30 Haziran 2020 Salı

2020 Turizm Krizi

 Avrupa Birliği bugün Coronavirüs salgını sebebiyle seyahat uyarısında bulunduğu ülkelerin listesini güncelleyecek. Seyehat uyarısı olan ülkelere ziyaret durumunda dönüşte karantina ve benzeri süreçler yaşanması, seyahat sigortaları konusunda çıkarılan zorluklar ve benzeri zorluklar sebebiyle listede olan ülkeleri ziyaret etmek Avrupalı turistler için son derece dezavantajlı ve kuvvetle muhtemel tercih edilmeyecek. Avrupa Birliği seyahat uyarılarını kaldırmayı gündeme almak için son iki haftadaki yeni vaka sayısının nüfusa oranını değerlendirdiği ve buna göre karar alındığı ifade ediliyor. Avrupa'da son iki haftada yeni vakalanın nüfusa oranı 100 binde 16 iken bu rakam bizde 100 binde 22. Türkiye'ye gelir olarak kaliteli turistler Avrupa'dan gelmesi sebebiyle Avrupa'nın Türkiye'ye yönelik uyarıyı kaldırması son derece önemli ve bu konuda gerçekten karar istatistiklere göre alınıyorsa Türkiye kritik bir yerde ama realist bakmak gerekirse bu dönemde Avrupa'nın vatandaşlarına seyahat etme konusunda zorluk çıkarmasını sadece sağlık gerekçesine bağlamak zor.


2020 Turizm Krizi


 Turizm sektörü dünyada yıllık %3-5 büyüyen bir sektör yine yabancı turist sayısı dünyada sektörün büyümesine paralel artar; geçmişteki krizlerde sektördeki daralma çok sınırlı olmuşken 2020'de sektör tarihi bir darbe yiyecek beklentisi çok güçlü. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) beklentilerine göre bu sene dünyada yabancı turist sayısı %60-80 azalabilir. 2020'nin ilk çeyreğinde şimdiden yabancı turist sayısı %22 azalmış.( Pandeminin etkisi ilk çeyreğin sonlarında hissedilmeye başladı.) Mart ayında dünyada yabancı turist sayısı 67 milyon azalırken 80 milyar dolarlık gelir kaybı ortaya çıkmış.

2020 türkiye turizm krizi
2020 ve 2019 yılları arasında Ocak-Mart arası kıtalara göre yabancı turist sayısında değişim (Yüzdelik)

29 Haziran 2020 Pazartesi

Facebook Boykotu

 Facebook boykotu büyüyor. Geçtiğimiz Cuma, dünyaca ünlü kişisel ürün markası Unilever'in Facebook boykotuna katılıp yıl sonuna kadar Facebook'a reklam vermeyeceğini açıklaması sonrası Facebook hisseleri günü %8 civarında değer kaybederek tamamladı. Yine Coca-Cola stratejik bir kararla (Facebook ve dolaylı olarak Cumhuriyetçileri karşısına almayarak) bir ay boyunca Facebook-İnstagram-Twitter gibi sosyal medya araçlarına reklam vermeyeceğini ve şirketlerin yayın politikasını yeniden değerlendirerek daha sonra karara varacağını açıkladı. Starbucks, Verizon gibi onlarca global şirket Facebook Boykotuna destek veriyor.

 Facebook boykotu sebebiyle Facebook hisselerindeki değer kaybı 60 milyar dolara yaklaşırken Marc Zuckenberg'in kişisel serveti 8 milyar dolardan fazla eridi.

facebook boycott


28 Haziran 2020 Pazar

Altın fiyatları ne olur

İçinde bulunduğumuz 2020 ekonomik krizinde en fazla sorulan sorulardan biri de altın fiyatları ne olur sorusu oluyor. Altın içinde bulunduğumuz krizde aslında iyi prim de yaptı, sene başından beri altının yaptığı prim %16 civarında ama 2008 tecrübesi sebebiyle yatırımcıların altından umduğu getiri beklentisi bu rakamların çok çok üzerinde. Daha önce altının neden 2008'deki gibi bir performans sergilemediği ile alakalı bir yazı yazmıştım, o yazı bu makalenin altında öncelikle onu okuyabilirsiniz bu yazı da altının yakın zamandaki performansını neden devam ettirmediği ile alakalı.

