28 Nisan 2020 Salı

Merkez Bankası para basacak mı

Ön not: Sık sık link verme gereği duyduğum için yazıyı daha önce yazdığım başlıktan ayırdım ve bazı küçük eklemeler, güncellemeler yaptım.


Merkez Bankası para Basacak mı



 Son zamanlarda Merkez Bankası'nın aldığı kararlar sonrası Merkez Bankası para mı basıyor sorusu yeniden tartışılıyor.  Bir süredir ekonomi gündeminin en sıcak konularından biri Merkez Bankası para basacak mı veya basmalı mı sorusu ve gelişmeler yerli, yabancı herkesi yakından ilgilendiriyor.Yazının fazla uzamaması için öncelikle basitçe para basmanın neden sorun oluşturduğuna dair şu yazıyı okumanızı tavsiye ederim. (Karşılıksız para basmak)

 Covid-19 salgını hem Türkiye hem de dünya ekonomisini ciddi şekilde zorluyor. Birçok kurum şu an yaşanan krizin tarihin en büyük krizi olabileceğini ifade ediyor. Amerika şimdiden +4  trilyon dolar destek paketi, 4 trilyon dolar finansman açıkladı. Japonya'daki destekler trilyon doları aşarken Avrupa'da da trilyonlarca dolara ulaşan destek paketlerine şahit oluyoruz. Gelişmiş ülke ekonomileri büyük bir durgunluğa girecek iken bu devasa paketleri hazine kaynakları ile karşılamayacaklar,(Modern para teorisi) yükü merkez bankalarının üzerine bırakacaklar. Mesela Fed'in bilançosu(bastığı para diyebiliriz.) şimdiden trilyonlarca dolar artmış durumda.


merkez bankası para mı basıyor
Fed bilançosu

  Gelişmiş ülkelerin aldığı önlemlerin yeterliliği sorgulanırken gelişmekte olan ülkelerin mevcut krizle nasıl mücadele edeceği merak ediliyor. Gelişmiş ülkelerde yükümlülükler yerel para birimi cinsi o yüzden pratikte çok ciddi olumsuz sonuçlar doğurabilecek olsa da teorik olarak borç sorununu çözülebilir (Hazine borçları üstlenir>merkez bankası hazineye borç verir> merkez bankası hazineye verdiği borcu siler.) fakat söz konusu gelişmekte olan ülkeler olursa bu sorun çok daha zorlu çünkü gelişmekte olan ülkelerin borçları yerel para cinsi değildir ve merkez bankaları piyasaya para pompaladıkça yerel para birimi değer kaybedeceği için borcun miktarının azalmaması gibi bir durum ile karşılaşılabilir. 

 Yazının başında verdiğim linkte ayrıntılı ifade etmiştim, burada özetleyeyim; normal şartlar altında piyasadaki likidite  artmazsa yerel para birimi ne kadar değer kaybederse ekonomik faaliyetler yerel para birimi ile gerçekleştiği için döviz üzerinde baskı artar fakat likidite artırılırsa yerel para biriminde değer kaybı ivmesi kuvvetlenebilir; üstelik çok geniş kapsamlı sorunlar da( enflasyon vs.) artar. Bunun dışında para basmak bumerang gibi para basma ihtiyacını doğuran sebepleri besler yani para bir kere basılmaya başladı mı hep daha fazlası gerekir.


merkez bankası para mı basıyor

 Türkiye özelinde sorunu incelersek 2019 büyüme verileri henüz net şekilde bilinmediği için Türkiye ve emsal ülkelerin 2018 yılına ait dış borcun milli hasılaya oranı verisini üstte paylaştım. Türkiye bu konuda en sıkıntılı ülkelerden biri ama diğer gelişmekte olan ülkelerin durumu da çok farklı değil.





 Sadece dış borç sorununa odaklanmak para basmayı riskli hale getiriyor diğer taraftan yerli para cinsi borçluluk da sorun çıkarabilir çünkü daha yakın bir veri ile ifade etmek gerekirse altta yıllara göre firmaların borçlarının milli hasılaya oranı ile ilgili bir grafik paylaştım. Görüldüğü gibi şirketlerimizin döviz kadar yerel para cinsi borcu da var. Kamuda da durum aşağı yukarı böyledir.


2020 türkiye ekonomisi

 Türkiye'de para basılmalı mı sorusuna cevap vermek şu sebepten zor bu önlem iyi ile kötü arasında bir tercih değil; kötü ile daha kötü arasında bir tercih ve her koşulda bir bedel vaat ediyor. Bir tercihin hangi koşulda ne tür sonuç vereceği hakkında öngörüde bulunmak yeterince zor iken salgının Türkiye ve dünyaya vereceği zarar da öngörülemiyor. 

 En başta krizin ilk dalgası Çin'den gelen PMI verileri ile başlamıştı; PMI verisi öncesi ekonomistler Çin'in ilk çeyrek %3-5 civarı büyümesini beklerken Çin'in ilk çeyrek %6,8 daraldı. Daha sonra benzer miyopluk hep devam etti ve halen en kötümser beklentilerin bile yeterince kötümser olmadığını görmeye devam ediyoruz. Rakamlarla ifade etmek gerekirse altı hafta önce Abd'de bir haftada işsizlik başvurusu rekoru 700 bin bile değildi. Abd'de haftalık işsizlik başvurusu 200 bin civarında dolaşıyordu ve Mart ayı ile birlikte haftalarca en olumsuz beklentiler bile realiteyi izah etmede yetersiz kaldı ve ekonomist beklentileri ile realite arasında kat ve kat fazla fark gördük. En son geçen hafta benzer bir çelişkiyi Avrupa PMI verilerinde gördük. Ekonomistler realitedeki kötüleşmeyi halen yakalayamıyor. 26 Mart'tan beri ABD'de işsizlik başvurularının toplamı 26 milyonu aştı.



  Bizde ve dünyada sorun sıklıkla borçlular borçlarını nasıl ödeyecek, şirketler hayatiyetini nasıl devam ettirecek soruları özelinde değerlendiriliyor; iyimser bakış ısrarla sorunun iki ayda büyük ölçüde kontrol altına alınacağını ifade ediyor ama bunun da bilimsel bir temeli yok. Türkiye'de durum nedir henüz bir çalışma görmedim ama Abd'de halkın %70-80'i iki aydan uzun süre gelirsiz yaşayamayacak durumda ve iki ay sonra istenen sonuç elde edilmezse çok daha anormal bir resimle de karşılaşabiliriz.(Kaynak)


Türkiye ekonomisi 2020

 İşler dünyada olduğu gibi Türkiye'de de kötüleşebilir. O zaman da şu Türkiye para basarsa ne olur?

 Para basmak yatırımcıları ciddi şekilde ürkütecek bir gelişme ama ne kadar olumsuz sonuçlar ile karşılaşacağımız tartışılabilir. Öncelikle bu tür bir senaryoda para basmadan ima edilen desteğin ne şekilde olduğu önemli olacaktır. (Ayrıntısı şurada Karşılıksız para basmak) Tabii ki basılan paranın miktarı çok önemli olacak ama kategorik olarak para basma= TL'nin değer kaybetmesi veya enflasyon olarak yorumlamak çok net senaryolar değildir lalttaki grafikte görüldüğü gibi hali hazırda para arzı zaten çok ciddi şekilde artmış durumda. İleride yaşanması beklenen güçlü talep düşüşü sebebiyle para basmanın olumsuz etkileri daha zayıf olabilir ama artırılan likidite normalleşme sürecinde bir risk unsuru olarak kenarda duracaktır. 


merkez bankası para basıyor mu
M1-M3 para arzı





Dünya/ Türkiye ekonomisi ile alakalı gelişmeler para basmayı şart koşarsa likiditeyi belli bir plan içinde tekrar geri çekme vaadi ile artırma daha olumlu bir sonuç doğurabilir.

 Son olarak Türkiye şu an emsal ülkelere göre en fazla dış borca sahip (ekonomik büyüklüğüne oranla) ülke olmakla beraber mevcut süreç birçok ülkede kamu bütçesinin üzerine ciddi bir yük yüklemeyi vaat ediyor; Türkiye bu açıdan pozitif ayrışmaktadır. 

 Türkiye'nin kamu borcunun milli hasılaya oranı geçen senenin sonlarında %30-35 civarında iken emsal ülkelerde bu oran %50 civarındaydı, bu rakam gelişmiş ülkelerde ise %100 civarındaydı yani dış borç önümüzdeki süreçte bizi ne kadar kötü gösteriyorsa diğer taraftan nispi olarak güçlü kamu borçlanma kapasitesi bizi benzer ülkelere göre pozitif ayrıştırıyor; bu yeni bir hikaye değil, eskiden de benzer bir görünüm vardı ama kamu maliyesinin en az borçluluk yapısı kadar önemli olduğu bir dönemde olabiliriz. Şu an emsal ülkelere göre pozitif ayrışıyor olmamızın önemli sebeplerinden biri bu durumdur, bunun dışında emsal ülkelerin başında bir de emtia fiyatları sorunu var. Bu dönemde emsal ülkelere göre pozitif ayrışmanın pozitif bir yansımasından bahsetmek zor ama nispi olarak az olumsuz etkileniyoruz. Bu hikaye bugün değil ama kriz bittikten sonra Türkiye açısından olumlu bir hikayeye dönebilir. İhtiyaç duyulan kaynak için para basma düşünülmezse dış kaynak ihtiyacı ortaya çıkar onu daha önce şurada yazmıştım.

Ekleme: Türkiye IMF ile anlaşmalı mı






Twitter: Yusuf Yüksel 

6 yorum:

  1. "Türkiye'nin kamu borcunun milli hasılaya oranı geçen senenin sonlarında %30-35 civarında iken emsal ülkelerde bu oran %50 civarındaydı, bu rakam gelişmiş ülkelerde ise %100 civarındaydı"

    30% e butun bu odeme garantili deeev proceler dahil mi degil mi ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hayır. Bu hesap yapılırken bazen yerel yönetim borçları hesaba dahil ediliyor ben hangisine bakmıştım şu an hatırlamadım. Ödeme garantileri borç olarak değil, gider olarak hesaplanır.

      Sil
  2. o zaman bu 30% figuru yalan olmuyor mu ? opex gorunumlu capex degil mi bu nihayetinde ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bir risk olarak kabul etmek gerekebilir ama risk kavramı tamamen muğlak ve bunu borç olarak kabul edersek ortaya bir rakam koyulabilir mi?

      Sil
    2. Mesela projenin toplam geri odemesinin simdiki senelik discounted degeri?

      Sonucta bu projeler altyapi projeleri ve yap islet devret in sonundaki devretme adimi sonrasi da tc'nin asset'i. Bunlarin isletme masraflari da (opex) butceye eklenecek tc bunlari uzerine alinca. En basta da sordugum uzere; yapisletdevret e baglanan parayi kamu borcuna neden ekleyemeyeyiz - Bunlar nihayetinde hazinenin gider susu verilmis borclari degil mi?


      Sil
    3. İşin muhasebe kısmına hakim olmadığım için hatalı bilgi vermek istemem.

      Sil