20 Eylül 2020 Pazar

2020 Türkiye Ekonomisi

  24 Eylül günü TCMB olağan para politikası toplantısını gerçekleştirecek. Piyasada TCMB'nin faiz artıracağına dair bir beklenti yok ama bazı kurumlar Temmuz ayı için faiz artırımı beklentilerini dile getirmeye başladılar yıl sonuna kadar TCMB'den faiz artırımı bekleyen kurumlar ağırlık kazanmaya başladı. TCMB'den faiz artırımı beklentisi olmasa da TCMB aslında son toplantısından beri realitede fonlama maliyetini artırmış durumda. Temmuz ortasında %7,34'lere kadar gerilemiş olan TCMB ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti en son 18 Eylül tarihinde %10,39'a kadar yükselmiş durumda yani şu an 7 Ağustos'tan beri TCMB'nin piyasayı fonladığı maliyet politika faizinin üzerinde.



 TCMB'nin nispi sıkılaşması sebebiyle piyasadaki kredi maliyetlerinde yükselişe şahit oluyoruz. Ağustos başından beri (31 Temmuz itibariyle) Ticari kredilerde %2.81, Konut Kredilerinde %4,66, İhtiyaç kredilerinde ise %6,77 artış oldu. (11 Eylül 2020 verisi) Kredi hacmindeki artış ise yavaşladı.


 Kredilerde kur etkisinden arındırılmış yıllık artış bir süredir %25'le seviyesinde yatay seyrediyor. Türkiye'de/dünyada kredi büyüme hacmi ekonomik büyümeyi de etkileyen en önemli dinamiklerden biri; kredi büyümesi ile ekonomik büyüme arasında çok güçlü korelasyon bulunmakta ve şu anki kredi büyümesinin önemini ifade etmek için şunu ekleyeyim. Türkiye'nin yakın dönemdeki ideal (%4-5) hatta idealin de üzerinde büyüdüğü dönemlerde bile yıllık kredi artışı şu anki seviyesinden daha zayıftı tabii ki bu durumun yan etkisi de enflasyonun artma eğilimi göstermesi, Türk Lirasının değerinin ise baskı altında kalmasıdır.


2020 türkiye ekonomisi
Kredilerde yıllık artış (Kurdan arındırılmış.)


 Faiz kararları verilirken baz alınan en önemli verilerden biri krediler ise diğeri de enflasyondur. Geçen Cuma açıklanan Merkez Bankası beklenti anketinde yıl sonu enflasyon %11,5'e yükseldi. 12 ay sonraki enflasyon beklentisi ise yeniden psikolojik çift hane sınırını aşarak %10,2'e yükseldi 24 ay sonraki enflasyon beklentileri bile %8,9 ile çift haneye çok uzak değil. Aynı ankette 2020 yılında daralma beklentisi var. Ekonomimiz daralacaksa bundan çıkarabileceğimiz belki en olumlu sonuç daha zayıf enflasyondur !


 Küresel salgında beklenmedik bir durum ile karşılaşılmazsa 2021 yılı bütün dünyada 2020'nin kayıplarının geri alındığı yıl olması bekleniyor; tahminler gelecek sene Türkiye'nin ideal bir büyüme sergileyebileceğini ifade ediyor. Türkiye, %4-5 büyürse enflasyon ile mücadele etmek daralması beklenen Türkiye'den daha kolay olmayacak o yüzden 2021 yılında da en azından tek haneli enflasyon istiyorsak enflasyon ile mücadele etmemiz gerekiyor ama enflasyonla güçlü bir mücadeleden bahsetmek zor. Şu an ortalama mevduat faizi %10,19 ki bu yükselmiş olan oran. Temmuz ayında %7,24'leri görmüştük. Merkez Bankası beklenti anketi baz alınınca mevduat faizleri 24 ay sonrası için bile (Stopaj düşüldükten sonra) negatif reel faiz vaat ediyor. Bazı noktaları konu hakkında başka bir makale yazdığım için atladım, okumadıysanız okumanızı tavsiye ederim. (Enflasyon ataleti nedir)





 Twitter: Yusuf Yüksel


(18.05.20)

Swap haberleri neden önemli


 Piyasalarda bir haftadır TCMB'nin swap anlaşması yapması beklentisi kaynaklı iyimserlik var; şu an haberler spekülasyon olsa da birçok saygın haber kaynağı beklentiye dair haber yaptılar. Swap anlaşması konusunda ön plana çıkan iki ülke Japonya ve Çin olmakla beraber Katar ve İngiltere'nin de adı haberlerde geçiyor.

 Türkiye'nin dış kaynak bulduğuna dair haber bile olumlu ama iyimserliğin sürmesi için anlaşmanın ayrıntıları da önemli olacak. Gelişmekte olan ülke para birimlerinin 2020 performansına bakınca tek dinamik olmasa da fiyatlamalarda en belirleyici faktörlerden birinin dış kaynağa ulaşabilme hikayesi olduğunu görüyoruz.



2020 türkiye ekonomisi



 İyimserliğin sürmesi için öncelikle anlaşmanın veya anlaşmaların ne kadar büyük olduğu önemli olacak haberlerde 3 milyar dolar gibi rakamlar da telafuz ediliyor 20 milyar dolar da... Arada çok ciddi fark mevcut, bunun dışında belki daha önemli olacak faktör anlaşmaların vadesi olabilir. Bir aylık vade ile 10 milyar kaynak bulunması ile 6 aylık vade ile 5 milyar bulunması arasında tercih yapılırsa ikinci senaryo çok daha makul bir senaryo olabilir.

 TCMB'nin anlaşma yapabileceği ülkelere bakınca en başta akla gelen ilk ülke Amerika idi fakat biz FED'in swap kanalı kurmak için önem verdiği özelliklere sahip değiliz; ABD dünyanın en büyük ekonomisi olsa da ABD-Türkiye ticaret hacmi önemli bir büyüklüğe sahip değil. Bunun dışında FED, elinde ABD varlığı olan ülkelere çeşitli kanallarla ellerindeki varlıkları satıp sorunu daha karmaşık hale getirmemeleri amacıyla likidite sağlamaktadır ama bizde Abd Tahvilleri de son yıllarda önemsenmeyecek seviyelere geriledi o yüzden akla ilk gelen ve tercihen en olumlu olabilecek (Yükümlülükler dolar cinsi !) swap anlaşması şimdiye kadar olmadı ve haberler olabilme ihtimalinin zayıf olduğunu gösteriyor. 


2020 Türkiye ekonomisi




 ECB ile Türkiye'nin swap anlaşması yapması da makul senaryoydu çünkü Türkiye, Avrupa ekonomisinin bir parçasıdır ve olumsuz senaryoyu düşünürsek Türkiye ekonomisinde sorunlar çok daha ciddi şekilde derinleşirse bunun Avrupa'ya da yansıması olacaktır ama Avrupa'da mekanizmalar o kadar yavaş çalışıyor ki Türkiye için bir karar verme çabası ortaya çıkarsa karar alınana kadar küresel kriz sona erebilir.


 Bahsettiğim iki önemli senaryo gerçekleşmedikten sonra akla gelebilecek en olumlu ihtimal Japonya ile swap anlaşması yapmak olabilir ve Japonya-Türkiye ekonomik ilişkisi çok güçlü olmadığı halde bu ülke ile swap anlaşması yapabilmek olumlu olacak. Dolar veya euro olarak bir swap anlaşması yapılmıyorsa bu konuda en olumlu üçüncü seçenek yendir çünkü istikrarlı bir rezerv para birimidir ve yaşanan süreçte değer kazanmaktadır ama unutulmamalıdır ki sonuçta yükümlülükler genelde dolar ve euro cinsi olduğu için ECB veya FED dışında hangi ülkeyle olursa olsun yapılan swap anlaşmalarının kur riski bulunmaktadır. (Gelen para dolar veya Euro'ya çevrilecek.) Bunun dışında Merkez Bankası'nın piyasaya sağladığı döviz ne olursa olsun bu işlemde TL'nin dışarıda kalması olumludur. 

