27 Ağustos 2020 Perşembe

Borç Jübilesi nedir

 Borç jübilesi, İçinde bulunduğumuz ekonomik krizin biraz daha derinleşmesi veya bir sonraki küresel krizde gündeme gelmesini bekleyebileceğimiz bir kavramdır. Dünyadaki ekonomik sorunları çözme işi görev tanımlarının içinde olmadığı halde tamamen merkez bankalarının üzerine yıkılmış durumda; merkez bankaları da eninde sonunda uzun zaman önce yapmış olmaları gereken borç jübilesine karar vereceklerdir.

 Yazılarımda sık sık değiniyorum ama hatırlatmak gerekirse seksenli yıllardan başlamak üzere dünyadaki borç sorunu onlarca yıl boyunca sürekli olarak borçları kar topu gibi büyüten faiz politikaları ile ötelendi.(Ayrıntı için tıklayınız) 2008'de paranın maliyeti ile sorun öteleme imkansız haline gelince miktarı üzerinden aynı döngü devam ettirilmişti.(Kredilerle) (Varlık alım programları) 2020'de ise ekonomileri hareketlendirmek için insanların cebine para konulması gerekiyor.(Helikopter para) İçinde bulunduğumuz kriz derinleşirse veya bir sonraki krizde artık bu döngünün sona erdirilmesi değerlendirilecektir.

Borç jübilesi nedir


 Borç jübilesi, kamunun bazı sektörlerde veya daha genel anlamda borçların bir kısmını veya tamamını üstlenmesi/silmesidir. Borç Jübilesi ile Helikopter para bir birine benzer ama borç Jübilesi var olan kaynakların daha da efektif kullanılmasını sağlar.

Borç Jübilesi ve Helikopter para


 Borç jübilesi ile helikopter para bir birine benzeyen kavramlardır. Biri kişi/kurumlara para aktarırken ötekisi kişi/kurumları yükümlülüklerden kurtarır. 2008'den beri dünya ekonomisinin ana teması enflasyonsuzluktu ama 2020'de modern para teorisinin (Modern para teorisi nedir) ilan edilmeden uygulama geçirilmesiyle enflasyon yeniden bir probleme dönüşme potansiyeli taşıyor ve ekonomiyi desteklemek için verilen kaynakların etkinliği önem kazanıyor. Günümüzde kişi ve kurumlar o kadar borçlu ki paranın maliyetini yok denecek seviyelere düşürmek ekonomileri hareketlendiremiyor, bu sebeple de alelade ifadesiyle insanların cebine para konuyor ama bu olayın yan etkisi olan enflasyonu en az seviyeye düşürmek için daha geniş kesimlerin cebine para koymak yerine borçluları borçtan arındırmak daha etkin bir yol olabilir. Üstelik bunun etik bir gereksinim olarak yorumlayabileceğimiz gerçeklikler de var.

26 Ağustos 2020 Çarşamba

Nikel yeni altın mı

 Finansal piyasalarda elektrikli araçlar/emisyonsuz araçlar ile ilgili varlıklara olan ilgi sürekli olarak artıyor. Daha önce konu hakkında bazı yazılar yazmıştım örneğin Tesla gibi sektörde öncü ama karlılık konusunda çok ciddi sorunlar yaşayan bir şirket henüz ortaya ciddi bir şey sunmamış olmasına rağmen dünyanın açık ara en değerli otomobil şirketi oldu hatta dünyanın en değerli sayılı  şirketlerinden biri olmaya doğru da ilerliyor. Bu yazı yazıldığında TESLA'nın 1/5 bölünmesinin sonlarına yaklaşıyordu ve şirket faaliyet/bilançosu üzerinde hiçbir etkisi olmayan bu işlem sebebiyle şirket hisseleri %50'e yakın prim yaptı. Süreç olarak Tesla'nın çok çok gerisinde olan Nikola gibi şirketlere bile onlarca milyar dolar değer biçilebiliyor; sektöre yatırım yapan ve azıcık makul bir hikaye sunan neredeyse her şirket milyarlarca dolar değer görüyor.




21 Ağustos 2020 Cuma

Hollanda Hastalığı nedir

 Hollanda Hastalığı (Dutch disease), yetmişli yıllarda Hollanda ekonomisinin yaşadığı tuhaflığa verilen isimdir daha sonra bir kavrama dönüşmüştür. 1960'lı yıllarda Hollanda'da bulunan petrol ve doğalgaz rezervleri 1970'li yıllarda üretime başlamıştır; Hollanda'nın kağıt üzerinde şanslı realitede ise şansızlığı ise bu dönemin büyük petrol krizlerine denk gelmesidir. Yetmişli yıllarda yaşanan büyük petrol krizleri sebebiyle petrol fiyatları anormal şekilde artmıştır, Hollanda'nın bulduğu petrol ve doğalgazın bu süreci yumuşatması beklenecek iken aksine bulunan yeni kaynaklar Hollanda ekonomisini daha zorlu bir duruma sokmuştur. Hollanda ile özdeşlemiş bir olay olsa da Hollanda hastalığı aynı dönemde Norveç, İngiltere gibi ülkelerde de görülmüştür. 




Hollanda Hastalığı neden ortaya çıktı


 Petrol, enerji fiyatlarının baz alındığı emtia olması (üretilen her şeyin içinde enerjinin payı var) ve yine lojistikteki önemi sebebiyle yeryüzünde üretilen her şeyin fiyatlanmasında petrolün etkisi vardır dersek hatalı olmaz. Hollanda'da yaşanan duruma gelince yukarıdaki grafikte gördüğünüz gibi petrol krizleri ile yetmişli yıllarda enerji/petrol fiyatları akıl almaz şekilde artmaya başlar ve bu dönemde petrol/doğalgaz bulan Hollanda bundan fayda göremez çünkü petrol krizleri görmeye alışık olduğumuz krizlerin aksine arz krizine (Talep değil) sebep olur ve petrole ulaşmak konusunda daha az sorun yaşayan Hollanda dünyadaki üretim düşüşü sorunundan soyutlanamaz bunun üstüne abartılı şekilde prim yapan petrol fiyatları sebebiyle diğer petrol üreticisi ülkeler gibi Hollanda'nın da yerel para birimi sürekli olarak değerlenir yani günün sonunda sürekli olarak gücünü kaybeden reel sektör varken bir de güçlenen kur ile ülkenin ihracat ürünleri rekabet gücünü kaybeder ki önemli bir ihracat ülkesi olan Hollanda'da bu büyük bir soruna dönüşür. 

Abd'nin Çin'e borcu ve Çin'in rezervleri

 Dünden beri bütün Türkiye yarın açıklanacak ve Türkiye için çok önemli bir dönemin başlayacağı iddiasını taşıyan haberi konuşuyor fakat bu haberin ne olabileceğine dair iddialar arasında Türkiye ile Çin arasında yapılacak olan 300-400 milyar dolarlık swap anlaşması iddiasını görünce bu yazıyı yazma gereği duydum. Küresel pandemi ile bütün dünyada ihtiyaç duyulan likiditeye yakın bir rakamı Türkiye'nin tek başına talep etmesi ve diğer taraftan Çin Merkez Bankası'nın bir nevi FED gibi dolar likidite kaynağı olarak yorumlanması tuhaflıklarına zaten hiç girmeyecek olmakla beraber şehir efsaneleri ile büyümekte olan ABD'nin Çin'e borcu ve Çin rezervlerini yazma gereksinimi duydum.


Çin'in döviz rezervleri ne kadar güçlü


 Çin dünyadaki en büyük döviz rezervlerine sahip ülkedir ama burada çok önemli bir ayrıntı gözden kaçmaktadır, dünyadaki büyük ekonomilerin önemli bir kısmının çok fazla döviz rezervine ihtiyacı bulunmamaktadır (ABD, Japonya, Fransa,Almanya, İngiltere vs.) bu sebeple de bu ülkeler çok sınırlı döviz rezervi biriktirmektedir. Çin'in dünyadaki en büyük döviz rezervlerine sahip olduğu dile getirilirken yukarıda parantez içinde saydığım ülkelerin rezervlerine bir tuşla sınırsız döviz rezervi ekleyebileceği gerçeği unutulmamalıdır. Hazinede para biriktirmenin bir güç belirtisi olması yüzlerce yıl öncenin bakış açısı olsa da rezervlere bir anlam yüklenecekse kıyaslamayı altın üzerinden yapmak daha mantıklı olabilir. (Altın üzerinden kıyas yapmak da çok mantıklı değil çünkü ülkelerin altın tercihi/varlığı ekonomik gücü net yansıtmıyor.)

ABDnin Çine borcu ne kadar 2020


 Son olarak da şunu eklemek isterim Çin'in döviz rezervleri efsanelerde yer bulduğu kadar büyük de değildir mesela Çin'in rezervleri yeterlilik kıstasları arasında yer bulan para arzının (M2) 1/5'i kadar rezerv bulundurma kıstasını gerçekleştirememektedir. (Yakın zamanda durum buydu ve önemli bir ayrıntı olmadığı için yeniden kontrol etmedim.) Dünyadaki en büyük ekonomilerin büyük kısmı ihtiyaç duyduğu rezervlere bir tık kadar yakın oldukları için doğal olarak döviz rezervi tutmazlar. Ülkelerin yabancı para rezervlerini inceleyince Çin çok dikkat çekici bir noktadadır ama bu listede dünyanın en büyük ülkeleri hep gerilerde yer alır. 

amerika'nın dış borcu 2020
En fazla yabancı para dövize sahip 

20 Ağustos 2020 Perşembe

Zorunlu Karşılıklar Nedir

 Zorunlu Karşılıklar Nedir

 TCMB zorunlu karşılıkları hem TL hem de döviz için artırdı. Bugün alınan kararla zorunlu karşılıklar altın depo hesapları için 700 baz puan, yabancı para yükümlülükler için ise 200 baz puan artırıldı.

 Türk Lirası zorunlu karşılıklar ise vadelerine göre 150 ile 200 baz puan arasında artırıldı.


munzam karşılık nedir

 Kararla piyasadan 8.5 milyar dolar karşılığı döviz ve altın, 17 milyar Türk Lirası çekilmesi bekleniyor yani kararla bir taraftan TL likiditesi sıkıştırıldı, diğer taraftan TCMB'nin rezervleri kuvvetlendirilmeye çalışıldı.( Bankaların tercihine göre değişecek.)

 Öncelikle munzam karşılıklar nedir hatırlatmak gerekirse;

 Zorunlu karşılık ( Munzam Karşılık ); mevduat toplama hakkına sahip bankaların toplandıkları mevduatlara karşılık merkez bankasında tutmak zorunda oldukları mevduatların oranıdır. Merkez Bankaları para politikalarını uygular iken politika faizinden sonra en etkin kullandıkları politika aracı zorunlu karşılıklardır.

18 Ağustos 2020 Salı

Geleneksel yöntemli ihale ne demektir

 Son günlerde TCMB'nin geleneksel yöntemli repo ihaleleri ile piyasada sıkılaşmaya gittiğine şahitlik ediyoruz. Yeri geldiğinde bir sıkılaşma yöntemi olabilen Geleneksel yöntemli repo ihalelerinin tercih edilmesinin bir diğer sebebi ise piyasadaki faiz ihtiyacı hakkında fikir edinmektir. 


Geleneksel yöntemli repo ihalesi ne demektir


 Bankaların likidite kaynağı TCMB'dir ve TCMB bankaları genelde haftalık vadeli repo işlemleri ile fonlar, haftalık repo faizi aynı zamanda TCMB'nin faizi olarak da tanımlanır. (Politika faizi) TCMB, paranın maliyeti ve miktarı ile piyasayı yönlendirmek isterken bazen şartlar gereği ortalama fonlama politika faizinin üstünde veya altında olabilir hatta son zamanlarda şahit olduğumuz gibi politika faizi ile fonlama bazı dönemler gerçekleşmeyebilir. TCMB, piyasayı farklı fonlama araçlarıyla yönlendirebileceği gibi (Gecelik faiz, haftalık faiz vs.) tercih ettiği ihale tarzıyla da yönlendirebilmektedir.

geleneksel yöntemli repo ihalesi


Merkez Bankası faiz artırır mı

 Önümüzdeki Perşembe günü Merkez Bankası'nın olağan PPK toplantısı gerçekleşecek. Türk Lirası üzerinde baskının hissedildiği şu dönemde Merkez Bankası'nın faiz kararı da merakla bekleniyor. Merkez Bankası faiz artırır mı sorusu daha önceki toplantılara göre daha sık soruluyor. Bloomberg HT'nin dün yayınladığı Merkez Bankası faiz kararı anketine göre ankete katılan kurumlar faiz oranlarında bir değişiklik beklemiyor, yazıyı gereksiz ayrıntılar ile uzatmak istemiyorum ama faiz artırımı tahmini yapan kurumlar da var. (Ağırlıkla yabancı)

 Merkez Bankası'ndan faiz artırımı beklenmemekle beraber Merkez Bankası faiz artırmalı mı sorusuna verilen cevaplar ise farklı. Merkez Bankası'nın politika faizi şu an %8.25'tir. (Politika faizi nedir) Piyasada oluşan yeni şartlara göre TCMB bazı zamanlar piyasayı politika faizinin  üzerinde fonlamak isteyebilir. (Faiz koridoru) Türkiye'de faiz koridorunun üst bandı %9,75'tir yani Merkez Bankası  faiz politikasını sürdürürken piyasada sıkılaşma ihtiyacı duyarsa fonlama maliyetini %9.75'e kadar çıkarabilir/çıkarır. Geçtiğimiz ay TCMB'nin piyasayı fonladığı faiz %7.34'lere kadar gerilerken  şu an %9.17'e kadar yükseldi. (17 ağustos 2020) Görüldüğü gibi mevcut faiz oranlarıyla TCMB'nin halen bir alanı var gibi dursa da son günlerde şahit olduğumuz geleneksel yöntemle yapılan repo ihalelerinde görünüm faiz artışı isteğini işaret ediyor. 

Ekleme: Ben bu yazıyı yazdığım sırada TCMB'den yeni bir sıkılaşma önlemi daha geldi. TCMB, bankaların gecelik borç alabilme limitlerini yarıya indirdi. Bu kanaldan bankaların aldığı paranın maliyeti %9,75 idi. Bu likidite kaynağı da kısıldıktan sonra bankalar GLP (% 11.25) veya daha uzun vadeli repo ihaleleri ile likiditeye ulaşmayı tercih edebilir.


tcmb faiz artırmalı mı
TCMB'nin ortalama fonlama faizi

 TCMB'nin ortalama fonlaması %9'ün üzerine çıkmışken TCMB'nin son günlerde yaptığı geleneksel yöntemle aylık repo ihalelerinde daha farklı bir görünüm var. Geleneksel yöntemle yapılan ihaleler piyasadaki faiz isteği hakkında fikir vermektedir. Dün yapılan ihalede ortalama %11,25 ile bankalara para verildi, en yüksek teklif  %11,51 oldu. Yine dün gerçekleşen 3 aylık swap ihalesinde swap puanının ima ettiği ortalama TL faizi %10,95 oldu. TCMB geçen hafta da geleneksel yöntemle 1 aylık repo ihalesi açmıştı. (20 milyar TL) İhaleden çıkan ortalama faiz %10,96 idi. Bu rakamlar piyasanın faiz isteği hakkında fikir veriyor.

16 Ağustos 2020 Pazar

Dolar neden düşmüyor

Dolar neden düşmüyor (17.08.20)  


 Dolar neden düşmüyor sorusu son günlerde yeniden gündemde; bu sorunun bir Dolar/TL; bir de doların dünyadaki değerinin neden düşmediği boyutları var. Dolar dünyada neden düşmüyor sorusuna öncelikle cevap vermek gerekirse;

  Küresel salgınla beraber FED'in trilyonlarca dolar bilanço genişletmesi (Para basması) doların değer kaybetmesi beklentisini beraberinde getiriyor. Daha önce bu konuda daha kapsamlı yazılar yazmıştım ama özetle tekrarlayayım. Bundan 20-25 yıl önce  para basmak=yerel para biriminin değer kaybetmesi denklemi genel kabuldü, 2008'de para basarak ekonominin desteklenmesi imkanlarının aşırı zorlanması ve 2020'nin 2008'e bile rahmet okutması sebebiyle basılan paralar 2008 veya 2000 öncesi gibi sonuçlar doğurmamaktadır.


dolar neden düşmüyor 2020
Fed bilançosu

 Öncelikle en başa dönersek bir merkez bankası neden para basar sorusuna cevap vermek gerekiyor; ben basitçe para basmak olarak ifade ediyorum ama merkez bankalarının para basması veya geri çekmesi, faiz hamleleri veya diğer işlemleri ( Zorunlu karşılık vs. vs.) hepsinin amacı piyasadaki kullanılabilecek paranın maliyet ve miktarını etkilemektir. Piyasadaki para arttıkça paranın bulunurluğu ve maliyeti düşmesi gerekir. (Arz-talep) 

 Basit bir örnekle ifade etmek gerekirse piyasa dediğimiz şey 50 ekmek ve 50 birim para olsun ama üretim kapasitesi 100 ekmek olsun. 50 ekmek ve 50 birim paranın bulunduğu piyasada para miktarı arttıkça ekmek üreticileri öncelikle üretimi artırırlar (Üreticiler için zam, öncelikli olarak tercih edilmeyen bir yöntemdir.) ve ekmek üretimi 100 ekmeğe ulaşınca ekmek üretimini artırmak kısa sürede mümkün değildir ve ciddi bir maliyet gerektirir bu sebeple de 100 ekmek 100 birim paranın olduğu piyasa şartlarında paranın artırılması(Para basmak, faiz indirmek vs.) insanlara bir refah artışı sağlayamaz çünkü bu noktadan sonra artırılan para bir refaha artışını (Üretim vs.) tetiklemeyecektir enflasyona sebebiyet verecektir yani üretim değil malların fiyatı artacaktır. Gerçek hayattaki işleyişi ifade etmek gerekirse artan para bazı ürünlerde ilk örnekte ifade ettiğim gibi üretim ve dolaylı olarak refah artışına sebebiyet verirken bazı ürünlerde ise enflasyona sebebiyet vermektedir yani bir noktaya kadar enflasyon ekonomiler için çok gerekli ve olumlu bir dinamiktir. 

 Bir diğer önem nokta paranın piyasaya nasıl aktarıldığıdır; günümüzde merkez bankalarının doğrudan ikincil piyasadan tahvil alması, (Bir nevi şirketlere kredi vermesi) insanların cebine para koyması gibi mekanizmaların ortaya çıkması tuhaflığına şahit oluyor olsak da piyasaya paranın aktarılması (İfade etmiştim tekrarlayayım; alelade ifadesiyle para basma, faiz kararları vs. farklı yollardan aynı sonuçları doğurur.) bankalar aracılığıyla olur yani merkez bankaları bankalardaki paranın miktarı ve maliyeti üzerinden ekonomiyi yönlendirmeye çalışırlar. Gerçek hayatta istisnai durumlar dışında para basma dediğimiz işlem aslında borç verilmesidir diyebiliriz.

 Krediler bir taraftan tüketimi destekler ama diğer taraftan gelecekteki refahın günümüzde tüketilmesidir. Bir birim ürün üretmek için onlarca birim paraya ihtiyaç duyulur (yatırım) ve kredi mekanizması bunu zamana yayarak üretimdeki artışın hızlanmasını (Refah artışı) sağlar ama aynı zamanda krediler sayesinde doğal ekonomik döngü içinde yok olma zamanı gelmiş işler varlığını sürdürür. (Zombi)

 Toparlamak gerekirse krediler ekonomiler için hayati öneme sahipken aynı zamanda bir numaralı problem kaynağıdır. Sürdürülebilir bir ekonomi için kredilerin verimli alanlara aktarılması gereklidir ama dünyada olan ise bu değildir.

 Krediler verimli alanlara aktarılmazsa bunun doğal sonucu olarak borç yükünün ekonomi üzerindeki ağırlığı artar yani gelecekteki refah bugünden tüketilir ama bu tüketim gelecekte bir refah artışını tetiklemez. Sık sık referans verdiğim şu linkte basitçe ifade etmeye çalışmıştım dünya ekonomisinde neredeyse son elli senesinin hikayesi artan borç yükü kar topu gibi büyümesi pahasına ötelemektir. (Ayrıntı için okumanızı tavsiye ederim) 2008 krizi paranın ciddiye alınabilir bir maliyeti yok iken ortaya çıkmıştır ve merkez bankaları paranın maliyeti ile ilgili bir şey yapamayınca miktarı ile sorunu çözmeye çalışmıştır ama bunun sonucu evdeki sineği balyozla kovalarsanız ortaya çıkabilecek sonuçla aynı olmuştur.... Akıl almaz büyüklükte kredi büyümesinin yanında çok zayıf büyümeler...(Varlık alım programları)


13 Ağustos 2020 Perşembe

ABD'de sermaye kazancı vergisi düşürülebilir

 Finansal piyasalar için yeni bir olumlu haber akışına şahit olabiliriz. ABD Başkanı Trump, ABD'de sermaye kazancı vergisini azaltmayı değerlendirdiğini ifade etti. Trump'ın bu türlü bir karara yetkisi sınırlı bu sebeple de kapsamlı bir değişiklik istiyorsa kongreden onay alması gerekiyor fakat kendi yetkisi alanında olan kısım için Trump'ın girişimde bulunması bekleniyor.


Sermaye Kazancı Vergisi (Capital Gain Tax) nedir: Sermaye kazancı vergisi; tahvil, hisse, gayrimenkul gibi varlıklardan elde edilen kardan alınan vergiye verilen isimdir.


  Trump, sermaye kazançlarından alınan vergiyi azaltarak istihdamı desteklemek istediğini açıkladı. Sermaye kazancından alınan vergi ile istihdam arasında bağ kurmak zihni bir efor gerektiriyor.




12 Ağustos 2020 Çarşamba

Türkiye'nin bor rezervi

 Türkiye'nin bor rezervi genelde tuhaf hikayelerde kendine yer bulan bir fenomen. Toplumda yaygın olarak Türkiye'nin bor rezervi çıkarılmıyor/kullanılmıyor inancı mevcut. Türkiye'nin bor rezervi, Eti maden tarafından çıkarılıp dünyaya pazarlanıyor şirket 2016 verilerine göre Türkiye'nin en fazla ihracat yapan 15.; en fazla ülkeye ihracat yapan 14. firmasıdır.

 Türkiye bor madenini kullanabiliyor mu sorusunun günümüzde halen sorulabiliyor olmasının sebebi bor rezervinin bir dönem gerçekten Türkiye'ye sınıf atlatma potansiyeline sahip olmasıdır; bu potansiyel ülke adına beklenen ölçüde gerçek bir menfaate dönüşememesi durumu da toplumda komplo teorileri ile açıklanmaktadır fakat ifade ettiğim gibi bor bir reptillian, dünyayı yöneten aileler hikayesi değildir.


Türkiye'nin bor rezervi neden büyük potansiyelini kaybetti


  Bor yakın geçmişe kadar son derece önemli ve stratejik bir maden olma potansiyeli taşıyordu. Daha geçmişe gidersek yetmişli yıllarda yaşanan iki büyük petrol krizi dünyayı mahvetmişti ve güncel problem dışında şöyle bir sorun da vardı; %300 değerlenince dünya ekonomisini çok büyük sıkıntıya sokan petrol sınırsız bir kaynak değildi ve o günün perspektifinden bakınca içinde bulunduğumuz zaman diliminde(2020-2030) petrolün dünyada tükenmesi veya çok az kalması bekleniyordu. Yetmişli yıllarda petrolün tükenmesi veya çok pahalanması durumunda kullanılmaya başlayacak yeni enerji kaynağı doğada bol bol bulunan hidrojendi. 

 Filmlere bile konu olan bor ile çalışan araç, bir enerji kaynağı olan bor hikayesinin kaynağı budur. Basitçe ifadesiyle dünyada petrol bitince insanlar taşıtlarda hidrojen kullanacaktı ve hidrojeni taşıtlarda kullanılabilmesi için bordan üretilecek olan türev ürünler eşsizdi; bu sebeple de borun ekonomik ve stratejik önemi dünyada inanılmaz şekilde artacaktı yani bor bir yakıt/enerji kaynağı değildir, bor güçlü bir yakıt kullanılacaksa yalıtımda eşsizdir.

 Borun hikayesi buydu ama şu an hepimizin şahit olduğu gibi petrol bitmedi ve önümüzdeki 50-60 yılda yeni rezervler pek bulunmazsa bile bitmeyecek; bunun yanında dünyada petrolün 50-60 yıl daha kullanılması pek mümkün görülmüyor hatta 20-30 yıl içinde fosil yakıt ile çalışan taşıtların üretimi tarih olacak gibi görünüyor.

 Yine enerji kaynağı olarak hidrojen günümüzde pek makbul bir alternatif değil; fosil yakıtların yerini kuvvetle muhtemel yeşil enerji alacak ki son günlerde bu hikayenin de güçlendiğine dair işaretler var.(Yeşil ekonomi nedir)


Türkiye'nin bor rezervi günümüzde ne kadar değerli


Ölü kedi sıçraması nedir

 Ölü kedi sıçraması (Dead Cat Bounce) güçlü bir düşüş sonrası varlık fiyatlarında görülen geçici iyileşmeye verilen isimdir. Ölü kedi sıçraması kavramı hayatını kaybetmiş bir kedinin bile yeterli yükseklikten aşağı bırakılması durumunda zıplayacağı metaforundan yola çıkarak üretilmiş bir terimdir.

Ölü kedi sıçraması neden olur


  • Amatör yatırımcılar

Ölü kedi sıçramasına sebep olan en önemli dinamik amatör yatırımcılardır. Belli bir varlıklar mantıklı veya mantıksız bir sebeple iyi getiri elde edebilen amatör yatırımcılar bu durumun bir sonu olması gerektiğini çoğu zaman idrak edemez veya görmezden gelmeyi yeğler bu da bahsettiğim varlıklarda ortaya çıkan büyük satışlarda dayak yiyen yatırımcının satışlar durulduktan hemen sonra güçlü şekilde alıma geçmesi ve ardından bir posta daha dayak yemesine sebebiyet vermektedir. Varlıkla duygusal bağ kurmanın da bu olayda önemli etkisi vardır.


ölü kedi sıçraması nedir

Altın fiyatları ne olur

 Ons altın dünkü büyük düşüş sonrası bugün kayıplarını bir miktar geri alıyor. Dünden beri altındaki büyük düşüşe sebep aranıyor; görünür sebep Rusya'dan gelen aşı haberi olsa da yaşanan olayı bu gelişmeye bağlamak zor. Bence yaşanan durumu düzeltme ihtiyacı olarak yorumlamak daha uygun.

 Olumlu beklentilerin güçlü olduğu bir varlıkta risk alma eğilimi artar ama bir noktadan sonra bu riskler yatırımcıların taşımaktan çekineceği seviyelere yükselir ve basit bir gelişme bile ani bir risk kaçışını tetikleyebilir. Finansal piyasalarda bu duruma Minsky anı denir ve dün yaşanan olay da buydu.(Minsky anı nedir)

 Altındaki güçlü satışa rağmen altın fiyatlarını etkileyen dinamiklerde önemli bir değişimden söz etmek mümkün değil ve daha önemlisi altın için orta-uzun vadede çok olumlu bir gelişmeye yakın zamanda şahit olabiliriz. 

 Bugün ABD'de tüfe açıklanacak ve enflasyonda ufak da olsa bir kıpırdanma var. ABD'de enflasyonun %0,8'e yükselmesi bekleniyor. En temel misyonu insanları enflasyondan korumak olan altın açısından bu durum olumlu bir gelişme ama asıl olumlu haber FED'in enflasyona olan yaklaşımında önemli bir değişim ihtimalinin ortaya çıkmış olmasıdır.

Ekleme: Abd'de aylık %0,2 gelmesi beklenen çekirdek enflasyon %0,6 gerçekleşti yine %1,1 beklenen yıllık çekirdek enflasyon % 1,6 oldu. Manşet enflasyon da %0,8 beklenirken %1 oldu.

11 Ağustos 2020 Salı

Merkez Bankası Politika faizi nedir

 Merkez Bankası politika faizi; Merkez Bankası'nın iktisadi faaliyetleri yönlendirmek için piyasayı fonladığı faizi verilen isimdir. Merkez Bankası faiz oranı olarak da isimlendirilir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın kullandığı politika faizi, haftalık repo işlemleri için TCMB'nin belirlediği faizdir.

 TCMB politika faizi ile ilgili kararlar PPK toplantılarında alınır ve Merkez Bankası'nın ana görevi fiyat istikrarını sağlama olduğu için Merkez Bankası'nın faiz kararlarını enflasyonu baz alarak vermesi beklenir. Merkez Bankası politika faizi ile TCMB'nin ortalama fonlama maliyeti her zaman aynı olmak zorunda değildir. Mesela yakın zamana kadar TCMB piyasayı politika faizinin altında fonlarken şu an TCMB'nin ortalama fonlaması politika faizinin üstündedir.



merkez bankası politika faizi ne demek


TCMB Politika Faizi: Haftalık repo nedir


 Yukarıda da ifade ettiğim gibi TCMB politika faizini haftalık repo üzerinden belirler. TCMB'nin haftalık repo işlemleri şu şekilde gerçekleşir; bankalar haftalık repo ihaleleri ile ellerindeki menkul kıymetleri ( Tahvil, Bono vs.) Merkez Bankası'na verirler ve TCMB de bankalara resmi olarak açıklanan Merkez Bankası politika faizi maliyetiyle likidite sağlar. Vade sonunda ise para Merkez Bankası'na, menkul kıymetler ise sahiplerine geri döner. Bu yöntemle Merkez Bankası piyasadaki likiditeyi doğrudan kredileri, faizleri, Türk Lirasının değerini dolaylı olarak etkiler.

TCMB'nin bir hafta vadeli repo ihalesi açmaması

 

  Son günlerde Merkez Bankası'nın haftalık repo ihalesi açmamasına şahit oluyoruz; geçmişte de bu olayın çok daha uzun süre gerçekleşmesine şahit olmuştuk. Merkez Bankası haftalık repo ihalesi açmayarak piyasadaki likiditeyi azaltır, piyasadaki likidite azaldıkça paraya olan talep artacağı için faizler yukarı çıkar ki şu an bu duruma şahitlik ediyoruz. Bunun dışında piyasadaki likidite azaldıkça insanlar likidite arayışı içine girerler ve akla gelen ilk  çözüm döviz satışı olur,bu durumun da Türk Lirasını desteklemesi beklenir. TCMB son günlerde ilave likidite imkanlarını sonlandırarak ve haftalık repo ihalesi açmayarak Türk Lirası likiditesini azaltmak yoluyla TL'i destekliyor. 









Twitter: Yusuf Yüksel

10 Ağustos 2020 Pazartesi

İhtiyat Akçesi Nedir

Merkez Bankası İhtiyat Akçesi nedir



  Bu paylaşımı uzun zaman önce ihtiyat akçesi nedir sorusu cevap olması için yazmıştım ama gelinen noktada ihtiyat akçesi nedir sorusun kadar ne değildir sorusu da önemli bir soru haline geldi. Merkez Bankası ihtiyat akçesinin hazineye aktarılması sonrası ihtiyat akçesi sosyal medyada yeni bir efsaneye dönüşmek üzere... Sosyal medyada şu türlü yorumlar görüyoruz; Türkiye'nin döviz açığı şöyle, rezervleri şu durumda (Önemli sorunlar) ülkenin kefen parası (İhtiyat akçesi) harcandı ! Merkez Bankası ihtiyat akçesinin böyle bir cümlede kendine yer bulabiliyor olması son derece tuhaf ve bahsettiğim ihtiyat akçesinin efsaneleşmesi ile alakalı bir durumdur. Şunu net olarak ifade etmek gerekiyor; ihtiyat akçesi yorumlarda yer bulduğu kadar önemli bir kavram değildir, Merkez Bankası'nın ihtiyat akçesinin hazineye aktarılmasına atfedilen önem abartılmıştır ve en önemlisi bu adımın piyasalara olan etkisindeki önemli ayrıntılar tamamen unutulmuştur.

Konu Dışı: Son zamanlarda Merkez Bankası'nın para arzını önemli miktarda artırması, kamu bütçe açığındaki artış ivmesi gibi konular önemli mevzular ama bu konuda buna değinmedim ve İhtiyat akçesinin bu sorunlara etkisi çok az.


İhtiyat Akçesi, ülkenin kefen parası mıdır





 İhtiyat akçesinin efsaneleşmesi sürecinde en fazla işlenen temalardan biri bu... ''İhtiyat akçesi, ülkenin kefen parasıdır.'' Bu cümle uzak geçmişte belki doğruydu, bugün ise yanlış... 2019 yılında Merkez Bankası'nın ihtiyat akçesi hazineye aktarıldı, bu konuya ayrıca döneceğim ama öncelikle Merkez Bankası için Türk Lirası cinsinden paranın ne ifade ettiğini yeniden hatırlamak gerekiyor. Merkez Bankası'nın ihtiyat akçesini hazineye aktarması bir nevi para basma işlemidir ve bu işlem ile Merkez Bankası, hazineye +40 milyar TL para aktarmıştı. Alttaki resimde Merkez Bankası'nın haftalık para arzı verileri mevcut, son zamanlarda görülmemiş bir para arzı artışına şahit oluyoruz bu ayrı bir konu ama alttaki rakamlarla (İstediğiniz para arzını baz alın) kabaca 40 milyar TL'i bir teraziye koyunca alttaki işlemi gerçekleştiren kurum için kabaca 40 milyar TL'nin büyük öneme haiz olduğunu ifade etmek çok mantıklı değil.


ihtiyat akçesi nedir

 

Aktif rasyosu nedir

BDDK daha önce aldığı aktif rasyosu kararını güncelledi. Aktif rasyosu nedir sorusu için öncelikle alttaki makaleyi okuyabilirsiniz; bu ekleme güncelleme ile gelen yenilikler hakkındadır. BDDK'nın aktif rasyosu konusundaki güncellemeleri şunlar;
  • Aktif rasyosu hedefi mevduat bankaları için 100'den 95'e; katılım bankaları için ise 80'den 75'e düştü yani BDDK, bankaları  daha az kredi vermek ile sorumlu tutmuş oldu.
  • Aktif rasyosu formülünde döviz kalemleri TL'e çevrilirken bir önceki ayın ortalaması baz alınacak, bu kararla döviz kurlarındaki oynaklık sebebiyle bankaların aktif rasyosu konusunda sorun yaşamaması sağlanmaya çalışıldı.
  • Hali hazırda formülde bankaların  döviz kredilerini aşan döviz mevduatları 1.75 ile çarpılıyor yani bankaların kredi olarak kullandırmadıkları her 1 birim mevduat için 1.75 birim TL kredi vermeleri gerekiyor. Bu kararla bankaların döviz mevduatının cazibesini düşürmeleri isteniyor ama bankalar zaten döviz mevduatlarına neredeyse hiç faiz vermiyorlar, farklı yollarla dövizin cazibesini düşürmeye çalışıyorlar. Döviz mevduatlarının toplam mevduatın neredeyse yarısına ulaşması müşterilerin tercihleriyle alakalı. BDDK son güncellemesi ile yabancıların Türk bankalarında tuttuğu döviz mevduatları için aktif rasyosu formülünde 1.75 katsayısı uygulamama kararı aldı.
  • Formülün pay kısmındaki menkul kıymetler kalemine gayrimenkul yatırım fonları ve girişim sermayesi yatırım fonlari dahil edilecek. Aktif rasyosu formülünde pay kısmına eklenen her kalem bankalar için destekleyici.

 Son haliyle hesaplama şu şekildedir.

aktif rasyosu nedir


9 Ağustos 2020 Pazar

2020 Ekonomik krizi

Giriş notu: Bu paylaşımda 2020 ekonomik kriz senaryolar ile doğrudan veya dolaylı olan makaleler bulunmaktadır ve makaleler genelde küresel ekonomi ile alakalıdır. 

2020 Ekonomik krizi ve Gelişmekte olan ülkeler


 Dikkatlerin Türk varlıklarındaki değer kaybına odaklandığı şu dönemde önemli bir sorun da dikkatlerden kaçıyor. Geçtiğimiz hafta Türk varlıkları için sorunlu bir hafta oldu ama bu Türk varlıklarına özel bir durum da değildi; dolar endeksinin gerilediği bir haftada (-%0,6) Türk Lirası ve emsal para birimleri dikkate değer bir seviyede dolara karşı geriledi.

2020 ekonomik krizi

 Bu hareket neden rahatsız edici sorusuna cevap vermek gerekirse dolar endeksi haftalardır zayıflıyor;yazın başından beri dolar endeksi %5'e yakın değer kaybetmişken gelişmekte olan ülke para birimlerinin çoğuna bu iyileşme yansımadı. 2020 ekonomik krizi ile güvenli liman olarak görülen dolar (Dolar endeksi 100'ün üzerini görmüştü.) yaz başından beri geriliyor. Dolardaki gerileme birkaç hafta önceye kadar daha çok risk iştahındaki iyileşmeye dayandırılıyordu ama son zamanlarda Abd seçimleri, Abd'nin küresel salgında belirgin şekilde olumsuz ayrışması, artan Çin-Abd gerilimi gibi sebepler doların değer kaybetmesinde rol oynuyor yani dolar kendine has sorunlar sebebiyle değer kaybediyor ki görünüm 2008'i de andırmaya başladı. 2008 yılında dolar 90'lı seviyelerin altına düştükten sonra 80'lerin altına kadar aşama aşama gerilemişti ve doların tekrardan güçlenmesi (Dolar endeksinin 90'nın üzerine geri dönmesi) seneler sonra parasal gevşemenin sona ermesi ile gerçekleşmişti. Dolarda çok güçlü bir gerileme senaryosu yeniden gündeme gelmeye başladı. 

 Dolardaki gerilemenin nasıl seyredeceği tartışmaya açık ama doların gerilemesi ve bahsettiğim gibi dolar için çok olumsuz senaryoların gündeme geliyor olmasına rağmen gelişmekte olan piyasalara olan yatırım eğiliminin artmaması rahatsız edici bir durum.Finansal kriz sonrası doların büyük çöküş yaşadığı dönem gelişmekte olan ülkeler için tam anlamıyla altın dönemdi, bu dönemde (2011-2018) gelişmekte olan piyasalara kelimenin tam anlamıyla para yağmıştı. 

6 Ağustos 2020 Perşembe

Hedefli İlave Likidite İmkanı Nedir

 Türk Lirası ve Türk varlıklarının dikkat çekici şekilde değer kaybettiği bugünde TCMB'den gelen ilk mesajlardan biri hedefli ilave likidite imkanlarının kademeli olarak azaltılacağı mesajı oldu.

Hedefli İlave Likidite İmkanı nedir


 Hedefli ilave likidite imkanı, TCMB'nin koronavirüs sürecinde ekonomiyi desteklemek için sağladığı bazı desteklere verilen isimdir. Merkez Bankası, küresel krizin net şekilde hissedilmeye başladığı Mart ayında bankaları ve reel sektörü krizin etkisinden korumak için önemli destekler sağlamıştı. Hedefli ilave likidite imkanları olarak isimlendirilen bu destekleri tek tek sıralamak bayağı uzun sürer ama en önemlilerinden biri Merkez Bankası'nın bankalara politika faizinin (Haftalık repo) 150 baz puan aşağısında likidite sağlamasıydı ve üstelik bankalar bu imkandan daha uygun vadede (91 gün) yararlanabiliyorlardı.

 Bunun dışında hedefli ilave likidite imkanı kapsamında bankalar döviz karşılığı TL swaplarında Türk Lirasını yine politika faizinin 100 baz puan altı maliyetle elde edebiliyorlardı. Son zamanlarda daha sık gündeme gelen TCMB swapları değerlendirilirken bu durum da göz önünde bulundurulmalıdır. Yazının sonunda konu hakkında ayrıntılı bir yazının linki mevcut; TCMB'nin swap işlemlerini tek yönlü düşünmemek gerekir.

5 Ağustos 2020 Çarşamba

BATIK MALİYET YANILGISI

 Batık maliyet yanılgısı; Kişilerin geçmişte harcadığı para ya da  emek sebebiyle yanlış yatırımı veya davranışı sürdürmesine verilen addır, Normalde bir yatırıma karar verilirken gelecekte edilecek muhtemel fayda, kar göz önüne alınması gerekir iken birçok yatırımcının aslında tam aksine geçmişteki harcamalarını göz önüne alarak hareket ettiği görülmüştür ki bu durum yatırımcıların zararını artırmasına, fırsatları kaçırmasına sebep olur.

4 Ağustos 2020 Salı

BDDK Yabancılara Türk Lirası Likiditesini Kısıtlaması

 BDDK, bankaların yurt dışı yerleşiklerle Vadede TL alım işlemleri limitini daha önce aşama aşama azaltmıştı. En son öz kaynakların %1'i olan limit %0,5 düşürüldü. Benzer şekilde bütün TL plasmanlar ( kredi,depo,repo vs.) öz kaynakların %0,5'i ile sınırlandı.



BDDK neden yabancılar Türk Lirasına ulaşmasını engelliyor


 Türk Lirasının üzerinde yüksek dış borçluluk, zayıf döviz rezervi kaynaklı baskı mevcuttur fakat bu doğal baskının dışında geçmişte Türk Lirasının çok fazla değer kaybetmesinde spekülatörlerin de önemli katkısı vardı ve 2018 yazından başlamak üzere alınan önlemlerle bu faktör bazı olumsuz etkilere de yol açması pahasına zayıflatıldı.


 Bizim kur olarak takip ettiğimiz rakamlar aslında piyasadaki Türk Lirası-Döviz arz talep dengesini ifade eder ve Merkez Bankası'nın görevlerinden biri bu dengeyi yönetmektir. Piyasada dövize olan talep artınca doğal olarak Türk Lirası değer kaybeder ve piyasanın ihtiyaç duyduğu dövizi sağlayacak son merci Merkez Bankası'dır. Merkez Bankası bir taraftan piyasanın döviz talebini karşılar iken diğer yandan Merkez Bankası'nın döviz rezervindeki değişiklikler de kendi başına piyasadaki döviz talebini etkileyen önemli bir faktördür daha açık ifadeyle Merkez Bankası piyasanın döviz talebini karşılar iken rezervlerini ciddi şekilde zayıflatırsa bu durumun dövize talebi daha da artırması ve bir kısır döngü oluşturması beklenir yani Merkez Bankası  piyasanın döviz talebini karşılarken  döviz rezervini de çok fazla zayıflatmamalıdır.

Short Squeeze nedir

Ön not: Prensip olarak yazılarımda teknik ve yabancı kelime kullanmamaya özen gösteriyorum ama Short Squeeze kavramının Türçeye'ye doğru düzgün bir çevirisi henüz yok.

Short Squeeze, bir varlığa dair olumsuz beklentilerin varlığın değerlenmesine yol açabilmesi olayını açıklamak için kullanılan bir tanımdır. Bilindiği gibi finansal piyasalarda yatırımcılar bir varlığın değer kaybedeceğini ön görerek de para kazanabilmektedir. Yatırımcılar bir varlığın aşırı değerli olduğunu düşününce bu varlığı miktarı ile belli bir vadede borçlanıp bugünkü değerini paraya çevirebilirler. (Açığa satış) Vade sonununda açığa satılmış olan mal değer kaybederse yatırımcı kar ederken aksi senaryoda ise yatırımcı zarar etmektedir.

 Short Squeeze, bir varlığın açığa satış hacmindeki büyüklüğünün varlığın günlük alım-satım hacmine oranla çok yüksek olması sonucu varlığa karşı olumsuz beklentilerin varlığın değerlenmesine yol açmasını ifade eder. Daha basit ifadesiyle örneğin yatırımcılar A hissesinin çok değerli olduğunu öngörüp açığa satarlar ama bu açığa satışlar, vade sonunda varlığın alım-satım hacminin sığlık sebebiyle hissenin arz-talep dengesini talep yönlü güçlü şekilde bozar ve bu sebeple varlık değer kazanır. Sonuç olarak da yatırımcının çok değerli olduğunu düşündüğü hisseler daha değerli hale gelmiştir ki bu durumda daha fazla yatırımcı hisseyi açığa satmaya başlar ve bu durum kısır döngüye sebebiyet verir.

 Short Squeeze kavramı son zamanlarda dünyada birçok önemli hisse ile birlikte anılmaya başlamıştır ki ileride bu durum piyasaları genel anlamda etkileyen bir faktör olarak bile önümüze çıkabilir.


Volkswagen'in dünyanın en değerli şirketi olması