16 Ağustos 2020 Pazar

Dolar neden düşmüyor

Dolar neden düşmüyor (17.08.20)  


 Dolar neden düşmüyor sorusu son günlerde yeniden gündemde; bu sorunun bir Dolar/TL; bir de doların dünyadaki değerinin neden düşmediği boyutları var. Dolar dünyada neden düşmüyor sorusuna öncelikle cevap vermek gerekirse;

  Küresel salgınla beraber FED'in trilyonlarca dolar bilanço genişletmesi (Para basması) doların değer kaybetmesi beklentisini beraberinde getiriyor. Daha önce bu konuda daha kapsamlı yazılar yazmıştım ama özetle tekrarlayayım. Bundan 20-25 yıl önce  para basmak=yerel para biriminin değer kaybetmesi denklemi genel kabuldü, 2008'de para basarak ekonominin desteklenmesi imkanlarının aşırı zorlanması ve 2020'nin 2008'e bile rahmet okutması sebebiyle basılan paralar 2008 veya 2000 öncesi gibi sonuçlar doğurmamaktadır.


dolar neden düşmüyor 2020
Fed bilançosu

 Öncelikle en başa dönersek bir merkez bankası neden para basar sorusuna cevap vermek gerekiyor; ben basitçe para basmak olarak ifade ediyorum ama merkez bankalarının para basması veya geri çekmesi, faiz hamleleri veya diğer işlemleri ( Zorunlu karşılık vs. vs.) hepsinin amacı piyasadaki kullanılabilecek paranın maliyet ve miktarını etkilemektir. Piyasadaki para arttıkça paranın bulunurluğu ve maliyeti düşmesi gerekir. (Arz-talep) 

 Basit bir örnekle ifade etmek gerekirse piyasa dediğimiz şey 50 ekmek ve 50 birim para olsun ama üretim kapasitesi 100 ekmek olsun. 50 ekmek ve 50 birim paranın bulunduğu piyasada para miktarı arttıkça ekmek üreticileri öncelikle üretimi artırırlar (Üreticiler için zam, öncelikli olarak tercih edilmeyen bir yöntemdir.) ve ekmek üretimi 100 ekmeğe ulaşınca ekmek üretimini artırmak kısa sürede mümkün değildir ve ciddi bir maliyet gerektirir bu sebeple de 100 ekmek 100 birim paranın olduğu piyasa şartlarında paranın artırılması(Para basmak, faiz indirmek vs.) insanlara bir refah artışı sağlayamaz çünkü bu noktadan sonra artırılan para bir refaha artışını (Üretim vs.) tetiklemeyecektir enflasyona sebebiyet verecektir yani üretim değil malların fiyatı artacaktır. Gerçek hayattaki işleyişi ifade etmek gerekirse artan para bazı ürünlerde ilk örnekte ifade ettiğim gibi üretim ve dolaylı olarak refah artışına sebebiyet verirken bazı ürünlerde ise enflasyona sebebiyet vermektedir yani bir noktaya kadar enflasyon ekonomiler için çok gerekli ve olumlu bir dinamiktir. 

 Bir diğer önem nokta paranın piyasaya nasıl aktarıldığıdır; günümüzde merkez bankalarının doğrudan ikincil piyasadan tahvil alması, (Bir nevi şirketlere kredi vermesi) insanların cebine para koyması gibi mekanizmaların ortaya çıkması tuhaflığına şahit oluyor olsak da piyasaya paranın aktarılması (İfade etmiştim tekrarlayayım; alelade ifadesiyle para basma, faiz kararları vs. farklı yollardan aynı sonuçları doğurur.) bankalar aracılığıyla olur yani merkez bankaları bankalardaki paranın miktarı ve maliyeti üzerinden ekonomiyi yönlendirmeye çalışırlar. Gerçek hayatta istisnai durumlar dışında para basma dediğimiz işlem aslında borç verilmesidir diyebiliriz.

 Krediler bir taraftan tüketimi destekler ama diğer taraftan gelecekteki refahın günümüzde tüketilmesidir. Bir birim ürün üretmek için onlarca birim paraya ihtiyaç duyulur (yatırım) ve kredi mekanizması bunu zamana yayarak üretimdeki artışın hızlanmasını (Refah artışı) sağlar ama aynı zamanda krediler sayesinde doğal ekonomik döngü içinde yok olma zamanı gelmiş işler varlığını sürdürür. (Zombi)

 Toparlamak gerekirse krediler ekonomiler için hayati öneme sahipken aynı zamanda bir numaralı problem kaynağıdır. Sürdürülebilir bir ekonomi için kredilerin verimli alanlara aktarılması gereklidir ama dünyada olan ise bu değildir.

 Krediler verimli alanlara aktarılmazsa bunun doğal sonucu olarak borç yükünün ekonomi üzerindeki ağırlığı artar yani gelecekteki refah bugünden tüketilir ama bu tüketim gelecekte bir refah artışını tetiklemez. Sık sık referans verdiğim şu linkte basitçe ifade etmeye çalışmıştım dünya ekonomisinde neredeyse son elli senesinin hikayesi artan borç yükü kar topu gibi büyümesi pahasına ötelemektir. (Ayrıntı için okumanızı tavsiye ederim) 2008 krizi paranın ciddiye alınabilir bir maliyeti yok iken ortaya çıkmıştır ve merkez bankaları paranın maliyeti ile ilgili bir şey yapamayınca miktarı ile sorunu çözmeye çalışmıştır ama bunun sonucu evdeki sineği balyozla kovalarsanız ortaya çıkabilecek sonuçla aynı olmuştur.... Akıl almaz büyüklükte kredi büyümesinin yanında çok zayıf büyümeler...(Varlık alım programları)





 Yeterince büyümeyen ekonomilerde ne de olsa bir şey olmuyor (Enflasyon) bakış açısıyla para basma her sorunun çözümü gibi muamele görünce verimsiz kredi artışı da son on yılda çok daha güçlü ivme ile artmıştır ve bunun da doğal sonucu borç isteyen herkesin yok denecek maliyetler ile krediye ulaşabilmesidir ama temeldeki sorunlar çözülmeyince 2020 öncesinde yok denecek maliyetle bile ekonomilerdeki borç yükünün küresel ekonomiyi krize sürüklemesi riski ortaya çıkmıştı ve ardından küresel salgınla (İfade ettiğim gibi her şey muhteşemdi de ah şu salgın) beklenen kriz başladı.

 2020 krizi öncesi görünüm şuydu; paranın hiçbir maliyeti yok ama buna rağmen insanlar tüketmek istemiyorlar çünkü bir kısmı boğazına kadar borçlu, diğer kısmı ise buna ihtiyaç duymuyor.

 Yok denecek maliyetle borçlanma ortamında bile şirketler iflasın eşiğinde iken yeni şirket kurmak çok cazip değil çünkü piyasadaki rekabet fazlasıyla güçlü. (Ayıklanma gerçekleşmediği için.)

 2008'de paranın maliyeti işlevsizleştirildi; 2020 öncesinde paranın miktarı işlevsizleştirildi. En başta verdiğim örnekle ifade etmek gerekirse hep tekrarladığımız örnek şu: 100 ekmek ve 100 birim para olan piyasada 1 ekmek 1 liradır piyasaya 100 birim daha para eklenirse ekmek 2 lira olur ama bahsettiğim bu piyasada insanlar ekmek almak istemiyorsa (Kredi talebi yok veya 2019 Sonbahar'da gördüğümüz gibi para bolluğu ortamında kredi vermeyen/veremeyen bankalar) piyasaya 3243432423423 birim para girse de bir enflasyon ortaya çıkmaz yani para değer kaybetmez. Kısacası basılan paranın yerel para birimine değer kaybettirmesi için talep artışına sebep olması gerekir, bunu da takip edebileceğimiz en önemli verilerden biri paranın hareket hızıdır. Esnafın sık sık ifade ettiği piyasada para dönmüyor ifadesi teorikte de çok önemli bir olgudur. Sık sık dillendiriyorum, tekrarlayacağım: Nasıl ki merkez bankaları 343536343 trilyon para üretip bunu kasalarında tutarlarsa bunun ekonomi için bir anlamı yoktur aynı şekilde bu paranın kişi veya kurumların hesaplarında/kasalarında kalması durumunda da bunun ekonomi için bir anlamı yoktur. Basılan paranın talebe doğrudan etki ettiği yani bir nevi para arzı=enflasyon denklemi 2008'den öncesinde kalmıştır. 2008'de büyük yara almıştır, 2020'de para arzının enflasyon üzerindeki etkisinden söz etmek zorlaşmıştır. Konunun başına dönersek dolar neden düşmüyor sorusunun en temel cevabı budur.




 Abd'de para bastıkça paranın hızı yavaşlamaktadır, bu sebeple de enflasyon ortaya çıkmamaktadır yani doların değeri düşmemektedir.(Ayrıntı için tıklayabilirsiniz)


 Benim geniş çerçeveden açıklamaya çalıştığım durum, kısa vadede ise gerçeği yansıtmıyor. Uzun yıllardır ABD'de enflasyon ortaya çıkmıyor iken geçtiğimiz ay son zamanlardaki en hızlı enflasyon artışı ile karşılaştık, çekirdek enflasyon bayağı güçlü bir görünüm sergiliyor bunun sebebine gelince ki bu aynı zamanda dolar nasıl düşer sorunun da cevabı olur.

 Anladığım kadarıyla uzunca anlattığım gibi paranın önce maliyetinin düşmesi daha sonra miktarının artması insanları tüketime teşvik edemeyince dünya ekonomisi yeni bir aşamaya geçti:  Basit ifadesiyle tüketicilerin ceplerine para koyma...(Helikopter para nedir) Bu yöntem bütün dünyada uygulanıyor ve insanların cebine para koyma harcamaların artışına dolaylı olarak enflasyona sebebiyet vermektedir fakat öte yandan o çok istenen enflasyonun ortaya çıkması da günümüzde sorundur, sebebine gelince enflasyon bir taraftan yılların borç yükü için ilaç gibi gelecek bir faktör iken (Enflasyon arttıkça geçmiş borçların yükü azalır) diğer taraftan enflasyon bir noktadan sonra toplumun refahını tehdit eden bir faktöre dönüşecektir/ dönüşür bu da faiz beklentilerini beraberinde getirir ki bu da aynı borcun yükünü artırmaktır. Sonuç olarak dünyada sorun öteleme geçmişte olduğu gibi kolay olamamaktadır yapısal sorunları çözmeden sadece merkez bankaları marifetiyle yol almak son derece zorlaşmıştır. 

Yazı fazlasıyla uzadığı için sadece dünyada doların neden düşmediği sorusunun bir kısmına cevap verebildim. İleride bu yazıyı güncellemeyi planlıyorum.




Twitter: -Yusuf Yüksel-

(16.04.20)

Dolar neden düşmüyor 2020



G-7 ülkeleri merkez ve maliye bakanları telekonferansı dün sona erdi. Görüşmede Gelişmekte olan ülkelerin dolar/döviz sıkıntısı için destek kararı alındı. FED'ten destek alamayan ülkeler için IMF üzerinden bir mekanizma oluşturulması kararı alındı.

 Biraz daha basit ifade etmek gerekirse daha önce başka yazılarda ifade etmiştim; dünyadaki dolar yükümlülüğü dolar likiditesinin 7-8 katıdır (Sabit değil, kontrol etmedim ama aşağı yukarı rakam budur.) bu sebeple zorlu zamanlarda yükümlüler kendini güvene almak isteyeceği için dolara talep güçlü şekilde artar ki bu kendi içinde bir kısır döngü oluşturur çünkü insanlar dolar talep ettikçe doların değeri ve maliyeti artar ve bu da daha fazla  kişi/kurumu dolar riskinden kaçınmak için dolar almaya teşvik eder. Dünyada bütün yükümlülerin ihtiyacı kadar dolar var mıdır? Yoktur. Bütün yükümlülerin ihtiyacı kadar dolar likiditesi olması gerekli midir? Hayır. Çözüm insanları/kurumları dolar kıtlığı çıkmayacağına ikna etmektir.

 Fed ve diğer kurumlar piyasalardaki dolar kıtlığı korkusunu teskin etmek için bir süredir kararlar alıyorlar.


  • Fed ile önemli hatta çok da önemli olmayan merkez bankaları arasında swap hattı kuruldu. Fed'in swap hattı kurması çok ciddi dolar talebi olan önemli ülkelerin (Japonya, Avrupa ülkeleri vs.) dolar talebini piyasadan değil doğrudan Fed'ten sağlamasını imkan tanır ve bu da doların üzerindeki talep baskısının artmasını engeller.
  • Fed'in swap hattı kurduğu ülkeler genelde rezerv para sahibi olan ülkeler yani Fed'in verdiği dolara karşı aynı şekilde bütün dünyada kabul gören para birimlerine sahip ülkeler. Swap kanalı kurulmayan ülkelerle de Fed, Abd tahvilleri ile repo imkanı sundu. Basitçe ifade edersek Fed elinde Abd tahvili olan ülkelere tahvillerine karşılık dolar likiditesi imkanı sağlıyor bu yolla hem piyasalar desteklenmiş olup (Dolara ihtiyacı olanların tahvil satması engelleniyor.) hem de dolar üzerindeki stres azalması sağlanacak.

 Fed'in swap önlemleri işe yaradı diyebiliriz uzun zamandır Avrupa ve Japonya'daki dolar talebi zayıflıyor; Dün ECB'nin swap ile aldığı dolar sadece 2,2 milyar dolar iken BOJ'un talebi 27 milyar dolar olmuş. Piyasadaki dolar kıtlığını gösteren verilerden Libor-OİS farkı 140 baz puandan 100 baz puan civarlarına düştü.



 Türkiye hem Fed ile swap hattı kuramadı/kurmadı hem de elimizde ABD tahvili çok az bu sebeple bizde dolar üzerinde stres devam ediyor, bu durum sadece bize özel bir durum da değil bizim durumumuzda olan birçok ülke var.


dolar neden düşmüyor 2020

 Şu an ifade edilen ilk yol IMF ile FED'in swap kanallarına benzer bir swap (takas) kanalı kurmak; ifade etmek gerekir ki bu bildiğimiz stand-by anlaşmaları gibi bir şey olmayacak ve rahatlıkla dolara ulaşabilmemiz şu an piyasamızdaki baskıyı azaltacak hatta bizi bu imkandan yararlanamazsak bile başka ülkelerin yararlanması bile dolar üzerindeki stresi azaltacağı için bize de olumlu yansıyacak. Şunu da eklemek gerekiyor swap hatları döviz üzerindeki baskıyı azaltır ama bunu bir hibe gibi yorumlamak da mantıklı değildir. Merkez bankalarının swap hatları mevcut şartlar sebebiyle daha az cazip hale gelen takas yoluyla döviz elde etme imkanını makul hale getirir.

 Başka yöntemler de denenecek mi bilmiyorum ama bu yönde adımlar atılması beklenebilir. Ayrıntıları bir kenara bırakıp daha net ifade edeyim şu an gelişmiş ülkelerde dolar baskısı azaldı, dolar baskısı biz ve benzerimiz ülkeler üzerinde ve bu baskının azaltılması için önlemler alınacağına dair birçok işaret var.



 Zoltan Pozsar'ın Fed'in alması gereken önlemler ile ilgili yeni bir demeci internete düştü. Zoltan Pozsar kimdir diye sorsanız FED'in politikaları hakkında Pozsar'ın söyledikleri Fed Başkanı Powell'dan daha itibarlıdır dersem abartmış olur muyum bilemiyorum. Zoltan Pozsar daha önce Fed'te çalışan ve 2008'de likiditenin nasıl kuruduğunu (2008 krizi teknik olarak likidite kuruması sebebiyle ortaya çıkmıştı.) ve gölge bankacılığı dünyaya öğreten kişidir.

 Eski konumu sebebiyle Fed'in ne yapacağını bilip önceden mi ifade ediyor yoksa aksine gerçekten de her ifadesini Fed emir gibi mi yerine getiriyor bilemiyoruz ama söylediklerinin tamamına yakını kısa süre içinde hayata geçiyor.

 Geçtiğimiz Eylül ayında yaşanacak dolar kıtlığının ilk işareti olan repo krizini aylar önce Pozsar ifade etmişti benzer kriz için Ocak 2020'i de işaret etmişti ama  Fed'in o günün şartlarında anormal önlemleri ile bu engellenmişti ama sonuç olarak var olan likidite sorununu geçtiğimiz haftalarda bütün dünya hissetmişti, hissetmeye de belli oranda devam ediyor. Dolar kıtlığında iyileşme de yine Fed'in onun daha önce ifade ettiği çözümleri uygulaması ile gerçekleşti.

dolar neden düşmüyor son dakika
Zoltan Pozsar



 Fed'in son zamanlarda gerçekleştirdiği bütün adımları Pozsar ( Swap hattı, repo, şirket tahvili alma vs. vs.) önceden ifade etti.Pozsar'ın son ifadeleri şunlar;


  • Likidite sorunu veya dolar kıtlığı sorunu büyük oranda sona erdi.
  • Fed'in Swap hattı olmayan ülkelere repo ekranı henüz tam olarak açılmadı ve birkaç teknik ayarlama yapılması gerekiyor.
  • Fed verim eğrisini kontrol edip tahvil faizlerini çıpalamalı bu yolla 3 aylık (en fazla kullanılan) Libor faizi(Bankalar arasındaki dolar faizi) Mayıs sonuna kadar %0.25'e kadar düşebilir. Fed politika faizini 0'a çektiği halde Libor faizi (3 aylık) %1-1.5 civarında yani Fed'in kararına rağmen doların maliyeti dünyada istenen seviyede düşmedi.
  • Teminatlı paranın kolay ve ucuz olması sonrası teminatsız paranın da kolay ulaşılabilir ve ucuz olması sağlanmalıdır ve ardından risk iştahının artması/ralliler an meselesi olacak.

dolar neden düşmüyor 2020
Libor faizi

 Sonuç olarak dolar üzerindeki baskının zayıfladığını ve yakın zamanda bizim gibi ülkelerin de üzerindeki döviz baskısının azalması için çalışmalarının yapılacağını söyleyebiliriz fakat şunu da akıldan çıkarmamak gerekiyor hiçbir finansal destek gelir kaybının etkisini tam olarak ortadan kaldırmaz.

Ekleme: Türkiye IMF ile anlaşmalı mı





(Güncelleme sona erdi.)


Türk Lirası neden baskı altında


 Sene başından beri Dolar endeksi sadece %3-4 yükselmiş olmasına rağmen Türk Lirası sene başından beri %14'e yakın değer kaybetmiş durumda. Geniş çerçeveden bakınca Türk Lirası değil bütün emsal para birimleri de dolar endeksindeki yükselişle izah etmenin çok zor olduğu şekilde değer kaybı yaşıyor.




  Konu dağılmaması için sadece Türk Lirası ve emsal ülke para birimlerindeki olumsuz tabloyu paylaştım ama aynı kötü görünüm bütün varlıklarda da aşağı yukarı aynı. Gelişmekte olan ülkeler şu an Rusya-Abd- Suudi Arabistan arasında devam eden petrol fiyatları üzerindeki sürtüşmeden de olumsuz etkileniyor ama biz ve benzerimiz ülkelerin çok ciddi şekilde sorun yaşıyor olmasının altındaki ana etmen henüz ismi konulmamış 2020 ekonomik krizine gelişmekte olan ülkelerin son derece hazırlıksız yakalanmış olmasıdır.

 Şu an içinde olduğumuz kriz gelişmiş veya gelişmekte olan ekonomilere son derece ağır yükler yüklemiş durumda ve gelişmiş ülkeler bu sorunu basitçe ifade etmek gerekirse para basarak aşmayı tasarlıyorlar. Gelişmekte olan ülkeler için ise basitçe ifadesiyle para basmak bir çözüm mü ciddi şekilde tartışılır. O zaman da soru şu oluyor? Gelişmekte olan ülkeler mevcut krizi nasıl atlatacak? Nasıl kaynak bulacak? Dolar neden düşmüyor sorunun da cevabı aslında bu durum.

Dolar neden düşmüyor

 Türkiye ve benzeri ülkeler gelişmiş ülkeler gibi merkez bankaları marifetiyle kaynak üretemeyince (aslında bunun gelişmiş ülkeler için de ne kadar yeterli olduğu tartışılır.) akla gelen ilk yöntem dış kaynak temini oluyor. Türkiye özelinde biraz daha somut ifade edersek beklentiler gittikçe kötüleşiyor; dün Goldman Sachs 2020 Türkiye büyüme tahminini -0,2'den -5,0'a çekti. İş Bankası 2020 büyüme tahminini %5,5 büyümeden %2,5 daralmaya çekti ve kötü senaryoda daralmanın %4,5'e kadar yükselebileceğini ifade etti. Beklentiler neden hızla kötüleşiyor diye sorarsanız çok kısaca değinmek gerekirse;


  • Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı Avrupa'dır. GTS verilerine göre 2019'da ihracatımızın %56'sını Avrupa'ya gerçekleştirdik ve şu an bütün saygın kurumlar küresel salgının en fazla olumsuz etkileyeceği bölge olarak Avrupa'yı işaret ediyor.

dolar neden düşmüyor 2020



 Salgının etkileri henüz yeni görülüyor olmasına rağmen Türkiye'nin ihracatı Mart 2020'de %17,8 azaldı. Türkiye, Avrupa ekonomisinin bir parçası ve oradaki olumsuzluklar hızla bize yansıyor.


  • Türkiye geçen sene dünyada en fazla turist çeken 10 ülkeden biriydi. Gelişmekte olan ülkeler arasında turizmin milli hasılada en fazla yer tuttuğu gelişmekte olan ülkelerden biriyiz. 
dolar neden düşmüyor 2020



  • 2019'da yaklaşık 35 milyar dolar turizm geliri elde etmiştik. Birleşmiş Milletlere bağlı Dünya Turizm Örgütü; 2020'de küresel turist sayısının %20-30 azalacağını yine küresel turizm gelirinin 300-450 milyacr dolar azalarak %20-30 civarında düşeceğini tahmin etmiş. Fikir vermesi açısından SARS küresel turist sayısını %0.4, Finansal kriz ise %4 azaltmıştı. UNWTO, turizmde tarihi bir düşüş bekliyor.




  • Döviz gelirlerimiz önemli miktarda azalmışken sıcak para çekme konusunda zorlu bir süreçteyiz. Yakın zamana kadar tarihin en büyük krizi olarak andığımız finansal krizde gelişmekte olan ülkelerden bir yılda çıkan sıcak para miktarı 2020'de yaklaşık 3 ayda çıktı.






  Özetle biz ve benzerimiz ekonomilerden hem sermaye çıkıyor hem de döviz gelirlerimiz ciddi şekilde azalma riski taşıyor. Şimdi durumu özetlersek şu an biz ve benzerimiz ülkelerin kısa süreli döviz ihtiyacı her senaryoda mevcut. FED, IMF gibi kurumlar dünyada herhangi bir ülkede döviz şoku kaynaklı sorun yaşanmaması için önlemler alıyorlar.



  • Fed önce Avrupa, Japonya vb. daha büyük ülkeler ile swap kanalları kurdu, Kendi bankalarına neredeyse sınırsız likidite vaadinde bulundu. En son Endonezya gibi dünya ekonomisi için öncelikliği tartışmalı bir ülkeyle de swap kanalı kurdu.(Biz bu imkandan yararlanmıyoruz ama talep mi etmiyoruz ya da Fed mi bize imkan sağlamıyor bilemiyorum.) 

 Fed'in swap kanalı ne işe yarar diye sorarsanız şu an Türkiye CDS'i 600'ü(%6) aşmış durumda;(5 Yıllık) Fed faizlerini sıfırlamış olsa bile libor faizi (bankalar arası dolar faizi) %1,4 seviyesinde(3 aylık/en sık kullanılan) anormal şekilde pek gerilemiyor kısacası Türkiye için döviz borçlanma ciddi bir maliyet haline gelmiş durumda.(Bir ülke veya ülke şirketi borçlanırken genelde CDS(şirketlerin risk primi ülkeninkinden yüksek olur) ve Libora göre maliyeti ile olur.)  diğer taraftan Fed, mevcut sıkıntıların ülkeden ülkeye sıçramaması için çok çok daha düşük maliyetle (%2-3) birçok ülkeye dolar sağlıyor. Bu imkanın varlığı bile Türk lirasını destekler.

  • Fed, hem finansal piyasaları desteklemek (likidite için varlık satılmasın.) hem de likidite sorununun swap kanalı kurulmayan ülkelere sıçramaması için Abd tahvili olan ülkelere de tahviller ile repo  imkanı sağladı ama bizde Abd tahvili yok denecek seviyede olduğu için (Rusya'da da aynı sorun var.) bu imkandan da  yararlanamıyoruz.
  • Son haberler Fed ve IMF'in bahsettiğim iki imkandan yararlanamayan ülkeler için de bir destek imkanı araştırdığını gösteriyor. 
 Biz ve benzerimiz ülkelerin bahsettiğim imkanlardan bir şekilde yararlanması varlıkları üzerindeki stresi azaltır ama orta vadede soru ise küresel salgının gelişmekte olan ülkelere ne miktarda zarar vereceği olacak. Şu an finansal piyasalardaki stres azalsa bile küresel salgının tahribatı da orta-uzun vadede biz ve benzerlerimiz için sorun olacak. Türkiye özelinde ifade etmek gerekirse bir taraftan döviz gelirlerimiz ciddi şekilde azalabilecek iken diğer tarafta ciddi yükümlülüklerimiz var bu da bir dış kaynak ihtiyacını beraberinde getirebilir. Bu konu için ayrı bir yazı yazmayı planlıyorum. Diğer senaryo bizim de merkez bankası marifetiyle kaynak üretmemizdir. Onun sınırlılıklarını daha önce şurada yazmıştım. (Merkez Bankası para basmalı mı)



(22.03.20)



Fed yüzlerce milyar dolar bastı dolar neden düşmüyor


 Son günlerde finansal piyasalarda olanları yorumlamak bir yana takip etmek bile zor. Sürekli olarak sorulan soru şu: Fed deli gibi para basıyor, Dolar neden düşmüyor? Altın ve borsalar uçmuyor? Hadi artık doların düşmesinden vazgeçtik bari dolar yükselmesin, dolar neden yükseliyor? Daha basitçe ifade etmek gerekirse neden bizim alışık olduğumuz klasik sebep-sonuç ilişkileri çalışmıyor.

 Sorunun cevabını beni en azından bir süre okuyan herkesin artık bildiğini umuyorum ama tekrar edeyim; Bu zamanda finansal piyasalar için en önemli dinamik dolar likiditesidir ve dolar likiditesindeki sıkışıklık sona ermeden bizim alışık olduğumuz fiyatların gerçekleşmesinin zor olduğuna inanıyorum.

  Öncelikle Fed sürekli olarak para basıyor; Fed bir gün şirket tahvillerini alacağını açıklıyor, diğer gün dünya merkez bankaları ile Swap kanalları kuruyor, diğer gün trilyonlarca dolarlık repo ihaleleri duyuruyor vs. vs. Yani Fed sürekli olarak bilanço büyütüyor ve bunların ne kadar bizim bildiğimiz klasik anlamada varlık alımı olduğunu bilmiyorum.(Likidite artırıcı önlemler ile varlık alımları/para basma aynı şey değil ve aynı etkileri oluşturmuyorlar.) Araştırıp bulunamaz mı? Uğraştırıcı ama bulunabilir fakat çok faydalı bir veri olur mu emin değilim çünkü görünen o ki bahsettiğim miktar artmaya hızla devam edecek.

 Abd'de Covid-19 için acilen kullanılmak üzere 3 milyar dolar büyüklük olarak başlayan acil önlem paketi günden güne büyüyor. Trump dün bu paketin 2 trilyon doları bulabileceğini ifade etti.(En son 1.3 trilyon dolardı) Ray Dalio (Dünyanın en büyük hedge fonunun kurucusu/yöneticisi) Abd'de şu an gerçekleşen krizin atlatılabilmesi için 4 trilyon dolara ihtiyaç olduğunu ifade etti. Toparlamak gerekirse Fed şu an çok ciddi şekilde bilançosunu artırmış durumda ama bunun ne kadarının bildiğimiz klasik anlamda para basma olduğunu bilmiyorum ve muhtemelen bu rakam artmaya devam edecek. Rakamlarla ifade etmek gerekirse Covid-19 krizinin etkileri henüz verilere düşmeden Fed'in bilançosu tarihi yüksek seviyeye yükseldi bile....


dolar neden düşmüyor 2020
Fed bilançosu( 17 mart itibariyle)

 Bu terazinin bir tarafı, terazinin diğer tarafında sadece Fed değil bütün merkez bankaları piyasalara para saçıyor bu durum da doğal olarak dolar için olumsuz senaryoları zayıflatıyor. Geçen hafta merkez bankalarının bastığı veya basacağını ilan ettiği para şu kadardı.


dolar neden düşmüyor 2020



 Sadece Amerika değil bütün ülkeler para basarken dolar neden düşmüyor sorusuna cevap üretmek biraz daha kolaylaşıyor ama o zaman da soru şu oluyor? Peki dolar neden alışık olmadığımız seviyelere yükseldi veya merkez bankaları bu kadar fazla para basarken borsalar neden çok uzun yıllar olduğu gibi güçlü şekilde artmıyor (son yıllarda borsalar küresel likidite ile çok güçlü korelasyon içindeydi) veya bütün şartlar pozitif iken altın neden bu süreçten pozitif etkilenmiyor?


 Bütün bu soruların cevabı dolara olan taleptir. Fed'in şu an gerçekleştirdiği likidite operasyonları ile likidite normal zamanlara göre çok ciddi şekilde artmış olabilir ama art arda gelen olumsuz haberler yatırımcıları dolar konusunda ürkütüyor. Rakamlarla ifade etmek gerekirse;


  • Dün BIS Nisan ayı döviz işlemleri hacmi verisini açıklamıştı. Son verinin açıklandığı Nisan-2019'da yapılan işlemlerin %88'inin bir tarafında dolar varmış ve günlük işlem  hacmi 6.6 trilyon dolarmış. Anlatmak istediğim normal zamanlarda bile dolara talep yüksektir.
  • Son zamanlarda şu da soruluyor; dolar likiditesi ne kadar ciddi problem olabilir? Bu sorunun da cevabını dün İ. Turhan twitter'dan cevaplamaya çalıştı. Abd ve Abd dışında bankaların dolar yükümlülüğü Fed'in bilançosunun 7 katı ! Sadece Abd'de Fed'in bilançosunun 8 katı büyüklükte tahvil stoku var. Abd dışında finansal kesim dışı özel sektörün dolar cinsi tahvil stoku Fed'in bilançosunun 3 katı !
  Özetle dolar likiditesi şu an stresli bir durumda ve sadece para basarak bu sorun çözülemez. Yükümlüler olumsuz senaryoları baz alıp kendilerini güvenceye almak istiyorlar.(Dolara yöneliyorlar) Yükümlüler dolara yöneldikçe de dolardaki stres artıyor ve kelimenin tam anlamıyla bir kısır döngü oluşuyor. Fed'in şu an yapmaya çalıştığı şey alışılmadık yollarla olsa bile ( Mesela özel sektörün sorunları için bankalara güvenmeyip doğrudan müdahale etmesi alışılmış bir yol değil. Commercial paper) arz-talebi yönetme ve dolar likiditesindeki stresi azaltmak çünkü dolara hücum gerçekleşirse birçok şirket sorunlu olmadığı veya sürdürülebilir olduğu halde sıkıntıya girebilir.(Bunu biz konkordato dalgası sürecinde yaşadık; sağlıklı şirketlerin bile varlığı yükümlülüklerinin çok üzerinde alacağı olduğu halde alacaklar tahsil edilemediği için riske giriyordu.)

 Konumuza dönelim piyasalar ne zaman normalleşecek? Piyasaların normalleşebilmesi için yükümlülerin dolara ulaşabilme korkusu ortadan kalkmalıdır onu da dolar likiditesindeki sıkışıklık ile ilgili verilerden takip edebiliriz bu verilerin çoğu sık sık gördüğümüz veriler değil. Bu konuda küçük yatırımcıyı bilgilendiren çok fazla kaynak da yok ki bu verileri anlamak çok kolay da değil. Basitçe dolar likiditesi ne durumdadır anlamak istiyorsak da DXY(dolar endeksi) takip edilebilir.




Ekleme: Dxy nedir


17 yorum:

  1. Hocam gelişmiş batı toplumlarında, bu ülkelerde yaşayan vatandaşların önemli bir bölümü hizmet sektöründe istihdam ediliyor bildiğim kadarıyla.
    ABD’de mesela işsizliğin tarihi dip seviyeden bir anda bu yüzde 50’lere çıkma ihtimali bu yüzden mi?
    Maaş çekinden maaş çekine çalışan ve iki üç part time iş ile zarzor hayatını idame ettiren hatırı sayılır oranda insan olduğunu okumuştum, bunlar bizdeki sözleşmeli personelden bile beter durumda hasta olunca gelmediği günün parasını bile alamıyorlar.
    ABD çok ciddi bir sosyal krize de gebe görünüyor.
    Bir diğer konu ciddi üretim aksamaları da gündem de, ancak temel ihtiyaç maddelerine olan talep azalmayacak.
    Ben güçlü dolar falan anlamam hocam, herkesin beklediği doların alım gücü çökmeli teorisi devreye girmeli düşüncesindeyim, zira helikopter para ile vatandaşa para dağıtıp düşen üretim nedeniyle mal arzı düşük kalacak ise enflasyonun patlaması kaçınılmaz değil mi? (Dünya genelinde)
    Bu krizin enflasyon ve sosyal etkileri konusundaki değerli öngörülerinizi çok merak ediyorum.

    YanıtlayınSil
  2. Hocam bence youtube kanalı açın.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 1. Denedim çok daha zor.

      2. Düzgün konuşma eğitimi almış olsam da pelteğim.

      Sil
    2. hocam amerika da dolarin degeri dussede rezerv para birimi ozelligini kaybedicegini dusunmuyorum nede olsa ulkeler arasi dolar hesaplari bile bu ulkerlerin finanas merkezlerinden geciyor ama su an amerika zatwn ithalatci bir ulke oldugu icin gidada bir arz daralmasi beklemiyorum ama hizmet sektrounde buyuk bir talep daralmasi bekliyorum ve bu genel ekonomidede kelebek etksiyle deflasyona dogru gidilcegini dusunuyorum faziler genel seviyesi eksilerde olmasininda en buyuk sebebi bence bu (ve dediginiz gibi lara dolasim hizi cok dusuk ve buyuk spekulasyonlar var)

      Sil
    3. Doların rezerv para konumu magazinsel olarak bütün dünyada çok yakından takip edildiği için rağbet görüyor ama bence de dolar her değer kaybettiğinde rezerv para konumunun tartışılması tuhaf.

      Sil
  3. Bunu bilerek yapıyorlar. planladıkları yeni dünya düzeni için, ortak para blockchain'e yönlendirmek amaçları 10 liraya da çıkar yakında

    YanıtlayınSil
  4. Hocam ellerinize, emeğinize, zihninize sağlık. Çok geniş kapsamlı, çok ayrıntılı ve çok güzel bir yazı. Tabi likidite nedir , swap nedir bilmeyen benim için anlamak zor oldu. Hatta okurken dalga dublaj takımının ya nasip isimli çalışmasındaki sakallı amcanın " dediklerin iyi gibi amma, bişey anlamadım" repliği geldi gözümün önüne 🙂.. Gerçekten detaylı çalışma ve üstelik en önemlisi Türkiye Cumhuriyeti Devletine çatmadan kötülemeden yazılmış Mükemmel bir analiz yazısı.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hikmet Bey anlaşılır olmak için çok çabalıyorum hatta çoğu bilgiyi eksik bile bırakıyorum. Yazılarımı uzun zamandan beri takip edenler için bazı mevzuları sık sık dile getirdiğim ve okuyan herkesin artık bu kavramlar ile sık sık karşılaşması sebebiyle tekrar etmenin sıkıcı olması sebebiyle tekrar açıklamıyorum ama yazdığım her şey ile alakalı blogumda çok daha net açıklamalar olan yazılar genelde mevcut. Sorma gereği duyarsanız açıklamaktan memnun olurum çünkü bu blogun tam olarak konsepti ekonomi terimlerine boğmadan olanları açıklama çabasıdır. Saygılar ve teşekkürler.

      Sil
    2. Siz beni yanlış anlamayın Yusuf Hocam, siz işiniz gereği iktisadi dille yetinmeyip normal dille de anlamışsınız yani bu para işi ile biraz ilgilenen Bi insan sizin yazdıklarınızı rahatlıkla anlar zaten. Yani sizden kaynaklanan Bi durum kesinlikle yok.

      Sil
  5. Hocam elinize emeginize saglik gercekten cok aciklayici olmus

    YanıtlayınSil
  6. Üstadım teşekkürler, çok güzel anlatmışsınız. Para basma, varlık alımları ve likidite arttırmanın farklı etkileri konusunda yazı yazmayı düşünüyor musunuz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar. Bahsettiğiniz konularda çok sayıda yazı yazdım; aratarak bulabilirsiniz.

      Sil
  7. "Enflasyon arttıkça geçmiş borçların yükü azalır" sözünü ulusal para cinsinden borçlanan ülkeler için diyorsunuz değil mi hocam? Teşekkürler.

    YanıtlayınSil