28 Haziran 2020 Pazar

Wirecard Skandalı

 Almanya son yılların en büyük ekonomik skandalı ile çalkalanıyor. Almanya'da inovasyon deyince akla gelen ilk şirketlerden biri olan ve DAX 30'da yer alan Wirecard büyük bir skandala konu oldu. Şirket Almanya'nın ''Sadece'' mühendislik konusunda çok ileri olduğu algısını da yıkıyordu. Dünyadaki en yenilikçi fintech firmalarından bir olan Wirecard'ın finansal açıdan yeniliği çok yanlış anlamış olduğu ortaya çıktı. Wirecard 6 bin çalışanıyla dünyada 7 bin şirkete pratik ödeme konusunda hizmet veriyordu ki sektörün birkaç sene içinde neredeyse iki kat büyümesi bekleniyor.

Geçmişte 200 euro civarında değer görmüş olan Wirecard hisseleri,  pandemi sebebiyle bütün dünyada teknoloji hisseleri muhteşem kazançlar elde ederken Wirecard skandalı Financial Times'ın radarına düştüğü için baskı altındaydı. (Skandalın ortaya çıkarılmasında Financial Times'ın büyük katkısı var.) Şirketin değeri İki hafta önce 80-100 euro civarlarına kadar gerilemişti. Wirecard skandalının iddia olmadığı ortaya çıkması ile şirketin hisse değeri 1 euro civarına kadar geriledi. Yakın geçmişte 15-20 milyar euro değeri olan şirket şu an iflas başvurusunda bulunmuş durumda ve şirketin piyasa değeri iki haftada 200 milyon euro seviyesine düştü.



wirecard skandalı nedir



Wirecard skandalı nedir


 Geçtiğimiz hafta Wirecard'ın CEO'usun istifasından birkaç saat sonra Moody's'in firmanın notunu Junk (Çöp) seviyesine düşürmüştü, sebep olarak da şirketin finansal durumunun muhasebe düzensizlikleri sebebiyle teyit edilememesi gösterilmişti. Wirecard şirketinin mali denetiminde şirketin bilançosunda Filipinler'de bankalarda var görülen yaklaşık 2 milyar dolar paranın aslında hiç olmadığı ortaya çıkmış. Şirketin bilançosu incelendiğinde gelirin yarısı, karın ise %90'nı üç müşteri tarafından sağlanıyormuş ve üç müşterinin hiçbir ödemesi gerçekleşmemiş ve bu müşteriler aslında hiç yokmuş. Şirketin yatırımcı çekebilmek için hayali müşteriler ve gelir ürettiği iddia ediliyor. Basitçe ifade etmek gerekirse şirketin bazı yöneticileri olmayan gelirler üretip bu gelirleri Filipinler'de bankalara aktarıldığını bilançolarında iddia ediyorlar böylece şirketin bilançosu iyileşip değeri artıyorken bu hisselerin değeri ile şirket yaptıkları işlemin maliyetlerinden kurtuluyor.( Vergi vs.)

 Enron'dan sonra 21 yüzyılın en büyük borsa skandalına şahitlik ediyoruz ki skandal bunun benzeri rezaletlerin olup olmadığını sorgulatıyor. En azından şirketlerin yurt dışı hesaplar bu olaydan sonra çok daha yakından takip edilecek diyebiliriz.

Ekleme: Enron skandalı



Twitter adresim Yusuf Yüksel 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme