL kadar getiri sağlamış olacak ama Türk yatırımcısı bu kadar getiriden memnun olacak mı tartışılır. Dikkat ederseniz son zamanlarda borsada çok ciddi yabancı çıkışı olduğu halde yerliler borsayı rekora taşıdılar ya da ikinci el otomobil piyasasındaki anormal fiyatlamalar ertelenmiş taleple açıklanabilecek seviyenin çok üstünde. Yüksek getiriye alışmış olan yatırımcı alternatifler arıyor ve döviz kuru kontrolü zayıflarsa bu arayış güçlü şekilde dövize yöneliş ile sonuçlanabilir.

 TL'nin 2019'daki gibi bir performans göstermesi 2020'de aynı şekilde kolay olmayacak. 2019'da TL'deki değer kaybı enflasyon kadardı fakat kabaca 15 milyar dolar cari açık beklentisi ile girdiğimiz seneyi yaklaşık 2 milyar dolar fazla ile tamamladık yani TL üzerindeki baskı nispeten zayıftı. Normal zamanda Türkiye yıllık 30 milyar dolar civarında cari açık veren bir ülkeydi.




 Faizlerde ciddi indirim yaşanan Eylül ayından beri cari fazla yaklaşık dört milyar dolar azaldı.

 Son olarak da faiz oranları sadece bizi değil bize olan fon akımlarını da doğal olarak etkiliyor. Türkiye'ye emsal ülkelerin çoğuna göre anlık olarak daha az reel faiz vaat ediyor.


Türkiye ekonomisi 2020

 Emsal ülkelerde ortalama reel faiz %1,5'lere gerilemiş durumda.

 Daha önce defalarca ifade ettim tekrarlayayım; Reel faiz ile ülke algısı arasında uyum olmalıdır Türkiye'nin reel faizini şu anki negatif seviye olarak değil de yıl sonu beklentisine göre hesaplarsak bile reel faiz emsal ülkelerin şimdiki ortalamasına yaklaşıyor ama emsal ülkelerin risk algısı bize göre daha olumlu.


türkiye ekonomisi 2020

 Bunlara ilave küresel şartlar da şu an için ciddi bir belirsizlik içeriyor. Çin'deki salgın sebebiyle reel sektör önünü göremiyor. Dolar/euro 1.8'lerde; dolar/yuan +7'li seviyelerde. Altın prim yapıyor.(Riskli varlıklardan kaçış)


 Özetle Merkez Bankası'nın bugün faiz kararını pas geçmesinin daha olumlu olacağını düşünüyorum. Zaten Merkez Bankası'nın toplantı sayısının 12'e yükselmesi sebebiyle MB'nin aceleci davranmasının gerektiren bir durum yok.


(04.02.20)

Wuhan Virüsü Ve Türkiye Ekonomisi

Wuhan virüsü, Çin için sorun oluşturmaya devam ediyor; salgın sebebiyle saygın kurumlar Çin'in 2020 yılı büyüme tahminini yaklaşık %0,5 puan düşürürken 2020 ilk çeyrek beklentileri %1,5'tan daha fazla aşağı çekilmiş durumda. Dünya sağlık örgütünden gelen ''Wuhan virüsü pandemi değil.'' açıklaması ve hastalığın artış hızındaki azalma finansal piyasaları memnun etmiş durumda ama salgın güçlenerek artmaya devam ediyor.

 Son verilere göre dünyada Wuhan virüsü vaka sayısı 20.630'a yükseldi; bu vakaların 20.471'i Çin'de. Bugün 3.235 vaka onaylanırken Ölümle sonuçlanan vaka sayısı 425'e yükseldi.(Çin'de bugün Wuhan virüsü sebebiyle ölen insan sayısı 64 oldu.)

 Çin dışında 23 ülkede var olan vaka sayısı 6 artarak 159 oldu.(1 ölümlü vaka)

 Wuhan virüsü salgını şu an küresel ekonomi için sınırlı seviyede olumsuzluğa sebep oldu ve ING'e göre dünyada mevcut durumdan pozitif etkilenen tek saygın ekonomi Türkiye ekonomisi olacak.


Çİn ekonomisi 2020

 Şu an sınırlı seviyede yaşanıyor olan tedarik sıkıntısı Türkiye'yi özellikle Avrupa için cazip hale getirecek. Çin'deki salgının Türkiye'ye pozitif etkileri sadece bazı pazarlarda cazibenin artması ile sınırlı değil. Salgının Çin'e muhtemel etkileri sebebiyle endüstriyel emtialar çok ciddi değer kaybına uğradı.



 Brent petrol 23 Ocak'tan ( Salgının başlaması) beri %13,8 değer kaybetti. Dünyadaki petrol tüketiminin %14'ü Çin'de gerçekleşiyor ve Çin'de yaşanabilecek muhtemel bir yavaşlama anında petrol fiyatları üzerinde etkisini gösteriyor. 


Çin ekonomisi 2020

 Saygın ekonomiler arasında enerji fiyatlarındaki artıştan en fazla zarar gören ülkelerden başında Türkiye gelir ve petrol fiyatlarındaki çöküşün bize etkisi son derece olumlu olacak.

 Sadece petrol değil bütün endüstriyel emtialarda 23 Ocak'tan beri çok net düşüş mevcut ve 2020'nin başında tam tersi olan trendin de muhtemel olumsuz etkisine de maruz kalmamış olduk.


çin ekonomisi 2020


 2018 yılında Türkiye dünyada en fazla turist çeken 6. ülke oldu. Çin'deki salgının Çin ve hastalıktan etkilenen diğer ülkeler üzerinde turizm açısından yıkıcı etkisi olacak ve bu hastalıktan uzak kalabilirsek buraları ziyaret edecek turistlerin tercih edecekleri alternatiflerden biri Türkiye olur.  2018'de Çin 62.9 milyon turist çekerken (Dünyada en fazla turist çeken 4. ülke) hastalığın etkisindeki bir başka ülke olan Tayland 38.3 milyon turist çekmişti.( Dünyada en fazla turist çeken 9. ülke)

 Dünyada en fazla turizm geliri elde eden ilk on ülkeden üçü ( Tayland 4. ; Japonya 9. ; Çin 10. ) salgından etkilenmiş durumda.

 Tabii ki turizm konusunda bahsettiğim olumlu etkinin yaşanması için sorunun turizm sezonuna kadar devam etmesi gerekir fakat sorunun bu kadar uzun sürmesi durumunda problem çok büyük ihtimal küresel ekonomi için çok daha ciddi bir soruna sebep olur.


 Özetle Türkiye Wuhan salgının ekonomik açıdan olumlu etkilediği çok sınırlı ülkeden biri olmaktadır.



(16.01.20)

Merkez Bankası Faiz Kararı

 Bugün saat 14:00'de Merkez Bankası Para Politikası Kurulu faiz kararını açıklayacak; piyasanın beklentisi Merkez Bankası'nın faizleri sabit bırakması, bunun yanında 25-100 baz puan arasında faiz indirimi tahmini yapan kurumlar da var. Merkez Bankası'nın karar günü bile alacağı kararın belirsiz olması başlı başına bir sorun ! Günümüzde bütün merkez bankaları alacağı kararlar konusunda piyasa ile son derece güçlü iletişim halindeler, şu an FED, ECB, BOJ gibi merkez bankalarının yıl sonuna kadar yapacağı her şeyi aşağı yukarı biliyoruz ama Merkez Bankası'nın bugün ne yapacağı hakkında belirsizlik var. 


Kaynak: Forexturkey
 Piyasa beklentisi faiz indirimi olmayacağı veya en fazla %1 indirim olacağı iken Londra swap piyasası aylık faiz %9.3, Bist gecelik faiz ise %10.5 civarında oluştu yani uzmanlar indirim beklemiyorsa da yatırımcılar faiz indirimi bekliyor.




 Şu an faiz indirimi için uygun şartlar yok; Türkiye hali hazırda Hinditan hariç emsal ülkelere göre daha az reel faiz veriyor, Hindistan'daki durum karmaşık ülke stagflasyona sürüklendi. 


2020 türkiye ekonomisi
Emsal ülkelerde reel faiz

 

 Bizim emsal ülkelere göre daha düşük reel faiz verebilmemiz için daha az riskli kabul edilmemiz gerekir; yatırımcıların bir ülkeye dair risk algısını CDS primlerinden takip ederiz, Türkiye'nin CDS primleri geçmiş döneme göre iyileşme gösterdi ama sadece Türkiye'de değil bütün dünyada CDS primleri düşüşte ve reel faizi azaltarak Türkiye ekonomisi 2020 toparlanma beklentisini riske atabiliriz.

ekonomi 2020
Emsal ülkelerde CDS

 Ülkemizde insanlar ekonominin iyi olup olmadığına dolar kuru üzerinden karar verir ve ekonomiye olan inanç zayıflarsa insanlar dövize kaçar. Döviz tevdiat hesapları bize halkta TL'nin zayıflayacağı beklentisinin devam ettiğini ifade ediyor. Alttaki grafikte de görüldüğü gibi döviz, TL'den daha az cazipken bile vatandaş dövize yönelmiş, geçen ay ekonomiye olan güvende iyileşme zayıflamış.(kurlardaki artışla uyumlu şekilde !) Bu şartlarda faiz indirimi döviz kurlarını, DTH'ları destekler. Faiz kararlarının alındığı günler döviz kurlarının gevşiyor oluşu ! orta vadede olumsuz yönde düzelmenin gerçekleştiği gerçeğini değiştirmiyor.


2020 türkiye ekonomisi
DTH/Tüketici güveni

  Merkez Bankası faiz kararlarında aceleci olmak zorunda değil, geçtiğimiz aylarda alınan yıllık toplantı sayısının 12'e çıkarılması kararı faiz kararları için bekleyip görme şansı sunuyor. 


 Faiz kararı konuşulurken küresel konjonktürde değişim ihtimali de çok fazla değerlendirilmiyor; 2020 yılı için finansal şartların iyileşeceği beklentisi(küresel çapta finansman maliyeti aynı kalacak ya da biraz gevşeyecek) genel kabul ve bununla beraber küresel ekonomide sınırlı toparlanma yaşanacak, daha net ifade etmek gerekirse BOJ ve ECB faizlerde değişikliğe gitmeyecek ve eski seviyelerde olmasa da parasal genişlemeye devam edecekler. Fed en azından seçimlere kadar hiçbir faiz kararı almayacak belki sene sonuna kadar 1 adet faiz indirimi gerçekleştirir.(UBS'ten dün piyasanın aksine üç faiz indirimi beklentisi ifade eden bir rapor yayınlandı.) Sadece enflasyon beklentileri ile açıklanabilecek bu görüş arz-talep dengesindeki belirgin değişim ile zayıflayabilir.



 Üstelik üstteki grafikte ifade ettiğim değişim sadece 2020'e ait bir olguda değil; Trump'ın vergi indirimleri sebebiyle uzun yıllar boyunca Abd'nin kamu borçlanması belirgin şekilde artacak. 

 Geçtiğimiz günlerde gündeme gelen repo krizinin temelinde bu çelişki var, piyasada tahvil arzı artarken(tahvil ile faiz ters orantılıdır) tahvillerin değer kazanması artık piyasa mekanizmasını zorluyor.(Daha önce yıl başında repo krizi yaşanabileceğini ifade etmiştim ve haksız çıktım fakat bahsettiğim krizin yaşanmaması için FED çok kısa sürede piyasaya yarım trilyon dolar para sürebileceğini beyan etmişti, bundan fazlası FED'in dolar talep edenlerin çocuklarını rehin alıp şantaj yapması olurdu.)

 Piyasada artık enflasyon değil de arz-talep dengesi temelli faiz baskısı var diyebilirim. Rakamlarla ifade edersek 2018'de FED'in normalleşme iddiası ile dünyadaki negatif faiz getirisi olan tahvillerin büyüklüğü 6 trilyon doların altına düşmüştü ki bu olay bizi son derece olumsuz etkiledi. FED'in politikasındaki köklü değişim ile dünyada tekrardan negatif faizli tahviller arttı ve ardından bu rakam hızla 17 trilyon dolara yükseldi.(Ağustos 2019) Fed'in politikasında netleşme ile tahviller tekrardan değer kaybetmeye başladı ve Aralık ayının sonlarında bu rakam 11 trilyon dolar seviyelerine geri geldi, bu değişim sürecinde enflasyon ile ilgili belirgin bir değişim yok. 






 2020 yılına dair iyimserlik devam ederse faizlerde aşağı yönlü değil yukarı yönlü baskı görebiliriz. Piyasanın böyle bir şey beklememesi normal çünkü çok uzun yıllardan beri piyasa beklentileri gerçekleşmelerin çok üzerinde güvercin hatta bunlar gerçekten beklenti mi temenni mi tartışılır. 

Ekleme: Küresel ekonomideki gelişmeler için 2020 Küresel resesyon yılı mı


(31.12.19)

2020'e girerken Türkiye ekonomisi


 Muhtemel Abd yaptırımları olur mu? Etkisi ne olur konusuna hiç girmeden şunu ifade etmek gerekiyor ki sürecin varlığı bile bizim için 2020 senaryolarını etkiliyor. Türkiye ekonomisinde son aylarda toparlanmaya dair bir birini destekleyen onlarca veri mevcut ama tüketici güveni çok geriden geliyor; geçtiğimiz ay yapılan faiz indirimine rağmen tüketici güveni zaten olumlu olmayan seviyelerden tekrar geriye gitti. Tüketici güvenindeki zayıflamanın en makul açıklaması yakın zamanda dolar kurunun Abd'den gelen yaptırım haberi ile artmasıdır; çok uzun zamandan beri dolar kuru ile tüketici güveni arasında çok güçlü korelasyon mevcut.


türkiye ekonomisi 2020
Tüketici güveni Aralık 2019

 2020'de Türkiye ekonomisi nasıl olacak sorusuna cevabı en başta büyüme verilerinde aramak gerekiyor. Geçtiğimiz haftalarda Türkiye'nin üçüncü çeyrek büyüme verisi açıklandı, Türkiye ekonomisi 2019 üçüncü çeyrekte art arda üç çeyrek sonrası tekrar pozitif seviyeye döndü.


2020 türkiye ekonomi beklentileri
Türkiye çeyreklik büyüme

 Büyüme verisinin pozitife dönmesi olumlu iken çeyrekten çeyreğe büyümede ise pozitif ivme zayıflamaya devam ediyor.


2020'de türkiye ekonomisi nasıl olur
Türkiye çeyrekten çeyreğe büyüme

 Büyüme verisi bir çeyrek geriden geldiği için Türkiye ekonomisinin son durumunu ifade etmekte yeterli değil. Son durumu göstermek için çok sayıda veri mevcut ama büyüme ile en güçlü korelasyon içinde olan veri sanayi üretimidir; en son açıklanan Ekim ayı sanayi üretiminde pozitif seyir devam etmekte iken aylık bazda ise üretim yine daralmayı işaret etti. Özetle 2019'un son çeyreğinde de daha önceki çeyrekteki gibi bir görünüm mevcut.




