2 Temmuz 2020 Perşembe

2020'de Türkiye Ekonomisi Nasıl Olacak

 Türkiye ekonomisi ve dünyadan olumlu veriler gelmeye devam ediyor. Bu hafta birçok ülkeden PMI verileri geldi ve verilerin geldiği bütün ülkelerde olumlu bir seyir var.

türkiye ekonomisi 2020

 PMI verileri bize ekonomiye dair beklentileri ifade eder ama ekonomik aktivite ile ilgili verilerde de iyileşme var. Dünyadaki ticaretin ivmesi hakkında çıkarım yaptığımız Baltık kuru yük endeksi ( Endeks navlun fiyatları hakkında bilgi verir ve dünya ticareti güçleniyorsa navlun fiyatları yükseleceği için endeksin yükselmesi ticaretin artışı olarak yorumlanır.) neredeyse kriz öncesi seviyelere geldi.


2020 türkiye ekonomisi
Baltık kuru yük endeksi

 Hem beklentilerde hem de realitedeki iyimserlik ''V'' tipi toparlanma senaryolarını tekrardan gündeme getirdi ama gelişmeleri hızlı toparlanma olarak yorumlamak için şimdilik çok erken olabilir çünkü öncelikle sürekli olarak iyi gelen verilerde önemli bir baz etkisi katkısı var ve piyasaların buna tepkisinde ise bu etki fiyatlamalara pek dahil edilmiyor yani bir veride %50 düşüşten sonra verinin başladığı noktaya geri dönmesi için %100 artması gerekir ama örneğin %50 düşüşten sonra %70'lik bir geri dönüşte bunun insan algısına yansıması düşüşten daha büyük bir yükseliş olabilmektedir.


 Bunun dışında ekonomik aktivitedeki mevcut artışın da geri dönüş olarak yorumlanması çok doğru olmayabilir. Dünyada insanlar aylarca evlerinde oturdu bu sebeple de talep ertelendi, üretim yapılamadı ve bunun normalleşmesini izliyorum. Yaz aylarını diğer aylardan ayıran en önemli faktörlerden bir turizm etkisidir. Turizmin dünya ekonomisinde önemli bir payı varken sektörün ciddi şekilde zarar gördüğü bir süreçte dünya ekonomisinin çok olumlu bir görünüm sergilemesi biraz ilginç olur. Bunun dışında yaşanan aktivite artışında belirsizliklerin de önemli etkisi olabilir. Araştırmalara göre talepte %5'lik dalgalanmanın tedarike(Dolaylı olarak üretime) yansıması %40 olabilmektedir. Bunu basitçe açıklamak gerekirse örneğin Türkiye, makarna üretiminde çok güçlü yeri olan bir ülke ama karantina sürecinde makarnada bile geçici süreli de olsa yokluk gördük. Talep varken satış yapamamış bir toptancı şu an yaşanan normalleşme sürecinde stokunu abartılı şekilde artırmayı tercih edebilir ama diğer yandan makarna tüketiminde büyük dalgalanmalar pek görülmez yani insanlar evlerine makarna yığsa bile makarnayı daha yoğun şekilde yemezler bu durumda da sonuç olarak ileride makarna stokları artarken talep düşbilir. Örnekte olduğu talepte belirgin bir değişimin ortaya çıkması çoğu zaman tedarikte talep ile açıklanamayacak büyük dalgalanmaları beraberinde getirebilmektedir.

 Dünyadaki genel görünüm bu şekilde iken Türkiye'de durum biraz daha farklı olabilir.

2020 Türkiye ekonomisi



 Yukarıda dünya için ifade ettiğim şeyler tabii ki Türkiye için de geçerli ama Türkiye'ye odaklanınca bazı ciddi farklılıklar da var. Öncelikle 2020 Krizi Türkiye'de finansal şartların çok güçlü şekilde gevşetilebilmesi için uygun ortamın ortaya çıkmasına sebep oldu ve bu durum da krediye bağlı birçok üründe sektörde önemli bir değişimi beraberinde getirdi. Krediye bağımlılığı yüksek sektörlerde (İnşaat, otomobil vs.) Türkiye'de ertelenmiş talebi pandemi ile bağdaştırmak zor; Türkiye'de neredeyse iki yıldır yüksek faiz sorunu var ve pandeminin bu konuda iyileştirme yapmak için uygun bir ortam sağlaması bahsettiğim sektörlerde büyük bir iyileşme sağladı. Geçen senelerde inşaat, otomotiv gibi sektörlerde yok artık dediğimiz rakamlar ile karşılaşıyorduk; bu sene ise tam aksi yönde benzer duygular yaşıyoruz.

türkiye ekonomisi 2020
Türkiye'de kredi artışı


2020 Türkiye ekonomisi ve enflasyon


 Küresel pandemi sebebiyle bütün dünyada faizler veya finansman şartları görülmemiş şekilde gevşetildi; Türkiye'de de durum benzer bunu faizlerdeki rakamsal düşüşle değil de potansiyel ile açıklarsak alttaki grafik Türkiye'de mevcut enflasyon ile TCMB'nin ortalama fonlama maliyeti arasındaki fark gösterilmiş. Grafikte de görüldüğü gibi mevşut koşullara göre fonlama maliyeti tarihi düşük seviyelerde.

türkiye ekonomisi 2020



 Paranın maliyetinin düşük olması finansman şartlarının iyileştirilmesi için önemli bir faktördür ama paranın maliyeti düştükçe paraya olan talep artacağı için finansman şartları gevşetilmek isteniyorsa paranın arzı da artırılmalıdır. Türkiye'de para arzı da yine çok istisnai bir şekilde artıyor, arttı.

2020 türkiye ekonomisi
Kurdan arındırılmış M3 para arzı yıllık artış

 Türkiye ekonomisinin kronik sorunu enflasyondur; Türkiye, finansal şartların gevşetilmesinin ekonomiye sağladığı teşvik konusunda benzer bütün ülkelerden ayrışır/ayrışıyor yani şu an Türkiye çok daha az teşvik (Potansiyel sorun) vererek piyasaları çok daha güçlü şekilde destekledi ama diğer yandan Türkiye enflasyon konusunda da yine benzer ülkelerden olumsuz yönde ciddi şekilde ayrışıyor. Bize benzer ülkelere kıstas alınca son 20 yılda enflasyon sorunu ciddi şekilde ortadan kalmış, son 10 yılda bize benzer ülkelerde bile deflasyon problemi ortaya çıkmış iken Türkiye enflasyon sorunu ile karşı karşıyadır. Bunun da doğal sonucu Türkiye'de teşvik/desteklerin daha riskli olmasıdır.

 Yukarıda ifade ettiğim gibi paranın maliyeti pek görülmedik seviyede düşürülmüş, paranın miktarı ciddi şekilde artırılmış iken bunun doğal sonucu olarak Türkiye'de enflasyonun artması beklenebilirdi ama bu durum şu an yaşanmıyor çünkü Enflasyon talep veya maliyet sebebiyle ortaya çıkar. Şu an talep sebrbiyle enflasyon ortaya çıkmıyor çünkü kapasite kullanım oranımız tarihi bir düşüş gördü, üreticiler artan talep ortamında ürünlere zam yapmaktan önce üretimi artırmayı tercih eder. Maliyet enflasyonu ise Türk Lirasındaki ciddi düşüşe rağmen şimdilik güçlü bir baskıya dönüşmedi buna birçok sebep sayılabilir ama öncelikle; 


  • Türkiye'de En temel maliyet unsuru olan petrol fiyatları tarihi bir çöküş yaşadı. Enerji Türkiye'nin en büyük maliyet sorunudur ve enerji fiyatlarındaki düşüşlerden en fazla yararlanan ülkelerden biri Türkiye'dir. Petrol dışındaki enerji fiyatları da petrol fiyatlarını baz alır, her şeyin üretiminde enerjinin önemli bir payı olduğu için bu konuda iyileşme maliyetler konusunda önemli bir iyileşmeyi beraberinde getiriyor.
  • 2020'nin başında saygın kurumların 2020 Türkiye ekonomisi büyüme tahmini %3'ler civarındaydı; hükumet %5 büyüme hedefliyordu ki üretici de stok konusunda bu rakamları baz alarak üretim yapar ama yılın üçüncü ayında birden bire bütün dünyada çok farklı bir ekonomik konjonktür ortaya çıktı; saygın kurumlar Türkiye için %5 civarı daralma tahmin ederken hükumet 2020'de büyüme hedefliyor. Başta Türk Lirasındaki değer kaybı olmak üzere birçok faktör üretim maliyetini artırmış olsa da şu an nispeten ucuz maliyetle üretilmiş olan ürün stoku enflasyonu olumlu yönde destekliyor.

 Para arzındaki artış, düşük fonlama maliyeti gibi faktörler şu an sınırlı enflasyonist baskıya yol açıyor olsa da bu konudaki riskler ise potansiyel olarak ortadan kalkmaz yani şartlar iyileşince (Kapasite kullanımı oranlarının normalleşmesi vs.) artan para arzı gibi faktörlerin enflasyonist baskısı yeniden ortaya çıkar o yüzden piyasaları bu duruma hazırlamak da olumlu bir tercih olabilir ki dünya bunun örneklerini birçok ülkede görüyoruz.(Para arzı ne demektir)

 Özetlemek gerekirse şu an düşük faiz/düşük kur dinamiklerinin olumsuz sonuçlarına yeterince maruz kalmıyoruz ama diğer yandan mevcut şartların olumlu etkilerinden de ne yazık ki yeterince faydalanamıyoruz.

 Yerel paranın değer kaybetmesi ülkeler için genel anlamda olumsuz bir gelişme iken bunun olumlu sonuçları da olmaktadır ki ilk akla gelen olumlu etki ihracatçının dış pazarda, yerli üreticinin ise iç pazarda daha rekabetçi olabilmesidir ve bunun doğal sonucu olarak ithalatın düşmesi ve ihracatın artması beklenir ama düşen faiz ortamı ile ertelenen talebin etkisi (Otomobil, elektronik ürünler vs.) ve en önemli pazarımız olan Avrupa'nın mevcut krizden ekstra olumsuz etkilenmesi Türk Lirasındaki değer kaybının dış ticareti desteklemesini engelliyor. Türk Lirası hem nominal hem de reel olarak (Reel kur ne demektir) geçen seneden daha rekabetçi olmasına rağmen Mayıs ayında ihracat %40.9 azalırken ithalatta daralma %27,8 oldu. Yıl başında beri ihracatta daralma %19.7 olurken ithalatta daralma %5.2 oldu. Bu durum Türkiye'nin dış ticaret dengesini doğal olarak olumsuz etkiliyor. 

