28 Şubat 2020 Cuma

Margin Debt nedir

 Yazmak planladığım bir makale için link verebilecek bir kaynak bulamamam sebebiyle bu konuyu makalemden bağımsız istedim. Margin debt kavramı Amerika'da yaşanan ve dolaylı olarak bütün dünyada hissedilen bütün borsa krizlerinin teknik sebebidir. Örnek vermek gerekirse 1920'lerin sonunda Margin debt ile ilgili regülasyonların zayıflığı (kaldıraç oranı %90 vs.) sebebiyle The Dow'daki (Bugünkü Dow Jones) %25'lik düşüş bir günde yüz binlerce yatırımcı ve dört bin bankanın iflasına yol açtı, bu olay Büyük Buhran'ın teknik başlangıcıdır.

 Margin debt nedir sorusundan önce kaldıraç kavramını açıklamak gerekir. Amerika'da yatırımcılar hisse senetleri alırken aracı kurumlar yatırımcının hisselerini ipotek altına alarak portföyün %50'si(kaldıraç oranını regülasyonlar belirler.) kadar  kredi sunarlar. Daha basit ifadesiyle bir yatırımcı 100 birim ana para ile hisse senedi alırken isterse aracı kurum da hisse senedi almak için yatırımcıya 100 birim daha kredi açar. Hisselerin değeri artarsa dolaylı olarak ipoteğin de değeri artacağı için yatırımcının kredi kapasitesi artar, hisselerin değeri düşünce ise bir noktadan sonra yatırımcı yatırımı üzerindeki tasarrufunu sürdürebilmek için teminat çağrısı ile karşılaşabilir.(Margin Call) Bu şekildeki borçlanmaya margin debt (Marj borcu) denir.

 Margin debt ile borçlanma yatırımcıya çok daha hızlı ve fazla kar edebilme imkanı sunar. Örneğin sıradan bir hisse yatırımında,  yatırım yapılan ürünün %10 prim yapması yatırımcıya %10 kar sağlar iken margin debt limitinin tamamını kullanan bir yatırımcının yatırım yaptığı bir hisse %10 civarı prim yaparken yatırımcının karı %30'lara yaklaşır.( Hisse prim yaptıkça yatırımcının kredi limiti de artacağı için %20 değil.) Bu işlemlerde bir de alınan kredinin faiz maliyeti vardır ama günümüzde Amerika'da faizler çok düşük olduğu için hesaba katmadım.

26 Şubat 2020 Çarşamba

Çin Emlak Balonu

Çin Emlak Balonu


 İnşaat sektörü bütün dünyada olduğu gibi Çin'de de ekonomik hareketliliği sürükleyen en önemli sektörlerden biridir fakat Çin ekonomisinde inşaat sektörünün günümüzde geldiği konum son derece ilgi çekici; Çin'deki en az elli milyondan fazla konutun boş olduğu tahmin ediliyor ki bu Çin'deki toplam konut miktarının +%20'sine denk geliyor buna rağmen Çin'de konut yapımı hızla devam ediyor, daha ilginci ise konut fiyatları da yükselmeye devam etmektedir.

  Çin yönetimi, Çin emlak balonunu telaffuz etmemiş olsa da varlığından haberdar, Çin yönetimi yakın zamana kadar emlak piyasasındaki balonu engellemek için önlemler alıyordu fakat ticaret savaşları bu önlemleri akim bıraktı. 


Çin emlak balonunun sebebi ne?


24 Şubat 2020 Pazartesi

GÜNEY KORE GELİŞMEYİ NASIL BAŞARDI


 Son zamanlarda en sık sorulan sorulardan biri şu: ''Türk ekonomisi mevcut zorlukları nasıl atlatır?'' ya da biraz daha geniş bakış açısı ile ''Türkiye nasıl gelişmiş ülkeler sınıfına girebilir?'' Bu soruların cevabını bulmak için Güney Kore'nin gelişim sürecinden alabileceğimiz birçok ders var.


8 Şubat 2020 Cumartesi

Satın Alma Gücü Paritesi

 Satın alma gücü paritesi (SGP) milli gelir hesaplamalarında nominal hesaplama yöntemine alternatif bir hesaplama yöntemidir. Satın alma gücü paritesi ile ülkeler arasındaki fiyat düzeyi farklılaşması ortadan kaldırılır ve mal, hizmetlere ulaşabilme kapasitesi bu parite ile ifade edilir. Satın alma gücü paritesine göre gayri safi yurt içi hasıla hesaplamalarında ABD ve dolar baz alınır bu sebeple ABD'nin gayri safi yurt içi hasılası ile satın alma gücü paritesine göre GSYİH'sı aynıdır.

 SGP'e göre kişi başı gelir nasıl hesaplanır sorusuna gelince basit bir örnekle açıklamak gerekirse;

 2018'de ABD'de kişi başı gelir 55.000 dolar civarındaydı, Türkiye'de ise kişi başı gelir +9.300 dolar civarındaydı. Bizim kişi başı milli gelirimizi bugünün kuru ile çarparsak ( milli gelir hesaplaması böyle yapılmaz ama konuyu gereksiz ayrıntılara boğmak istemiyorum.) kişi başı milli gelirimizi kabaca 55.000 TL buluruz.

  Satın alma paritesi hesaplamasında kullanılan mal ve hizmet sepetinin ABD'deki maliyetini 55.000 dolar olsun ve biz de aynı sepeti Türkiye'de 55.000 TL'e (+9.300 dolar) alabilelim, bunun anlamı şu olurdu; Türkiye'de kişi başı gelir +9.300 dolar iken bir Türkün ortalama geliriyle alabilecekleri bir Amerikalının ortalama gelirle alabileceklerine eşit olduğu için Türkiye'nin satın alma paritesine göre kişi başı geliri 55.000 dolar olurdu.