Sanayi Üretimi Ekim 2019(Aydan Aya)

Sanayi üretimi 2019(Yıllık)


 2019 üçüncü çeyrekte büyümenin kompozisyonuna bakınca büyümenin ana motoru geçmişte olduğu gibi tüketim, yatırımlarda halen istenen iyileşme yok. Uzun zamandan beri büyümeye pozitif katkı veren ithalat ihracat dengesi negatif tarafa geçti; tüketimin artması ile ithalatta artış, Avrupa'da devam eden zayıflama sebebiyle ihracattaki zayıflamanın devam etmesi sürpriz olmaz; rakamlar ile konuşmak gerekir ise Kasım ayında ihracatta %1'in üzerinde daralma var iken ithalatta %11 artış gerçekleşti.(İthalatta tüketim mallarındaki artış, talepteki sınırlı toparlanmaya rağmen %23!)


2020 türkiye ekonomisi
2019 üçüncü çeyrek büyüme kompozisyonu

 2020 Türkiye ekonomisi beklentilerini ifade ederken en son veri olan 2019 üçüncü çeyreği baz alıyorum ama Merkez Bankası 2019 yılı üçüncü çeyrekten başlayarak çok güçlü faiz indirimleri gerçekleştirdi ki büyümeye çok güçlü katkı verilmiş oldu. Öncelikle bu faiz indirimleri bence çok çok hızlı oldu. Emsal ülkelere (emsal ülke kavramı kişiden kişiye değişir) göre Türkiye'deki reel faiz bayağı zayıfladı.



2020 türkiye ekonomisi
Emsal ülkelerde enflasyon, politika faizi, reel faiz

 Türkiye emsal ülkelere göre çok cazip getiri vaat etmez iken Son zamanlarda ciddi iyileşme gerçekleşmiş olsa da Türkiye'ye dair risk algısı emsal ülkelere göre daha yüksek. -CDS nedir-


Emsal ülkelerde CDS

 Merkez Bankası'nın büyümeye katkısı sadece faiz indirimleriyle de sınırlı değil, Merkez Bankası zorunlu karşılık oranlarına getirdiği yeni düzenlemeler ile bankaların büyümeyi desteklemesini güçlü şekilde teşvik ediyor. Yazının devamındaki makalelerde konuyu detaylıca anlatmaya çalışmıştım; modern ekonomide krediler artmadan bir ülkenin büyüme gerçekleştirmesi pek mümkün değil ve bankalarımız kredi hacmini artırmakta istekli değil.(Sebebi de yazının devamında var.) Merkez Bankası bu sorunu çözmeye çalışıyor. Son zamanlarda Türkiye'de bankaların kredi hacmi negatif seviyeden %10'lara yükseldi, 13 haftalık ortalama kredi artışı %20'lere yaklaştı.(Son yıllarda KGF dışında bundan yüksek bir rakam yok.) Yazının devamındaki makalelerde ayrıntı olduğu için tekrarlamıyorum ama  bankalar ticari kredi vermeye soğuklar o yüzden Merkez Bankası'nın zorunlu karşılık teşviklerinden yararlanmak için bireysel kredilere yöneldiler; bireysel kredilerde yıllık artış negatif seviyeden %14.5'e; 13 haftalık ortalama kredi hacim artışı %36'a yükseldi. Merkez Bankası Aralık Başında aldığı karar ile bankaların ekonomiyi daha az destekleyen bireysel kredilere yönelmesini de engelledi.-Merkez Bankası zorunlu karşılık kararları-

 Sonuç olarak 2020 Türkiye ekonomisi görünümü özetle Türkiye'nin büyüme gerçekleştireceği ama bu büyümenin yeterli olup olmayacağının şüpheli olmasıdır.(%4'lere ulaşmayan büyümeler Türkiye için yeterli olamıyor.) Ekonomi yönetimi ise yeterli büyüme sağlanması için birçok kanaldan ekonomiyi destekliyor.


(28.11.19)


Türkiye ekonomisi 2020'de nasıl olacak



 Son zamanlarda 2020 Türkiye Ekonomisi hakkında daha optimist olmayı destekleyecek verilerle karşılaşıyoruz. Perakende satışları,sanayi üretimi,banka kredileri,tüketici güveni,konut satışları gibi veriler bize 2020 yılının 2019’dan daha iyi olabileceğini gösteriyor. IMF, OECD, Dünya Bankası gibi kuruluşlar 2020’de Türkiye Ekonomisinin %3 civarı büyüyeceğini tahmin ediyorlar ki bahsettiğim verilerden de bu doğrultuda çıkarımlarda bulunabiliriz. Gelecek yıl bu yıldan daha iyi olsa da %3 civarı büyüme Türkiye için yetersizdir; Türkiye %4-5’in altında büyüme gerçekleştirdiği dönemler ekonomide olumsuz gelişmeler(işsizliğin artması vs.) yaşanır.Türkiye’de ekonominin stabil kalması için en az %4-5 civarı büyüme gerekir ki Hükümetin 2020 yılı için büyüme hedefi bu rakamdır fakat bunun için de atılması gereken adımlar vardır.

2020 yılı için daha iyimser olmayı destekleyen verileri tek tek yazmadım çünkü yazının fazla uzun olmasını istemiyorum.Fakat tüketici güveni hem bahsettiğim verilere örnek hem de 2020’de %5 civarı büyümenin gerçekleşebilmesi için iyileşmesi gereken bir veri olduğu için değinmek istedim.



Tüketici güven endeksi;tüketicilerin harcama eğilimlerini ölçen bir veridir.Endeks,ankete katılan tüketicilerin cevaplarına göre 0-200 arasında değer alır ve 100 eşik değerdir.100 seviyesinin altı kötümserliği,üstü ise iyimserliği ifade eder.Tüketicilerin harcama eğilimleri ile ekonomilerin geleceği hakkında birçok çıkarım yapılabilir. 

 Basitçe ifade edersek tüketici güven endeksinin 100 eşiğinden aşağı doğru uzaklaştıkça tüketimin azalması-ekonominin zayıflayacağı, yukarı doğru uzaklaştıkça da tüketimin güçlenmesi-ekonominin güçleneceği çıkarımı yapılır ancak bu standart Türkiye için geçerli değildir çünkü tüketici endeksleri dört ana başlıkta genel ekonomi, kişisel harcamalar, işsizlik ve tasarruf ihtimalini ölçerken ülkemizde tasarruf etme ihtimali anormal seviyede düşüktür ve bu başlık endeksi de fazlasıyla aşağı çeker. Örnek vermek gerekirse şu an tüketici güven endeksi 59,9 seviyesindeyken tasarruf etme ihtimali 23 seviyesindedir.

2020 türkiye ekonomisi


 Türkiye’de tasarruf eğiliminin zayıf olması şu anki ekonomik zorluklarla da alakalı değildir, normal zamanlarda da durum aşağı yukarı böyledir. Konu dışı fakat eklemek gerekir ki Türkiye tasarruf etme konusunda benzer ülkelerden olumsuz yönde bayağı ayrışır.

 Türkiye’de tasarruf eğilimi, tüketici güven endeksini bayağı aşağı çektiği için normal zamanlarda tüketici güven endeksi 70-80 değerleri civarında olur, ekonomi iyi gittiği dönemler 80’in üstü,  (90 üstü pek görülmez) kötü gittiği dönemlerde ise 70’in altı (60’ın altı pek görülmez) seviyeler görülür. Yazının başında ifade etmiştim; 2020’ye dair iyimserliği güçlendiren birçok veri var, tüketici güveninde de aylardır devam eden yükseliş mevcut ama mevcut seviye son derece düşük ve 2020 yılının tahminlerinden iyi bir yıl olması amaçlanıyorsa tüketici güveninin hızla yükselmesi için çalışmalar yapılmalı ki bunun da en etkili yolu tüketicilerin gelirini artırmaktır. Türkiye’de tüketicilerin geliri ile asgari ücret arasındaki etkileşimin son derece yüksek ve gelecek hafta 2020 yılı asgari ücret belirleme toplantıları başlayacak.

Türkiye ekonomisi 2020



2020'de Asgari ücret ne kadar olacak



Türkiye’de ücretliler içinde asgari ücretlilerin oranı için %50-70 gibi rakamlar telaffuz ediliyor, bu rakamların doğruluğunu bilmek çok zor çünkü ülkemizde azımsanmayacak kadar insan tam zamanlı çalıştığı halde işverenler tarafından asgari ücretli gösterilip daha az gelire ikna edilebiliyor veya tam aksine iyi gelire sahip olup resmiyette asgari ücretli gösterilen, asgari ücretli olduğunu beyan eden çok sayıda insan var. Asgari ücretlilerin sayısı spekülatif olsa da asgari ücrete yapılacak zammın 2020 yılı için ortalama tüketici gelirinin artışını etkileyecek en önemli faktördür diyebiliriz. OECD’ye göre Türkiye’de asgari ücretle ortalama gelir arasındaki korelasyon (korelasyon 0 ile 1 arasında değer alır; 1 tam korelasyon anlamına gelir) 0.71 seviyesindedir.(2018) Son 15 senede bahsettiğim korelasyon hep bu seviyelerde olmuş.

2020 türkiye ekonomisi



Asgari ücret senaryoları


 Yeni ekonomi programında 2020 enflasyon beklentisi %8,5 civarında ama bu seviyede bir teklif olacağını sanmıyorum. Asgari ücret görüşmeleri sona erdiğinde çok önemli bir olay olmazsa enflasyon %11-12 civarlarında olacak, birçok önemli kurumun da 2020 yılı ortalama beklentisi bu seviyede yani 250 lira civarı zam masada olacaktır. Enflasyon verilerinin alt kalemleri incelendiğinde alt-orta gelir grubunun sepetinde yer alması kuvvetle muhtemel ürünlerdeki fiyat artışları belirgin şekilde daha yüksek, bu nedenle asgari ücretlinin alım gücünün düşmemesi için 250 liradan biraz daha yüksek bir seviye gereklidir diye düşünüyorum.


 Gelecek sene 250-300 lira zam asgari ücretlilerin alım gücünü koruyabilir. 2020 yılında %5 büyüme gerçekleşebilmesi için ise tüketicilerin harcama kapasitesi/eğiliminin artması gerekir ve asgari ücret kararı bu konuda teşvik olabilir,bunun da yolu bu rakamların da üstünde bir zamdır fakat belli bir noktadan sonra ise asgari ücret zamları alt gelir grubu için fayda sağlamaz hatta olumsuz sonuçları olur. 2015’te enflasyon tek hanede iken asgari ücrete yıllık %37 civarında zam yapıldı fakat 2016’da Gini Katsayısı (gelir adaleti) kötüleşmiş; en zengin %20’nin geliri en az gelirli %20 ‘ye göre daha çok artmış; toplam servette zenginlerin payı artmış; toplam gelir içinde ücretlilerin payı düşmüş özetle asgari ücret zammı alt gelir grubuna pastada daha fazla pay sağlamaz iken  Türkiye’nin makroekonomik göstergeleri bozulmuş.

 Türkiye ekonomisinin şu an yaşadığı sorunların en önemli sebeplerinden biri özel sektörün borç sorunudur ve asgari ücrete yapılan zamların özel sektörü daha da zora sokabileceğine dair yorumları sık sık görüyoruz fakat toplumun geliri yükselmez ise doğal olarak harcama gücü zayıflayacak ki genel çerçeveden bakınca asgari ücretin artmaması özel sektör için sorunludur. 
Aslında kamunun gelecek yılın asgari ücret zammının özel sektöre bindireceği ek yükün bir kısmını karşılaması doğru bir tercih olabilir. 2020’de kamu geçmiş yıllara kıyasla harcamalarını bütçe açığını dikkat çekici miktarda artıracak ki bunun en önemli sebebi kamunun bir süredir ekonomiye destek olmayı tercih etmesidir. (Daha geniş bilgi makalenin sonundaki linkte)
Kamunun ekonomiyi desteklemek için kullanacağı en uygun kanallardan biri bu olabilir.

Sonuç olarak 2020’de asgari ücret zammının 250 lira olmasının gerekli olduğuna inanıyorum ve bu rakamın 400 lira civarına kadar çıkmasının faydasının zararından fazla olacağına inanıyorum.



(12.11.19)


Dünya Bankasının 2020 Türkiye Ekonomisine Dair Raporu



Dünya Bankası Türkiye raporunu geçtiğimiz günlerde yayınladı. Dünya Bankası Türkiye'de istikrarın tekrardan sağlandığını ama belirsizliklerin devam ettiğini ifade etti. Raporda Türkiye'nin 2019'da %0, 2020'de ise %3 büyüyeceği tahmin edilmiş. Dünya Bankası, Türkiye'de iyileşmenin devam edebilmesi için üç tane öneride bulunmuş.



1.Rezervler güçlendirilmeli




 Dünya Bankası Türkiye raporunda Türkiye Merkez Bankası rezervleri kritik seviyede olmasa da ülkenin yüksek dış finansman ihtiyacı sebebiyle piyasanın rezervlere çok duyarlı olduğunu belirtmiş. Türkiye üzerindeki risk algısı ve bunun somut göstergesi CDS'lerin iyileşmesi için rezervlerin güçlendirilmesi gerekliliği vurgulanmış.

 Türkiye CDS'leri(5 yıllık) şu an 300 puan seviyesine yaklaştı, yaklaşık 1-2 ay önce CDS'ler 400-450 bandında dolanıyordu. 300 de emsal ülkelere göre yüksek bir rakam olsa da net şekilde iyileşme var.Emsal ülkelerin ortalama CDS'i 100 civarında.(Cds nedir)


türk ekonomisi 2020
Dış Borç/Merkez Bankası Döviz Rezervi


Türkiye'ye dair risk algısının en temel sebeplerinden biri yüksek dış borçluluğa rağmen düşük döviz rezervleridir, Türkiye bu konuda benzer ülkelerden olumsuz ayrışır fakat son bir senede hem döviz borç stoğumuz azaldı hem de rezervler güçlendirildi fakat bu trendi sürdürmek gelecek sene nispeten zor olabilir. 



  2020'de döviz cinsi borçlanma, cari denge vb. konular 2019'a göre daha zorlu olabilir. Ekim ayı dış ticaret verilerine bakınca ihracat %0,1 azalır iken ithalat %7,8 artmış. Son aylarda gerçekleşen faiz indirimlerinin tüketime katkısı sınırlı iken ithalatı etkilemeye başlamış, bunun yanında en büyük pazarımız olan Avrupa'daki durgunluk ihracatımıza yansımaya başladı. 12 aylık olarak baktığımızda ihracatımız son aylarda artmıyor, ithalatımızda ise kıpırdanma var. Gelecek sene Türkiye'nin daha çok büyümesi ve Avrupa'da güçlü bir iyileşme beklenmemesi dış ticaret dengemizdeki nispi iyileşmeyi büyük ihtimal zayıflatacaktır.



2020 ekonomi nasıl olacak


 İki sene önce dış ticaret dengesi 70-80 milyar dolar açık verirken açık şu an 30 milyar doların altındadır.



ekonomi ne olacak


Konumuza dönersek cari dengedeki normalleşme  rezervler için daha zorlu şartları ortaya çıkarabilir.




2.Reel Sektörün Bilanço Sorunu Düzeltilmeli



  Reel sektörün borç sorunu hakkında birkaç gün önce bu başlıkta bir yazı yazmıştım (Bu makalenin hemen altında bulabilirsiniz.) o yüzden ayrıntıya girmeyeceğim. Özetle Dünya Bankası da reel sektörün bilanço sorununa raporunda değinmiş. Dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye'de büyüme ve yatırımlar için kredi musluklarının açılması şart fakat Türkiye koşullarında bir tarafta bankalar riskler sebebiyle kredi vermeye çok istekli değil iken diğer tarafta şirketlerin yüksek borçluluğu sebebiyle çok fazla kredi alabilecek kapasiteleri yok. Kamunun bu açmazı çözmesi gerekiyor. Yine raporda kredilerin verimli şekilde doğru alanlara akmaması büyüme bir yana toparlanmayı bile zora sokabileceği belirtilmiş.

 Özel sektörün bilanço sorunu için adım atılması uzun zamandan beri piyasa tarafından talep edilen bir konu ve Dünya Bankası raporunda da yer almış. Raporda yer alan ve piyasada da devamlı beklenti haline gelen bir diğer konu ise sermaye piyasalarının geliştirilmesidir; Dünya Bankası banka dışı finansman imkanlarının geliştirilmesini tavsiye etmiş. Türkiye gibi yetersiz sermaye sorunu olan bir ülkede banka dışı finansman imkanlarının geliştirilmesi sermaye verimliliğini çok ciddi şekilde artırır fakat diğer taraftan her yeniliğin olduğu gibi bu durumun da ciddi riskleri mevcut.(Başka bir makale konusu)



3. Kamu Borçlanma kapasitesi kullanılmalı



Dünya Bankası raporundaki bir diğer tavsiye de mali alanın daha etkili kullanılmasıdır. Rapora göre kamu borçluluğu düşük olsa da mali alan çok geniş olmayabilir.

 Türkiye'de kamu borcunun milli hasılaya oranı %30 civarında. gelecek sene bu oranın 2-3 puan artması bekleniyor; çok olumsuz senaryolarda bu oran çok daha fazla artsa bile kağıt üzerinde bir sorun görünmüyor yani kamu borcu seneye 10 puan artsa bile Türkiye'de kamu borcu kağıt üzerinde emsal ülkelerden düşük olacak fakat toplam borçluluk düşünülünce bu kapasite sınırlı, daha önemlisi kamu bütçe açığı bir şekilde finanse edilecek ve bütçe açığının finansmanı iç piyasadan sağlanırsa faizler ve belki enflasyon( Likiditenin arttırılması) dış piyasadan sağlanması ise dış borç, döviz kuru ve enflasyonu olumsuz etkiler ki bu maddelerin her biri amaç olan büyümeyi de olumsuz etkileyeceğinden kamu bütçesinin fazla zorlanması büyüme konusunda paradoks oluşturur.



2020 türk ekonomisi



 Dünya Bankasına göre Türkiye'de 2019'da alt gelir grubunun alım gücü zayıfladı o yüzden mevcut iyileşmeye rağmen tüketimde iyileşme sınırlı ve alt gelir grubunun gelirini artıracak harcamalar bu durumu düzeltebilir. Doğrudan alakası olmasa da yakında güncellenecek olan asgari ücret konusuna bu pencereden de bakmak gerekir.

15 yorum:

  1. Çok ama çok güzel bir makale olmuş. Ülkemizdeki ticari, yatırım, katılım bankası sıfatlarını taşıyan bankaların kriz zamanında nasıl hareket edebileceğine dair bir öngörü paylaşırsanız sevinirim. Kriz zamanında batan bankalara özelliklerine göre daha büyük zarar verebiliyor müşterilerine. Saygılar. Yazılarınızın devamını bekliyorum. özellikle Çin ve Amerika'nın Ekim ayında yapacakları görüşme ile ilgili bir yazı olursa, finansal okuma konusunda sizden çok şey öğreniriz. Tekrardan saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim; ülkemizde batma riski olan bir banka olduğunu sanmıyorum, ne zaman sorunlu krediler %20'lere ulaşır o zaman acaba demeye başlarız.

      Sil
  2. Bilgi ve emeklerinize sağlık ...

    YanıtlaSil
  3. Merhaba, yazınız için çok teşekkürler. Galiba Borç/GSMH grafiği yerine yanlışlıkla bankaların borç takip oranları grafiğini tekrar koymuşsunuz. Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar. Alp bey hatalı grafiği bulamadım.

      Sil
    2. Bilmiyorum bende mi farklı gözüküyor ama "Kıyaslama yapmak gerekirse emsal ülkelerde özel sektörün borcunun milli hasılaya oranı %15-45 bandında iken Türkiye'de bu oran %70 civarında." paragrafından sonraki grafik, iki önceki "Yakın izlemedeki kredi oranı" grafiği ile aynı.

      Sil
    3. Teşekkürler.Birazdan düzelteceğim.

      Sil
    4. Düzeltildi.Teşekkürler.

      Sil
  4. Hocam merhaba, bir yorumcu, "yeni ekonomi teorisinde" enflasyona neden olmadan parasal genişleme yapılabilir düşüncesi var, bu zamana kadar gerçekten böyle oldu ama bundan sonra böyle olacağı anlamına gelmiyor.
    Şeklinde bir yorum yaptı, hatta insanlar çok ani fikir değiştirip, değerli madenler ya da gayrimenkul gibi somut varlıklara dönebilir dedi.
    Bazı felaket öngören ekonomistlerin, artan faiz ve parasal sıkılaşmaya ABD'nin dayanamayacağı yorumlarını okuyorduk.
    Hakikaten FED başkanı faizleri arttırdım, arttırıyorum diyerek uzun zaman kazandı, bir iki artıştan sonra ise gene faiz düşürme ve adı farklı bile olsa parasal genişleme yoluna gittiler.
    Hocam birşeyler ters gidiyor, burası çok belli.
    1.6 Trilyon dolara ulaşan ve temerrüt oranı bir hayli yüksek olan öğrenci kredileri de var.
    Trump aslen Çin'e verilen ticaret açığı sorunununa haklı bir şekilde parmak basıp kendince mücadeleye girişti anladığım kadarıyla, ama sizin belirttiğiniz gibi, çok ciddi açmazlar var (ABD'deki işgücünün oradan ithal edilen ürünleri üretecek sayıda olmaması, zaten üretilmeye kalkılsa enflasyonun patlayacak olması v.s.)
    Bu arada Trump seçimden önce FED politikalarını eleştirirken şimdi faizleri düşürmesi için baskı yapıyor, popülistliğine layık olarak.
    Uzattım ama size soracağım iki soru var,
    1) ABD'nin uzun vadeli yükümlülükleri (emeklilik ödemeleri, sağlık ve sosyal yardımlar) oldukça yüksek boyutta ve anladığım kadarıyla mevcut yapısını sıkıştırıyor, bu nedenle faizlerde en küçük artışları bile tolore etmekte zorlanıyorlar.
    2) Enflasyon yüzde 2'nin üzerine çıktı, ama FED daha önce parasal sıkışlaşma yaparız enflasyon artışa geçerse sözünden hafiften çark ediyor gibi (artış kalıcı olursa gereğine bakarız gibi daha güvercin bir ifadesi oldu FED Başkanının)
    3) ABD'de nitelikli istihdam yerine hizmet ve part time/düşük nitelikli iş istihdamında yükselme olduğu iddiası var.
    Bu bilgiler ışığında ABD çıkmazda görünüyor ama siz bu çıkmazların sonucunun daha uzun vadede görülebileceği için mi, ABD'nin ve doların çöküşü teorilerine mesafeli yaklaşıyorsunuz. (Ya da yeni üretim dinamikleri, ve yapay zeka gibi oyun değiştirici faktörler herşeyi tersine çevirebilir mi?)
    İkinci sorum hocam,
    Çin'de de durumlar parlak görünmüyor, yazmıştınız, Çin'in en büyük pazarı ABD ve ABD'de Çin'e verdiği ticaret açıklarını finanse edemeyecek noktaya geldiğini düşündüğü için ticaret savaşı ve farklı yollarla mücadeleye başladı.
    Anlamadığım, dünyada 200'e yakın ülke var, Çin'i var eden, ABD mi? Yani ABD bir şekilde barajın bentlerini kıstığında, Çin'in alternatif pazarları kısıtlı mı?
    Çin'in yüksek borç stoğu, problemli demografik yapısı gibi sorunları sayenizde öğrendik.
    Dünya'nın iki süper gücü bu kadar sıkıntılıyken, aradan sıyrılanlar kim olacak sizce? (Hindistan'ın demografik avantajlarını not ettik)
    Çok yazı konuları çıktı sanki hocam :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Abd dünya ekonomisinin %20-25'i ;dolaylı etkisi çok daha büyük. Birçok konuda yerini doldurmak zor.

      Dünyada gelecekte kim yükselir sorusunun cevabı gerçekten çok zor; akıl almaz sayıda değişken var ama en başta Hindistan,Güney Batı Asya, Orta doğu belki Afrika çok farklı hikayeler yazabilirler. Çin'de gördüğümüz gibi şartlar oluşunca büyük resim hızla değişebiliyor ve geriden gelenler hep büyük dezavantajlar ile başlasalar da bir noktadan sonra sıfırdan başlamak sistemi rehabilite etmekten daha kolay oluyor.

      Yahoo'nun Google'a karşı rekabet edememesi, Osmanlı'ya maatbaanın geç gelmesi vs. vs. Hep bu problemdir.

      Toparlayabilirsem aklıma bir yazı geldi.

      Sil
  5. banka kredilerinin %20 büyümesi zorunluluğunu (%5 büyüme için) neye göre belirlediniz hocam.Bu kısmı açıklarmısınız.tşk

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O benim tahminim. Geçmiş dönemlerde kredi büyüme hacmi %10-15 olduğu dönemler %5 civarı büyüme gerçekleştiriyorduk ama enflasyonda belirgin bir artış var ve kredi büyüme hacmi enflasyondan etkileniyor iken büyüme reel hesaplanır.

      Tek belirleyici faktör olmadığı için net gereken rakam budur demek zor o yüzden kabaca bir aralık verdim.

      Sil
  6. Hocam öncelikle selamlar.
    Sabri Öncü Hocamızın para basalım, borçları silelim enflasyon oluşturmaz teziyle ilgili ne düşünüyorsunuz acaba.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk defa duydum bu öneriyi. Daha da açar mısınız?

      Sil