 Altın içinde bulunduğumuz 2020 Krizi öncesinde bile iyi performans göstermeye başlamıştı. 2019 yılında altının yaptığı prim %15 civarında; 2020 yılında altının şimdiden %15 civarında prim göstermesi olumlu ama aşırı artan riskler, küresel para arzının uçuşa geçmesi ve benzeri altını pozitif etkilemesi gereken birçok faktöre rağmen altın fiyatlarındaki %15'lik artış yatırımcısını çok da memnun etmiyor. Bu durum neden yaşanıyor sorusunun cevabı ise fiziksel altın alımlarında. 

Paper gold nedir



  Altın yatırımını iki ana başlığa ayırabiliriz; ekonomilerdeki gelişmeler altın fiyatları ile etkileşim içindedir bu yüzden yatırımcılar fiziksel karşılığını almaya eğilimi olmasa da sürekli olarak altın kontratları alıp satarlar. Buna finansal piyasalarda paper gold/ kağıt altın deniyor. Altındaki spekülatif beklentileri daha fazla ifade eden yatırım şekli budur. Altın ETF'lerine giriş 2020'nin henüz 5. ayında tarihi rekor kırdı bile.

altın fiyatları yükselecek mi

 Altın ETF'leri büyük rağbet olsa da fiziksel altın tarafında ise aynı hikaye şimdilik yok. (Değişiklik olabilir.) İfade ettiğim gibi altına dair beklentileri daha çok kağıt altın ifade eder ama fiziksel altın da sadece sanayide, takı/mücevherat sektöründe kullanılmaz, başta merkez bankaları olmak üzere yatırımcılar altındaki beklentilerini bazen fiziksel altın talebiyle de ifade ederler.(Örneğin küçük yatırımcıların külçe talebi altındaki beklentilerin çok daha güçlü pozitif olduğunu ifade edebilir.)

Enron Skandalı

 Bugünlerde medyada yer bulan Wirecard skandalı büyük ihtimal yakın dönemin en büyük skandallarından biri olarak tarihe geçecek ama borsaya açık bir şirketin bilançosunda manipülasyon deyince akla gelen ilk olay ünlü ''Enron Skandalı'' dır. 2001 yılının sonuna doğru 2000 yılında ABD'nin en büyük 7. şirketi olan ve yıllık 100 milyar dolardan fazla geliri olan Enron iflasını açıklamıştı. Enron skandalının en önemli sebeplerinden biri olarak o zaman çok farklı olan ABD ve Avrupa muhasebe standartları arasındaki fark gösterilmişti ama Avrupa'da da benzer bir skandalın ortaya çıkmış olması garip yine her iki skandalın da inovasyon konusunda ön plana çıkmış şirketlerde ortaya çıkması ayrıca ilginç... Enron da döneminde seneler boyunca ABD'nin en inovatif şirketi olarak anılıyordu.



enron skandalı nedir


Enron Skandalı nedir


Wirecard Skandalı

 Almanya son yılların en büyük ekonomik skandalı ile çalkalanıyor. Almanya'da inovasyon deyince akla gelen ilk şirketlerden biri olan ve DAX 30'da yer alan Wirecard büyük bir skandala konu oldu. Şirket Almanya'nın ''Sadece'' mühendislik konusunda çok ileri olduğu algısını da yıkıyordu. Dünyadaki en yenilikçi fintech firmalarından bir olan Wirecard'ın finansal açıdan yeniliği çok yanlış anlamış olduğu ortaya çıktı. Wirecard 6 bin çalışanıyla dünyada 7 bin şirkete pratik ödeme konusunda hizmet veriyordu ki sektörün birkaç sene içinde neredeyse iki kat büyümesi bekleniyor.

Geçmişte 200 euro civarında değer görmüş olan Wirecard hisseleri,  pandemi sebebiyle bütün dünyada teknoloji hisseleri muhteşem kazançlar elde ederken Wirecard skandalı Financial Times'ın radarına düştüğü için baskı altındaydı. (Skandalın ortaya çıkarılmasında Financial Times'ın büyük katkısı var.) Şirketin değeri İki hafta önce 80-100 euro civarlarına kadar gerilemişti. Wirecard skandalının iddia olmadığı ortaya çıkması ile şirketin hisse değeri 1 euro civarına kadar geriledi. Yakın geçmişte 15-20 milyar euro değeri olan şirket şu an iflas başvurusunda bulunmuş durumda ve şirketin piyasa değeri iki haftada 200 milyon euro seviyesine düştü.



wirecard skandalı nedir



Wirecard skandalı nedir


 Geçtiğimiz hafta Wirecard'ın CEO'usun istifasından birkaç saat sonra Moody's'in firmanın notunu Junk (Çöp) seviyesine düşürmüştü, sebep olarak da şirketin finansal durumunun muhasebe düzensizlikleri sebebiyle teyit edilememesi gösterilmişti. Wirecard şirketinin mali denetiminde şirketin bilançosunda Filipinler'de bankalarda var görülen yaklaşık 2 milyar dolar paranın aslında hiç olmadığı ortaya çıkmış. Şirketin bilançosu incelendiğinde gelirin yarısı, karın ise %90'nı üç müşteri tarafından sağlanıyormuş ve üç müşterinin hiçbir ödemesi gerçekleşmemiş ve bu müşteriler aslında hiç yokmuş. Şirketin yatırımcı çekebilmek için hayali müşteriler ve gelir ürettiği iddia ediliyor. Basitçe ifade etmek gerekirse şirketin bazı yöneticileri olmayan gelirler üretip bu gelirleri Filipinler'de bankalara aktarıldığını bilançolarında iddia ediyorlar böylece şirketin bilançosu iyileşip değeri artıyorken bu hisselerin değeri ile şirket yaptıkları işlemin maliyetlerinden kurtuluyor.( Vergi vs.)

 Enron'dan sonra 21 yüzyılın en büyük borsa skandalına şahitlik ediyoruz ki skandal bunun benzeri rezaletlerin olup olmadığını sorgulatıyor. En azından şirketlerin yurt dışı hesaplar bu olaydan sonra çok daha yakından takip edilecek diyebiliriz.

Ekleme: Enron skandalı



Twitter adresim Yusuf Yüksel 

26 Haziran 2020 Cuma

George Floyd protestoları ve Abd'de gelir adaletsizliği

 Dünya büyük bir kriz içindeyken ABD'de polis tarafında öldürülen George Floyd protestoları devam ediyor. Tansiyon bir miktar düşmüş olsa da ABD'de George Floyd protestoları neredeyse ayını doldurdu. George Floyd cinayeti gerçekten insanları harekete geçirecek kadar rahatsız edici, ne yazık ki bu olay ABD'de ilk defa yaşanmıyor ama verilen tepkinin büyüklüğü göz önünde bulundurulunca bu protestolarda tepkinin sadece ırkçılığa karşı olmadığını ifade edebiliriz; aslında Amerikan halkındaki huzursuzluk uzun zamandan beri tuhaf tercihlerle kendini gösteriyor. (Şurada ayrıntılı yazmıştım) Toplumdaki hoşnutsuzluk milyonlarca insanın işsiz kalması sebebiyle yükselmişken bunun üstüne en mağdur kesimden bir insanın acı bir cinayete kurban gitmesi toplumu ateşledi.

 Şu an yaşanan krizin daha da derinleşmemesi için onlarca karar alınıyor ama bu kararların sağladığı fayda olması gerekenin tam aksine üst gelir grubuna daha fazla katkı sağlıyor. Klasik yöntemlerin işlerliğini kaybettiği bu dönemde FED/ ABD yönetimi efektif şekilde ekonomiyi destekleyecek kanallar ararken alt gelir grubunu destekleyecek destekleri değerlendirmiyorlar. Kapitalizm'in gereği budur diyenler olacaktır ama ABD zenginlere karşı da aynı şekilde kapitalist yaklaşmıyor. Örnekle açıklayayım.

 Geçenlerde Cumhuriyetçi senatörlerden biri ABD'de turizm sektörünün yaşadığı sorunlar sebebiyle her Amerikalı vergi mükellefine 4.000 dolar ve bunların çocuklarına 500 dolarlık tatilde kullanılmak amacıyla hibe yapılmasını dile getirdi. Bu öyle popülist bir açıklama da değil, senatör bu paranın gerçekten turizm sektörüne akması için gerekli çalışmaları da ayrıntılı olarak gerçekleştirmiş. Birkaç ay önceye kadar  Bernie Sanders'a ''Kızıl Bernie'' diyen Cumhuriyetçiler onun fikirlerini uygulamaya geçirmiş olmaları bir yana sosyalist değil doğrudan komünist ülkelerin uygulamalarını bile teklif edecek noktaya gelmeleri çok ilgi çekici ama Turizm sektörü için 400 milyar dolarlık hibeyi çekinmeden ifade edebilen yöneticilerin alt gelir grubunun sıkıntılarını görmemesi son derece rahatsız edici.

25 Haziran 2020 Perşembe

MSCI'ın Türkiye açıklaması

 MSCI dün Türkiye'nin MSCI gelişmekte olan ülkeler endeksinden çıkarılabileceğini ve Borsa İstanbul'un farklı bir endekse eklenebileceğine dair bir açıklama yaptı.

  Öncelikle MSCI, Morgan Stanley'e bağlı bir kuruluş ve birçok endeksi yaygın bir şekilde karşılaştırmalarda ölçüt olarak kullanılıyor. Son derece saygın bir kurum, şirketlerin MSCI endekslerinde yer bulması şirkete yatırımcılar nezdinde ekstra prestij sağlıyor. MSCI, başta açığa satış yasağının sürdürülüyor olması (Geçtiğimiz aylarda dünyada birçok ülkede açığa satış yasağı kararı alınmıştı ama bu uygulamayı sürdüren pek fazla ülke kalmadı.) olmak üzere bazı sorunlar sebebiyle Türkiye'nin MSCI gelişmekte olan ülkeler endeksinden çıkarılması sürecinin başlatılabileceğini belirtti ama bu süreç başlasa bile uzun süreceğinden ve bu süreçte sorunlar büyük ihtimal çözüm bulacağından Türkiye'nin MSCI gelişmekte olan ülkeler endeksinden çıkarılmasına pek ihtimal verilmiyor zaten haber sonrası borsada da haber ile bağ kurulabilecek bir fiyatlama olmadı.

 En kötü senaryoda Türkiye'nin MSCI gelişmekte olan ülkeler endeksinden çıkarılsa ne olur sorusuna cevap vermek gerekirse bu fon aracılığıyla Borsa İstanbul'a 2 milyar dolar civarında bir yatırım gelmiş (dolaylı olarak gelenler dahil) bu paranın Türkiye'den çıkması beklenir, öte yandan Türkiye'nin gireceği diğer endeks sebebiyle ise 1 milyar dolar civarında bir giriş olması beklenir yani en kötü senaryoda Türkiye MSCI gelişmekte olan ülkeler endeksinden çıkarılırsa bunun Türkiye'den kabaca 1 milyar dolarlık bir sermaye çıkışına sebep olması beklenir ki önemli bir çıkışın yaşandığı herhangi bir haftada bu miktarda bir çıkış görülebilir. Özetle bu durum Borsa İstanbul açısından çok da önemli bir gelişme değildir.

24 Haziran 2020 Çarşamba

25 Haziran 2020 PPK toplantısı

 Yarın Merkez Bankası PPK toplantısı gerçekleşecek. Piyasa beklentisi TCMB'nin politika faizini %8.25'ten %8 veya 7.75'e düşürmesi; TCMB'nin bu toplantıyı pas geçmesini beklendiğini ifade etmiş olan birçok kurum da mevcut ama zaten hali hazırda TCMB ağırlıklı ortalama fonlaması %7,5 seviyelerinde o yüzden TCMB'nin bu toplantıyı pas geçmesi bana sürpriz olur.



25 haziran 2020 para politikası toplantısı

 Merkez Bankası yıl sonunda %7 civarında enflasyon beklendiğini işaret etmişti. ( Yukarı yönlü risklerin de arttığını belirtmişti.) TCMB beklenti anketinde enflasyon beklentisi %9 civarında iken mevcut enflasyon %11'dir. Mevduatlardaki %15'lik stopajı da değerlendirince iyimser senaryolarda bile TCMB negatif reel faiz vaat ediyor veya çok az bir alanı var. Emsal ülkelere baktığımızda birçok ülkede faizler tarihi diplerde ve emsal ülkelerde de faiz indirimi eğilimi devam ediyor ama Türkiye'nin risk algısı (CDS) benzer ülkelere göre daha yüksek iken reel faizi belirgin şekilde emsal ülkelere göre daha düşük.


25 haziran 2020 merkez bankası faiz kararı

17 Haziran 2020 Çarşamba

Borsa yorumları

  Geçtiğimiz haftanın son günü ve Pazartesi günü gerçekleşen satışlar sebebiyle borsalardaki iyimserlik sorgulanmaya başlamıştı ve son günlerde gelen haberler sebebiyle risk iştahının halen yüksek olup olmadığı tartışma konusu olsa da borsalardaki görünüm olumluya döndü. Pazartesi günü borsalardaki satışlar %2-3'lere ulaşmışken FED'ten gelen ''Özel sektör tahvillerini alıyoruz.'' mesajı ile ABD'de borsalar günü %1 civarında yukarıda kapatmıştı ve iyimserlik ilerleyen günlerde de devam etmişti. ABD'de yönetimin ekonomiyi desteklemek için 1 trilyon dolar büyüklüğünde altyapı yatırımı yapacağı haberi de mevcut olumlu görünümü destekledi.

 FED'in mesajından başlarsak bu mesaj sosyal medyada borsaları destekleme hatta manipüle etmek amaçlı olarak yorumlandı ama bu karar bugün değil aylar önce almıştı sorun FED'ten çok haberi yeni bir olaymış gibi sunan küresel medya ve bunu ekstra bir haber olarak yorumlayan yatırımcılarda. Konu dışı ama FED'in de iletişim politikasını takdir etmemek zor; özel sektör tahvili alma mesajı son örnek... FED uzun zamandan beri 1 adım atıp 10 adımlık etki oluşturmada son derece mahir.

FED neden özel sektör tahvili alıyor

 Öncelikle FED'in ikincil piyasadan özel sektör tahvili almasının hukuki temellerinde sorun olduğuna dair tartışmalar var ama FED'in özel sektör tahvili alma kararı mevcut krizde sorunları çözme konusunda net olumlu etkisi olan kararlardan biri. Basitçe ifade etmek gerekirse hatırlarsanız krizin başında FED sınırsız şekilde bilanço artırabileceğini(para basma) ifade etmişti, manşette önemli bir gelişme olarak görünen bu adımın aslında piyasa şartları üzerinde neredeyse hiçbir etkisi yok çünkü dünyada finansman şartları zaten anormal düşük seviyede ve paranın miktarı ile ilgili bir sorun yok fakat bu koşullar bile finansman ihtiyacını tamamen ortadan kaldırmıyor. FED'in makul şartlarda finansman sorununu çözemeyen kişi/kurumlara yönelik çözümleri piyasalar için çok daha faydalı kararlar ve tabii çok ciddi hatalara da sebebiyet verme potansiyeli var. 

 Örnekle açıklamak gerekirse geçmişten günümüze yatırımcıların ciddi rağbet gösterdiği hava yolu şirketleri son krizde ciddi zarar gördüler. Normal şartlar altında borçlanma konusunda sorun yaşamayacak birçok şirket mevcut şartlarda ya borçlanamaması ya da fahiş koşullarda borçlanması beklenirdi ama FED'in ikincil piyasadan tahvil alma kararı sonrası yatırımcılar şirketlere borç verirken kendilerini güvende hissedecekler, bu kararla hem şirketlerin mevcut koşullar sebebiyle ciddi zarar görmesi engellenmiş oldu hem de şirketlerin eski tahvillerinin değer kaybetmesi/ mevcut yatırımcıların zarar görmesi engellendi.(Piyasa korundu.) Yani alınan karar gerçekçi ve etkili bir çözüm ama FED'in oluşturduğu imkandan kimin nasıl yararlanacağı da ayrıca önemli bir ayrıntı ve son derece tartışmaya açık.

  FED'in attığı adım varlığını sürdürmesi gereken şirketleri koruyacak olması gibi varlığının faydadan çok zarar getirdiği, ekonomik verimliliği aşağı çeken ve böylece sorunların artışında rol sahibi olan şirketleri de (Zombi) koruyacağını ön görmek zor değil.(Doğrudan olmasa bile dolaylı olarak) Bunun dışında FED veya daha geniş çerçevede dünyadaki bütün ekonomi yönetimlerinin kaynağı en sonunda vatandaşlarıdır ve bu kaynakların bütün vatandaşların faydasına kullanıldığını söylemek zor.

en iyi borsa yorumları

11 Haziran 2020 Perşembe

Döviz Tevdiat Hesapları

  Döviz tevdiat hesaplarındaki para miktarı bu hafta 202.0 milyar dolara yükselmiş. ( 5 Haziran ) Geçtiğimiz hafta (29 Mayıs ) döviz tevdiat hesaplarındaki döviz miktarı 200.2 milyar dolar seviyesindeydi. Geçen sene (Haziran 2019)  döviz tevdiat hesaplarındaki döviz miktarı 186 milyar dolardı.


Döviz Tevdiat Hesapları(Aylara Göre)

5 Haziran 2020 -202.0 milyar dolar

Mayıs 2020 - 200.2 milyar dolar
Nisan 2020 - 195.2 milyar dolar
Mart 2020 - 197.4 milyar dolar
Şubat 2020 - 199.8 milyar dolar
Ocak 2020- 194.6 milyar dolar
Aralık 2019- 194 milyar dolar
Kasım 2019- 195 milyar dolar
Ekim 2019-194 milyar dolar
Eylül 2019-193 milyar dolar
Ağustos 2019-189 milyar dolar
Temmuz 2019-187 milyar dolar
Haziran 2019- 186 milyar dolar
Mayıs 2019-183 milyar dolar
Nisan 2019-180 milyar dolar
Mart 2019-182 milyar dolar
Şubat 2019-170 milyar dolar
Ocak 2019-166 milyar dolar
Aralık 2018-161 milyar dolar
Kasım 2018-158 milyar dolar
Ekim 2018-154 milyar dolar
Eylül 2018-154 milyar dolar



döviz tevdiat hesapları ocak 2020
Döviz tevdiat hesapları Ocak 2020

10 Haziran 2020 Çarşamba

KARŞILIKSIZ PARA BASMAK

Karşılık para basmanın toplumda karşılığı


Daha önce karşılıksız para basmak konusu ile ilgili bir yazı yazmıştım; yazı bu güncellemenin altındadır ve daha önce okumadıysanız karşılıksız para basmak nedir sorusu için öncelikle alttaki makaleyi okumanızı tavsiye ederim.

 Bu yazı merkez bankalarının çılgınca bilanço artırdıkları (Alelade ifadesiyle para bastıkları ) şu dönemde basılan paraların gerçekten karşılıksız olarak tanımlanıp tanımlanamayacağı ile alakalıdır. Son zamanlarda bütün büyük merkez bankalarının umarsızca bilanço artırdıklarına şahit oluyoruz. Geçmişe gidersek büyük merkez bankalarının lideri diyebileceğimiz FED 2008'den başlayıp  normalleşme iddiasını ortaya koyduğu 2018'e kadar bilançosunu yaklaşık 800 milyar dolardan 4,5 trilyon dolar seviyesine yükseltmişti daha sonra bunun bir miktar düzeltmesi amaçlanmıştı ama başarılamamıştı; 2020'de başarısız normalleşme sürecine Covid-19 salgını da eklenince FED 2008-2018 sürecinde bastığı paraya neredeyse eş tutarda bir miktar parayı sadece birkaç ayda tekrar piyasaya sürdü ve FED'in bilançosu (Bastığı para diyebiliriz.) 7 trilyon doları aştı.

karşılıksız para basma
Fed bilançosu

 Konuyu gereksiz ayrıntılara boğmak istemiyorum ama şunu eklemek gerekiyor; FED, büyük merkez bankaları arasında destek/teşvik konusunda en tutucu merkez bankasıdır yani diğer merkez bankaları çok daha abartılı bir süreç yaşıyor ya da yaşayacak diyebiliriz.

 Yine FED'e odaklanırsak önümüzde akıl almaz bir bilanço artışı var; biz bunu karşılıksız para basmak olarak tanımlıyoruz ama bu para ekonomik aktiviteyi ne kadar olumlu etkileyecek tartışılır biz Covid-19 salgını öncesi bile piyasada olması gerekenden trilyonlarca fazla likidite olduğu halde para kıtlığı yaşandığını görmüştük ( Eylül 2019 repo krizi) yani piyasada 343453533 trilyon para olsa bile bu para bir yerlerde sıkışıyorsa veya insanların ciddi bir para kullanma talebi yoksa bunun bir anlamı olmuyor. Bunu finansal piyasalar açısından değerlendirirsek yine benzer bir durum geçerli basılan paralar birilere gelir olmuyorsa bunun yatırımlara yansıması da sınırlı oluyor. 2011'de piyasadaki para çok daha az ama ''Hareketli'' iken altın başka faktörlerin de etkisiyle (Arzındaki hareketlilik sınırlı olduğu için sabit değer olarak kullanmaya elverişli) 1.900 dolar/onsa kadar yükselmişti yani piyasalara çok daha fazla para akmıştı diyebiliriz. Şimdi çok daha fazla likidite çok daha hızlı şekilde piyasalara sürüldüğü halde benzer bir sonuç doğurmuyor ki bunun sebebi bahsettiğim paranın sirkülasyonunun miktarsal artışa paralel olarak yavaşlamasıdır bu sebeple bahsettiğim sirkülasyon sorununa çözüm üretilmediği veya amaçlanmadığı müddetçe merkez bankalarının para basması/bilanço artırmasının istenen sonucu doğurması çok olası olmayacaktır.

karşılıksız para basmak ne demek


9 Haziran 2020 Salı

Robinhood Uygulaması nedir

 Robinhood uygulaması uzun zamandan beri başarılı bir fintech, start-up olarak anılıyor. Uygulama kullanıcılarına komisyonsuz ve alt limitsiz şekilde hisse senedi alıp satmayı sağlıyor. Robinhood uygulaması özellikle yeni neslin dikkatini çeken kripto paralar gibi yatırım araçlarının da kolayca alınıp satılmasına aracılık ediyor ve bu konsept ile uygulama kullanıcılarına eşsiz bir tasarruf imkanı sunarken dolaylı gelirler (Altın üyelik vs.) ve tutulan sermayenin değerlendirilmesi ile uygulama ciddi bir piyasa değerine ve gelire sahip oldu.

 Yatırımcılık açısından başarılı bir örnek olan Robinhood uygulaması yatırım dünyası açısından ise son zamanlarda tuhaflıklarla beraber anılmaya başladı. Uygulamanın sağladığı kolaylıklar yatırım yapma konusunda çok da meyilli olmayan birçok insanı piyasalara çekti ama bahettiğim bu yatırımcı profili özellikle son zamanlarda çok tuhaf tercihlerle dikkat çekiyor. Aralık 2019'da uygulamayı kullanan kişi sayısı 10 milyonu aşmıştı ki bu rakam sadece iki yıl önce 2 milyondu. Uygulamayı kullananların yarısı ilk defa yatırım yapıyor ve uygulamayı kullananların medyan yaşı 30 ! Son rakamları bilmiyoruz ama haberlere göre pandemi sürecinde insanlar uygulamaya çok çok daha fazla rağbet göstermiş.

robin hood uygulaması
Robin hood uygulaması



Dün borsaların göstergesi olan S&P 500 endeksi 2020 yılı kayıplarını geri alırken NASDAQ tarihi rekorunu geliştirdi. Dünyada büyük bir  kriz yaşanıyorken borsaların rekor kırması tabii ki ironik ama 2008 sonrası başlayan tuhaflıklar silsilesinin devamı ve bakış açısına göre aslında ''Yeni Normal.''