6 Kasım 2020 Cuma

2020 Abd Seçimleri

 (06.11.20)


 2020 ABD seçimleri bugün net bir sonuca ulaşabilir. Bu yazı yazıldığında Biden'ın başkanlık seçimini kazanma ihtimali bayağı yükselmişti. Seçim sonuçlarının netleşmediği eyaletlerden Nevada'da sonuçların Trump lehine dönme ihtimali bayağı zayıftı ve Biden'ın Nevada'yı alması başkanlık için yetiyordu. Georgia'da mektup oyların sayımı ile Biden çok güçlü bir ivme ile farkı kapatıyordu ve bu yazı yazıldığında Biden Georgia'da öne geçti. Georgia'da açılan oyların kabaca %70'inin Biden'a yazıldığını hesaba katınca Biden'ın kalan yaklaşık 50 bin oyda önemli bir fark yakalaması ihtimali güçlü. Yine Pennsylvania'da sayılacak 200 bin oy var ve mektup oylarda çok çok güçlü bir demokrat ivmesi varken oylar arasındaki fark 20 binin altına düştü. Biden'ın iki eyaleti de alma ihtimali güçlü görünüyor. Bunun dışında North Carolina'da da mektup oylarda Biden fark kapatıyordu ama Biden'ın North Carolina'da da kazanması kolay görünmüyor.


abd seçimleri borsayı nasıl etkiler



2020 ABD seçimleri Türkiye'yi nasıl etkiler


 ABD seçimleri Türk varlıklarını olumlu etkilemiyor; dolar küresel olarak son zamanlardaki en düşük seviyelerine gerilerken Türkiye-Amerika ilişkilerinin kötüleşmesi tedirginliği TL üzerinde baskıya sebebiyet veriyor.


abd seçimlerinde dolar ne olur



 ABD'de hiçbir kişi/kurumun Türkiye tezlerine yaklaşımı Trump kadar olumlu değil diyebiliriz ve Trump'ın seçimleri büyük ihtimal kaybetmiş olması çözülmemiş birçok sorunun var olduğu Türkiye-Abd ilişkilerinde gerilim ihtimalini ortaya koyuyor. Dolar endeksi son bir aydaki dibine gerilerken TL dolara karşı tarihi düşük seviyesini test etti.


2020 Amerika seçimleri doları nasıl etkiler

4 Kasım 2020 Çarşamba

Reel efektif döviz kuru endeksi ne demektir

Reel efektif döviz kuru nedir


 Reel efektif döviz kuru Türk Lirasının değerini takip için başvurulabilecek en değerli verilerden biridir. Doların gerçek değeri için nasıl DXY takip edilirse Türk Lirasının reel değeri için reel efektif döviz kuru endeksi takip edilir. Reel efektif döviz kurunu Türk Lirası endeksi olarak kabul edebiliriz.

 Basitçe ifade etmek gerekirse reel efektif döviz kuru bize Türk Lirasının belli para birimlerine göre gerçek değerini ifade eder örnekle açıklamak gerekirse biz Türk Lirasının değerini ifade ederken genelde Türk Lirasının dolara karşı nominal değerini kıstas alıyoruz ama bu çok doğru bir değerlendirme değil çünkü belirttiğim gibi dolar da sabit bir değer değil. Mesela bu yazı yazılırken dolar endeksi 103'ün üzerindeydi ve son bir yılda dolar endeksindeki oynaklık %10 civarında. (94.6-103.8) Yani dolar mı değerleniyor yoksa TL mi değer kaybediyor sorusunun cevabı sürekli olarak değişir ki bu sadece bir döviz kuru ! Türk lirasının etkileşim halinde olduğu onlarca para birimi var.


2 Kasım 2020 Pazartesi

Para nasıl basılır

 Bu yazı bir okurun talebi üzerine yazılmıştır.  Para basma kavramı 2008 sonrası çok daha fazla karşılaştığımız ve ekonomi analizlerinin ortasına yerleşen bir kavram ama aynı zamanda fazlasıyla yanlış anlaşılan ve günümüzde inanılmaz seviyede yanlış yorumlanan bir kavrama da dönüşmüş olabilir.


 2008'den beri merkez bankalarının giderek artan seviyede para basmasına şahit oluyoruz fakat yazılarımda sürekli olarak dile getirdiğim gibi merkez bankalarının para basma işlemi senelerdir istenen sonucu verememektedir ve bahsettiğim sınırlı etki de gün geçtikçe azalmaktadır çünkü parayı basma yetkisi merkez bankaları olsa da paranın ekonomilere girmesini sağlayan ana kanal bankalardır ve bankalar kredi vermek istemezse merkez bankalarının para basması bir anlamı olmamaktadır.


 Merkez bankaları ekonomilerde sorunlar yaşandıkça bunu para basarak ve böylece bankaların finansman sağlama imkanlarını kolaylaştırarak sorunları çözmek istiyor fakat bankalar ise doğal olarak maliyetleri azalsa bile bir kriz anında kredi saçmak istemiyorlar ve bu sebeple de merkez bankaların devasa desteklerinin ekonomilere dönüşü son derece kısıtlı oluyor. Rakamlarla ifade edeyim.


Para nasıl basılır


 Paranın ilk kaynağı merkez bankalarıdır. Merkez Bankası 100 birim parayı ipotekli olarak bankalar aracılığıyla piyasaya sürdüğünü düşünelim daha basit ifadesiyle merkez bankası bankalar arcılığı ile 100 birim değerinde piyasadan devlet tahvili gibi varlıkları alıp piyasaya 100 birim para sürer. Bahsettiğim paranın doğrudan vadeli mevduata gittiğini ve bahsettiğim vadede zorunlu karşılıkların %10 olduğunu varsayalım. Merkez bankasının 100 birim parasının 10 birimi zorunlu karşılık olarak merkez bankasına geri döndü ve 90 birim krediye dönüştü fakat bu kredi bir yerde de mevduat oldu/olacak yani kredi alan kişi/kurum bu para ile bir şeyler alacak ve bir şekilde bu para mevduata geri dönecek. Bu kredinin de tamamının bir mevduat hesabına girdiğini varsayalım ve bu durumda 9 birim para zorunlu karşılık olarak merkez bankasına dönecek ve 81 birim para kredi olarak verilebilecek ve bu döngü böylece devam edecek. Alttaki tabloda zorunlu karşılığın %10 olduğu senaryoda 100 birim paranın piyasada ne kadar kaydi paraya dönüşebileceğini basitçe ifade etmeye çalıştım. Tabloda da gördüğünüz gibi parayı ilk basan merkez bankası olsa da tabloda da gördüğünüz gibi basılan paranın asıl etkilerini ortaya çıkaran dinamik bankalardır. Bankalar basılan parayı krediye döndürmez ise merkez bankalarının müdahaleleri istenen sonucu vermez/veremez.


para basmak ne demek


 Görüldüğü gibi para basma işlemi iyi şartlar altında altın yumurtlayan tavuk gibi sürekli olarak ekonomiyi destekleyen bir dinamiğe dönüşebilir fakat bahsettiğim bu işlem ciddi riskleri barındırdığı için risklerin bedelini ödeyecek bir kurumun aracı olması sistemin sağlığı için önemli bir faktördür. Bu ilişkinin faydasını, zararını bir hatta birkaç yazıya sığdıramam o yüzden atlayacağım.

29 Ekim 2020 Perşembe

Altın fiyatları ne olur

 ABD seçimlerine çok kısa bir süre kaldığı şu günlerde Amerika seçimleri sonrası altın fiyatları ne olur sorusu da sık sık sorulmakta. Anketler, bahisler, haberler Amerika seçimlerini Biden'ın kazanacağını gösteriyor. Öncelikle şunu hatırlatmak gerekiyor; dünyada seçim anketleri son yıllarda dikkat çekici başarısızlıklar sergilediler. Anketler; Brexit Referandumu, 2016 ABD Seçimleri gibi çok önemli olayların sonucunu bilmekte zayıf kalmıştı fakat ekleme de yapmak lazım bahsettiğim seçimlerde anketler yanılmış olsa da her iki oylamada da anketler ile sonuç arasındaki tutarsızlık hata payı ile açıklanabilecek seviyedeydi, 2020 Amerika seçimlerinde anketler Biden ile Trump arasında çok ciddi bir fark gösteriyor, anketlerin 1-2 puan yanılması ile 5-10 puan yanılmasını aynı kefeye koymak zor.


 Bu yazı ABD seçimleri yazısı değil fakat 2016 seçimlerinde demokratların (Özellikle siyahi Amerikalıların) çoğunluk olduğu bir çok bölgede seçime katılımın azalması sonuçlar üzerinde etkili olmuştu, seçime günler kala ABD'de kullanılan erken oylar ve mektup oyların sayısı 70 milyonu aştı ki bu rakam geçen seçimde kullanılan toplam oyun neredeyse yarısı ! ABD'de seçime katılım bu kadar yüksek iken Trump'ın azınlık oyla (Trump'ın çoğunluk oyu almasına neredeyse hiç ihtimal verilmiyor.) tekrar başkan olması son derece zor olacak. 2020 seçimlerinde Trump'ın kazanma şansı fazlasıyla küçümsenmiş diyebiliriz fakat Trump seçimi kazanırsa muhtemelen 2016'a göre çok daha kıl payı diyebileceğimiz bir zafer kazanacak. Ben altın fiyatlarını Biden politikaları üzerinden değerlendirdim fakat ifade ettiğim gibi daha düşük bir ihtimal olsa da  anketler yine ciddi şekilde yanılıyor olabilir.


Biden başkan olursa altın fiyatları ne olur


 Biden sonrası altın fiyatları ne olur sorusuna cevap vermeden önce her senaryoda altın fiyatları açısından olumlu olmayacak en önemli gelişme Covid-19 için bir aşı olabilir. Covid-19 aşılarının içinde bulunduğumuz dönemde hazır olması bekleniyordu ama beklentiler karşılık bulmadı, diğer taraftan muhtemel bir Covid-19 aşısının ortaya çıkması sonrası salgının gelişimi ve dolaylı olarak piyasalar ile alakalı çok sayıda senaryo olsa da (Covid-19 aşısının ekonomik etkileri) muhtemel bir aşının altın fiyatlarını olumsuz etkilemesi güçlü bir beklenti ama altın ve piyasalar için önemli soru daha sonra ne olacak sorusudur diyebiliriz.


 Altın daha yükselir mi


  Altın fiyatları daha yükselir mi sorusuna cevap verebilmek için öncelikle altın fiyatları neden yükselir sorusuna cevap vermek gerekiyor olabilir. Konu altın ise altın fiyatları neden yükselmiyor sorusu da önem arz ediyor.


  Son yıllarda altın fiyatları ile küresel likidite, merkez bankalarının bilançoları (Bastıkları para) arasında hatalı olduğunu iddia edebileceğim bir etkileşim sadece Türkiye'de değil, dünyada da genel kabul haline gelmiş durumda. Merkez bankaları para bastıkça altın yukarı gider inancı güçlü fakat altın fiyatlarının uzun süreli trendine bakınca altın fiyatları 2020 öncesi rekorunu 2011'de kırmış ki küresel likidite 2018'e kadar artmaya devam etti ! Basılan para 2018'de 2011'i katlamıştı... 2018'e bakıyoruz; altın fiyatları uzun süre sonra yeniden toparlanmaya başlamıştı ama aynı 2018 uzun yıllar sonra küresel likiditenin ilk defa azaldığı yıl olmuştu... Argümanları artırabilirim ama özetle basılan para ile altın fiyatları arasında genel kabulün aksine çok da güçlü bir bağdan söz etmek zor ve bu sebeple de dünyada para basılmaya devam ettikçe altın fiyatları yukarı gidecek fikrini yeniden değerlendirmek gerekiyor olabilir.


altın fiyatları ne olur 2020
FED bilançosu

20 Ekim 2020 Salı

Ekonomik krizler

  Bu yazıyı bu blogu ilk açtığım zamanlarda yazmıştım ve yazıyı yazığım günden beri de bu yazıyı sürekli olarak başka paylaşımlarda referans olarak kullanıyorum fakat yeni gelişmeler ve yazının güncelliğini fazlasıyla kaybetmesi sebebiyle yazıyı yeni baştan güncellemeye karar verdim.


Ekonomik Krizler


 Dünya ekonomisi zorlu bir dönem yaşıyor ve ekonomilerdeki sorunlar büyüyerek artıyor; büyük problemlerle birlikte sorunu çözme konumundaki sorumluların sorunları yok sayması ve çok daha büyük bedeller ödeme pahasına ötelemesi sebebiyle kapitalist sistemi de hiç azımsanmayacak sayıda insan sorguluyor ve kapitalizmin sonu mu geliyor sorusu geçmişe göre çok daha popüler... Bu yazı  dünyadaki sorunların nasıl kar topu gibi büyütüldüğü ile alakalı; Geçmişten günümüze ekonomik krizleri tek tek açıklamak son derece sıkıcı olur çünkü krizleri ateşleyen gerekçeler krizleri bir birinden farklı gösterse de büyük resimde olan şey sürekli olarak büyüyen bir problemle birlikte sorunu çözme konumundaki insanların ısrarla sorunları yok saymasıdır diyebiliriz. 

 Çok basitçe somutlaştırırsak kangren müdahalenin ötelenmesi durumunda çok daha büyük sorunlara sebebiyet verebilecek bir rahatsızlık ve bu rahatsızlığa maruz kalan insanın rahatsızlığı artmaması için önemli bir fedakarlık yapması gerekir ama insan doğası gereği gerekli olan tedavi kararı (Uzvun kesilmesi) hastaya bırakılmaz ki günümüzde merkez bankaların varlık sebebi de tam olarak budur; insanlar çoğu zaman çok daha büyük bedeller ödeme pahasına canlarını yakacak kararları almakta zorlanırlar. Merkez bankalarının varlık misyonu politikacıların veya toplumun ödemek istemediği ama ödenmesi gereken bedellere toplumun iyiliği için karar vermektir. Dünyada ne olmuştur diye sorulursa bundan 40 sene önce bir parmakta başlayan kangren ötelenmiş ve hastalık ele, kola derken bütün vücuda yayılmıştır. 

  Aslında dünyadaki ekonomik krizler için çok daha eski zamanlara da gidebilirdik ama seksenli yılları eşik kabul edebiliriz. Yetmişli yılların sonlarında Paul Volcker dünyadaki sorunları görmezden gelme eğiliminin çok uzağında biri olarak ekonomi ile ilgili dünyadaki en önemli mevkiye yükseldi, kendisi çok çok uzun yıllardır görmeye alışmış olduğumuzun aksine sorunları üzerine gitti, aldığı kararlarla dünya ekonomisinin birçok büyük sorununu çözdü ve ardından gelenlere büyük bir hata yapma lüksü bıraktı. Arkadan gelenler de sağ olsun gerekli olan bütün hataları yapıp kapitalizmin sınırlarını zorluyorlar ki en son sınıra çok da uzak olmayabiliriz.... Tabii ki çoktan aşmamışsak... Günümüze kadar taşınan sorunlarda Paul Volcker neden eşik kabul edilebilir sorusunu başka bir makaleye havale edip konuma geçiyorum. (Paul Volcker kimdir)


Not: Ekonomik krizleri ABD üzerinden açıklıyorum çünkü geçmişteki bütün ekonomik krizler ya ABD'de başlayıp dünyaya yayıldı ya da dünyada başlayıp ABD'e sıçrayınca küresel bir krize dönüştü. Yine geçmişteki bütün krizlerin çözümü için ilk adımı FED attı ve diğer merkez bankaları FED'i takip ederek sorunları çözdüler, ötelediler. 

 Ekonomik krizler neden çıkar ve merkez bankaları ekonomik krizlere nasıl müdahale eder soruları bir makaleye sığmayacak kadar uzun konular ama en basit şekilde ifade etmek gerekirse geçmişte yaşanan bütün ekonomik krizler her ne sebeple çıkmış olursa olsun arkadaki birçok önemli faktöre rağmen insanlar/kurumlar borçlarını ödeyemeyince kriz başlamıştır. Olayın diğer tarafına geçince ise merkez bankaları yapması gereken krizlerin sebeplerini tespit edip bu sorunları çözmeye çalışma veya çözecek kurumlara havale etme olmalıydı ama yine çok genellemeci bir bakış açısıyla gerçekleşen bu olmamıştır; merkez bankaları sınırın sonuna gelene kadar her krize finansal şartları daha da fazla gevşeterek müdahale etmiştir. Daha somut ifade etmek gerekirse borç sürekli olarak borçla çevrilmiş; sorunlar daha fazla büyütülerek ötelenmiştir. Rakamlarla ifade etmek gerekirse;


1990'da Saddam'ın Kuveyt işgali ABD'de resesyona sebebiyet verdi, resesyon Öncesi FED'in efektif faiz oranı %9,85'e kadar yükselmişti (Bir önceki dip sonrası en yüksek seviye.) kriz ve sonrasında ise bu oran %2.92'e kadar geriledi.

Bu dönemde borçlar ne durumda sorusuna cevap vermek gerekirse ABD'de kamu+hane hakı+ finansal kesim borcunun milli hasılaya oranı kriz öncesi %156,5'miş.

 Yani 1990 resesyonu öncesi ABD ekonomisi FED'in faizlerini %10'lara bile yaklaştırmasına bile izin verebilecek durumda iken ekonominin kendini toparlaması için FED'in faizleri efektif olarak %2,92'e kadar düşürmesi gerekmiş.

ekonomik krizlerin nedenleri
FED'in efektif faiz oranları


19 Ekim 2020 Pazartesi

CDS nedir

  CDS son zamanlarda piyasaları takip eden herkesin daha yakından takip etmeye başladığı bir veri oldu ve doğal olarak CDS hakkında hatalı bilgiler de artmaya başladı. CDS bir ülkeye dair risk algısını ifade eden en güncel verilerden biridir ve Türkiye'nin CDS primi emsali ülkelere göre son derece yüksektir fakat son zamanlarda Türkiye'nin CDS primi ile alakalı son derece tuhaf yorumlara şahitlik ediyoruz. Türkiye'nin CDS primi emsallerine göre son derece yüksektir ama Türkiye, dünyada CDS primi en yüksek ülke yada en yüksek birkaç ülkeden biri değildir. Buraya geri geleceğim ama öncelikle CDS nedir sorusu için hatırlatma yapmakta fayda var.


CDS nedir


 CDS (Credit Default Swap) Türkçe kredi temerrüt takası olarak çevrilen bir terim. CDS, bir yükümlünün yükümlülüğünü yerine getirememesi durumunda alacaklının hakkını tanzim etmek için var olan bir varlık türüdür yani daha basitçe ifade etmek gerekirse bir nevi sigorta sözleşmesidir. Örneğin bir tahvile yatırım yapan bir yatırımcı bu tahvilin temerrüte düşmesi hatta tamamen iflas etme riskini de almış olur; CDS, bu riski ortadan kaldıran bir varlık türüdür; CDS primi ise bu sigorta işleminin maliyetini ifade eder. Bu yazı yazıldığında Türkiye'nin CDS primi 520 puandı yani Türkiye'nin 5 yıllık tahvilini sigortalamak isteyen bir yatırımcı sigortaladığı meblağın %5.2 kadar bir prim ödeyerek alacağını sigortalayabilmektedir. Ekleme yapayım CDS primi vadelere göre değişir ama ülkelerin CDS priminden söz edilirken yaygın olarak 5 yıllık tahvillerin CDS primi kıyaslamalarda kullanılır.


CDS primi nasıl yorumlanır


 İfade ettiğim gibi CDS primi ülkeye dair risk algısını ifade eder.Risk algısı da her türlü varlık fiyatı üzerinde etkilidir. Risk primi arttıkça insanların varlıklardan beklendiği getiri artmaktadır yani örneğin Türkiye'nin risk primi artıyorsa insanlar tahvillerin veya borsanın daha fazla getiri sunmasını ister fakat tahvil faizlerinin artması çoğu zaman problemleri artıran bir dinamiktir ve CDS primini artırır. Fazlaca ayrıntıya girip yazıyı gereksiz uzatmak istemiyorum ama CDS primi arttıkça ülkede işlerin kötü gitmesi, ülkede işler kötü gittikçe CDS priminin artması ekonomilerde sık sık görülen bir durumdur. 


 Öte yandan son zamanlarda Türkiye'nin CDS primi ile Türk varlıkları arasında orantısal ilişki bekleyen yorumlar da görüyorum ki bu yanlıştır yani CDS'in belli bir seviyesinde Türk lirası veya borsanın seviyesini alıp CDS'teki değişime göre orantısal bir değişim beklemek hatalıdır. Ülkelerin cds puanlarında eğilim/trend genelde ülke varlıklarıyla etkileşim halindedir yani çoğu zaman CDS yükselirse borsalar düşer, yerel para birimi zayıflar ama bu orantısal olmaz. Öte yandan CDS de günün sonunda alınıp satılan bir varlıktır ve üst bir değerlendirmenin sonucu değil, piyasanın arz-talep dengesinin sonucudur bu sebeple ülke varlıkları ile ülkelerin cds puanları her zaman aynı yönlü hareket etmez.


Ülkelerin CDS puanları risk kıyaslamasında kullanılabilir mi

16 Ekim 2020 Cuma

Dijital para nedir

  Dijital paralar günümüzde en fazla dikkat çeken konulardan biridir diyebilirim. Son zamanlarda bütün merkez bankalarının yeni dijital paralarını tanıtmak/geliştirmek için sıraya girdiğini görüyoruz. Merkez Bankalarının bize yenilik olarak sunduğu dijital paralar ne kadar büyük yenilik ve merkez bankalarının veya daha büyük çerçevede ekonomi yönetimlerinin dijital paralara yaklaşımındaki akıl almaz saflık bunun gerçekten bir saflık mı olduğu sorusunu insanın aklına sokuyor. Merkez bankalarının dijital para projelerini pazarlarken ifade ettiği amaçlar ile gerçek amaç arasında inanılmaz büyük farklar olabileceğine inanıyorum.

 

 Öncelikle en baştan başlarsak dijital paralar son zamanlarda büyük bir yenilik olarak sunuluyor olsa da kredi kartları sayesinde elektronik/dijital paralar çok uzun yıllardan beri hayatımızın içinde, son yıllarda Bitcoin başta olmak üzere kripto paraların hayatımıza girmesi ile dijital paralara bakış çok ciddi şekilde değişikliğe uğradı fakat şunu da ifade edebilirim; merkez bankalarının dijital paraları ile kripto paralar aynı şeyler olduğu tartışılır ve bazı açılardan bir birlerine en uzak varlıklar bile diyebilirim.


Dijital paralar bize ne sunacak


 Ben kripto paraların ''Yeni dünya düzeni'' veya ''Yeni dünya para birimi'' olduklarına dair bir işaret görmüyorum; açıkçası Şant Manukyan gibi Türkiye'de hem ekonomiden hem de kripto paralardan çok iyi anlayan bir ekonomistin de dediği gibi: '' Kripto paradan anlayan insanlar ekonomiden pek anlamıyorlar, ekonomiden anlayan insanlar ise kripto paraları pek anlayamıyorlar.'' İşin ekonomi kısmına hakim olanlara kripto paraların devrim yapması pek makul gelmiyor çünkü kripto paralar bize 50 sene önce aşılmış hataları yenilik olarak sunuyor, insanlığın binlerce yıllık birikiminden yola çıkarak varlığına inandığımız bir paranın sahip olması gereklilikleri yok sayıyor ve yeni dünya para birimi gibi şeylerden bahsediyor. Ben buna biraz bile inanamıyorum. Bahsettiğim şeyi daha çok iktisadı yok sayan ama kripto paralara hakim insanlar yapıyor.


  Diğer tarafta da kripto paralara halen fişi çekilince ortadan kalkacak bir meta muamelesi yapan ekonomistler var ki bu da çok yanlış. Kripto paralar halen istikrar sağlamış varlıklar değil belki isimleri değişecek, teknolojileri değişecek ama hayatımızda var olacaklar hatta bu varlık yavaş yavaş hayatın her alanında güçlenecek.

15 Ekim 2020 Perşembe

Dolar tekrar 1,5 lira olur mu

  Türkiye'de insanların ekonomi algısı döviz kurları ile özellikle de dolar/TL kuru ile son derece güçlü etkileşim halindedir. Dün sosyal medyada ilgiyle takip ettiğim bir konu vardı, insanlar dolar kurunun yeniden 1,5 TL'e nasıl dönebileceğini tartışıyordu ama tartışılan şey dolar kuru değil, Türkiye'nin nasıl yeniden ekonomik olarak rahat bir döneme gireceğiydi yani insanlar dolar kurunun iyileşmesi ile refah arasında çok ciddi bir bağ kuruyorlar fakat gerçekte bu böyle değil. Neden 1,5 TL sorusuna cevap vermek gerekirse Türk halkı ekonomik olarak kendini mutlu hissettiği dönemlerde dolar kuru çok uzun süre 1,5 lira civarlarında kalmıştı. Soruyu düzelteyim; rakamlara takılmadan Türkiye'de ekonomik durum iyileşirse beklenmesi gereken veya optimum faydayı sağlayacak olan gelişme Türk Lirasının sürekli olarak değerlenmesi midir? Kişisel fikrim bu sorunun cevabı da hayırdır.


dolar 1,5 tl



 Bu olayın bir para politikası kısmı var: Ali ağaoğlu'nun (ekonomist olan) bu konuda şöyle bir açıklaması var ki ben de katılıyorum; cümle tam olarak böyle miydi bilemiyorum ama kendisi: ''Bana yeni bir pasaport ve hayatımı idame ettirecek para verin dolar kurunu birkaç ayda 1 liraya indireyim gibi bir cümle kurmuştu.'' Daha net ifade edeyim; Türkiye'de dolar kuru tabii ki hızla düşürülebilir ama bunun bedeli önemlidir; yarın Merkez Bankası piyasadaki TL likiditesini boğup 10 doları 1 TL'e de eşitler ama bunun bedeli olarak Türkiye ekonomisi akıl almaz bir daralma yaşarsa bunun ekonomik olarak bir faydasından söz edemeyiz. Ben en uç noktayı ifade ettim, daha uygun şartlarda para politikası yapıcılarının Türk Lirasını değerlendirmek için Türk Lirası likiditesini olması gereken seviyenin altında tutmadığı müddetçe Türk lirasının güçlenebilmesi için ülkemizde katma değerin artması veya daha fazla üretim gerçekleştirmemiz gerekir.