28 Kasım 2019 Perşembe

2020'de Türkiye Ekonomisi Nasıl Olacak

Türkiye ekonomisi 2020'de nasıl olacak



 Son zamanlarda 2020 Türkiye Ekonomisi hakkında daha optimist olmayı destekleyecek verilerle karşılaşıyoruz. Perakende satışları,sanayi üretimi,banka kredileri,tüketici güveni,konut satışları gibi veriler bize 2020 yılının 2019’dan daha iyi olabileceğini gösteriyor. IMF, OECD, Dünya Bankası gibi kuruluşlar 2020’de Türkiye Ekonomisinin %3 civarı büyüyeceğini tahmin ediyorlar ki bahsettiğim verilerden de bu doğrultuda çıkarımlarda bulunabiliriz. Gelecek yıl bu yıldan daha iyi olsa da %3 civarı büyüme Türkiye için yetersizdir; Türkiye %4-5’in altında büyüme gerçekleştirdiği dönemler ekonomide olumsuz gelişmeler(işsizliğin artması vs.) yaşanır.Türkiye’de ekonominin stabil kalması için en az %4-5 civarı büyüme gerekir ki Hükümetin 2020 yılı için büyüme hedefi bu rakamdır fakat bunun için de atılması gereken adımlar vardır.

2020 yılı için daha iyimser olmayı destekleyen verileri tek tek yazmadım çünkü yazının fazla uzun olmasını istemiyorum.Fakat tüketici güveni hem bahsettiğim verilere örnek hem de 2020’de %5 civarı büyümenin gerçekleşebilmesi için iyileşmesi gereken bir veri olduğu için değinmek istedim.

Arjantin'de Neler Oluyor

Ekleme: Arjantin'in yeni Başkanı Macri  IMF'den gelecek olan kredi dilimini reddetti. Umarım yanılırım ama IMF'nin müdahale ettiği ülkelerde her zaman gerçekleşen olay yine gerçekleşiyor. Kriz>IMF müdahalesi ve ardından gelen iyimserlik>IMF programının istenen başarıyı sağlayamaması> Krizin ikinci dalgası ve yönetim değişimi> Yeni yönetimden iddialı söylemler ve krizin derinleşmesi> Krizdeki ülkenin daha kötü koşullar ile IMF'den yardım alması... 

Arjantin'de neler oluyor


  Arjantin'de hükumet değişikliği sebebiyle Merkez Bankası sermaye kontrollerini daha da sıkılaştırdı. Bugünden itibaren Arjantin'de halkın döviz alabilme hakkı 10 bin dolardan 200 dolara düşürüldü.

 Arjantin'deki ekonomik kriz derinleşiyor; Arjantin bize çok uzak bir coğrafya olması ve ekonomik ilişkilerimizin çok sınırlı olmasına rağmen yaşadığı problemler ile bizi de olumsuz etkileyen bir ülke. Türkiye'de ve gelişmekte olan ülkelerde yaşanan ekonomik sıkıntılar Mayıs-2018'de başlamıştı; doların Türk Lirasına karşı çift haneli değer kazandığı Mayıs ayında( Dolar 4 lira direncini aştığı gibi duraksamadan 4.5 seviyelerine ulaşmıştı) yaşananlara sebep olarak birçok olay sayılabilir ama sıkıntıların ilk tetikleyicisi Arjantin'de krizin başlamasıydı. 

20 Kasım 2019 Çarşamba

Mississippi Balonu ve John Law

 Tarihteki en önemli manipülasyonlar biri olan Mississippi balonu dolaylı olarak sebep olduğu siyasi sonuçlar sebebiyle tarihin akışına yön vermiş bir olaydır. Mississippi balonunu anlamak için öncelikle John Law hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.



John Law Kimdir


John Law tarihteki en ilginç ekonomistlerden biridir, kumar düşkünlüğü ile ünlüdür, Mississippi balonu sürecinde Fransa'nın finans bakanıydı. Fransa ve dünya ekonomisine birçok konuda katkı sağlamış olsa da adı Mississippi balonu ile özdeşleşmiştir.

 Zengin bir banker çocuğu olan John Law, çocukluğunda ekonomi eğitimi almıştı ve matematik konusunda çok başarılıydı. Babası vefat ettikten sonra kendisine büyük bir miras kalmıştı fakat John  Law bu serveti kumar düşkünlüğü sebebiyle kaybetti, genç yaşında bir kız için cinayete karıştı ve idam cezası ile cezalandırıldı ama cezası müebbet hapse çevrildi daha sonra ise annesinin desteğiyle hapishaneden kaçtı ve Holanda'ya yerleşip bir bankada çalışmaya başladı. İngiltere ve Hollanda tecrübesi sayesinde Law sistemini geliştirdi.

Çin Emlak Balonu

Çin Emlak Balonu


 İnşaat sektörü bütün dünyada olduğu gibi Çin'de de ekonomik hareketliliği sürükleyen en önemli sektörlerden biridir fakat Çin ekonomisinde inşaat sektörünün günümüzde geldiği konum son derece ilgi çekici; Çin'deki en az elli milyondan fazla konutun boş olduğu tahmin ediliyor ki bu Çin'deki toplam konut miktarının +%20'sine denk geliyor buna rağmen Çin'de konut yapımı hızla devam ediyor, daha ilginci ise konut fiyatları da yükselmeye devam etmektedir.

  Çin yönetimi, Çin emlak balonunu telaffuz etmemiş olsa da varlığından haberdar, Çin yönetimi yakın zamana kadar emlak piyasasındaki balonu engellemek için önlemler alıyordu fakat ticaret savaşları bu önlemleri akim bıraktı. 


Çin emlak balonunun sebebi ne?


19 Kasım 2019 Salı

Bir Kuşak Bir Yol Projesi

 Çin'in 2013 yılında duyurduğu Bir Kuşak Bir Yol Projesi( One Belt One Road) 21. yüzyılın en büyük projelerinden biri olmaya aday, projenin 4-8 trilyon dolar civarında bir maliyete ulaşması bekleniyor. Proje 68 ülkeyi, dünya nüfusunun %65'ini, günümüz dünya ekonomisinin ise %40'ını doğrudan bir birine bağlamayı amaçlıyor.


Bir Kuşak Bir Yol Projesi nedir?


 Bir Kuşak Bir Yol projesi; Çin'in tarihi İpek Yolu'nu canlandırma iddiasıdır, Proje Çin'in ekonomik, askeri, diplomatik hedeflerini bir bütün haline gelmiş halidir.

  Çin'in mevcut devlet başkanı Xi Jinping 2013'te devletin başına geçtiğinde Çin'in ekonomik çıkmazlarını çözme iddiasını dile getirmişti. Çin'de iç içe geçmiş Kredi-Emlak Balonu, Çin ekonomisini hatta Çin'in uzun yıllardan beri sağladığı kazanımları çok ciddi şekilde tehdit ediyor ki kişisel görüşüm Çin'in bu sorunu bir bedel ödemeden çözmesi artık mümkün değil, mesele bedelin büyüklüğünün ne olacağıdır. Çin'in ekonomik sorunlarını anlamak için Çin'deki kredi-emlak balonunu anlamak önemli.

  Çin ekonomisi ciddi şekilde inşaat ve kredilere bağlı ve bu sorun ciddi bir çıkmaza dönüşmüş haldedir. Xi Jimping 2013'te bu sorunun daha az hasarla atlatılması için Çin'de tamamen verimsiz bir hale gelen inşaat ekonomisini yurt dışına taşımaya karar verdi böylece kredi-emlak balonunun daha makul bir normalleşme sürecine girmesi planlandı fakat bu süreç Abd'nin başına D. Trump geçmesi ve ardından gelen Ticaret savaşları tartışmalarıyla sekteye uğradı; ticaret savaşlarının Çin ekonomisine verdiği zarar sebebiyle Xi Jimping de geçmişten beri süre gelen verimsiz ekonomik yapıyı devam ettiriyor ama diğer yandan Bir Kuşak Bir Yol projesi ise faaliyete geçmiş durumda.


Ticaret Savaşları

Ticaret Savaşları



Son günlerde Türkiye'de ve dünyada finansal piyasaları olumlu veya olumsuz etkileyen en güçlü hikaye Abd-Çin Ticaret Savaşı senaryoları oluyor.Daha önce Ticaret savaşları ile ilgili çok sayıda yazı paylaşmıştım fakat her biri konunun farklı bir kısmı ile alakalıydı bu yazıda ise ticaret savaşlarına biraz daha kapsayıcı  bakmaya çabaladım. Yazı son gelişmelerden daha çok sorunların nedenleri ve uzlaşmanın zor olduğu çıkar çatışmalarıyla alakalı olacak.

Not-1: Bu paylaşımda çok sayıda farklı yazıya atıf yapmaya ihtiyacım olacak, hepsini okumanızı kuvvetle tavsiye ederim.

Not-2: Bu paylaşımı yazarken hem gereksiz ayrıntılara girmemek hem de konunun -anladığım kadarıyla- bütün ayrıntılarına yer vermek için ekstra çabaladım, yazıda atlanmış olduğunu düşündüğünüz bir ayrıntı varsa lütfen bana bildirin.




Ticaret Savaşlarının Nedenleri


 Modern Çin'in kurucusu Mao Zedong 1976'da öldüğünde Çin ekonomisi küresel ekonomiden kopuk bir haldeydi; bu yazıyı fazlasıyla uzatmamak için Mao dönemi Çin ekonomisine değinemeyeceğim ama birkaç cümle ile açıklamak gerekirse Çin'in kurucusu Mao hayatını kaybedene kadar Çin ekonomisi ile modern ekonomi arasında bir bağ yok denecek kadar azdı ve bu durumun doğal sonucu Çin potansiyeline göre çok zayıf bir ekonomiydi. Mao'dan sonra başa gelen her yönetici aşama aşama hatalar ve sistemin getirdiği zorluklar ile beraber Çin'i dünyaya açmaya çabaladılar ki bu çabalar 2001 yılının sonunda Çin'in Dünya Ticaret Örgütü'ne(DTÖ) katılmasıyla başarıyla sonuçlandı. Çin belki hiçbir dönem klasik ekonomiler gibi olmadı ama 2001'de Çin'in DTÖ'e katılması Çin açısından devrimsel bir adımdı.

8 Kasım 2019 Cuma

Türkiye'nin dış borcu ne kadar 2019

 Türkiye'de yaşanan ekonomik sorunların en temel sebebi borçluluk, özellikle de döviz cinsi borçluluktur. Daha önce de Türkiye'nin dış borcu ne kadar olduğuna dair bir paylaşım yapmıştım ama sosyal medyadan gördüğüm kadarıyla bu konuda hatalı yaygın kabuller var o yüzden yazıyı biraz daha kapsamlı güncellemek istedim. İhtiyaç duyacaklar için sıralamayı da paylaşayım.


1. Türkiye ve emsal ülkelerde toplam borçluluk
2.Türkiye ve emsal ülkelerde borçluluğun dağılımı
3. Türkiye ve emsal ülkelerde dış borçluluk
4.Türkiye'nin kamu borcu
5. Kamu borcunda yabancı payı
6. Özel Sektörün Borcu





Türkiye'nin toplam Borcu Ne Kadar 




Türkiye'nin toplam borçluluğu 2019 birinci çeyrekte 860 milyar dolardı.(Hanehalkı+Genel Yönetim+Özel sektör) Aslında borçluluk ifade ederken rakamları kullanmak yerine oranları kullanmak daha anlamlı olur. Türkiye'de milli hasılanın toplam borçluluğa oranı %115,7'dir. (2019/1Ç) Bu oran emsal ülkelere göre çok yüksek değildir.


türkiyenin toplam borcu ne kadar
Türkiye Toplam Borçluluğun Milli Hasılaya Oranı


2020 Abd Seçimleri

 2020 Abd Seçimleri


Bugün itibariyle 2020 Abd seçimlerine bir yıldan kısa bir süre kaldı. Cumhuriyetçilerin adayı mevcut başkan Donald Trump olacak.(Çok çok büyük bir sürpriz olmaz ise) Demokratların adayı olarak ise üç isim ön plana çıkmış durumda; Obama döneminin başkan yardımcısı Joe Biden (Geçen seçim için de çok güçlü bir adaydı ama oğlu seçim öncesi öldüğü için adaylıktan çekildi.)  Vermont senatörü Bernie Sanders ve Massachusetts senatörü Elizabeth Warren. Son zamanlardaki söylemleriyle Elizabeth Warren diğer adaylardan sıyrılıyor, işin siyaset kısmı benim ilgi alanım değil ama ekonomik olarak da en dikkat çekici aday Elizabeth Warren.

 Konu dışında Elizabeth Warren ve Bernie Sanders'ın demokrat partinin en güçlü başkanlık adayı olmaları ayrıca ilgi çekici; bundan 20-30 sene önce ''Sosyalizm'' kavramı Abd seçimlerinde rakiplere karşı bir itham olarak kullanılırken günümüzde özellikle gençleri en fazla çeken kavramların başında sosyalizm geliyor. Anketlere göre Abd'deki gençlerin %75'i sosyalist adaylara oy vereceğini veya verebileceğini ifade etmiş. Ekonomik açıdan bakınca ise sosyalist söylemlere sahip adaylar piyasa açısından kesinlikle istenen adaylar değil ve şimdiden Warren veya Sanders'in aday olarak seçilmesinin piyasalar için olumsuz olacağı değerlendiriliyor ki bu senaryoda Donald Trump seçim kazanması piyasaların olumlu karşılayacak senaryoya dönüşüyor !

5 Kasım 2019 Salı

Amazon'un Başarı Hikayesi ve Büyük Veri

 Amazon geçen sene 1 trilyon dolar değerini aşarak tarihte bu değere ulaşan ilk firma oldu. Şirketin şu an ki piyasa değeri ise yaklaşık 900 milyar dolardır. Amazon'un neden başarılı olduğunu karşılaştırma ile açıklamaya çalışayım; Yıllık cirosu 500 milyar dolar, brüt karı 125 milyar dolar civarında olan Wallmart'ın piyasa değeri 300 milyar doların altında iken yıllık cirosu 175 milyar dolar olan ve brüt karı 65 milyar dolar civarında olan Amazon'un piyasa değeri şu an 900 milyar dolar.(Rakamlar biraz geriden geliyor.)

 Amazon'un piyasa değerinin 1 trilyon dolarlara ulaşmasının ötesinde 2012'de şirketin F/K oranı(kaç senelik kar ile şirket satın alınabilir) 3.700 yıllara ulaşmıştı, senelerce şirketin F/K oranı yüzlerce senede kalır iken şu an bu oran 80 ! Peki Amazon'un başarısının sırrı ne?

4 Kasım 2019 Pazartesi

John Davison Rockefeller kimdir

 Abd başkanlık seçimlerinin yaklaşmasıyla seçimin muhtemel ekonomik etkileri hakkında da tahminler yapılmaya başladı. Demokratların güçlü aday adaylarından Elizabeth Warren'ın ekonomik vaatleri dikkat çekiyor, Warren'ın en dikkat çeken söylemi ise çağdaş kartelleri durdurma vaadi ve bu durum da 1950 öncesi Abd'de gerçekleşen dev davaları hatırlatıyor. Abd seçimleri ile ilgili daha sonra ayrı bir paylaşım yapmayı planlıyorum ama giriş olarak tarihin en zengin insanı olarak kabul edilen ve girişimcilik konusunda çok ayrı bir noktada olan John Davison Rockefeller ve tarihin en büyük kartel davası olan Standart oil davasını yazmak istedim.



John D. Rockefeller'in Serveti


 John Davison Rackefeller tarihte ilk defa milyar dolar(1916) sevete ulaşan insandır; Rockefeller'in serveti enflasyon hesabıyla günümüzde yaklaşık 20 milyar dolar ederken bu paranın gücü farklı hesaplamalara göre 350-400 milyar dolardır ki bu rakam onun modern tarihin en zengin insanı olarak kabul görmesini sağlamıştır. Sıradan bir aileden gelen insanın bu kadar ciddi bir servete ulaşması son derece ilgi çekicidir.  Rockefeller gençliğinde 100.000 dolar(günümüzde 2-3 milyon dolara denk) ve 100 yıl yaşamayı hedeflediğini ifade etmiş; birinci hedefine ulaşmış ! ikincisini ise kıl payı kaçırmıştır.(97 yıl)


 John D. Rockefeller Kimdir



  John D. Rockefeller 1839'da sıradan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Dünyada yahudi denince ilk akla gelen insanlardan biri olsa da (Türkiye'de bile Google'da ismi yazılınca ''John D. Rockefeller yahudimi'' araması öneriliyor.) aslında yahudi değildir; yahudilerde dinini saklama görülen/iddia edilen bir özellik olsa da John Davison Rockefeller için böyle bir şey iddia etmek biraz mantıksızdır çünkü zenginlik öncesi sıradan bir insandır ve konum dışı olsa da radikalliğe yakın seviyede bir hristiyandır, zenginlik sonrası da bu net görünümü değişmemiştir. J. D. Rockefeller'in babası etik olmayan işlerle uğraşan ve bu sebeple ailesini devamlı olarak seyahat etmesine sebep olan bir insan iken annesi dindar(Baptist) bir kadındır. Rockefeller annesinin etkisinde büyümüştür.


Türkiye sabit kura geçer mi

 Geçtiğimiz hafta sonu Devlet Bahçeli bir konuşmasında Türkiye'nin kambiyo rejimi ile ilgili muğlak bir ifade kullandı ve ardından sosyal medyada Türkiye sabit kura geçer mi sorusu sorulmaya başladı. Devlet Bahçeli'nin açıklamasında net bir işaret yok, hükumet geçmişte kambiyo rejimi hakkındaki her tartışmada Türkiye'nin mevcut sistemde bir değişikliğe gitmeyeceğini açık ve net şekilde ifade etti ve bunun aksini ima edecek güçlü bir gelişme yaşanmadı; çok daha zorlu şartlarda bile Türkiye'nin kambiyo rejimi tartışmaya açılmamıştır.


Kambiyo rejimi nedir


 Kambiyo rejimi bir ülkenin döviz piyasasını yönetme biçimine verilen isimdir; uygulamadan uygulamaya ciddi farklılıklar içerse de iki ana sistem vardır; dalgalı kur ve sabit kur.(kambiyo kontrolü) Dalgalı kur rejiminde yerel para biriminin değerlenmesi arz-talep ilişkisine bağlı olarak piyasada gerçekleşir iken sabit kur rejiminde ise yerel para biriminin döviz birimlerine karşı değerine merkez bankası karar verir.


Türkiye Sabit kur rejimine geçer mi


 Sabit kur rejimi tartışmalarında sık sık bu rejimde Türk Lirasının yüksek bir değerde sabitleneceği ifade ediliyor ki bu hatalıdır basitçe ifade edersek bugün sabit kur rejimi uygulanıyor olsaydı Türk Lirası yine 5.9 seviyesinin yakınında bir yerde sabitlenecek idi. Merkez Bankası Türk Lirasını dolar/tl 1 liraya sabitleyemez mi? Tabii ki sabitleyebilir fakat Merkez Bankası Türk Lirasını 1 liraya sabitleyip o seviyede kalmasını sağlayabilecek kadar rezerve sahip olsa zaten dalgalı kur rejiminde de dolar/tl 1 lira civarında olurdu yani dalgalı kur rejimi de döviz kuru müdahalesine tamamen kapalı değildir. Dalgalı kur-sabit kur farklılığının temel etkisi yerel para biriminin değerine değil, oynaklığınadır. Türkiye'de reel ekonomi Türk Lirasının değerinin düşük olması kadar oynaklığı ile de sorun yaşamaktadır, yüksek oynaklık iş adamlarının üretim, satış, yatırım planlarını bozmaktadır basitçe ifade edersek devamlı olarak 5.5-6.0 seviyesinde hareket eden bir kurun ekonomiye zararı 6.0 seviyesinde sabit bir kur kadar olmayabilir.

Türkiye'nin kredi notu ne demektir

 Geçtiğimiz Cuma Fitch Türkiye'nin kredi notunu  BB-'de  tutarken görünümü pozitife çevirdi yani not artışı sinyali verdi. Son durumda S&P'nin notu Moody's'in notuyla aynı seviyede iken Fitch'in notu diğer iki kuruluşun bir  kademe üstündedir. Kredi derecelendirme kuruluşlarının ülke notları arasında genelde bir kademeden fazla fark olmadığı için Fitch kararı sonrası diğer kredi derecelendirme kuruluşlarını da Türkiye hakkında nispeten olumlu kararlar alabilir.


 Kredi derecelendirme kuruluşları nedir? Ne Yaparlar?


 Kredi derecelendirme kuruluşları ülkelerin, şirketlerin, kurumların yükümlülüklerini zamanında ve tam olarak yerine getirip getiremeyeceğini değerlendiren kuruluşlardır; dünyada onlarca kredi derecelendirme kuruluşu vardır ama bunlardan Fitch, S&P ve Moody's ise diğerlerine göre daha fazla itibar görürler. Her kurum değerlendirmesini kendi hesabına göre yapar. Kredi derecelendirme kuruluşları gerçekleştirdikleri değerlendirmeler sebebiyle piyasaya çok güçlü şekilde etki edebiliyor olsalar da bir denetlenme mekanizmasına bağlı değillerdir.