27 Mayıs 2020 Çarşamba

2020 Ekonomik krizi

Giriş notu: Bu paylaşımda 2020 ekonomik kriz senaryolar ile doğrudan veya dolaylı olan makaleler bulunmaktadır ve makaleler genelde küresel ekonomi ile alakalıdır. 


2020 ekonomik krizi


  Yatırımcıların ruh halinde ciddi bir değişime şahitlik ediyoruz. Altın düşüyor; borsalar yükseliyor ki neredeyse kriz öncesi seviyelere yaklaştılar; krizlerin doğal sonucu dolara yönelimdir(Yükümlülükler) ve dolar da en azından bir miktar geriliyor/geriledi. Reel ekonomilerden gelen normalleşme haberleri yatırımcıların risk iştahını ciddi şekilde artırdı ama ''Normalleşme'' konusuna girmeden ne kadar normaldik sorusuna cevap vermek faydalı olabilir.

 2020 ekonomik krizi gündemimize girmeden önce 2008 krizi tarihin en büyüğü olmasa da en büyük riski ortaya koyan kriz olarak anılıyordu ve 2008 sonrası da defalarca normalleşme ekonomi gündeminde yer buldu fakat makul bir normalleşmeye bugüne kadar hiç şahit olamadık. Daha önce birçok yazıda dile getirmiştim ama tekrar etmekte fayda var; Avrupa'da 2008 sonrası başlayan destekler hiç sonlandırılamadı, 2020 öncesi de Avrupa'da faizler negatifti ve sürekli olarak devam eden bir teşvik (Varlık alımları) mevcuttu. Japonya'da benzer bir hikaye çok daha uzun süre önce başlamıştı. Çin'de 2008'den beri teşvikler artarken ekonomik büyüme ivmesi durdurulamaz şekilde zayıflıyor; sadece Amerika'da diğer ülkelere kıyasla bir miktar normalleşme söz konusu oldu fakat bu da nispi bir durum Abd'de kendi normallerine hiçbir zaman dönemedi. Alttaki resimde gördüğünüz gibi 2008 sonrası başlayan teşvikler zaman zaman gördüğümüz farklı söylemlerin aksine hiçbir zaman sona erdirilememişti. Dünya ekonomisinin büyüklüğü 80-85 trilyon dolar iken (Kurumlara göre değişiklik gösteriyor.) Abd-Avrupa(İngiltere dahil)-Japonya- Çin ekonomilerin toplam büyüklüğü yaklaşık 70 trilyon dolar yani geriye kalan dünya zaten küresel ekonomide çok sınırlı pay sahibidir ve bahsettiğim gibi bu ülkelerin hepsi henüz 2008'in travmasını atlatamadan 2020 ekonomik krizi ile yüzleştiler.(Abd'e ayrıca değineceğim.)

2020 ekonomik krizi
2008 sonrası merkez bankalarının bilanço büyüklüğü 20 trilyon dolara yükseldi.

Kara Çarşamba ve George Soros

 1990'ların başında dünya ekonomisi daha önce görülmedik bir manipülasyona şahitlik etmişti, çok da büyük bir serveti olmayan George Soros dünyanın en büyük merkez bankalarından birinin karşısında çok cesaretli adımlar atmıştı daha ilginci George Soros çok sınırlı servetiyle İngiltere Merkez Bankası'nı alt edebilmişti.


 Kara Çarşamba'nın bize öğrettiği en önemli ders ise merkez bankalarının bağımsızlığının önemi ve tamamen entegre olmamış yapıların ortak ekonomik yapıya geçemeyecekleri, bu tür yapıların kısa vadede sağladığı faydalar için ekonomik bağımsızlıktan vazgeçilmemesi gerektiğidir.


Kara Çarşamba'ya giden süreç


 Avrupa Birliği; Euro Birliği öncesi ticareti kolaylaştırma ve haksız rekabeti önleme, istikrar sağlama vb. sebeplerden dolayı 1979'da Exchange Rate Mechanism'i (ERM) uygulamaya başlamıştı, uygulamanın kurallarından biri herhangi bir ülkenin para birimini %6'dan daha fazla devalüe edememesi idi; uygulama birçok fayda sağlamış olsa da merkez bankaları için çok ciddi sorunlara yol açıyordu ve Avrupa ekonomilerinde normal olmayan büyüme, enflasyon ve faiz oranlarının ortaya çıkmasına yol açıyordu.

 Birleşik Krallık'ta en uzun süre başbakanlık yapmış olan Demir Leydi lakaplı Margaret Thatcher görev süresi boyunca tek para birimine karşı oldu hatta çok uzun süre devam eden başbakanlık kariyerini sona erdiren en önemli faktörlerden biri tek para birimine hazırlık olan ERM'e katılmayı reddetmesiydi; M.Thatcher'ın ERM'e katılmayı reddetmesi ve İngiltere ekonomisindeki sorunlarında etkisi ile 1991'de parti kongresinde yerini ERM'nin çok kuvvetli destekçilerinden John Major'e bıraktı.

Avrupa Birliği dağılabilir mi

Avrupa'da 500 milyar Avroluk destek paketi

Euro/Dolar paritesinin 1.1 seviyelerini zorladığı bir dönemdeyiz. Geriye gidersek 2018'de 1.4 gibi seviyeler bile telafuz edilmişti ki o günden beri sürekli olarak da uzun vadede avroya karşı hep olumlu beklentiler dile getirilmişti. Son üç seneye hep avro yükselir beklentisi ile girdik ama her defasında bu daha da düşmez hikayesi ile euro/dolar paritesi 1.07'lere kadar düştü ki 1.07 onlarca çok önemli teknik seviyenin desteği, bu seviyelerden gerçekleşen yukarı hareketlerin daha güçlü olması gerekiyor olabilir.

 Dolar endeksi şu an 100 seviyesi civarında ve 100 seviyesi doların karşısındaki sepete göre daha değerli veya değersiz olmadığını ifade eder fakat dolar endeksinin yakın tarih ortalamasına göz önünde bulundurunca (yaklaşık 90) şu an değerli dolar ile muhatabız ve bunun en önemli sebeplerinden biri bahsettiğim gibi avronun uzun süredir beklenenden zayıf performans göstermesidir çünkü dolar endeksi sepetinde, sepetin yarısından fazlasını avro temsil ediyor. Birçok sebepten dolayı (Başta bütün dünyada borçlanmanın ağırlıklı olarak dolar olması) güçlü dolar Abd dahil hiçbir ülkenin yararına değil, bu durum da avro/dolar paritesinin önemini bütün dünya için artırıyor. Türkiye özeline gelince Türkiye'nin ihracatı Avrupa ülkelerine iken ithalatında doların ağırlığının yüksek olması sebebiyle euro/dolar paritesinin düşmesinden en fazla zarar gören ülkelerden biriyiz.


Avrupa'da zihniyet değişimi


 Euro şu an Almanya ve Fransa liderlerinin 500 milyar avroluk destek paketi konusunda uzlaşmasından destek buluyor. 500 milyar avroluk paket miktar olarak büyük bir iyileşme vaat etmiyor ama anlaşmanın ayrıntılarında Avrupa'da bir zihniyet değişiminin işaretleri var. Ayrıntıya girmeyeceğim; bu makalenin altında konu ile alakalı ayrıntılı bir yazı mevcut. Euro Birliği hatalı bir proje idi; üye devletler ekonomik olarak tam bir birlik sağlamadan parasal birliğe gittiler. Bu durum daha az verimli ülkelerin (Çoğunlukla Güney Avrupa ülkeleri) zamanla rekabet gücünü zayıflatırken bu ülkelerin buna adapte olmasını (Kendi realitelerine göre refah yaşamalarını, borçlanmalarını vs.) engelledi. Bahsettiğim sorun onlarca yıldır devam ediyor ve ekonomileri yapısal olarak zayıflayan sorunlu ülkeler problemleri euronun gücüyle daha büyük maliyetlere katlanmak pahasına yıllardır halı altına itiyorlar/itiyorlardı bu durum da doğal olarak sorunları çok daha derinleştirdi.Güncel duruma bakınca sorunsuz ülke sayısı gittikçe azalıyor çok uzun yıllardan beri Avrupa'nın lider iki ülkesinden biri olan Fransa bahsettiğim 500 milyar dolarlık pakette desteğe ihtiyacı olan ülkeler adına Almanya'dan ricacı olan ülke oldu, Fransa ekonomisi de yavaş yavaş Güney Avrupa ülkelerine benziyor.

26 Mayıs 2020 Salı

Neye yatırım yapmalı

Ekonomik krizde neye yatırım yapılır


Giriş Notu: Bu yazıyı 2018'de ekonomik krizde neye yatırım yapılır , resesyondan neye yatırım yapılır gibi soruların sıklıkla sorulması üzerine 2008 özelinde geçmiş krizlerde yatırımcıların neye yatırım yaptığı, geçmişte kriz dönemlerinde piyasaları etkileyen dinamiklerin ne olduğu konuları hakkında yazmıştım. 2020'de krizin başlaması ile ekonomik krizde neye yatırım yapılır sorusu geçmişte kalan bir konudan çok güncel bir konuya dönüştü ve daha çok güncel olarak piyasalarda neler oluyor sorusuna cevap arayanların ulaştığı bir yazıya dönüştü. Ben de bu yazıda güncel olarak piyasada gerçekleşen gelişmeleri paylaşıyorum. Bunun dışında resesyonda neye yatırım yapılır gibi genellemeci bir sorunun net bir cevabı olamaz, geçmiş yazıyı neden resesyonda neye yatırım yapılır sorusunun net bir cevabı olamayacağını ayrıntılı şekilde açıklamak için güncelledim.

Bu paylaşımda neler var:


  • Dolar neden değer kaybediyor?
  • Piyasalara para akıyor mu/akacak mı?
  • Zayıflayan negatif faiz beklentileri ve Muhtemel Swap anlaşması
  • TL neden baskı altında
  • Altını kısa ve uzun vadede etkileyen dinamikler 
  •  Ekonomik krizde neye yatırım yapılır


Dolar neden değer kaybediyor


 Türk Lirasının uzun bir aradan sonra ilk defa 6.70'in altını denediği bir gündeyiz ve bu yazı yazıldığında Dolar/TL'deki düşüş %1.2 civarındaydı. Emsal ülkelere baktığımızda bu hareketin bizimle sınırlı olmadığını birçok gelişmekte olan ülke para biriminin dikkat çekici şekilde değer kazandığını görüyoruz.



neye yatırım yapmalı 2020

 Gelişmekte olan ülke para birimleri değer kazanırken dolar endeksi de avronun bir süredir devam eden değerlenmesinin etkisi ile son zamanlardaki en dikkat çekici geri çekilmelerinden birini yaşıyor.(Son bir aydaki en hızlı geri çekilme.)


 Doların şu konjonktürde değer kaybetmesi sadece bizim için değil, bütün dünyanın lehine bir gelişme çünkü son zamanlarda güçlü dolar hikayesinin yeniden ortaya çıkması değerlendirilmeye başlamıştı. Hatırlatmak gerekirse Mart ayında küresel şokun ardından FED benzer büyük merkez bankalarının aksine çok hızlı aksiyon almış ve kriz öncesi bile doların likiditesi ile alakalı şüpheler var olmasına rağmen dolara hücumu engellemişti; dünyada da likidite dolar ile sağlandığı için yükümlülükler genelde dolar cinsidir ve kriz dönemleri doğal olarak yükümlüler risklerden kaçınmak için dolara yönelirler; insanlar dolara yöneldikçe dolar değerlenir ve dolar değerlendikçe küresel ekonomideki sıkıntılar derinleşir böylece daha fazla yatırımcı, yükümlü dolara yönelir. (Kısır döngü)  Geçtiğimiz aylarda bu türlü bir yönelim görmüştük ve hatırlarsanız her şeyin değer kaybettiği sadece doların değer kazandığına şahit olmuştuk çünkü insanlar borçlarını ödeyemeyeceğinden korkarlarsa veya ödeyemeyecek duruma gelirlerse ellerindeki varlıkların değerlerini veya varlıklara dair değer beklentilerini ikinci plana atarlar.

22 Mayıs 2020 Cuma

Merkez Bankası Net Döviz Rezervi Mayıs 2020

Merkez Bankası Net Döviz Rezervi Mayıs 2020


  Bir önceki hafta Merkez Bankası net döviz rezervi 26.5 milyar dolardı.(8 Mayıs ) Bu hafta açıklanan son veriye göre Merkez Bankası Net Döviz Rezervi 25.8 milyar dolara düşmüş.( 15 Mayıs 2020 tarihi  itibariyle Merkez Bankası net döviz rezervi)


 Merkez Bankasının döviz rezervleri ile beraber swap stoku da artık sık sık sorulmaya başladı. İki verinin açıklanma tarihleri uyuşmuyor fakat fikir vermesi açısından Mart ayında merkez bankasının bankalarla dövize karşılık Türk Lirası swap stoku (29,6 milyar dolar) + Altına karşı Türk Lirası Swap Stoku (1,3 milyar dolar) 30,9 milyar dolardı. (
Merkez Bankası swap işlemleri ne anlama geliyor)



Merkez Bankası net döviz rezervi(Aylara Göre)




Merkez bankasının net döviz rezervlerinin değişimi ise şu şekilde olmuş;


Borsa yorumları

 İleride İktisat kitaplarına geçecek bir olaya şahitlik ediyoruz. Normal şartlar altına ekonomik zorlukların insanların yatırım yapma kapasitesini ve iştahını olumsuz etkilemesini bekleriz. Günümüz ile somutlaştırırsak şu an ABD'de küresel salgının başından beri işsizlik başvurusu yapan kişi sayısı 38 milyonu aştı, kıyaslamak için ifade etmek gerekirse bu rakam finansal krizde 9 milyona bile ulaşmamıştı. Normal bir dönemde bu durumun borsalara etkisi ne olur diye bir soru ile karşılaşsak insanlar gelirlerini kaybettiler o yüzden isteseler de yatırım yapamazlar zaten bu sürecin insanların yatırım yapma eğilimini de olumsuz etkilemesi beklenir diye cevap verirdik ama insanların bu süreci evde geçirmesi çok farklı bir sonucu beraberinde getirdi.

 Aslında ekonomik anlamda kayıp yaşayan insanların bunu telafi etmek için çok daha fazla risk alması davranışsal finans içinde yer alan bir konu (Beklenti teorisi) fakat  işini kaybedip bunu borsadan telafi etmeyi amaçlamak bu konunun kapsamında mı tartışılır. Basitçe ifadesiyle evde kalan insanlar saracak bir şey bulamayıp borsalara dadandılar desek hatalı olmayabilir.

 Rakamlarla ifade edersek ABD'de 38 milyondan fazla insan işlerini kaybederken borsalardaki bireysel işlem sayısı geçmişte görülmedik seviyede artış göstermiş.

borsa yorumları 2020


 ABD özelinde bakarsak Warren Buffet gibi sektörün en saygın isimlerinin satın dediği hisseleri küçük yatırımcı alıyor, kim haklı zamanlar göreceğiz.

  Türkiye'de de benzer bir durum var. Faizlerin düşüşünün de etkisiyle son 7 ayda 251 bin yeni borsa hesabı açılmış ve bu hesapların çok büyük kısmı küçük yatırımcılara ait. (100 bin ve altı sermaye)

21 Mayıs 2020 Perşembe

ENFLASYON NEDİR



 Geçtiğimiz günlerde enflasyon nedir sorusuna cevap olması için bir yazı yazmaya başlamıştım; okumak isteyenlere öncelikle alttaki makaleyi okumalarını tavsiye ederim. Reel ekonomi veya finansal piyasalar takip ediliyorsa birçok veride doğrudan veya dolaylı olarak enflasyonu değerlendirmeye katarız o yüzden enflasyon verisi çok önemlidir ama son yıllarda insanlar enflasyon verisine inanmamaya başlamıştır. Adım adım gitmek istiyorum ama fikir vermesi açısından öncelikle şunu ifade etmek gerekiyor enflasyon zaten kişiden kişiye değişen bir olgudur basit bir örnek verirsek mevcut hükumetin iş başına geçtiği dönem olması sebebiyle 2002'i baz alırsak alkollü içecek ve tütün benzeri ürünlerin fiyatı kümülatif (17 yıllık) olarak  yaklaşık 10 kat artmışken bu süreçte enflasyon sepetindeki değer artışı 4 kata yakın yani enflasyon sepeti bize genel bir çerçeve sunmaya çalışır ama gerçekte ise insanların tüketim alışkanlıklarına göre ciddi farklılaşmalar mevcuttur.

 Tek sorun tabii ki sepet farklılıkları değil, enflasyon hesaplamasına çok ciddi itirazlar da mevcut ama benim değinmek istediğim nokta artık itiraz kabul etmez seviyede %40-50 seviyelerinde enflasyonun toplumda genel kabul haline gelmiş olmasıdır. Bunun olma ihtimali matematiksel olarak imkansızdır çünkü 2-3 yıldır bu türlü iddialar dile getirilmektedir ve bu önermeler doğruysa bu sene ya da gelecek sene gibi matematiksel olarak Türkiye'nin aslında olmadığı gibi bir sonuca doğru ilerlemekteyiz ! Enflasyon verisinde hata olamaz mı? Tabii ki olabilir ama bunun sınırlılıkları var bununla ilgili ayrı bir yazı yazacağım, Bu yazı neden hissedilen enflasyon ile gerçek enflasyon arasında ciddi farklılaşma olduğu ile alakalı.

Neden hissedilen enflasyon ile gerçek enflasyon arasında fark var



Fiyatlar artıyor ! enflasyon nasıl düşer ?


 Enflasyon kavramı toplumda çoğu zaman yanlış anlaşılmaktadır; her şeyin fiyatı artıyor ama enflasyon düşüyor itirazı hatalıdır çünkü enflasyondaki düşüş fiyat düşüşünü değil fiyatlardaki artışın yavaşlamasını ifade eder.

Negatif faizli tahviller neden alınır

 Geçenlerde yazdığım negatif faiz konusu sonrası sık sık aldığım soruya cevap olsun diye bu yazıyı yazdım. Bilindiği gibi 2008 sonrası negatif faiz dünyada yaygın olarak görülüyor hatta FED'in de artık bu kervana katılması gündeme gelmesi sebebiyle negatif faizler artık yeni normal haline geliyor. Merkez Bankalarının bankalara uyguladığı negatif faiz şu an için ekseriyetle sadece bankaları ilgilendiren bir konu olsa da(Çok sınırlı banka bunu sınırlı müşteriye yansıtıyor.) bu konu ile ilişkili ama farklı olan  negatif faizli tahvil olayı var. Dünyada 10-15 trilyon dolar değerinde (Genelde Avrupa kaynaklı) negatif getiri vaat eden tahvil var ve bunu kim, neden alıyor sorusu soruluyor.  Biraz eski bir veri olsa da( Ağustos 2019)  dünyadaki yatırım yapılabilir tahvillerin neredeyse 1/3'ü negatif getiri vaat etmekteydi. 3-5 sene önce dünyada negatif getirili tahvil diye bir şey yoktu.


eksi faizli tahviller neden alınır



Konu Dışı: Komplo teorisi sevenler Covid-19 ile kağıt paralar arasında kurulan abartılı bağ ve son zamanlarda gündeme sokulan dijital para konularını bu konu ile beraber düşünmelidirler.


Negatif getirili tahviller neden alınır



  • Alternatifsizlik

 Negatif getirili tahvillerin yatırımcılar tarafından alınmasının en önemli sebebi alternatifsizliktir. Bir yatırımcı negatif tahvil almamayı tercih edebilir ama özellikle büyük sermaye sahibi bir yatırımcıdan bahsediyorsak bu ihtimal zorlaşır. Şu an negatif tahvillerin götürü %0 küsuratlı rakamlar iken bunu yatırımcının kendi kasasında korumaya çalışması sürekli bir stres kaynağı olmakla beraber daha büyük bir yatırım maliyetini söz konusu edecektir. (Güvenlik) Yatırımcılar için sermayeyi bankalarda  hesaplarda tutmak da bir seçenektir ama bu yönde tercihlerin artması ekonomi yönetimlerini/bankaları önlem atmaya itecektir daha önemlisi bu yönde bir tercih sahibi yatırımcı düşük ihtimalli ama çok büyük bir riski de kabullenmiş olur. Örnekle açıklamak gerekirse birçok Avrupa ülkesinde devletin yatırımcılara sunduğu banka hesabındaki varlık koruma garantisi 100 bin avrodur ve bankanın bir zarara uğraması durumunda bunun üzerindeki bütün servet kaybolma riski ile ihtimaller dahilindedir.( Türkiye'de de bildiğim kadarıyla devlet garantisi 100 ya da 150 bin liradır (Kontrol etmedim) ama devlet geçmişte gerçekleşen bütün olumsuz durumlarda mudilerin bütün kayıplarını karşılamıştır; Avrupa'daki örnekler hakkında bilgim olmamakla beraber olumsuz senaryolarda devletin kapasitesinin var olup olmayacağı ve Türkiye örneği gibi bir tercihte bulunup bulunmayacağı belirsizdir.) Bankaların birden bire batması düşük bir ihtimaldir ama risk/ maliyet tercihi yapılınca bütün servetin kaybı ile devlet tahvillerinin düşük götürüleri arasında ikinci seçenek makul olabilmektedir.(Devlet tahvillerine yapılan yatırımın geri dönmemesi için devletin mutlak bir iflasa sürüklenmesi gerekir, pek görülmez.)

Ukrayna Skandalı

Ukrayna Skandalı yeniden gündemde yer buldu. Abd'de senato Joe Biden'a oğlunun Ukrayna'da gerçekleştirdiği faaliyetler sebebiyle soruşturma kararı aldı ki bu çok riskli bir hamle oldu diyebiliriz.

  Abd Başkanı Trump'ın azledildiği (Trump kanunen azledildi ama görevden uzaklaştırılmadı.) soruşturmanın sebebi Joe Biden'ın oğluna kumpas kurmaktı ve son zamanlarda onaylanma oranı (%46) ve oy oranı düşen (Bir ankete göre %39) düşen Trump ve cumhuriyetçilerin tekrardan Ukrayna defterini aşması ciddi riskli bir hamle oldu. Trump'ın Ukrayna Skandalı sebebiyle azledilmesi gerekliliği tartışmaya açıktı ama Cumhuriyetçiler dahil toplumda skandal dolayısıyla Trump haksız bulunuyordu.

(Eski yazı.)

Ukrayna Skandalı nedir


Rusya'nın kanıtlanmış şekilde Trump lehine Abd seçimlerine hile karıştırması sebebiyle Trump'ın başkanlık koltuğuna oturmasıyla eş zamanlı olarak '' Trump azledilecek mi '' sorusu gündeme gelmişti. Rusya soruşturmasında Trump'ı görevden almak için yeterli kanıtlar bulunamamıştı, en azından o soruşturmanın senatodan geçip Trump'ı başkanlıktan etmesine ihtimal verilmiyordu ama geçen ay patlak veren Ukrayna Skandalı Trump'ı çok zor duruma soktu ve yakın zamanda Trump'ın azil sürecinin resmen başlaması bekleniyor.




Trump-Ukrayna Skandalı


 En Baştan başlamak gerekirse Ukrayna'da Turuncu Devrim öncesi rüşvet çok yaygındı, aslında şimdi de yaygın değil demek zor ama bugün bir savcı uluslararası şirketlere eğer bana rüşvet vermezseniz size dava açıp ceza almanızı sağlarım diyemez fakat Turuncu Devrim sonrası görevine devam edebilen Savcı Shokin bu türlü şantajları sebebiyle suçlu bulunacağını anlayıp ülkeyi terk etmiş bir isim ve Ukrayna'ya dönerse hapse girecek. Batılı devletler uzun zamandır bu türlü yetkililerin görevden uzaklaştırılması için Ukrayna'ya baskı yapıyorlar.

Trump ukrayna skandalı
Trump-Ukrayna Skandalı

Davranışsal Finans Nedir

 finansın en temel kabullerinden biri bütün piyasa oyuncularının servetini artırmak istediği ve kararlarını bu yönde aldığıdır yani insanların daha fazla kazanmak veya daha az kaybetmek için rasyonel kararlar alması beklenir fakat realitede ise yatırımcıların duyguları, ruh halleri alınan kararlar üzerinde son derece etkili olabildiği için mantıklı karar alma mekanizması çalışmayabilir. Günümüzde algoritmaların piyasalara hakim olmasının en temel sebeplerinden biri alınan kararlarda duyguların etkisini azaltma çabasıdır. İnsanların aldıkları kararlar ile duyguların etkileşimini inceleyen ekonomi dalı davranışsal finanstır ve yatırımcıların piyasada başarılı olabilmesi için kendilerini bu dalda geliştirmeleri önemlidir.


 Bu başlıkta zaman buldukça davranışsal finans ile ilgili paylaşımlar yapıyorum. 


Davranışsal Finans Dersleri-1: Sürü Psikolojisi




Sürü psikolojisi birçok bilim dalının alanına giren bir konu ve davranışsal finans da bu konuyu inceler. Genelde sürü psikolojisi olumsuz bir davranış tarzı olarak kabul görse de ekonomi alanında bu davranış tarzı ne kadar olumsuzdur tartışılır. Günümüzde gelişmiş piyasalarda işlemlerin en az %50'sini insanlar değil algoritmalar yönlendiriyor ve algoritmaların temel aldığı en önemli faktör işlem hacimleridir daha basit ifade ile finansal piyasalarda trendleri algoritmalar yönlendiriyor ve algoritmaların esas aldığı en temel etmen trendler ! Bu durumun oluşturabileceği riskler bu yazının konusu değil ama özetle diyebiliriz ki günümüzde finansal piyasalarda para kazanmak isteyenlerin trendleri takip etmesi gerekiyor ve bu trendlerin makul olup olmadığı çok önemli değil. Bu durumu sürü psikolojisi kadar ''Kendini gerçekleştiren kehanet kavramı'' ile de açıklayabiliriz yani insanlar bir şeylerin olacağına inancı ile buna yönelik kararlar alması, bu kararların alınmasına sebep olan inancın bu kararlar sebebiyle ortaya çıkması durumu...Bu olayın bir yanıdır.


 Diğer yanı ise şu; yeri gelince insanların bütün servetini bir lale soğanına gömmesi (Lale Balonu) başka bir zaman dünyanın hiç bilmediği yerinde bir şirkete para yatırması (Mississippi Company günümüzde değerlemesiyle tarihin en değerli ikinci şirketi) ve benzeri her türlü garabette yine aynı psikolojinin ürünüdür. Özetle diyebiliriz ki yatırımcıların bir taraftan sürüye uymak zorundadır ama diğer taraftan ise sürü yeri gelince kendini uçurumdan aşağıya da atabilmektedir ve yatırımcılar bunu da öngörüp zamanı gelince sürüden ayrılmalıdır.



davranışsal iktisat


Asch Deneyi


 Solomon Asch'in 1953'teki Asch deneyi insanların kararları üzerinde içinde bulundukları toplumun ne ölçüde etkili olduğu araştırılmıştır.

 Deneyin süreci şöyle olmuştur; Denek ile deneğin bilgisi dışında 3-4 tane işbirlikçiden (daha sonra işbirlikçi sayısının sonuç üzerinde etkili olmadığı test edildi.) Alttaki kartlardan soldakinin sağdaki eşini  göstermeleri istenmiştir, deneyin başında doğru cevap veren deneklerin %32'si işbirlikçiler yanlış cevap vermeye başlayınca çok açık olsa bile gruba katılıp yanlış cevap vermiştir.

davranışsal iktisat
 Günümüzde de benzer deneyler benzer sonuçlar vermektedir. (Bu duruma itiraz eden görüşler de var ama benim konum olmadığı için ayrıntıya girmiyorum.)


20 Mayıs 2020 Çarşamba

Katar ile swap anlaşması

 TCMB ile Katar Merkez Bankası arasındaki 5 milyar dolar büyüklüğündeki swap anlaşması 15 milyar dolar büyüklüğüne çıkarıldı. Anlaşma TL ile Katar riyali değişimini kapsıyor ve haberlerde anlaşmanın vadesi hakkında bilgi bulamadım ama zaten geçmişte de iki ülke arasındaki anlaşmaların süresi bittikçe anlaşma uzatılmıştı.

  Bir süredir Türk varlıklarını en fazla ilgilendiren konuların başında TCMB'nin muhtemel swap anlaşmaları geliyor çünkü son zamanlarda gelişmekte olan ülke varlıklarını etkileyen en önemli dinamiklerin başında dış kaynağa ulaşıp ulaşamama faktörü dikkat çekiyor. Şu an Katar ile bir swap anlaşması yapıldı ama bu anlaşmanın amacı son zamanlarda dile getirilen dış kaynak bulma olmayabilir zaten haberde de iki ülkenin yerel para birimleriyle ticaretini geliştirme amacı dile getirilmiş.

 Türkiye örneğin FED ile swap anlaşması yaparsa (Diğer rezerv paralar ya da rezerv para olmazsa bile ticaret hacmi yüksek para birimleri) karşılığında alınan para ile döviz talebi karşılanabilir veya elimizdeki para birimi rezerv para birimi değilse satışla/swapla ihtiyaç duyduğumuz para birimine çevrilerek piyasanın döviz ihtiyacı karşılanır böylece ;


  • Döviz üzerindeki baskı ileride elimizin rahat olduğu bir döneme ötelenir.
  • İşlem için piyasadan TL çekilmez.( Likidite daralması/reel ekonomi için olumsuz) 

 Katar ile yapılan anlaşmada da tabii ki riyal ihtiyaç duyulan para birimine çevrilip döviz talebi için kullanılabilir ama bu imkan elimize geçecek Katar riyalinin sadece bir kısmı için kullanılabilir çünkü Katarın para arzı(M0) 25 milyar dolar civarında, 15 milyar dolarlık riyal satmak çok olası değil.

Katar ile 15 milyar dolarlık swap anlaşması
Katar para arzı

 Bu anlaşmanın asıl amacı yerel para birimleri ile ticareti teşvik etmek Türkiye'nin yabancı ülkeler ile TL ile ticareti artıkça iş insanlarının kur riski, yatırım riski azalır. TL üzerindeki kur baskısı nispeten zayıflar. TCMB yerli yatırımcıya Katar ile ticaret, yatırım için riyal cinsi kredi verebilir yine aynı şeyi Katarlı yatırımcılar Katar Merkez Bankası yapabilir.





Twitter: Yusuf Yüksel

19 Mayıs 2020 Salı

Beklenti teorisi nedir

Beklenti Teorisi


 İnsanlar ekonomik kararlarını kazanç veya kayıp ihtimalini değerlendirerek alırlar; normalde birim kazancın sağlayacağı haz ile birim kaybın sebep olacağı acı eşit olması gerekir iken Nobel ödüllü Daniel Kahneman'ın Beklenti Teorisi insanların kazanmaya ve kaybetmeye aynı duygusal tepkileri vermediğini açıklar. Sonuçta bir değişim olmadığı halde 50 lira kaybedip sonra bulmanın sağladığı haz, 50 lira bulup sonra kaybetmenin sebep olduğu acıdan zayıftır; bu örnek ve bir çok deney göstermiştir ki insanlarda kaybetmeme eğilimi, kazanma isteğine göre daha güçlüdür. 





Beklenti Teorisi ve yatırım


18 Mayıs 2020 Pazartesi

Türkiye sabit kura geçer mi

 Türkiye sabit kura geçer mi sorusuna daha önce cevap vermeye çalışmıştım ama soyut bir konudan bahsetmek çoğu zaman zorlu oluyor bu yüzden somut bir olayla konuyu güncellemek istedim. Türkiye'de dile getirilmesi yatırımcıları ürküten sabit kura geçiş senaryosu birçok ülkede olduğu gibi yerel para birimini makul değerinden değil de olduğundan aşağılarda bir yerlere sabitleme senaryosudur ve dünyada bunun da başarısız örnekleri vardır fakat bu yönde adımlar faydadan çok zarara sebep olmakta, sorunları daha da artırmaktadır.

 Somut bir olayla ifade etmek gerekirse Arjantin geçtiğimiz yıllarda yaşadığı kur krizini sermaye kontrolleri ile çözmeyi denedi ama sonuç olarak yerel para biriminin istikrarı sağlanamaz iken sistemden daha fazla para kaçışı, kuvvetlenen dolarizasyon ortaya çıktı.

 Şu an Arjantin'de resmi dolar/peso kuru yaklaşık 70 iken Covid-19 salgını sebebiyle kara borsada Arjantin Pesosu dolara karşı yaklaşık 140 seviyelerine gerilemiş durumda yani resmiyette pesoda sınırlı bir değer kaybı varken kontrol dışına çıkmış realitede devalüasyon %100'u ulaşmış durumda. Bir ekonomide bu kadar derin çelişki yaşanıyorken bunun saçma denebilecek sonuçlarının ortaya çıkması da kaçınılmazdır.


 Arjantin'de ithalat resmi kur ile yapılıyor ama ülkeye giren ürünler peso ile satılıyor, Arjantin'de dolarizasyonun yüksek olması sebebiyle halkta döviz bulunmakta ve resmi kur ile alınmış ithal ürünlerde şu an kabaca %50 iskontolu hale geldi ! Bu sebeple de krize rağmen halkın ithal mallara olan talebi abartılı şekilde arttı.(Araba gibi ürünler ayrıca servet koruma aracı olarak da görülüyor.) Yani basitçe özetlemek gerekirse sermaye kontrollerinin sebep olduğu çelişkiler sebebiyle Arjantin'de kağıt üzerinde alım gücü inanılmaz düşerken realitede ise insanların alım gücü artmış durumda ve aradaki farkı da bir nevi kamu gücü finanse etmeye başlamış; düşen alım gücü ve hali hazırda sorunlu olan makro ekonomik gerçekleşmelere rağmen Arjantin'de hükumet inanılmaz bir ithalat teşviki başlattı diyebiliriz !

2020'de Türkiye Ekonomisi Nasıl Olacak

 Piyasalarda bir haftadır TCMB'nin swap anlaşması yapması beklentisi kaynaklı iyimserlik var; şu an haberler spekülasyon olsa da birçok saygın haber kaynağı beklentiye dair haber yaptılar. Swap anlaşması konusunda ön plana çıkan iki ülke Japonya ve Çin olmakla beraber Katar ve İngiltere'nin de adı haberlerde geçiyor.

 Türkiye'nin dış kaynak bulduğuna dair haber bile olumlu ama iyimserliğin sürmesi için anlaşmanın ayrıntıları da önemli olacak. Gelişmekte olan ülke para birimlerinin 2020 performansına bakınca tek dinamik olmasa da fiyatlamalarda en belirleyici faktörlerden birinin dış kaynağa ulaşabilme hikayesi olduğunu görüyoruz.



2020 türkiye ekonomisi



 İyimserliğin sürmesi için öncelikle anlaşmanın veya anlaşmaların ne kadar büyük olduğu önemli olacak haberlerde 3 milyar dolar gibi rakamlar da telafuz ediliyor 20 milyar dolar da... Arada çok ciddi fark mevcut, bunun dışında belki daha önemli olacak faktör anlaşmaların vadesi olabilir. Bir aylık vade ile 10 milyar kaynak bulunması ile 6 aylık vade ile 5 milyar bulunması arasında tercih yapılırsa ikinci senaryo çok daha makul bir senaryo olabilir.

 TCMB'nin anlaşma yapabileceği ülkelere bakınca en başta akla gelen ilk ülke Amerika idi fakat biz FED'in swap kanalı kurmak için önem verdiği özelliklere sahip değiliz; ABD dünyanın en büyük ekonomisi olsa da ABD-Türkiye ticaret hacmi önemli bir büyüklüğe sahip değil. Bunun dışında FED, elinde ABD varlığı olan ülkelere çeşitli kanallarla ellerindeki varlıkları satıp sorunu daha karmaşık hale getirmemeleri amacıyla likidite sağlamaktadır ama bizde Abd Tahvilleri de son yıllarda önemsenmeyecek seviyelere geriledi o yüzden akla ilk gelen ve tercihen en olumlu olabilecek (Yükümlülükler dolar cinsi !) swap anlaşması şimdiye kadar olmadı ve haberler olabilme ihtimalinin zayıf olduğunu gösteriyor. 

2020 Türkiye ekonomisi




 ECB ile Türkiye'nin swap anlaşması yapması da makul senaryoydu çünkü Türkiye, Avrupa ekonomisinin bir parçasıdır ve olumsuz senaryoyu düşünürsek Türkiye ekonomisinde sorunlar çok daha ciddi şekilde derinleşirse bunun Avrupa'ya da yansıması olacaktır ama Avrupa'da mekanizmalar o kadar yavaş çalışıyor ki Türkiye için bir karar verme çabası ortaya çıkarsa karar alınana kadar küresel kriz sona erebilir.

17 Mayıs 2020 Pazar

Döviz Tevdiat Hesapları

  Döviz tevdiat hesaplarındaki para miktarı bu hafta 194.3 milyar dolara düşmüş. ( 8 Mayıs ) Geçtiğimiz hafta (1 Mayıs ) döviz tevdiat hesaplarındaki döviz miktarı 194.6 milyar dolar seviyesindeydi. Geçen sene (Mayıs 2019)  döviz tevdiat hesaplarındaki döviz miktarı 183 milyar dolardı.


Döviz Tevdiat Hesapları(Aylara Göre)

8 mayıs 2020- 194.3 milyar dolar

Nisan 2020 195.2 milyar dolar
Mart 2020 - 197.4 milyar dolar
Şubat 2020 - 199.8 milyar dolar
Ocak 2020- 194.6 milyar dolar
Aralık 2019- 194 milyar dolar
Kasım 2019- 195 milyar dolar
Ekim 2019-194 milyar dolar
Eylül 2019-193 milyar dolar
Ağustos 2019-189 milyar dolar
Temmuz 2019-187 milyar dolar
Haziran 2019- 186 milyar dolar
Mayıs 2019-183 milyar dolar
Nisan 2019-180 milyar dolar
Mart 2019-182 milyar dolar
Şubat 2019-170 milyar dolar
Ocak 2019-166 milyar dolar
Aralık 2018-161 milyar dolar
Kasım 2018-158 milyar dolar
Ekim 2018-154 milyar dolar
Eylül 2018-154 milyar dolar



döviz tevdiat hesapları ocak 2020
Döviz tevdiat hesapları Ocak 2020

11 Mayıs 2020 Pazartesi

Negatif faiz nedir

ABD Merkez Bankası FED'in negatif faiz uygulaması ihtimali dillendirilmeye başladı. Geçtiğimiz günlerde piyasalarda Fed'in faizlerinin negatife düşmesi fiyatlanmıştı; J.P. Morgan gibi kurumlar durumun teknik sebeplerle ortaya çıktığını ifade etse de negatif faizin adı bile piyasaları etkilemeye yetti. Haberler şu an spekülatif olsa da bundan 10 sen önce bile anomali olarak yorumlanan negatif faiz politikaları günümüzde sıradan karşılanabiliyor. Negatif faiz uygulamalarının geçmişine bakarsak bunun ilk örneğini sürekli olarak değerlenen para birimi ile başı dertte olan ( Günümüzde de devam etmektedir.) İsviçre'de görüyoruz ama ekonomiyi desteklemek için negatif faiz uygulaması ilk doksanlı yılların başında başlayan resesyonu bir türlü sonlandırmayı başaramayan Japonya ortaya çıktı. Japon tecrübesi bize negatif faiz politikasının faydadan çok zarar getirdiğini göstermişti; 2008 krizi sonrası Avrupa'da da negatif faiz politikaları bir gün sona erdirilmek vaadi ile benimsendi ama Japon tecrübesinin çok benzer şekilde ECB'nin negatif faiz politikası Avrupa için olumlu değil olumsuz oldu ve yine benzer şekilde benimsenen politika işe yaramadığı halde sonlandırmak mümkün olmadı.(Japonyalaşma/Japanification) 2008'de piyasayı desteklemek için FED'in attığı adımların da etkisi (Gölge faiz) faizlerin %0'ın çok altına gitmesine eş değerdi ama Abd'de negatif faiz görmemiştik, şimdi de Abd için negatif faiz konuşuluyor.

Negatif faiz nedir


 Negatif faiz günümüzde çok sınırlı istisnalar dışında merkez bankalarının bankalara uyguladıkları faiz oranlarının negatif seviyeye düşürülmesidir yani bankalar merkez bankasına yatırdıkları para için faiz almaz hatta üstüne para öderler. Negatif faizin faydaları;


  • Negatif faiz oranları ile Bankaların merkez bankasındaki paraları durduğu yerde değer kaybettiği için bankaların daha çok kredi vermesi ve mevduatların cazibesini düşürmesi ( sermaye sahiplerini tasarrufa değil; tüketim, yatırıma yönlendirmesi) beklenir.
  • Negatif faiz oranları yerel para birimini olumsuz etkiler ve muhtemel değer kayıpları para biriminin rekabet gücünü artırır.
  • Negatif faizler negatif yönde sıfırdan uzaklaştıkça bankalar için faizleri daha da düşürebilecekleri alan açılır.

negatif faiz nedir


 Negatif faizin zararlarına gelince;

10 Mayıs 2020 Pazar

KARŞILIKSIZ PARA BASMAK

Karşılıksız para basmak ne demek


 Merkez Bankası para basmalı mı sorusu son günlerde ekonomi gündeminin en önemli mevzusu haline geldi. Merkez Bankası para basması konusuna girmeden bazı konulara değinmek gerekiyor; öncelikle toplumda yaygın şekilde halen para basmanın altın karşılığı olması gerektiğine dair bir inanç var ya da sadece rezerv para birimi sahibi ülkelerin karşılıksız para basmak hakkına sahip olduğuna dair hatalı bir inanç var. Bunlar yanlıştır, bu makalenin hemen altında bu konu ile ilgili bir makale var okumaya oradan başlayabilirsiniz.

 Bunun dışında senenin belli dönemlerinde piyasaya yoğun miktarda yeni nakit para sürülmesi her sene Merkez Bankası gizliden para mı basıyor komplo teorilerini beraberinde getirir; gerçekte ise Merkez Bankası gizliden para basıyor olsa bunu gerçekleştireceği en son yol piyasaya nakit para sürmek olur ! Her sene genelde bayram önceleri insanların fiziksel banknotlara ihtiyacı arttığı için Merkez Bankası piyasanın talebini karşılar, Merkez Bankası'nın para arzı içinde bizim gündelik hayatta kullandığımız fiziksel banknotların ağırlı son derece azdır. Güncel duruma gelince alınan önlemler sebebiyle (ATM'lerin nakit verme limitinin artması, bankalardaki aktivitelerin yavaşlatılması vs.) fiziksel banknot ihtiyacının artmış olması son derece olasıdır, bu sebeple de normal zamanlara göre çok daha fazla temiz banknot görüyoruz.  Bu konuyu da benzer konularla beraber linke havale edeyim. (Merkez Bankası gizlice banknot basabilir mi

 Girişe son olarak şunu da ekleyeyim; Merkez Bankası'nın para arzı (Ben yazıyı gereksiz ayrıntılar ile uzatmamak için para arzı tanımlarına girmeyeceğim.) doğal bir ivme ile zaten sürekli olarak artmaktadır veya artması gerekir diyebiliriz. 

karşılıksız para basmak ne demek
M3 para arzı



Merkez Bankası'nın para arzı ekonomik büyümeye paralel bir artış sergilemezse bu durum ekonomik aktiviteyi olumsuz etkiler. Çok basit bir özetle açıklamak gerekirse yaygın olarak kullanılan karşılıksız para basmak aslında şudur; Türkiye'de 100 ekmek üretiliyorsa piyasada 100 lira olmalıdır diyelim, bir sonraki sene 105 ekmek üretiyorsak piyasadaki para da yaklaşık 5 artmalıdır ki dengelenme olsun. Bunun altında bir para arzı artışı ekonomik aktiviteyi sekteye uğratır.(Arz-Talep olur ama likidite problemi sebebiyle üretim istenen seviyede tüketiciye ulaşamaz.) Bu mantığın dışında para arzı artışı ise muhtemelen enflasyon üretir.

9 Mayıs 2020 Cumartesi

Para arzı nedir

 En basit tanımıyla para arzı ekonomik döngüde dolaşan paradır. ''M'' harfi ile gösterilir. Para arzı ekonomideki en temel unsurdur. Para arzı birkaç farklı şekilde ölçülür.


Para arzı tanımları


1- Dar para arzı


M0 para arzı


 Piyasadaki kağıt ve madeni paraların toplamından bankaların kasalarındaki paranın düşülmesi ile ortaya çıkan miktarı ifade eder.  Para arzı ile ilgili yanlış algıların merkezindeki kavramdır diyebiliriz. Merkez Bankası ''Gizlice'' para basıyor gibi iddialar hep dolaşımdaki paraların yeni veya çok olması ile temellendirilir. Basitçe açıklamak gerekirse;

  • Para arzında  (Sadece Türkiye değil, dünyada da aynı) dolaşımdaki paranın ağırlığı son derece azdır. Mesela Şu an dolaşımdaki para arzı (Banknot+madeni para- bankalardaki nakit) 200 milyar TL iken M1 para arzı ~1 trilyon lira, M3 para arzı ~3 trilyon liradır.
  • Merkez bankaları için para üretmek bir tuşla gerçekleştirilen bir işlemdir; bir merkez bankası şaibeli bir iş yapacaksa (Teknik olarak çok gereksiz ve zor.) banknot üretmek tercih etmesi en az mantıklı olandır.

 Merkez Bankası zaman zaman dolaşımdaki parayı gerçekten de anormal seviyede artırır ki gerekli olan budur. Özellikle bayram önceleri, uzun tatil önceleri ve benzeri dönemlerde banknotlara olan ihtiyaç artar ve bunu da karşılamak merkez bankaların sorumluluğudur. Bazen de konu tam tersi şekilde ele alınır; konuya hakim olmayan insanlar bankalarda paramızın karşılığı olmadığını çok riskli bir durum olarak ifade eder ama gerçekte ise bankalardaki para kasada banknot olarak bizi bekliyor olsa bu bankanın sağlığı açısından çok daha riskli bir durumu işaret eder. İnsanlar bankalardaki paralarını banknot olarak isterlerse bunu temin etmek Merkez Bankası'nın görevidir.


Emisyon Hacmindeki değişiklikler


 Emisyon hacmi Merkez Bankası tarafından piyasaya sağlanan banknotların toplam tutarıdır.

para arzı nedir
Dolaşımdaki para


 Üstteki grafikteki çıkıntılar genelde bayram öncelerini işaret eder; daha kısa süreli grafiklerde maaş günleri benzer hareketlilikler görülür. Genelde yaz ayları ve Şubat ayında emisyon hacmi artar yine Cuma günleri emisyon hacmi artar.

7 Mayıs 2020 Perşembe

Türkiye'nin kredi notu ne demektir

 S&P, Türkiye'nin kredi notunu  uzun vadeli döviz cinsi B+, Uzun vadeli yerel para cinsi kredi notunu ise BB- olarak teyit etti ve görünümü durağan olarak belirtti. Son durumda S&P'nin notu Moody's'in notuyla aynı seviyede iken Fitch'in notu diğer iki kuruluşun bir  kademe üstündedir. 

 Normal şartlar altında yakın zamanda Türkiye'nin kredi notu artabileceği konuşulmaya başlamışken kredi notlarının teyit edilmesi çok olumlu değil ama bütün dünyada kredi notları düşerken bizde sabit kalması olumlu yorumlanabilir ki S&P, Türkiye'ye karşı en olumsuz kredi derecelendirme kuruluşudur diyebiliriz.


 Kredi derecelendirme kuruluşları nedir? Ne Yaparlar?


 Kredi derecelendirme kuruluşları ülkelerin, şirketlerin, kurumların yükümlülüklerini zamanında ve tam olarak yerine getirip getiremeyeceğini değerlendiren kuruluşlardır; dünyada onlarca kredi derecelendirme kuruluşu vardır ama bunlardan Fitch, S&P ve Moody's ise diğerlerine göre daha fazla itibar görürler. Her kurum değerlendirmesini kendi hesabına göre yapar. Kredi derecelendirme kuruluşları gerçekleştirdikleri değerlendirmeler sebebiyle piyasaya çok güçlü şekilde etki edebiliyor olsalar da bir denetlenme mekanizmasına bağlı değillerdir.

6 Mayıs 2020 Çarşamba

Petrol fiyatları ne olacak

Petrol fiyatları


Dün Brent petrol %13,86 artışla aylardan beri en büyük yükselişini yaşadı (Temmuz kontratları) yine bizi yakından ilgilendirmiyor olsa da WTI'da değer artışı %20,45 oldu. (Haziran) Brent petrol bugün de 30 dolar seviyesinin üstünde kalabilirken WTI 25 dolar seviyelerinde tutunuyor.

