19 Nisan 2020 Pazar

Çin Ekonomisi

Çin Ekonomisi 2020 ilk çeyrekte tarihi daralma yaşadı


 Covid-19 Salgınının dünya ekonomisine verdiği zararı ilk olarak salgının başladığı Çin'de görmeye başladık. Çin ekonomisi 2020 ilk çeyreğinde %6,8 daraldı. Bu rakam mevcut büyüme serisinin başladığı 1992'den beri ortalama reel büyümesi %9'un üzerinde olan Çin'de görülen ilk çeyreklik daralma. 2020 yılının başında Çin ekonomisi ile ilgili beklentilerde dile getirilir iken Çin ekonomisi 2020 yılında %6'nın altında büyüme performansı göstermesi ihtimali olumsuz bir durum olarak ifade ediliyordu. IMF'in iyimser olarak yorumlanan 2020 yılı büyüme tahminlerine göre Çin ekonomisi bu sene %1,2 büyüyecek.



çin ekonomisi 2020
Çin ekonomisi reel büyüme

 Çin ekonomisi uzun yıllardır düşük büyüme, yüksek borçluluk sorunu ile karşı karşıya iken 2020 yılı Çin için kırılma yılı olabilir ama Çin kaynaklı en büyük sorun artık ekonomik değil, politik gelişmeler olacak.

 Çin, dünyanın başına sardığı Covid-19 salgını sebebiyle bütün dünyanın hedefi haline geliyor. Salgının en başından beri Çin'in verilerinin güvenirliği tartışılıyordu ama gelinen noktada Çin bile yayınladığı verilerin çok afaki olduğunun farkına varmış olacak ki dün ölümlü vakalar ile ilgili güncellemeye gitti.

 Covid-19 sebebiyle 1 milyon kişide görülen ölüm oranı dünyada ortalama 21 civarında iken bu rakam hastalığa en hazırlıksız yakalanan ülke olan Çin'de sadece 3.



Çin ekonomisi 2020



 Çin'in salgın ile ilgili dünyayı yanlış bilgilendirmesi dünyaya çok pahalıya mal oluyor. Çin'in sunduğu veriler sebebiyle Covid-19 en başta griple karşılaştırılan bir hastalıktı ama gelinen noktada görüyoruz ki salgın SARS'tan çok daha öldürücü (Şu an için tamamlanan vakaların %21'i ölümle sonuçlanmış.) ve çok daha bulaşıcı. Dünya Covid-19'un gerçekten ne kadar tehlikeli olduğunu önceden bilinseydi (DSÖ'nün suçu affedilemeyecek seviyede.) durum şu an içinde olduğumuz kadar vahim olmayabilirdi.

 Çin'in salgının başındaki sorumsuz açıklamaları ise kendisine bumerang gibi geri dönüyor.


Covid-19 Laboratuvar Virüsü mü


 Geçtiğimiz aylarda bazı Çinli yetkililer Covid-19 için Laboratuvar virüsü olabileceğine dair açıklamalar yapmıştı ve komplo teorisyenlerine koz vermişti; Covid-19'un çok büyük ihtimal Laboratuvar ürünü olmadığına dair çok saygın çalışmalara rağmen bu yönde bir algı oluştu ve algının merkezinde de artık Çin var. En saygın basın organlarında bile Covid-19'un Çin laboratuvarı ürünü olduğuna dair ithamlar çıkıyor ki bütün dünyada yükselen Çin karşıtlığı sebebiyle bu yönde fikirlerin taraftar bulması çok olası.



ABD'de Covid-19 sebebiyle tazminat yasası



 ABD'de Covid-19 sebebiyle görülen zararların Çin'den tanzim edilmesine dair yasa çalışmasından söz ediliyor; Kongre, Çin-Abd ilişkilerinde geri dönülmez bir yıkıma sebep olabilecek böyle bir adım atmasa bile Çin'in salgının başında yönetemediği hatalı süreç gelecek yıllara damga vurabilecek bir belirsizlik unsuru haline geldi. Dünyanın her yerinde insanlar Covid-19 sebebiyle maddi manevi büyük zararlar gördü ve bunun tanzimi için dünyada binlerce mahkeme Çin'i işaret edebilecek; bu türlü senaryolarda politikacıların da yapabileceği çok bir şey yok ve bu durum önümüzdeki yıllar boyunca politikacılarında etki alanının sınırlı olduğu bir problem olarak dünya gündeminde olacak. Şimdiden birçok ülke için yüzlerce milyarlık tazminat davaları dile getiriliyor.