 Merkez Bankası şu an piyasaya döviz sağlarken karşılığında eline TL geçmektedir, bu TL'i piyasaya farklı kanallardan geri gönderilmemesi reel ekonomiyi olumsuz etkiler ( Likidite darlığı) ve bahsettiğim para piyasaya geri enjekte edilirse bunun bir kısmı tekrar dövize dönüp Türk Lirası üzerindeki baskıyı artıracak iken Merkez Bankası rezervleri zayıflamış olacaktır ki bu döngü halinde Türk Lirası üzerindeki baskıyı kar topu gibi artırır ama bu işlemlerde TL'i saf dışı edip dövizin karşılığı üçüncü bir para birimini kullanmak bu işlemi daha verimli hale getirir ama burada da önemli olan konu vade sonunda şartların bugünden daha iyi olup olmayacağıdır. Örneğin 3 aylık swap anlaşması yapılırsa ve 3 ay sonra Türkiye ve dünya ekonomisi beklenen düzeyde iyileşmezse bu defa yükümlülüğümüz için döviz bulmamız gerekeceği için takas anlaşmasının faydası sınırlı olur ama her senaryoda merkez bankası rezervlerinin daha yüksek olması olumludur.


 Son zamanlarda swap anlaşmaları daha çok dış kaynak ihtiyacı ile birlikte değerlendiriliyor olsa da aslında bu konu TL ile ticaret yapma konusuyla da doğrudan alakalıdır. Özellikle 2017'de bu konuya hak ettiğinden fazla önem verildi ve doğal olarak istenen sonuç alınamadı ama daha sonra da bu konu gündemde çok az yer buldu. Türkiye'nin cari açığı yüksek olduğu müddetçe küresel şartlar ekstra destekleyici değilse TL cari açık sebebiyle baskı altında kalacaktır ama TL ile ticaret yapabilmek bu durumu olumlu etkiler. TL ile ticaret yapabilmek için TL'nin daha istikrarlı (Değerli değil, İstikrarlı !) olması önemli bir faktör ama bu konuda en önemli faktörlerden biri karşı tarafın TL'i kullanabiliyor olmasıdır ve merkez bankaları ile yapılan swap anlaşmaları bu durumu olumlu etkiler. 


2020 türkiye ekonomisi



 Swap anlaşmaları şu an kısa vadedeki döviz ihtiyacı sebebiyle dile getiriliyor olsa da bunu TL ile ticarette destekleyici bir faktör haline getirmek yapısal bir iyileşmeyi beraberinde getirir.


Ekleme: Swap anlaşmaları başarısız olursa para basma konusu gündeme gelebilir. (Merkez Bankası para basmalı mı)

19 yorum:

  1. Çok ama çok güzel bir makale olmuş. Ülkemizdeki ticari, yatırım, katılım bankası sıfatlarını taşıyan bankaların kriz zamanında nasıl hareket edebileceğine dair bir öngörü paylaşırsanız sevinirim. Kriz zamanında batan bankalara özelliklerine göre daha büyük zarar verebiliyor müşterilerine. Saygılar. Yazılarınızın devamını bekliyorum. özellikle Çin ve Amerika'nın Ekim ayında yapacakları görüşme ile ilgili bir yazı olursa, finansal okuma konusunda sizden çok şey öğreniriz. Tekrardan saygılar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim; ülkemizde batma riski olan bir banka olduğunu sanmıyorum, ne zaman sorunlu krediler %20'lere ulaşır o zaman acaba demeye başlarız.

      Sil
  2. Bilgi ve emeklerinize sağlık ...

    YanıtlayınSil
  3. Merhaba, yazınız için çok teşekkürler. Galiba Borç/GSMH grafiği yerine yanlışlıkla bankaların borç takip oranları grafiğini tekrar koymuşsunuz. Saygılarımla.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar. Alp bey hatalı grafiği bulamadım.

      Sil
    2. Bilmiyorum bende mi farklı gözüküyor ama "Kıyaslama yapmak gerekirse emsal ülkelerde özel sektörün borcunun milli hasılaya oranı %15-45 bandında iken Türkiye'de bu oran %70 civarında." paragrafından sonraki grafik, iki önceki "Yakın izlemedeki kredi oranı" grafiği ile aynı.

      Sil
    3. Teşekkürler.Birazdan düzelteceğim.

      Sil
    4. Düzeltildi.Teşekkürler.

      Sil
  4. Hocam merhaba, bir yorumcu, "yeni ekonomi teorisinde" enflasyona neden olmadan parasal genişleme yapılabilir düşüncesi var, bu zamana kadar gerçekten böyle oldu ama bundan sonra böyle olacağı anlamına gelmiyor.
    Şeklinde bir yorum yaptı, hatta insanlar çok ani fikir değiştirip, değerli madenler ya da gayrimenkul gibi somut varlıklara dönebilir dedi.
    Bazı felaket öngören ekonomistlerin, artan faiz ve parasal sıkılaşmaya ABD'nin dayanamayacağı yorumlarını okuyorduk.
    Hakikaten FED başkanı faizleri arttırdım, arttırıyorum diyerek uzun zaman kazandı, bir iki artıştan sonra ise gene faiz düşürme ve adı farklı bile olsa parasal genişleme yoluna gittiler.
    Hocam birşeyler ters gidiyor, burası çok belli.
    1.6 Trilyon dolara ulaşan ve temerrüt oranı bir hayli yüksek olan öğrenci kredileri de var.
    Trump aslen Çin'e verilen ticaret açığı sorunununa haklı bir şekilde parmak basıp kendince mücadeleye girişti anladığım kadarıyla, ama sizin belirttiğiniz gibi, çok ciddi açmazlar var (ABD'deki işgücünün oradan ithal edilen ürünleri üretecek sayıda olmaması, zaten üretilmeye kalkılsa enflasyonun patlayacak olması v.s.)
    Bu arada Trump seçimden önce FED politikalarını eleştirirken şimdi faizleri düşürmesi için baskı yapıyor, popülistliğine layık olarak.
    Uzattım ama size soracağım iki soru var,
    1) ABD'nin uzun vadeli yükümlülükleri (emeklilik ödemeleri, sağlık ve sosyal yardımlar) oldukça yüksek boyutta ve anladığım kadarıyla mevcut yapısını sıkıştırıyor, bu nedenle faizlerde en küçük artışları bile tolore etmekte zorlanıyorlar.
    2) Enflasyon yüzde 2'nin üzerine çıktı, ama FED daha önce parasal sıkışlaşma yaparız enflasyon artışa geçerse sözünden hafiften çark ediyor gibi (artış kalıcı olursa gereğine bakarız gibi daha güvercin bir ifadesi oldu FED Başkanının)
    3) ABD'de nitelikli istihdam yerine hizmet ve part time/düşük nitelikli iş istihdamında yükselme olduğu iddiası var.
    Bu bilgiler ışığında ABD çıkmazda görünüyor ama siz bu çıkmazların sonucunun daha uzun vadede görülebileceği için mi, ABD'nin ve doların çöküşü teorilerine mesafeli yaklaşıyorsunuz. (Ya da yeni üretim dinamikleri, ve yapay zeka gibi oyun değiştirici faktörler herşeyi tersine çevirebilir mi?)
    İkinci sorum hocam,
    Çin'de de durumlar parlak görünmüyor, yazmıştınız, Çin'in en büyük pazarı ABD ve ABD'de Çin'e verdiği ticaret açıklarını finanse edemeyecek noktaya geldiğini düşündüğü için ticaret savaşı ve farklı yollarla mücadeleye başladı.
    Anlamadığım, dünyada 200'e yakın ülke var, Çin'i var eden, ABD mi? Yani ABD bir şekilde barajın bentlerini kıstığında, Çin'in alternatif pazarları kısıtlı mı?
    Çin'in yüksek borç stoğu, problemli demografik yapısı gibi sorunları sayenizde öğrendik.
    Dünya'nın iki süper gücü bu kadar sıkıntılıyken, aradan sıyrılanlar kim olacak sizce? (Hindistan'ın demografik avantajlarını not ettik)
    Çok yazı konuları çıktı sanki hocam :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Abd dünya ekonomisinin %20-25'i ;dolaylı etkisi çok daha büyük. Birçok konuda yerini doldurmak zor.

      Dünyada gelecekte kim yükselir sorusunun cevabı gerçekten çok zor; akıl almaz sayıda değişken var ama en başta Hindistan,Güney Batı Asya, Orta doğu belki Afrika çok farklı hikayeler yazabilirler. Çin'de gördüğümüz gibi şartlar oluşunca büyük resim hızla değişebiliyor ve geriden gelenler hep büyük dezavantajlar ile başlasalar da bir noktadan sonra sıfırdan başlamak sistemi rehabilite etmekten daha kolay oluyor.

      Yahoo'nun Google'a karşı rekabet edememesi, Osmanlı'ya maatbaanın geç gelmesi vs. vs. Hep bu problemdir.

      Toparlayabilirsem aklıma bir yazı geldi.

      Sil
  5. banka kredilerinin %20 büyümesi zorunluluğunu (%5 büyüme için) neye göre belirlediniz hocam.Bu kısmı açıklarmısınız.tşk

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O benim tahminim. Geçmiş dönemlerde kredi büyüme hacmi %10-15 olduğu dönemler %5 civarı büyüme gerçekleştiriyorduk ama enflasyonda belirgin bir artış var ve kredi büyüme hacmi enflasyondan etkileniyor iken büyüme reel hesaplanır.

      Tek belirleyici faktör olmadığı için net gereken rakam budur demek zor o yüzden kabaca bir aralık verdim.

      Sil
  6. Hocam öncelikle selamlar.
    Sabri Öncü Hocamızın para basalım, borçları silelim enflasyon oluşturmaz teziyle ilgili ne düşünüyorsunuz acaba.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İlk defa duydum bu öneriyi. Daha da açar mısınız?

      Sil
  7. makroekonomik göstergeleri kullanark 2020 ekonomisini açıklayabilirmisiniz

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Daha önce yazmıştım ama şartlar çok ciddi şekilde değişti; ileride tekrardan yazarım. Saygılar.

      Sil
  8. Hepiniz felaket tellalı olup çıktınız. Bir de enflasyon artacak dedinya saçmalığını iyice belgeledin. Şuanki dolar kuru hepinizi sağlam bir düşüşle ters bırakacak. Nasıl olack dersen. Nasıl corona etkisi zirveyken bunlar olduysa şimdide corona etkisi azalırken terse dönecek rüzgar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 1-Anladığım kadarıyla son yazım hakkında yorum yaptınız ama o yazı enflasyon hakkında değil ve dikkatle okusaydınız kaynağım Merkez Bankası beklenti anketi olduğunu belirtmiştim yani öznel bir yorum yok.

      2- İki gün önce maruz kaldığım yorum ''Söz konusu hükumet olunca memur kafası hakim oluyor.''Bugün ise sizden felaket tellalı yorumuna maruz kaldım sürpriz mi değil çünkü ülkemizde böyle bir damar var. Bir tarafta ülkeye meteor düşse inşaat canlanacak diyen kafa... Diğer tarafta bir aydır hükumet para basmıyor diye para bassın diye tezahürat yapıp hükumet faiz indirince neden faiz indi diyen kafa... Bunun arasında da gördüğünü yazmaya çalışanlar var iki cami arasında beynamaz kalıyorlar.

      3- Ben yazılarımda beklentilerimden çok piyasa beklentisi ve gerçekleşmelere yer veririm; tahminlerimin tamamen hatalı olması da( Geçmişte defalarca oldu.) kompleks edineceğim bir olgu değil gelecekten yazmadığım müddetçe beklentilerim sık sık hatalı çıkacak ama piyasayı ön yargı filtresiz takip edenler eninde sonunda trene bir yerden binerler ki ben döviz, borsa vs. tahminleri paylaşan biri de değilim piyasada buna gönüllü yüzlerce/binlerce insan var, ben de bu yönde bir çaba yok.

      Sil