27 Mayıs 2020 Çarşamba

Avrupa Birliği dağılabilir mi




(03.04.20)



Avrupa Birliği Dağılabilir mi 


Dün İtalya ana muhalefet lideri Salvini, Avrupa Birliği'nden nefret ettiğini ve salgın sonrası birlikten ayrılabileceklerini ifade etti. İtalyan lider Avrupa için hakaret dolu ifadeler kullanarak eleştirdi.

 Covid-19 salgını sebebiyle en ağır darbe yiyen ülkelerin başında İtalya geliyor ve Avrupa Birliği şu ana kadar soruna yaklaşımı herkesin kendi başının çaresine bakması oldu ve tabii ki çok ciddi zarar gören/görüyor olan İtalyanlar bu birliği yeniden sorguluyorlar. 

 Salgın sebebiyle zor günler yaşayan başta İtalya olmak üzere Güney Avrupa ülkelerinin en azından ekonomik olarak rahatlaması için Corona tahvilleri çıkarılması önerilmişti. Corona tahvili, bütün Avrupa ülkelerinin ortak tahvili olacaktı ve başta 400 milyar avro olması bekleniyordu fakat şu an içinde olduğumuz zorlu şartlar bile Avrupa ülkelerini bir araya getiremedi ve başta Almanya olmaz üzere verimli kuzey ülkeleri bu öneriyi reddettiler.

İtalyanlar birliği haklı veya haksız rahatsızlıkları sebebiyle sorguluyor olsa da yakın zamanda devletler en azından mevcut şekliyle Euro Birliği'nin sürdürülemez olduğunu fark etmeye başlayacaklardır daha doğrusu bunu ifade etmeye başlayacaklardır.

Not: Avrupa Birliği ile Euro Birliği farklı kavramlardır; Avrupa Birliğine üye olan her ülke Euro kullanmak zorunda değildir. Avrupa Birliği zorlu bir sürece girdi diyebiliriz ama ben işin ekonomik kısmı ile ilgiliyim.




Euro Birliği Dağılabilir mi


 Avro Birliği, Covid-19 salgını öncesi bile çok sağlıklı bir yapıya sahip değildi; şu an yaşanan ağır şok yaşanmasa bile Avrupa'da tek para birimi mevcut yapısıyla sürdürülebilir değildi; şu an küresel ekonomi ciddi değişimlere gebe iken ''Euro'' Avrupa devletleri için çok daha ciddi ayak bağı olacak.

 Öncelikle şunu ifade etmek gerekiyor; İtalya hali hazırda salgın öncesi bile avronun en olumsuz etkilediği ülkelerden biriydi hatta muhtemelen avro tercihi konusunda en hatalı ülkeydi ve tabii ki hatadan dönmenin bedeli hatanın bedeline tercih edilebiliyordu ama bu dönem sona ermiş olabilir.

 Avrupa Birliği ilk yıllarında hızla birlik olma konusunda inançlı ve istekliydi ve bu projenin en önemli adımlarından biri yarım yamalak kalan Euro projesi idi; Avrupalılar tek para birimini tercih ettiler fakat tamamen birleşememiş( Amerika gibi) toplumlar için bu çok hatalı bir tercih olabilirdi ki olan bu oldu.

 Sık sık ifade ediyorum tekrarlıyayım bir ürünü ya kalitesiyle ya da fiyatı ile pazarlarız; bu kişi için de şirketler için de devletler için de aynıdır. Bir devlet diğer devlet kadar kaliteli ürün üretmezse(Verimlilik) fiyat ile rekabet eder bu dış pazarlardaki durumdur ve benzer durum için pazar için de geçerlidir. Bir ülkenin verimliliği zayıfsa doğal olarak alım gücü de zayıf olur bunun olumsuz yanı refah düşüklüğüdür ama bu durumda yerli ürünler(nispeten ucuz) yabancı ürünlerle rekabet eder ülkenin iç pazarı yabancı mal hücumuna uğramaz. Kısacası yerel para biriminin değer kazanması, kaybetmesi aslında kısa vadede ciddi sorunları tetiklese de orta-uzun vadede aslında ekonominin sağlığını koruyan bir olgudur ve bir ülke kendisinden daha verimli bir ülkenin para birimini kullanıyorsa başta refahını artırır orta-uzun vadede ise hem dış hem de iş pazarlarda güç kaybeder. Avrupa'da nispeten az verimli güney ülkeleri Euro ile daha hızlı refaha ulaştılar ama bu refahın onlara bedeli ise pazarlarda güç kaybı ve yapısal olarak kan kaybeden ekonomiler oldu.(İspanya, İtalya, Yunanistan, İtalya vs. vs.)


 Avrupa'da ortak para biriminin asıl ürettiği sorun ise maliye politikaları üzerindedir. Maliye ve para politikası bir birinden pek ayrılamayacak iki olgudur ve Avrupa'da para politikası ortak yapılırken maliye politikaları ise yereldir; bu tek kelime ile saçmalıktır ve Avrupa'daki ekonomik tıkanıklığın sebebidir. Avrupa'da yaşanan sorunları verimli ekonomiler (Genelde kuzeyde) daha hızlı atlatırken verimsiz ülkeler ise geriden gelmektedir Almanya'da şartlar senelerdir parasal sıkılaşmaya uygun iken Güney ülkeleri halen finansal teşviklere ihtiyaç duyuyordu yani ortak para birimi ne verimli ülkelerin ne de verimsiz ülkelerin tam optimum fayda sağlamasına izin vermiyordu. Aslında şu an gerçekleşen çelişkiler öngörülemez değildi; Euro daha proje halindeyken küçük bir spekülatör(Soros) sırf bahsettiğim çelişkilerden yararlanıp koca İngiltere Merkez Bankası'nı küçük düşürmüştü buna rağmen Avro arızalı bir şekilde kullanıma girdi. (Kara Çarşamba ve George Soros)

 Toparlarsak ortak para birimi bir taraftan verimsiz ekonomileri zayıflatırken diğer taraftan bu ekonomilerin bunun bedelini ödemesini veya ekonomilerin kendi kendini düzeltmesini engelliyor ki bunu en fazla kamu bütçeleri üzerinde görüyoruz. Avrupa'da yıllardır Güney ülkeleri, Kuzey ülkelerine göre çok daha fazla borçlanıyordu çünkü borçlanmaya daha fazla ihtiyaç duyulurken piyasanın gizli eli dediğimiz olgu bunu engellemiyordu. Olayı iyi-Kötü-Çirkin olarak ele alırsak;

avrupa birliği dağılacak mı

 2008'den beri Almanya gibi verimli ülkelerde anormal bir borçlanma yokken İtalya gibi ülkeler ciddi şekilde borçlanmaktadır. Üstteki Grafikte en ilginç olan ülke ise Yunanistan... Yunanistan'ın rakamlarına bakınca borç oranı yerinde duruyor hatta artıyor ama aynı süreçte Yunanistan'ın hem borcu hem de ekonomisi neredeyse yarı yarıya küçüldü ! Günümüzde ekonomiler borçlanarak da borçlanmayarak da borç baskısından kurtulamamaktadır. Uzun bir giriş oldu ama bunlar dünün olaylarıydı. Şu an çok daha karmaşık bir olay ile karşı karşıyayız.

Devasa paralar lazım ama kaynak yok


 Son günlerde her gün yeni bir haber okuyoruz; bütün ülkeler yüzlerce milyarlık paketler açıklıyorlar fakat bu paketlerin devlet bütçelerinde kaynağı yok. Kaynak olarak merkez bankaları kullanılacak, bunu daha önce şurada yazdım. Yazının devamı gibi kesinlikle okuyunuz. (2020 Ekonomik krizi nasıl atlatılacak)

 Merkez bankaları yüzlerce milyar dolarlık kaynaksız para basacak; teori çok ciddi şekilde güncellenmeye ihtiyaç duyuyor olsa da buna Modern Para Teorisi diyorlar ve yeni dönemin en önemli olgusu bu olacak gibi... 

 Almanya şu an 750 milyar avro değerinde paket açıklayabildi çünkü bunu zaten Avrupa Merkez Bankası desteği olmadan da (Düşük kamu borcu) kendi başına karşılayabilecek ama Almanya için bu paket yeterli olacak mı? Fransa, İspanya, İtalya gibi ülkelerde benzer büyüklükte ama eşit olmayan paketlere ihtiyaç duyunca ne olacak sorularının cevabı yok.

 Geçen sene İtalya ile Avrupa Birliği; İtalya'nın bütçe açığı sebebiyle bir birine düşmüştü. İtalya bütçe açığının %3 civarında olmasını isterken Avrupa Birliği %1.5 civarı bir değerde diretmişti şu an Avrupa'da çift haneli bütçe açıklarından söz edeceğiz ! Coronavirüs salgını gibi çok ağır şartlarda bile ortak nokta bulamayan Avrupalılar bu konuda nasıl fedakarlık yapacaklar tahmin etmek zor !

 Modern Para Teorisinin teorisyenleri bu teoriyi baz alan politikaların sadece egemen para birimine sahip rezerv para sahibi ülkelerin uygulayabileceğini ifade etmiştir yani euro bu türlü politikalar için uygun bir para birimi değildir.

2008 Krizi sona erdikten sonra 2011'de Avrupa'da borç krizi başlamıştı yani şu an içinde olduğumuz krizin sonra ermesi için Avrupa'nın bunu nasıl atlatacağını görmemiz gerekir ama Avro Birliği'nin yeniden tartışılacağını tahmin etmek güç değil. Son olarak Avrupa'nın sistemini reforme etmesi de bir seçenek ama Avrupa'da fedakarlık artık pek görülebilir bir şey değil o yüzden o seçeneği değerlendirmek çok güç.

Modern para teorisi




(27.05.20)


Ön not: Avrupa Birliği yeni destek paketinde ciddi değişiklikler oldu o yüzden yazı güncellenmeli ama eski hali an fikir için yeterli.

Avrupa'da 500 milyar Avroluk destek paketi

Euro/Dolar paritesinin 1.1 seviyelerini zorladığı bir dönemdeyiz. Geriye gidersek 2018'de 1.4 gibi seviyeler bile telafuz edilmişti ki o günden beri sürekli olarak da uzun vadede avroya karşı hep olumlu beklentiler dile getirilmişti. Son üç seneye hep avro yükselir beklentisi ile girdik ama her defasında bu daha da düşmez hikayesi ile euro/dolar paritesi 1.07'lere kadar düştü ki 1.07 onlarca çok önemli teknik seviyenin desteği, bu seviyelerden gerçekleşen yukarı hareketlerin daha güçlü olması gerekiyor olabilir.

 Dolar endeksi şu an 100 seviyesi civarında ve 100 seviyesi doların karşısındaki sepete göre daha değerli veya değersiz olmadığını ifade eder fakat dolar endeksinin yakın tarih ortalamasına göz önünde bulundurunca (yaklaşık 90) şu an değerli dolar ile muhatabız ve bunun en önemli sebeplerinden biri bahsettiğim gibi avronun uzun süredir beklenenden zayıf performans göstermesidir çünkü dolar endeksi sepetinde, sepetin yarısından fazlasını avro temsil ediyor. Birçok sebepten dolayı (Başta bütün dünyada borçlanmanın ağırlıklı olarak dolar olması) güçlü dolar Abd dahil hiçbir ülkenin yararına değil, bu durum da avro/dolar paritesinin önemini bütün dünya için artırıyor. Türkiye özeline gelince Türkiye'nin ihracatı Avrupa ülkelerine iken ithalatında doların ağırlığının yüksek olması sebebiyle euro/dolar paritesinin düşmesinden en fazla zarar gören ülkelerden biriyiz.

Avrupa'da zihniyet değişimi


 Euro şu an Almanya ve Fransa liderlerinin 500 milyar avroluk destek paketi konusunda uzlaşmasından destek buluyor. 500 milyar avroluk paket miktar olarak büyük bir iyileşme vaat etmiyor ama anlaşmanın ayrıntılarında Avrupa'da bir zihniyet değişiminin işaretleri var. Ayrıntıya girmeyeceğim; bu makalenin altında konu ile alakalı ayrıntılı bir yazı mevcut. Euro Birliği hatalı bir proje idi; üye devletler ekonomik olarak tam bir birlik sağlamadan parasal birliğe gittiler. Bu durum daha az verimli ülkelerin (Çoğunlukla Güney Avrupa ülkeleri) zamanla rekabet gücünü zayıflatırken bu ülkelerin buna adapte olmasını (Kendi realitelerine göre refah yaşamalarını, borçlanmalarını vs.) engelledi. Bahsettiğim sorun onlarca yıldır devam ediyor ve ekonomileri yapısal olarak zayıflayan sorunlu ülkeler problemleri euronun gücüyle daha büyük maliyetlere katlanmak pahasına yıllardır halı altına itiyorlar/itiyorlardı bu durum da doğal olarak sorunları çok daha derinleştirdi.Güncel duruma bakınca sorunsuz ülke sayısı gittikçe azalıyor çok uzun yıllardan beri Avrupa'nın lider iki ülkesinden biri olan Fransa bahsettiğim 500 milyar dolarlık pakette desteğe ihtiyacı olan ülkeler adına Almanya'dan ricacı olan ülke oldu, Fransa ekonomisi de yavaş yavaş Güney Avrupa ülkelerine benziyor.


 Avrupa ülkeleri çok uzun zamandan beri euro birliği kaynaklı sorunlar ile karşılaşırken üye ülkeler bu durumu ısrarla yok sayıyorlardı ve sorunlara mümkün oldukça eşitlikçi çözümler sunmaya çabalıyorlardı (Halk tepkisi/İngiltere Örneği !) ama 2020'de artık bunun ne kadar mümkün olduğu tartışılır.

 Alttaki grafikte 2020'nin ilk yarısında Avrupa ülkelerinde kaybolan gelirle desteklerin karşılaştırılması mevcut görüldüğü gibi verilen destekler Almanya gibi bir ülke için gereğinden fazla iken İtalya, İspanya gibi devletlerin desteğe ihtiyacı var. Eşitlikçi yaklaşımlar artık özellikle Güney ülkeleri için yeterli olamıyor ve Avrupa'da gerçekçi çözümler üretilmezse İspanya, İtalya gibi ülkelerin avro birliğini sorgulama ihtimali geçmişe göre çok daha yüksek. Şu an euronun destek bulduğu 500 milyar dolarlık destek paketi konusunda Fransa lideri Macron'un daha önce benzer anlaşmalara karşı çıkan Merkel'i ikna etmesinde Avrupa Birliği veya euro birliğinin dağılması ihtimalinin payı olduğu haberlere konu oldu.



  Fransa ve Almanya liderlerinin uzlaştığı destek paketinin büyüklüğü sorunların büyüklüğü değerlendirilince çok da önemli bir miktar ifade etmiyor ama bahsettiğim zihniyet değişimi Avrupa için son derece önemli; bunun dışında anlaşmanın ayrıntıları da önemli olacak. Güney ülkeleri destek paketinin hibe olmasında ısrarcı ki haklı bir ısrar olabilir. İsveç, Hollanda, Avusturya,Danimarka gibi ülkeler (Cimriler olarak anılıyorlar.) buna net şekilde karşı çıkıyor yine Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Slovakya gibi ülkeler bu türlü desteklere olumlu yaklaşmıyorlar ki bu şekilde desteklere karşı çıkan en önemli ülke geçmişte Almanya idi; Merkel ikna olmuş olsa da (Yakında görevi devredecek) ne halefi ne de partisi bu şekilde bir desteğe razı olmuş görünümü sergilemiyor. Geçtiğimiz aylarda Avrupa komisyonunun Avrupa devletleri adına borçlanması (Ortak borçlanma) üye ülkelerce kabul edilmemişti ama reddedilmiş olan taslak görünümü değiştirilerek tekrar gündeme geldi.

 Gelinen noktada Almanya'nın artık mevcut sorunların bazı ülkelerin başka ülkeleri desteklemeden çözüm bulunamayacağına ikna olmuş olması son derece olumlu (Almanya ikna olunca birçok ülke ikna olma konusunda daha motive oluyor.) ama hem toplumlarda hem de yöneticilerde fedakarlık konusunda ciddi direniş mevcut; Avrupa ülkeleri kendi çıkarlarına değil de birliğin çıkarına tavırlar sergilemeleri Avrupa'nın sorunlarına gerçekçi çözümleri beraberinde getirebilir aksi senaryoda ise ayrılık senaryoları her geçen güç güçlenecek.

Twitter: Yusuf Yüksel

2 yorum:

  1. Çok bilgilisiniz , emeğinize sağlık sizi nereden takip edebiliriz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim İsmet Bey;

      Twitter adresim yazının sonunda.

      Sil