Çin'in artık dünyanın üretim merkezi olarak kalması artık çok olası değil


 Covid-19 salgını sonrası dünyadaki düzenin ciddi şekilde değişeceğine dair yorumlar görüyoruz ama bunun kesin olan kısmı şudur diyebiliriz Çin veya başka bir ülkenin bundan sonra dünyanın üretim üssü olması çok zor. Bu uzun yıllar sürecek bir süreç ama ticari tedarik zincirleri, üretim devamlılığı bundan sonra ekonomik değil güvenlik açısından değerlendirilecek mevzular haline gelecek. En başa dönelim Covid-19 salgını sadece Çin ile sınırlı kalsaydı içinde bulunduğumuz kriz daha hafif olacak olsaydı da yaşanacaktı çünkü küresel olarak üretilen bütün önemli ürünlerde tedarik zincirinin bir yerlerinde Çin yer bulmuş durumda ve bunun ne kadar riskli olduğunu bütün dünya yaşayarak öğrendi. Çok gelişmiş teknolojiye sahip ülkelerde bile çok basit ürünler ( maske, eldiven) üretilemedi. 




Çin, Abd'den sonra dünyada en fazla doğrudan yatırım çeken ülkedir ve son 10 senede Çin'e yapılan doğrudan yatırımlar neredeyse ikiye katlandı. ( Finansal Kriz öncesi Çin'e yapılan yıllık doğrudan yatırım yaklaşık 75 milyar dolar iken 2018'de bu rakam yaklaşık 140 milyar dolardı.) Çin'e yatırım eğiliminin zayıflaması  diğer gelişmekte olan ülkeleri pozitif etkileyecektir ve stratejik konumumuz sebebiyle biz bu konuda bayağı dikkat çekebilecek bir ülkeyiz o yüzden yatırımcı çekmek için daha fazla çaba göstermek için olumlu bir dönemdeyiz.





Twitter: Yusuf Yüksel 


(Güncelleme sona erdi.)


Çin'in artan borcu, Zayıflayan büyüme ivmesi


 Çin, seksenli yıllara doğru liderleri Mao ölene kadar küresel ekonomi ile etkileşimi en düşük seviyede tuttu. Mao öldükten sonra yerine geçen liderler bazen doğru bazen eleştiriye son derece açık yöntemler ile Çin ekonomisini küresel ekonomiye entegre etmeye çalıştılar ve bu çalışmaların sonucu 2001 yılında Çin, Dünya Ticaret örgütüne katıldı. Çin'in yüksek potansiyeli ve başarılı kalkınma projeleri sebebiyle Çin ekonomisi 1980'den 2008'e kadar çift haneli büyüme ortalaması yakaladı ve dünya ekonomisinin yükselen yıldızı oldu.


çin ekonomisi 2020
Çin ekonomisinin yıllara göre büyüme oranı


 2008'de küresel krizin etkileri ve zayıflayan potansiyel (Orta gelir tuzağı) ve biriken yapısal problemler sebebiyle Çin ekonomisinin büyüme ivmesi zaman geçtikçe zayıfladı ve Günümüzde Çin ekonomisi sıradan bir gelişmekte olan ülkeden çok uzakta olmayan rakamlar ile büyüyor. Diğer taraftan 2008 yılı borçlanma konusunda da Çin için milat oldu.

 2008 yılına kadar da Çin'in borçluluk rakamları emsal ülkelere göre yüksekti fakat değişim anormal değildi.(Milli hasılaya oranla) 2008 sonrası Çin ekonomisi zayıfladıkça yönetim ekonomisi finansal şartları gevşeterek (Borçlanmayı teşvik ederek) desteklemeye çabaladı fakat istenen sonuç elde edilemedi fakat devamlı olarak teşvik edilen borçlanma ise belli periyotlar ile daha fazla teşvik ihtiyacı doğurdu.

 2008'de Çin'de toplam borçluluğun milli hasılaya oranı %166 iken bu rakam 2019'un üçüncü çeyreğinde %310'a yükseldi. Bu rakam rezerv para birimine sahip olmayan ülkeler için son derece yüksek.


çin ekonomisi 2020
Çin'de borçluluk 2019
Çin'de finansal şartların gevşetilmesi büyüme konusunda istenilen sonuçları sağlayamamasının yanında Çin ekonomisi üzerinde artan borç yükü sorunlara sebep olmaya başladı. Çin'de son altı ayda iki banka kurtarıldı, yılın ilk dokuz ayında 900'e yakın yerel yönetim temerrüde düştü; geçen sene bu rakam 100 bile değildi. (Çin'de yerel yönetimlerin iflasa sürüklenmesi ayrı bir makale konusu) Çin yönetimi sorunlu krediler için çok düşük rakamlar açıklasa da UBS geçtiğimiz günlerde Çin'deki sorunlu kredilerin oranının en azından çift hanede olduğu tahmin etti. Çin'in abartılı şekilde artan ve artmak da zorunda olan(yapısal sorunlar) borçları yakın zamanda Çin ve dünya ekonomisi için büyük bir risk olarak kabul görmese de bu sorunun eninde sonunda dünya ve Çin için büyük sorunlara sebep olacağını tahmin ediyorum. 

 Çin yönetimi mevcut paradokstan çıkmak için ne yapıyor sorusuna gelince sorunu daha da derinleştirmek dışında hiçbir şey yapamıyor. Mevcut başkan Xi Jinping, 2012'de yapısal sorunları çözme vaadiyle başa geçmişti hatta 2008 sonrası zayıflayan büyüme ivmesi biraz da Başkan Jinping'in yapısal sorunları çözme politikaları ile alakalıydı. Jinping, mevcut sorunu çözmek için çok güçlü kararlar da aldı (Bir yol Bir kuşak Projesi) fakat Abd'nin başına Trump gelince ve ardından başlayan ticaret savaşları sebebiyle Çin'in ekonomisi çok daha hızlı zayıfladı ve Jinping yönetimi yapısal sorunları çözmek bir yana çok daha derinleştirecek kararlar almaya başladı.

  Abd Başkanı Trump'ın seçim öncesi Çin ile anlaşmaya daha fazla istekli olduğu son günlerde gözden kaçmıyor ve Çin'in de bu zaaftan yararlanmak istediği de net olarak görülüyor fakat anlaşma olmazsa ve ticaret belirsizliği devam ederse Trump kadar Çin ekonomisi de zarar görecek o yüzden Çin'in de makul bir anlaşmaya hayır demeyeceğini tahmin ediyorum. Gerçekten bir makul anlaşma için ise geçmişe gidip bazı hataları en başta önlemek gerekiyor.

Çin'in Borçları Türkiye'yi neden ilgilendiriyor


  •  Çin ekonomisi Abd ile beraber dünyanın en dinamik iki ekonomisinden biri ve Çin'deki zayıflama dolaylı olarak küresel ekonomiyi de etkiliyor. Küresel ekonomideki zayıflamalar ise en fazla bizim gibi gelişmekte olan ülkeleri olumsuz etkiliyor.

  • Çin ekonomisi şu an deflasyon riski ile karşı karşıya ve Çin'in attığı adımlar yuanı gerektiği gibi olumsuz etkilemiyor.(Yuanın değer kaybetmesinin hikayesi şu an için farklı) fakat genel anlamda Çin'in devamlı olarak para arzını artırması, finansal şartları gevşetmesi yuanı devamlı olarak hak ettiği seviyeden daha ucuz alıp-satılmasını sağlıyor. Bu durum da Türk ihracatçısını olumsuz etkiliyor ve Türk Lirası üzerinde baskıya sebep oluyor hatta Türkiye, Çin için bir dış pazar olduğu için Çin'in malları ucuzladıkça ithalat açısından da olumsuz bir durum yaşıyoruz. Geçen sene Türk Lirası çok büyük değer kaybına uğradı ve doğal olarak ihracatımız bu durumdan olumlu etkilendiği için ihracat konusunda son zamanlarda gelişen dezavantajlı durum çok dikkat çekmiyor ama gelişmeler daha farklı olsaydı ihracatta çok daha iyi bir rakamlar görebildik. Yuan, uzun zamandır değer kaybedip Türk lirası ve benzeri para birimleri üzerinde baskı oluşturuyor; bununla ihracatımız da euronun, ithalatımızda ise doların ağırlığı daha yüksek ve geçen sene euro/dolar paritesi için 1.4 gibi seviyelerden söz ediliyor iken şu an parite 1.1'de ve çok ciddi bir iyileşmede beklenmiyor. Pariteler normal şartlar altında ihracatımız açısından kesinlikle olumlu seviyelerde değil.

  • Çin'in borç sorunun dolaylı uzantısı olan yuanın adil olmayan bir kurdan işlem görmesi Abd özelinde bütün ülkelerin tepkisini çekiyor ve Abd ile Çin'in anlaşamamasının en temel sebeplerinden biri bu durumdur. İki ülke arasındaki gerginlik de en fazla bizim gibi risk iştahından beslenen ülkeleri olumsuz etkiliyor.


 Bazı noktaları tekrara düşmemek için ısrarla atladım. Şu yazıyı da okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.-Ticaret savaşları-

Bunun Dışında Çin'deki kredilerin aktığı mecralar için-Çin emlak balonu-


4 yorum:

  1. güzel bir yazı olmuş. saygılar. Çin ile amerika'nın anlaşmaya varmalarını görmüyorum. Çin, Amerikan tahvillerini hep satın alıyor, mutlaka 2008 de yaşanan krize benzer krizlere karşı bir önlem alıyordur. saygılar.

    YanıtlayınSil
  2. Admin emegine saglik , you tube kanalin olsa keske , HNA grubu , Deutsche bank bunlar neden batmiyor , ve bexit ne gibi etkisi olucak Dunya ekonomi sine buna benzer yazilamiz olucak mi

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar. Geniş bir vakit olursa yazmak istediğim şeyler.

      Sil