2020 türkiye ekonomisi yorumları

 
 Üstteki grafikte de görüldüğü gibi Türkiye'nin mevcut dış ticaret açığı oransal olarak veya rakam olarak (40 milyar dolar) geçmiş yıllara göre büyük bir sorun teşkil etmiyor, sadece trend olumsuza dönmüş durumda fakat geçmişten günümüze farkı kapatan en önemli faktör turizm olmuştur ve Türk Lirasındaki değer kaybı sebebiyle bu sene turizmin ekonomiye daha bir katkı vermesi beklenebilirdi ama aksine 2020 senesi bütün dünyada turizm açısından çok kötü bir yıl olması beklendiği için bu sene ticaret açığı rakamsal veya oransal olarak büyük bir sorun işaret etmese de realitede ise bir sorun. Bu sebeple de Merkez Bankası'nın finansal gevşeme politikasında yavaşlama görmüş olabiliriz.







Twitter: Yusuf Yüksel 


(18.05.20)

Swap haberleri neden önemli


 Piyasalarda bir haftadır TCMB'nin swap anlaşması yapması beklentisi kaynaklı iyimserlik var; şu an haberler spekülasyon olsa da birçok saygın haber kaynağı beklentiye dair haber yaptılar. Swap anlaşması konusunda ön plana çıkan iki ülke Japonya ve Çin olmakla beraber Katar ve İngiltere'nin de adı haberlerde geçiyor.

 Türkiye'nin dış kaynak bulduğuna dair haber bile olumlu ama iyimserliğin sürmesi için anlaşmanın ayrıntıları da önemli olacak. Gelişmekte olan ülke para birimlerinin 2020 performansına bakınca tek dinamik olmasa da fiyatlamalarda en belirleyici faktörlerden birinin dış kaynağa ulaşabilme hikayesi olduğunu görüyoruz.



2020 türkiye ekonomisi



 İyimserliğin sürmesi için öncelikle anlaşmanın veya anlaşmaların ne kadar büyük olduğu önemli olacak haberlerde 3 milyar dolar gibi rakamlar da telafuz ediliyor 20 milyar dolar da... Arada çok ciddi fark mevcut, bunun dışında belki daha önemli olacak faktör anlaşmaların vadesi olabilir. Bir aylık vade ile 10 milyar kaynak bulunması ile 6 aylık vade ile 5 milyar bulunması arasında tercih yapılırsa ikinci senaryo çok daha makul bir senaryo olabilir.

 TCMB'nin anlaşma yapabileceği ülkelere bakınca en başta akla gelen ilk ülke Amerika idi fakat biz FED'in swap kanalı kurmak için önem verdiği özelliklere sahip değiliz; ABD dünyanın en büyük ekonomisi olsa da ABD-Türkiye ticaret hacmi önemli bir büyüklüğe sahip değil. Bunun dışında FED, elinde ABD varlığı olan ülkelere çeşitli kanallarla ellerindeki varlıkları satıp sorunu daha karmaşık hale getirmemeleri amacıyla likidite sağlamaktadır ama bizde Abd Tahvilleri de son yıllarda önemsenmeyecek seviyelere geriledi o yüzden akla ilk gelen ve tercihen en olumlu olabilecek (Yükümlülükler dolar cinsi !) swap anlaşması şimdiye kadar olmadı ve haberler olabilme ihtimalinin zayıf olduğunu gösteriyor. 


2020 Türkiye ekonomisi




 ECB ile Türkiye'nin swap anlaşması yapması da makul senaryoydu çünkü Türkiye, Avrupa ekonomisinin bir parçasıdır ve olumsuz senaryoyu düşünürsek Türkiye ekonomisinde sorunlar çok daha ciddi şekilde derinleşirse bunun Avrupa'ya da yansıması olacaktır ama Avrupa'da mekanizmalar o kadar yavaş çalışıyor ki Türkiye için bir karar verme çabası ortaya çıkarsa karar alınana kadar küresel kriz sona erebilir.


 Bahsettiğim iki önemli senaryo gerçekleşmedikten sonra akla gelebilecek en olumlu ihtimal Japonya ile swap anlaşması yapmak olabilir ve Japonya-Türkiye ekonomik ilişkisi çok güçlü olmadığı halde bu ülke ile swap anlaşması yapabilmek olumlu olacak. Dolar veya euro olarak bir swap anlaşması yapılmıyorsa bu konuda en olumlu üçüncü seçenek yendir çünkü istikrarlı bir rezerv para birimidir ve yaşanan süreçte değer kazanmaktadır ama unutulmamalıdır ki sonuçta yükümlülükler genelde dolar ve euro cinsi olduğu için ECB veya FED dışında hangi ülkeyle olursa olsun yapılan swap anlaşmalarının kur riski bulunmaktadır. (Gelen para dolar veya Euro'ya çevrilecek.) Bunun dışında Merkez Bankası'nın piyasaya sağladığı döviz ne olursa olsun bu işlemde TL'nin dışarıda kalması olumludur. 

 Merkez Bankası şu an piyasaya döviz sağlarken karşılığında eline TL geçmektedir, bu TL'i piyasaya farklı kanallardan geri gönderilmemesi reel ekonomiyi olumsuz etkiler ( Likidite darlığı) ve bahsettiğim para piyasaya geri enjekte edilirse bunun bir kısmı tekrar dövize dönüp Türk Lirası üzerindeki baskıyı artıracak iken Merkez Bankası rezervleri zayıflamış olacaktır ki bu döngü halinde Türk Lirası üzerindeki baskıyı kar topu gibi artırır ama bu işlemlerde TL'i saf dışı edip dövizin karşılığı üçüncü bir para birimini kullanmak bu işlemi daha verimli hale getirir ama burada da önemli olan konu vade sonunda şartların bugünden daha iyi olup olmayacağıdır. Örneğin 3 aylık swap anlaşması yapılırsa ve 3 ay sonra Türkiye ve dünya ekonomisi beklenen düzeyde iyileşmezse bu defa yükümlülüğümüz için döviz bulmamız gerekeceği için takas anlaşmasının faydası sınırlı olur ama her senaryoda merkez bankası rezervlerinin daha yüksek olması olumludur.


 Son zamanlarda swap anlaşmaları daha çok dış kaynak ihtiyacı ile birlikte değerlendiriliyor olsa da aslında bu konu TL ile ticaret yapma konusuyla da doğrudan alakalıdır. Özellikle 2017'de bu konuya hak ettiğinden fazla önem verildi ve doğal olarak istenen sonuç alınamadı ama daha sonra da bu konu gündemde çok az yer buldu. Türkiye'nin cari açığı yüksek olduğu müddetçe küresel şartlar ekstra destekleyici değilse TL cari açık sebebiyle baskı altında kalacaktır ama TL ile ticaret yapabilmek bu durumu olumlu etkiler. TL ile ticaret yapabilmek için TL'nin daha istikrarlı (Değerli değil, İstikrarlı !) olması önemli bir faktör ama bu konuda en önemli faktörlerden biri karşı tarafın TL'i kullanabiliyor olmasıdır ve merkez bankaları ile yapılan swap anlaşmaları bu durumu olumlu etkiler. 


2020 türkiye ekonomisi



 Swap anlaşmaları şu an kısa vadedeki döviz ihtiyacı sebebiyle dile getiriliyor olsa da bunu TL ile ticarette destekleyici bir faktör haline getirmek yapısal bir iyileşmeyi beraberinde getirir.


Ekleme: Swap anlaşmaları başarısız olursa para basma konusu gündeme gelebilir. (Merkez Bankası para basmalı mı)






(01.05.20)



2020 Türkiye ekonomisi son durum



Dolar/Türk Lirası kuru haftalardır 7.00 seviyesini aştı. Dolar/TL kurunun 1.5'tan 2.5'e seviyelerine yükseldiği dönemi hariç tutarsak (Ya da reel efektif döviz kurunun 100'lü seviyelere düşmesi/reel kur ne demektir) dolardaki yükselişlerin orta-uzun vadede zarardan çok fayda sağlaması pek karşılaştığımız bir durum değil. (Tartışılabilir.)

 Dolar kurundaki artışların zararları bir yana, kısa vadede tabii ki pozitif yanları da olur. Dolar kurundaki artışların dış ticaret verilerini pozitif etkilemesi beklenirken önemli bir turizm ülkesi olan Türkiye'nin turist potansiyelini artırır fakat bu defa böyle olamıyor çünkü Türkiye'nin en büyük pazarı olan Avrupa küresel salgından en fazla zarar gören bölge olurken birkaç senedir ertelenen talep sebebiyle yüksek kur, olumsuz koşullara rağmen ithalatta olası gerileme finansal koşulların da etkisiyle sınırlı gerçekleşiyor. Rakamlarla ifade etmek gerekirse;

 Ocak-Mart döneminde yükselen kura rağmen ihracat %4 civarında azalırken ithalat %10 civarında arttı. Dış ticaret açığı Mart ayında ~1.9 milyar dolardan ~5.3 milyar dolara yükselirken yıl başından beri dış ticaret açığı yaklaşık 6 milyar dolardan yaklaşık 13 milyar dolara yükseldi. Daha somut ifade olan ihracatın ithalatı karşılama oranı Mart ayında %89,5'ten %71,3'e  Ocak-Mart döneminde ise %88,2'den %76,8'e düştü.

 İthalata odaklanınca uzun süreden beri zayıf olan Sermaye malı (Yatırım) ithalatının kötü koşullara rağmen artıyor oluşu olumlu ve ithalatımızda en büyük pay sahibi olan ara malı ithalatı bizim üretim yapımız sebebiyle tercih değil zorunluluktur, bu yapının değişmesi de ancak orta-uzun vadede mümkündür. Petrol/emtia fiyatlarındaki düşüşe rağmen ara malı ithalatının düşmemesi çok da sorun edilecek bir şey olmayabilir ama şu olumsuz koşullar ve artan kura rağmen tüketim mallarındaki artış yıllık %20'lere yaklaşmış durumda.


türkiye ekonomisi 2020


 Beklentiler açısında bakarsak reel sektör güven endeksi 36,3 puan birden düşerek 62,3 seviyesine gerilemiş. Aralık 2008'de endeks 60,0 seviyesini görmüştü. 2008 krizi döneminde de benzer bir düşüş görmüştük fakat 2008'de dokuz ay süren düşüş 2020'de iki ayda gerçekleşti.



2020 türkiye ekonomisi
MEVSİMSELLİKTEN ARINDIRILMIŞ REEL SEKTÖR GÜVEN ENDEKSİ


 Reel sektör güven endeksindeki gerilemede en büyük pay sahibi olan faktörlerden biri ihracat siparişlerindeki düşüş; önümüzdeki 2 ay için ihracat siparişleri 107,9'dan 39,6'a düşmüş yazının başından beri bahsettiğim çelişkinin temelinde de bu durum var.


Türkiye ekonomisi 2020
MEVSİMSELLİKTEN ARINDIRILMIŞ İHRACAT SİPARİŞLERİ(GELECEK 3 AY)

 Daha ayrıntılı olarak incelemek gerekirse sektörlerin kapasite kullanım oranları bakınca Giyim, Tekstil, Motorlu taşıtlar,elektrikli teçhizat gibi ihracatta önemli pay sahibi sektörlerde kapasite kullanım oranı çok keskin düşüş yaşamış.


2020 türkiye ekonomisi
Otomotiv, giyim, tekstil, elektrikli teçhizat kapasite oranları

 Dış ticaret konusunda olumlu bir süreç yaşamıyoruz. Geçmiş yıllarda dış ticaret açığında 80 milyar dolar civarında rakamlar gördük o yüzden mevcut rakamlar çok da sorunlu seviyeler olmayabilir ve şu an pazarlarımızda ciddi şekilde düşen talep illa ki eninde sonunda önemli miktarda geri yükselecek fakat dış ticaretteki açığı çok uzun yıllardan beri telafi eden turizm de bu sene çok zorlu bir yıl yaşıyor ve beklentiler de kötüleşme var.



 Türkiye dünyada en fazla yabancı turist çeken ülkelerden biridir.

türkiye ekonomisi 2020


 2020 yılında bütün dünyada turizmin ciddi yara alması bekleniyor ve turizmden en fazla fayda gören ülkelerden biri olan Türkiye'nin bu durumdan ciddi zarar görmesi olası. Dış ticaretteki kaybolan talebin geri dönüşü beklenebilir ama turizmde ertelenen bir talepten de bahsetmek çok mümkün değil, tatil yapmayan turistin ileride tatil yapma eğilimi (yaşanan sürecin insanlardaki tatil eğilimine kalıcı hasar vermesi de bir olasılık) artacaktır ama bir telafiden bahsetmek çok zor.

 Dünyada her sene ciddi gelişim kaydeden turizm sektörünün büyümemesi bile olumsuz bir gelişme iken Birleşmiş Milletler Turizm Örgütü geçtiğimiz aylarda sektörde %20-30 civarı bir daralma beklediklerini açıklamıştı.


 
türkiye ekonomisi 2020
GEÇMİŞ YILLARDA DÜNYADA TURİST SAYISINDA YILLIK ARTIŞ

 OECD geçtiğimiz günlerde 2020 yılında turizm sektörünün daha önceki benzer çalışmalara göre daha kötü bir yıl yaşayabileceğine dair bir rapor yayınladı.



OECD üye ülkelerde turizmin %45 daralabileceğini ve Covid-19 kaynaklı gelişmelerde Eylül ayına kadar bir iyileşme gerçekleşmezse bu daralmanın %70'lere çıkabileceğini açıkladı. OECD ülkelerinde ortalama istihdamın %6,9'u, büyümenin ise %4,4'ü turizm kaynaklı.

  Bir diğer önemli döviz kaynağı da sıcak para/portföy akımlarıdır fakat Covid-19 salgını sebebiyle Türkiye ve benzer ülkelerden görülmedik bir hızla para çıkışı oluyor. Şu an yatırımcıların tercihlerinde getiriler ve benzeri faktörlerin de etkisinin olduğunu ifade etmek zor; bu akımın tersine dönmesi ancak küresel gelişmeler etkisi ile olabilir.


Türkiye ekonomisi 2020
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDEN 2020'DE ÇIKAN PARA MİKTARI- GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDEN ÇIKAN PARANINI GEÇMİŞ ÖNEMLİ ÇIKIŞLAR İLE KIYASLANMASI

 Toparlamak gerekirse Türkiye'nin döviz cinsi gelirlerinde ciddi bir zayıflama var iken bir taraftan da ülkeden para çıkışı oluyor bu şartlar altında Türk Lirası baskı altında kalıyor ve bunun yararları da mevcut konjonktür sebebiyle bize yansımıyor. Şu dönemde Türkiye'nin en azından sorunlarda iyileşme sağlanana kadar geçici olsa bile (Swap) bir dış kaynak bulması önemli. Son günlerdeki güçlü beklentinin aksine 2-3 ay içinde normalleşme sağlanmazsa sadece Türkiye'de değil, dünyada da birçok önemli gelişme yaşanacaktır ama en azından 2-3 aylık bir kaynak Türkiye'yi ciddi şekilde rahatlatacaktır.

 Dış kaynak deyince akla IMF geliyor ama işler kötü giderse IMF'in yeterli kaynağı olup olmadığı tartışmalıdır ve ön yargıdan öte günümüzde IMF'in destek almanın ülkeler için faydası tartışma konusudur. (Türkiye IMF ile anlaşmalı mı) Geriye de şu an var olan Katar, Çin swap anlaşmalarındaki miktarı artırma, karar alma mekanizması berbat ama Türkiye ile ekonomik ilişkileri önemli ECB veya swap deyince akla ilk gelen Merkez Bankası olan FED kalıyor. Bu paylaşım durum özetlemek için bir giriş yazısı oldu, daha sonra daha ayrıntılı bir yazı yazmayı planlıyorum.



(22.04.20)


22 Mart PPK toplantısı

Bugün Merkez Bankası olağan PPK toplantısını gerçekleştirecek. Piyasa beklentisi Merkez Bankası'nın faizleri 50 baz puan indirmesi; yabancı kurumlar ise Merkez Bankası'ndan sembolik 25 baz puanlık faiz indirimi bekliyorlar.


türkiye ekonomisi 2020

 Türkiye'de enflasyon şu an %11,86 iken 12 ay sonrası için enflasyon bekletisi %9,7 yani faiz indirimi senaryosunda reel faiz hem mevcut hem de beklentilere göre pozitif seviyede kalmayacak.

 Emsal ülkeler ile Türkiye kıyaslarsak emsal ülkeler arasında en az reel faiz veren ülkeyiz.


2020 türkiye ekonomisi yorumları

 Üstelik risk algımız emsal ülkelere göre daha yüksek.


2020 ekonomi tahminleri


Türkiye daha fazla riskli görüldüğü halde daha az getiri vaat ediyor olsa da mevcut koşullar altında yatırımcıların tercihlerinde getiriler daha az önemli hale geldi.



türkiye ekonomisi 2020





 Şu an enflasyon beklentileri bozuluyor, Türk Lirası emsal para birimlerinden pozitif ayrışıyor olsa da zaten geçmişten gelen birikimli değer kaybı var ve faiz indirimleri sıkıntıları daha da artırabilir ama diğer yandan şu da bir gerçek Merkez Bankası ciddi bir faiz artırımına gitse bile küresel ekonomide ciddi bir değişim olmadığı müddetçe biz ve benzerimiz ülkelere zaten gelmeye can atan bir sermaye yok. Şu an gelişmekte olan ülkelerden çıkan sıcak para geçmiş krizlere göre çok daha fazla ve çıkış çok daha hızlı. 



  Daha sıkı para politikasının yeterli faydayı sağlayacağı tartışma konusu ise politikayı gevşetmek değerlendirilebilir. Türkiye hatta daha geniş çerçevede gelişmekte olan piyasalarda döviz baskısını yerel yönetimlerden çok küresel ekonomideki gelişmeler, büyük merkez bankalarının hamleleri zayıflatabilir muhtemelen de bunun için çaba gösterecekler.(Dolar kıtlığı bitiyor mu


 Çok uzun zamandır Merkez Bankası'nın faiz indirimlerinin fazlasıyla hızlı olduğuna inanıyordum ama gelinen noktada para basma gibi normal şartlarda uç senaryoların konuşulduğu/desteklendiği  ortamda Merkez Bankası'nın faizleri indirmemesi de çok doğru bir tercih olmayacaktır; piyasaları tedirgin etmeyecek bir hızda faiz indirimlerinin faydası zararından çok olabilir.


(06.04.20)



 2020 Türkiye ekonomisi ve emsal ülkelerin karşılaştırılması



Bu yazı aslında bir giriş yazısı; merkez bankası para basmalı mı tartışmaları için öncelikle mevcut durumu özetlemek istedim. Dünyadaki Covid-19 salgını bütün ülkelere zarar vermekte ama bu süreçte gelişmekte olan ülkeler için nispeten zorlu bir süreç yaşanıyor diyebiliriz. Türk Lirası sene başında beri %12'den fazla değer kaybetti aynı süreçte Dolar endeksi ise %3,5 civarında değer kazanmış durumda(dxy nedir) yani dolara göre Türk Lirası fazlasıyla değer kaybetmiş olabilir fakat aynı süreçte emsal para birimlerinden Güney Afrika  randı ~%28, Brezilya reali  ~%30, Rus rublesi %28, Endonezya rupiahı ~%19, Hindistan rupisi ~%10, Meksika pesosu ~%28 değer kaybetti. Türk Lirası %12 değer kaybı ile tuhaf şekilde emsal ülkelere göre pozitif ayrışıyor. Şu an içinde bulunduğumuz dönemin zorluğunu ifade etmek açısından dikkat çekici bir ayrıntı.


2020 türkiye ekonomisi


 Türkiye ve emsal ülkelerin borsalarına bakınca da benzer bir resim görüyoruz.


türkiye ekonomisi 2020



 Bizimle birlikte alınıp satılan ülkelerin çoğunun petrol üreticisi olması ve Rusya-Arabistan sürtüşmesinin(İran-Arabistan petrol sürtüşmesi) bu ülkelere küresel salgının etkilerinin üstüne ekstra problem üretmiş olması da emsal ülkelerin bize göre negatif ayrışmasında pay sahibi; biz ve Hindistan petrol sürtüşmesinden şimdilik emsal ülkelerin aksine pozitif etkileniyoruz ama gelişmekte olan ülkelerin hepsine karşı risk algısı kötüleşmiş.


 Bizim medyamızda nispeten az yer buldu ama geçtiğimiz günlerde Güney Afrika'nın da yatırım notu yatırım yapılabilir seviyenin altına düştü. Daha önce bu başlıkta başka bir mevzu için Türkiye ve emsal ülkelerde CDS seviyesini paylaşmıştım.(19 Şubat) O gün biz ve emsal ülkelerin ortalama CDS'i 110 iken bu ortalama yaklaşık 40 günde 287'e yükselmiş !(cds nedir)( Fed şu an birçok ülke ile doğrudan swap kanalları açtığı için birçok ülke CDS'ler sebebiyle ortaya çıkan dış finansman maliyetindeki artış ile henüz karşılaşmadı.)




 2020'e bütün dünya hazırlıksız yakalandı; neredeyse her ülkede toplumlar hanehalkı, şirket, kamu ayrımı yapılmaksızın aşırı borçlu ve gelişmiş ülkelerin bu soruna ürettikleri çözüm aşağı yukarı belli... Para basılacak  (Modern para teorisi nedir) ve yük kamu maliyesinin üzerine yüklenecek fakat biz ve benzerimiz ülkeler için bu tercih çok daha zorlu çünkü biz ve benzerimiz ülkelerde borçlanmanın önemli bir kısmı yabancı para cinsi ve bu durum para basma çözümünün tercih edilmesini, sonuç vermesini engelliyor.(Para basılınca yerel para birimi baskı altında kalacak ve borç ödendikçe borç da artacağı için sorunun para basılarak çözülmesi çok kolay olmayacak.)




Ekleme: karşılıksız para basmak


19 yorum:

  1. Çok ama çok güzel bir makale olmuş. Ülkemizdeki ticari, yatırım, katılım bankası sıfatlarını taşıyan bankaların kriz zamanında nasıl hareket edebileceğine dair bir öngörü paylaşırsanız sevinirim. Kriz zamanında batan bankalara özelliklerine göre daha büyük zarar verebiliyor müşterilerine. Saygılar. Yazılarınızın devamını bekliyorum. özellikle Çin ve Amerika'nın Ekim ayında yapacakları görüşme ile ilgili bir yazı olursa, finansal okuma konusunda sizden çok şey öğreniriz. Tekrardan saygılar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim; ülkemizde batma riski olan bir banka olduğunu sanmıyorum, ne zaman sorunlu krediler %20'lere ulaşır o zaman acaba demeye başlarız.

      Sil
  2. Bilgi ve emeklerinize sağlık ...

    YanıtlayınSil
  3. Merhaba, yazınız için çok teşekkürler. Galiba Borç/GSMH grafiği yerine yanlışlıkla bankaların borç takip oranları grafiğini tekrar koymuşsunuz. Saygılarımla.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar. Alp bey hatalı grafiği bulamadım.

      Sil
    2. Bilmiyorum bende mi farklı gözüküyor ama "Kıyaslama yapmak gerekirse emsal ülkelerde özel sektörün borcunun milli hasılaya oranı %15-45 bandında iken Türkiye'de bu oran %70 civarında." paragrafından sonraki grafik, iki önceki "Yakın izlemedeki kredi oranı" grafiği ile aynı.

      Sil
    3. Teşekkürler.Birazdan düzelteceğim.

      Sil
    4. Düzeltildi.Teşekkürler.

      Sil
  4. Hocam merhaba, bir yorumcu, "yeni ekonomi teorisinde" enflasyona neden olmadan parasal genişleme yapılabilir düşüncesi var, bu zamana kadar gerçekten böyle oldu ama bundan sonra böyle olacağı anlamına gelmiyor.
    Şeklinde bir yorum yaptı, hatta insanlar çok ani fikir değiştirip, değerli madenler ya da gayrimenkul gibi somut varlıklara dönebilir dedi.
    Bazı felaket öngören ekonomistlerin, artan faiz ve parasal sıkılaşmaya ABD'nin dayanamayacağı yorumlarını okuyorduk.
    Hakikaten FED başkanı faizleri arttırdım, arttırıyorum diyerek uzun zaman kazandı, bir iki artıştan sonra ise gene faiz düşürme ve adı farklı bile olsa parasal genişleme yoluna gittiler.
    Hocam birşeyler ters gidiyor, burası çok belli.
    1.6 Trilyon dolara ulaşan ve temerrüt oranı bir hayli yüksek olan öğrenci kredileri de var.
    Trump aslen Çin'e verilen ticaret açığı sorunununa haklı bir şekilde parmak basıp kendince mücadeleye girişti anladığım kadarıyla, ama sizin belirttiğiniz gibi, çok ciddi açmazlar var (ABD'deki işgücünün oradan ithal edilen ürünleri üretecek sayıda olmaması, zaten üretilmeye kalkılsa enflasyonun patlayacak olması v.s.)
    Bu arada Trump seçimden önce FED politikalarını eleştirirken şimdi faizleri düşürmesi için baskı yapıyor, popülistliğine layık olarak.
    Uzattım ama size soracağım iki soru var,
    1) ABD'nin uzun vadeli yükümlülükleri (emeklilik ödemeleri, sağlık ve sosyal yardımlar) oldukça yüksek boyutta ve anladığım kadarıyla mevcut yapısını sıkıştırıyor, bu nedenle faizlerde en küçük artışları bile tolore etmekte zorlanıyorlar.
    2) Enflasyon yüzde 2'nin üzerine çıktı, ama FED daha önce parasal sıkışlaşma yaparız enflasyon artışa geçerse sözünden hafiften çark ediyor gibi (artış kalıcı olursa gereğine bakarız gibi daha güvercin bir ifadesi oldu FED Başkanının)
    3) ABD'de nitelikli istihdam yerine hizmet ve part time/düşük nitelikli iş istihdamında yükselme olduğu iddiası var.
    Bu bilgiler ışığında ABD çıkmazda görünüyor ama siz bu çıkmazların sonucunun daha uzun vadede görülebileceği için mi, ABD'nin ve doların çöküşü teorilerine mesafeli yaklaşıyorsunuz. (Ya da yeni üretim dinamikleri, ve yapay zeka gibi oyun değiştirici faktörler herşeyi tersine çevirebilir mi?)
    İkinci sorum hocam,
    Çin'de de durumlar parlak görünmüyor, yazmıştınız, Çin'in en büyük pazarı ABD ve ABD'de Çin'e verdiği ticaret açıklarını finanse edemeyecek noktaya geldiğini düşündüğü için ticaret savaşı ve farklı yollarla mücadeleye başladı.
    Anlamadığım, dünyada 200'e yakın ülke var, Çin'i var eden, ABD mi? Yani ABD bir şekilde barajın bentlerini kıstığında, Çin'in alternatif pazarları kısıtlı mı?
    Çin'in yüksek borç stoğu, problemli demografik yapısı gibi sorunları sayenizde öğrendik.
    Dünya'nın iki süper gücü bu kadar sıkıntılıyken, aradan sıyrılanlar kim olacak sizce? (Hindistan'ın demografik avantajlarını not ettik)
    Çok yazı konuları çıktı sanki hocam :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Abd dünya ekonomisinin %20-25'i ;dolaylı etkisi çok daha büyük. Birçok konuda yerini doldurmak zor.

      Dünyada gelecekte kim yükselir sorusunun cevabı gerçekten çok zor; akıl almaz sayıda değişken var ama en başta Hindistan,Güney Batı Asya, Orta doğu belki Afrika çok farklı hikayeler yazabilirler. Çin'de gördüğümüz gibi şartlar oluşunca büyük resim hızla değişebiliyor ve geriden gelenler hep büyük dezavantajlar ile başlasalar da bir noktadan sonra sıfırdan başlamak sistemi rehabilite etmekten daha kolay oluyor.

      Yahoo'nun Google'a karşı rekabet edememesi, Osmanlı'ya maatbaanın geç gelmesi vs. vs. Hep bu problemdir.

      Toparlayabilirsem aklıma bir yazı geldi.

      Sil
  5. banka kredilerinin %20 büyümesi zorunluluğunu (%5 büyüme için) neye göre belirlediniz hocam.Bu kısmı açıklarmısınız.tşk

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O benim tahminim. Geçmiş dönemlerde kredi büyüme hacmi %10-15 olduğu dönemler %5 civarı büyüme gerçekleştiriyorduk ama enflasyonda belirgin bir artış var ve kredi büyüme hacmi enflasyondan etkileniyor iken büyüme reel hesaplanır.

      Tek belirleyici faktör olmadığı için net gereken rakam budur demek zor o yüzden kabaca bir aralık verdim.

      Sil
  6. Hocam öncelikle selamlar.
    Sabri Öncü Hocamızın para basalım, borçları silelim enflasyon oluşturmaz teziyle ilgili ne düşünüyorsunuz acaba.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İlk defa duydum bu öneriyi. Daha da açar mısınız?

      Sil
  7. makroekonomik göstergeleri kullanark 2020 ekonomisini açıklayabilirmisiniz

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Daha önce yazmıştım ama şartlar çok ciddi şekilde değişti; ileride tekrardan yazarım. Saygılar.

      Sil
  8. Hepiniz felaket tellalı olup çıktınız. Bir de enflasyon artacak dedinya saçmalığını iyice belgeledin. Şuanki dolar kuru hepinizi sağlam bir düşüşle ters bırakacak. Nasıl olack dersen. Nasıl corona etkisi zirveyken bunlar olduysa şimdide corona etkisi azalırken terse dönecek rüzgar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 1-Anladığım kadarıyla son yazım hakkında yorum yaptınız ama o yazı enflasyon hakkında değil ve dikkatle okusaydınız kaynağım Merkez Bankası beklenti anketi olduğunu belirtmiştim yani öznel bir yorum yok.

      2- İki gün önce maruz kaldığım yorum ''Söz konusu hükumet olunca memur kafası hakim oluyor.''Bugün ise sizden felaket tellalı yorumuna maruz kaldım sürpriz mi değil çünkü ülkemizde böyle bir damar var. Bir tarafta ülkeye meteor düşse inşaat canlanacak diyen kafa... Diğer tarafta bir aydır hükumet para basmıyor diye para bassın diye tezahürat yapıp hükumet faiz indirince neden faiz indi diyen kafa... Bunun arasında da gördüğünü yazmaya çalışanlar var iki cami arasında beynamaz kalıyorlar.

      3- Ben yazılarımda beklentilerimden çok piyasa beklentisi ve gerçekleşmelere yer veririm; tahminlerimin tamamen hatalı olması da( Geçmişte defalarca oldu.) kompleks edineceğim bir olgu değil gelecekten yazmadığım müddetçe beklentilerim sık sık hatalı çıkacak ama piyasayı ön yargı filtresiz takip edenler eninde sonunda trene bir yerden binerler ki ben döviz, borsa vs. tahminleri paylaşan biri de değilim piyasada buna gönüllü yüzlerce/binlerce insan var, ben de bu yönde bir çaba yok.

      Sil