2 Kasım 2020 Pazartesi

Para nasıl basılır

 Bu yazı bir okurun talebi üzerine yazılmıştır.  Para basma kavramı 2008 sonrası çok daha fazla karşılaştığımız ve ekonomi analizlerinin ortasına yerleşen bir kavram ama aynı zamanda fazlasıyla yanlış anlaşılan ve günümüzde inanılmaz seviyede yanlış yorumlanan bir kavrama da dönüşmüş olabilir.


 2008'den beri merkez bankalarının giderek artan seviyede para basmasına şahit oluyoruz fakat yazılarımda sürekli olarak dile getirdiğim gibi merkez bankalarının para basma işlemi senelerdir istenen sonucu verememektedir ve bahsettiğim sınırlı etki de gün geçtikçe azalmaktadır çünkü parayı basma yetkisi merkez bankaları olsa da paranın ekonomilere girmesini sağlayan ana kanal bankalardır ve bankalar kredi vermek istemezse merkez bankalarının para basması bir anlamı olmamaktadır.


 Merkez bankaları ekonomilerde sorunlar yaşandıkça bunu para basarak ve böylece bankaların finansman sağlama imkanlarını kolaylaştırarak sorunları çözmek istiyor fakat bankalar ise doğal olarak maliyetleri azalsa bile bir kriz anında kredi saçmak istemiyorlar ve bu sebeple de merkez bankaların devasa desteklerinin ekonomilere dönüşü son derece kısıtlı oluyor. Rakamlarla ifade edeyim.


Para nasıl basılır


 Paranın ilk kaynağı merkez bankalarıdır. Merkez Bankası 100 birim parayı ipotekli olarak bankalar aracılığıyla piyasaya sürdüğünü düşünelim daha basit ifadesiyle merkez bankası bankalar arcılığı ile 100 birim değerinde piyasadan devlet tahvili gibi varlıkları alıp piyasaya 100 birim para sürer. Bahsettiğim paranın doğrudan vadeli mevduata gittiğini ve bahsettiğim vadede zorunlu karşılıkların %10 olduğunu varsayalım. Merkez bankasının 100 birim parasının 10 birimi zorunlu karşılık olarak merkez bankasına geri döndü ve 90 birim krediye dönüştü fakat bu kredi bir yerde de mevduat oldu/olacak yani kredi alan kişi/kurum bu para ile bir şeyler alacak ve bir şekilde bu para mevduata geri dönecek. Bu kredinin de tamamının bir mevduat hesabına girdiğini varsayalım ve bu durumda 9 birim para zorunlu karşılık olarak merkez bankasına dönecek ve 81 birim para kredi olarak verilebilecek ve bu döngü böylece devam edecek. Alttaki tabloda zorunlu karşılığın %10 olduğu senaryoda 100 birim paranın piyasada ne kadar kaydi paraya dönüşebileceğini basitçe ifade etmeye çalıştım. Tabloda da gördüğünüz gibi parayı ilk basan merkez bankası olsa da tabloda da gördüğünüz gibi basılan paranın asıl etkilerini ortaya çıkaran dinamik bankalardır. Bankalar basılan parayı krediye döndürmez ise merkez bankalarının müdahaleleri istenen sonucu vermez/veremez.


para basmak ne demek


 Görüldüğü gibi para basma işlemi iyi şartlar altında altın yumurtlayan tavuk gibi sürekli olarak ekonomiyi destekleyen bir dinamiğe dönüşebilir fakat bahsettiğim bu işlem ciddi riskleri barındırdığı için risklerin bedelini ödeyecek bir kurumun aracı olması sistemin sağlığı için önemli bir faktördür. Bu ilişkinin faydasını, zararını bir hatta birkaç yazıya sığdıramam o yüzden atlayacağım.


 Günümüze geri dönersek günümüzde merkez bankaları görev tanımlarının çok uzağında ve rahatsız edici bir motivasyonlar sürekli olarak var olan bütün sorunların çözüm mekanizması gibi bir role bürünüp sorunları daha da büyütüyorlar ya da farklı bir bakış açısı ile asıl sorumlular (Çoğunlukla politikacılar) sorumluluklarını yerine getirmediği için merkez bankaları durumdan görev çıkarıyorlar fakat terazinin bir tarafında yerel para cinsi zararının realitede hiç bir önemi olmayan merkez bankaları varken diğer tarafında ise yapılan her hatanın bedelini ödeyen bankalar var doğal olarak da merkez bankaların ilginç motivasyonu bankalarda bulunmuyor. Bahsettiğim bu çelişki sebebiyle son yıllarda merkez bankaları çok daha yoğun şekilde bankaları aradan çıkaran mekanizmalara başvuruyorlar ve buna devam etmek zorundalar. (Helikopter para nedir)


 Bir üst paragrafta açıklamaya çalışmıştım, merkez bankası 100 birim para basıyor ama bunun ekonomiye etkisi rakamsal olarak bunun kat kat fazlası oluyor ve bu etkide merkez bankası pasif fakat aynı merkez bankasının bahsettiğim paraya karşılık bulundurduğu varlıklar ise sistemin bir nevi güvencesidir yani bahsettiğim sürecin olumsuz etkileri ortaya çıkarsa (Enflasyon, aşırı borçluluk vs.) merkez bankası elindeki varlıklarla piyasadan paranın istediği kadar kısmını geri çekip sorunları çözebilmektedir ve bu süreçte merkez bankasının etkisi son derece güçlü olmaktadır fakat merkez bankası parayı bir karşılık (Yetmişlerdeki karşılıklı para muhabbetindeki karşılıktan söz etmiyorum.) olmadan piyasaya sürerse bu para üzerindeki etkisini de zayıflatmaktadır. Somut olarak ifade etmek gerekirse yukarıdaki tabloda merkez bankasının 100 birim parasının nasıl 1.000 birim kaydi paraya dönüştüğünü anlatmıştım ve bu paranın enflasyon sorununa sebebiyet verdiğini var sayalım; Merkez bankası piyasadan 10 birim para çekerek zaman içinde bunun kat kat fazlası kredilerin verilme ihtimalini ortadan kaldırabilmektedir. ( Ya da zorunlu karşılık kararlarıyla) fakat merkez bankasının elinde piyasadaki paranın karşılığı bir varlık yok ise doğal olarak merkez bankası bahsettiğim paranın olumsuz sonuçları için çok daha güçlü ve doğal olarak da acıtıcı kararlar almak zorunda kalabilir.


 Konunun bazı kısımlarını atladım çünkü bu konuda daha önce başka bir yazı yazmıştım, tekrara düşmek istemedim ama okumadıysanız bu yazıyı tamamlaması açısından şu makaleyi de okumanızı kesinlikle tavsiye ederim: (Merkez bankalarının bastığı paralar neden etkisiz kalıyor)





Twitter: Yusuf Yüksel

2 yorum: