24 Eylül 2019 Salı

2020'de Türkiye Ekonomisi Nasıl Olacak

 2019'un sonlarına yaklaştık; 2020'de Türkiye ekonomisi nasıl olacak sorusu tartışılmaya başladı, normalde her sene Eylül ayında açıklanan orta vadeli programda bir sonraki senenin hedefleri kamuoyu ve yatırımcılar ile paylaşılır, bu sene orta vadeli program henüz açıklanmadı fakat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ''2020'de en az %5 büyüme hedeflenecek.'' ifadesi ile 2020'e dair ilk işareti verdi, büyük ihtimal bu hedef orta vadeli programda da yer bulacak.


Türkiye 2020'de %5 Büyüyebilir mi


 Türkiye'nin 2020'de %5 civarında bir büyüme gerçekleştirmesi iç faktörlere bağlı olduğu kadar dış faktörlerle de doğrudan alakalı; 2020'de küresel resesyon ihtimali fiyatlamalarda kendini hissettiriyor ve 2020'de küresel resesyon gerçekten yaşanırsa Türkiye'nin %5 civarında büyümesinden bahsetmek neredeyse imkansız olur. Piyasaların ısrarla talep ettiği ve karar vericilerin net şekilde reddetmediği kriz şartları oluşmadan güçlü parasal gevşeme senaryosu gerçekleşirse bu defa da olumlu manada 2020 senaryoları çok ciddi şekilde değişikliğe uğrar, bu senaryonun ihtimali zayıf olsa da imkansız diyemiyoruz; Abd ekonomisi rekorlar kırar iken Fed art arda iki faiz indirimi gerçekleştirdi ve dahası da piyasa açısından son derece olası görülüyor, piyasa gerçekten Fed'in desteğine ihtiyaç duyarsa Fed'in çok daha güçlü gevşeme gerçekleştirmesi ihtimali bir kenarda duruyor. En temel değişken olan küresel şartların rekor seviyede belirsizlikler barındırması haliyle 2020'de Türkiye Ekonomisi nasıl olacak sorusunu cevaplamayı zorlaştırıyor.

2020 ekonomi nasıl olacak
Küresel Belirsizlik Endeksi




Ekonominin İvmesi


 Türkiye milli hasılasının 2019 yılında %0-2 arasında daralması bekleniyor, bu durumu bakış açısına göre 2020 yılı için olumlu veya olumsuz yorumlayabiliriz. Optimist bakış açısıyla 2019'daki daralma harcamaların ertelenmiş olduğunu ifade eder ve bu ertelenen harcamalar şartlar düzelince ekonomiyi destekler. 2008-2009 Krizi döneminde en fazla zarar gören ekonomilerden biri Türkiye olurken ardından gelen varlık alım programları sebebiyle küresel ekonomik iklim hızla değişmiş ve geçmişten gelen ertelenmiş harcamalar etkisiyle Türkiye çift haneli büyüme yakalamıştır.

 Ekonomik büyüme ivmesinin zayıflamasının olumsuz sonucu ise bu durumun kısır döngü şeklinde sorunları artırması ihtimalidir. Ekonomi zayıfladıkça insanların tüketim eğilim ve kapasiteleri düşer, bir süre sonra bu durum işsizliğin artmasına sebep olur, işsizlik arttıkça beklentiler ve tüketim de kötüleştiği için üretim ve doğal olarak istihdam tekrardan düşer ve bu kısır döngü dalga dalga devam eder. Son bir senede Türkiye'de kabaca 800 bin insan işsiz kaldı ve üretim>tüketim tekrardan canlanmadan bu insanların tekrardan iş bulmaları, ekonomiye katkı vermeleri zor. Türkiye'de %4 civarında bir büyüme ile işsizlik sabit  kalır. İşsizliğin düşmesi için üretimin artması, üretimin artması için ise tüketimin tekrardan canlanması gerekir şu an yatırım(üretimin artmasına>işsizliğin azalmasına neden olması beklenir.) verileri bize üretimde bir iyileşme işareti vermiyor.

2020 ekonomi nasıl olacak
Gayrisafi Sabit Sermaye Oluşumu


Tüketim

  
Türkiye ekonomisi tüketim ile büyüyen bir ekonomidir,bunun dışında yapısal sorunların da etkisiyle tüketim ekonomisi sorun biriktirmeden sağlıklı ve sürdürülebilir bir büyüme gerçekleştirmeye, Türkiye'nin demografik yapısı ise bu profili değiştirmeye izin vermiyor, bu başka bir yazının konusu...Türkiye'de büyüme çok güçlü şekilde tüketime bağlı iken hem Türkiye'de hem de dünyada tüketim hatta daha geniş perspektiften bakarsak büyüme doğrudan kredilere bağlı hale gelmiştir.Türkiye'de ideal büyümenin gerçekleşmesi(%4 civarı) için bankaların kredi büyüme hacminin %10-20 civarında artması gerekir, son yıllarda artan enflasyon ile bu rakamın %20'e yakınlaştığını tahmin edebiliriz.

 Şu an Türkiye'de kredi büyüme hacmi %0-5 arasında ve bu katkının çok çok büyük kısmını devlet bankaları karşılıyor; kredi büyüme hacminin artırılması için verilebilecek teşvikler ise amaç olan büyümeye olumsuz etki edebilecek sebeplere bağlı ve hassas bir dengeye ihtiyaç var. Kredi hacmi ya yerli sermaye ya da yabancı sermaye takviyesi ile artırılır; yerli sermaye için faizlerin artırılması gerekir ki bu durum büyümeyi doğrudan olumsuz etkiler, dış borçlanma ise Türk Lirasının değerini olumsuz etkileyen bir faktördür ve bir noktadan sonra başta tüketici güveni olmak üzere çok sayıda göstergeyi olumsuz etkileyip milli hasıla büyümesini olumsuz etkiler. Yabancı sermaye ile büyümenin sınırlılıklarına değinirsek;

1. Dış borçlanma Türk Lirasının değerini olumsuz etkiler ve bir noktadan sonra yaradan çok zarar vermeye başlar.

2. Türkiye'nin dış borçlanma kapasitesi sınırsız değildir; dış borcun  milli hasılaya oranı %50'i aştığı dönemler Türk ekonomisi sorun yaşamaya başlar; şu an böyle bir dönem yaşıyoruz ve dış borca ulaşma imkanımız sınırlı.(Yazının başında bahsettiğim varlık alım programlarının tekrardan başlaması senaryosunda bu durum çok ciddi şekilde değişebilir.)

3.Biz borçlanmak isterken diğer tarafta da bunu sağlayacak kreditörlere ihtyaç duyarız; 2020'de küresel kriz beklentileri sebebiyle gelişmekte olan ülkelerden(risk iştahı düşüyor.) sermaye kaçışı yaşanıyor o sebeple mevcut şartlarda krediye ulaşmak nispeten daha zor. 

Dış ticaret


 2019'da Türkiye ekonomisini en güçlü şekilde destekleyen etmenlerden biri dış ticaretten alınan katkıydı, bu sene dış ticaretten gelen olumlu katkı olmasaydı büyüme birkaç puan daha kötü olabilirdi fakat bu olumlu katkı son aylarda devam etmiyor; en büyük pazarımız olan Avrupa'daki büyük pazarlarımızın hepsine ihracatımız son aylarda çift haneli düşüş yaşıyor; Avrupa'daki sorunlar bize yansımaya başlamış iken diğer taraftada ECB Avrupa ekonomisinin resesyona sürüklenmemesi için önlem paketi açıkladı, başta Almanya olmak üzere Avrupa devletlerinin de ekonomiyi destekleyecek adımlar atması bekleniyor.


Kamu Desteği


 2019 yılında kamunun büyümeye katkısı son derece güçlü oldu; birinci çeyrekte hanehalkı harcamaları %5'e yakın azalmış iken kamu harcamaları(nihai tüketim) %7'e yakın artmıştı, ikinci çeyrekte de hanehalkı tüketimi %1 civarında azalmış iken kamu harcamaları %3 civarında artmış. 2019'da kamu, daralmanın derinleşmemesi için elindeki imkanları çok ciddi şekilde kullandı diyebiliriz fakat bu seviyede güçlü destek 2020'de de devam etmesi çok kolay olmaz.

 2019'da bütçe açığı hedefi 80 milyar TL iken yılın ilk sekiz ayında bu hedefe ulaşıldı, üstelik 2019 yılı için öngörülen vergi dışı gelir (İhtiyat Akçesi, Aflar, Bedelli Askerlik vs.)100 milyar TL iken yılın ilk sekiz ayında bu kalemden elde edilen gelirler 140 milyar TL'e ulaşmış durumda; gelecek sene de bu kadar güçlü ek gelir kaynakları bulmak hazine için kolay olmaz.

2020'de Türkiye ekonomisi nasıl olacak
Bütçe Gelirleri

  Kamu 2019 yılında çok ciddi şekilde bütçe açığı veriyor olduğu halde bu durum faizleri çok olumsuz etkilemiyor çünkü piyasada talep zayıf fakat %5 büyüme senaryosunda bu katkının devam etmesi çok mümkün olmaz.(Dışlama etkisi) Türkiye'de kamu maliyesi bu sene ciddi şekilde disiplin dışına çıkmış olsa da güçlüdür, Türkiye'de kamu borcunun milli hasılaya oranı %30-40 civarındadır ki bu rakam benzer ekonomilere göre son derece düşüktür fakat bu durum bir tercih olduğu kadar zorunluluktur. Türkiye tüketim odaklı ekonomik profili büyürken bazı sorunlar biriktirir;bu sorunlardan en görünürü cari açıktır. Cari açık sorunu yaşayan bir ülkede aynı zamanda bütçe açığı sorunu da yaşanırsa sonuçta bir kriz kaçınılmaz olarak beklenir çünkü bu iki sorunun çözümü bir birinin tam aksi yöntemler gerektirir o yüzden normal zamanlarda Türkiye'de cari açık sorunu var iken kamu maliyesi son derece disiplinlidir ama ekonominin yavaşladığı dönemler cari açık sorunu da zayıfladığı için kamu maliyesi ekonomiye çok ciddi şekilde destek verebilmektedir ve amaç olan normalleşme sonrası bu desteğin azalacağı da tahmin edilebilir.

 Sonuç olarak 2020'de %5 büyüme zor bir hedef gibi görünüyor; geçtiğimiz günlerde Fitch Türkiye ekonomisinin nispeten iyileştiğini ve 2020'de %2-3 büyüyebileceğini ifade eden bir rapor yayınladı.

Ekleme: TCMB  zorunlu karşılıklara neden kredi büyümesi şartı getirdi?-Link-


Twitter: Yusuf Yüksel 




Facebook: Yusuf Yüksel 

4 yorum:

  1. Çok ama çok güzel bir makale olmuş. Ülkemizdeki ticari, yatırım, katılım bankası sıfatlarını taşıyan bankaların kriz zamanında nasıl hareket edebileceğine dair bir öngörü paylaşırsanız sevinirim. Kriz zamanında batan bankalara özelliklerine göre daha büyük zarar verebiliyor müşterilerine. Saygılar. Yazılarınızın devamını bekliyorum. özellikle Çin ve Amerika'nın Ekim ayında yapacakları görüşme ile ilgili bir yazı olursa, finansal okuma konusunda sizden çok şey öğreniriz. Tekrardan saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim; ülkemizde batma riski olan bir banka olduğunu sanmıyorum, ne zaman sorunlu krediler %20'lere ulaşır o zaman acaba demeye başlarız.

      Sil
  2. Bilgi ve emeklerinize sağlık ...

    YanıtlaSil