16 Mart 2020 Pazartesi

Davranışsal Finans Nedir

 finansın en temel kabullerinden biri bütün piyasa oyuncularının servetini artırmak istediği ve kararlarını bu yönde aldığıdır yani insanların daha fazla kazanmak veya daha az kaybetmek için rasyonel kararlar alması beklenir fakat realitede ise yatırımcıların duyguları, ruh halleri alınan kararlar üzerinde son derece etkili olabildiği için mantıklı karar alma mekanizması çalışmayabilir. Günümüzde algoritmaların piyasalara hakim olmasının en temel sebeplerinden biri alınan kararlarda duyguların etkisini azaltma çabasıdır. İnsanların aldıkları kararlar ile duyguların etkileşimini inceleyen ekonomi dalı davranışsal finanstır ve yatırımcıların piyasada başarılı olabilmesi için kendilerini bu dalda geliştirmeleri önemlidir.


 Bu başlıkta zaman buldukça davranışsal finans ile ilgili paylaşımlar yapıyorum. 


 Davranışsal Finans Dersleri-1:Geri Dönüş Yanlılığı



 Altının rekordan rekora koştuğu bir süreç yaşadık ve daha sonra güçlü bir düzeltme geldi. Benim gibi sadece ekonomi hakkında görüşleri takip etmek için sosyal medya hesapları olan herkes gibi benim de yayın akışım bu rekorları tahmin etmiş hesaplarla dolu ve düzeltmenin geleceğini de... Anormal bir durum yaşamıyorum çünkü aynı şeyi hepimiz altın, döviz, TL, borsa ve benzeri her türlü enstrümanın çok ciddi rekorlarından sonra görüyoruz. Öncelikle gerçekten bu kadar çok sayıda insanın bu kadar isabetli öngörüde bulunabilme ihtimali var olmak ile beraber tabii ki zayıftır ve gerçekleşecek olayı tahmin ettiğini iddia eden hesaplar bu konuda hatalı bir yanılgı içinde olmasalardı sırandan bir anapara servetle bile birkaç senede dolar milyoneri olmaları gerekirdi çünkü dikkatinizi çekerse sosyal medyada varlıkların neredeyse her dip her zirvesini bildiğini iddia eden insanlar mevcut ve bu yönde  yatırımlar birkaç senede ilk ana paranın onlarca-yüzlerce katı servete ulaşabilmek demektir ! Türkiye'de sadece finansal varlık alım satımıyla böyle bir servete ulaşmış bir birey bilemiyorum... İnternette binlercesi olduğu halde...

 Yukarıda bahsettiğim durum aslında bahsi geçen hesapların palavracı olması ile alakalı değildir, konu davranışsal finans konusudur ve insanların gerçekleşmiş bir olayı daha önceden tahmin ettiği inancına geri dönüş yanlılığı veya geri dönüş ön yargısı diyoruz.


 İnsan beyni olguları mantıksal bir düzen içinde algılamaya son derece meyillidir ve bir olay gerçekleştirdikten sonra onu kendi içinde (aslında mantıklı olmazsa bile) bir mantık silsilesi içinde algılamak ister. Bu sebeple birçoğumuz bir şey gerçekleştikten sonra aslında onu tahmin ettiğimizi sanırız fakat gerçekte ise bunu bir icraat ( mesela öngörü doğrultusunda yatırım) takip etmiyorsa büyük ihtimal geri dönüş yanlılığı yaşamışızdır.


 Geri dönüş yanlılığının bir diğer önemli sonucu ise geçmişte olan olayların aynı şartları taşımaması durumunda bile tekrar gerçekleşeceği beklentisidir. Yine yakın zamandan örnek verirsek geçmişte salgınlar, öncelikle riskli varlıklarda çok güçlü satışlara sebep olup ardından sorunun zayıflaması ile çok güçlü rallilere yol açmıştı şu an Wuhan virüsü geçmişteki salgınlara paralel bir satış dalgası tetiklememiş olsa da piyasada çok güçlü bir ralli  birkaç gün önceye kadar çok yakın zamanda bekleniyordu.

 Başka bir örnek verirsek  ekonomi yorumlarında sık sık şu bakış açısına şahit oluruz; ekonomide çok ciddi sorunlar var bu sebeple dolar uçacak ! Bu bakış açısının temelinde geçmiş tecrübeler var ama günümüzde bir kriz Venezuela gibi tamamen ekonomik sistemin dışında kalma sebebiyle ortaya çıkmamışsa veya Arjantin gibi dönülmez noktaya ulaşmamışsa ekonomik ortamın kötüleşmesinin sonucu muhtemelen TL'nin nispi olarak kuvvetlenmesi olur. (Konu dışı o yüzden ayrıntıya girmiyorum ama günümüz şartlarında fon akımları bir ekonomi Venezuela, Arjantin vb. olmadığı müddetçe kesilmediği için ekonomik kötüleşme enflasyon, cari açık vb. yerel para birimini olumsuz etkileyen faktörlerde iyileşme ile sonuçlanıyor.)

 Konunun en önemli kısmı ise günümüzde piyasalarda çok ciddi şekilde geri dönüş yanlılığı kavramı ile açıklanabilecek bir beklenti mevcut. Çok basit bir özetle ifade etmek gerekirse son on yılda finansal piyasalar, yatırımcılara muhteşem getiriler sundu ve bunun temelinde 2008'de başlayan varlık alım programları var, bahsettiğim muazzam getiri günümüzde de yatırımcının ağzını sulandırmaktadır. Varlık alım programları (para basma) veya bu yönde beklenti günümüzde piyasalarda o kadar sürükleyici ki varlıklar üzerinde anomali diyebileceğimiz etkileri var. Mesela geçmişte borsalar için iyi olduğunu ifade edebileceğimiz şartlar günümüzde olumsuz olabiliyor ya da tam aksi... Örnek vermek gerekirse küresel büyüme ile borsalar arasında korelasyon olması beklenir ama küresel büyüme küresel likiditenin azalacağı beklentisini doğuracağı için borsalar için günümüzde son derece olumsuz olabiliyor. (2018 yılı) Tam aksine küresel ekonominin güç kaybetmesi ise günümüz şartlarında son derece pozitif algılanabiliyor çünkü ekonomi yönetimlerinin klasik yöntemler ile ekonomik zorluklara müdahale edebilecek kapasiteleri yok (Her şeyin balonu) doğal olarak ekonomilerin kötü gitmesi yeni bir varlık alım furyası beklentisine sebep oluyor ve varlık alım programlarının borsaları pozitif etkilemesi sebebiyle ekonomiler kötüye gittikçe artan borsalar gibi bir anomali karşımıza çıkıyor. (2019 yılı)

 bu resimde çok önemli olan bir eksik var krizler borsalarda satış tetiklemiyor ama tam aksine krizlerin desteklediği borsalar yatırımcıların gözünde çok daha potansiyelli hale geliyor ! Yani piyasalarda geri dönüş yanlılığı olarak yorumlayabileceğimiz bir fiyatlama davranışı çok güçlü ama şartlar 2008 gibi değil.

 Bir de olayın diğer boyutu var. Daniel Kahneman ( Davranışsal finans konusunda çok önemli çalışmaların sahibi) geri dönüş yanlılığı ile ilgili şu noktaya değinir: '' Sonuca bakarak yargılama eğilimi genel olarak insanları riskten kaçınmaya teşvik etse de bunun tam aksine risk alanlara hak etmedikleri ödülleri kazandırır.'' Bunu rakamla ifade edilince ben size 2019'daki varlık fiyatlamalarının normal olmadığını mantıklı olan birçok argüman ile savunabilirim ama sonuç olarak geçen sene benim mantıksız bulduğum fiyatlamalar bir dünya insan çok güzel karlar sağladılar.( Finansal krizin düzeltme senesinden sonra en iyi iki seneden biri !)



 Sonuç olarak bir gün bahsettiğim çelişki yatırımcıları büyük bir hataya sürüklerse bu yazıyı çıkarıp ne kadar öngörüsü muhteşem bir insan olduğumu ifade edeceğim ama o gün abartılı bir zenginliğim yoksa muhtemelen bu benim için bir geri dönüş yanlılığı olacak.



Davranışsal iktisat dersleri-2: Zihinsel Muhasebe


 Zihinsel muhasebe; insanların servetlerine, gelirlerine bazı sebeplerle farklı anlamlar yüklemesini ele alan davranışsal iktisat konusudur. Konu şu örnek üzerinden incelenir. Size göre;

Soru-1: Maça gidiyorsunuz, bilet 100 lira. Bilet alırken cüzdanınızdan 100 lira kaybettiğinizi fark ediyorsunuz, bilet alır mısınız?

Soru-2: Biletiniz var ve maça gidiyorsunuz, turnikede biletinizi kaybettiğinizi fark ediyorsunuz; 100 liraya bir bilet daha alıp maça girer misiniz?

 Pratikte bu iki sorudaki koşulların ekonomik olarak bir farkı olmadığı halde ilk soru türü olaylarda insanlar var olan amaç için tekrardan para harcamaya meyilli iken ikinci soru gibi senaryolarda amaçtan vazgeçme eğilimi belirgin şekilde görülmektedir.

 Daha somut bir örnek vermek gerekirse hepimiz zaman zaman nakit akışımızı hatalı yönetip nakit darlığına düşebiliyoruz ve bir kenarda yatırımı olan birçok insan maddi zorluk yaşamadığı halde (hesapta hisse, altın, döviz vs. var) insanlardan borç isteyebilmekte, harcamalarını aşırı şekilde azaltıp nakit darlığının geçmesini beklemektedir çünkü yatırım olarak kenarda olan paraya yüklediğimiz anlam gündelik hayatta kullandığımız paradan farklıdır.

 Başka bir örnek vermek gerekirse yatırım yapmak isteyen bir insana günlük kenara 25-50 lira koy derseniz bunu gerçekleştirme konusunda isteksiz olabiliyor ama kötü alışkanlıktan vazgeçen bir insana kötü alışkanlık yerine günde kenara 25-50 lira koy o para ile yatırım yap dendiğinde bunu gerçekleştirmek daha kolay olabiliyor ya da prim almış bir insana yemek ısmarlatmak normal zamanlara göre çok kolaydır. Bütün bu örneklerde bahsi geçen para, servet farklı amaçlar ile kullandığımız paralardan farklı değilken bizim paraya yüklediğimiz anlamlar arasındaki fark sebebiyle ifade ettiğim farklılıklar ortaya çıkmaktadır.


 Zihinsel muhasebe yeri gelince insanı çok daha tutumlu olmaya teşvik edebilir ama bazı zamanlarda aynı eğilim sebebiyle insanlar rasyonel olmayan kararlar da verebilmektedir. Mesela birkaç varlık türüne yatırım yapan insanlar her bir varlığa farklı anlamlar yükleyip farklı kıstaslara göre kararlar verince toplam gelirde zarar edebilmektedirler. Somut ifade etmek gerekirse birkaç hisseye yatırım yapmış olan bir yatırımcı A hissesinin ciddi şekilde prim yapabileceğine dair beklentisi var iken elinde bulunan B hissesi umut vaat etmese de sırf zararda diye hisseyi tutabilmektedir.

 Zihinsel Muhasebeden nasıl kaçınılır


 En başta miras olarak gelen para= havadan gelen para=prim= en büyük çabalarla kazanılan para realitesi akıldan çıkarılmamalıdır. Bir yatırım değerlendirilirken maliyet, kar vb. kıstaslara farklı anlam yüklenmemelidir.





Davranışsal İktisat-1:-Bekleti Teorisi-
Davranışsal İktisat-2: -Batık Maliyet Yanılgısı-



Twitter: Yusuf Yüksel 


Davranışsal Finans Dersleri-3: Sürü Psikolojisi




Sürü psikolojisi birçok bilim dalının alanına giren bir konu ve davranışsal finans da bu konuyu inceler. Genelde sürü psikolojisi olumsuz bir davranış tarzı olarak kabul görse de ekonomi alanında bu davranış tarzı ne kadar olumsuzdur tartışılır. Günümüzde gelişmiş piyasalarda işlemlerin en az %50'sini insanlar değil algoritmalar yönlendiriyor ve algoritmaların temel aldığı en önemli faktör işlem hacimleridir daha basit ifade ile finansal piyasalarda trendleri algoritmalar yönlendiriyor ve algoritmaların esas aldığı en temel etmen trendler ! Bu durumun oluşturabileceği riskler bu yazının konusu değil ama özetle diyebiliriz ki günümüzde finansal piyasalarda para kazanmak isteyenlerin trendleri takip etmesi gerekiyor ve bu trendlerin makul olup olmadığı çok önemli değil. Bu durumu sürü psikolojisi kadar ''Kendini gerçekleştiren kehanet kavramı'' ile de açıklayabiliriz yani insanlar bir şeylerin olacağına inancı ile buna yönelik kararlar alması, bu kararların alınmasına sebep olan inancın bu kararlar sebebiyle ortaya çıkması durumu...Bu olayın bir yanıdır.


 Diğer yanı ise şu; yeri gelince insanların bütün servetini bir lale soğanına gömmesi (Lale Balonu) başka bir zaman dünyanın hiç bilmediği yerinde bir şirkete para yatırması (Mississippi Company günümüzde değerlemesiyle tarihin en değerli ikinci şirketi) ve benzeri her türlü garabette yine aynı psikolojinin ürünüdür. Özetle diyebiliriz ki yatırımcıların bir taraftan sürüye uymak zorundadır ama diğer taraftan ise sürü yeri gelince kendini uçurumdan aşağıya da atabilmektedir ve yatırımcılar bunu da öngörüp zamanı gelince sürüden ayrılmalıdır.

davranışsal iktisat


Asch Deneyi


 Solomon Asch'in 1953'teki Asch deneyi insanların kararları üzerinde içinde bulundukları toplumun ne ölçüde etkili olduğu araştırılmıştır.

 Deneyin süreci şöyle olmuştur; Denek ile deneğin bilgisi dışında 3-4 tane işbirlikçiden (daha sonra işbirlikçi sayısının sonuç üzerinde etkili olmadığı test edildi.) Alttaki kartlardan soldakinin sağdaki eşini  göstermeleri istenmiştir, deneyin başında doğru cevap veren deneklerin %32'si işbirlikçiler yanlış cevap vermeye başlayınca çok açık olsa bile gruba katılıp yanlış cevap vermiştir.

davranışsal iktisat
 Günümüzde de benzer deneyler benzer sonuçlar vermektedir. (Bu duruma itiraz eden görüşler de var ama benim konum olmadığı için ayrıntıya girmiyorum.)







 Bu deneylerin en önemli yanı ise şudur; bahsettiğim davranışı sergileyen denekler eğer grupta birilerinin daha doğru cevabı  verdiğini söylediğini görünce azınlıkta kalsa bile tekrardan doğru cevaba yönelmişlerdir yani davranışsal iktisat açısından konuya dönersek inanmadığımız halde hatalı bir yatırım dalgasına kapılmışsak bizim doğrularımızı savunan bir kaynak bizi hatalı davranıştan kurtarabilir hatta Asch deneyi benzeri deneylerde gruptan birileri çıkıntılık yaparsa ve grubun dışında başka bir yanlış cevap verirse deneklerin de doğru cevap verme eğilimi çok ciddi şekilde artıyor. Bundan çıkarılacak en önemli sonuç alternatif kaynaklara açık olmaktır.

Sürü Psikolojisi ve Sürü psikolojisinden kurtulma






Davranışsal Finans Dersleri-4:Nash Dengesi



Öncelikle bir anket ile başlayalım. 

 Şirketiniz ile iş yaptığınız başka bir şirket muhasebe oyunları yaptı ve 20 bin lira vergi cezası yediniz. Vergi memurları şirket evraklarını incelerken sizin şirketiniz ile iş yaptığınız şirketin başka hatalarını da tespit etti ve tespitler kanıtlanabilirse çok daha büyük cezalar ile karşılaşabilirsiniz.


 20 bin lira cezanız var ve tespit edilen hatalardan sonra daha fazla  cezaya maruz kalabilirsiniz yani önünüzdeki ilk seçenek suçu inkar etmek. 

a-) Suç kanıtlanabilir değil ve inkar edip 20 bin lira cezaya razı olabilirsiniz.

Vergi memuru size bazı seçenekler sunuyor.

b-)   Diğer şirket ile beraber gerçekleştirdiğiniz usulsüzlükleri itiraf ederseniz cezanız 10 bin liraya düşecek iken birlikte iş yaptığınız şirkete ekstra 100 bin lira ceza kesilecek. Siz itiraf etmezseniz aksi senaryoda ceza indiriminden yararlanamayıp ekstra 100 bin lira cezaya maruz kalabilirsiniz.

c-) Hem siz hem de karşı taraf suçu itiraf ederse iki taraf da suçu bölüşecek. (İki tarafa da ekstra 50 bin lira ceza.)

Tercihiniz ne olurdu?



 Örnek ne yazık ki suç içerikli olsa da bahsettiğim senaryoda cezaya maruz kalacak şirketlerin en karlı olduğu senaryo bir miktar cezaya razı olup suçu inkar etmektir ama bu senaryoda iki tarafın bir birlerine bir bağlılığı veya vereceği karara güveni yoksa en rasyonel karar itiraf etmektir.


 Oyun teorisi  yukarıda bahsettiğim paradoksu açıklar. Bahsettiğim çelişki sadece Davranışsal ihtisat ekonominin değil birçok bilim alanının incelediği bir konudur. Oyun teorisinde basitçe bireyin kararlarındaki başarının başkalarının kararlarına bağlanması durumu incelenir. Bahsettiğim örnekte kişilerin itiraf kararı alması ise Nash dengesi kavramı ile açıklanır.

Nash dengesi; bireylerin etkileşim içinde olduğu diğer bireylerin hareketlerini de göz önünde bulundurarak optimum çıkar  doğrultusunda karar almasına verilen isimdir. Matematikçi John Nash bu durumun fonksiyonlarını kanıtlayarak 1994'te Nobel ödülü kazanmıştır. John Nash'in otobiyografisi olan ünlü film Akıl Oyunları'nda Nash'in Oyun Teorisini geliştirmesi sahnesi şöyle işlenmiştir.




 Yakın zamanda birden fazla kere döviz satma, TL destekleme kampanyaları yapıldı.( dolarizasyonun tamamen tersine dönmesinin gerçekten de en yüksek faydayı sağlayıp sağlamayacağı bu yazının konusu değil.) Bu kampanyalara herkes katılırsa doğal olarak TL değerlenir ve herkes bundan fayda görür ama bu senaryoyu döviz borçlusu bir birey olarak düşünürsek kampanyanın başarılı olması en çok bu bireyi olumlu etkiler fakat birey bu kampanyaya gönüllü katılım sağlarsa ve kampanya başarısız olursa birey kampanyanın başarısızlığının olumsuz etkisinin yanında bir de kampanyada gösterdiği fedakarlık sebebiyle zarar görür. 

  Herhangi bir hissenin çöküşü sonrası sık sık hisse hakkında konuşulan mecralarda şu yorumu görürüz. ''Satarsak hep beraber kaybediyoruz, Satmayalım ve hep beraber kazanalım.'' Bu görüş doğrudur ve tavsiye  herkesin faydasınadır ama elinde hisse bulunduran herkes aynı duyguyu paylaşmazsa ki hisse çöküşü devam ediyorsa pratikte paylaşmıyor demektir baştaki örnekteki senaryoda karşıdakinin itiraf ettiğini bile bile inkar etmek demektir.

 Döviz, hisse ve benzeri varlıklarda insanların başta kendileri olmak üzere herkesin faydasına olan kararları almaması Nash dengesi ile açıklanır. Hatta enflasyon kampanyalarının başarısız olması da aynı çelişkinin sonucudur.

Nash Dengesi ve Oyun Teorisi





Davranışsal Finans Dersleri-5: Onay yanlılığı


 Hatalı yatırımların arkasındaki en güçlü sebeplerden biri onay yanlılığıdır. Onay yanlılığından önce karar olayından başlamak lazım, insanlar aldıkları kararları tamamen kendilerine ait olduğunu düşünürler ama gerçekte ise çok basit ve %100 bilinçli aldığımız kararlar bile bizim gündelik hayatta karşılaştığımız veri bombardımanının bilinçaltımıza gönderdiği mesajların etkisindedir yani basitçe ifade edersek kalitesiz veri kaynaklarına belli sebeplerle kendimizi maruz bırakıyorsak farkına varmadan hatalı fikirlerin kendi fikrimiz olmasına sebep olabiliriz. Alttaki video bahsettiğim bu süreci çok güzel şekilde açıklayan bir çalışma ve anlamak için İngilizce bilmenize gerek yok kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim.



 Konumuza dönersek insan beyni veri bombardımanı altındadır ve çok basit kararlarımız bile bu verilerin beyinde değerlendirilmesi sonucunda bilinç düzeyine çıkar ve beynimiz bu süreci ön yargılar ile basitleştirir. İstediğimiz kadar bilinçle engellemek isteyelim beynimizin ön yargılarını etkisizleştirmek zordur. Neden ev işi deyince aklımıza öncelikle kadınlar gelir? Neden kadın kamyon şoförü veya sanayi ustası bize tuhaf gelir? Bunların hepsi beynimizin altında kaldığı veri bombardımanı sebebiyle oluşturduğu ön yargılardır ve beynin kendi doğrularını ki bunlara çoğu zaman ön yargı da diyebiliriz onaylayan verilere çok daha fazla değer vererek bilgiyi daha da pekiştirir.


 Davranışsal finans ise bu durumun yatırım kararları üzerindeki etkisini inceler. Örnekle açıklamak gerekirse dolar/tl'nin 12 lira olacağını inanan bir yatırımcı konu hakkında bir dünya veri bulabileceği halde bu veriler arasında dolar/tl'nin 12 lira olacağını iddia eden veriyi bulur ve buna göre fikrini pekiştirir aslında yatırımcı araştırmanın başında dolar/tl'nin 12 lira olacağı fikrine hali hazırda sahiptir ama düşünce onaylanınca daha da güçlü şekilde  fikre sarılır; sorun şudur ki bu türlü bir yatırımcı bu argümana karşı binlerce argümanı yok sayar ve ısrarla ön kabul hale gelen argümanı geliştirir, farklı temellere oturtur ama değiştirmez. 


Onay yanlılığından korunmak için en önemli şartlardan biri bizden farklı fikirlere sahip yorumcuları takip etmektir diyebilirim. Tek yönlü tahmin yapan yorumcular çok daha fazla fan toplasa da ekseriyetle kalitesizdir; bu konuda hiç istisna görmedim. Bize bir varlığın değer kazanacağını söyleyen analizci daha sonra düşeceğini de söylüyorsa itibar edilir. 




Davranışsal Finans Dersleri-6: Demirleme Teorisi


 Hükumet şu adımı atarsa dolar kuru 7 lira olur... Şu önlem alınırsa dolar 4 liranın altına düşer... Sık sık duyduğumuz söylemler neden 7 ama 9 değil? Neden 4 ama 2 değil ? Çünkü  dolar/ Türk Lirasının 7 lira olmasına, 3-4 lira olmasına, 1.5 lira olmasına bir kur değerinden fazla anlamlar yüklemiş durumdayız.

 Günlerdir borsadaki rekor tartışılıyor; borsa 119 bin iken borsadaki tartışmalar başlamamıştı fakat 120.500'deki rekor kırılınca borsada balon mu var yoksa ciddi fırsat mı tartışmaları başladı; peki 120 bin balon da 119 bin değil mi ya da 120 bin fırsat da 119 bin değil mi? Neden şimdi bu konu çok daha popüler ? Çünkü borsanın rekor kırması bize ekstra anlamlar ifade ediyor.


Şu an borsamızdaki şirketlerin fiyat/kazanç oranı 8-9 civarındadır yani borsamızdaki şirketlerin ortalama değeri, ortalama yıllık karlarının 8-9 katıdır. Bununla beraber borsamızdaki en değerli şirket tek başına borsamızın 1/5'i kadar değerli ve bu şirket sektörünün en büyük 5 şirketinden biri bile değil. Borsamızın fiyat/kazanç oranı 8-9 iken bahsettiğim şirketin fiyat/kazanç oranı şu an için 90'ı aşmış durumda ! Peki bu fiyatlama şirketin bilançosuyla açıklanabilir mi? 


Bir varlığın fiyatı, değeri oluşturan birleşenler üzerinden incelenmelidir. En yaygın hatalı yatırım davranışlarından biri fiyatları referans alıp sadece buna göre yatırım yapmaktır. Bir varlığın fiyatını referans alarak tahminde bulunmaya demirleme etkisi denir. Davranışsal finans konusundan çalışmalarıyla ünlü Kahneman ve Tversky belirsizlik altında verilen kararların demirleme etkisi ile ilişkisini bilimsel olarak açıklamıştır.  

Kahneman ve Tversky, demirleme etkisi deneyinde denek gruplarına 1-100 arasındaki rakamları gösteren bir çarkın etrafında sorular sormuştur. Sorulardan önce çark çevrilmiş ve deneklere dönen çarkın gösterdiği rakam referans alınarak sorular sorulmuş daha sonra ise net tahminler istenmiştir; deney sonunda görülmüştür ki çarkın gösterdiği rakamın sorular ve cevaplar ile hiçbir alakası olmamasına rağmen cevaplar üzerinde çarkın gösterdiği rakamın etkisi bulunmaktadır yani deneklerin konudan tamamen bağımsız bir rakamı ilk başta referans alması daha sonraki fikirleri de etkilemiştir.

 Daha basit ifade edilirse çark çevrilmiş ve 50'i göstermiş olsun; deneklere bir resim gösterilip bu resimde 50'den fazla mı yoksa az mı insan olduğu sorulur. Daha sonra ise aynı gruba net olarak resimde kaç insan olduğu sorulur; denek grubu çark 50'i gösterir iken bu soruya ortalama 60 cevabı verirken çark 30'u gösterince 40 cevabı vermiş yani konu hakkında fikir yürütürken konudan tamamen bağımsız ilk referans rakamı daha sonraki fikirleri de etkilemiş.


 Bir şey hakkında edindiğimiz ilk bilgi bundan sonraki bütün bilgileri, algılamamızı şartlandıracaktır. Finans açısından baktığımızda bir varlık hakkındaki ilk fiyatlar, ilk bilgiler bundan sonraki her bilgi için ön yargı görevi görecektir, bunun bilincinde olunmalıdır. (Dolar gördüğü yeri unutmaz, konut asla değer yitirmez vs.) Değerinin çok üzerindeki bir ürün %20-30 değer kaybedince demirleme etkisi sebebiyle bazı yatırımcılar için cazip hale gelebilmektedir veya tam aksine çok ucuz bir varlık uzun süre zayıf performans gösterdiği için zayıf bir değerlenme ile cazibesini kaybedebilmektedir. Bunlar hep demirleme etkisinin sonuçlarıdır.

  İş yerleri demirleme etkisini pazarlama hilesi olarak da kullanır.(Bunun bilimsel bir ismi de var, hatırlayan varsa yorumdan bana bilgi verirse düzeltirim.) Bir ürün alırken fiyat/kalite baz alınarak kararlar verilir örneğin bir ürünün kalitelisi 100 lira ise daha az kalitelisi 80 lira olmalıdır ve fiyat ya da kalite faktörlerinden biri ağır basıp satın alıp almama veya hangi ürünün satın alınacağı tercihini etkileyecektir. İş yerleri demirleme etkisinden yararlanmak için iki ürünün yanına daha pahallı ve daha kalitesiz üçüncü bir ürün yerleştirirler ve bu ürünün sebep olduğu demirleme etkisi ile satılmak amacıyla reyonda bulunan ürünler tüketiciye daha ucuz ve kaliteli olarak görünür.


 Bir telefon ortalama ne kadar eder? Sorusunun cevabı enflasyon ve alım gücünün dışında son 10-15 yılda ne kadar değiştiğinin farkında mısınız? Bunun sebebi başarılı çalışmalar ile telefonun ederinin çok daha yukarılara demirlenmesidir. Buna benzer onlarca üründe örnekler gösterilebilir. 

 Sonuç olarak demirleme etkisi son derece hatalı yatırım kararlarının en temel sebepleri arasındadır ve yatırımcılar yatırımlarını fiyatlara bakarak değil fiyatları oluşturan faktörlere bakarak vermelidirler.

6 yorum: