1 Eylül 2020 Salı

Euro neden güçleniyor

Ön not: Link verme ihtiyacı sebebiyle daha önce başka bir başlıkta paylaştığım makaleyi ayrı bir başlığa taşıdım.

Avro neden güçleniyor


 Geçtiğimiz Mart ayında küresel salgının beklendiği gibi kolay atlatılamayacağı netleşince ve bütün dünyada yükümlülüklerin genelde dolar cinsi olması sebebiyle büyük bir dolar rallisi görmüştük. Jerome Powell'ın başına geçişinden beri ekonomiyi yönlendirme becerisi zayıflayan FED başta biraz tökezlese de ( Faiz indirmeyeceğini ifade edip 1-2 haftada acil toplantılarla faizleri sıfırlama, borç içinde yüzen kişi/kurumlara daha çok kredi sunarak problem çözmeye çalışma vs.) sorunları çok iyi tespit edip hızla etkili önlemler aldı ( Swap hatları, Helikopter para vs.) ve önlemler başarılı oldu da diyebiliriz. Krizin başında uzun süre +100 seviyelerinde kalan dolar endeksi ekonomilerde iyileşmeye emareleri/risk iştahında artışa paralel gerilemişti ama son zamanlarda dolardaki gerilemeyi bu gerekçelere bağlamak zorlaşıyor. Dolar neden geriliyor sorusuna cevap vermek gerekirse;

  • ABD ile Çin arasında artan gerilim
  • ABD'nin küresel salgından emsali ülkelere göre çok daha büyük zarar görmesi
  Sebepleri sayılabilir ama en önemli sebep olarak ABD seçimleri ile ilgili belirsizlikleri ifade edebiliriz. Bu belirsizlik Kasım ayındaki seçimlere kadar devam edeceği için dolar baskı altında kalacak.


  Nordea dün doların avroya karşı %20 daha değer kaybedebileceğine dair bir rapor yayınladı (avro/dolar: 1.25) ve 2021 yılında ise paritenin bu seviyelere yakın kalabileceğini ifade etti. (avro/dolar: 1.26) Ben sadece bir örnek verdim ama benzer tahminlere bu günlerde rastlıyoruz.  Konuya girmeden şunu da ifade etmek gerekiyor; Türkiye'de sürekli olarak kutuplaşan toplumun herhalde ortak bir fikre sahip olduğu sayılı konudan biri Amerika antipatisi olabilir ama işin ekonomi kısmına gelince bu antipati çoğu zaman realist olmayan yorumları da beraberinde getiriyor, sadece halkta değil profesyonellerde bile terazinin bir tarafında Amerika veya amerikan varlıklarının olduğu değerlendirmelerde ABD tarafına hep daha ön yargılı yaklaşıldığını görüyoruz. İnsanları mutlu edecek bu bakış açısı realiteye çoğu zaman tam uymuyor. Bizdekine benzer bir durum bütün dünyada da mevcut, dolardaki belirgin bir gerileme olunca ABD'nin dünya ekonomisi üzerindeki veya doların dünya ticareti üzerindeki ağırlığın sorgulanmaya başlamasını doğru bulmuyorum bunu ifade edeyim ama dolarda uzun süreli bir gevşemenin de daha sesli değerlendirilmeye başladığını ifade etmek gerekiyor. Dolardaki zayıflama 2008 benzeri senaryoları da tekrardan gündeme getiriyor çünkü 2008'de dolar endeksi 90 seviyesinde tutunamayınca ancak yıllar sonra aynı seviyeye geri dönebilmişti ve bu süreç bütün dünyada yapısal sorunların biriktirildiği dönem olsa da herhalde yatırımcıların bu dönem kadar kazanca boğulduğu dönem modern tarihte pek olmamıştır.

Krizlerde dolar döngüsü


 İçinde bulunduğumuz süreci değerlendirirken öncelikle geçmişte gördüğümüze benzer bir süreçte olduğumuzu hatırlamak gerekiyor; geçmişte de bütün krizlerde krizin ilk aşamasında dolara hücum görmüştük (Riskten kaçış/yükümlülükler) fakat daha sonrasında ise dolarda bir gevşeme sürekli olarak gerçekleşmektedir çünkü doların değerini ölçerken baz aldığımız en önemli para birimi avrodur (Dolar endeksi sepetinde sepetin %57,6'sı avrodur) ve Avrupa'daki çok başlılık sebebiyle FED'in sorunlara müdahalesi hep daha hızlı olmuştur buna ilaveten bahsettiğimiz müdahalelerde her zaman gevşeme adımı olunca doğal olarak dolar avroya karşı krizlerin ilk dalgasından sonra genelde  baskı altında kalmıştır.



  Bundan sonra ne olur sorusuna ise cevap vermek daha zor çünkü görünüm bir taraftan 2008'deki gibi dolarda çok büyük bir gerilemeye işaret ediyor ama şartlar 2008'e pek benzemiyor. Geçmişten çıkarıp yapmak gerekirse şu an ABD'de yapısı gereği çok daha hızlı adımlar atmış olabilir öte yanda Avrupa ekonomisi senelerdir Amerika ekonomisine göre daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor tabii ki bu durum krizden sonra da devam edecek mi sorusunun cevabını bugünden tahmin etmek zor.

 Bir diğer önemli nokta şu; senelerdir doları zayıflatmak için çaba gösteren bir ABD yönetimi vardı hem FED'in hem de Abd hükumetinin bunu amaçladığını ifade edebiliriz ama dolar endeksinde yeniden 70'li rakamların ne Amerika ne de Avrupa taraflarını memnun edeceğini sanmıyorum.

 Bilindiği gibi son yıllarda dünya ekonomisinde yaşanan her soruna sunulan çözüm para basıp sorun öteleme oluyor ama klasik anlamda para basma(Varlık alımı) günümüzde istenen sonucu veremediği için artık helikopter para olarak ifade ettiğimiz yöntemlere daha sık başvuruluyor. Helikopter para (Helikopter para nedir) sorun çözme konusunda çok daha efektif ama sorun şu ki bu olayın sonucu da enflasyonda kıpırdanma oluyor ki son on yılda her soruna para basarak çözüm bulma rahatlığının en önemli sebebi enflasyonun uzun yıllardır ortada olmamasıdır.  Dolar değer kaybettikçe ABD'de enflasyon baskısı artabilir ve bu da faiz beklentilerini güçlendirmeye başlar ki mevcut konjonktür de FED faizin adını bile anmak istemiyor.

 Avrupa tarafına gelince ise ABD'de de uzun yıllardır enflasyon sorunu yaşanıyor olsa da Avrupa'da bu sorun çok daha sıkıntılı hatta Avrupa'da net şekilde deflasyon riskinden de söz edebiliriz ve güçlenen avro bu riski artırıyor/artıracak yani toparlamak gerekirse bir tarafta enflasyonun daha da artmasından rahatsız olabilecek noktaya gelmiş olan ABD diğer tarafta ise deflasyon riski ile burun buruna Avrupa varken euro/dolar paritesinin daha da kuvvetlenmesi iki tarafı da rahatsız eder ki zaten bunun işaretlerini de görüyoruz.

 Son günlerde dolar endeksi yükseliyor, ABD tahvil faizleri normale göre çok çok düşük seviyelerde olsa da yükseliyorlar, altın düşüyor yani dolara doğru bir hareketlilik var ki bu hareketliliğin arkasında FED var. Uzun zamandan beri en ufak bir şahin mesaj vermemeye çabalayan FED'ten gelen son açıklamalarda negatif nominal faiz ve getiri eğrisi kontrolü gibi  (Getiri eğrisi nedir) piyasalara, reel ekonomiye daha büyük destekler olarak yorumlanabilecek yöntemlerin kullanılması ihtimali zayıfladı ve bu durum da artık FED'in daha da gevşeme gerçekleştirmeyeceği çıkarımlarını beraberinde getirdi, son günlerde dolar geri dönüyor hikayesinin de asıl sebebi budur. Benim kişisel fikrim ABD seçimleri sonrası doların trendi hakkında daha net görüş sahibi olabiliriz ve enflasyon beklentileri dolar üzerinde daha fazla etkili olabilir.

Dolar yükselecek/düşecek senaryoları arasında gelişmekte olan ülke para birimleri



 Doların ne olacağı sorusu ile beraber artık sorulması gereken bir diğer önemli soru ise bunun Türk Lirası gibi gelişmekte olan ülke para birimlerine etkisinin ne olacağıdır. Yazının başında ifade ettiğim gibi 2008 koşullarından bahsediyorsak bunun en fazla yarayacağı varlıkların gelişmekte olan ülke varlıkları olması beklenebilir hatırlanacağı gibi 2011'den (Krizden net şekilde çıkış) 2018'e kadar (FED'in belirgin şekilde sıkılaşmaya başlaması) gelişmekte olan ülke varlıkları altın çağını yaşamıştı ama benzer koşulların konuşulduğu şartlarda gelişmekte olan ülke para birimleri bundan çok fayda görmediler; güçlenen dolar hikayesinde ise çok zarar görüyorlar.






  Bu durum sadece kısa vadeli bir sıkıntı da değil, hatırlarsanız son yıllarda 2008 tecrübesi sebebiyle krizi aşkla şevkle bekleyen bir gelişmekte olan ülkeler profili vardı. (Yorumlarda sık sık karşılaştığımız bir durum) ama şu ana kadarki gelişmeler bu türlü bir gelişmenin tekrarlanma ihtimalini sorgulatıyor.Yazı daha da uzun olmaması için bazı noktaları atladım, linkini vereceğim makaleyi daha önce okumadıysanız okumanızı tavsiye ederim. (Fed trilyonlarca dolar bastı, dolar neden düşmüyor)





Twitter: Yusuf Yüksel

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme