24 Eylül 2020 Perşembe

Muhtemel Büyük İstanbul Depreminin Ekonomik Etkileri

 Elazığ'da yaşanan 6.8 büyüklüğündeki deprem bütün Türkiye'ye yeniden deprem acısı yaşattı ve doğal olarak yeniden muhtemel Büyük İstanbul depremi ve sonrası olabilecek senaryoları akla getirdi. İnsan hayatının söz konusu olduğu bir konuda ekonomiden bahsetmek biraz rahatsız edici ama sonuç olarak Muhtemel büyük İstanbul depreminin ekonomik etkilerinin de konuşulması şart. Depremler çok büyük belirsizlik içeren bir konu olduğu olduğu için doğal olarak ekonomik risk olarak değerlendirilmiyor ama bilim adamlarının çok uzak olmayan bir gelecekte büyük İstanbul depreminin kaçınılmaz olduğunu belirtmesi ve bu depremin Türk ekonomisi üzerinde oluşturabileceği orantısız riski düşününce aslında deprem Türkiye'nin hızla hazırlıklarını yapması gereken bir risk olarak ortaya çıkıyor.

 Üzerinden uzun zaman geçmiş olsa da 99 Depremi ve sebep olduğu ekonomik yıkımın hatıraları halen taze... 99 Depremi yaklaşık 20 bin vatandaşımızı aramızdan alırken kabaca 300 bin konutun ve 50 bin iş yerinin ağır hasar görmesine sebep olmuştu. 99 Depreminin maliyeti o günün parasıyla 10-15 milyar dolardı ki bu Türk ekonomisinin %4-6'sına denk gelmekteydi ! Gölcük depremi sonrası Türkiye ekonomisi bir türlü toparlanamadı ve bu deprem 2001 Krizinin de en temel sebepleri arasındadır.


olası istanbul depreminin ekonomik etkileri
Gölcük depremi maliyeti

 İstanbul Depremi neden çok ciddi risk



Neye yatırım yapmalı

Ekonomik krizde neye yatırım yapılır


Giriş Notu: Bu yazıyı 2018'de ekonomik krizde neye yatırım yapılır , resesyondan neye yatırım yapılır gibi soruların sıklıkla sorulması üzerine 2008 özelinde geçmiş krizlerde yatırımcıların neye yatırım yaptığı, geçmişte kriz dönemlerinde piyasaları etkileyen dinamiklerin ne olduğu konuları hakkında yazmıştım. 2020'de krizin başlaması ile ekonomik krizde neye yatırım yapılır sorusu geçmişte kalan bir konudan çok güncel bir konuya dönüştü ve daha çok güncel olarak piyasalarda neler oluyor sorusuna cevap arayanların ulaştığı bir yazıya dönüştü. Ben de bu yazıda güncel olarak piyasada gerçekleşen gelişmeleri paylaşıyorum. Bunun dışında resesyonda neye yatırım yapılır gibi genellemeci bir sorunun net bir cevabı olamaz, geçmiş yazıyı neden resesyonda neye yatırım yapılır sorusunun net bir cevabı olamayacağını ayrıntılı şekilde açıklamak için güncelledim.

Bu paylaşımda neler var:




  • TCMB faiz kararını verdi
  • TCMB'den önemli karar
  • Riskten kaçış: Neden neredeyse bütün varlıklar satış yiyor
  • Sonbaharda Türk varlıkları için önemli gelişmeler
  •  Ekonomik krizde neye yatırım yapılır

(24.09.20)

TCMB faiz kararını verdi

Merkez Bankası bugün PPK toplantısında Faiz kararını verdi. TCMB piyasa beklentilerinin çok uzağında 200 baz puan faiz artırımı kararı aldı. Haberin ilk etkisi ile Dolar/TL 7.7'lerden 7.5'lere kadar geriledi. Dün Merkez Bankası'nın faiz politikasının etkilerini yerel dinamikler açısından açıklamaya çalışmıştım. Bu yazı ise TCMB'nin para politikasının emsal ülkelere göre durumu hakkındadır.


 Öncelikle Türkiye'nin emsali ülkelere göre en büyük sorunu enflasyon konusunda ciddi şekilde olumsuz ayrışmasıdır diyebiliriz. Alttaki grafikte gördüğünüz gibi emsalimiz olan ülkelerde enflasyon sorunu ciddi anlamda çözülmüş durumda. Üstelik bizde enflasyon beklentilerinde güçlü bir iyileşme de yok. (12 ay sonrası enflasyon beklentisi yeniden çift haneye yükseldi.)


neye yatırım yapmalı


   Günümüzde dünyada enflasyondan çok deflasyon sorunu gündeme geliyor ve enflasyon sorununu çözen ülkelerin yönetimleri gerekli durumlarda çok büyük hamleler yapabilecekleri bir alan elde ediyorlar. Bu konu ayrıca bir  makale konusu fakat örnek olması için  geçenlerde Endonezya hükumetinin sınırları zorlayan icraatlerini yazmıştım ve bunun bir devrim mi yoksa büyük bir kumar mı sorusunun cevabını okuyucunun yorumuna bırakmıştım. Şu anki konuya gelince Endonezya hükumeti merkez bankacılığının kitabını yeniden yazma cesaretini enflasyon sorununu çözmenin verdiği öz güvenden alıyor.(Bizden çok uzak bir coğrafya olsa da Endonezya'da olanlar bütün dünya için önemli olabilir: Endonezya hükumeti Rubicon'un üzerinde dans ediyor)


  Şu an biz ve emsalimiz olan ülkelerin en büyük sorunu yüksek borçluluk sorunu ve bu durum da bahsettiğim ülkelerin risk algısını doğrudan etkiliyor. Bir ülkeye dair risk algısı ne kadar güçlüyse yatırımcılar buna nispeten bir getiri talep eder. Yatırımcıların gözünde ülkelere dair risk algısını CDS'ler üzerinden takip ederiz.(CDS nedir)


  Türkiye ve benzeri ülkelerde CDS'ler dün şu şekildeydi. 


krizde yatırım

23 Eylül 2020 Çarşamba

Geç likidite penceresi ne demektir

 TCMB'nin ortalama fonlama maliyetindeki artış sebebiyle geç likidite penceresinin yeniden yoğun olarak kullanılmasına şahit olabiliriz. Merkez Bankası'nın şu anki politika faizi %8,25 ve TCMB'nin politika faizine müdahale etmeden sıkılaşmaya ihtiyaç duyduğu dönemlerde kullandığı gecelik borçlanma faizi %9,75 seviyesinde iken son günlerde yapılan geleneksel yöntemli repo ihalelerinde daha yüksek rakamlarla karşılaşıyoruz. Üstelik dün TCMB, gecelik faizle yaptığı fonlama limitlerini de yarıya düşürmüştü. (18.08.20) TCMB faiz artırmadan daha çok sıkılaşma ihtiyacı duyarsa ne yapar diye düşününce akla gelen yöntemler  geç likidite penceresi kanalıyla piyasayı fonlamak ya da daha uzun vadeli repo ihalelerinin kullanılması. Şu an  Geç likidite penceresi faiz oranı %11,25 ve geçenlerde (17 Ağustos 2020) gerçekleşen uzun vadeli repo ihalesinde çıkan ortalama faiz %11,25 olmuştu. 

Geç Likidite penceresi nedir


 Günümüzde sıradan bir fonlama kanalına dönüşme eğilimi gösteren geç likidite penceresi aslında geçmişte çok istisnai bir fonlama kanalıydı. Yanlış bilmiyorsam doksanlı yıllarda Merkez Bankası fonlama kanalları arasına giren yöntemin 2017 yılına kadar işlem adedi bir elin parmağını geçmez ve bankaların bu kanaldan fonlanması sıkıntılı bir durumun varlığına işaret ederdi. Ünlü Demirbank iflasında TCMB'nin bankayı bu kanaldan neden kurtarmadığı tartışılan bir konudur.

Dolar Endeksi(DXY) nedir

Not: Dolar endeksi 94 seviyesini de aştı. 

Dolar endeksi nedir


Dolar endeksi, geçen hafta uzun süreden sonra 100 seviyesini aşıp geri dönmüştü. Dolar likiditesi üzerindeki stres zayıfladığı halde dxy bugün tekrardan 100'ün üstüne çıktı. DXY endeksi, Bretton Woods anlaşmasının sona erdirilmesi/karşılıklı para basma sisteminin sona ermesi (Mart/1973) sonrası ülke para birimi kurlarının karşılaştırılmasına yardımcı olmak için hesaplanmaya başlamıştır.

 Dolar endeksi bize Abd'nin ticaret ortaklarının para birimlerinden oluşan bir sepete göre doların değerini ifade eder yani doların değerli veya değersiz olduğun kur ile değil de DXY ile takip ederiz. 


Dolar endeksi(DXY) nasıl hesaplanır


 Dolar endeksi, Abd'nin ticaret ortaklarının para biriminden oluşan bir sepetin nominal değeri ile doların nominal değerini karşılaştıran bir endekstir. Dolar endeksinde kıyaslama için kullanılan sepetin %57.6'sı euro, % 13,6'sı yen, %11.9'u paund, %9.1'i Kanada doları, %4,2'si İsveç kronu, %3.6'sı İsviçre frankından oluşur. Çin yuanının serbest piyasa koşulları altında fiyatlanması Çin yönetimi tarafından engellendiği için yuan dolar endeksi hesaplamasına eklenmemiştir. (Abd'nin en büyük ticaret ortağı olmasına rağmen)



dxy nedir
Dolar endeksi nedir

Dolar endeksi nasıl yorumlanır

22 Eylül 2020 Salı

Mississippi Balonu ve John Law

 Tarihteki en önemli manipülasyonlar biri olan Mississippi balonu dolaylı olarak sebep olduğu siyasi sonuçlar sebebiyle tarihin akışına yön vermiş bir olaydır. Mississippi balonunu anlamak için öncelikle John Law hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.



John Law Kimdir


John Law tarihteki en ilginç ekonomistlerden biridir, kumar düşkünlüğü ile ünlüdür, Mississippi balonu sürecinde Fransa'nın finans bakanıydı. Fransa ve dünya ekonomisine birçok konuda katkı sağlamış olsa da adı Mississippi balonu ile özdeşleşmiştir.

 Zengin bir banker çocuğu olan John Law, çocukluğunda ekonomi eğitimi almıştı ve matematik konusunda çok başarılıydı. Babası vefat ettikten sonra kendisine büyük bir miras kalmıştı fakat John  Law bu serveti kumar düşkünlüğü sebebiyle kaybetti, genç yaşında bir kız için cinayete karıştı ve idam cezası ile cezalandırıldı ama cezası müebbet hapse çevrildi daha sonra ise annesinin desteğiyle hapishaneden kaçtı ve Holanda'ya yerleşip bir bankada çalışmaya başladı. İngiltere ve Hollanda tecrübesi sayesinde Law sistemini geliştirdi.

2020 Abd Seçimleri

 2020 Abd seçimlerinde kaos çıkar mı


 2020 ABD seçimlerine 45 günden daha az bir süre kaldı ve seçimlerde kaos ihtimali günden güne artıyor. Piyasalar kaos ihtimalini çok güçlü şekilde fiyatlamıyor olsa da Trump başkanlığı kaybedip Beyaz Saray'ı terk etmezse ne olur? Başkanlık seçiminde çıkabilecek bir karmaşaya Pentagon'un yaklaşımı ne olur gibi en uç sorular bile sorulmaya başladı.

 Yeniden hatırlamak gerekirse 2020 Abd seçimleri 3 Kasım günü gerçekleşecek ama birçok eyalette bundan çok sonra bile mektupla oylar kabul edilebiliyor. (25 Kasım'a kadar mektupla oyu kabul eden eyaletler var.) Seçimle ilgili önemli sorunlardan biri mektup oyların zamanında yerine ulaşamaması ihtimali; birçok seçmen zamanında oylarını mektupla gönderecek olsa bile Trump yönetiminin tercihli olarak zayıf bıraktığı posta servisi bu oyları zamanında taşıyamaması ihtimali mevcut çünkü 3 Kasım seçimlerinde on milyonlarca seçmenin  (80-150 milyon gibi rakamlar konuşuluyor.) salgın sebebiyle oylarını mektup yoluyla kullanması bekleniyor.

 Mektupla kullanılan oylar zamanında yerine ulaşsa bile bunun sayımı ayrıca bir sorun teşkil edecek, birçok eyalette mektup yoluyla gelen oylar normal sandıklardan sonra açılıyor. Bu durum 3 Kasım günü çok ciddi şekilde değişebilecek bir seçim sonucu ile karşılaşma ihtimalini ortaya koyacak çünkü mektupla oy kullanma tercihi demokratlar arasında cumhuriyetçilere göre çok daha fazla ve anketlerin zayıf aday gösterdiği Trump, seçimi ancak ''Mektupla gelen oylarda yapılacak hileler sebebiyle kaybedebileceğini'' ifade ediyor.

 Sayımların gecikmesi, normal itiraz sürecinin yetersiz kalması ( 8 Aralık) ve yeni başkanı seçecek olan kurulun tamamlanmamış itiraz sürecinde karar alması (14 Aralık) riskini ortaya çıkarıyor. Normal şartlar altında başkan adaylarının iyi niyetli yaklaşımından söz edebilsek bazı sorunların oluşturduğu riskler azalır ama Trump ABD'deki oyların %30-50'sini oluşturacak mektup oyların meşruiyetini sorguluyor.

Margin Debt nedir

 Yazmak planladığım bir makale için link verebilecek bir kaynak bulamamam sebebiyle bu konuyu makalemden bağımsız yazmak istedim. Margin debt kavramı Amerika'da yaşanan ve dolaylı olarak bütün dünyada hissedilen bütün borsa krizlerinin teknik sebebidir. Örnek vermek gerekirse 1920'lerin sonunda Margin debt ile ilgili regülasyonların zayıflığı (kaldıraç oranı %90 vs.) sebebiyle The Dow'daki (Bugünkü Dow Jones) %25'lik düşüş bir günde yüz binlerce yatırımcı ve dört bin bankanın iflasına yol açtı, bu olay Büyük Buhran'ın teknik başlangıcıdır.

 Margin debt nedir sorusundan önce kaldıraç kavramını açıklamak gerekir. Amerika'da yatırımcılar hisse senetleri alırken aracı kurumlar yatırımcının hisselerini ipotek altına alarak portföyün %50'si(kaldıraç oranını regülasyonlar belirler.) kadar  kredi sunarlar. Daha basit ifadesiyle bir yatırımcı 100 birim ana para ile hisse senedi alırken isterse aracı kurum da hisse senedi almak için yatırımcıya 100 birim daha kredi açar. Hisselerin değeri artarsa dolaylı olarak ipoteğin de değeri artacağı için yatırımcının kredi kapasitesi artar, hisselerin değeri düşünce ise bir noktadan sonra yatırımcı yatırımı üzerindeki tasarrufunu sürdürebilmek için teminat çağrısı ile karşılaşabilir.(Margin Call) Bu şekildeki borçlanmaya margin debt (Marj borcu) denir.

 Margin debt ile borçlanma yatırımcıya çok daha hızlı ve fazla kar edebilme imkanı sunar. Örneğin sıradan bir hisse yatırımında,  yatırım yapılan ürünün %10 prim yapması yatırımcıya %10 kar sağlar iken margin debt limitinin tamamını kullanan bir yatırımcının yatırım yaptığı bir hisse %10 civarı prim yaparken yatırımcının karı %30'lara yaklaşır.( Hisse prim yaptıkça yatırımcının kredi limiti de artacağı için %20 değil.) Bu işlemlerde bir de alınan kredinin faiz maliyeti vardır ama günümüzde Amerika'da faizler çok düşük olduğu için hesaba katmadım.

20 Eylül 2020 Pazar

2020 Türkiye Ekonomisi

  24 Eylül günü TCMB olağan para politikası toplantısını gerçekleştirecek. Piyasada TCMB'nin faiz artıracağına dair bir beklenti yok ama bazı kurumlar Temmuz ayı için faiz artırımı beklentilerini dile getirmeye başladılar yıl sonuna kadar TCMB'den faiz artırımı bekleyen kurumlar ağırlık kazanmaya başladı. TCMB'den faiz artırımı beklentisi olmasa da TCMB aslında son toplantısından beri realitede fonlama maliyetini artırmış durumda. Temmuz ortasında %7,34'lere kadar gerilemiş olan TCMB ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti en son 18 Eylül tarihinde %10,39'a kadar yükselmiş durumda yani şu an 7 Ağustos'tan beri TCMB'nin piyasayı fonladığı maliyet politika faizinin üzerinde.



 TCMB'nin nispi sıkılaşması sebebiyle piyasadaki kredi maliyetlerinde yükselişe şahit oluyoruz. Ağustos başından beri (31 Temmuz itibariyle) Ticari kredilerde %2.81, Konut Kredilerinde %4,66, İhtiyaç kredilerinde ise %6,77 artış oldu. (11 Eylül 2020 verisi) Kredi hacmindeki artış ise yavaşladı.

17 Eylül 2020 Perşembe

Snowflake Hisseleri

  Snowflake hisseleri halka arz edildikten sonra dün ilk defa borsada işlem gördü ve inanılmaz fiyatlamalara şahitlik ettik. Dünkü fiyatlamalara şahit olan herkes bu şirketin ekstra numarası ne? Ben ne kaçırıyorum diye merak etmiştir diye düşünüyorum ama bu düşünce ile buraya ulaştıysanız sizde sorun yok çünkü gerçekten de Snowflake şirketinin en azından internet ortamında paylaşılmış ekstra bir hikayesi yok.


 Şirket hakkında bildiklerimiz cloud tabanlı veri depolama şirketi olması ve şirket hızla büyüyor. Genelde teknoloji hisselerine pek fazla yatırım yapma eğilimi olmayan Warren Buffett bu şirketin halka arzını katılmış ki bu katılım şirketin halka arzına olan talebi arttırdı. Bu halka arzdan sonraki ilk işlem gününde Warren Buffett'ın şirketinin elindeki Snowflake hisseleri 800 milyon dolar prim yaptı. Snowflake daha işleme açılmadan zaten bir tuhaflık olacağının işaretlerini vermeye başlamıştı. 70-80 dolardan halka arz edilmesi beklenen şirket gelen yoğun talep sebebiyle halka arz fiyatını 120 dolara yükseltmişti dün ise Snowflake hisseleri 240 dolardan işleme açılıp 253 doları test etti. Hisseler işlem görmeye başlaması ile şirket bir ara +80 milyar dolar civarında değere yükseldi ve günü 70 milyar dolar civarında piyasa değeriyle kapattı. Bugün ise şirket 60 milyar dolar civarında bir değere sahip.


Snowflake hisseleri neden büyük sükse yaptı


 Snowflake şirketi hızla büyüyen bir profil çiziyor. Geçen sene 265 milyon dolar ciro yapan şirket bu sene 400 milyon dolar ciro bekliyor. Şirket geçen sene 400 milyon dolar ciroyla beraber 348 milyon dolar da zarar yazmış.

Snowflake şirketi
Snowflake'in cirosu


Merkez Bankası Net Döviz Rezervi Eylül 2020

Merkez Bankası Net Döviz Rezervi Eylül 2020


  Bir önceki hafta Merkez Bankası net döviz rezervi 18.6 milyar dolardı.(4 Eylül ) Bu hafta açıklanan son veriye göre Merkez Bankası Net Döviz Rezervi 20.3 milyar dolara yükselmiş.( 11 Eylül 2020 tarihi  itibariyle Merkez Bankası net döviz rezervi)


 Merkez Bankasının döviz rezervleri ile beraber swap stoku da artık sık sık sorulmaya başladı. İki verinin açıklanma tarihleri uyuşmuyor fakat fikir vermesi açısından Temmuz ayında merkez bankasının toplam swap yükümlülüğü 58.2 milyar dolardı. (
Merkez Bankası swap işlemleri ne anlama geliyor)



Merkez Bankası net döviz rezervi(Aylara Göre)




Merkez bankasının net döviz rezervlerinin değişimi ise şu şekilde olmuş;


16 Eylül 2020 Çarşamba

Endonezya Hükumeti Robicon'un üzerinde dans ediyor

 Roma İmparatorluğu döneminde bir komutan asker kimliği ve ordusu ile başkent Roma'ya giremezdi o yüzden Roma şehrinin sınırı olan Rubicon Nehri komutanlar için sınır kabul edilirdi. Rubicon'u geçen bir komutan kararından vazgeçse bile cezalandırılacağını bildiği için ''Rubicon'u geçmek'' yüzlerce yıldır bütün dünyada geri dönülmez bir yola girmek anlamına gelen bir deyim haline gelmiştir. Bugünlerde Endonezya yönetimi sürekli olarak merkez bankacılığı kurallarının sınırlarını aşıyor; piyasaların yeterli tepki vermemesinden mi rahatsız oluyor bilemiyorum ama tepki gelmeyince sınırlar daha da aşılıyor. 

 En başından başlarsak Endonezya Merkez Bankası küresel salgının etkileri görülmeye başlaması ile birlikte hükumetin aldığı bir kararla ''Birincil'' piyasadan hükumet tahvili almaya başladı. Merkez bankalarının devlet tahvili alması günümüzde sıradanlaşmış bir uygulamaya dönmüş olsa da birincil piyasadan tahvil almak ile ikincil piyasadan tahvil almak arasında dünya kadar fark var. Piyasaları yönlendirmek sorumluluğu olan merkez bankalarının birincil piyasadan işlem yapması hakemin sahaya girip maça müdahale etmesi gibi bir işlem. Büyük çerçeveden bakınca hakem bir takımın kaybetmesine karar vermişse zaten bunu yapar ama piyasalara doğrudan müdahale etmek ileride suistimallerin önünü açmaktır fakat koşullara bakınca geçtiğimiz Mart ayında anormal bir dönemdeydik ve birçok anormallik yaşanırken Endonezya Merkez Bankası'nın ilginç kararları çok göze batmadı.


 Konu dışı: 2008'den beri merkez bankalarının yaptığı birçok şey kanuni sınırlarını aşan şeyler ama hükumetlerin görev sahasında olan şeylere müdahale etmemesi sonucu son on iki yılda merkez bankaları bütün sorunların çözüm mekanizması gibi saçma bir konuma itildiler buna rağmen kanuni sınırlar kağıt üzerinde korunuyor. Örneğin Fed kredi verdi, tahvil aldı ve benzeri birçok işlemi basitçe açıklıyoruz fakat bunların çoğu kanunların izin verdiği sınırlara çekilmek için kurulan çeşitli mekanizmalar üzerinden gerçekleşiyor yani ''Yeni Normal'' haline gelmiş birçok tuhaflık kağıt üzerinde halen istisnai bir yöntem muamelesi görüyor.




 Geçen bahar mevsiminde FED ile yapılan 60 milyar dolarlık repo anlaşmasının piyasalara verdiği güvenle ilk şokun ardından Endonezya rupiahı yaza kadar güçlendi ama daha sonra Endonezya Merkez Bankası ve hükumeti yeniden sınırları zorlayan bir karara imza attı. Endonezya hükumetinin 40 milyar dolar büyüklüğündeki mali borç finansman programının 27 milyar dolarlık kısmı (~398 trilyon rupiah) Endonezya Merkez Bankası tarafından ''Yük paylaşımı'' planıyla üstlenildi. (Borcun parasallaştılması)

 Borç parasallaştırılması: Borcun parasallaştırılması hükumetin borçlarının merkez bankası tarafından basılan para ile ödenmesine verilen isimdir.

15 Eylül 2020 Salı

Softbank ve Masayoshi son

 Geçenlerde Softbank'ın tek başına ABD piyasalarında büyük dalgalanmalara sebep olduğuna dair bir yazı yazmıştım. Bu yazı da S&P 500, NASDAQ gibi dünyanın en büyük borsalarında ''Balina'' etkisi oluşturabilecek kapasitesi olan Softbank ve CEO'su Masayoshi Son hakkında.


Softbank nedir


 Softbank, Japonya'da bir telekomünikasyon firması olarak kurulmuş olsa da günümüzde bir holding haline gelmiştir. Forbes'e göre dünyanın en büyük 36. Japonya'nın ise Toyota'dan sonra en değerli şirketidir. Softbank'ın değeri şu an 110-120 milyar dolar civarındadır (12,25 trilyon yen) ve şirket teknoloji şirketlerine yaptığı yatırımlarla dikkat çekmektedir. 



Masayoshi Son


 Masayoshi Son, Softbank'ın kurucusu ve CEO'sudur. Son şirketi 24 yaşında kurdu ve şirketin başarısında çok büyük pay sahibidir. 2008 yılından beri reel/nominal getiriler bütün dünyada son derece düşük bu sebeple de büyük ya da küçük sermaye sahibi bütün yatırımcılar servetlerini korumak veya bir getiri sağlamak için daha riskli yatırımlar yapmaya daha meyillidir diyebiliriz. Bahsettiğim durum Japonya'da ise doksanlı yılların başından beri yaşanıyor bu sebeple de Japonlar yatırım eğilimi yüksek bir millet. Masayoshi Son ise japonların Warren Buffet'ı gibi bir sima; ülkedeki en popüler kişilerden biri (Twitter'dan 2,7 milyon insan takip ediyor.) ve yatırım kararları toplum tarafından önemli bulunuyor.


Masayoshi son
Masayoshi Son

Yeni Ekonomi Programı 2021

 Eylül ayının ortalarına yaklaştık ve her sene olduğu gibi orta vadeli programın (yeni adıyla Yeni ekonomi programı) açıklanma zamanı geldi. Daha geçmişte angaryayı yerine getirme olarak yorumlanabilecek bir bakış açışıyla açıklandığını iddia edebileceğim orta vadeli programlar son iki yılda çok daha iddialı bir şekilde açıklandı.

 Eylül 2018'de Türkiye ekonomisi üzerindeki belirsizlik güçlüyken (Brunson krizinin hemen sonrası) ekonomi yönetimi Yeni Ekonomi Programı 2019-2021'i açıklamıştı ve bu program bazı hedeflerini tutturup bazılarını tutturamamış olsa da uzun süre alınan birçok karara referans olmuştu yine YEP 2019-2021'in kamuoyundan aldığı dönüt geçmiş OVP'lere göre daha olumlu olmuştu. Geçen sene açıklanan Yeni ekonomi programı 2020-2022 bir önceki OVP'de çizilen resimden hayli uzaklaşmıştı fakat 2020 yılında küresel krizle beraber zaten dünya da tamamen farklı bir ekonomik iklime geçti o yüzden programda belirtilen hedefler realiteden bayağı uzakta kaldı. Muhtemelen yakında açıklanacak olan Yeni Ekonomi Programı 2021-2023 bize ekonomi yönetiminin yakın zaman beklentileri ve muhtemel politikaları hakkında fikir verecek.

Yeni ekonomi programları ve hedefler


 Geçmiş yılların programlarının başarılı olup olmadığını incelemek bence fazlasıyla uzun bir yazı gerektiriyor. 2018 yılında açıklanan Yeni Ekonomi Programı 2019-2021'de metinde yer almamış olsa da dolar/TL kuru 5.6-5.7 üzerinde çalışılmış ki bence bu o günün şartlarında büyük bir iddia idi ve hedefe ulaşıldı. ( Program açıklanırken en fazla eleştiri alan konulardan biriydi !) Yine son iki yılın YEP'lerinde çok başarılı veya başarısı bütçe, cari denge hedefleri de mevcut ama ben daha önemli olduğuna inandığım büyüme ve en önemli sorun olmaya devam eden enflasyon hedeflerini yazdım.

Yeni ekonomi programlarında büyüme


14 Eylül 2020 Pazartesi

Borsaları balinalar mı sürüklüyor

 Geçenlerde Abd'de teknoloji hisselerinin yükseliş ve düşüşünde Softbank'ın katkısı hakkında bir yazı yazmıştım; bu yazı ise o yazının devamıdır.

  Öncelikle Ağustos ayının sonunda teknoloji hisselerindeki abartılı yükseliş ve arkasından gelen düşüşte Softbank'ın payı ile ilgili yazdığım şu yazıyı okumadıysanız okumanızı tavsiye ederim.(Softbank olayı) Yazıda da belirtmiştim Softbank çok kısa sürede 4 milyar dolar değerinde opsiyon alması piyasaların dengesini bozmuştu ama büyük resme bakınca piyasaların üzerinde opsiyonları etkisi uzun zamandır Softbank'ın etkisinden çok çok daha güçlü ve bunun kaynağı da geçmişte gördüğümüzün aksine küçük yatırımcılar !

 Üstteki linki okumadıysanız yine kısaca hatırlatayım; bir müşteri 1 adet hisse alırsa aracı kurum bunu ''Hedge'' etmek için gidip 1 adet hisse alabilir (Genelde alır) ve örneğin 1 adet opsiyon 5 dolar, hisse 500 dolarsa opsiyon sahibi opsiyon aldığı hissede kendi sermayesinin 500 katı para girişine sebebiyet verebilir. Hisse değer kazanırsa aracı kurumun bir zararı olmaz zaten aracı kurumun bu işlemde karı opsiyonun maliyetidir. Hisse değer kaybederse aracı kurum daha da fazla kar etmek için alan kazanır. Bir hisse opsiyonunda durum bu iken piyasada opsiyon olayı anormalleşir ise durum apayrı bir hal alır.

Türkiye'nin kredi notu ne demektir

 Daha önce 'Türkiye'nin kredi notu ne demektir '' sorusu için bir makale yazmıştım ama gözlemlediğim kadarıyla yazı yeterli değil o yüzden ekleme yapma gereği duydum. Bu yazıyı yazmak benim için biraz zor oldu çünkü yazıyı bir kere yazdıktan sonra kontrol ettiğimde beğenmeyip yeniden yazmak zorunda kaldım sebebi ise aynı konunun çok uç noktalarda değerlendirilmesi... Türkiye'nin kredi notunun hiçbir önem taşımadığı ülkemizde bir mit haline gelmiş diye yorum yapsam bence abartılı olmaz ama öte yandan Türkiye'nin kredi notuna bana göre hak ettiğinden çok çok fazlasıyla önem atfedilen yorumlar da görüyorum. Bu konunun bir yönü bir diğer yönü ise Türkiye'nin kredi notunun değişim sürecini  dünyada son derece anormal şekilde değişen küresel konjonktür dahil edilmeden yorumlamak bence eksik kalır. Dünyada ''Yatırım yapılamaz'' kredi notuna sahip tahviller tarihi düşük maliyetlerle tarihi yüksek büyüklükte ihraç edilirken Türkiye'nin finansman maliyeti konusunu bundan bağımsız değerlendirmemek gerekir.  Sırayla gitmek gerekirse;

Moody's'in Türkiye'nin kredi notunu düşürmesinin etkisi 


 Moody's, Türkiye'nin kredi notunu B1'den B2'e düşürdü. Bu olayın haber etkisi olumsuzdur yine Moody's'in Türkiye'nin kredi notunu diğer kredi derecelendirme kurumlarının hepsinden daha düşük kademeye indirmesi ayrıca olumsuzdur fakat bizim kaybettiğim B1 notunu Moody's kadar itibarlı olan S&P bize uygun buluyor, Fitch bundan daha fazlasını da uygun buluyor ki Fitch'in notu sadece kademe olarak değil, sınıflama olarak da diğer iki derecelendirme kurumundan yüksek yani realitede Türkiye'ye karşı büyük bir algı değişimi yaşanmadı.

Türkiye'nin kredi notu nedir
Üç büyük derecelendirme kuruluşunun Türkiye notları


 Türkiye'nin kredi notunun piyasalarda büyük(Altı çizili) bir etki uyandırması için yatırım yapılabilir seviyeye çıkması/yaklaşması gerekir veya iflas/temerrüt seviyesine yaklaşması/düşmesi gerekir diye düşünüyorum. Kredi derecelendirme kuruluşların değerlendirmeleri zaten piyasadaki yatırım eğilimlerinden çok uzak değildir.

 Kredi derecelendirme kuruluşlarının değerlendirmeleri daha çok finansman maliyetlerini ve bununla ilgili olan varlıkları kısa süreli etkiler. Genel anlamda piyasalara etkisi daha uzun süreli hissedilir  yani özetle diyebilirim ki kredi derecelendirme kuruluşlarını değerlendirmeleri bir günde herhangi bir ülkeye dair algıda fırtınalar koparmaz. Bunun diğer tarafında ise kredi derecelendirme kurumlarına anketör muamelesi yapan yorumlar da var.

Kredi derecelendirme kuruluşları ve 2008 Krizi


 2008 Krizi geçen seneye kadar tarihin en büyük krizi olmasa da küresel ekonominin karşılaştığı en büyük risk olarak kabul görürdü ve bu büyüklükte bir krizin yaşanmasında kredi derecelendirme kuruluşlarının suistimalleri çok büyük pay sahibidir. (Ayrıntı için: 2008 Krizi )  2008 Krizi, kredi derecelendirme kuruluşlarının itibarlarına büyük darbe vurdu ama bu kuruluşların etkinliği azaldı, kimse bu kuruluşları takmıyor demek büyük bir yanılgıdır. Kredi derecelendirme kuruluşları ile ilgili her paylaşımımın altında bu kuruluşların değerlendirmesine kimse önem atfetmiyor yorumunu banko görüyorum ama hatırlatmam gerekiyor ki önem atfedilmediği iddia edilen o değerlendirmeler için tonla para ödeyen müşteriler var! 

12 Eylül 2020 Cumartesi

Nikola Corporation hisseleri

Nikola hisselerinde büyük entrika


 Günümüzde yatırımcıların en fazla rağbet gösterdiği yatırım alanlarından biri emisyonsuz araçlar oluyor. Emisyonsuz/Elektrikli araçlar ile ilgili her türlü girişim birazcık umut vaat ederse yatırımcıların hücumuna uğruyor ama bu durum da suistimalleri ve fırsatları beraberinde getiriyor. Otomotiv sektörü şu an iki binlerin başındaki internet çılgınlığına ciddi şekilde benzemeye başladı. Günümüzde Amazon, Microsoft gibi hisselerin geldiği yerlere bakınca insan bu hisselere 20 yıl önce yatırım yapsaydım ne olurdu diye düşünmeden edemiyor fakat 20 yıl önce finansal piyasalar yüzlerce çöp sadece sonunda ''.com'' ibaresi olduğu için kapışılıyordu o yüzden emisyonsuz araçlarla ilgili projelerin hangisi hayal satıyor hangisi büyük fırsatlar sunuyor sorusu üzerinde fikir yürütmek gerekir. Nikola hisseleri bahsettiğim durumu izah etmek için geçen hafta bize çok güzel bir hikaye sundu.

 Geçtiğimiz hafta General Motors ile Nikola Corporation birlikte pick-up üretmek konusunda anlaşma yaptıklarını duyurdular. General Motors, bu anlaşmayla birlikte Nikola hisselerinin %11'ini alacağını duyurunca her iki şirketin hisseleri teknoloji hisselerinin sıra dayağı yediği bir haftada büyük kazançlar sağladı; haber ile Nikola hisselerinin günlük değer kazancı %40 olmuştu.



 Dün ise şirket hisseleri skandal iddiası ile %15 civarında değer kaybetti ve GM ile ortak üretim rüzgarıyla 35 dolar seviyesinden başlayan ralli 35 dolar seviyesinin de gerisine düştü.

Hindenburg Research, Nikola'nın Ceo'su Trevor Milton ve şirketi dolandırıcılıkla itham etti. Hindenburg iddiaları arasında şu türlü ithamlar var.

  • Nikola'nın yolda gittiğine dair videolar yayınladığı tır hareket etmiyor, yokuş aşağıya bırakılmış.
  • Nikola Corporation'ın çok iddialı olduğu hidrojen üretimi direktörü olarak inşaat sektöründeki kardeşini atamış. (Nikola rakiplerine göre %81 daha ucuz maliyetle Hidrojen üretebileceğini iddia ediyor.)
  • Nikola fabrikası iddia edildiği gibi güneş enerjisi ile elektrik üretimi yapmıyor, fabrikanın çatısında güneş panelleri yok.
  • Nikola Corporation'ın şimdiden 3,5 milyar dolarlık ön sipariş aldığı belirtilmiş ama bu siparişlerin neredeyse 1/3'ünü veren şirketin sadece 1,3 milyon dolar nakiti var.

11 Eylül 2020 Cuma

Borsa yorumları

  Dünya borsalarının göstergesi olarak kabul gören S&P 500 endeksi iki haftadır düşüş yaşıyor yine teknoloji hisselerinin göstergesi olarak kabul gören NASDAQ endeksi çok daha belirgin bir düşüş yaşıyor. Bu başlıktaki son yazımda yatırımcıların 2008 tecrübesinden dolayı uzun yıllardır muhtemel bir krize büyük bir fırsat olarak yaklaştıklarını ve 2020'de de bu bakışın piyasalardaki ana hikaye olduğunu yazmıştım fakat NASDAQ veya S&P 500'deki son yaşananlar daha özgün bir olayın sonucudur diyebiliriz.

 Ben olayı endeksler üzerinden anlatmaya çabalasam da aslında bahsettiğim endekslerin hem yükselişi hem de düşüşü çok sınırlı sayıda teknoloji devi kaynaklı oldu. Ağustos ayının sonlarında APPLE neredeyse her 1-2 günde bir 100 milyar dolar civarında değer kazandı yine yatırımcılar TESLA'nın değer kaybedeceğine (Short) dair aldıkları pozisyon kendisinin 7-8 katı APPLE'ın değer kaybedeceğine dair oynanan pozisyonların çok çok yukarısında iken şirket yaklaşık 15-20 günde %50 civarında prim yapabildi örnekler artırılabilir FAANG (Facebook, Google hisseleri, Apple, Netflix, Amazon) + Microsoft ve Tesla hisselerinde Ağustos ayının sonundan beri tuhaf şeyler oluyor ki endekslerde de bahsettiğim oynaklığın kaynağı bu hisseler... Bahsettiğim hisselerdeki hareket endekslere %3-5 etki etmiş olsa da hisselerdeki oynaklık çift haneleri gördü.


en iyi borsa yorumları


ABD borsalarında büyük spekülasyon


  Japonya merkezli Softbank şirketi Ağustos ayının sonundan beri Abd borsalarında saydığım 7 hissede ilginç işlemler gerçekleştiriyor. Softbank 21 Ağustos'tan başlamak üzere bahsettiğim hisselerde 4 milyar dolarlık 'Call opsiyonu'' satın almış ve bu işlemin takip eden işlemlerin de katkısıyla ABD borsalarında opsiyon hacimleri geçen yıllara göre üç kat artmış. Kurallara uygun bu işlem neden eleştiriliyor konusuna gelince;

10 Eylül 2020 Perşembe

2008 EKONOMİK KRİZİ

 Bu makaleyi uzun zaman önce yazmıştım ama eski yazıyı tekrar okuyunca hissettiğim eksiklikler sebebiyle yazıyı güncellemek istedim. 2008 ekonomik krizi dünya için çok önemli bir eşik; bugün bile yaşadığımız birçok sorun aslında 2008 kaynaklı ve bu kriz gerçek anlamda hiç bitmedi dersek hatalı olmaz. 2020 Krizi, çıtayı çok yukarıya taşımış olsa da yakın zamana kadar finansal kriz gözümüzde tarihin gördüğü en büyük krizlerden biriydi ve ancak Büyük Buhran ile kıyaslanabilirdi.

 2008 Krizi ile sadece ABD'de 10 trilyon dolar değerinde servet yok olmuştu ve 10 milyona yakın insan işini kaybetmişti; 2020 perspektifinde bu rakamlar çok büyük görülmüyor olsa da o dönem görülmemiş bir ekonomik yıkımdı.

2008 ekonomik Krizi neden yaşandı



 Bu yazı yazıldığında FED'in bilançosu 7 trilyon doları aşmıştı ve dünyadaki negatif getiri vaat eden tahvil stoku 16 trilyon dolar civarındaydı yani özetle dünya inanılmaz bir likidite bolluğunda bulunuyor. 2008 yılı da yine benzer bir likidite bolluğuna sebebiyet vermişti. 2008 öncesi FED'in bilançosu sadece 800 milyar dolar iken ilerleyen yıllarda krizin etkilerinden kaçınmak için bu rakam 4,5 trilyon dolara kadar çıkmıştı.

2008 ekonomik krizi


Not: FED dünya merkez bankalarının liderliğini yapar. dersek hatalı olmaz; bu sebeple FED'in bilançosu dünyadaki destek/teşvikler hakkında fikir verir.

 2008 ve 2020'deki akıl almaz likidite bolluğunu geçmişle kıyaslamak mümkün değil ama bu iki çok istisnai dönemi saymazsak 2000 sonrası da dünyada likidite bolluğunun görüldüğü bir dönem yani Büyük merkez bankaları neredeyse 20 yıldır daha ne yapabilir ki diye düşünen piyasalara şapkadan yeni tavşanlar çıkarıyor. O yüzden 2008 konjonktürünü anlayabilmek için son yıllardaki tuhaflıkları unutmak gerekiyor. 2008 öncesi dünyada ekonomiler sadece faiz kararlarıyla bile yönlendirilebiliyordu.

9 Eylül 2020 Çarşamba

FED'in ortalama enflasyon hedeflemesi kararı

 Ön not: Fed'in geçtiğimiz günlerde aldığı çok önemli ortalama enflasyon hedeflemesi kararının önemi ve etkileri ile ilgili daha önce başka başlıklara yazılar yazmıştım. Link verme konusunda bana yardımcı olması için makaleleri bu başlığa topladım.

(17.09.20)

Ortalama Enflasyon Hedeflemesi: Dağ fare mi doğurdu



  Türk lirasının yeniden baskı altında kaldığı bir gündeyiz. Bu yazı yazıldığında dolar/Türk Lirası 7.55 civarındaydı. Türk Lirası neden dolara karşı değer kaybediyor sorusuna cevap vermek gerekirse bizim sorunlarımıza ek şu an dolarda bir miktar güçlenmeye şahit oluyoruz. Dünkü FED'in olağan toplantısında açıklanan kararlar sonrası dolarda güçlenmeye şahit oluyoruz; bizim de içinde olduğumuz gelişmekte olan ülke para birimlerindeki değer kaybı ise dolardaki güçlenmeye kıyasla daha fazla.


 Daha önce FED Başkanı Powell'ın Jackson Hole sempozyumunda açıkladığı FED'in yeni ortalama enflasyon hedefi kararı hakkında birkaç yazı yazmıştım, okumadıysanız okumanızı tavsiye ederim.(FED neden ortalama enflasyon hedeflemesine geçtiDoların birkaç haftadır diğer para birimlerine karşı son birkaç yıldaki en zayıf seviyesine gerilemesinin en önemli sebeplerinden biri FED'in enflasyon ile mücadelede yeni yaklaşımı idi. Kısaca özetlemek gerekirse FED Başkanı Powell, Jackson Hole'de FED'in artık enflasyondaki artışlara çok daha ılımlı tepki vereceğini ifade etmişti fakat birçok önemli noktayı da muğlak bırakmıştı. FED'in enflasyona çok daha ılımlı, yavaş müdahale etmesi daha zayıf dolar (Enflasyon) ve daha az reel/nominal sabit getiri anlamı taşır. ( Tahvil faizleri) Hem doların zayıflaması hem de sabit getirilerin düşmesi borsalar, para birimleri, altın başta olmak üzere her türlü finansal varlığı pozitif etkileyebilecek bir gelişme ve bu gelişmenin işaretlerini de aslında gördük ama dünkü FOMC toplantısında bahsettiğim muğlak noktalarda bir netleşme olmadı.


 Örneğin FED'in ortalama enflasyon kavramında ima ettiği süre nedir sorusunun cevabı halen net değil yine FED Başkanı Powell ortalama enflasyonun %2'nin biraz üzerinde seyretmesine müdahale etmeyeceğini ifade etti ama bu ifadedeki biraz kavramı hakkında bilgi vermedi. İfade ettiğim gibi FED'in ortalama enflasyon hedefi kararı sebebiyle birçok varlıkta belirgin fiyatlama ve dolarda zayıflama gördük fakat bu karar öncesi yaklaşık bir sene önce alınan ortalama enflasyon hedefine benzer simetrik enflasyon hedefi kararı sebebiyle zaten 2023'e kadar FED'ten bir faiz artırımı beklenmiyordu; şu an bu konuda bir değişiklik yok yani FED'in aldığı kararın realitede neyi değiştirdiği sorusuna cevap bulmak zor. Gelişmeler açısından bakılacak olursa örneğin beklentilerin aksine enflasyon çok kısa sürede örneğin %3'e çıkarsa FED ne yapar sorusu realiteye bir farklılık getirir ama bu yönde sorulan sorulara da Powell'dan tatmin edici bir cevap gelmedi. Özetle FED'in çok önemli ortalama enflasyon hedefi kararı üzerindeki muğlaklıklar devam ediyor ve bu kararın piyasalar üzerine muhtemel etkileri hakkında yatırımcılar henüz bir fikir edinemedi.

Tesla Hisseleri

 Tesla hisseleri halka arz edildiği günden beri en büyük günlük  düşüşünü yaşadı. Hisseler dün %21,06 değer kaybetti ve şirketin piyasa değeri 82 milyar dolar azaldı. Ağustos ayının 11'inde 274 dolar olan (Bölünme sonrası düzenlenmiş haliyle) Tesla hisseleri bölünme etkisi ve şirketin S&P 500 endeksine ekleneceği beklentisiyle bölünmenin sonlanacağı 31 Ağustos günü 498 doları gördü.

 Hisse senetlerinde bölünmelerin hisseleri olumlu etkilemesi geçmişte de sık sık karşılaştığımız bir şeydi ama bir hissenin 20 günde %80'nin üstünde prim yapması çok ayrı bir şey. Beklentinin sona ermesi ve sürpriz bir şekilde S&P kotasyon ekibinin Tesla'yı S&P 500 endeksine almaması sebebiyle Ağustos başından beri Tesla hisseleri ciddi satışlara maruz kalıyor. Bu yazı yazıldığında şirketin aylık değer kaybı ( 5 iş günü) %34 civarındaydı. 


Tesla hisseleri neden satılıyor



 Tesla hisselerindeki büyük satışın sebeplerini saymak gerekirse;


  • Şu an sadece Tesla değil, uzun zamandır piyasadan pozitif ayrışan bütün teknoloji hisseleri ( Apple, Google hisseleri(A,B,C) Facebook vs.) ciddi satışlara maruz kalıyor ve en fazla prim yapanlardan Tesla satışlarda da hisselere liderlik ediyor.
  • Daha önce hisselerin yükselişinde Tesla hisselerinin değer kaybedeceğine iddia girenlerin önemli katkısını açıklamaya çalışmıştım. Konu hakkında alttaki videoyu izleyebilirsiniz.



 Fazla teknik bulduysanız videoyu bahsedilen durumu şurada basitçe anlatmaya çalışmıştım.(Short squeeze nedir)


8 Eylül 2020 Salı

Coronavirüs Aşısının Ekonomik Etkileri

 Geçtiğimiz haftalarda koronavirüs aşısı bulduğunu iddia eden Rusya, geçen hafta da bu aşının antikor ürettiğini ( aşının Covid-19 için bağışıklık sağladığını) açıkladı. Rusya'nın aşı bulundu açıklaması finansal piyasalarda kar realizasyonu gerekçesi olmuşken son açıklama ise yatırımcılar tarafından pek  önemsenmedi.( Haberlerin sıralaması ayrıca ilgi çekici.)

 Piyasaların coronavirüs aşısı haberlerine hassasiyeti yüksek, bundan da ekonomik, siyasi kazanım elde etmek isteyenler oluyor.  Hatırlatmak gerekirse geçenlerde Trump da aylardır kullanılıyor olan Covid-19 geçirmiş kişilerin kan plazmalarını aktif hastalara nakil yöntemini yeniden keşfetmişti bu Trump'ın konu üzerindeki ilk keşfi değil, daha önce de Trump salgının başından beri yaygın olarak kullanılan hidrosikolorokin  yeni bir buluş gibi basınla paylaşmıştı. Trump sonuçta vücuda dezenfektan enjekte ederek Covid-19'u yenmeyi teklif etmiş bir isim ( Saygın kurumlar ciddi ciddi lütfen dezenfektan/çamaşır suyu içmeyin diye uyarı yaptılar.) ama etkin konumdaki insanların konuyu kişisel kazanımlar için suistimal etmesi gerçekleşebilecek gerçek olumlu gelişmelerin inandırıcılığını zayıflatıyor.


Coronavirüs aşısı sonrası ekonomiler düzelecek mi

  Şu an dünyanın birçok yerinde koronavirüs aşısı geliştirme çabaları var ve yatırımcıların koronavirüs aşısına yüklediği anlam son derece yüksek ama bulunabilecek aşılar arasında dağlar kadar fark var.

 İşin sağlık ile ilgili kısmını yazmak benim haddime değil ve hatalı bir ifade kullanmam durumunda işin ehli bir düzeltirse çok mutlu olurum ama ekonomik açıdan bakınca bulunabilecek koronavirüs aşıları çok farklı etkinliğe sahip olabilir ve ekonomilerin geleceğini de hakkında fikir yürütebilmek için bulunacak coronavirüs aşısının etkinliği hakkında fikir sahibi olmamız gerekiyor ki en azından ekonomi basını bize işin bu kısmından söz etmiyor.

 Günümüzde kızamık veya su çiçeği gibi hastalıklar geniş çaplı salgınlara sebebiyet veremiyor  çünkü bu hastalıklar için %100'e yakın etkinliğe sahip aşılar var ve yine toplumun çok büyük kısmı bu aşıları olduğu için bahsettiğim aşıların bağışıklık sağlamadığı insanlara bu hastalıkların bulaştırılması veya bu insanların bu hastalıkları başkalarına bulaştırması çok mümkün olmuyor.

coronavirüs aşısı


7 Eylül 2020 Pazartesi

Philips Eğrisi nedir

 Bu yazı biraz bilgilendirme biraz da güncel önemli bir gelişme ile alakalı. Daha önce FED'in yeni ortalama enflasyon hedefi kararı ile ilgili birkaç yazı yazmıştım çok kısaca özetlemek gerekirse FED artık ABD'de enflasyona karşı çok daha ılımlı olacak ki bu ekonomiler için büyük bir haber. Bununla beraber Powell'ın ifadelerinde yer alan bir diğer önemli mesaj ise şuydu; FED bundan sonra iş piyasasının gevşek olmasını (İşsizlik yüksek) deflasyonist olarak yorumlayacak iken iş piyasasının sıkı olması ileride enflasyonist risk olarak değerlendirilmeyecek veya daha az değerlendirilecek. Bu sadece Powell'ın açıklamalarında yer bulan bir konu değil; geçenlerde FED yöneticilerinden Clarida da aynı mesajı içeren bir açıklama yaptı.

  Piyasalardaki fiyat hareketlerini etkileyen en önemli veriler nedir sorusuna cevap versek bence listenin ilk üç sırasına istihdam verisini koymayacak çok fazla ekonomist yoktur ama FED'in yeni yaklaşımı istihdam verilerinin piyasalar üzerindeki etkinliğini azaltacak çıkarımı yapabiliriz. 


Philips Eğrisi nedir


 Philips Eğrisi, istihdam piyasası ile enflasyon arasında bağı açıklamaya çalışan bir eğridir. Konu hakkındaki çalışmanın sahibi olan William Philips'ten ismini alır. İşin teknik kısmını pek yazmayacağım ama en basit şekilde ifade etmek gerekirse Philips eğrisine göre; bir ekonomide işsizlik azaldıkça insanların alım gücü artar> İnsanların alım gücü arttıkça tüketme talepleri artar>Tüketim talebi arttıkça üretim artar ve daha çok insan istihdam edilir> İşsizlik azaldıkça iş gücü piyasası sıkılaşır ve işverenler için çalışan bulma zorlaşır bu da insanların daha yüksek maaş talep edebilmesine yol açar.>Maaşlar arttığı için enflasyon artar.
philips eğrisi nedir
Philips eğrisi nedir

4 Eylül 2020 Cuma

Reel efektif döviz kuru endeksi ne demektir

Reel efektif döviz kuru nedir


 Reel efektif döviz kuru Türk Lirasının değerini takip için başvurulabilecek en değerli verilerden biridir. Doların gerçek değeri için nasıl DXY takip edilirse Türk Lirasının reel değeri için reel efektif döviz kuru endeksi takip edilir. Reel efektif döviz kurunu Türk Lirası endeksi olarak kabul edebiliriz.

 Basitçe ifade etmek gerekirse reel efektif döviz kuru bize Türk Lirasının belli para birimlerine göre gerçek değerini ifade eder örnekle açıklamak gerekirse biz Türk Lirasının değerini ifade ederken genelde Türk Lirasının dolara karşı nominal değerini kıstas alıyoruz ama bu çok doğru bir değerlendirme değil çünkü belirttiğim gibi dolar da sabit bir değer değil. Mesela bu yazı yazılırken dolar endeksi 103'ün üzerindeydi ve son bir yılda dolar endeksindeki oynaklık %10 civarında. (94.6-103.8) Yani dolar mı değerleniyor yoksa TL mi değer kaybediyor sorusunun cevabı sürekli olarak değişir ki bu sadece bir döviz kuru ! Türk lirasının etkileşim halinde olduğu onlarca para birimi var.


3 Eylül 2020 Perşembe

ABD Emlak balonu

 Öncelikle bu yazıya uygun bir başlık bulmakta zorladım. ABD emlak krizi başlığı bile bence abartılı olmaz ama öte yandan bir kriz var da bu neden dillendirilmiyor sorusunun cevabı ben de yok o yüzden ABD emlak balonu tabirini tercih ettim.



 Geçenlerde Bloomberg'te FED'in 2020 yılında aldığı gayrimenkul varlığa dayalı tahvillerin (Mortgage Backed bonds) 900 milyar dolar civarında olduğu haberleştirildi ve FED'in son aylardaki varlığa dayalı tahvil alımı (Türkçe kısaltması VDMK) aynı hızda devam ederse yıl sonuna kadar FED'in bilançosuna eklediği VDMK miktarı 2008'deki seviyeyi geçecek.



 Öncelikle VDMK nedir sorusuna çok basit ve kısa bir cevap vermek gerekirse A Bankası'nın 100 birim konut kredisi kullandırmak için sermayesi olsun ve bu kredileri kullandırarak riskiyle beraber 20 birim karı olsun. A Bankası, bütün kredi kapasitesin kullandırdıktan sonra halen kredi satma potansiyelinin varlığını bilirse sattığı kredileri menkul bir varlığa çevirip (VDMK) satar, artan sermaye ile daha fazla kredi verip daha fazla kar eder. Daha da basitleştirmek gerekirse örneğin üsteki örnekteki A Bankası %20 kar edeceği kredileri VDMK yapıp %15 karla satar; Artan sermayesi ile yeniden %20 karla konut kredisi verir. Bankalar VDMK ile kredileri ve kredi risklerini satabilir ya da tam tersi senaryoda konut sektöründe sorunlar yaşanıyor ve insanlar kredilerini ödemiyor olsun. Bankalar bilançolarını düzeltmek için ellerindeki kredileri paketleyip elden çıkarıp bilançolarını temizlemeyi tercih edebilirler. 

 2008 Krizinde ABD'de yukarıda basitçe ifade etmeye çalıştığım süreç çok ağır şekilde suistimal edilmiş olup VDMK'lardan üretilmiş olan türev bir ürün olan CDO'lar (VDMK'ların birleşiminden üretilmiş ayrı bir enstrüman) bankaların bilançolarında kalmıştı. Yine basit bir örnek vermek gerekirse A Bankası'nın bilançosunda 100 birim CDO vardı ve banka halen iflas etmemiş görünüyordu ama realitede A Bankası'nın bilançosundaki CDO'ların piyasa değeri 10-20 birime düşmüştü ve banka realitede iflas etmişti. Fed bu aşamada devreye grip çöp olmuş CDO'ları alarak bankaların iflasını engellemişti.(Şurada daha ayrıntılı olarak konuyu yazmıştım : Toksik varlık nedir)

1 Eylül 2020 Salı

Euro neden güçleniyor

Ön not: Link verme ihtiyacı sebebiyle daha önce başka bir başlıkta paylaştığım makaleyi ayrı bir başlığa taşıdım.

Avro neden güçleniyor


 Geçtiğimiz Mart ayında küresel salgının beklendiği gibi kolay atlatılamayacağı netleşince ve bütün dünyada yükümlülüklerin genelde dolar cinsi olması sebebiyle büyük bir dolar rallisi görmüştük. Jerome Powell'ın başına geçişinden beri ekonomiyi yönlendirme becerisi zayıflayan FED başta biraz tökezlese de ( Faiz indirmeyeceğini ifade edip 1-2 haftada acil toplantılarla faizleri sıfırlama, borç içinde yüzen kişi/kurumlara daha çok kredi sunarak problem çözmeye çalışma vs.) sorunları çok iyi tespit edip hızla etkili önlemler aldı ( Swap hatları, Helikopter para vs.) ve önlemler başarılı oldu da diyebiliriz. Krizin başında uzun süre +100 seviyelerinde kalan dolar endeksi ekonomilerde iyileşmeye emareleri/risk iştahında artışa paralel gerilemişti ama son zamanlarda dolardaki gerilemeyi bu gerekçelere bağlamak zorlaşıyor. Dolar neden geriliyor sorusuna cevap vermek gerekirse;

  • ABD ile Çin arasında artan gerilim
  • ABD'nin küresel salgından emsali ülkelere göre çok daha büyük zarar görmesi
  Sebepleri sayılabilir ama en önemli sebep olarak ABD seçimleri ile ilgili belirsizlikleri ifade edebiliriz. Bu belirsizlik Kasım ayındaki seçimlere kadar devam edeceği için dolar baskı altında kalacak.