 Normal şartlar altında petroldeki artışlardan faydalanmak isteyecek yatırımcıların satmak için aklına gelebilecek ilk varlıklardan biri Türk varlıkları olabilir ki bu yönde yorumlarda görüyoruz ama şu an petrol fiyatlarına yüklenen anlamdan dolayı petroldeki artışın bizi olumsuz etkilemesi son derece sınırlıdır hatta pozitif bile etkileyebilir. Petrol fiyatları şu an reel sektörde iyileşmelerin takip edildiği bir veri olmakla beraber finansal piyasaların ne kadar sağlıklı kalabileceği hakkında da fikir veriyor çünkü mevcut koşullar büyük iflaslara yol açacaksa ilk olumsuz haberlerin enerji sektöründen gelmesi mümkün görünüyor ki bu sorunun sonra daha genel bir soruna dönüşmesi de mümkün yani toparlayacak olursak petrol fiyatları artık risk iştahını doğrudan etkileyen bir dinamiğe dönüşmüş durumda ki normal şartlar altında ekonomiler zayıflarken petrol fiyatlarındaki artışları olumlu yorumlamak çok makul olmazdı ama petroldeki artışın borsalardan altına her türlü varlığı olumlu etkileyebildiği bir dönemdeyiz.


 Öncelikle petrol fiyatları neden daha pozitif sorusuna cevap vermeye çalışırsak dünyanın birçok yerinde kısıtlamalar sona eriyor; insanlar evlerinden çıkamadıkları müddetçe petrolün ucuzlamasının bir talep tetiklemesi çok mümkün değildi, bunun yanında OPEC+ ülkelerinin geçtiğimiz ay aldığı tarihi arz kısıntısı Mayıs ayı ile birlikte başladı.

BDKK Yabancılara Türk Lirası Likiditesini Kısıtlaması

 BDDK, bankaların yurt dışı yerleşiklerle Vadede TL alım işlemleri limitini daha önce aşama aşama azaltmıştı. En son öz kaynakların %1'i olan limit %0,5 düşürüldü. Benzer şekilde bütün TL plasmanlar ( kredi,depo,repo vs.) öz kaynakların %0,5'i ile sınırlandı.



BDDK neden yabancılar Türk Lirasına ulaşmasını engelliyor


 Türk Lirasının üzerinde yüksek dış borçluluk, zayıf döviz rezervi kaynaklı baskı mevcuttur fakat bu doğal baskının dışında geçmişte Türk Lirasının çok fazla değer kaybetmesinde spekülatörlerin de önemli katkısı vardı ve 2018 yazından başlamak üzere alınan önlemlerle bu faktör bazı olumsuz etkilere de yol açması pahasına zayıflatıldı.


 Bizim kur olarak takip ettiğimiz rakamlar aslında piyasadaki Türk Lirası-Döviz arz talep dengesini ifade eder ve Merkez Bankası'nın görevlerinden biri bu dengeyi yönetmektir. Piyasada dövize olan talep artınca doğal olarak Türk Lirası değer kaybeder ve piyasanın ihtiyaç duyduğu dövizi sağlayacak son merci Merkez Bankası'dır. Merkez Bankası bir taraftan piyasanın döviz talebini karşılar iken diğer yandan Merkez Bankası'nın döviz rezervindeki değişiklikler de kendi başına piyasadaki döviz talebini etkileyen önemli bir faktördür daha açık ifadeyle Merkez Bankası piyasanın döviz talebini karşılar iken rezervlerini ciddi şekilde zayıflatırsa bu durumun dövize talebi daha da artırması ve bir kısır döngü oluşturması beklenir yani Merkez Bankası  piyasanın döviz talebini karşılarken  döviz rezervini de çok fazla zayıflatmamalıdır.

5 Mayıs 2020 Salı

Reel efektif döviz kuru endeksi ne demektir

Reel efektif döviz kuru nedir


 Dolar Endeksi psikolojik 100 eşiğini aşarak yakın tarih için rekor seviyelere yükseldi. Doların gerçek değeri için nasıl DXY takip edilirse Türk Lirasının reel değeri için reel efektif döviz kuru endeksi takip edilir. Reel efektif döviz kurunu Türk Lirası endeksi olarak kabul edebiliriz.

 Basitçe ifade etmek gerekirse reel efektif döviz kuru bize Türk Lirasının belli para birimlerine göre gerçek değerini ifade eder örnekle açıklamak gerekirse biz Türk Lirasının değerini ifade ederken genelde Türk Lirasının dolara karşı nominal değerini kıstas alıyoruz ama bu çok doğru bir değerlendirme değil çünkü belirttiğim gibi dolar da sabit bir değer değil. Mesela bu yazı yazılırken dolar endeksi 103'ün üzerindeydi ve son bir yılda dolar endeksindeki oynaklık %10 civarında. (94.6-103.8) Yani dolar mı değerleniyor yoksa TL mi değer kaybediyor sorusunun cevabı sürekli olarak değişir ki bu sadece bir döviz kuru ! Türk lirasının etkileşim halinde olduğu onlarca para birimi var.


Toksik Varlık nedir

 Dün CLO'ların sorun oluşturma potansiyeli arttığına dair bir yazı yazmıştım. (CLO'lar 2020 krizinin fenomeni olabilirler mi) Ben yazıda CLO'lar özelinde ortaya çıkabilecek sorunlara değinmiştim. CLO'lar yeni toksik varlıklar olabilir mi tartışılır ama 2008 dönemine benzer hikayeler ile  bire bir aynısı olmasa da  2020'de de karşılaşma ihtimalimiz bulunmaktadır. Öncelikle toksik varlık neydi hatırlamakta fayda var.


Toksik Varlık nedir


 Toksik varlık ya da sorunlu varlık (Troubled Asset) 2008'de piyasası ölmüş ve bankaların bilançolarında kalmış varlıklara verilen isimdir. 2008'de Abd'de yakın zamana kadar AAA notuna sahip CDO'ların (CDO'lar başlı başına bir makale konusu fakat medyada fazlasıyla yer buldukları için çoğu insan tarafından biliniyor, yazının sonunda biraz daha ayrıntılı bilgi bulabileceğiniz bir link mevcut.) bazıları hızla iflasa sürüklenince piyasası ölmüş varlıklara döndüler çünkü örneğin kağıt üzerinde 100 milyar dolar değerinde olan bu varlıkların gerçek piyasa değeri (Aslında kimse bilemiyordu çünkü piyasa ölmüştü.) 10 milyar dolar gibi bir rakamdı ve bu varlıkların piyasa değerinden satılması durumunda bankaların bilançolarında birden bire kara delik ortaya çıkıyordu,  bankalar bu boşluğu kapatamayacağı için böyle bir satış gerçekleştirmiyordu yani kağıt üzerinde varlığını sürdüren gerçekte ise zombiye dönüşmüş bankalar diye bir anomali ortaya çıkmıştı. Bu bankaların varlıklarını sürdürmesi için Abd'de devlet müdahale etti, bazıları belki de ibret olsun diye iflasa terk edildi. (Lehman Brothers)