29 Ekim 2019 Salı

CDS nedir

 Ekleme: Merkez Bankası son aylarda 1.000(%10) baz puan faiz indirimi yaptığı halde Türk Lirası bu duruma sert tepki vermedi; bu durumun tabii ki birçok sebebi var(Başka bir makale konusu) ama en önemlilerinden biri piyasanın faiz indirimlerine Türkiye'deki yükümlülerin yükümlülüklerini yerine getirmesini kolaylaştırıcı bir faktör olarak yorumlamasıdır. Faiz indirimleri ile beraber Türkiye'nin 5 yıllık CDS primi neredeyse 100-150 baz puan(%1-1,5) düştü.

CDS Nedir


  Cds(Kredi Temerrüt takası) bir satıcının yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda alıcının hakkını tazmin eden bir varlık türüdür; daha basit ifadeyle cds bir sigorta sözleşmesidir. Türkiye'de fazla önemsenmiyor ve yeterince yakından takip edilmiyor olsa da aslında günümüzde bir ülke varlıklarının fiyatlamasında en etkili göstergelerden biri haline gelmiştir.

   Cds primi, bir tahvilin sigortalanır iken hangi maliyet ile sigortalandığını gösterir; son günlerde haberlere konu olan CDS priminin 500 olması (5 yıllık) Türk tahvillerinin(5 yıllık) sigortalanma maliyetinin %5'e yükseldiği anlamına gelir. Yaygın olarak hayatımızda bir ürünün sigorta maliyeti alıcı üzerinde iken finansal piyasalarda tam aksine yük satıcıya yüklenir. Bir ülkenin Cds primi ne kadar yüksek ise yatırımcıların gözünde ülke algısı o kadar olumsuzdur, Cds primi her vade için farklı değerde olsa da yaygın olarak bir ülke hakkında fikir edinebilmek için beş yıllık Cds primi takip edilir.

24 Ekim 2019 Perşembe

Helikopter Para Nedir

Helikopter Para Nedir


 Gelişmiş ülkelerde bütün çaba ve önlemlere rağmen enflasyonun bir türlü istenen seviyeye gelmemesi Helikopter Para teorisini tekrardan gündeme getirdi.

Helikopter para ne demektir



Helikopter para veya helikopter parası; hükumet harcamalarının doğrudan merkez bankaları tarafından karşılanmasına verilen addır. Hükumet harcamalarının merkez bankaları tarafından finanse edilmesi neredeyse bütün gelişmiş ülkelerde yasalarca engellenmiştir ancak yasal düzenlemeyle uygulanabilir. Teorinin sahibi Nobel ödüllü M. Friedman; deflasyon ortamında klasik yöntemlerin başarı sağlayamaması halinde merkez bankalarının hükumet harcamalarını finanse etmesini hatta bu çaba da başarısız olursa halka doğrudan para aktarılmasını önermiştir. M. Friedman; bu teoriyi savunurken halka helikopterden para saçılması metaforunu kullandığı için teori Helikopter Para olarak anılmaya başlamıştır. 

23 Ekim 2019 Çarşamba

Kara Çarşamba ve George Soros

 1990'ların başında dünya ekonomisi daha önce görülmedik bir manipülasyona şahitlik etmişti, çok da büyük bir serveti olmayan George Soros dünyanın en büyük merkez bankalarından birinin karşısında çok cesaretli adımlar atmıştı daha ilginci George Soros çok sınırlı servetiyle İngiltere Merkez Bankası'nı alt edebilmişti.


 Kara Çarşamba'nın bize öğrettiği en önemli ders ise merkez bankalarının bağımsızlığının önemi ve tamamen entegre olmamış yapıların ortak ekonomik yapıya geçemeyecekleri, bu tür yapıların kısa vadede sağladığı faydalar için ekonomik bağımsızlıktan vazgeçilmemesi gerektiğidir.


Kara Çarşamba'ya giden süreç


 Avrupa Birliği; Euro Birliği öncesi ticareti kolaylaştırma ve haksız rekabeti önleme, istikrar sağlama vb. sebeplerden dolayı 1979'da Exchange Rate Mechanism'i (ERM) uygulamaya başlamıştı, uygulamanın kurallarından biri herhangi bir ülkenin para birimini %6'dan daha fazla devalüe edememesi idi; uygulama birçok fayda sağlamış olsa da merkez bankaları için çok ciddi sorunlara yol açıyordu ve Avrupa ekonomilerinde normal olmayan büyüme, enflasyon ve faiz oranlarının ortaya çıkmasına yol açıyordu.

 Birleşik Krallık'ta en uzun süre başbakanlık yapmış olan Demir Leydi lakaplı Margaret Thatcher görev süresi boyunca tek para birimine karşı oldu hatta çok uzun süre devam eden başbakanlık kariyerini sona erdiren en önemli faktörlerden biri tek para birimine hazırlık olan ERM'e katılmayı reddetmesiydi; M.Thatcher'ın ERM'e katılmayı reddetmesi ve İngiltere ekonomisindeki sorunlarında etkisi ile 1991'de parti kongresinde yerini ERM'nin çok kuvvetli destekçilerinden John Major'e bıraktı.

21 Ekim 2019 Pazartesi

VARLIK ALIM PROGRAMLARI

Önnot: Daha önce bu paylaşımda varlık alım programları ile ilgili bir paylaşım yapmıştım o yüzden bu makalede tekrara düşmemek için konuyu tekrardan -anladığım kadarıyla- açıklamaya çalışmadım, eski paylaşımı okumadıysanız ve Varlık alım  programlarının ne olduğu hakkında bilginiz yoksa paylaşımı okumadan önce alttaki güncel olmayan makaleyi okumanızı tavsiye ederim.

Varlık Alım Programlarının Riskleri



 Türk Lirasının ciddi şekilde prim yaptığı bir dönemdeyiz; birçok yan faktör ile birlikte Türk Lirasının prim yapmasının ana sebebi küresel ekonomik iklimin ciddi şekilde değişebileceği beklentisidir. Büyük merkez bankalarının yeni bir varlık alım programı furyası başlatabileceğini gösteren işaretler artıyor, böyle bir gelişmenin dünyada en fazla fayda sağlayacağı ekonomilerden biri Türkiye'dir o sebeple süreç bizim açımızdan ''Pragmatist'' bakış açısıyla son derece olumludur fakat dünya ekonomisinin gerçekten çok ciddi şekilde desteğe ihtiyacı var demek son derece zor. Varlık alım programlarının geçmişte herhangi bir sorunu çözdüğünü iddia edemiyoruz diğer yandan varlık alım programlarının orta-uzun vadede çok ciddi şekilde sorunlara sebep olacağını tahmin etmek zor değil.

Her Şeyin Balonu

 Önümüzdeki yıllarda büyük bir ekonomik kriz yaşanma ihtimalinden bahsediliyor ve bu krize şimdiden ''Her Şeyin Balonu'' ismi verildi ve önlem alınmazsa bu kriz tarihin en büyük krizi olabilir. Yakın tarihte yaşadığımız küresel ekonomik krizler şunlardı.

1974-  Birinci Petrol Krizi
1979-  İkinci Petrol Krizi
1987-  Kara Pazartesi
1997-  Asya Mali Krizi/ Dot Com Krizi
2009- Finansal Kriz


  Görüldüğü gibi son 30 senede her krizin ardından yaklaşık 10. senede diğer kriz başlamış. 

Bütün krizler aşağı yukarı aynı şekilde ortaya çıktı.

- Kriz için yeterli süre geçti. (10 yıl)
- Dünyada işler çok iyi gitmeye başladı.
- Rekorlar kırıldı.
- Çok hızlı şekilde kötüye gidiş.
- Boom...

 Bugün de global ölçekte büyük riskler mevcut ve son küresel krizin 10. senesi dolmuş durumda. Bu paylaşım bir ekonomik krizi çıkaracak sebeplerden çok bir kriz durumunda dünyanın ne yapacağı ya da yapamayacağı hakkında...

  Öncelikle bir krizde dünyanın ne yapacağına Fed'in muhtemel politikaları üzerinden cevap aramak gerekir; Dünya'da 5 adet çok güçlü merkez bankası var. Bunlar Abd, Avrupa, Çin, Japonya, İngiltere merkez bankalarıdır. Bu beş merkez bankasından Çin Merkez Bankasının etkisi politikaları yüzünden daha lokal;  İngiltere Merkez Bankası nispeten küçük, Japon Merkez Bankası ise kendi ülkesinin problemlerini bile çözmekte yetersiz kalıyor;  geriye kalan İki büyük merkez bankası, Fed ve Ecb.

  Avrupa Merkez Bankası birçok ayrı ulusun çıkarlarını temsil ettiği için nispeten pasif kalmak zorunda kalıyor o yüzden küresel anlamda en güçlü ve küresel trend oluşturan merkez bankası çok uzun yıllardan beri Abd Merkez Bankası.(Fed)

Son 30 yılda Fed'in krizlerle nasıl baş ettiğine bakalım.


 Abd ve benzeri ekonomiler krizlerden para politikasını gevşeterek  çıkarlar.

1979 Opec Krizi ve farklı etkiler sebebiyle(Enflasyonun da etkisi büyük) Fed faiz oranını %20'e çekiyor, ardından %6'nın altına kadar gevşiyor. Enflasyon etkisinden dolayı bu dönem bize net bir bilgi veremiyor.

Opec Krizi sonrası piyasayı desteklemeye yeterli gelen Fed faiz oranı= %6

 %6 seviyesinden sonra Fed Sıkılaşıyor ve bir sonraki kriz ortamına(Kara Pazartesi) sebebiyet veren Fed faiz oranı = %10

Kara Pazartesi sonrası Fed gevşiyor ve bu defa piyasanın yeterli destek bulduğu faiz oranı=%3(bir önce krizde %6 yeterli olmuştu.)

Fed'in bir sonraki krizi(Dot Cot Krizi) tetiklediği faiz oranı=%6(Daha önceki kriz  %10 faiz oranında Çıkmıştı)

Dot Com Krizi sonrası Fed gevşiyor, Bu defa piyasanın yeterli destek bulduğu oran= %1(daha önce %3 yeterli olmuştu) 

Fed'in bir sonraki krizi tetiklediği (Finansal Kriz ) faiz oranı ise %5



 Finansal kriz, sonrası Fed faizleri %0'a kadar düşüyor ama aslında varlık alım programının etkisiyle efektif Fed faiz oranı -%3'e kadar düştü.(Gölge Faiz oranı nedir?-link

 Özetle 30 sene içinde Fed'in piyasayı desteklemek için faizleri düşürdüğü en düşük seviyeler her kriz sonrası düştü.(%6, %3, %1 ,-%3)

  Yine Krize  sebebiyet verebilecek faiz oranları da devamlı olarak düştü. ( %20, %10 , % 6 , %5)

  Basitçe ifade edersek Abd'de ekonomi çok uzun senelerdir daha fazla desteğe ihtiyaç duymuş, her krizden sonra daha fazla borçlanmış  ama borçlanma sonrası asla daha önceki borçluluk seviyelerine ise dönememiş.

 Üstelik Saydığım krizlerin hiçbiri ile 2008 krizi veya varlık alım programları çözümüyle kıyaslanamaz. Bunun anlamı şudur; Bir şeyler yapılmazsa gelecek büyük krizde Abd ekonomisin toparlanmak için ihtiyaç duyacağı Fed faiz oranı negatif %5-10 arası bir rakam ! ve muhtemel toparlanma fed faizlerinin %0'a ulaşmasından önce zirvesine ulaşacak. Bu rakamlar belki çok tuhaf ama 10-15 seneden bu güne bakınca bu günün rakamları da çok tuhaf.

Abd'de durum böyle iken dünyada durum nasıl?

Avrupa : Parasal genişleme devam ediyor(Kısa bir aradan sonra), 2008 sonrası basılan Avro'nun değeri +3 trilyon dolar. Ecb faiz oranı negatif.

Japonya: Parasal genişleme devam ediyor, 2008 sonrası basılan Yen miktarı 3 trilyon dolardan fazla; Boj, faiz oranı negatif. 30 senedir gevşek para politikası izliyorlar, tahminim bir 30 sene daha böyle devam ederler.

İngiltere: Parasal genişleme durdu. 2008 sonrası basılan paund miktarı 1 trilyon dolardan fazla, Boe faiz oranı %0,75 . Parasal sıkılaşma için henüz net bir tarih yok ama yakın görülmüyor.

 Abd: Faiz oranı %2( Resesyondan çıkış için geçmişte en az %5 faiz indirimlerine ihtiyaç duyulmuş.) varlık alımları durdu ve bilanço normalleşmesi birkaç ay sürüp sona erdi.

  Sonuç olarak dünya muhtemel büyük bir ekonomik krize kesinlikle hazır değil, bu sebepten dolayı bir sonraki ekonomik kriz daha geç gelmeli ve Dünya ekonomisi ise merkez bankalarına en azından 2008'de olduğu kadar esneme payı sağlamalı. Aksi durumda bir sonraki kriz tarihin gördüğü en ağır kriz olma riski barındırıyor.(Dünya henüz 2008'in yaralarını tam sarmış değil)


Ekleme: -2020 Ekonomik Kriz Yılı Mı-


Twitter: Yusuf Yüksel


Facebook: Yusuf Yüksel


17 Ekim 2019 Perşembe

Trump Azledilecek mi

 Barış Pınarı Harekatı başladığından beri neredeyse her gün Abd Başkanı Donald Trump'ın Türkiye hakkında anormal seviyede çelişkiler barındıran birkaç mesajına maruz kalıyoruz. Donald Trump her zaman ilginçlikleri ile ön plana çıkan bir insandı ama son zamanlarda sadece Türkiye konusunda değil, her konuda kendisi için bile anormal seviyede çelişkili mesajlar veriyor. Bu durum Trump'ın azil süreci sebebiyle çok stresli olmasına bağlanıyor. Trump gibi bir insanı sevmek gerçekten zor ama kendisi Abd'de Türkiye'nin tezlerine ılımlı yaklaşan belki de tek kişi ve doğal olarak Trump'ın azil süreci bizi de ilgilendiriyor.

 Trump'ın başkanlık seçimi dönemi Rusya ile olan ilişkisi, Rusya'nın kanıtlanmış şekilde Trump lehine Abd seçimlerine hile karıştırması sebebiyle Trump'ın başkanlık koltuğuna oturmasıyla eş zamanlı olarak '' Trump azledilecek mi '' sorusu sorulmaya başlanmıştı. Rusya soruşturmasında(devam ediyor) Trump'ı görevden almak için yeterli kanıtlar bulunamamıştı, en azından o soruşturmanın senatodan geçip Trump'ı başkanlıktan etmesine ihtimal verilmiyordu ama geçen ay patlak veren Ukrayna Skandalı Trump'ı çok zor duruma soktu ve yakın zamanda Trump'ın azil sürecinin resmen başlaması bekleniyor.

16 Ekim 2019 Çarşamba

Borsa İle Türk Lirası neden ayrışıyor

Borsa ile Türk Lirası neden ayrışıyor


 Şu an küresel konjonktür Türkiye'nin lehine değişiyor ama Türk varlıklarını etkileyen ana hikaye Barış Pınarı Operasyonu ve bunun sebep olduğu dolaylı  gelişmelerdir. Harekatın başından  beri Trump'ın itirazlarıyla beraber Abd önderliğinde batılı ülkeler Türkiye'ye karşı son derece olumsuz bir tavır takınmış durumdalar ve bu durum da doğal olarak Türk varlıklarını olumsuz etkiliyor. Aynı sebepten etkilenen Türk varlıklarının fiyatlama konusunda çok ciddi şekilde ayrışması çift yönlü komplo teorilerini de beraberinde getiriyor fakat mevcut ayrışma anormal değil.

  Daha önce başka makalelerde de konuya değinmiştim; tekrarlıyayım. Türk Lirasının üzerinde yüksek dış borçluluk, zayıf döviz rezervi kaynaklı baskı mevcuttur fakat bu doğal baskının dışında geçen sene Türk Lirasının çok fazla değer kaybetmesinde spekülatörlerinde önemli katkısı vardı ve geçen yazdan başlamak üzere alınan önlemlerle bu faktör bazı olumsuz etkilere de yol açması pahasına zayıflatıldı.

14 Ekim 2019 Pazartesi

Caatsa Yaptırımları Nedir

 Caatsa; Abd'nin düşmanlarıyla yaptırımlar yoluyla mücadele etme yasasının kısaltılmış adıdır. Türkiye'nin Suriye Operasyonu sonrası tekrardan farklı yaptırımlar ile beraber gündeme gelmiştir.


Donald Trump Caatsa Yaptırımlarını önleyebilir mi



  Donald Trump'ın isterse bile Türkiye'ye yaptırımları engelleyemeyeceği iddiası da bazı medya organlarında dile getirilmektedir, bu bilgi tamamen hatalıdır; Donald Trump kendi başına Türkiye'ye yaptırım uygulamayı engelleyebilir.




  • Türkiye'ye  Caatsa yasası kapsamında yaptırımlar uygulanacaksa bunun yürürlüğe girmesi Abd Başkanının imzası ile gerçekleşecektir ki başkanın imza süreci ile ilgili hiçbir sınırlama yoktur yani Donald Trump isterse Türkiye'ye karşı uygulanacak yaptırımları sümen altı edebilir.

  • Abd Başkanının yasal olarak yaptırımları altı ay (180 gün) erteleme hakkı mevcuttur ki Türkiye-Abd arasında bir uzlaşma olacaksa bu sürecin işleme ihtimali yüksektir.

  • Caatsa yaptırımları uygulanmaya başlarsa bile başkanın nispeten önemsiz yaptırımları seçme olanağı vardır; bu da müzakereler için ekstra bir süre demektir.

8 Ekim 2019 Salı

8 Ekim'de Büyük Manipülasyon İddiası

 Dün Türkiye-Abd İlişkileri açısından ilginç bir gün yaşandı. Sabah Abd Başkanı Trump’tan Türkiye’nin muhtemel Suriye operasyonuna destek olarak yorumlanabilecek bir mesaj geldi ve bu mesajdan birkaç saat sonra ise Abd Başkanı Trump bu defa Türkiye’yi muhtemel bir Suriye operasyonu yapmaması için tehdit etti, bugün ise Trump’tan Türkiye ile arasının iyi olduğuna dair mesaj geldi.


  Mesajlardaki saçmalık ötesi çelişki Trump’ın Türkiye üzerinden Abd kamuoyuna mesaj vermesi olarak açıklanabilir, Trump’ın Suriye’den çıkılması gerektiğine dair mesajı çok ciddi eleştirileri beraberinde getirdi ki bu eleştirilere partisinden senatörler de katıldı, Trump da muhtemelen eski açıklamasından çark etmek için Türkiye’yi hedef aldı ve bu durum doğal olarak Türk Lirasında daha önceden öngörülmüş olması mümkün olmayan olumsuz fiyatlamalara sebep oldu.