22 Temmuz 2020 Çarşamba

Merkez Bankası Temmuz Ayı PPK Toplantısı

 Merkez Bankası 23 Temmuz Perşembe günü saat 14:00'te olağan Para Politikası Kurulu toplantısı kararlarını açıklayacak. Piyasa beklentisi faizlerin sabit kalmasıdır. Merkez Bankası uzun zamandan beri devam eden faiz indirimi serisini geçtiğimiz ay duraklatmıştı; geçen aydan beri Merkez Bankası'nı yavaşlamaya teşvik eden dinamiklerde bir değişim yok. 

 Geçtiğimiz ay hem manşet hem de çekirdek enflasyonda beklentilerin ötesinde bir bozulma gözlendi ki şu anki şartlarda enflasyonun tekrar güçlenebiliyor olması kesinlikle olumlu değil.


Faiz indirimleri ekonomiye katkı sağlıyor mu


 Son açıklanan veriye göre (14 Temmuz 2020 ) sene başından beri TL kredilerde artış %24, yabancı para kredilerde artış ise %18'in biraz üstünde. Kredilerde toplam artış ise (Yıllık) %30'lara yükselmiş durumda, TL değer kaybederken doğal olarak kredi hacmi artar (Daha önce verilen döviz kredilerinin etkisi) ama kur etkisinden arındırılmış toplam kredilerde artış da %20 civarında. 



Merkez Bankası Temmuz ayı faiz kararı



  Normal şartlar altında kredi hacminde bu denli güçlü bir artışın sene yayılması durumunda Türkiye'nin ideal büyüme rakamlarına ulaşabileceği (%4-5) çıkarımı yapılabilirdi ( Türkiye'de ve dünyada kredi hacminde artış ile büyüme arasındaki korelasyon son derece güçlüdür.) fakat bizim bu denli güçlü kredi artışına gidebilmemizi sağlayan koşullar diğer taraftan bunun muhtemel olumlu etkilerinin (Büyüme) ortaya çıkmasını ise zorlaştırıyor. Basit bir örnekle ifade etmek gerekirse Türkiye'de milli hasılanın %5-6'sını Turizm sektörü oluşturur ve sektör en iyimser senaryolarda bile görülmedik bir yıl yaşayacak. (2020 Turizm krizi

 Kredi büyüme ivmesi şu an yukarıda verdiğim rakamlardan bile daha güçlü bir görünüm sergiliyor; kredi hareketleri genelde kurdan arındırılmış ve 13 haftalık ortalama ile takip edilir ve veri bize çok istisnai bir zamanda olduğumuzu gösteriyor.


23 temmuz 2020 ppk toplantısı

 Mevcut güçlü görünüm devam ederse Türkiye'nin 2020 yılı büyümesi dünyada dikkat çekebilir; şu an 2020 yılı için dünyada büyümesi beklenen tek büyük ekonomi Çin ki Çin'in de büyümesi potansiyelinin çok çok altında kalacağı tahmin ediliyor. (Yaklaşık %1) Türkiye'nin de 2020 yılını büyüme konusunda pozitif tamamlaması imkan dahlinde değerlendirilmeye başlanabilir. ( Saygın kurumlar şu an %3-5 daralma bekliyor.)

 Diğer taraftan bu kredi büyümesi riskleri de beraberinde getiriyor. Öncelikle biraz daha orta vadeli riskten bahsedersek 2020 yılı bütün dünyada bir nevi patinaj yılı fakat yukarıda verdiğim verilerde de görebileceğiniz gibi biz çok da patinaj yapmıyoruz. Gelecek sene bütün dünya (Salgında beklenmedik gelişmeler olmazsa) son derece güçlü şekilde büyüyecek fakat biz daha verimli olabilecek kaynakları şu an kullanıyoruz. Mevcut duruma gelince aylık birikimli cari açığımız 8 milyar doların üzerine çıktı; Normalde bu büyük bir rakam mı? Hayır. Cari açıkta 30-35 milyar dolar gibi rakamlar rahatsız eder, 40-50 milyar gibi rakamlar probleme sebep olabilir fakat normal şartlarda değiliz; Türkiye'de cari açığın finansmanında en önemli kalem Turizm ve bu sene Turizm bize yeterli katkıyı sağlayamayacak. ( Yukarıda konu hakkında link var.) Avrupa zayıflıyor o yüzden ihracat makul seviyede cari açık konusunda ülkeye katkı veremiyor iken krediler sebebiyle aynı zayıflama ithalatta yaşanmıyor. Borçlanmama tabu haline getirilecek bir olgu olmamalıdır ama şu an rahatsız edici bir kredi artışı görüyoruz. Ticari kredilerde çok güçlü bir artış görsek bunu yatırım, istihdam olarak yorumlayabiliriz fakat ticari kredilerdeki artış ivmesi daha tercih edilmeyecek alanlara para akışına sebebiyet verebilecek (Döviz, taşıt, ithal ürün, (Başta telefon) bir noktadan sonra konut) tüketici kredilerine göre çok daha zayıf.


merkez bankası temmuz ayı faiz kararı

 Kredi artışının enflasyona etkisi ise bir diğer önemli sorun. Enflasyon Türkiye'nin kronik sorunu ve düşmüş haliyle bile enflasyon çok yüksek. Şu an enflasyon %12'nin üstünde; sene sonu enflasyon beklentisi %9-10 civarında; pek taraftarı kalmayan en iyimser beklenti Merkez Bankası'nın yıl sonu beklentisi %7 civarında iken kötümser beklentiler %12'lere kadar yükseldi. Türkiye'nin emsali kabul ettiğim ülkelerde (Brezilya, Rusya, Meksika, Endonezya, Güney Afrika) enflasyon %2-3 iken şu an çok farklı sorunlarla karşılaşan Hindistan'da enflasyon %6 civarında.

 Bahsettiğim ülkelerin hepsinin risk algısı Türkiye'den daha pozitif iken Türkiye bu ülkelere göre çok daha az reel faiz vaat ediyor.


merkez bankası temmuz ayı faiz kararı


 Toparlama gerekirse enflasyon ve makro ekonomik görünümde net bir iyileşme oluncaya kadar faiz indirimlerini sonlandırmak ekonomik açıdan daha olumlu olabilir. 


Ekleme:enflasyon ataleti nedir






Twitter: Yusuf Yüksel

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme